izmir escort escort izmir porno porno izle
Allah'ın iman etmeyenlere soruları - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Standart Allah'ın iman etmeyenlere soruları #1
Üyelik Tarihi: 27 Ağustos 2012
Mesajlar: 5.883
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
22 Eylül 2012 , 17:35
Alıntı ile Cevapla
ALLAH'IN İMAN ETMEYENLERE SORULARI

İnsan 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor? Kendisi akıtılan meniden bir damla su değil miydi? Sonra bir alak (embriyo) oldu derken (Allah onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.' Böylece ondan erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı. (Öyleyse Allah) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir? (Kıyamet Suresi 36-40)

Nasıl oluyor da Allah'ı inkâr ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek yine diriltecektir ve sonra O'na döndürüleceksiniz. (Bakara Suresi 28)

(Peki) Onlar Allah'ın gizli tuttuklarını da açığa vurduklarını da bildiğini bilmiyorlar mı? (Bakara Suresi 77)

Dediler ki: "Sayılı günlerin dışında ateş asla bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?" (Bakara Suresi 80)

Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse onlar: "Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi 170)

Peki onlar Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülmektedirler. (Al-i İmran Suresi 83)

Eğer O rızkını tutsa (vermese) rızkınızı verecek olan kimmiş? Hayır; onlar bir azgınlık ve nefret içinde inatla direniyorlar. (Mülk Suresi 21)

Allah'a ve ahiret gününe inanarak Allah'ın kendilerine verdiği rızıktan infak etselerdi aleyhlerine mi olurdu? Allah onları iyi bilendir. (Nisa Suresi 39)

Yoksa onların mülk'ten bir payları mı var? Eğer öyle olsaydı insanlara 'çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu' bile vermezlerdi. (Nisa Suresi 53)

Yoksa kötülükleri yapanlar bizi (aşıp) geçeceklerini mi sandılar? Ne kötü hükmediyorlar? (Ankebut Suresi 4)

Onlar hâlâ Kur'an'ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasının katından olsaydı kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler ihtilaflar) bulacaklardı. (Nisa Suresi 82)

Onlar mü'minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz 'bütün kuvvet ve onur' Allah'ındır. (Nisa Suresi 139)

Kendilerinden önce nice nesilleri yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Biz sizi yerleşik kılmadığımız bir biçimde onları yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle) yerleşik kıldık; gökten üzerlerine sağanak (bol yağmurlar) yağdırdık nehirleri de altlarından akar yaptık. Ama günahları nedeniyle biz onları yıkıma uğrattık ve arkalarından başka nesiller (inşa edip) var ettik. (En'am Suresi 6)

De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer size Allah'ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa Allah'tan başkasını mı çağıracaksınız? Eğer doğru sözlüler iseniz (çağırın bakalım.)" (En'am Suresi 40)

De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan ilk kez yaratacak sonra onu iade edecek olan var mı?" De ki: "Allah yaratmayı (ilkin) başlatır sonra onu iade eder. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?" (Yunus Suresi 34)

De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse onları size Allah'tan başka getirebilecek ilah kimdir?" Bak biz nasıl ayetleri 'çeşitli biçimlerde açıklıyoruz da' sonra onlar (yine) sırt çevirip-engelliyorlar? (En'am Suresi 46)

Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin biz de şüphesiz beklemekteyiz." (En'am Suresi 158)


Onlar göklerin ve yerin 'bağımlı olduğu egemenliğe ve sünnete' (melekût) Allah'ın yarattığı şeylere ve ihtimal (verip) ecellerinin pek yaklaştığına bakmıyorlar mı? Bundan sonra onlar artık hangi söze inanacaklar? (A'raf Suresi 185)

Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız. (İsra Suresi 68)

De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız? (Yunus Suresi 31)

(Küfre sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Nahl Suresi 33)

Şimdi bunlar kendilerine Allah'ın azabından kapsamlı bir bürümenin gelivermesinden veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular? (Yusuf Suresi 107)

Veya sizi bir kere daha ona (denize) gönderip üzerinize kırıp geçiren bir fırtına salarak nankörlük etmeniz nedeniyle sizi batırmasına karşı emin misiniz? Sonra onun öcünü Bize karşı alacak (kimseyi de) bulamazsınız. (İsra Suresi 69)

De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." De ki: "Öyleyse O'nu bırakıp kendilerine bile yarar da zarar da sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler mi (tanrılar) edindiniz?" De ki: "Hiç görmeyen (a'ma) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?" Yoksa Allah'a O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah her şeyin yaratıcısıdır ve O tektir kahredici olandır." (Ra'd Suresi 16)

Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler' Allah'ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler? (Nahl Suresi 45)

Onlar sanıyorlar mı ki kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz)? Hayır onlar şuurunda değiller. (Mü'minun Suresi 55-56)

Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi 99)

Dediler ki: "Ona Rabbinden ayetler (birtakım mucizeler) indirilmeli değil miydi?" De ki: "Ayetler yalnızca Allah'ın katındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım." Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Ankebut Suresi 50-51)

