izmir escort escort izmir porno porno izle
Allah’tan Korkmanın Mükafatı - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Dua Edenin "Rabbim" Demesi #1
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
20 Mart 2012 , 01:03
Alıntı ile Cevapla
Dua Edenin "Rabbim" Demesi

Birisi her gece kalkıp Allah'ı anıyor, O'na dua ediyordu.

Şeytan ona dedi:

- Ey devamlı Allah'ı anan kişi! Bütün gece Allah deyip çağırmana, yakarman karşılık seni buyur eden var mı ki?

Sana bir tek cevap bile gelmedi, daha ne zamana kadar böyle yakarıp dua edeceksin?

Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve hüzün içinde uyudu.

Rüyasında ona şöyle dendi:

- Kendine gel uyan! Niye duayı, zikri bıraktın? Neden usandın?

Adam:

- Buyur diye bir cevap gelmiyor ki... Artık kapıdan kovulmaktan korkuyorum, dedi.

Bunun üzerine dendi ki ona:

- Senin Allah demen, O'nun buyur demesi sayesindedir. Senin yalvarışın, Allah'ın senin ruhuna haber uçurmasındandır.

Senin çabaların, çareler araman, Allah'ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir.

Senin korkun, sevgin, ümidin, Allah'ın lütuf kemendidir. Senin her Yarabbi demenin altında, Allah'ın buyur demesi vardır..

Gafilin, cahilin gönlü bu duadan uzaktır. Çünkü Yarabbi demeye izin yok ona. Ağzında da kilit var onun, dilinde de...

Zarara uğradığı zaman, ağlayıp sızlamasın diye Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermedi. Artık anla ki, Allah'a dua etmeni,

O'nu çağırmanı sağlayan dert, Dünya saltanatından daha iyidir. Dertsiz dua soğuktur. Dertliyken yapılan dua ise gönülden kopar...
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Nefsi Küçük Görmek Allah’a Yakın Olmak Allah’a Yaklaşmak #2
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
10 Mayıs 2012 , 20:57
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Nefsi Küçük Görmek Allah’a Yakın Olmak Allah’a Yaklaşmak
İbadetlerden yaralanmanın en birinci yolu nefsi küçük görmektir

Allah (cc) karşısında bir kul istemektedir Kul köle demektir Şimdi kölelik kalktığı için insanlar kendilerini bir kölenin yerine koyamıyorlar Onun için biraz kölenin durumundan söz etmek gerekir: Köle savaşta canı karşılığında esir edilen kişi demektir Alınır satılır Hiçbir hakkı yoktur Sahibi istediği gibi çalıştırır Önüne istediği yemeği koyar İstediği giysiyi ona giydirir Köle mahkemeye başvuramaz Şikâyet hakkı yoktur Kısacası kölelik çok kötü bir durumdur İnsanlık dışıdır İşte Allah (cc) bizleri karşısında hususiyle ibadetlerde böyle istiyor (Kuşkusuz İslam hukukunda kölelere bazı haklar verilmiştir Avrupa’da köleler hayvanlardan da aşağı bir hayat yaşamışlardır Ama bu konumuz dışıdır)

İnsan ya Allah’a (cc) kul olacak ya da nefsine Başka bir alternatif yoktur Çünkü ölümden sonra gidilecek yerler de ya cehennem ya da cennet olmaktadır Başka bir yurt yoktur Allah’a kul olanlar gerçek özgürlüğe kavuşurlar Nefsine kul olanlar ise şeytanların oyuncağı olurlar Çünkü şeytanlar insana nefsin gölgesinden yaklaşırlar Böyle birisinin özgür olduğunu düşünmesi gayet saçmadır Nefis ve şeytanlar insanı hayvandan daha aşağı bir hayata mahkûm ederler Çeşitli maddi hırsların ve şehvetlerin esiri ve kölesi durumuna sokarlar Onlar insanı sadece bu dünyada rezil etmezler asıl rüsvalık ahrette gerçekleşir Allah’a (cc) kul olan insanlar ise hem bu dünyada hem ahrette aziz olurlar Tabii dünya imtihanı gereği bu dünyadaki şeref biraz bazı gözlerden saklanır ama ahrette şeref yalnız inandıktan sonra güzel amel işleyip Allah’ın mağfiretini ve rızasını kazananların olacaktır


İbadetlerinde Allah’a (cc) gerçek anlamıyla kul olanlar ancak zevk tadarlar Aslında ibadet tek taraflı değildir Allah da kulun kalbine ibadet sırasında ilhamda ve tecellilerde bulunur İnsan kendisini küçülttükçe bunları yakından hisseder Tam bir kul (köle) olduğunda ise çok büyük bir zevke gömülür Ama ibadetleri nefsi ile yaptığında Allah (cc) ondan uzaklaşır Şeytanlar verdikleri vesveseler ile o kişiyle oyun oynayarak onu ibadetlerden ruhen soğuturlar Kişi ibadetlerden zevk duymadığı gibi o sırada kafasında çeşitli dünya işleri de yer alır

