izmir escort escort izmir porno porno izle
Ateizm NOTLARI - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Standart Ateizm NOTLARI #1
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
29 Aralık 2016 , 08:35
Alıntı ile Cevapla
Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar.
“Dehriyyun” denilen “Tabiiyyun” denilen “Naturalist” denilen veya bugün isimlerine Ateist dediğimiz kimseler bunlar. Teist olup da Allaha inanıp da ahirete inanmayan insanlar da var. Bunlar da böyle düşünüyorlar tabiatıyla.
“Ne mutu ve nahya”, yani burada takdim tehir var. Biz burada yaşar ve ölürüz “Ve ma yühliküna illeddehr”, bizi bu dünya hayatının içinde meydana gelen bir takım sebepler var. Bizim ölümümüze yol açan zamandan başka bir şey değildir. Zamanın akışıdır diyorlar.
“Ve ma lehüm bi zalike min ilm”, bu konuda onların bir ilmi de yoktur. Böyle bir iddia ortaya koyarken böyle bir iddiada bulunurken, bu iddialarını mesnedlendirecek buna dayanak olacak ciddi bir şeyde söylemezler.
İn hüm illa yezunun”, onlar sadece zan ve tahmin üzere konuşuyorlar. Böyle boş bir zan ile konuşuyorlar.

Standart #2
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
29 Aralık 2016 , 08:38
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
21. yüzyılın gelişmişliğinde modern denilen insanların, kalıplaşmış din kurallarına bağlı kalmadan kendi yaşayabilecekleri ve kendilerinin belirleyebileceği, dini telkinlerden uzak ve daha düzgün ahlaki prensipler kurabilme fikri. Bu görüş yeni değildir ve her devirde bulunan insanlar ulaştıkları teknolojik seviye ve bilgi birikimleri nedeniyle yeni ve parlak fikir gibi ufak tefek değişikliklerle milletin önüne çıkartılıyor.
Eskiden felsefecilerin önderliğini yaptığı hep düşüncesine güvenen kimselerin başı çektiği bu fikri bu devirde sahiplenenler ateistler ve bu yüzden kuranı kerime ve ahirete, ahiretin varlığına birlikte karşı geliyorlar.
Batının başı çektiği akımlarda incilin içine düştüğü çıkmazı aynen, olduğu gibi, kuranı kerime de bulaştırma çabaları sonucunda bunun yansıması ilk bakışta inkar haline geliyor. Anlamadan dinlemeden kesin bir karşı çıkma ile sonuçlanan bu görüş zamanımızın en önemli açmazları arasında.
İşimiz incilin yada bozulmuş tevratın içine düştüğü durum değil, inançsızların hayallerindeki kuranı kerim ve dini kural diye bildikleri kulaktan dolma bilgileri ve bozuk inançları ile yüzeyel mücadeleleri sonunda doğrudan iyice sapmaları.
Standart #3
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
29 Aralık 2016 , 08:40
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Gaye bir ateisti çevirmek, onu doğru yola ulaştırmak değil ki zaten bunun mümkün olmadığını, onların basiretinin bağlandığını, inanmasına izin verilmediğini, Kuranı kerim bizlere çeşitli şekillerde söylemekte. Esas olan ateizmin mantıksızlığını işlemek olmalı. Bozuk mantıklarının ve süslü cümlelerinin nelere sebep olabileceği, hangi fırsatları kaçırdıklarını bizim hatırlamamızdır önemli olan.
Avrupalı ilim adamları, tarihçiler, hattâ hıristiyan din adamları, bugün elde mevcut Tevrât ve İncîllerin bozuk olduklarını ilân ederken, mânevi kuvvetleri inkâr eden, maddedeki terakkînin sarhoşu olup, ruh bilgilerinden haberleri olmıyan din düşmanları da, Tevrât ve İncîllerdeki bozuk yerleri ileri sürerek, dinlere saldırıyorlar. Tevrat ve İncilde görülen hataları her dine olduğu gibi İslamiyete de bulaştırmaya çalışmakta.
Standart #4
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
29 Aralık 2016 , 08:42
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Ateistler, yalnız ahlâkı ve dünya düzenini düşünüyorlar. ilim ile ve akıl ile ilgisi olmayan, yalnız hissi okşayan ve câhillerin anlamasına uygun olan şeyler söylüyorlar. insanlarda gördükleri ahlâk bozukluğuna çâre olarak hayallerindeki dinlere saldırıyorlar.
