izmir escort escort izmir porno porno izle
Atatürk’ün Verdiği İsimler ve Soyadları - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Atatürk’ün Verdiği İsimler ve Soyadları #1
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 8
Beğendikleri: 0
08 Mart 2016 , 23:29
Alıntı ile Cevapla

Atatürk’ün Verdiği İsimler ve Soyadları

Soyadı kanunu çıktıktan sonra herkes soyadını Atatürk’ten almak havasında idi. O da karşısındakinin hal tercümesini ve başından geçen vakalara uygun bir soyadı takardı.1 Yazar Falih Rıfkı Bey2 , Atay soyadını almıştı. Kendisi şöyle anlatır: “Ben bir sabah drama dergisini açmış, ilk sayfalarda en sevimli kelimeyi soyadı almaya karar vermiştim. Atay o sabahki seçmemin eseridir. Hemen gazetedeki yazılarıma da yeni imzamı koymaya başladım, Atatürk bir akşam serzenişte bulundu:

“Sen kendine soyadı bulmayı bırakmadın” dedi.

“Her gün yazıyorum, sizin bu işe ne kadar değer verdiğinizi bildiğimden bir gün bile geç kalmak istemedim.”şeklinde cevaplar.3

Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa aile geleneği olduğu için “Çakmak” soyadında ısrar etti. Atatürk hiç hoşlanmadı ama kendisini kırmadı. “Çakmak… Bir Komutan için hiç de hoş değil!...”demişti.4

SOYADI GÜNLERİYLE İLGİLİ BİR ANI

Dil davası ile uğraşmayanlardan ve dışişleri bakanlığı yüksek memurlarından Osman Grandi Saf fakat içi dışı bir, fakat içi de dışı da düzgün bir insandı. Grandi Mussolini'nin Dışişleri Bakanının adı idi. Bir akşam Atatürk kendisine “Ne taşıyorsunuz bu soyadını” diye sorar:

-“Çok eskidir, tarihidir, efendim” diye cevap verir.

Atatürk

-“Ne imiş tarihi bakalım?” der.

-“Efendim cedlerimizden biri gemi ile Mısır’dan geliyormuş, teknenin kaptanı imiş, yolda büyük bir fırtına çıkmış, imdat gelinceye kadar içindekilerin hepsi boğulmuşlar. Fakat; ceddim grandi direğine çıktığı için kurtulmuş soyadımızın hikayesi budur.”

Atatürk

-“Ne? Ne? Bütün gemidekiler boğulduktan sonra yalnız kendi canını kurtaran kaptanın hatırası mı olur? Beyefendi yalnız bu sebeple bırakınız da bir Türkçe ad takınız…” der.5

AKATÜRK

Latife6 Hanım'ın büyük dayısı olan İzmir’in Eski Belediye Başkanlarından Ragıp7 Paşa’nın Kızı Ayşe Talia hanım ile evli olan damadı Ali Rıza Bey’e Atatürk “Akatürk” soyadını verir.8

ALTAY

Atatürk General Fahrettin Altay’a9 Türk Generalleri arasında en uzun boylu olduğu için Altay Dağına benzetmek isteği ile bu soyadını vermiştir.10 Fahrettin Altay soyadı ile ilgili olarak Rusya’da bulunduğu sırada bir anısını da anlatmaktadır.11

Ertesi gün aynı saatte Varosilof’la odasında karşılaştığımız vakit ayakta ve elleri arkasında kaşları çatık bir halde ilk sözü:

-“Bu Altay adı nereden çıktı?” oluyordu. Gayet güleç ve arkadaş tavırlı Mareşalin bu yeni hali bir sürpriz olmuştu ki derhal kendimi topladım anladım ki beni Turancılıkla itham ediyor.

-“Arz ederim” dedim oturduk.

-“Ben de sizin gibi bunun sebebini düşündüm. Bu ismi İran-Efgan hududunda bulunduğum sırada Atatürk verdi. Gazi Hazretleri sevdiği arkadaşlarına espri yapmaktan hoşlanır ben Türk Generalleri arasında en uzun boylu olduğum için yakın bulunduğum Altay Dağı'na beni benzetmek isteği ile bu ismi verdiğine kani oldum."

Varoşilof gülümsedi, Onun boyu kısaca olduğu için bu sözler hoşuna gitmiş olacak ki güleç tavrını takındı.

