izmir escort escort izmir porno porno izle
Allah'ın Varlığının İspatı 1 - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

"Her canlı Allah'ı tesbih etmektedir" #1
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
18 Haziran 2012 , 15:23
Alıntı ile Cevapla
"Her canlı Allah'ı tesbih etmektedir"

"Her canlı ALLAH'ı tesbih etmektedir" sözü Prof. Dr. Galin Biserof Asenof'u araştırmaya iter. Kur'an-ı Kerim'i incelediğinde Bakara Suresi 26. ayette geçen sivrisinekleri araştırmaya başlar.
Sivrisineğin kanat sesini önce lazerli bir mikrafon yardımı ile kaydeder sonra sesi yavaşlatarak

insan kulağının algılama ve konuşma ritmine indirir ve kulaklarına inanamaz…

İnanılmaz sesi dinlemek için bilgisayarınızın sesini açın ve buraya TIKLAYIN.


http://img72.imageshack.us/img72/8034/tespihjv5.swf
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Allah'ın Varlığının İspatı 1 #2
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
24 Mart 2013 , 04:53
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
ALLAHU TEÂLÂ’NIN VARLIĞININ İSPATI


“Süphe yok ki göklerde ve yerde mü’minler için (Allah’ın varlığına dair) deliller vardır. “ (Câsiye : 3)

Nasıl bir resim gördüğünüz zaman o resmi yapan bir ressam olduğunu kabul edersek kâinattaki resimlere de bakacak olursak kâinattaki varlıkları da bir yaratanın olduğunu kabul etmemiz gerekir. Kâinattaki varlıklara (resimlere) bir bakalım: Dünyamız güneşin etrafında dönmektedir. Eğer dünyamız güneşe biraz daha yakın dönseydi yanacaktı. Biraz daha uzak dönseydi donacaktı.

Dünyamızı tam dengede döndüren kimdir?


Bazen ufacık füzelere ,uçaklara dahi hakim olamazken o akıl almaz hız ve büyüklükteki yüz milyonlarca kütlenin (gezegen, yıldız, nebula...) en ufak bir hata dahi yapılmadan gezdirilmesine neden olan kimdir?
Parçalanan, yaşlanan, gezegenler, çürüyen bitki hayvan ve insanlar ile her yer (gökyüzü, yeryüzü) çöp pislik olacağına, bir düzen içinde çöpleri temizlik görevlilerine (kara delik, böcek, kurt,çakallara...) toplatan kimdir?
Atmosferdeki su, karbondioksit, oksijen ve azotun devredilmesindeki ahengi, nizam ve intizamı bildiğimiz için, yağmur yerine “kezzap” adını verdiğimiz nitrik asitin yağabileceği aklımıza dahi gelmez, değil mi?Oysa ki, atmosferin % 80’ini teşkil eden azot gazı, yıldırım ve şimşeklerin tesiri altında oksijenle birleşir. Bu oksitlenme sonucunda, nitratların meydana gelmesine yarayan azot oksitleri teşekkül eder. Yani ilmen, havadaki her elektriklenmede, nitrik asit yağmurunun meydana gelmesi için bütün şartlar hazırdır.... Ancak şimşek çaktığında , damla damla merhamet ve rahmet yağar. Ve bize haddimizden fazla değer veren yüce kudrete bütün mahlûkat şükreder.
Üzerimize her an kezzap yağabilmesinin mümkün olduğunu bilen kimya âlimi Prof. Dr. Arthur Macomb bu konuda şunları söyler: “Ne zaman şimşek çakıp gök gürlese, semâdan yağmur yerine nitrik asit yağacak diye soluğum kesilir, rengim kaçar, sığınacak bir yer ararım. Çünkü havada nitrik asit teşekkülü için bütün şartlar hazırdır.”
H2 + O = su ( söndürücü )
H (Hidrojen) yanıcı O (Oksijen) yakıcı
Yanıcı ve yakıcı iki madde bir araya gelince yangına neden olacağına tam tersine , söndürücü olmaktadır. Bunu ayarlayan kimdir? - 'Kimyevi iki madde bir araya gelince asli özelliklerini kaybeder, yeni özellikler alırlar' diyen akli evvellere cevap: kaybettiren ve tam da olması gereken özellikleri kazandıran kimdir? Burada asıl önemli olan, sonuçta, insanların faydasına olan neticeleri ortaya çıkartacak olan sebeplerin yaratılmış olmasıdır. Nasıl sorusu kadar neden ve niçin sorularının da cevapları önemlidir! Unutmayalım ki nasıl sorusunun cevabı Allah'ın yaratmada ki metodu, yolu, kuralını açıklarken, neden sorusu da bizi asıl gayeye götürür. Su da sıvıdır, zeytinyağı da! Allah suyu sıvı yağ şeklinde yaratsa idi, başta temizlenme olmak üzere, taşımacılık sektörü...vs karşılaşacağımız zorlukları bir düşünebilir misiniz, sıvı ise o da sıvı di mi ?-

Günümüzde artık görüyoruz, biliyor, sık sık duyuyoruz; Katkı maddeli meyve-sebzelerin veya geniş anlamda tüm tüketim maddelerinin kullanılmasında dikkatli olunması gerektiği bildirilmektedir!Peki soralım acaba neden? Organik olan tüketim maddelerinin kullanılması öğütlenirken neden katkı maddelilerden sakınılması tavsiye ediliyor. Cevabı belli de biz başka bir alana dikkat çekeceğiz:Aslından kopya edilerek yapılan katkı maddeli tüketim ürünleri en son teknoloji ile elde ediliyor,ama -ateistlerin ileri sürdüğü gibi - "kendi kendine meydana gelen ürünlerin kalite- renk,koku,verim,potansiyel,vitamin...- seviyesine ulaşamıyor,bu biraz mantıksız gelmiyor mu size de..!?

Diş doktoru yıllarca okuyup makineler yardımı ile takma dişler yapmaktadır. Bu dişler kırılsa bize haber veremez. Fakat binlerce senedir ağzımızdaki dişler çürümeye başladığı an alarm sistemi (sinir sistemi) ile bize haber vermektedir. Takma dişi doktor yapabiliyorsa çok daha ileri teknolojiye sahip ağzımızdaki dişleri yapan kimdir?
Ağzımızdaki dişlerin sıralanışı: 32122123 = üst çene
32122123 = alt çene

Dişlerimizi böyle simetrik olarak dizen kimdir?