Şahadet kelimesi (Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu (kulu) ve Rasuluhu (elçisi)) ile İslam dinine gireriz Bu sözde hem Allah’ın tek ilah olduğunu belirtiriz hem peygamberimizin (sas) Allah’ın elçisi ve kulu olduğunu tasdik ederiz Dolayısıyla peygamberlikten sonra en yüce makam kulluktur Peygamberimiz (sas) hem elçi olarak seçilmiştir hem de kendisi insanlar içerisinde Allah’a kulluğu en güzel gösterendir İşte ilgili sözle biz bunlara da tanıklık yapmış oluruz Velilikte kulluk makamı yok olmaz Ortadan kalkmaz Kulluk makamı aşk makamını da içerisine alır Yani aşk makamı kulluk makamının dışında değil bünyesindedir Veli Allah’a karşı aşk ateşini duyup yaşarken bir kul olarak hareket eder Derecelerini yine kulluk makamı içerisinde artırır

Nefsi küçük görmenin pek çok yolu vardır Örneğin kendimizi bir hastanın yerine koyabiliriz Çaresizlikle Allah’a (cc) bu yolla yaklaşabiliriz Nefsi bir dilencinin yerine koyup da ona hiçbir şeyinin olmadığı her şeyin elinden alınabileceği telkininde bulunabiliriz Yine nefsimizi mezardaki toprak olarak görüp ona sonunda olacağın şey bu diyerek onun dizlerinin bağını çözebiliriz Kısacası nefsi zelil aciz zayıf muhtaç fakir kılmak için her ne varsa onu hayal ederek nefsi küçük görebiliriz İnsanlar ibadetlerinde dünya ile meşguliyeti bir yana bırakıp birkaç saniye de olsa kendilerini böyle bir hale sokarlarsa hemen ibadetlerin zevki onlara sunulur Allah (cc) kulunun kendisini böyle kulluk makamına sokmasına hemen cevap verir Tabii samimiyet damarını yakalamak gerekir Yani gerçekten zeliliz aciziz zayıfız muhtacız fakiriz ama bu herkeste farklı faklı oluyor Kişi kendi iç dünyasında bir özel hali bir şekilde yakalamalıdır Yavaş yavaş geliştirmelidir Herkeste bu hal farklı olduğu için standart bir hali tavsiye edemiyoruz İşte böyle kendisini küçük görme damarını iç dünyasında keşfeden birisi ibadetlerinde bunu kullanarak Allah’a (cc) yaklaşırsa Allah da ona feyziyle ve nuruyla mukabelede bulunacaktır Dolayısıyla o ibadet bir zevke dönüşecektir Zevke dönüşen bir ibadet kişiye mutlaka manevi haller tattırır ve manevi makamları da kazandırır

Dolu şişeye bir şey konamaz İnsan kendisini Allah karşısında zelil zayıf aciz fakir muhtaç bir kul olarak görmeyince Allah da ona ikramda bulunmaz Ama kişi kendisini küçük görmeye başladığı anda Allahu Zülcelâl hemen o kulun kalbine yönelip ilahi feyzi ve nurları ile ikramda bulunacaktır Yani boş olan kalbini ilahi muhabbetiyle dolduracaktır

Sofilerin saatler süren zikirleri ve rabıtaları vardır Bazıları merak edip sorarlar: ‘Siz bunlara nasıl dayanıyorsunuz?’ Biz beş dakikalık namazları vesvesesiz dünya düşüncelerinden arınıp kılamıyoruz Bir insan saatler süren zikre nasıl tahammül edebilir? İşin sırrı zikirden zevk almadadır Zevk de havadan nefisten gelmez Allah’tan gelir Zikreden kulun kalbine o zevki Allah (cc) verir Allah da zevki kulları arasında ayrım yaparak yani bazılarına torpil geçerek vermez İlahi kanunlar karşısında kullar eşittirler Zikirden zevk almanın ilahi kanunu (sünnetullahı) diğer ibadetlerle de aynıdır: Nefsini küçük görmek Kişi nefsini küçük görmeye başladığında Allah o insana çeşitli manevi ikramlarda bulunur Bu ikramlardan en önemlisi zikirdir Kimse nefsi ile zikir çekemez Nefsiyle zikir çekmeye başlarlarsa hemen uyutulurlar veya zikirde vesveseye düşerler Çeşitli ruhsal sıkıntılar yaşarlar Sonunda zikri bırakırlar Ama nefislerini küçük görüp zikrin Allah’ın kendilerine sunduğu bir manevi ikram olduğu gerçeğiyle hareket edip zikre başlarlarsa zikir onların dünyada en çok zevk aldıkları bir ibadete dönüşür Zikirle cezbe nur feyz gibi ilahi iltifatlara nail olurlar Allah (cc) hepimize bu nimetleri nasip eylesin Âmin