İnsan bir konuyu tartışabilmek için mutlaka o mevzuun, o konunun bütün detaylarını bilmelidir. Onun temel maddelerini, esaslarını mutlaka kavramış olmalıdır. Kulaktan dolma bilgilerle fikir yürütmek, savunduğunu sanmak insanı doğruya götürmez.
Aslında diğer muharrif dinlerin içi boş emirlerinin aksine Kuranı kerimle gelen haberlerde, gidilen yolun doğru yada yanlış olduğu tarif edilmekle kalmayıp her yol için ayrıntılı bilgi verilmesi ve akibet bildirilmesi, anlatılan konunun çok önemli olduğunu ve konuya hakim olunduğunu ortaya koyduğu için akıl onun delil olarak alınmasını mecbur kılıyor. Başlangıç noktası olarak kuranı kerimin beyanlarının alınmasına akibetin bildirilmesi delil olmakta. Hayal gücü ile izah edilemeyecek, kimsenin bilmesi mümkün olmayan son derece etkili ve ikna edici tarzda beyanlar karşısında teslimiyet kendiliğinden gelmekte.
Bunun karşısında iyi düşünülmüş ve tasarlanmış olduğu iddia edilen birtakım kuralların zorlayıcı etkisi ve sürdürülebilirliği zamana ve şartlara göre değişeceğinden kontrolü sağlamayacağı, adil davranamayacağı, her kesime ulaşamayacağı muhakkaktır.
Bu nedenle ahiret inancından, oradaki sorgudan uzak, cahillikle desteklenen kuru bir inat uğruna ıspatı mümkün olmayan bir zan için ömür harcamak oluyor ateizm.
Standart #5
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
30 Aralık 2016 , 17:27
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Medenî, yâni birlikte yaşayabilmek için, adalet lâzımdır. Çünkü herkes muhtaç olduğuna kavuşmak ister. Arzu ettiğini başkası alırsa, alana kızar. Aralarında çekişme, zulüm, işkence başlar. Topluluk parçalanır. Toplulukta, adaleti sağlamak için, çok şey bilmek lâzımdır. Bu bilgiler, birer kanûndur. Bunların en âdil olarak bildirilmesi lâzımdır. Bunları hazırlamakta da anlaşamazlarsa, yine karışıklık olur. Bunun için, insanların üstünde bir âdil varlığın hazırlaması lâzımdır. Bunun teklîflerine uyulması için, güçlü kuvvetli olması ve teklîflerin ondan geldiğinin de anlaşılması lâzımdır.
Ateistler Ahlak kurallarındaki eksiklik, eskilik ve ilkelliğe sebep olarak dinleri gösterildikten sonra, insanların kendi kuralları ile daha iyisini yapabileceklerini iddia eden bir durum ortaya çıkartıyorlar.
Böylelikle daha işin başında kendi ahlak kabullenmelerinin de eksik olabileceğini, revizyona muhtaç hale gelebileceğini, zamanla görülecek aksamaların ve şartların değişmesi ile aşınacağını baştan kabullenmiş oluyorlar. Akıllı olduğunu iddia eden her insanın bu ikilemi görüp ona göre davranması daha faydalı olacaktır.
Kural şudur, madem ki insan eli ile değişebiliyor yine değişecektir.
Öyle bir sistem olmalı ki adalette hiç eksikliği olmasın, her canlıya ulaşsın, kimse muaf olmasın, imtiyazlılar bulunmasın.
O halde, İnsanları câzibesi ile bağlayan ve işlerini düzenlemeye mecbûr eden bir kuvvet kudsîleşmedikçe ve kudsîliği yayılmadıkça zayıf kalmaya mahkum olacaktır.
Standart #6
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
01 Ocak 2017 , 11:20
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
"Düşünülmüş, tartışılmış, kafa yorulmuş, üzerinde karar kılınmış, akıllı tasarıma dayanan bir ahlak sistemi isteniyor. 21. Yüzyılın modern insanlarının köleliğe inanmadığını, kadınların eşitliğini savunduğunu, kibar olduklarını, hayvanlara iyi davranmaya inandıklarını görüyoruz, bunlar tamamı ile düşünülmüş şeylerdir.
Kuran ve incilde bunlara temel oluşturacak oldukça az düzeyde şeyler var.