ARIKAN

Saffet Arıkan’da12 Mustafa Kemal Sevgisi adeta bir aşk halini almış idi. Onun içinde bulmuş olduğu Atatürk terkibi Gazi Mustafa Kemal’in Beğenip soyadı olarak almasına ve Saffet bey’e de “Arıkan” soyadını teveccüh etmiştir.13

BELLETEN

Uluğ İğdemir14 Anlatıyor: Türk Tarih Kurumu kurulduğundan beri bir belleten, bir bülten, o zamanki tabiriyle bir mecmua dergi çıkarmak fikri vardı. Bir gün Afet Hanım beni köşke çağırdı, yukarıya Çankaya’ya, Bülten meselesi de vardı gündemimizde onu konuşuyorduk. Bu sırada Atatürk geldi yanımıza,

-“Ne konuşuyorsunuz?” dedi. Atatürk

-“Bülten nedir?” diye sordu. Afet İnan

-“Bülten, yazıların çıktığı bir dergidir” dedi. Atatürk

-“Gelin şunu araştıralım” dedi. Bizi aldı, köşkte büyük bir çalışma odası vardı bir tarafı kütüphane, L şeklinde, aşağı yukarı 30 kişi alan uzunca bir masa vardı. Bununda gerisinde kendisinin çalışma odası vardı. Bizi büyük masaya oturttu ve kütüphane müdürüne sözlükleri getirttirdi. Küçük Larus geldi, Büyük Larus geldi, bakıldı, bülten kelimesi nereden geliyor diye… Bülten Fransızca’ya, İtalyanca’dan geçmiş, İtalyanca’ya Latince’den. Latince’si, damga, bilmem ne manasına geliyor…nihayet Atatürk Pekarski’nin Yakut Lügat’ini getirtti. Aşağı yukarı buna benzer, aynı anlamı taşıyan kelimelere var. Biz bunları konuşurken Saraçoğlu Şükrü15 geldi. Atatürk

-“Gel Saraçoğlu” dedi,

-“Biz bültenin Türkçe’sini araştırıyoruz sende bak gel” dedi. Konuşuldu falan ve nihayet belle, belge derken “BELLETEN” diye yazdı ve bana verdi.

-“Mecmuanın adını böyle yaparsınız” dedi.16

BOZKURT

2 Ağustos 1926 tarihinde, Ege Denizi’nin uluslar arası sularında (Midilli adası yakınlarında), “Bozkurt” adlı kömür yüklü Türk gemisi ile “Lotus” adlı Fransız ticaret gemisi çarpıştı. Bozkurt Gemisi battı ve 8 Türk gemicisi de kayboldu. Lotus gemisi, Bozkurt Gemisi'nin birkaç tayfasını ve kaptanını kurtararak İstanbul’a gelmişti. Bu sırada, kazada ölenlerin ailelerin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sırasında, Bozkurt gemisinin kaptanı Hasan ve Lotus gemisinin kaza sırasındaki görevli süvarisi Desmons tutuklandılar. Yapılan yargılama, 15 Eylül’de sonuçlandı; dikkatsizlik ve tedbirsizlik ölüme neden olmaktan Hasan 4 ay hapis ve Desmons da 80 gün hapis ve 22 lira para cezasına çarptırıldılar.

Fransa, kendi vatandaşını Türk mahkemesinin yargılamasına şiddetle karşı çıkmış ve hemen serbest bırakılmasını istemişti. Türkiye, Fransa’nın verdiği notayı reddederek; Türk adliyesinin bu davaya bakmaya hakkı olduğunu ve bağımsız mahkemenin aldığı kararın değiştirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdü. Daha sonra, her iki ülke arasında anlaşarak, konuyu Lahey Uluslar arası Adalet Divanı’na ***ürmeye karar verdiler.(1927)

Bozkurt-Lotus Davasının uluslar arası bir nitelik kazanması sonucunda, Türkiye’yi dönemin Adliye Vekili ve Hukuk Devrimi’nin Mimarı Mahmut Esat17 savunmak istedi. Lahey’de Türkiye’yi başarılı bir şekilde savunan ve Adalet Divanı’na Türk tezini kabul ettiren Mahmut Esat’ın bu davayı kazanmasıyla birlikte, devletler arası hukuk alanında Türkiye’nin Batı devletleri ile eşit düzeyde olduğu eylemsel olarak ispatlanmış oldu. Mahmut Esat’ın bu başarısı nedeniyle Atatürk, Ona “Bozkurt” soyadını verdi.18

BOZOK

Salih Bey’e Bozok (Bilecik) Milletvekili olduğu için Atatürk tarafından Bozok soyadı verilmişti.19

Atatürk tarafından Salih Bozok'a verilen soyadı beratı.

