izmir escort escort izmir porno porno izle
Dünya Dinleri - Liste - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Standart Dünya Dinleri - Liste #1
Üyelik Tarihi: 10 Aralık 2011
Mesajlar: 12.735
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
19 Ocak 2012 , 16:15
Alıntı ile Cevapla

Uzakdoğu Dinleri
» Budizm
» Janizm - Caynacılık
» Sihizm - Sıkh Dini
» Hinduizm
» Şintoizm
» Konfüçyüsçülük
» Taoizm - Taoculuk
Ortadoğu Dinleri
» Nusayriler
» İslamiyet (Sünnilik)
» Dürziler ve Dürzilik
» Zerdüşt Dini (Mazdaizm)
» Sabiilik
» Yezidilik
» Hıristiyanlık
» Musevilik
» Samirilik
Yeni Ortaya Çıkan Dinler
» Bahailik
» Moonculuk (Moonlar)
» Tenrikyo Dini
» Tanrının Yolu Topluluğu
» Kadiyanilik (Ahmedilik)
» Uzay Dini (Raelian)
» Rastafarianizm
» Yehovanın Şahitleri
» Mormonlar
Hıristiyan Kökenli Din ve Akımlar
» Unitaryenler
» Adventistler
» Pentakostalistler
» Kuveykırlar (Quakers)
» Süryaniler ve Süryanilik
» Presbiteryenler
» Maroniler
» Cizvitler
» Kimbangucular
» Metodistler
» Gnostisizm
Kabile ve Doğa Dinleri
» Vuduculuk - Vodoo
» Nambalar Dini
» Şamanizm
» Ga’lar ve Ga Dini
» Ainu Dini (Aynu Dini)
» Azteklerin Dini
» Dinka Dini
» Maori Dini
Tanrıyı veya Dini Reddeden Akımlar
» Ateizm
» Agnostisizm
» Panteizm
» Pan-enteizm
Satanizm
» Satanizm
Taraftarı Kalmayan Din ve Akımlar
» Druidler
» Mani Dini (Maniheizm)
» Paflikyanlar
» Ebiyonitler
» Bogomiller
» Tapınak Şövalyeleri
» Hurufiler
Eski Medeniyet Dinleri
» Eski Mısır Dini
» Hitit’lerin (Eti) Dini
» Urartular’ın Dini
» Eski Yunan Dini
» Etrüks Medeniyeti ve Dini
» Phryg (Frig) Dini
» Girit (Minos) Dini
» Sümerlerin Dini
» Fenikeliler Dini
» Eski Roma Dini
» Mu (Nacaallar) Dini
Tarikatlar / Kültler / Mezhepler
» Alevilik
» Scientologistler
» Melamiyyeler
» Müsebbihelik
» Şeyhilik
» Vehhabiler
» Köle Kadınlar Tarikatı
» Kaderiyye Mezhebi
» Nacilik
» Ahilik
» İsmailik Mezhebi
» Hariciler
» İmamilik
» Bayramilik
» Kızılbaşlık
» Mevlevilik
» Rafizilik
» İbazilik
» Sadilik
» Batinilik / Sabbah Kültü
» Sühreverdilik
» Mutezille Mezhebi
» Zeydiyye Mezhebi
» Caferi Mezhebi
» Cennet Yolcuları
» Masonluk
» Düsukilik
» Yılan Eğiticileri
» Gaudiya Vaişnavizm
» Anglikanizm
» Tanrının On Emri
» Sahaja Yogacılar
» Evrensel Yol (The Way)
» Mans Kutsal Kuralcıları
» Tanrının Çocukları
» Cennetin Kapısı
» Oshocular
» Celvetilik
» Hıristiyan Bilim Kilisesi
» İnsan Tapınağı
» Edebi Değerler
» Birleşik Kilise
» Branch Davidians
» Diyet Tarikatı
» Chino'nun Gerçek Adaleti