Gazete yaprakları ile aynı kalınlıkta olan ağaç yaprakları fabrika gibidir. Oksijeni alır, karbondioksit verir, içinde damarlar vardır, içinde yeşil renk veren klorofil maddesi vardır . Yaprağı “ oksijen fabrikası” şeklinde yaratan kimdir? Aynı toprağa atılan iki farklı meyvenin tohumu, aynı topraktan beslendikleri halde farklı ürünler ortaya çıkarmaktadır. Tohumun içine tüm bu bilgileri kodlayan kimdir. Tohum mu daha ileri teknoloji ürünüdür, disket, flash bellekler mi...?
İnsanlar henüz ot ve suyla çalışan karşılığında süt veren bir fabrika yapamamışlardır. Fakat milyonlarca senedir milyarlarca, çoğalan, yürüyen, büyüyen, duvarlarından (derisinden) faydalanılan, makinelerden (etlerinden) yemek yapılan sadece ot ve su karşılığında bize süt veren fabrikaları yaratan kimdir?
İnsanlar, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı odundan ancak tahta, tahtadan masa ve sandalye gibi şeyler yapabilmektedir. O Kadîr-i Mutlak ise odundan meyve yapıyor, yaprak ve çiçek çıkarıyor. Demek ki iş odunda değil, ustadır.
Bir iplik fabrikası düşünelim; irili, ufaklı, yürüyen, çoğalan, incecik fakat çok sağlam iplikler üreten bir fabrika. İnsanlar nokta büyüklüğünde böyle fabrikalar yapamamışlardır. Fakat binlerce çeşidiyle milyonlarca, bir yaratıcı tarafından yaratılmıştır ; ipek böceği , örümcek!... O , kimdir?
Yağmur gökyüzünden tane tane yağmaktadır, damlacıklar birleşip sel olarak yağmamaktadır. Buna engel olan kimdir? Her yıl yağan kar tanecikleri milyonlarcasını her seferinde her biri ayrı ayrı desenlerle gökyüzünden bize yollayan, gökyüzünde birleştirip çığ olarak göndermeyen kimdir?
Uzayın akıl almaz derinlikleri içinde güneşimiz gibi 200 milyar güneşi ihtiva eden Samanyolu Galaksisi’nde yaşıyoruz. Samanyolu ise, varlığı kanıtlanabilen en az 300 milyar galaksiden sadece bir tanesidir. Bu dev evreni düzen ve uyum içinde yaratan , yaşatan kimdir?
“Dünyada hiçbir delil kalmasa bile, bir mikrobun hayati bana Allah’i ispat etmeye yeter. “ LUIS PASTEAUP

ELEKTRİKLİ YILAN BALIĞI





Fil Balığı - Elektrikli ve radarlı -


BUNLARI DA FRANKLIN MU BULDU ACABA ? ..




Tek bir yıldırım 100.000 amperlik bir elektrik akımı taşır; bu miktar 200.000 nüfuslu bir şehri bir dakika boyunca aydınlatabilir.

ALLAH (cc) NİÇİN GÖRÜNMEZ



Eğer Allah görünseydi imtihan diye bir şey kalmazdı. Allah görülmeyecek ki o görülmeyen Allah’ı bulan insan mükâfat (cennet ) kazanabilsin. Ayrıca daha Allah’ın yarattıklarını görememekteyiz:
Küçük şeyleri göremeyiz : Mikrop ,atom , hücre....Büyük şeyleri (-n tamamını ) göremeyiz: dünya, ay, okyanus...Özelliği görünmez olanları göremeyiz: Rüzgar, ısınlar (alfa, beta, gama, ultraviyole, kızıl ötesi...) ses-radyo dalgaları, akıl, üzüntü, sevinç, elektrik...Bizim görme oranımız 1.000.000/3.5’tur. Yani çevremizde var olan 1000.000 varlığın sadece 3,5 unu görebiliyoruz...O halde bizler daha Allah’ın yarattıklarını göremiyoruz. Görülmeyen şeyleri yaratan Allah’ı hiç göremeyiz.

ALLAH YARATANDIR



Soru: Allah her şeyi yaratandır. Peki (haşa) O’nu yaratan kimdir, var mıdır?


Allah yaratan olduğu ,yaratılan olmadığı için Allah’tır. Eğer bir tanrı yaratılan ise,o zaman o tanrı değildir, O’nu yaratan ,ama yaratılmayandır Tanrı ..Her şeyin başı,bir,tek, Vahidül-ehad olan Allah’tır.
4 - 3 - 2 - 1 - 0
4’ün var olması için 3’e ihtiyaç vardır.3 olmadan 4 olmaz.3’ün var olması için 2’ye , 2’nin var olması için (iki adet) 1’e ihtiyaç vardır.1 olmadan 2, 2 olmadan 3 olmaz. Fakat;1’in var olması için sıfır’a ihtiyaç yoktur. Çünkü sıfır hiç ,yok, boşluktur. Boştan,hiçten bir olmaz. O halde ,her şeyin başı 1’dir. Bir’den 2 ,ondan 3 çıkmıştır. O Bir’de Vahidu’l-ehad olan Allah’tır.
Bir tren ve vagonlarını düşünelim:
V3 - V2 - V1 - LOKOMATIF
V3’ü çeken V2’dir.V2’yi çeken V1’dir.V1’i çeken ise lokomotiftir. Lokomotifi çeken nedir ,diyemeyiz. Çünkü lokomotif çeker ama çekilmez. Onun hareketi kendindedir.
Bizim (V3) var olmamıza sebep olan anne-babamızdır. Onların var olmasına da anne-babaları (V2) sebeptir... Bu Hz-Adem Hz-Havva’ya dek gider. Peki Hz.Havva ve Adem'i yaratan kimdir. Cevap:Allah’u Teala .Peki (haşa) Allah’ı yaratan kimdir diye soramayız. Çünkü Allah yaratandır ama yaratılmaz. Tıpkı lokomotifin çeken ama çekilmez oldugu gibi....
( Not : Bazı insanlar “ BENZETME “ sanatına - işlerine geldiği an - önyargılı yaklaşmaktadırlar ... : Yukarıdaki lokomotif örneği bir kıyas ve benzetme sanatı üzerine kurulmus bir örnektir. Tıpkı “ Aslan gibi adam “ cümlesinde oldugu gibi . Kimse bu cümleyi duyunca aslan- insan karısımı bir yaratığı göz önüne getirmez. Yukarıda da bir kıyas yapılmıştır, Allah’u Teala ( HAŞA ) bir trene benzetilmemiş trendeki bazı özelliklerden kıyasla Allah ‘ın bazı sıfatlarına atıfta bulunulmuştur. Amaç örneğin okuyucu tarafında daha iyi anlaşılabilmesidir! Yoksa Allah’ın ( HAŞA ) bacası , tekeri vardır,... ?! iddiasında bulunan yoktur.Sanattan anlamak istemeyenlere öncelikle sanatı tavsiye ederiz, ki o sanat O'na işaret etsin! )
“ Allah'ın her yarattığı bir fabrika, bilgisayar, makine, robot...... gibidir. Yaratılan her varlık planlanmış, programlanmış, çoğalacak şekilde dizayn edilmiştir. “
Allah ; Halık,Vahid,Rab,Samed,İlah.....tir.