Onlar yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi yoksa onlara geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (Mü'minun Suresi 68)

De ki: "Gördünüz mü söyleyin; Allah kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah'ın dışında size aydınlık verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?" (Kasas Suresi 71)

De ki: "Gördünüz mü söyleyin Allah kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah'ın dışında size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz? (Kasas Suresi 72)

Şimdi siz içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? (Vakıa Suresi 68-70)

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler toprağı alt-üst etmişler (ekmişler madenler sular arayıp çıkarmışlar) ve onu kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Rum Suresi 9)

Dedi ki: "Hamd Allah'ındır ve selam O'nun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?" (Neml Suresi 59)

İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz bizi çıkar yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada) öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi 37)

Ey insanlar Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah'ın dışında bir başka yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz? (Fatır Suresi 3)

İnsan bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o apaçık bir düşman kesilmiştir. (Yasin Suresi 77)

Gökleri ve yeri yaratan onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O yaratandır bilendir. (Yasin Suresi 81)
Yoksa onlar hiç bir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar kesin bir bilgiyle inanmıyorlar. (Tur Suresi 35-36)

Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? Onu sizler mi yaratıyorsunuz yoksa yaratıcı Biz miyiz? (Vakıa Suresi 58-59)

Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altındalar? Yoksa gayb (bilgisi) onların katında mıdır böylece yazıp-duruyorlar? Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat (asıl) 'o inkâr edenler hileli-düzene düşecek olanlardır. Yoksa onların Allah'ın dışında başka bir ilahları mı var? Allah onların şirk koştuklarından yücedir. (Tur Suresi 40-43)

Sizleri Biz yarattık yine de tasdik etmeyecek misiniz? (Vakıa Suresi 57)

Andolsun ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi? (Vakıa Suresi 62)

Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız. (Vakıa Suresi 63-65)

Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü? Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız) yoksa onu inşa eden Biz miyiz? (Vakıa Suresi 71-72)

O hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? O: "Yığınla mal tüketip-yok ettim" diyor. Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor? Biz ona iki göz vermedik mi? Bir dil ve iki dudak? (Beled Suresi 5-9)

Öyleyse müslümanları suçlu-günahkar olanlar gibi (eşit) kılar mıyız? Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var? İçinde neyi seçip-beğenirseniz mutlaka sizin olacak diye. Yoksa sizin için üzerimizde kıyamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o mutlaka sizin kalacak diye. Onlara sor: "Hangisi bunun savunuculuğunu yapacak? Yoksa onların ortakları mı var? Şu halde eğer doğru sözlü kimselerse ortaklarını getirsinler. (Kalem Suresi 35-41)

Eğer O rızkını tutsa (vermese) rızkınızı verecek olan kimmiş? Hayır; onlar bir azgınlık ve nefret içinde inatla direniyorlar. (Mülk Suresi 21)

Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı güneşi ve ayı kim emre amade kıldı?" diye soracak olursan şüphesiz: "Allah" diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar? (Ankebut Suresi 61)

Size ne oluyor ki Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah her birine en güzel olanı va'detmiştir. Allah yaptıklarınızdan hâberdardır. (Hadid Suresi 10)

İnsan önceden hiç bir şey değilken gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? (Meryem Suresi 67)

De ki: "Haber verin; eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir? (Mülk Suresi 30)
Bizim ayetlerimiz konusunda çarpıtma yapanlar Bize gizli kalmazlar. Öyleyse ateşin içine bırakılan mı daha hayırlıdır yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Siz dilediğinizi yapın. Çünkü O yaptıklarınızı gerçekten görendir. (Fussilet Suresi 40)

De ki: "Gördünüz mü haber verin; eğer o (Kur'an) Allah katından ise sonra siz onu inkâr etmişseniz (bu durumda) uzak bir ayrılık içinde olandan daha sapık kimdir?" (Fussilet Suresi 52)

Andolsun Biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? Şu halde Benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış? Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi 15-17)

Andolsun Biz sizin benzerlerinizi yıkıma uğrattık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi 51)
Şu halde yüzükoyun sürünerek yürüyen mi daha çok hidayete erer yoksa dosdoğru yol üzerinde dümdüz yürümekte olan mı? (Mülk Suresi 22)

Onlar göklerin ve yerin 'bağımlı olduğu egemenliğe ve sünnete' (melekût) Allah'ın yarattığı şeylere ve ihtimal (verip) ecellerinin pek yaklaştığına bakmıyorlar mı? Bundan sonra onlar artık hangi söze inanacaklar? (A'raf Suresi 185)

İşte bunlar Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler? (Casiye Suresi 6)

Ve dediler ki: "Bu Kur'an iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?" Senin Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında maişetlerini aralarında biz paylaştırdık ve onlardan bir bölümü (diğer) bir bölümünü 'teshir etmesi için bir bölümünü bir bölümü üzerinde derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti; toplayıp-yığdıklarından daha hayırlıdır. (Zuhruf Suresi 31-32)
__________________
Uçmayı öğrenmeden
Göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.