ÇALIŞGÜVEN

Elazığ Halk evinde görevli olan ve çeşitli kültürel faaliyetlerde bulunan İhsan Bey çok gayretli bir kişidir. Atatürk Elazığ seyahatinde Halk evini de ziyaret eder. İhsan Beyle tanışır onunla sohbet eder bir ara kendisine “soyadın var mı?” diye sorar

-“Hayır Paşam yok almadım” diye cevap verince

-“O halde, sen çok çalışkan gayretli bir insana benziyorsun soyadın “Çalışgüven” olsun” der.20

DİRİK

İran Şahı Rıza Pehlevi Atatürk’ün Misafiri olarak Türkiye’yi Ziyarete gelmişti.21 Ege gezisi sırasında tanıştığı İzmir Valisi Kazım Paşa'yı22 dinç ve hareketli görür. Konuştuğu Azeri Türkçe’siyle “Maşallah Sen Dirik Paşa” demiştir.23

“Dirik” sözcüğü Atatürk’ün çok hoşuna gider ve 10 Aralık 1934 tarihinde “Kazım Dirik” oldu ifadeleri bir yazıyla Kazım Paşa’nın Soyadı Dirik olur.24

Kazım Dirik Paşa'ya Atatürk tarafından verilen soyadı beratı.

ERGÜVEN

Atatürk’ün hizmetkarı İbrahim Bey25 çok güvenilir bir kişi olduğundan Atatürk tarafından kendisine “Ergüven” soyadı verilmiştir.26

GÜRER

Cevad Abbas27 Bey 19 Mayıs 1919 da Atatürk’le beraber piyade yüzbaşı rütbesiyle Onun yaveri olarak Samsun’a çıkmıştır. Atatürk kendisine 30 Ocak 1933’de “Gürer” soyadını vermiştir.28

METE VE GÜRARI

Atatürk Selanikli olan iki berberinden Mehmet’e “Mete”, Rıdvan’a da “Gürarı” soyadlarını vermiştir.29

SÜLÜN

Bütün hayvanları seven Atatürk’ün atlara ayrı bir tutkusu vardı. Onların başlarını sırtlarını, yelelerini, kuyruklarını okşarken elleri sevgi ile titrer, gözleri sevgi ile parlardı.30

Günlerden bir gün Sabiha Gökçen31’i bahçeye çağırır. Yanında bir kısrak duruyordur.

Atatürk

-“İşte senin atın Sabiha, beğendin mi?”

Diye sorar.

Sabiha Gökçen

-“Çok güzel Efendim, tıpkı hayalimdeki gibi bir at” diye cevap verir.

Atatürk başını sallar.

-“Gerçekten de güzel bir hayvan, ben de beğendim. Tıpkı sülün gibi” der ve

-“Adını ne koyalım?” Diye sorar.

Sabiha Gökçen

-“Siz bilirsiniz” diye cevaplar.

Atatürk birkaç dakika düşündükten sonra;

-“Mademki, Sülün gibi dedik, o halde Sülün olsun;” der

Böylece atın ismi Sülün olur.32

OKAN

1933 Senesinde Donanmanın en yüksek rütbesi ve kıdemli subayı Donanma Komutanı idi. O tarihte Deniz Kuvvetleri Komutanlığı teşekkül etmemişti. Mehmet Şükrü’ye33 “Okan” soyadını vermişti.34

OKYAR

Atatürk yakın arkadaşı Ali Fethi35 Bey’e Okyar soyadını verdi.36



Atatürk'ün Ali Fethi Okyar'a dostluğunu ifade etmek için verdiği soyad ve adının anlamını açıklaması



ÖNGÖREN

Dr. İbrahim Tali37 Bey’e Atatürk onun önden gelirliği ve önden yürürlüğü takdir ederek ona “Öngören” soyadını vermiştir.38

Trakya Umumi Müfettişi olan Dr. İbrahim Tali Bey 9 Ocak 1933 tarihinde İçişleri Bakanlığına yazdığı yazıda Atatürk “Öngören” soyadını verdi.

-“Yılın ilk gününden beri bu adı kullanmaktayım. Arz ederim” demişti.39

Atatürk onun önden gelirliği ve önden yürürlüğü takdir ederek onabu soyadını vermiştir.