BİR MAİL: " ...merhabalar ben bir üniversite öğrencisiyim ve ateist olan bir arkadaşıma Allahın varlığını ispatlamak istedim. onun takıldığı konu malum olan yaratılma konusu...bu linkte Allah yaratandır kısmında yazılan yazıların hepsinin matematiksel ve fiziksel açıklaması var. yani ben ona bunları söylediğimde onun vereceği cevabı bildiğim için sizde de daha gerçekçi örnek bulmanızı öneririm mesela orada yazdığını 1 rakamı da iki tane 0.5 den meydana gelir oda iki tane 0.25 den diye gidiyor.vagonun ise açıklaması momentin dönmesinden ve basınçtan kaynaklanıyor.yani kısacası verdiğiniz örneklerin açıklaması var.gerçekten insanları hayrete düşürecek örnekler vermek lazım."
SELAMUN ALEYKUM.KARDESIM...1 BIRDIR...0,5 ISE YARIM ..YANI BIR GIBI BUTUN DEGILDIR...İKİ YARIM ARABA BIR ARABA DEGILDIR...DORT PARCAYA AYRILMIS ARABA TOPLANINCA YURUYEN BIR ARABA ETMEZ... YANI BIR, BIR BUTUNDUR VE VARLIKLAR ALEMINDE BIR DEGERI VARDIR...AMA 0,5...0,25...BUNLAR SADECE MATEMATIKTE ISE YARAR...AMA VARLIKLAR ALEMINDE , VAR OLANLARDAN BAHSEDERKEN BIR, " 1 " OLMALI...O BIR OLMADAN HIC BIR SEYE BASLAYAMAYIZ...CEYREK ADAM ÖLÜDÜR...DORT CEYREK TOPLAMI BIR CANLI ADAM ETMEZ...BILMEM ANLATABILDIM MI...KONUMUZDA VAR OLMANIN ISPATI OLDUGUNA GORE VAR OLANI ANLATMAK ICIN BIR KAVRAMINI VE ONUN ICERDIGI ANLAMI KULLANMAK ZORUNDAYIZ... ATEIST KARDESIMIZ EGER VARLIGI KONUSUNDA SUPHEYE DUSMEMIS ISE , ARTIK ATEIST DEGILDIR ZATEN...!SADECE IKINCI ASAMA OLAN YARATILMAMASI KONUSUNDA SUPHESI VAR DEMEKTIR KI ONUN DA " KENDI CAPIMIZDA " CEVABIMIZ BU ...! TREN KONUSUNU ACIKLADIK ASLINDA TESBIH SANATINDA BENZETILEN ILE BENZENEN ARASINDA % 100 BENZERLIK OLMASINA GEREK YOK... DAG GIBI ADAM DENINCE ADAMIN SAGI SOLUNDA TAS, TOPRAK ARANMAZ..SADECE IRILIGI IKI TARAFTAKI ORTAK NOKTADIR...OKUZ GIBISIN DEYINCE BIRINE " AMA KUYRUGUM YOK..." FALAN DERSE ZATEN OKUZLUGUNU ITIRAF ETMIS OLMAZ MI ... BU ORNEKTE DE TREN- HASA -ALLAH'LA KIYASLANMIYOR SADECE ILK MUHARRIK - HAREKET ETTIREN " , AMA HAREKET ETTIRILMEYEN OZELLIGI KIYASLANIYOR... HASA RABBIMIZE CIVATA, KOMUR, BASINC ..IZAFE ASLA ETMEYIZ...SELAM VE DUA ILE

ALLAH BİLİMİN BİZZAT KURAMCISIDIR !





TAKLİTLERİNE İNSANLAR "MUCİZE " DERKEN ORJİNALİNİ YAPANI NASIL İNKAR EDEBİLİR Kİ ?

İnsanların Teknoloji adına yaptıkları tüm yenilikler aslında yüce yaratıcının yarattıklarının kötü, amatörce birer taklidinden başka bir sey değildir. Hem de her biri daha az kapsamlı, hatalı, çok enerji gerektiren, iri ,az kullanışlı, cansız ,çoğalamayan, büyüyemeyen ...kötü birer taklittirler. Daha çok uzatılabilecek listeyi kıyaslamak için inceleyip her biri üzerinde tek tek düşünelim:


ELDEKİ TEKNOLOJİYE BAKAR MISINIZ ...?! YA BU...!





ABD'nin San Francisco kentinde düzenlenen "Deneysel Biyoloji 2006 Konferansı"nda önceki gün söz alan bilim adamları, günümüzde geliştirilen biyonik kol, bacak, göz ve kulak gibi organlarla, vücudu ağır hasar gören kişilerin eski hallerinden daha sağlıklı hale getirilebileceğini söyledi. İşte son yıllarda geliştirilen biyonik organlara birkaç örnek:
Biyonik göz: ABD'nin Stanford Üniversitesi'nden Doktor Daniel Palanker'ın geliştirdiği "retinal protez", taşınabilir bir mini bilgisayar, üzerinde video kamera bulunan bir gözlük, göze yerleştirilen bir pil ve ışığa duyarlı bir çipten oluşuyor.
Biyonik kulak: Almanya'daki Saarland Üniversitesi'nden Profesör Werner Nachtigall ve Doktor Stefan Launer'in geliştirdiği yeni teknikte, sesleri algılayan bir çip, kulağın arka yüzeyine yerleştiriliyor. Bu çip, kulağın içine nakledilen bir alıcıya radyo sinyallerine çevirdiği sesleri iletiyor. ( Milliyet :06.04.2006 )

GÖZÜMÜZ KAÇ MEGAPİKSEL ?