Standart Sayfayı Güncelle Allah’ın sıfatlarının her şeyi kapsadığını nasıl anlayabiliriz? #2
Üyelik Tarihi: 27 Ağustos 2012
Mesajlar: 5.883
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
22 Eylül 2012 , 17:38
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Allah’ın sıfatlarının her şeyi kapsadığını nasıl anlayabiliriz?

Ezelî ve ebedî olan Allah olmuş ve olacak her şeyi evveli ve âhiriyle bilir. Allah güneş yapmayı Ay yapmayı bilir. Melek yapmayı cin yapmayı bilir. Toprak yapmayı su yapmayı bilir. İnsan yapmayı hayvan yapmayı bilir.

****


Allah’ın bütün sıfatları mutlak sonsuz ve muhittir.
Mutlak o sıfatları bir başka sıfatın engellemesinin düşünülemeyeceği meselâ Onun kudretinin faaliyetini bir başka kudretin engelleyemeyeceği anlamına gelir. Sonsuz ise o sıfatlar faaliyet göstermekle onlarda bir eksilme olmayacağı manasınadır. Ne kadar çok eşya yaratırsa yaratsın kudreti yine sonsuzdur.


Muhit ise İlâhî sıfatların bütün eşyayı ihata ettiğini kapladığını kapsadığını ifade eder. Elbette sonsuz kudret bütün eşyada iş görmekle onları ihata etmiştir ve bütün bu işler bir ilimle icra edildiğinden ilim sıfatı da o eşyayı tasarruf yönüyle kaplamıştır. Yine bütün bu faaliyetler ancak Allah’ın dilemesiyle olacağında irade sıfatı da yine bütün eşyayı ihata etmiş bulunuyor.

Allah’ın bütün sıfatları bütün eşyayı ihata etmiş yani tasarruf bakımından hepsini kaplamış hepsini kapsamıştır.

Açıklamalarımızı bu sıfatlardan birisi olan ilim sıfatı üzerinden yapalım: İlim Allah’ın yedi sıfatından biri. Biz bu kutsî sıfatları sayarken hayattan hemen sonra ilmi yâd ederiz. Varlık âleminde tecelli eden hikmet inayet rahmet hep İlâhî ilimden haber verirler.

Ezelî ve ebedî olan Allah olmuş ve olacak her şeyi evveli ve âhiriyle bilir. Allah güneş yapmayı Ay yapmayı bilir. Melek yapmayı cin yapmayı bilir. Toprak yapmayı su yapmayı bilir. İnsan yapmayı hayvan yapmayı bilir. Daha sayamayacağımız ve bilemeyeceğimiz nice eşyayı var etmeyi bilir. Onun bir mahlûku yaratmasında ezelî ilimle sonsuz kudret küllî irade ve diğer ilâhî sıfatlar birlikte iş görürler.

Allah’ın kutsî sıfatları mahlûkatın sıfatlarına benzemez. Her şeyin zâtını da o var ediyor sıfatlarını da. İnsanın ruhu mahlûk olduğu gibi o ruhun bir sıfatı olan ilmi de mahlûk. Mahlûk olan bu sınırlı ilimle o ilmi yaratanın ezelî ve sonsuz ilmini kemâliyle anlamak elbette mümkün olmaz. Bizdeki ilim öğrenmeye dayanır müşahedeye dayanır deneye tecrübeye dayanır. Hepsi sonradan kazanılır. Ezelî ilim için bunların hiçbiri söz konusu değildir.

Semâsında erişilmeyecek kadar geniş ve atomunda ulaşılmayacak kadar derin ilim ve hikmet cilveleri taşıyan bu kâinat kitabını okumak için insanoğlu çok kafa yormuş. Bütün âlemlerin ilimle âdetâ kaynaştığını hayretle görmüş ve bu kitabın ince esrarına vâkıf olmak için nice tezler sunmuş nice eserler telif etmiş.

Bir kitabın harfleri ve kelimeleri gibi bu kâinat kitabındaki varlıklar da kendilerindeki sonsuz ilim tecellilerinden habersiz olarak vazifelerini sürdürürler.

Saçlar bilmezler kimin başında bulunduklarını; ağaçlar da dağı tanımazlar. Yıldızlar semâdan balıklar da deryadan habersizdirler. Demek ki her şey bir bilenen ilmiyle iş görürler ve bütün ihtiyaçları o Âlimin ilim ve hikmetiyle karşılanır.


Kur’an-ı Kerim bu hakikati şöyle ders verir: “Yaratan bilmez olur mu? O Lâtif ve Habîr’dir (her şeyden haberdardır).” (Mülk Suresi 14)



Zaman nehrinde akan her şey

Onun ilmi ve kudretiyle bu seyahatini sürdürmektedir.

Samanyolu da Onundur yıldızlar da.

Nehirler de Onundur balıklar da.
Kan ordusu da Onundur; al ve akyuvarlar da.

Maddî kalbin bu iki ordusu mânevî kalpteki ilham ve vesveseden haber verirler.
Hâtıraların da kızılı ve akı vardır. Ve hiçbiri Ondan saklı değildir.
__________________
Uçmayı öğrenmeden
Göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)