Bunlar tarih boyunca tamamı ile düşünülerek ciddi tartışmalar ve argümanlarla, yasa teorilerle, politik ve ahlaki felsefe ile anlaşılıp geliştirilen şeylerdir. Bunlar dinlerden gelmemektedir. Elbette iyilikten bahseden kısa kesitlere rastlamak mümkün ama çok azdır. Kuran yada incili aradığınızda nadiren kabul edilebilir bir ahlak anlayışının olduğu ayetlere denk gelirsiniz." Diyor Richard Dawkins
Bu sözün incille alakalı olan kısmı doğrudur. Kendi adamlarınında bildirdikleri değişikliklerle kutsiliği kalmamış ve kelime yığını haline getirilmiştir. Hıristiyan papazların (Kitap-ı Mukaddes)lerinin sıhhatini, geçmiş Peygamberlerden veya Havârîlerden birine isnâddan başka ortaya koyacakları bir delîlleri yoktur. Bu iddiâları, îtikat [îman] esaslarını beyan eden ve doğruluğunda kalblerden şüpheleri giderecek, iknâ edici delîllerden değildir. Hiç bir akıl sahibi, kendisini dünyada rahata ve huzura, âhirette de, azâbdan kurtaracak ve sonsuz saadete kavuşturacak dîni, zayıf esaslar üzerine kurarak, emîn ve rahât olamaz.
Ve görüldüğü gibi rahat ve emin değiller çünkü; değiştirilmiş, dejenere olmuş ölü kelimeler haline getirilmiş her ne varsa eleştiri alması çok normaldir. Ama ön yargı ile başlayıp, bildiğini zannederek, hayalindeki şeyler ile, bilmeden kavramadan mücadele etmeye çalışmak gerçek ilim adamının yapacağı iş değildir.
Dawkins’in yanılgıları yeri geldikçe açıklanacak.

Standart #7
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
05 Ocak 2017 , 20:09
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
"İyiliğin ödüllendirilmediğini daha şimdiden yeterince gördüğümüze göre, kötülüğün cezalandırılacağını nasıl söyleyebiliriz?"
(Albert Camus - Başkaldıran İnsan)
Bu alıntıda Albert Camus; çözümü bilmese de, duymamış olsa da, haklı isyanını düşünüp dillendirecek kadar dürüst olabilmiştir.
Ateistler bir tarafa, papazların ve kötü din adamlarının yol kesmeleri ve şartlandırmaları ile doğruya asla çıkış bulamayacak olan, adına ne denirse densin, ne kadar övülürse övülsün bunlar gibi insanlar,
“Bütün güçleriyle, bütün takatlariyle, ellerinde mevcut imkanları kullanarak, onlar te’kidle ve te’yidle yemin etseler ve deseler ki,. ölen kimseleri Allah kesinlikle tekrar diriltmiyecektir. Hayır, bu insanları tekrar diriltmek, Onun gerçek bir va’didir. Fakat insanların ekserisi, çoğunluğu bunu bilmezler. 16/38 “
Haberini iş işten geçtikten sonra anlayacaklar.
Ödüllendirmeyi beceremediklerini itiraf eden A.Camus gibi etkili, düşünen, söz sahibi insanlar cezalandırmayı da, ödüllendirmeyi de erişilmez gücün hazırladığını ve uygulayacağını kabul edebilse hiç sorun kalmayacak idi.
Standart #8
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
05 Ocak 2017 , 20:11
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
İyi düşünülmüş, iyi tasarlanmış ahlak kuralları getirip uygulama düşüncesini savunan Richard Dawkins ve taklitçilerinin, adaletin uygulamasındaki sorumluluğu sadece vicdana ve bilgi birikimine yüklemeye çalışmaları, herhangi bir hesap endişesi taşıttırmadığından bu kuralların en baştan sekteye uğrayacağını kabul etmek anlamına geliyor.
İyi davranmaya inanmış olmak iyi davranabilmeyi her zaman sağlayabilir mi?, yapılması istenen bu iyi tasarım hangi insanlar için geçerli bir hak olacak?, kimleri kapsayacak, kimleri yanında görmek istemeyecek. Bütün insanlara hatta her canlıya ulaşabilmeyi kimler nasıl sağlayacak?. Ellerinde güç bulunan modern denilen insanların sömürgelerine, göçmenlere, işgal ettikleri yerdeki insanlara ve hatta hayvanlara bu yüzyılda yaptıkları ortadadır. Bunları bilen yaşayan insanlara inandırıcılık adına ne yapılabilecek.