Günlük hayatta "adamın cep telefonunun kamerası 2 MP" ya da bende bir makine var "12 MP" gibi sözler duyarız ve "vay be, teknoloji nerelere kadar geldi" deriz. Hatta bazen "ya bu kamera benim gözümle gördüğümden de net çıkarıyor görüntüleri" dediğimiz bile olur. İşin aslını yapılan araştırmalar gösteriyor ve vücudumuzun günümüz teknolojisinin ne kadar ilerisinde olduğunu ortaya koyuyor.Gözümüz tek bir taslak üzerinde kurgulanmış anlık çekimleri yakalayan bir fotoğraf makinesi değildir. Daha çok bir video silsilesine benzemektedir. Gözümüz, küçük açılarla, anlık hareket eder ve etrafımızdaki detayları beyne yansıtmak için sürekli kendisini günceller. Ayrıca iki tane gözümüz vardır ve beynimiz, çözünürlüğü daha da arttırmak için her iki gözden gelen sinyalleri toplamaktadır...küçük bir örnekle başlayalım: Şimdi önünüzde 90 a 90 derecelik açıda (gözümüzün açıları yani) bir görüntünün olduğunu farz edelim, aynen pencereden dışarıdaki bir manzarayı seyredermiş gibi. Bu durumda piksel sayıları ortalama bir göz için: 90 derece * 60 arc-dakika/derece * 1/0.3 * 90 * 60 * 1/0.3 = 324,000,000 piksel (324 MP ) olur...Ama insan gözü, bu açıdan çok daha fazla bir açı görür ki bu da 180 dereceye yakındır.Biraz küçük düşünüp 120 derecelik bir açıyla bakabildiğimizi varsayacak olsak bile:120 * 120 * 60 * 60 / (0.3 * 0.3) = 576 MP verisini elde ederiz...sözün özünü böyle bir teknoloji harikası olan gözünüze gözünüz gibi bakın.
Olağanüstü bir yön bulma kabiliyetine sahip olan güvercinler, ne kadar uzaklıkta olursalar olsunlar, her zaman yuvalarını buluyorlar. Yollarını hayranlık uyandıran bir gizemle nasıl buldukları merak edilen güvercinleri inceleyen Alman bilim adamları, bu kuşların gagalarında pusula gibi işlev gören küçük demir partikülleri tespit ettiler. Güvercinler, bu partiküller sayesinde yeryüzünün manyetik alanını analiz ederek kuzey kutbunu belirleyebiliyor.Gerta Fleissner başkanlığındaki ekibin araştırması, "Naturwissenschaften" dergisinde yayımlandı. Dergideki yazıya göre, güvercinlerin gagalarını röntgen cihazında inceleyen bilim adamları, gaga derisinin altındaki sinirlerde demir partikülleri tespit etti.Araştırmacılar, göçmen kuşların da aynı şekilde gagalarındaki demir partikülleri içeren hücreler sayesinde yönlerini bulduklarını kaydettiler.( Hürriyet :17 Mart 2007 )

SAHİ.. PUSULAYI KİM BULMUŞTU... J

HAYVANLAR ALEMİNDEKİ BİNLERCE
ÖRNEKTEN SADECE BİRİ




HAZIR DONAMIMA DIŞARIDAN EKLEME YAPILIYOR. BİLİM; ASLINI YAPMAKTIR!


İnsanların yaptığı Teknik, buluş Allah’ın yarattığı :
Sentetik, sera, taklit...........................Doğal, orjinal
Diyaliz makinesi..................................Böbrek
Lamba, kalorifer...................................Güneş
Baraj, Havuz.........................................Deni z, Okyanus
Yapay çiçek..........................................Çiç ek
Yapay meyve........................................Meyve
Vantilatör........................................ ......Rüzgar
Heykel, Robot.......................................insan
Uçak.............................................. ........Kuş
Lens.............................................. ........Göz merceği
Deniz altı.............................................. Balık
Protez el, ayal.......................................El, ayak
Oyuncak bebek.....................................Bebek
Buzdolabı......................................... ......Kutuplar, kar
Bilgisayarlı araba...................................At
Şofben............................................ ........Golfsitrim
Radar............................................. .........Yarasa
Takma diş............................................... Diş
Süt fabrikası......................................... ...İnek
İplik fabrikası......................................... .Örümcek, ipek böceği
Bilgisayar........................................ ........Beyin
Elek, Süzgeç............................................ Ozon tabakası
İçki.............................................. .............Su ,süt,meyve suyu...
Oksijen tüpü.............................................A tmosfer
Elektrik kablosu.......................................Dama r
Halı.............................................. .............Doğa (Renkli)
Kubbe (Direkli)........................................G ökyüzü (Gök kubbe)
Elektrik.......................................... ..........Elektrikli yılan balığı
Topaç (Yerde)..........................................D ünya (Boşlukta)
Anten............................................. ...........Hayvanların anteni
Oyuncak hayvan.......................................Hayva n
Saz teli.............................................. ........Ses telleri
Müzik aleti............................................. ...Bülbül
Çamaşır makinesi......................................Kalp , Böbrek
Radyo alıcısı........................................... ...Kulak
Bayrakta yıldız...........................................Y ıldız
Dürbün............................................ ............Kartal gözü
Küre.............................................. ..............Dünya
Kamera............................................ ............Göz
Akvaryum.......................................... ..........Deniz,Okyanus
Deprem ölçer............................................. .Köpek,kuş,fare
Parfüm............................................ .............Tabiat kokusu
Elektrik.......................................... ..............Yıldırım,ateş böcegi
Müzik sesi.............................................. .....Tabiat(kus,su,rüzgar..sesi)
Laboravatuar...................................... .........Yaprak,mide,toprak,tohum
Yağmur bombası........................................Yağ mur sistemi
Solunum cihazı..........................................Ak ciğer
Filitre........................................... ................Yaprak,orman
Savunma sistemi..........................................S inir sistemi,Bademcik,ağrı,akyuvar
Teyp.............................................. ...............Hafıza
Fotograf makinesi.......................................... ..Göz
Telefon........................................... ..............Kulak
Mimar............................................. ..............Bal arısı,kuş,karınca
Meyve fabrikası......................................... ..Ağaç
Sebze fabrikası......................................... ....Bitki
Gece lâmbası........................................... ......Ay
Saat..Düzeni...................................... ............Ay, dünya, güneş sistemi samanyolundaki dakiklik
Ambalaj kâğıdı............................................ ..Meyve kabuğu
Mıcır fabrikası......................................... .....Dere, ırmak
Bomba............................................. ..............Yanardağ, Karadelik, Güneş patlaması
İlaç (Yan tesirli)..................... ......................Doğal vitaminler
Asansör........................................... ..............Yer çekimi
Dalga............................................. ................Yapay dalga
Savunma sistemi........................................... .Boynuz, diş, kanat, kamuflaj.....
Elektronik program (Otomatik pilot, pusula)...........Içgüdü
Paraşüt .................................................. .........Hindi bağ çiçeği
Şeker............................................. ...................Bal
Saksıda çiçek............................................. ......Dünyada tabiat
Ressam............................................ ................Musavvir