Bir insan zikirden zevk alamıyorsa demek ki onun tasavvuf yolunda nasibi yoktur Ama böyleleri yine de nefsiyle savaşarak az da olsa bir zikir edinmelidirler Bu zikir sayesinde büyük sevap kazanacaklardır Böyle kişilerin bir mürşid-i kâmile intisaplarına da lüzum yoktur Belki de nefislerini bu konuda zorlarlarsa Allah (cc) zamanla onlara zikirden zevk almanın kapılarını açabilir Çünkü hadis-i şerifte ifade edildiği üzere kalpler Allah’ın (cc) elindedir İstediği tarafa döndürür Bir insan da zikirden zevk almaya başlarsa artık o insana bir üstat bir mürşid-i kâmil şarttır Zira kılavuz olmadan bu yolda yürünmez Büyük hazineler her zaman tehlikeleri ve kötüleri de davet ederler Ama bu yolu iyi bilen birisinin rehberliği ile çok rahat bir şekilde zikirde gaye olan Allah’ın rızası gerçekleştirilebilir Böylece zikir insanı hem dünyada hem ahrette ebedi saadete ulaştırır

İnsan nefsi çok bencil yaratılmıştır Her şeyi nefsi hesabına çevirebilir Zikirde gaye mutlaka Allah rızası olmalıdır Yoksa nefis ve dünya hesabına çekilen zikirler insana zarar verebilir

Bir insan zikirden zevk alıyorsa demek ki nefsi yağ gibi eriyordur İlahi aşk ona tesir ediyordur Allah (cc) onun zikrine ilahi feyzi ve nuru ile mukabelede bulunuyordur Bu sayede manevi halleri yaşamaya başlayıp makamları da kat edecektir Böyle birisi ister farkında olsun ister olmasın bütün bu manevi nimetler ona kendisini Allah (cc) karşısında küçük görmesindendir nefsini bir yolla ezmesindendir Bunun başka bir nedeni yoktur Bu yolda her şeyi Allah’tan (cc) bilmeli ve daima şükretmelidir Zikri kendinden bilirse az da olsa kendisini beğenme yoluna girerse manevi ilerlemesi anında durur Zikirden de artık zevk alamaz

Kim nefsini ne kadar ezerse o kadar Allah (cc) katında yükselir Bütün velilerin en büyük sırları da budur Onları ilgili makamlarına nefislerini ezme dereceleri ulaştırmıştır Yani bir veli nefsini ne kadar ezmişse o o kadar manevi derece kazanmıştır Allah (cc) nefsin ezilme ölçüsüne göre insana iltifat eder

Allah (cc) katında kendini küçük görmek demek insanın kendisini bütün yaratılmışlardan da aşağı görmesidir Bahaeddin Nakşibendî Hazretleri (ks) şöyle diyor: ‘Ben bu yolda nefsimi her şeyden aşağı gördüm Ama köpek pisliğinde tereddüt ettim Dedim ki nefsim herhalde köpek pisliğinden üstündür Sonra köpek pisliğinin bir derde ilaç olduğunu öğrendim Anladım ki nefsim ondan da aşağıdadır Çünkü o hiçbir derde deva olmadığı gibi insanı ebedi olarak helak edecek bir yapıya sahiptir’ Pek çok Nakşibendî şeyhi de insanın nefsini kâfirlerden bile daha aşağı görmesini öğütlemişlerdir Kâfirin hidayete gelip Müslüman olması mümkünken nefsin hidayete gelmesi mümkün değildir demişlerdir