PEKER

Recep40 Bey Prensip sahibi bildiği konularda ödün tanımayan, dik başlı, pek yürekli, halkın dört dörtlük dediği türden bir kişi olduğu için Atatürk ona “Pek-er” der ve Peker soyadını verir.41

SAYDAM

Dr. Refik42 Bey çalışkan ileri görüşlü kibar bir devlet adamı idi. Yaptıklarını söylememek fakat; söyledikleri yapmak tevazu ve azmine sahip olan Dr. Refik Bey’e Atatürk Şeffaflık anlamında “Saydam” soyadını vermiştir.43

Atatürk “Ben Ona niçin Saydam dedim, O içi dışı bir, tertemiz bir insan pırlantasıdır da ondan” derdi.44

ŞİRRET

Gazi Mustafa Kemal Paşa Trakya’dan köylerden gelen bir şikayet üzerine 23 Aralık 1930 günü Kemalköy (Doğanca) köyüne gitmiştir. Köy halkı, Atatürk’ün yakından tanıdığı çeltikçi Karabekir’in, çeltik ekerken sığır yolunu çeltik alanı içine soktuğu, hayvanların bu meradan istifade edemediğini ve sıtma hastalığından yakınıyorlardı.

Çeltikçi Karabekir ise kendisinin Edirne ve yöresinde çeltik ziraatını başlatmak suretiyle yeni iş alanı açtığını ve işsiz köylüye iş temin ettiğini pirinç ziraatının memleket ekonomisine olan katkısından örnekler vererek anlatırken, köylülerden Salih isminde bir ikide bir lafa karışırmış, adamın lafa karışmasına kızan Gazi köylüye sert bir şekilde hitap ederek;

-“Sus bire Şirret adam” diye hitap etmiştir.

Köylü Salih’in ismi Şirret Salih olmuş ve soyadı kanunu çıkınca soyadını Salih Şirret olarak almıştır. Salih Efendi bu soyadını Atatürk verdi der ve öğünürmüş.45

TÜRKER

Ermeni asıllı Bora Keresteciyen46 Kurtuluş Savaşı Boyunca gönüllü çalıştığı Hilâl’i Ahmer (Kızılay) aracılığıyla Anadolu’ya ilaç, tıbbi malzeme naklini sağlar 1934 yılından 1942’ye kadar Afyon Milletvekili olarak görev yapar. Atatürk Kendisine “Türker” soyadını vermişti.47

TANRIÖVER

Hamdullah Subhi48 Bey Romanya’da iken Türkiye’de 21 Haziran 1934’de Soyadı Kanunu kabul edilir. Hamdullah Subhi ve baba tarafından bütün erkek akrabaları eski aile isimleri olan “Kocamemi” yi soyadı olarak almayı düşünürler. Abdullah Subhi Bey Soyadı alışını şöyle anlatır:

-“Sofrada idik, Atatürk bana sordu”

-“Hangi Soyadını aldın?”

-“Cevap Verdim”

-“Eski bir aile ismimiz vardır, Kocamemi”

-Atatürk Memi’nin, Memo ve Memiş gibi Arapçadan geldiğini söyledi ve ilave etti;

-“Ben sana tam bir Türkçe bir isim vereyim Hamdullah’ın tercümesi “Tanrıöver”dir”

Atatürk bu ismi kendi eliyle kağıda yazdı, kağıdı sofranın üstünde duran geniş bir tasın içine koydu ve ;

-"Her ikisini de yadigar olarak sakla” dedi.49

UMAY

Türk çocuklarına verdiği kıymetli hizmetlerden dolayı Atatürk Dr. Fuat Mehmet Bey50 ’e Eski Türk dilinde çocukların koruyucusu kutsal Umay’a atfen kendisine “Umay” soyadını verir.51

ÜSTÜNDAĞ

Atatürk İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Muhiddin52 Bey’e “Üstündağ” soyadı vermişti. Atatürk Muhiddin Bey’in oğlunun sünnet düğününe geldiğinde yatağında yatmakta olan çocuğu okşar ve sorar;

-“Oğlum adın ne senin?”

-“Üstün”

-“Üstün, Üstün nedir?”

-“Efendim Üstün çok yüksek bir şeydir”

-“Dağ dağ gibi aslanların dolaştığı bir yerdir.”

Atatürk bu çocuksu anlatıştan pek hoşlanmış, gülmüş ve çocuğun sözünü ettiği “Dağ” kelimesine de dikkate alarak, “soyadı bulundu! Muhiddin Üstündağ” der.53

GÜZELSES

Yıl 1917, 2. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa ve Arkadaşları Diyarbakır Sem’an Köşkü’nde (şimdiki Atatürk Köşkü) bir akşam yemeğindedir.54 Bir ara, Hevsel Bahçelerinden tatlı, güzel, dokunaklı bir ses yükselir köşkün semalarına Bu büyüleyici sese kulak veren Mustafa Kemal Paşa, yandakilere

-“Bu sesi yakından dinlemek isterim” diye buyurur. Kısa bir süre sonra Diyarbakırlı Celal Paşa’nın huzurundadır. O, henüz 17 yaşında bir gençtir. Paşa sorar:

-“Türkü söyleyen sen miydin?”