Toprağı renkli , kokulu , ambalajlı ,desenli , çeşitli tat ve şekillerle meyve ve sebze haline getiren birer meyve - sebze fabrikası olan bitkileri yaratan ( her an bu üretimi gözümüzün önünde yaptıkları için bu ileri teknolojiyi fark edememekteyiz ! ), yüzen elektrik santrali ; elektrikli yılan balığını ,ot ve suyu süte çeviren , yürüyen ,çoğalan süt fabrikasi inekleri , koyunları ,diyaliz makinesinden daha kapsamlı , elektrik, onarım ,bakım masrafı olmayan böbrekleri , otomatik motorlu kalbimizi , pilotsuz ,benzinsiz uçan dünyamızı ....yoktan ,kıstassız ,örneksiz , yaratan Yüce Yaratıcı Allah'ın ilmini ,yüceliğini ,kudretini ne yazikki her zaman farkedememekteyiz
Allah'ın her yarattığı bir fabrika, bilgisayar, makine, robot...... gibidir. Yaratılan her varlık planlanmış, programlanmış, çoğalacak şekilde dizayn edilmiştir.
Not: Uçak olmasaydı, kuş yine olurdu. Ama kuş olmasaydı, Uçak olmazdı.... Böyle yüce bir yaratıcı tesbihe lâyıktır:
Sübhanellah: Ey Allah’ım sen bir seyi yaptığın veya yarattığın zaman en güzel şekilde yapar ve yaratırsın. (Gezegenleriyle, atomlarıyla, canlılarıyla...)
Elhamdülillah: Ey Allah’ım ben sana şükreder, teşekkür ederim ( verdiğin sağlıklı organlar ve tüm rızıklar için) ve yarattığın bu kainata bakıp seni överim.
Allah’u Ekber: Ey Allah’ım sen en büyüksün. Her şeyin en iyisi, en mükemmeli sensin Ya Rabbi.

Görüldügü gibi teknoloji, mucize ve kerametleri çok geriden takip etmektedir.




BEYNİN 9 SIRRI



1. Bilgi nöronlarda nasıl kodlanıyor?


Beynin en karışık işlemlerinden bir tanesi, bilginin kodlanması. Bu süreçte beyindeki nöronlar, yani sinir hücreleri, zarlarının dışında elektrik akımı oluşturuyor. Bu elektrik akımları, ‘akson’ adı verilen uzantılara ulaşarak, onlar vasıtasıyla gerekli olan kimyasal sinyallerin açığa çıkmasını sağlıyor. Bu akımlar sayesinde dünyayla, çevremizde olup bitenle ilgili bilgiler beynimize aktarılıyor. “Ne görüyorum?”, “Aç mıyım?”, “Hangi sokağa sapayım?” gibi sorulara yanıt işte böyle bulunuyor. Bilim adamları, beyindeki bilgilerin tek tek hücrelerin içinde biriktirilmediğini tahmin ediyorlar. Bu bilgilerin ‘hücre grupları’ tarafından depolandığı düşünülüyor. Ancak hangi nöronların, hangi hücre gruplarına ait oldukları henüz bilinmiyor. Şu anki teknoloji ise binlerce nöronu aynı anda ölçecek kapasitede değil. Tek bir nöronun bağlantılarını bile şu an elimizde olan teknolojilerle görüntülemek imkânsız. Tek bir nöronun, yaklaşık 10 bin nörondan bilgi ve sinyal aldığını biliyor muydunuz? Beynin içindeki elektrik akımı sayesinde ise sinyal alışverişi çok hızlı olabiliyor. Bilim adamlarına göre, sinir sistemleri arasındaki bilgi aktarımının tek yolu, bu elektrik akımları değil. Bu nedenle, ‘bilgi taşıyan’ başka hücreler keşfetmeye yönelik araştırmalarını sürdürüyorlar. Burada, ‘glial hücreler’ üzerinde duruluyor.

2. Anılar beyinde nasıl saklanıyor ve nasıl tekrar hatırlanıyor?


Bir kişinin ismi gibi, yeni bir şey öğrendiğinizde beynin yapısında birtakım fiziksel değişiklikler meydana geliyor. Ancak bu değişikliklerin hâlâ ne tür değişiklikler olduğunu, nerelerde meydana geldiğini, bilginin nasıl depolandığını ya da yıllar sonra tekrar hatırlanarak tekrar nasıl gündeme getirildiğini anlayamıyoruz. Beyinde çeşit çeşit hatıralar var. Ancak beyin, ‘kısa dönem anılarla’ (yeni öğrenilen bir telefon numarasını hatırlamak gibi), ‘uzun dönem anıları’ (geçen yıl doğum gününüzde yaptıklarınız gibi) birbirinden bir şekilde ayırıyor. Bilim adamları ‘öğrenme’ ve ‘hafızada tutma’ şeklinin değişik beyin şekillerine bağlı olduğunu düşünüyorlar.

3. Beyin, geleceği nasıl öngörüyor?


Çoğu zaman gelecekle ilgili birtakım planlarımız ve öngörülerimiz olur. Geleceğin nasıl şekilleneceğini düşünürüz. Beynimizde, gelecekle ilgili bir şekil vardır. Ancak beynin bu ‘gelecek simülasyonunu’ nasıl yaptığı henüz anlaşılmış değil. Beyin, dünyayla ilgili öngörülerde nasıl bulunabiliyor? Bilim adamları hâlâ bunun yanıtını arıyor.

4. ‘Duygu’ ne demek?


Beyin, sadece bilgi biriktiren bir organ değil; aynı zamanda duygu, motivasyon, korku ve umutları barındıran bir organ. Bütün bunlar bilinçaltında olan şeyler aslında... Örneğin beynin duygularla ilgili bölümü sinirli yüzlere, o yüzleri görmeden de tepki verebiliyor. Kültürler arasında da temel duyguların dışa vurulması, aslında birbirine benziyor...Duyguların beyinde nasıl işlediği üzerinde bilim adamları hâlâ çalışıyorlar. Duygulara aslında bir çeşit hesaplama ya da ‘ölçüm’ şekli gözüyle bakılabilir. Yani duygular, aslında hızlı bir eylemi harekete geçiren bir ‘durum tespit özetidir’.