İnsanda nefis en aşağı derecede iken ruh en yüksek makamdadır Çünkü ruh Allah’tan (cc) ilahi bir nefhadır (soluktur) Onun için insan bu üzerinde taşıdığı ruh emanetinden dolayı kâinatın gözbebeği olarak görülmüştür Ruh Allah’a (cc) ulaşmak ister Onun için ibadetlerden sonsuz bir haz alır Bütün faziletler ruha aittirler Ama insan ruhuna pek göz açtırmaz Onu genellikle nefsin esiri kılar Nefis sadece kendisine ve dünyaya tapar Allah’ı (cc) kabul etmez Tabiatı icabı kâfirdir Çünkü nefis bedene bağlıdır Adeta bedenin ruhu atmosferidir Beden ise anasır-ı erbadan (toprak su ateş hava) oluşmuştur Anasır-ı erba ise Allah’ın ‘Ol!’ emri ile yoktan meydana gelmiştir Onun için nefis Allah’ı bilmez ve tanımak da istemez Her şey aslına kavuşmak ister Ruh Allah’tan (cc) ilahi bir nefha olduğu için Allah’a (cc) kavuşmak ister onun için ibadetlere yönelir ama nefis yoktan meydana geldiği için Allah’tan uzaklaşır ibadetlerden sıkılır İşte insan bu noktada serbest bırakılmıştır Eğer ruhunun ihtiyacını dikkate alıp Allah’a ibadetlere yönelirse hem bu dünyada hem de ahrette saadete kavuşacaktır Ama nefsine yönelip sadece bu dünya hazlarına dalarsa sonunda mutlaka haramlara da bulaşacaktır aldığı kısmi dünya zevkleri ile asla huzurlu olamayacaktır Daima kaygılı bulunacak ebedi bir pişmanlığı ve azabı daha bu dünyada iken yaşamaya başlayacaktır Şayet insan nefsini yenip kâmil bir insan olursa Allah’ın halifesi unvanına layıktır Halife temsilci demektir Yani insan-ı kâmil Allah’ı yeryüzünde bazı güzel isimleri ile temsil etmek için yaratılmıştır Böylelerinin nefsi ruhlarına benzediği için onun kötülüklerinden biraz da olsa kurtulurlar Rahatlarlar Ama hangi makamda olursa olsun her veli nefsine yine de güvenmez Tedbirli olur Zira hayvanat bahçelerinde veya sirklerde aslanlar terbiye edildikten sonra bakıcılarını yiyebilmektedirler Nefis de böyledir Onun üzerinden gözümüz ve dikkatimiz bir an kaysa ayağımızı kaydırabilir Ama maalesef insanların büyük çoğunluğu nefislerinin kuludurlar Sadece dünya için çalışırlar Hatta nefislerine uyup günahlara batarlar Allah’a (cc) kulluğu bir kenara koyarlar Yarınki kazdan bugünkü tavuk yeğdir atasözünün istikametinde yaşarlar Nefislerini terbiye edip de ruhlarını üstün kılma gibi bir dertleri yoktur İmtihan edildiklerinin şuurunda bile değildirler


Peygamberimiz (sas) kalbinde zerre kadar kibir olanın cennete giremeyeceğini ifade etmişlerdir Kuran-ı Kerim’de yüce Allah pek çok yerde böbürlenenleri ve övünenleri sevmediğini beyan buyurmuşlardır (Hadid suresi 23 Lokman suresi 18 Nisa suresi 36 Kasas suresi 76 vb)

İnsan nefsini küçük görünce ilahi takdire razı olur Allah’ın kaza ve kaderine rıza gösterir Her nimeti Allah’tan bilip ona şükreder Bela ve musibetleri nefsinden bilip günahlarına tövbe edip kendisini düzeltmeye çalışır Allah’a tevekkül eder Nefis bu sayede kısa zamanda mutmaine makamına kadar yükselir


İnsan kendi nefsini ezmelidir nefsini herkesten küçük görmelidir ama kendisini başkalarına ezdirmemelidir Çünkü nefsimizin de üzerimizde bulunan bazı hakları vardır Onun şerefini ayaklar altına almak hele inançsız ve münafık kimselere ezdirmek doğru değildir Yani nasıl kul haklarına dikkat edip meşru dairede kimsenin hakkını yemek istemiyorsak yine aynı dairede nefsimizin haklarını da başkalarına karşı korumak gerekmektedir Zira Müslüman vakarını ve izzetini korumak mecburiyetindedir O şahsında bir temsilcidir Üzerinde İslam’ın hakikatleri vardır Bu konudaki saldırılarda meşru daire içerisinde savunmasını yapmalıdır Pasif kalmamalıdır Tabii gerçekten pişman olanları affetmek de ayrı bir konudur ve güzel bir davranıştır Çünkü mümine kin yaraşmaz

Allah her birimize nefsimizi küçük görmeyi muhabbetini ve rızasını nasip eylesin Âmin
Muhsin İyi
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
40 MİLYON Sevap Kazanmak !!! #3
Üyelik Tarihi: 26 Ağustos 2011
Mesajlar: 6
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
11 Mayıs 2012 , 11:09
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
eşhedü en la ilahe illallahu vahdehu la şerikeleh ilahen vahiden sameden lem yettehiz sahibeten ve la veleda ve lem yeküllehu kufuven ehad"

anlamı: "Allahtan başka ilah olmadığına bir ve ortağı olmadığına şahitlik ederim o birdir samettir (hiçbir şeye muhtaç değildir aksine herşey ona muhtaçtır) eş ve çocuk edinmemiştir hiçbir şey onun dengi değildir."

peygamberimiz hadis-i şerifte bu duayı günde on kere okuyana 40 milyon sevap yazılır (tirmizi müsned) buyurmuştur.

ALINTIDIR.....