Düşünülmüş, tartışılmış, kafa yorulmuş, üzerinde karar kılınmış, akıllı tasarıma dayanan bir ahlak ürünü olarak gösterilen kurallar kimlere hangi faydayı sağlayacak bilmek lazım.
Maddelendiği zaman, düşünce ahlakı, hayvan sevgisi, köleliğe karşı gelmek, kadın hakları savunuculuğu gibi 15-20 maddeyi geçmeyen, konferanslarda kalıp halini almış birkaç klişe sözden ibaret ahlak kurallarının anayasası, yaptırımı, kapsama alanı, uygulanabilirliği, kısacası hiçbir şeyi belirlenmemiş olduğundan kuru laf kalabalığı halinde düşünceden öteye gitmeyecek olsa da dinleyicilerini etkileyebileceği ve onları boş hayallere sürükleyecekleri varsayılarak bunlarında nasıl olması gerektiği ve uygulanabilirliği doğru olarak sırası geldikçe açıklanacak.
Standart #9
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
08 Ocak 2017 , 11:06
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Demek ki;
Âhıret olmazsa, dünyada mükâfatlandırılmıyan iyilikler ve cezâsı çekilmeyen fenalıklar, haksızlıklar, karşılıklarını göremiyecektir.
İnsanların hakkını vermek için âhırete ihtiyaç o kadar mühimdir ki, Avrupanın fikir adamları fen yolu ile Allahü teâlânın varlığını anlayamadıkları hâlde, ahlâk üzerinde düşünerek, bu varlığı söz birliği ile kabûl etmektedirler.
Ahlâk üzerinde düşünerek, Allahü teâlânın varlığını anlamak demek, dâimâ aldanabilen ve mânevi mes'ûliyyetleri kontrol edemeyen ve herkesteki kuvveti başka başka olan (Vicdân)ın, ahlâkı korumaya kâdir olamaması ve dünyada herşey çok düzgün, çok güzel yaratılmış iken, fazîletlerin değerlendirilmemesi ve nice kötülüklerin yayılmış ve muhterem olması görüldüğünden, bu yolsuzlukların âhırette ödenmesine ihtiyaç bulunması demektir.
İnsan, bu dünyada yaptığı işlerin mutlaka karşılığını görecektir. Kur’anı kerimde, zerre kadar iyilik yapan onun karşılığını, zerre kadar kötülük yapan onun karşılığını mutlaka görecektir buyuruluyor. Bu bakımdan insanın bir sorumluluk duygusu içinde bulunması gerekir. Yaptığı işlerin günün birinde karşısına çıkacağını insan bilmelidir. İlahi adaletin tecellisinden zerre kadar şüphesi olmamalıdır.
Aslında ahiretin bulunması, adalet ve insafın icabıdır. Adalet ancak ahirette tecelli edecek yerini bulacaktır. Onun için insanların bu mevzudaki inatlarının bu meseleyi kabul etmemekteki direnişlerinin herhangi bir manası ve dayanağı da yoktur. Devamlı surette itiraz etmişlerdir münkirler.
Müessir cezalar insanlar için daima caydırıcı ve vazgeçirici unsurdurlar. Ahiretdeki vaat edilen ilahi adalet ve yapılan işlere bağlı olan sonsuz ceza yada mükafatın yerini Richard Dawkins gibilerin boş kafasından çıkan fikir kırıntıları dolduramaz.
Standart #10
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
15 Ocak 2017 , 08:54
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Albert Camus veya Richard Dawkins alınan iki sembol isim. Biri Fransız diğeri İngiliz. Özellikle Richard Dawkins’in son zamanlarda öne çıkartılması sebebi ile bazı cevaplar bunun üzerinden verilecek.
Gerçekte reklamlarla, yaldızlı sözlerle, yaygın iletişim ağı imkanları ile günümüz modası haline getirilen ateizm yeni gibi işleniyor olsa da Ateist kavramı neredeyse insanlık tarihiyle beraber en eski devirlerde de görülmüş, işin uzmanları tarafından eksik ve yanlışlıkları anlatılmış, sınıflandırmaları yapılmış cevapsız soru bırakılmamıştır. Yani bir anlamda bu fikir Ayeti kerimede belirtildiği şekli ile, sanılanın aksine bunlar yeni olmayıp, eskinin papağanı olduklarından gerici olmaktadırlar.
”Aslında bunların söyledikleri de ilk dönem inkarcı insanların söyledikleri gibidir. - 23/81”

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)