izmir escort escort izmir porno porno izle
Atomun Tarihsel Gelişimi - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Atomun Tarihsel Gelişimi #1
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Eylül 2015 , 22:36
Alıntı ile Cevapla





Eski çağlardan bugüne kadar maddenin nelerden meydana geldiği merak konusu olmuştur. Ancak bazı bilim adamları ve düşünürler bunun anlaşılmasında büyük adımlar atmışlardır. Şimdi onlara bir göz atalım;

Aristotales (Aristo) - (MÖ 384 – MÖ 322)



Aristo'ya göre maddeyi oluşturan dört temel element vardı. Ateş, hava, su ve toprak. Aristo'ya göre, madde sonsuza kadar bölünebir ve her parça maddenin özelliğini göstereceğinden bu kadar küçük parçalara bir isim vermek anlamsız olurdu. Bu düşüncesini başka bir Yunan filozof olan Democritus'a karşı ifade ediyordu.

Democritus (Demokritus) - (MÖ 460 - MÖ 370)



"Atom veya bölünmeyen öz" teorisi ile ünlenmiştir.

Democritus atom kavramından bahseden ilk kişi olmuştur. Atom Yunanca bölünmeyen manasına gelen ATOMOS kelimesinden gelmektedir.

Democritus ve dönemin diğer düşünürleri atomlarının aynı olduğunu varsaydıkları maddelerin birbirinden farklı olmasının nedeninin bu atomların farklı dizilişlerde bir arada bulunmalarından kaynaklanmış olabileceğini düşündüler.

Bu düşünceler günümüzdeki atom çalışmalarının temellerini oluşturmuştur.

Bu düşünce MS 17. yüzyıla kadar devam etti. Newton ve o zamanın bilimadamlarınca atom, çok küçük, sert ve bölünemez küresel yapıdaki parça olarak adlandırıldı. 1800'lü yılların başlarına kadar çeşitli yöntemlerle atoma ilişkin görüşler devam etti.

John Dalton (Can Daltın) - (1766 - 1844)



19. yüzyılın başlarında atom konusunda ilk bilimsel yaklaşımı yapan atomcudur. Ona göre atomlar içleri dolu ve parçalanamayan berk kürelere benzemektedir.

John Dalton, maddeleri çok küçük yapı taşlarının topluluğu halinde bulunduğu fikrini ileri sürdü.

Dalton un atom teorisi olarak ortaya konulan temel özellikler şunlardır.

Tüm maddeler atomlardan yapılmıştır.

Farklı cins atomlar farklı kütlelerdedir.

Atom katı, sert, içi dolu küre şeklindedir.

Bir elementin bütün atomları birbirinin aynıdır.

Atomlar parçalanamaz.

Dalton'un atom fikrini anlatmak için kullandığı atom modelleri:





Bu çalışma ilk atom modeli olması bakımından da oldukça önemlidir.

Dalton, her elementin kendine özgü bir atomun varlığını gösterdi. Örneğin, demiri oluşturan atomlar ile bakırı oluşturan atomlar birbirinden farklıdır.

Dalton’un atom hakkındaki bu fikri hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Ancak Dalton, atomların içi dolu ve bölünemez olduğu fikrindeydi.

Marie Curie (Meri Küri) - (1867 - 1934)



Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla iki farklı alanda Nobel Ödülü kazandı. Radyoloji biliminin kurucusudur. Çalışmalarıyla bir çığır açan Curie, Nobel Ödülü'nü alan ilk kadın, bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanı olmuştur.

Uranyumla yaptığı deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfetti. Toryumun radyoaktif özelliğini buldu ve radyum elementini ayrıştırdı. Böylece atomun parçalanamaz / bölünemez tezlerini de çürütmüş oldu.

1934 yılında Fransa'nın Savoy kentinde kan kanserinden öldü. Hastalığı, aşırı dozda radyasyona maruz kalmasına bağlandı. Curie'nin not defterleri o kadar radyasyona maruz kalmıştır ki, kurşun kaplı bölmelerde tutulup radyoaktif koruma altında incelenebilmektedir.

Henri Becquerel (Henri Bekerel) - (1852 - 1908)



Yaptığı radyoaktivite ile ilgili çalışmalarından dolayı Nobel ödülüne layık görüldü. O da atomun bozunması / bölünmesi ile ilgili çeşitli çalışmalar yapmıştır.

1901 yılında cebinde taşıdığı radyumun vücudunda yanma yarattığını bildirerek sağlık fiziğine ve radyum kanser tedavisine katkıda bulunmuş oldu...

