izmir escort escort izmir porno porno izle
Mısır Kraliçesi Nefertiti Kimdir ? - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Post Mısır Kraliçesi Nefertiti Kimdir ? #1
Üyelik Tarihi: 23 Nisan 2019
Nereden: Gotham
IRC Sunucusu: www.sohbet.Net
Web Adresi: www.okeyat.com
Mesajlar: 7.825
Aldığı Beğeni: 4226
Beğendikleri: 5184
22 Temmuz 2019 , 00:21
Alıntı ile Cevapla
Mısır Kraliçesi Nefertiti Kimdir ?





Mısır Diyarının Güçlü ve Güzel Kraliçesi Nefertiti..



Adı ölümünden binlerce yıl sonra bile güzelliğe eş sayılan bir kraliçenin, hüzünlü öyküsü.. Nefertiti ( M.Ö. 1370 – 1330 ), yaşamış bir Mısır kraliçesi olup , Firavun Akhenaton’un eşidir.
Eski Mısır tarihine ait bütün kitaplar, onun dillere destan güzelliğinden bahseder. Adı; “güzellik geliyor”, “güzel olan” ya da “güzelden gelen” anlamlarına geliyor. Kimi kaynaklarda Nefertiti’nin asıl adı nın Tadukhepa olduğu, ünlü güzelliğinden dolayı Nefertiti ismiyle anıldığı ifade ediliyor.Kraliçe Nefertiti’nin, nerden geldiği ve kökeni tam olarak bilinmemekte olup bununla ilgili, çeşitli varsayımlar vardır.




Bunlardan en kabul göreni; Firavunların üç nesilden beri dost ülkelerle iyi ilişkilerini sürdürmek için onların prenseslerini alma alışkanlığı edindikleri XVlll. sülale zamanına götürüyor bizi. Mezopotamya ile Kafkaslar arasında bulunan Mitanni de bu dost ülkelerden biriydi. Kralın da güzel bir kızı vardı, elleri şifa dağıtan farklı bir kız. Akhenaton’un babası firavun III. Amonhotep hastaydı ve Mitanni Kralıda tedavi amacıyla güzel kızı Tadupika’yı Mısır’a yolladı. Tadupika, firavunu tüm dertlerinden kurtarması için tanrıça İştar heykelciğini de yanına alarak 15 yaşında geliyor Mısır’a. İşte o zamanlar Mısır dilinde “güzel geldi” anlamında , Nefertiti diye anıldı ve tarihe de öyle geçti. Kesin olan tek şey onun Akhenaton ile evlendiği ve firavun üzerinde büyük bir etkiye sahip olarak onun yanında hatta bir rivayete göre ondan sonra da hüküm sürdüğü… Ne gariptir ki genç yaşlarda evlendirilen bu çift, hiç de küçük düşünmüyorlar ve belki de gelecekteki dinlerin de temelini atarak güneşin simgelediği ve tüm insanların eşit yaşama haklarına sahip olduğu tek tanrılı bir dinin temellerini atıyorlar.Bunlardan en kabul göreni; Firavunların üç nesilden beri dost ülkelerle iyi ilişkilerini sürdürmek için onların prenseslerini alma alışkanlığı edindikleri XVlll. sülale zamanına götürüyor bizi. Mezopotamya ile Kafkaslar arasında bulunan Mitanni de bu dost ülkelerden biriydi. Kralın da güzel bir kızı vardı, elleri şifa dağıtan farklı bir kız. Akhenaton’un babası firavun III. Amonhotep hastaydı ve Mitanni Kralıda tedavi amacıyla güzel kızı Tadupika’yı Mısır’a yolladı. Tadupika, firavunu tüm dertlerinden kurtarması için tanrıça İştar heykelciğini de yanına alarak 15 yaşında geliyor Mısır’a. İşte o zamanlar Mısır dilinde “güzel geldi” anlamında , Nefertiti diye anıldı ve tarihe de öyle geçti. Kesin olan tek şey onun Akhenaton ile evlendiği ve firavun üzerinde büyük bir etkiye sahip olarak onun yanında hatta bir rivayete göre ondan sonra da hüküm sürdüğü… Ne gariptir ki genç yaşlarda evlendirilen bu çift, hiç de küçük düşünmüyorlar ve belki de gelecekteki dinlerin de temelini atarak güneşin simgelediği ve tüm insanların eşit yaşama haklarına sahip olduğu tek tanrılı bir dinin temellerini atıyorlar.