SİZDE ARKADAŞLARINIZLA PAYLAŞIN
__________________
ForumBahane.Net - Türkiye'nin En Büyük Forum Platformu..
Bir kimse,sayilacak yedi seye devam ederse, Allah katinda ustun olur #4
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
23 Haziran 2012 , 17:16
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Bir kimse,sayilacak yedi seye devam ederse, Allah katinda ustun olur

Semerkandi anlatiyor:

-bir kimse,sayilacak yedi seye devam ederse, Allah katinda ustun olur.meleklerin yaninda serefli olur.deniz kopugu kadar olsa dahi, Allahu Teala onun gunahlarini bagislar:
1- her neye baslar ise, basinda besmele cekmeli, Rahman ve Rahim olan Allah'in adi ile diye baslamalidir..

2- isi bittikten sonra hamdeder: "Elhamdulillah" (Allah'a hamdolsun) demelidir..

3- diline kotu bir soz gelir ve ya kotu bir amel islerse,istigfar etmelidir ."Estagfirullah" demelidir..

4- bir seyi yarin yaparim derse, "insallah" demelidir..

5-bir kotulukle karsilasirsa "La havle ve la kuvvete illa billahilaliyyi'l-azim" (guc ve kuvvet yuce ve azim olan Allah'indir.) demelidir..

6- mala ve ya cana bir musibet gelirse, "inna lillahi ve inna ileyhi raciûn" (biz Allah iciniz, Allah'a doneriz) demelidir..

7- gece olsun, gunduz olsun (LA ILAHE ILLALLAH) kelime-i tevhidi dilinden hic dusurmemelidir.....
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Mezarından iLk KaLkacak oLAn Kimdir ? #5
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
14 Temmuz 2012 , 19:11
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Mezarından iLk KaLkacak oLAn Kimdir ?

Allah-u Zülcelal Cebrail'i Mikail'i ve İsrafil'i diriltince onlar Hz. Peygamber (S.A.V)’in kabri başına varırlar. Yanlarında bir binek hayvanı ile birlikte cennet elbiseleri bulunur. Onlar yanına varınca Peygamber Efendimizi örten toprak yarılır. Peygamber Efendimiz Cebrail'i görünce: “Ya Cebrail bu gün ne gündür?” diye sorar. Cebrail de Peygamber Efendimize; “Bugün kıyamet günü Hakke günü ve Karıa günüdür.” diye cevap verir.


Peygamber Efendimiz Cebra'il'e: “Peki Cenab-ı Allah ümmetime ne yaptı?” diye sorar. Cebrail de Hz. Peygamber Efendimize: “Sana müjde çünkü mezarı üzerindeki toprağı ilk yarılan kimse sensin.” diye cevap verir. Bir süre sonra Allah İsrafil'e emir verir ve o da Sur'u üfler. O zaman bir de bakarsın ki tüm canlılar ayağa dikilmiş bekliyorlar.

Bu ayet ve hadislerden anlaşıldığı üzere kıyamet aniden kopacaktır. Hadislerde de geçtiği gibi insan kumaş satınca kumaş topunu toplayamadan havuzunu sıvadığında ondan su içemeden hayvanından sağdığı sütü içemeden ağzına götürdüğü lokmayı yutamadan kıyamet kopmaktadır.

İşte kıyamet böyle hemen aniden koptuğundan insanın buna kendisini hazırlaması lazımdır. Her an ben öleceğim diyerek hazırlanması kendi ile Allah arasındaki durumu düzeltmesi lazımdır. İnsan kendini Allah'ın affına layık yapmak için ölmeden önce daima Allah'ın istediği şekilde hareket etmelidir.

Allah-u Zülcelal’in emri ile İsrafil (Aleyhisselam) sûr’a üçüncü sefer üflediği zaman insanlar dirilip kabirlerinden dışarıya çıkarlar. Bu esna da bazı insanlar şöyle derler:

“Vay halimize! Bu ceza günüdür. Bu inkar ettiğimiz hüküm günüdür.” (Saffat; 20-21)

“Ah keşke ölmüşken kökten yok olsaydık!” (Hakka; 27)

Bundan sonra tüm canlılar mahşer yerine çağrılırlar. O dehşetli günde herkes ameline göre mükafat veya ceza görür.

Unutmayalım! insanın dünyada yaşadığı hayatın her anının hesabını vereceği o büyük gün mutlaka gelecektir. Kıyamet günü dünya hayatının hatta tüm kainatın son günüdür ama aynı zamanda da ahiretteki sonsuz yaşamın başlangıcıdır.


O gün Allah'a ve karşılaşacakları bu güne inanmış olanlar cennette ağırlanırken inkar edenler cehenneme sevkedileceklerdir. Ayet-i kerimede; “Beni zikredin bende sizi zikredeyim.” (Bakara; 152) buyurulmuştur. Bizim O’nu zikretmemiz dünyadayken O’nun emirlerine itaat edip Salih amelleri işleyip günahlardan kaçınmamızdır. O’nun bizi zikretmesi ise bu zor yerlerde imdadımıza gelmesi ve bizlere yardım etmesidir.