Joseph John Thomson (Cosıf Can Tamsın) - (1856 - 1940)



Thomson değişik gazlarda yapmış olduğu deneylerle her atomun elektron yükünün kütlesine oranını hesaplayarak elektronu keşfetmiştir.

Elektron veren atomun artı (+, pozitif) yüklü olacağını ispatlamış, atom içerisinde proton ve elektronun homojen olarak dağıldığını tanımlamıştır. Bu yüzden bu modele üzümlü kek modeli de denilmektedir.

Öğrencisi Rutherford, Atom Modeli ile proton ve elektronun homojen dağıldığı ilkesi çürütülmüştür.


Atom artı yüklü maddeden oluşmuştur

Elektronlar bu artı madde içinde gömülüdür ve hareket etmezler.

Elektronların kütleleri çok küçüktür bu yüzden atomun tüm kütlesini bu artı yüklü madde oluşturur. (Üzümler -, kek ise + yükleri temsil etmektedir)

Atom küre şeklindedir.

Thomson atomun içinde küçük tanecikler olduğunu ve dolayısıyla atomun bölünebileceğini keşfetti.

Thomson'un fikrini anlatmak için kullandığı atom modeli aşağıdaki gibidir;





Thomson atom modelini kısaca üzümlü keke benzeterek açıklamaya çalışmıştır.

Thomson, 1906'da elektronu bulduğu için Nobel Fizik Ödülü'nü aldı.

Ernest Rutherford (Ernst Radırford) - (1871 - 1937)



Thomson'un öğrencisi. Rutherford atom üzerinde çeşitli deneyler yapmış ve şu sonuçları ortaya koymuştur;

Atomda büyük boşluklar vardır.

Atomda + (pozitif) yükler çekirdek adı verilen küçük bir hacimde toplanmıştır.

Atomda pozitif yük, kütle merkezinde çekirdek diye adlandırılan çok küçük bir hacimde toplanmıştır.

Atomda pozitif yüklü tanecikler kadar elektron, çekirdeğin etrafında bulunur ve atom hacminin büyük bir bölümünü elektronlar kaplar.

Rutherford atom modeli ile Modern Atom Teorisi ve Bohr atom modelinin temelleri atılmıştır.


Rutherford'un ortaya koyduğu Rutherford Atom Modeli veya Çekirdekli Atom Modeli;





Rutherford atom modeli Güneş Sistemi'ne benzetilmektedir. Güneş, içi proton dolu bir çekirdeğe ve etrafında dönen gezegenler de elektronlara benzetilmiştir.

1908'de Nobel Kimya Ödülü' nü alan, 1914'te kendisine Baron unvanı verilen Rutherford, 1922'de Royal Society'nin en büyük ödülü olan Copley Madalyası' ile ödüllendirilmiştir.

Niels Bohr (Nils Bor) - (1885 - 1962)




Niels Hendrik Bohr 1913 yılında kendinden önceki Rutherford Atom Modeli atom modellerinden yaralanarak yeni bir atom modeli fikrini öne sürdü.

Kuantum fiziğinin gelişmesinde 50 yıla yakın bir süre öncü rol oynadı.

Bohr atom modeli öncesi diğer atom modellerinde, atomun çekirdeğinde, (+) yüklü proton ve yüksüz nötronların bulunduğu, çekirdeğin etrafında dairesel yörüngelerde elektronların dolaştığı ifade edildi.

Bu elektronların çekirdek etrafında nasıl bir yörüngede dolaştığı, hız ve momentumlarının ne olduğu ile ilgili bir netice ortaya konmadı. Bohr ise atom teorisinde elektronların hareketini bu noktadan inceledi.


Bohr'un atom hakkındaki düşünceleri;

Bir atomdaki elektronlar çekirdekten belli uzaklıktaki yörüngelerde hareket eder.

Her hangi bir kararlı enerji seviyesinde elektron dairesel bir yörüngede hareket eder.

Elektron kararlı hâllerden birinde bulunurken atom ışık (radyasyon) yayınlamaz.

Elektron hareketinin bulunduğu kararlılık seviyeleri vardır.

Bohr'un araştırmaları sonucu oluşturmuş olduğu atom modeli;





Kazandığı ödüller; 1922 Nobel Fizik Ödülü, 1961 Sonning Ödülü

James Chadwick (Ceyms Çadvik) - (1891 - 1974)



Rutherford'un öğrencisi. 1932'de nötronun yapısını keşfederek çekirdekte protonlardan başka yüksüz olan nötronların varlığını gösterdi ve 1935'de Nobel Fizik Ödülünü kazandı.

