izmir escort escort izmir porno porno izle
Ömer Çetin Engin abiden muhteşem müjde yazısı) - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Standart Ömer Çetin Engin abiden muhteşem müjde yazısı) #1
Üyelik Tarihi: 25 Temmuz 2015
Mesajlar: 4.373
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
31 Aralık 2016 , 10:44
Alıntı ile Cevapla
BABAMIN SON NEFESİNDE YARDIMINA YETİŞEN ALLAH DOSTU (Ömer Çetin Engin abiden muhteşem müjde yazısı)
Silsile-i Aliyye (kaddesallahü teala sirrehül aziz) büyükleri yolunu tanıyalı henüz yeni olmuş... Babacığım aniden rahatsızlandı...
Bir gecenin karanlığında hastane hastane gezdirdikten sonra; son nefesini vereceği hastaneye yatırdık... Nerden bilebilirdik yıllarını geçirdiği evine dönemeyeceğini...
Büyükler yolundan henüz yeni yeni bir şeyler öğreniyorum... Geçmişin zulmeti yakamdan düşmek bilmiyor...
Babama da çok fazla bir şey anlatamadım... Daha önceki yazılarımda kaleme aldığım Nevfel menkıbesini ona okuyuşum ve şaşkınlığı... Babamla ilgili bir tek bu hatıram var bu yol sonrası...
Babamın vefatından sonra endişem büyük... Niye hiç büyüklerden bahsetmedim pişmanlığı, onu kaybetme üzüntüsüyle birlik olmuş ciğerimi yakıyor...
İmanını kurtarabildi mi düşüncesi sürekli aklımda...
İnsan öleceği zaman çok susar... Bunu fırsat bilen şeytan karşısına buzlu bir kadehle gelir... 'Çık dininden suyu vereyim' der... İnsan beş vakit namazını kılmadan bir ömür sürerse buna muhtemeldir ki aldanır...
Ama İmam-ı Rabbani (kuddise sirrehül aziz) hazretleri gibi Allahü tealanın veli kullarını sevenleri; o büyükler son nefeslerinde şeytana aldanmaktan korurlar...
O anda vefat edecek olan sevenlerinin başında hazır olurlar, şeytanı kovar ve o kimsenin imanla ölmesine sebep olurlar... Allahü tealanın düşmanı olan şeytan bir anda istediği yere gidebiliyor da, Rabbimiz dostlarına bu gücü vermez mi? Bu büyüklerin manevi yolla yardıma yetişeceklerine sadece bu hüküm yeter... Ama anlamayanlar, inkar edenler var halen daha...
İşte üzüntüm de bu sebepten... Babama anlatsaydım... O büyüklere sevgisi hasıl olsaydı... Ya son nefeste bir felaket... Söylemeye dilim bile varmıyordu...
Hem bu endişe hem de bir müjde... O müjdeyi de nakil edeyim...
Buyurulmuş ki, 'Bir kimse bu büyükleri tanır sever ise; onlar o kimsenin hatırına yedi göbek sülalesine faydalı olurlar... Hem dedelerine hem torunlarına ulaşırlar...'
Bu ne büyük bir seadettir... Siz silsile-i aliyye büyüklerine aşık oluyorsunuz... büyüklüklerine inanıp, seviyorsunuz... Baştan başa rahmet olan onlar; o kadar merhametliler ki, sizin ölmüş dedelerinize ve gelecek torunlarınıza kadar faydalı oluyorlar...
Nasıl?.. Onlar bilirler... Ama benim size anlatacağım babamın kavuştuğu nimetlerle ilgili hatıram bu yöndeki iki müjdeyi içeriyor... Bu harikuladelik bizzat yaşayanı tarafından kaleme alınıyor... O halde buyrun şaşkınlık ve huzura sürükleneceğiniz o hatıralara...