5. Zekâ nedir?


Zekâ farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Ancak ‘biyolojik’ açıdan zekânın ne anlama geldiği henüz bilinmiyor. Milyarlarca nöron, bilgiyi ‘harekete geçirmek’ için nasıl birlikte çalışıyor? Gereksiz bilgi beyinden nasıl siliniyor? İki kavram ‘birbirine uyunca’ ve böylece bir soruna çözüm bulduğunuzda, beyinde neler oluyor? Zeki insanlar bilgiyi beyinlerinde ‘hatırlaması kolay’, ayrı bir bölgede mi muhafaza ediyorlar? Beyin fonksiyonlarının temel işleyişiyle ve nöronlar arasındaki bağlantılarla ilgili, bilim adamlarının elinde hâlâ çok az bilgi var. Ancak zekânın, beynin tek bir alanıyla değil, pek çok bölgesiyle ilgili olduğu üzerinde duruluyor. İnsan beyninin diğer canlılardan farkı hâlâ araştırılıyor.

6. Beyin, ‘zamanı’ nasıl algılıyor?


Alkışladığınızda ya da parmağınızı ‘şıklattığınızda’ sesi mi daha önce duyarsınız, hareketi mi daha önce görürsünüz? Her ne kadar duyma yeteneği, görme yeteneğinden daha hızlı çalışsa da, parmakların görüntüsüyle, çıkarılan ses aynı anda gerçekleşiyormuş hissi doğuyor. Yani beyin pek çok olayın aynı anda gerçekleştiği ‘hissi’ yaratarak aslında bizi ‘kandırıyor’. Beynin zamanla ‘oynadığını’ aslında çok kolay anlayabilirsiniz. Aynanın karşısında sol gözünüze bakın. Daha sonra bakışınızı sağ gözünüze kaydırın. Gözlerinizi diğer tarafa çevirmek bir zaman alıyor elbette. Ancak siz gözlerinizin hareket ettiğini görmüyorsunuz. Gözlerinizi kırpıştırdığınızda da aslında gözleriniz çok kısa süreliğine de olsa karanlıkta kalıyor. Ancak bu karanlığı da görmüyorsunuz.

7. Nasıl uyuyor ve rüya görüyoruz?


Zamanımızın üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Bebekler ise zamanlarının üçte ikisini uykuda geçiriyor. Araştırmalara göre, az uyumak sinir sisteminde bozukluğa yol açıyor. Araştırmalar, 10 gün uyumayan farelerin, 10’uncu günün sonunda öldüklerini ortaya koyuyor. Canlılar uyuduklarında beynin bir bölümü de uyuyor, ama uykunun mekanizması, işleyişi hâlâ bilinmiyor. Uykuda nöronların aşırı derecede hareket halinde oldukları biliniyor. Ayrıca önemli bir sorunu çözmeden önce uyumanın, o sorunu çözebilmek açısından yararlı olduğu da düşünülüyor. Düzenli uykunun, öğrenme kapasitesini de artırdığı söyleniyor. Özetle, uyku sayesinde beyin bir şekilde gerekli bilgileri depoluyor, gereksizleri ise ekarte edebiliyor.

8. Beynin ayrı ayrı olan sistemleri, birbirleriyle nasıl bütünleşiyor?


Gözle bakıldığında, aslında beynin her bölgesi aynı görünüyor. Ancak aktivitelerini, işlevlerini ölçtüğümüzde, her nöron bölgesinde farklı bilgilerin kayıtlı olduğunu görüyoruz. Örneğin görme yeteneğini ilgilendiren bölgenin içindeki alanlarda hareketler, yüzler, köşeler ve renklerle ilgili çeşit çeşit bilgiler bulunuyor. Yetişkin bir insanın beynini, çeşitli ülkelerin bulunduğu bir dünya haritasına benzetebiliriz. Beynin içinde koku, açlık, acı, hedef koyma, sıcaklık, öngörü ve daha pek çok şeyle ilgili ‘beyin ağları’ var. Farklı işlevlerine rağmen bu sistemler birbirleriyle bir şekilde bütünleşerek çok iyi bir işbirliğine giriyorlar. Bunun nasıl gerçekleştiğine dair ise bilim adamlarının hiçbir fikri yok. Ayrıca beynin, sistemlerini nasıl bu kadar hızlı bir şekilde koordine ettiği de henüz anlaşılmış değil.

9. ‘Bilinç’ nedir?


Modern bilimde, ‘bilinç’ çözülememiş olan en önemli sırlardan biri. Bilinç, tek bir fenomen değil. Peki ne? Bilinç, beyindeki hangi sistemlerle ilgili? Bilim adamlarının bu konuda da hiçbir fikri yok...Şimdiye kadar yapılan araştırmalara göre, bilinç konusunda, büyük bir ihtimalle yine bir grup aktif nöron iletişim içinde. Bilincin altında yatan mekanizmanın moleküllerle ya da hücrelerle ilgili olabileceği üzerinde de duruluyor. Belki de mekanizma, bu sistemlerin etkileşimleriyle oluşuyor. Bilim adamları bu sıralar bilincin, beynin hangi bölgeleriyle ilgili olduğunu araştırıyorlar. Bunu keşfettikten sonra, bu bölgelerin neden birbirleriyle iletişime geçtikleri araştırılacak.

Bilgisayara karşı beyin


Beyindeki elektrik akımlarının hızının, bilgisayarlardaki sinyal hızından 100 milyon kat daha fazla olduğunu biliyor muydunuz? Bir insan, arkadaşını hemen tanırken, bir bilgisayarın bir yüzü tanıması genellikle çok zor oluyor. Beynin pek çok işlemi aynı anda yaptığını söyleyen bilim adamları, beynin bütün bölgelerinden gelen bilgilerin tek bir bölgede birleşmediğini, ancak bu farklı bölgelerin kendi aralarında güzel bir ‘işbirliğine’ girdiklerini ve bir ağ, yani ‘network’ oluşturduklarını belirtiyorlar. Bizim de dünyaya olan bakış açımız işte bu karmaşık network sayesinde oluşuyor. ( Hürriyet:22.11.2007)

NOT : 1973 yılında Kopernik'in 500. doğum yıldönümü anısına düzenlenen sempozyumda konuşan teorik fizikçi Brandon Carter, 'Anthropic Principle', yani 'İnsani Prensip.' görüşünü ileri sürer. Carter'e göre doğa kanunları, biz insanların içinde yaşayabileceği bir evrenin ortaya çıkması için özel olarak tasarlanmış gibidir.