Standart #2
Üyelik Tarihi: 12 Eylül 2012
Mesajlar: 3.182
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
12 Eylül 2012 , 18:06
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Epey din varmış
__________________
Bizi Eskiler Tanır, Yeniler Örnek Alır,Tanımayanlar İse İbret Alır...
Standart #3
Üyelik Tarihi: 10 Aralık 2011
Mesajlar: 12.735
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
12 Eylül 2012 , 18:10
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
evet ama ALLAH inancı olan şöyle bir bakıldıgında az gibi
Standart #4
Üyelik Tarihi: 30 Ekim 2013
Mesajlar: 2.443
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
17 Aralık 2013 , 05:42
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
düşündüğümden cok fazla din varmış :D
__________________
Benimle olursan düşmanların artar , ama asla kaybetmezsin.
Dünya Dinleri Haritası #5
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
26 Nisan 2014 , 01:12
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Dünya Dinleri Dağılımı Açıklamalı-Haritalı Bilgiler

Farklı din tanımlamaların ortak noktaları birleştirildiğinde, din insanlara bir hayat tarzı sunan, onları belli bir dünya görüşü içinde toplayan kurum, bir değer biçme ve yaşama tarzı; yaratıcıya isteyerek bağlanma, birtakım şeyleri duyma, onlara inanma ve onlara uygun iradi faaliyette bulunma olgusu; üstün varlıkla ona inanan insan arasındaki ilişkiden doğan deneyimin inanan kişinin hayatındaki etkileri olarak tanımlanabilir.


Genel olarak din, doğaüstü bir nitelik taşır, mukaddestir, değişmezdir (dogmatik) ve gönülden bağlanmayı yani teslimiyeti gerektirir. Pek tabii ki din tanımı, özellikle dini bir bakış açısından, her farklı dini grup ve dinde çeşitlilik gösterir. Dinin taşıdığı nitelik ve öğeler de farklı dinlerde büyük bir değişiklik ve çeşitlilik göstermektedir.


Din kavram, anlayış ve türlerinin gelişimi tam olarak bilinemediği gibi tam olarak belirlenememektedir de. Bunun en büyük nedeni, açıkça ayrıştırılabilecek devrelere sahip olmamasıdır. Yine de, özellikle 1800'ler sonrası yapılan arkeolojik kazılar ve dünyanın geri kalanından izole edilmiş kültürlerin antropolojik ve tarihi yapılarına dair elde edilen bilgi ve gözlemler sayesinde, bir kronoloji elde edilememiş olsa da bir tipoloji geliştirilebilmiştir.


Bugün eldeki bulgular ve var olan kültürel çeşitlilik sayesinde, gerek eski gerek yeni farklı din tipleri, formları ve anlayışları tanımlanmıştır. Bu tanımlamalar akademisyenler arasında çeşitlilik gösterse de belli bir oranda benzeşmektedir. Daha Fazla Bilgi başlığı altında farklı inanç tipleri, dini öğeler vb. isim olarak sıralanmıştır.

Kudüs - Musevilik, Hıristiyanlık ve Islam için kutsal kabul edilen ve üç din için de büyük önem arz eden bir şehirdir.

Çeşitli dünya dinleri


1. Islamiyet

2. Ana Yerli Inançlar
3. Bahailik
4. Budizm
5. Cao Dai
6. Çin Geleneksel Dini
7. Farangizm
8. Hristiyanlık
9. Afrika Geleneksel Dini
10. Jainizm
11. Juche
12. Mormonluk
13. Musevilik/Yahudilik
14. Neopaganizm
15. Rastafari Akımı
16. Sihizm
17. Şinto
18. Tengricilik
19. Tenrikyo
20. Tinselcilik
21. Üniteryan Üniversalizm
22. Yehova'nın Şahitleri
23. Zerdüştlük

DÜNYA DİNLERİ HARİTASI / Büyük Boy / Renkli Açıklamalı


__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Dünyanın ilginç dinleri #6
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Kasım 2015 , 00:17
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.

Dünyada yaşayan milyarca insan farklı inanışlar geliştirmiştir.

Büyük semavi dinlerin yanı sıra hayatınızda ilk kez duyacağınız pek çok din vardır.