İstanbul Süreyyapaşa hastanesi… Babamı son yatırdığımız ve ecelinin takdir edildiği yer… On beş günlük sürede bir iyi oluyor, bir kötüleşiyor…
Abilerimle nöbetleşe yanında kalıyoruz… İlk akşam çok fena oldu… Bir türlü doya doya nefes alamıyor… Yatsa yatamıyor, kalksa kalkamıyor…
Hem hizmetindeyim hem korkuyorum… Allahü teala hayatta olan anne babalarımıza hayırlı ömürler versin… Onlar bir kere varlar… Kaybettiniz mi bir daha bulamazsınız… O halde kıymetlerini bilmeli… Yıllar sonra unutulacak sıkıntıların acısı, stresi o sizi en saf sevenlere boca edilmemeli…
Bu acı başka acıya benzemiyor…
Ya babam ölürse… Sürekli din büyüklerinin ruhaniyetlerinden yardım istiyorum… Ama takdir ne kadarsa o kadar işte…
On beş gün sonra abim başındayken acil bir telefonla, sabahın köründe yola çıkmamız; hastaneye telaşla varmamız…
Odasına gitmek isterken abimin bana şefkatle sarılması…
Baktım ki abim ağlıyor…
Söyleyemedi, ‘babamız öldü’ diye…
Olduğum yere çöküp kalmışım…
Yattığı odaya çıktım… Babamın yattığı yatak boş… Artık yok…
Annemin, ‘evimin direği yıkıldı’ feryatları… Evin önüne doluşan tanıdıklar, komşular…
Yıllarca kokusunu aldığım babamı bir kara toprağa bırakış…
Yüzünü son kere görmek, yattığı kabirde…
Hastanenin balkonunda bir akşam eve dönerken, ‘okulu bitirdiğini görseydim’ isteği…
Fenalaştığı bir günde, gözlerimin içine bakıp; ‘oğlum hakkını helal et’ deyişi… Elimin ayağımın boşalması… ‘sen de helal et babacım’ dediğimde gözyaşları içinde ‘helal ettim oğlum…’ demesi…
Bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden…
O günlerde iki satırlık bir şiir yazmıştım…
Ufukta günlerin en karası göründü
Duyun dostlarım babam öldü, babam öldü…
Acı… katıksız bir acı… Annemi teselli çabalarımız… Her gördüğümüzden bir teselli sözü beklememiz…
Bir müddet sonra yavaş yavaş kendime geldiğimde son nefesini düşünmeye başladım…
O son nefes ki oradan sonsuzluğa dönülüyor… Sonsuzlukta bulunacağın iki yerden hangisinde olacağın o son nefeste belli oluyor… Virajların en keskini, en tehlikelisi, en önemlisi…
Fanilikten kalıcı olana bu dönüş yeri; şeytanın da av yeri…
Kendisi zaten helak olmuş olan mel’un; beraberinde ebediyen yanacakların işini burada bitirmeye çalışıyor…
Bilgilerin sıfırlandığı, susuzluktan zerrelerin çatladığı en müşkül an…
Öyle ki… Burada (Allahü teala korusun) çok hileleri var… Elinde buzlu bir kadehle karşına geçip o zaafından faydalanmak mı dersin… (Çık İslamiyet’ten suyu vereyim) teklifi…
Önceden ölen tanıdıkların suretinde gelmesi mi dersin… (Biz senden önce öldük. Ahirete gittiğimizde anladık ki –haşa- hristiyanlık hak dinmiş. Sen hristiyan olarak veya Yahudi olarak öl) yalanları havada uçuşuyor…
Babamı kaybetme acısı bunları düşündükçe yerini bir telaşa, endişeye bıraktı… ‘Babam nasıl öldü. İmanını kurtardı mı…’ soruları beni alt üst ediyor…
Ya bir felakete düştüyse… Aman Ya Rabbi… Ebediyen, sonsuz olarak azap demek bu…
Rabbim muhafaza buyursun… Hepimize, bütün sevdiklerimize ve nesillerimize iman selameti versin…
İnsanı sonsuz olarak bir odaya kapatsalar çıldırır… Bir de azap var…
Büyüklerimizi tanıyalı henüz 8-9 ay olmuş… İlk müjdeleri almışım… Arkadaşlarım beni teselli ediyor… ‘Üzülme abi… Büyükler buyurdu… Bir kimse bu yolu tanırsa, bu büyükleri severse; onlar o kimsenin yedi göbek yakınlarına ulaşıyorlarmış… hem dedelerine hem torunlarına nurları ulaşıyor… Babana da ulaşmışlardır…’
İnanıyorum… Bütün kalbimle… Biraz teselli buluyorum… Ama bir delil mi aramak desem, kalbim bir rahat etse… Kimse rüyasında da görmedi… Ne oldu ne bitti…
***
Aradan kaç ay geçti bilmiyorum…
O gece hayatımın en mutlu, en müjdeli gecelerinden biriydi… Kavuştuğum yolun nasıl bir büyük, nurlu yol olduğunu gösteren bir geceydi…
Rüyamda babam karşımda oturuyor… Gayet dinç… Üzerinde ya kefen veya beyaz bir elbise, şimdi tam hatırlayamıyorum…
Soruyorum…
- Baba iman ile mi öldün…
Ellerini iki yana açıyor… Tebessüm ediyor… Ve cevap veriyor: - Evet…