ALLAH KAİNATI NİÇİN YARATMIŞTIR ?

Allah’u Teala insanları sevdiği için yaratmıştır.Allah insanları seviyor çünkü nefes alsın diye Oksijeni yarattı, içsin diye suyu, yesinler diye bitkilere emretti , toprağı meyve sebzeye hayvanlara bitkileri et, süt, yumurta, bala dönüştürmektedir.Bütün kainat insanlara hizmet etsin diye yaratılıştır.Allah insanları sevdiği için cenneti yaratmış ,cennete gidebilelim diye Allah Kur’an’ı göndermiş , Kur’an’daki ibadetleri ( Allah’ın tüm emirleri , ibadetleri , insanların yararına , hep insanlar için , tüm yasaklarıda insanların zararına olduğu için yasaklanan haramlardır. ) yaparak , dünyada mutlu olmamızı , sonuçta cenneti kazanmamızı istemistir.Güzel bir manzara resmini ressam neden yapar ? Çünkü hosuna gitmis , sevmistir. Önceden o resim yokken sonradan yapılmış olur. Tıpkı bunun gibi Allah’ta evreni ve insanları sevdigi için , güzellik için , önceden yokken , yoktan var etmiş , dünyada insanlar , cenneti yaşasın diye ibadetleri ( insanlara yararlı olan şeyleri ) emretmiş , bu ibadetleri yapıp dünyayı cennete çevirenlere ahirette cenneti vaad etmiştir.
Insana hizmet için evreni ( su ,agaç , hayvan , bitki...) yaratan Allah , dünyada huzur , barış içinde yaşaması için emir-yasaklar ( ibadeti ) insanlara bildirmiş , bunlar yapanlara da cenneti vermiştir.
Insan üç nedenle yaratılmıştır : Allah sevdigi için insanı yarattı , insana hizmet etsin diye evreni yarattı , cennete gidelim diyede , cennetin anahtarı olan Kur’an’ı indirdi. Ibadet dünyayı cennete çevirir, ahirette de cenneti garantiler...yaratılmasaydık , cennete gitme ihtimalimiz olmazdı.


__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Kâinatın kumandanı kimdir? #3
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
26 Nisan 2013 , 14:31
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
KÂİNATIN KUMANDANI KİMDİR?





Bakışlarını evrende gezdiren insanın, kendisini ve diğer mahlukatı mükemmel bir uyum ile yaratıp gıdalandıran, her şeyi insanlara yarayışlı hâle getiren Allah'ı anlamaması ve tanımaması basiretsizliktir. Dikkat edildiğinde, insan vücudunun nelere ihtiyacı varsa, hepsinin en uygun şekilde istifadesine sunulduğu görülür.

Mesela mikroskopla görülebilen ve mikronla ölçülebilen hücrelerin bile gıdalanması ve hayatiyetlerini devam ettirmeleri söz konusudur. Asitlerden ve aminoasitlerden oluşan hücre, ortadaki çekirdek ve etrafındaki stoplazma ile dıştaki incecik zardan meydana gelen elsiz, ayaksız bir şeydir. En küçük dış müdahalelerden bile zarar görüp hayatiyetini yitirebilecek bu çok hassas yapı, ağzımıza koyduğumuz her şeyden ve teneffüs ettiğimiz havadan nasibini alır. Gerekli mineralleri, vitaminleri, karbonhidratları ve oksijeni temin edip, hareket eder ve çoğalır. Bulunduğu yer ve yapısı itibariyle yürümesi, uçması ve yüzmesi mümkün değildir ama o hücre, yaratılışının gereği hemen her yöne hareket eder, hemen her yere gider ve bölünerek ürer. Bir iken iki, üç, dört olur. Özelliklerini koruyarak mevcudiyetini devam ettirir.

Bir hücrede görülen bu durum birbirine bağlı daireler hâlinde, kâinatın her tarafında da görülür. Hücreyi büyütsek insan, insanı büyütsek kâinat olur. Kâinatı küçültsek insan, insanı küçültsek atom meydana gelir. İşte kâinatta böylesine bir uyum ve tevhid vardır. Bu açıdan: “Yeryüzü nedir?” sorusuna: “İnsanı var eden, onu birtakım arzular ve ihtiyaçlarla yaratan Allah'ın o ihtiyaç ve arzulara cevap vermek üzere hazırladığı bir sofra, bir ambar veya bir eczahanedir” cevabı verilebilir.

Yüzümüzü semaya çevirip, uzaktan uzağa göz kırpıp, bize tebessüm eden yıldızlarla yaldızlanmış gökyüzüne baktığımızda; yeryüzündeki kumlardan daha çok ve bizim küremizden binlerce defa büyük küreleri, en küçük bir düzensizliğe meydan vermeden gezdirip dolaştıran, ahenkle yörüngelerinde tutan Allah'ın mevcudiyetini ve kudretini müşahede ederiz.

Bu perspektifle baktığımızda, elektronikten kozmolojiye, atom fiziğinden radyolojiye kadar her şeye hükmü geçen Allah’ı görür, yıldızların, güneşlerin, galâksilerin, kozmik bulutların, hâttâ en küçük meteorların kendi dilleri ile “Allah vardır. Bizi, feza boşluğunda tutup, birbirimize çarptırmadan gezdiren, ahenkle dolaştıran O'dur” dediklerini duyarız.

Atom altı âlemden gezegenlere kadar her şeyin, Allah'ın emirlerini dinlemeleri ve O'nun emirlerine âmade oluşlarını görmek için kâinata baktığımızda da, O Mükemmel ve en büyük Kumandan’ın, adeta ordularına "İleri Marş!" emrini verişi gibi, zerrelere "Yürüyün!" dediğinde yürüdüklerini, kürelere "İleri!" dediğinde hareket ettiklerini ve her şeye istediği nizamı verdiğini görürüz. İşte bunları görmek, ilmimiz ve aklımızı kullanıp tefekkür ederek, kâinatın Kumandanını bulduğumuz an, biz de: “Ey büyük kumandan! Seni tanımaya, yüceliğine uygun kulluk yapmaya geldim” diyecek, secdeye kapanacak, O'nun büyüklüğünü ve kendi küçüklüğümüzü idrak ederek kulluğun tadına varacağız.