Nefertiti’nin Güzelliği



Nefertiti’yi bu kadar ünlü yapan yanı sahip olduğu büyük siyasi güç değil. Onu bugün bile bilinir, anılır, yapan ayrıntı; GÜZELLİĞİDİR.

Michelle Moran kitabı “NEFERTİTİ – MISIR’IN KRALİÇESİ, SONSUZLUĞUN KIZI”NDAN alıntıdır :
NEFERTİTİ… ‘’Saçları siyah, gözleri koyu renk, ufak tefek ve bronz tenliydi. Elmacık kemikleri avuç içine alınabilecek kadar belirgindi. Kraliçelerin bile gözlerini alamayacağı kadar güzeldi; iyi bir eğitim almış, kendini son derece geliştirmişti. Bir Mitanni kralının kızıydı o. Bakanların hem korku, hem de kıskançlık duyduğu bir kadındı. İnsanları büyüleyen, büyüleyemediklerini de zekâsıyla kolayca alt edebilen birisiydi. Amacı, insanların lideri olmak, ölümsüzleşmek ve tarihe geçmekti. Sonsuzluğun peşindeydi. Kusursuz bir gülüşü vardı. “Kadınlığını” kullanmayı biliyor ve bu nedenle kısık sesle konuşuyordu erkeklerle. Böylece onu duyabilmek için eğiliyorlardı. Gülüşünü idareli kullanıyor, gülümsediği anda da erkekler kendilerini onun ışığında yıkanmış gibi hissediyorlardı.

Politikti yaşama bakışı. Bir tanrıyla evlenip tanrıça olmak peşindeydi. Daha da ötesini istiyordu aslında. “Tanrılar kendilerine yetiştiğim için beni cezalandıracaklar mı” diyebilecek kadar ötesini… Ölümü göze alabilecek kadar cesurdu aynı zamanda. Kurnazdı ve kontrol edilemez bir gücü vardı. Vahşi bir özgüven sahibiydi.’’
Geçmişe eğildiğimizde Nefertiti’nin hem güzelliği hem de reformcu kişiliği ile nasıl Batı’yı etkilediğini görüyoruz! Zaman zaman sergilerle belgesellerle ve perdeye aksedecek olan yaşam öyküsüyle karşımıza çıkan bu reformcu kraliçenin yaşamı hala sırlarla dolu.



Nefertiti’nin Büstü


Kusursuz bir kemik yapısı ve anlamlı bakışlar, binlerce yıl sonra bir büst aracılığı ile güç ve hâkimiyeti yansıtıyor.Nefertiti’ye ait bir büst, en çok kopyalanmış, Eski Mısır eseridir.Dünyanın en eski ve aşılamayan değerdeki şaheseri kabul edilen, Nefertiti büstü hem tarihi değeri hem de taşıdığı, estetik ve güzelliğe dair anlamlar nedeni ile çok önemlidir. Çünkü bu büstten bize, ölümünden binlerce yıl sonra bile, Kraliçenin sadece güzelliği değil, hüzünlü ruh hali ve mutsuzluğu da yansımaktadır.

Nefertiti; çok güzel olmanın yanı sıra, akıllı, bilgili, azimli ve gururluydu. Güzelliğinin haricinde zekâsı ve bilgeliği ile de ünlüydü. O, kocasını seven ve bunun karşılığını da gören bir kadındı. Fakat kraliçe mutlu değildi.Gizli bir derdi, elemi vardı. İşte bütün bu detaylar büstüne yansıtılmıştır.

Bu büstü yapan heykeltıraş, kraliçenin iç duygularını, gizli dertlerini en yalın şekilde taşa yansıtmayı başarmış bir sanatçıdır. Büstü değerli klan detaylardan biri budur.