-“Evet efendim, evet paşam”

Paşa, Onu yanına oturtur, adını öğrenir ve

-“Bize de bir şeyler okur musun?” Demesiyle Celal, güzel Diyarbakır türkülerinden, hoyrat ve mayalarından bazılarını okur.

Celal, 1932 yılında İstanbul’a gider. Amacı, sesini bütün yurda duyurmak için, bir dizi plak doldurmaktadır. Bir gün Diyarbakır milletvekili Pirinççzade Fevzi Bey’le Karşılaşır. Fevzi Bey çok sevinir ve gece Dolmabahçe Sarayı’na gelmesini söyler. Saraydaki akşam yemeği sırasında Fevzi Bey, Atatürk’e “Paşam, Diyarbakır’dan bir hemşehrim plak doldurmak üzere buraya gelmiş, dinlemek lütfünde bulunur musunuz?” diye arzda bulunur. Atatürk “olur” deyince, Celal huzuruna alınır. Celal, ürkek bir eda ile Paşa’ya doğru yürürken, Paşa, “Sen Celal değil misin?” diye sorar. Atatürk, Celal’ı tanımıştır, aradan 15 yıl geçmesine rağmen

-“Celal”

-“Evet Paşam”

-“Köşkte okuduklarını hatırlıyor musun?”

-“Evet Paşam”

Mecliste bulunanlar hayretle bir Paşa’yı, bir Celal’e bakarlarken, Paşa

-“Beyler, bu geceyi Celal Beyle geçireceğiz” der. Celal, getirilen saz ekibi eşliğinde, Diyarbakır’ın en güzel ve en beğenilen şarkı ve türkülerinden oluşan bir konser verir. Konserin bitiminde Atatürk ona iltifatta bulunur. Kitabın başına konan “Atatürk’ün Diyarbakırlılara Seslenişi” ni yazdırır. Sonra bir arzusu olup olmadığını sorar, Celal “Tek dileğim sağlığınızdır Paşam” der.

Atatürk

-“O halde senin ismin Şark Bülbülü Celal Güzelses olsun” diye buyurur.

Ve Celal Güzelses’in yaşamı boyunca gururla taşıdığı ve veraseti “Şark Bülbülü” simgesi olur.55

TUNCAK

Atatürk’ün manevi evladı Abdurrahim56’e soyadı yasası yürürlüğe girince tarihteki Türk komutanlarından Tuncak’ın adını Abdurrahim için soyadı olarak seçti.57

SALDIRAY, BATIRAY, ATILAY, YILDIRAY

1936 yılında Almanya’ya Ay Sınıfı İsmini verdiğimiz dört denizaltı gemisi sipariş edildi. 17 Ocak 1938 tarihinde Atatürk Başbakan Celal Bayar’a Denizaltıların ismini bildirir.58

17.1.1938

Başbakan Celal Bayar’a

Yeni dört denizaltı gemilerimiz için bildirdiğim isimler şunlardır:

1) Saldıray 2) Batıray 3) Atılay 4) Yıldıray

Bunların manalarını izaha bile hacet olmadığı kanaatindeyim manalarını som Türkçe olan bu kelimelerin kendisindedir. Yeni saldıran, batıran, atılan, yıldıran.

K. Atatürk

MUZAFFER

Salih Bozok59’un oğlu 1921 yılında İstanbul Bağlarbaşı’nda doğdu. Babası o sıralarda Ankara’da olduğu için oğlunu ancak doğumundan üç ay sonra görebilmişti oğluna önce Mustafa Kemal adını koymak istemiş, ancak; Mustafa Kemal Paşa “Bugünlerde birbiri peşi sıra zaferler kazanıyoruz. Oğlunun adı Muzaffer olsun” demiş ve ismini koymuştu.60

İRDELP

Atatürk özel hekimi Neşet Ömer61’e İrdelp soyadını vermiştir. Yeğeni (Kız Kardeşinin oğlu) Dr.N. Kamil İrdelp62 , Dr. Bedi Şahsuvaroğlu63’na yazdığı 27.XI.1976 tarihli mektubunda “Atatürk’ün ailemize İrdelp soyadını vermesinin sebeplerinden biride, ta Selanik’ten itibaren babamın orada Baş şehbender (Konsolos) bulunduğu sıralarda annesine karşı daima koruyucu ve her hususta yardıma, bulunmuş olmasından ileri geldiği kanaatindeyim demişti.64
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...


« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)