Her insan ahirette dünyada yapıp ettiklerinin karşılığını haksızlığa uğratılmadan tam olarak alacaktır. O halde Akıllı bir insan gibi ahiretin kesin bir gerçek olduğunu düşünmeli bu büyük gün için hazırlık yapmalıyız.

Anlatılanları sadece okumakla kalmamalı kalp gözüyle görerek yaşamalıyız. Çünkü her şeyin üzerinde insanın en büyük kazancı kuşkusuz Allah’ın rızasıdır.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Allah’tan Korkmanın Mükafatı #6
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
25 Kasım 2012 , 01:11
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Allah’tan Korkmanın Mükafatı



Hz. Ömer r.a. zamanında ibadete çok düşkün, mescidden ayrılmayan bir genç vardı. Hz. Ömer onu çok severdi. Gencin bir de yaşlı babası vardı, her akşam yatsı namazını kıldıktan sonra babasının yanına giderdi. Yolu üzerinde evli bir kadın ona tutulmuştu. Bu kadın her gece gencin yolunu bekler, ona takılırdı.
Yine bir gece genç oradan geçerken, kadın onu baştan çıkarmak için hayli uğraştı. Sonunda genç nefsine hakim olamayarak arkasından gitti. Ancak kapıdan içeri girerken Allah’ın azabını hatırlayıp ayıldı. Peşinden: “Allah’tan korkan takva sahipleri, şeytan tarafından bir vesveseyle karşılaşınca Allah’ı hatırlayıp hemen gerçeği görürler” (A’raf ,201) mealindeki ayet-i kerime diline geliverdi. O anda bayılıp yere düştü.
Kadın hizmetçisini çağırıp birlikte onu yerden kaldırdılar. Babasının kapısına kadar götürüp oturttuktan sonra kapıyı çaldılar. Gencin babası kapıyı açınca baygın oğlunu gördü. Elbirlik onu içeri aldılar. Gece yarısına doğru genç ayıldı. Babası sordu:
- Oğlum neyin var, ne oldu sana?
- Bir şey yok baba, hayırdır.
- Allah için bana doğruyu söyle!
Bunun üzerine genç olan biteni anlattı. Babası:
- Oğlum sen hangi ayeti okumuştun, diye sordu.
Genç ayeti tekrar okuyunca bir daha bayıldı. Fakat bu sefer ayılamadı. Ruhunu teslim etmişti. Aynı gece onu defnettiler.
Sabah olunca hadiseyi Hz. Ömer r.a.’a haber verdiler. O da gencin babasına gelip taziyede bulunduktan sonra, kendisinin niçin cenazeye çağrılmadığını sordu. Baba cevap verdi:
- Ey müminlerin emiri ! Vakit gece idi, sizi rahatsız etmek istemedik.
- Öyleyse gelin, birlikte mezarına gidelim.
Birlikte mezara gittiler. Hz. Ömer r.a. seslendi:
- Ey falan! “Ve limen hâfe mekâme Rabbihi cennetân . (Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.)” (Rahman Suresi, 46)
Ve cevap geldi:
- Ya Ömer! Rabbim bana cennette o ikisini de verdi.
[İbn Asâkir : Tarîhu Medîneti Dımaşk , 45/450]
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Allah'dan korkan başka şeyden korkmaz #7
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
12 Şubat 2013 , 01:04
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
ALLAH'DAN KORKAN BAŞKA ŞEYDEN KORKMAZ


Ayeti Kerime meali:“...Her kim Allâh’tan korkarsa (ona isyandan sakınır, onun öğütlerini tutarsa) Allah ona (düştüğü darlıktan, çektiği sıkıntıdan kurtulacağı) bir çare gösterir.” (Talak Sûresi, âyet, 2)
Hicrî: 4 Rebîulevvel 1434 •Fazilet Takvim


ALLAH'DAN KORKAN BAŞKA ŞEYDEN KORKMAZ


Abdullâh İbn-i Ömer’in (r.anhümâ) bulunduğu seferlerden birinde kervan durmuştu. Sebebini sorduk:
“Yol üzerinde halkı korkutan bir arslan var.” dediler.

Abdullâh İbn-i Ömer (r. anhümâ) bineğinden inerek arslanın yanına gitti, kulağından tutup yoldan çevirdi. Sonra dedi ki:

“Resûlullâh’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim:

“Eğer Âdemoğlu kendine musallat olan şeyden korkmayıp yalnız Allâhü Teâlâ’dan korksaydı, ona hiçbir şey musallat olmazdı.”
Hicrî: 4 Rebîulevvel 1434 •Fazilet Takvim
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Allah dünyada da ceza verir #8
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Mart 2013 , 23:31
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Allah dünyada da ceza verir

Sual: Bir arkadaşın iddiası şöyle: (Allah kullarını yaptıklarıyla cezalandıran konumundan münezzehtir. O cezalandırıcı değil, rahmet edicidir, yoksa hangimiz bir saniye göz açabiliriz.)Allah dünyada insanları cezalandırmaz mı, sadece öldükten sonra mı cezalandırır?
CEVAP
Elbette dünyada da cezalandırır ve cezalandırdığı da Kur’an-ı kerimde bildiriliyor. Azap âyetleri, rahmet âyetlerinden daha çoktur. Kâfirler, Hazret-i Nuh’a (Madem Allah cezalandırıyor, haydi bizi cezalandırsın) demişlerdir. (Hud 32) Daha sonraki âyetlerde ise, inananların gemiye alındığı, inanmayanları ise Allahü teâlânın suda boğduğu bildiriliyor.