Chadwick'in bu buluşu çekirdek bölünmesinin, atom enerjisinden yararlanmanın, atom ve hidrojen bombalarının yapımının yolunu açmıştır.

Modern Atom Teorisi



Bohr atom modeli, tek elektronlu türlerin davranışlarının açıklanmasında başarılı olmakla birlikte, çok elektronlu atomların davranışlarını açıklamada yetersiz kalmıştır.

Modern atom teorisine göre , Bohr atom teorisindeki gibi elektronları yörüngelerde sabit hızla dönen tanecikler olarak düşünmek yanlıştır.

Çünkü elektronun hızı ve yeri için kesin bir şey söylenemez. Elektronun bulunma olasılığının olduğu yerlerden bahsedilir.



__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Atomun Tarihsel Gelişimi #2
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Eylül 2015 , 22:56
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Atomun Tarihsel Gelişimi

Atomların varlığı bilim adamlarınca çok eski dönemlerde kanıtlanmış olsa da atomla ilgili çalışmaların yapılmaya başlanması 18. yüzyılı bulmuştur.

Atom ile ilgili çalışmalar ve bilim adamlarıyla ilgili sizin için bir yazı hazırladık.

Democritus (Demokritos) (MÖ 460-370): Demokritos Yunan medeniyetinde yaşamış bir filozoftur.

Maddenin taneciklerden oluştuğunu savunmuştur ve maddeyi oluşturan bu taneciklere ilk olarak atom ismini veren kişidir. Filozofun atom ile ilgili düşünceleri MÖ 400’lü yıllarda ortaya çıkmıştır.

O dönemde bu kadar küçük parçacıklarla ilgili bir deney yapmak mümkün olmadığından o gözlemlerine dayanarak böyle bir görüş ortaya atmıştır.

Bu görüş zemininde diğer bilim adamları da çalışmaya başlamış ve atom ile ilgili başka araştırmalar yapılmıştır.

John Dalton (6 Eylül 1766 – 27 Temmuz 1844): John Dalton İngiltere’de yaşamış bir fizik adamıdır.

Maddenin temel yapı taşı atom üzerine yaptığı çalışmalar, onu elementlerin atomlardan meydana geldiği kanısına vardırmıştır.

Element ve bileşikler ile ilgili bugün bile kullanılan bazı görüşler ortaya atmıştır. Bilim adamına göre bir bileşiğin birden fazla element bileşeni vardır ve bu elementler de aynı atom boyutlarından oluşmuştur.

Atom konusunda yaptığı çalışmaları Demokritos’tan sonra büyük ilgi görmüştür.

Henri Becquerel (15 Aralık 1852 – 25 Ağustos 1908): Fransız bir bilim adamı ve fizikçi olan Henri Becquerel, 1886 yılında yaptığı çalışmalar sonucu, uranyum elementinin çevresine birtakım ışınlar yaydığının farkına varmıştır.

Uranyumun radyoaktif olduğunun henüz bilincinde olmayan bilim adamı farkında olmadan radyoaktiviteyi de bulan kişi olmuştur ancak vücudunda bazı hasarlar oluşmuştur.

Radyasyonun zararları da o dönemde bilinmediğinden uranyum ile ilgili çalışmaları sırasında büyük miktarlarda radyasyona maruz kalmıştır ve vücudunda radyasyondan dolayı görülen yanıklar meydana gelmiştir.

Yani Becquerel radyoaktiviteyi keşfettiği gibi radyasyonun zararlı olduğunu da keşfetmiştir.

Marie Curie (1867 – 1934): Polonyalı olan bu kadın fizikçi, aynı dönem atom üzerinde çalışmalar yapan Becquerelin çalışmaları ile ilgilenmiştir.

Becquerel tarafından Becquerel’in Işınları olarak adlandırılan radyoaktif çalışmaları daha da geliştirerek Radyoaktivite olarak yeniden isimlendirmiştir.

Bu çalışmalar dışında radyum elementiyle ilgili çalışmaları da olmuştur. 1898’de ise atom çekirdeğini parçalamak ve başka bir elemente ait atom oluşturmak üzerine çalışmaları olmuştur.