Büst; Mısırlı sanatçı Thutmose tarafından yapılmıştır.Kraliçenin yüzü, güneş yanığı tonunda; başı, tıraşlı vaziyette; dudakları kırmızıya boyanmış haldedir. Kraliçe Nefertiti’nin büstü, Akhenaton’un kurduğu yeni başkentin yıkıntıları arasında, 1912 yılında Alman bir arkeolog tarafından bulunmuştur.

Dünyanın ondan hiç haberi yokken var oluşundan 34 asır sonra 6 Aralık 1912’de Tell el-Amarna’da Alman arkeolog Ludvig Brochardt yönetimindeki kazılarda o ünlü büst bulunuyor.

Arkeolog, Nefertiti’nin büstünün güzelliğinden öylesine etkileniyor ki, kayıtlara onu önemsiz bir obje gibi kaydederek Almanya’ya kaçırıyor, ancak notlarında, “ yazmakla anlatılamaz, onu görmek gerek” diye güzelliğinden nasıl etkilendiğini de dile getiriyor. Sonunda kazılardan kaçırılan büst Berlin’de Dahlem Müzesine ulaşıyor.

Büstü Berlin’e getirerek özel koleksiyonuna alan arkeolog, 1920 yılında Nefertiti büstünü Berlin’deki Mısır Müzesi’ne hediye etmişti.
Berlin müzelerinin “Mona Lisa”sı olarak büyük bir ilgi ile karşılanan Nefertiti büstüne, Hitler’in bile büyük önem verdiği biliniyor.

Nefertiti ve Akhenaton






Firavun Akhenaton’un karısı Nefertiti, kocası ile yeni olan ”Aton” dinini yaymaya çalışmıştır. İktidarda oldukları dönem içinde Mısır kültüründe bir devrim gerçekleştirerek, Mısır dininde köklü değişiklikler yarattılar. Çoklu tanrı inancına sahip olan Mısır halkı da onun etkisiyle tek tanrılı bir inanışa doğru yönelmekteydiler. Bu dinin esası, birçok tanrı yerine sadece güneş tanrısına tapmaya dayanmaktadır.

Akhenaton’un dinsel anlamda hal sunduğu ve kısmen de olsa kabul ettirdiği yenilikler, eski Mısır’ın dini inanışına ve tapınaklarına ilan ilgiliyi azaltmış bu da eski papaz ve diğer din adamlarının halk üzerindeki güçlerinin zayıflamasına yol açmıştır. Bunun sonucunda da Firavun bu yaptıklarıyla, eski Mısır dininin temsilcileri olan papazlarının düşmanlığını üzerine çekmiştir. Nefertiti ve Akhenaton’un yaymak istedikleri bu yeni dinsel amaç uğruna eski tapınakların hepsini yıkarak yeni bir başkent inşa ettiler.

Çok tanrılı dinden Tek tanrılı dine geçişte eşine verdiği destek yüzünden düşmanları artmıştı. Akhenaton bu dini reformu başaramamıştı ama yine de Akhenaton dünyanın ilk tek tanrılı dine inanan insanı olarak anılır. Bu dönemde Mısır sanatı realist diyebileceğimiz bir çizgiye yaklaştı. Ama öteki ilahlara tapan rahipleri onun bu sapkınlıktan dolayı ceza göreceğini söylediler düştüğü üzücü durumu da bu cezanın gerçekleşmesi olarak gördüler.

Nefertiti’nin düştüğü üzücü durum ise, 6 kız çocuk doğurduğu halde taht varisi olacak bir erkek çocuk sahibi olamaması idi. Bunun tanrılardan gelen bir ceza olduğu söylemi, çok sayıda yandaş buldu. Firavun 2. bir eş alıp ondan Tutankamon adlı bir erkek çocuk sahibi oldu ki, dünya bu firavunu da ünlü mezarı ve lanetiyle bugün de bilmektedir.
Mutsuzluğunun gerçek sebebi buydu…



Nefertiti ve Mona Lisa




Nefertiti, yaşadığı devirden yaklaşık 3000 yıl sonra Rönesans çağında modelinin eserine en iyi yansımasını sağlayan Leonardo da Vinci, ”La Jaconde” adlı eserinde Nefertiti büstünde olan ifadeye yakın bir ifadeye ulaşmıştır ama bu eser bir tablo olduğu için heykelden daha kolay ifade edilmektedir.