Allahü teâlâ ibret olsun diye birçok milletleri cezalandırıp helak ettiğini bildirmiştir. Bu konudaki bazı âyet-i kerime mealleri:
(O kâfirleri dünyada da, ahirette de en şiddetli azap ile cezalandıracağım.)
[Al-iİmran 56]

(Kendilerine yapılan öğütleri unutunca, biz kötülükten men edenleri kurtardık ve zalimleri, Allah'a karşı gelmelerinden ötürü şiddetli azaba uğrattık.)
[Araf 165]

(Melekler dediler: Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana dokunamaz. Gece ailenle yola çık. Azap emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik; üzerlerine taş yağdırdık
.) [Hud 81,82]

(Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı?)
[Tevbe 70]

(Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kâfirlere önce bir süre tanıdım, sonra da onları yakalayıverdim. Beni tanımamak nasılmış görsünler. Nice beldelerin halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları yıkık, sarayları bomboş kalmıştır.)
[Hac 42-45]

(Ad’ı, Semud’u, Res halkını ve daha birçok kâfirleri yerle bir ettik.)
[Furkan 38]

(Eyke halkı ve Tübba kavmi de, resullerini yalanladılar da, azabım gerçekleşti.)
[Kaf 14]

(Önce Ad milletini, Semud milletini yok eden, pek azgın olan Nuh kavmini helâk eden, Lut milletinin beldelerini yere batıran Odur.)
[Necm 50-53]

(Rabbin onları azap kırbacından geçirdi. Çünkü Rabbin hep gözetlemededir.)
[Fecr 13-14]
(Firavun ailesini, ders alsınlar diye, yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığına uğrattık.)
[Araf 130]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâdan gafil olmayın. Huşulu gençler, rüku eden ihtiyarlar, otlayan hayvanlar, emzikteki çocuklar olmasaydı, üzerinize azap üstüne azap yağardı.) [Beyheki, Taberani]

(Ümmetim, merhamete kavuşmuştur, onlara ahirette azap yoktur. Dünyadaki depremler, belalar, fitneler günahlarına kefaret olur.)
[Hâkim]

(Allahü teâlâ, bir ümmeti
[müstahak oldukları] azaba uğratmamışsa, gıda maddeleri pahalanır, ömürleri kısalır, tüccarları ticaret edemez, yağmurları azalır ve başlarına şerli kimseler musallat olur.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ özel bir kesimin kötü ameli yüzünden genel bir azap vermez. Şayet toplum, gücü yettiği halde, özel kesime aldırmaz ise, hepsine azap eder.)
[Taberani]

(Depremler olur. 10, 20 veya 30 bin kişi ölür. Allahü teâlâ bu ölümü müminlere rahmet, kâfirlere ise azap kılar.)
[İ.Asakir]
Peygamber efendimiz,
(Ümmetimde günahlar zuhur ettiğinde, Allahü teâlâ onlara genel bir azap verir) buyurunca, “O zaman onların içinde salihler olmaz mı?” diye soruldu.Buyurdu ki:
(Evet olur. Azap herkese isabet eder. Fakat salihler Allahü teâlânın affına ve rızasına kavuşur.)
[İ. Ahmed]

(Allahü teâlâ, kullara bela murat ettiğinde, çocuklar ölür. Kadınlar doğurmaz ve içlerinde rahmete şayan biri yoksa, başlarına bela gelir.)
[Şirazi]

(Müminin kendine, çocuğuna ve malına, hiç günahı kalmayıncaya kadar bela gelir, bu Allah’a mülaki oluncaya
[ölünceye] kadar devam eder.) [Tirmizi]

(Kul, ameliyle kendisine takdir edilen mertebeye ulaşamıyorsa, Allahü teâlâ ona, ailesine veya malına bela verir ve o belalara sabretmeyi de verir ki ezelde onun için takdir ettiği dereceye nail olsun.)
[Buhari]

(Şüphe edilen altın, ateşle muayene edildiği gibi, insan da bela ile imtihan olur.)
[Taberani]