Canlıların en küçük parçası olan hücrenin içine girdiğinizde, harikalarla karşılaşırsınız. Mesela, insan vücudunu meydana getiren hücreler ile hayvanların ve bitkilerin hücrelerini meydana getiren hücrelerin birbirinden farklıdır. İnsan vücudundaki bir hücrenin hemoglabin sayısı altmışdokuzbin ise hayvan hücresindeki hemoglobin sayısı kırkbindir. Bu sayılar hiçbir zaman değişmemektedir. Bunların dizilişi ise birbirine karşılıklı zincirler gibidir. O halkaların herhangi birine müdahale edildiği an, zincir bozulmakta ve canlının hayatiyetinin kaybolmasına sebep olmaktadır.

Her hücrenin içindeki kimyasal maddeler farklı miktar ve çeşitliliktedir. Kimisinde demir, kimisinde fosfor, kimisinde magnezyum bulunmakla birlikte miktarları da farklıdır. Hücrenin yapısına göre değişiklik gösteren bu miktar ve çeşitlerin değişmesi ihtimali ve imkanı da yoktur. İlmî araştırmalar neticesinde, basit bir misal olarak dikkatinizi çektiğimiz, vücudun en küçük parçası olan hücrenin bu boyutu ile ilgili olarak şu hakikata varılmıştır: "Zerreleri hareket ettiren, atomlara yol gösteren; bunları şekillendirip, nizama sokarak insanı, hayvanı, bitkiyi ve bütün eşyayı karekteristik hususiyetlerle ayrı ayrı yaratıp yaşatan Allah'tır."

KAYNAKLAR

1- M Fethullah Gülen, Hitap Çiçekleri, s. 38-39.

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Allah'ın bizi sevdiğini nasıl anlarız? #4
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
01 Mayıs 2013 , 18:52
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Allah'ın bizi sevdiğini nasıl anlarız? Yaşadığımız sıkıntılar Allah'ın bizi sevmediğini gösterir mi?

Allah'ın bizleri sevdiği ispatlanmış bir hadisedir. Asıl bizim bu dünyaya gönderilmemizin gayesi Allah'ı sevip sevmediğimizi ispat etmek içindir. Zira yokluk aleminin karanlıklarından varlık aleminin en nurani tepelerine çıkarıp, bizi Müslüman yapıp ve yine kimseye açmadığı esmasının tecellilerini, yedi milyar insan içinde bize açarak, bizi sevdiğini ispatlamış olmuyor mu?

Bir düşünün, sevmediğimiz birisine neden özelliklerimizi, sevdiğimiz şeyleri, sevmediğimiz şeyleri anlatalım ki? Onunla muhatap bile olmayız değil mi?


Hem Allah bizi sevmese ve itimat etmese bir çok mahlukuna vermediği yüzlerce organı neden bize versin ki ve neden özellikle akıl, ruh, kalp, gibi kıymeti, kainat ağırlığında olan lüks mücevheratı boynumuza taksın ki? Birisinin bizi sevmesinin ölçüsü bize verdiği hediyenin kıymetiyle doğru orantılı değil mi?

Biz bu dünyada peşinen aldığımız bu nimetler karşısında Allahı sevme ve Ona itaat etme sınavına tabi tutulmuşuz. Allah'ın sevilmeye layık olduğuna zaten bizler iman edeceğiz. Bu bizi ilgilendiren bir durum.


Bazı şeylerin bize perdeli gelmesi sınavda olmamız nedeniyledir. Allah'ın elmayı bizzat elimize vermesi belki gönlümüze daha hoş gelebilirdi. Kendimizi, daha çok sevilen olarak hissettirebilirdi. Ama ağaçtan vermesi de bundan farksız değil mi? Zira ağacı, elmayı yapmada iktidarsız bırakması zaten buna delildir.

O halde, bir tür okuyamama problemiyle karşı karşıyayız. Sizi çok iyi anlıyorum. Gerçekten iyi okunmadığında, altından kalkılması zor bir durum. Ama herhalde zihnimizde bir tür toptancı bir anlayış var. İnsanların içinde kaynadığımızı zannediyoruz. Sanki bize özel bir şey yokmuş gibi... Yine birisinin bizi sevme derecesi "bize özel" ikramlarıyla doğru orantılı görüyoruz. Ama emin olun, etrafınız yalnızca size özel ikramlarla dolu...


Örneğin yaşamanız. Siz bunun fabrikasyon bir şey olduğunu mu sanıyorsunuz? Hemen bir biyologla konuşun. Ya da bir fizikçiyle veya bir doktorla veya kitaplarla… "Zira okuduğunuz fenlerden her fen lisan-ı mahsusu ile..." size bunu ispat edecektir.

Örneğin; sizin bu soruyu sormanız için gerekli olan hayatın hikayesinin on dört milyar ışık yılı önce başladığını biliyor musunuz?


Yani evren o müthiş patlama ile yaratılmaya başladığı anda 1045 (on üzeri kırk beş) santigrat derece sıcaklıktan yaklaşık beş milyar yıl öncesine kadar genişleyerek -233 derece sıcaklığa düşmesinin sizin hayatınızla münasebetini biliyor musunuz? Bütün uzayın o sıcaklıkta bırakılması dünya gibi bir gezegenin yaratılması için en önemli ve ilk şart olduğunu bugün bütün fizik dünyası açıklıyor. Yani sizin bu soruyu sormanız için evren bu sıcaklığa gelmek zorunda...


Dünyamızın yaratılması emin olun bize özel. Çünkü bizim bu dünyada insan olarak hayatımızı sürdürmemiz, biyologlara göre iki yüz elli milyonda bir ihtimaldir...


Hadi doğduk... Bize aklın verilmesi ve yine Müslüman olmamız, aklı çatlatacak ihtimal oranlarıyla önümüze gelmiş. Ve verilen bu hayatın devam etmesi bütün kainatın tıkır tıkır işlemesi gibi sayıların aciz kaldığı bir ihtimal oranı ile bize her an ikram ediliyor. Ve hayatımız devam ederken güneşin göz bebeğimize vuran ışık öpücüğü... Bunun bize özel olduğunu anlamak istiyorsanız körlere bakın, felçlilere bakın, geceden gündüze çıkamayan yani o gün güneşi görmeden ölenlere bakın. Emin olun bu size özel...


Eğer probleminiz "Bana verilen bir şeyi başkasında görmek istemiyorum." düşüncesi ise....


İnsaflı olun derim ben size... Ne suçu var mahlukatın... Ne olur ki canım onlarda bundan istifade etse...


Bütün bunların dışında yalnızca size özel iltifatlarda var. Parmak iziniz, kan grubunuz, ses tonunuz, göz bebeğiniz ve her şeyden öte kimseninkine benzemeyen kaderinizle...
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)