Hem La Joconde (Mona Lisa) hem de Nefertiti de, aynı esrarengiz tebessüm ve yüzdeki mahzun, elemli ifadeler göze çarpar ama Nefertiti, hem zaman hem de heykel olması açısından daha üstündür.

Bir kraliçenin yaşadığı ıstırap ve sahip olduğu gizli dertlerin bir sanat eserine ustalıkla yansıtılmasıyla oluşan Nefertiti olayı hafızalarda soru işaretleri , hem derin düşünceler bırakıyor ve bu efsanevi hikaye gizemini koruyarak bin yıllar öncesini bizlere anımsatıyor. Bir kraliçenin, kendi içinde yaşadığı dertler ve onun dışa yansıması, bu eserle somutlaşıyor.


Nefertiti’nin Mumyası


Mısır’ın en ünlü kraliçesi Nefertiti’nin mezarı yıllarca bir muammayı oluşturmuş ve hakkında binlerce lanet hikayesi uydurulmuştur. Bir yüzyıl kadar önce Krallar Vadisi’nde bulunan isimsiz üç mezardan birinin Nefertiti’ye ait olduğu gündeme gelmişse de bu yakın zamana kadar araştırılmamıştır. Birkaç yıl önce İngiliz Mısırbilimci Dr. Joann Fletcher bu tezin peşine düşmüş ve mezara girmeyi başarmıştır.

Yapılan incelemelerde bir kolu kesik (ya da kırık)olan mumyanın, henüz yaşarken gövdesinin sağ tarafına kesici aletle açılan bir yara sonucu öldüğü sonucuna varılmıştır. 30 yaşlarında bir kadına ait olan mumyanın sol kulağında çift küpe deliği görülmekte. Firavun dönemi Mısır’ın da Nefertiti bu şekilde kulak deldirmiş tek kadın olarak biliniyor. Mumya, özenle tahnit edilip mezarına yerleştirildikten kısa süre sonra mezar soyguncularının hedefi olmuş. Soyguncular kendilerinden beklendiği gibi mezardaki ve mumyadaki değerli mücevherleri ve eşyaları alıyor. Bunlar mumyanın mevkisi, gücü, cinsiyeti gibi özellikleri yansıtan alametler.

Ancak hırsızlar bir mumya için en kötü kehaneti gerçekleştiriyor. Mumyayı tahrip ediyorlar. İşlem o kadar kasti ki yüz ve özellikle ağız başlıca hedef seçilmiş. Başındaki peruk bile lime lime edilmiş. Ciddi bir öfke duyulan mumyaya en büyük kötülük yapılmış. Mumya hem canlılar aleminde hem de ölüler diyarında kimliksiz bırakılmış. Ruhun sonsuzluğa giden yolculuğu yarım kalıyor. İnanışa göre artık adını söyleyemeyecek ve tanrılar onu tanıyamayacak. İki dünya arasında kalmış bir ruh olarak sonsuza asla erişemeyecek…







Kraliçe; binlerce yıl ötesinden, hala insanları güzelliği ile büyülemeye ve sırlarıyla cezbetmeye devam ediyor.

Kaynakça :

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir
__________________
Kahrolsun Bazı Şeyler


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj
Ay
Burçlar, Fallar ve Kehanetler
13
06 Kasım 2019 05:38
Cigdem
Dünya Tarihi
15
24 Ekim 2019 17:06
yaSmin
Dünyadan Haberler (Arşiv)
1
18 Haziran 2019 10:56
Beste
Pilav, Makarna ve Hamur İşleri
0
27 Mayıs 2019 21:39
Sanem
Makyaj ve Güzellik
0
11 Mayıs 2019 12:47