Bela günahsız olanlara da gelir. Allah indinde derecesi daha yüksek olana daha çok, daha şiddetli bela gelir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(En şiddetli belaya düçar olanlar, Peygamberler, sonra fazilet derecesine göre onları takip edenlerdir. Kişi dindarlığı derecesinde belaya düçar olur. Eğer kişi dininde kuvvetli ise onun belası da şiddetli olur. Eğer dini gevşek ise belası da ona göre olur. Bela, kula öyle yapışır ki, günahı kaldığı müddetçe onu bırakmaz.)
[Tirmizi]

Dünyada ceza
Sual:
(Zina, içki gibi günah işleyene dünyada ceza verilirse, imtihanın anlamı kalmaz. O zaman herkes, Allah'tan korktuğu için değil, cezadan koktuğu için günahlardan sakınır) deniyor. Kur’anda, (Şu günahları işleyene şu cezaları verin!) denmiyor mu? Hâşâ Allah mânasız emir mi veriyor?
CEVAP
Dünyada da ceza vermek, Allahü teâlânın bir ihsanıdır. Dünyada ceza vermezse, günahlar daha yaygın hâl alır.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Allah’ın azabı şiddetlidir #9
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Mart 2013 , 23:36
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Allah’ın azabı şiddetlidir

Sual: Bazı kimseler, hırsızların, hainlerin, ırz düşmanlarının, hatta gayrimüslimlerin bile affa kavuşacağını bildirip, azap âyetlerinden hiç bahsetmiyorlar. Allah’ın azabından bahsetmek yanlış mı?
CEVAP
İslamiyet, ifrat ve tefritten [aşırılıklardan] uzak bir dindir. Allah’ın rahmetini de azabını da bildirmek gerekir. Çünkü Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde kendi bildiriyor. Bunu gizlemek, örtbas etmek ihanet olur.

Ahirette kâfire af ve merhametin zerresi yoktur. Ebedi azap içinde kalacaklardır. Cennete girme şartı Müslüman olmaktır. Müslüman da havf ve reca arasında olmalıdır.
Havf,Allah’tan korkmak, reca da Allah’ın rahmetini ümit etmek demektir.

Hep Allah’ın azabından bahsedip insanları korkutmak doğru olmadığı gibi, hep Allah’ın rahmetinden bahsedip azabından hiç bahsetmemek de Kur’an-ı kerime aykırıdır. Mümin yaşarken havfı, ölürken recası daha fazla olmalıdır! Allahü teâlânın rahmeti çoktur.
Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Kötülük edip, nefsine zulmeden, mağfiret dilerse, Allah’ı gafururrahim bulur.) [Nisa 110]

İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Hak teâlâ buyurdu: Kulun günahı göklere kadar yükselse, tevbe ederse affederim.) [Tirmizi]

(Allahü teâlâ, kullarına bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir.) [Buhari]
Allahü teâlânın rahmeti böyle çok olduğu gibi azabı da şiddetlidir. Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Allah’ın kahrı da pek şiddetlidir.) [Nisa 84]
(O gün gerçek hükümranlık Rahmanındır. Kâfirler için de pek çetin gündür.) [Furkan 26]
(Rablerinin huzuruna çıkacaklarından kalbleri korku ile çarpar) [Müminun60]
Bu âyette bildirilenlerin hırsız mı, zani mi olduğu sorulunca, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Bunlar, namaz, oruç ve zekat gibi ibadetlerini yerine getirdikleri halde “acaba ibadetlerimiz kabul olmadı mı”diye korkan kimselerdir.) [Tirmizi]

Allah kerimdir diyerek günah işlemek
Sual:
Bazı kimseler, Allah kerim diyerek günah işliyorlar. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Şeyh Yahya Müniri hazretleri buyuruyor ki:

Allahü teâlâ, kerim, rahim olduğu gibi, azabı da şiddetlidir. Bu dünyada, çoklarına fakirlik ve sıkıntı veriyor. Çok kerim ve rezzak olduğu halde, çiftçilik sıkıntısı çekmeyene mahsul vermiyor. Herkesi yaşatan O olduğu halde, yiyip içmeyen kimseyi yaşatmıyor, ilaç kullanmayan hastaya şifa vermiyor.

Yaşamak ve mal sahibi olabilmek gibi dünya nimetlerinin hepsi için sebepler yaratmış, sebebine yapışmayana hiç acımayıp dünya nimetlerinden mahrum bırakmıştır. Ahiret nimetlerine kavuşmak da böyledir. Kâfirliği ve cahilliği, ruhu öldüren zehir yapmıştır. Tembellik de, ruhu hasta yapar. İlaç kullanılmazsa, ruh hastalanır, ölür. Küfrün ve cahilliğin tek ilacı, ilimdir. Tembelliğin ilacı da, namaz kılmaktır. Bir kimse, zehir yer ve (Allah rahimdir, rahmeti her şeyi kuşatmıştır, beni korur) derse, hastalanır, ölür. İshal olan müshil içerse, şeker hastası tatlı yerse, hastalık artar.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)