Joseph John Thomson (18 Aralık 1856 – 30 Ağustos 1940): Bugün hala kullanılan görüşlere sahip olan İngiliz fizikçi 1898 yılından başlayan atom çalışmaları ile adından söz ettirmiştir. Atom ile ilgili temel kavramlar olan elektron, izotop atom ve kütle spektrometresi gibi bazı buluşlara imza atmıştır.

O dönemin şartlarında bu buluşları ve atomla ilgili ortaya attığı görüşler diğer bilim insanlarına da ilham kaynağı olmuştur.

Ernest Rutherford (30 Ağustos 1871 – 19 Ekim 1937): Thomson’un atom ile ilgili teorilerini 1911 yılında deneyerek atom modelini yeniden geliştiren İngiliz fizikçi, ortaya çıkardığı yeni atom modeline Rutherford Atom Modeli ya da Çekirdekli Atom Modeli olarak adlandırmıştır. Bu teoriden sonraki yıllarında yaptığı araştırmalarda da nötron adı verilen nötr atom parçacıklarını keşfetmiştir.

James Chadwick (20 Ekim 1891 – 25 Temmuz 1974): Rutherford’un öğrencisi olan İngiliz fizikçi Chadwick, hocasının keşfettiği nötronların var olduğunu 1932’de ispatlamış ve bu deneyde nötronun kütlesini de tespit etmiştir.

Louis-Victor Pierre Raymond de Broglie (15 Ağustos 1892 – 19 Mart 1987): Fransız fizikçi atoma farklı bir bakış açısıyla yaklaşmıştır. 1924 yılında elde ettiği sonuçlara göre elektrona eşlik eden bir dalga hareketi olduğu görüşünü ortaya atmıştır. Bugünkü anlamıyla elektron sadece bir atom taneciği değil bir dalga olarak da görülebilmektedir.

Clinton Davisson (22 Ekim 1881 – 1 Şubat 1958) – Lester Germer (10 Ekim 1896 – 3 Ekim 1971): Fransız fizikçi Broglie’nin teorisini 1927’de yaptıkları deneylerle kanıtlayan ABD’li fizikçiler, bu çalışmalarıyla tarihe geçmişlerdir.

İlk Atom Bombası (1945): 1942 yılında bilim adamları güçlü bir silah geliştirmek için çalışmalar yapmaktaydılar. Çalışmaları uzun sürdü ve 3 yılın ardından çok güçlü bir silah olan atom bombasını elde etmeyi başardılar.

İlk yapıldığı dönemlerde gizli tutulan silah II.Dünya Savaşı devam ederken 6 Ağustos 1945’te Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı ve adeta kendi yok etti.

Bomba atılır atılmaz 70.000 kadar insan hayatını kaybederken kentte çok büyük hasarlar meydana geldi.

Bu bombanın sarsıntısı daha atlatılamadan 9 Ağustos 1945’te; yani 3 gün sonra Japonya’nın bir başka şehri olan Nagazaki’ye bir atom bombası daha atıldı.

Bu atom bombası Hiroşima’ya atılan atom bombasının yaklaşık 1,5 katı kadar daha güçlüydü.

Nagazakide de Hiroşima’da olduğu gibi saniyelerle ölçülebilecek bir sürede 74.000 insan hayatını kaybetti.

Sadece o gün ölen binlerce insan etkilenmedi, çevreye yayılan radyasyon ile binlerce yıl boyunca devam edecek bir etki bırakıldı.

Bugün hala radyasyonun etkisiyle bebekler etkilenmekte ve sakat doğumlar görülmektedir.

Gelecekte de uzun süre bu atom bombalarının etkisinden kurtulmak mümkün değildir.

Gerd Binnig (20 Temmuz 1947 – ) ve Heinrich Rohrer (6 Haziran 1933 – ): İsveçli ve Alman olan bu iki bilim adamı 1981’de atomu gözle görmeyi başardılar.

Bu gelişme, icat ettikleri mikroskop ile oldu. Atomu görüntüleyebilen bu mikroskoba ise taramalı tünel mikroskobu adı verilmektedir. Atomları dışarıdan gözlemleyebilmek için hala kullanılmaktadır.

Atomun İçi İlk Kez Görüntülendi (27 Mayıs 2013): AMOLF laboratuvarlarının Hollanda’da yer alan bir kolunda yapılan deneyler sonucu kainatta çok sık görülen hidrojen atomunun içi ilk kez görüntülendi.

Binlerce yıldır ilk defa bir atomun iç yapısının görülebilmesi insanlar için büyük bir gelişme olmuştur.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)