Kendisine sağlığında hocam Hüseyin Hilmi Işık efendiden (kuddise sirrehül aziz) hiç bahsedemediğim halde sanki o da biliyormuş gibi soruyorum bu defa…
‘Hocamız yardımına yetişti mi…’
Tek kelimelik bir cevap…
‘Yetişti…’
***
Rabbim… Rabbim… Sana yarattıkların adedince şükürler olsun…
O gün, o gece ve sabahı; hayatımın en mutlu, en ferah zaman dilimlerindendi…
Böyle büyük bir yola kavuşmuş olmanın sevinciyle, babamın ahiretinin kurtulmasının neşesi iç içe…
Hemen acılı anneciğime müjdeyi veriyorum… Aile bireylerime de…
Hepsi neşeye gark oluyorlar…
Yüksek hocam Hüseyin Hilmi Işık (rahmetullahi teala aleyh) hazretleri o zaman henüz dünya hayatında idiler…
Bu müjdeyle onlara muhabbetim, büyüklüklerine yakînim bir kat daha arttı…
Böyle bir nimete babam başka nasıl kavuşacaktı… Görünüşte hiç tanımamış olduğu bir Allah adamının son nefeste yardımına nail olmuştu… Bunu babama kim yapardı…
Annem de, aile bireylerim de çok duygulandılar sevinçle birlikte… Dillerinde şükür, ‘hocamız’ sözleri başladı…
O büyüklerin şefkati, kendilerini sevenlere sahip çıkmaları akılla izah edilebilir değil…
Daha sonra bana hastanede sarılıp, teselli eden abimden öğrendim ki; babam hocamızın yazmış oldukları Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’yi bazen alır okurmuş… O büyüklerin kitaplarını okuyan onların sohbetinde bulunmuş olurmuş… Bilinmeyen bir şekilde o büyüklerle arasında bir irtibat hasıl olurmuş… İşte bu irtibatla kurtulmuştu babam… Herkesin tanıyamadığı bu Allah dostlarının yardımına kavuşmuştu en kritik anında…
Bir dahaki yazımda inşallah ikinci büyük müjdeyi vereceğim…
Bir Temmuz gecesiydi... Gece yatıp yorganı üzerime çektim... Yorganın serinliği hoşuma gitti...
Ama bir anda ızdırap da kapladı... 'Ben şimdi burada rahat, serin yatıyorum... Ya dedelerim, ninelerim içinde azap çeken varsa...'
Sonra daha önce belirttiğim müjde geldi aklıma... Bu büyükler kendilerini sevenlerin yedi göbek dedelerine, torunlarına faydalı olurlar, ulaşırlar...
Biraz teselli buldum...
Çok sevdiğim bir dostuma; İmam-ı Rabbani (kuddise sirrehül aziz) hazretlerinin kabir toprağından bir miktar gelmiş... O da babamın cenazesini defnedeceğimiz gün bana getirmişti... Allahü teala ondan razı olsun... Kabrine işte bu topraktan koymak nasip olmuştu...
O mübarek, 'Bizim kabir toprağımızdan bir kabre konursa; o mevtaya azap edilmez' müjdesini vermiş...
Benim şimdi anlatacağım hatıram; bunun nasıl bir nimet olduğunu gösterecek...
İşte o gece, babam rüyama girdi... Çok neşeli ve dinç... Sağlığında taktığı güneş gözlüğünü takmış... Yüzü ışıl, ışıl...
- Baba kabrinde azap var mı, diye sordum...
- Yok oğlum... Ne azabı, dedi neşeyle...
- Peki dedelerimizden, ninelerimizden azap gören var mı?
- Hiçbirine azap yapılmıyor...
- Anneme öldükten sonra yapılacak mı?
- Annene de yapılmayacak...
(Annem bu müjdeyi aldığında havalara uçtu sevincinden... Şimdi biraz rahatsız dualarınızı istirham ederim...)
- Kabrine İmam-ı Rabbani hazretlerinin kabir toprağından koymuştuk... Ziyaretine geliyorlar mı, diye sordum...
Cevaba bakınız...
- Oğlum... İmam-ı Rabbani hazretleri beni özel olarak yetiştirmeye başladı...
Müceddid-i Elfi Sâni hazretleri babacığımı kabirde talebeliğe almış...
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye'yi okumakla kavuşulan nimetlere bakınız...
Yazarının büyüklüğüne, bu yoldaki rahmete, ihsanlara bakınız... Bu nimetin şükrü nasıl yapılabilir...
O halde bu kitapları ulaştırmalı... Daha çok insanın bu nimetlere kavuşması için çaba göstermeli...
O günden sonra babamın kabrine gelen dostlarım, 'burada bir başkalık var' der oldular...
Bu nimetleri bize ihsan eden Rabbimize yarattıkları adedince şükürler olsun...
(Dostlarımdan babacığım için fatiha bekliyorum efendim... Allahü teala hepimizin ölmüşlerine rahmet eylesin🌹🌹🌹
Ömer Çetin Engin


« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)