İşte, ilginç inanışlar ve dinler ;

Jainism ;

Jainisim, 2.500 yıllık tarihi olan dünyanın en eski dinlerindendir. Hindistan’da yayılmıştır.

Tanrıların, karmaşık bir hiyerarşi içinde insanlarla birlikte yaşadığına inan bu inançta, insanın kendini kontrol etmesi gerekir.

Bedensel tutkular ve zevkler için kendinize savaş açarsınız. Onlara göre, zamanın başı ve sonu yoktur.

Oruç, meditasyon ve çile çekerek arınma çok önemli ritüelleridir. Dünyada yaklaşık 5 milyon kişi bu dine mensuptur.

Mandaeism ;

Mandaeism, aydınlanma, kurtuluş ve Tanrı görüşünü benimseyen gnostik bir dindir.

Bu dinin İslam dini öncesi kökenli olduğuna inanılır.

Yaklaşık 70 bin Mandaeisim inananın İran’a kaçtığı ve oraya yerleştiği bilinir.

Herhangi bir kitapları yoktur. İsa, Yahya, İbrahim, Musa peygamberlerin sahte olduğuna inanırlar.

Bir Kozmik anne ve baba, ışık, karanlık, yüce varlık gibi inanışları vardır. Büyük gizlilik içinde dinlerini sürdürmektedirler.

Candomble ;

19. yüzyılın başında ortaya çıkan Afro- Brezilya dinidir.

Köleleştirilmiş Afrika’lılar tarafından ortaya çıkmıştır.

Orishas isimi verilen bir tanrı her insan için bir tane vardır ve onu korur. Bu dinde iyi ve kötü yoktur.

Her insan, sonuna kadar kendi kaderini yerine getirmek için çalışır. Yaptığınız herhangi bir kötülük mutlaka size dönecektir. Yaklaşık 2 milyon kişi bu dine inanmaktadır.

Aetherius ;

Aetherius, yeni çağın Ufo dinidir. George King tarafından 1950 ‘li yıllarda kurulmuştur. Daha sonraları, Hinduizm, Budizim, Hıristiyanlık ve Ufo iddiaları ile birleşmiştir. Dünya dışı bir Kozmik efendiye inanılır.

Dinin amacı, insanları bu dünya dışı varlıklara işbirliği yapacak düzeye getirmektir. Mesihin bir uçan daire ile dünyaya geleceğine inanılır. Dünya çapında milyonlarca insan bu dine inanmaktadır.

Hermetizm ;

Hermetizm, Rönesans ve reformasyon sırasında Batı ezoterik geleneğinden etkilenen bir inanç sistemidir.

Simya, astroloji bu dinde sıklıkla kullanılan öğelerdir.

1300-1600 yılları arasında bilimin gelişmesi ile ortaya çıktığına inanılır. Hermesçiler, kötü iblisler, ilahi melekler, kara büyü ve ilahi büyüye inanırlar.

Zerdüşlük ;

Eski İran kökenli din ve felsefe, tek tanrılı bir dindir.

Eski zamanlarda pek çok imparatorluğun dini olmuştur.

145 milyon Zerdüşt bugün dünyamızda vardır. Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamiyet gibi dinlerden çok etkilenmiştir.

İyi ve kötü birbiri ile mücadele etmektedir. Din, aile ve yaşlılar, saygı konularında çok öğretiye sahiptir.

Thelema ;

20. yüzyılda yazar Alesiter Crowley tarafından geliştirilmiştir. O ve eşi 1904 yılında Mısır’da Aiwass isimli bir varlıkla temasa geçtiğini iddia etmiştir.

Onun ona bir kitap verdiğini söyler. Kitapta eski Mısır Tanrılarının adı sıklıkla geçmektedir. Yoga, mistisizm ve Kabala fikirleri vardır.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Dünya dinleri #7
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
10 Kasım 2015 , 23:42
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Dünya dinleri

Budizm

Budizm ´in kurucusu Buda (Guatama, Gotama) ( MÖ.563 - 483 ) Kuzey Hindistan ´da Lumbini koruluğunda doğmuş bir filozoftur. Buda aydınlanmış anlamına gelir. Budizm ´ in en güçlü yayılma dönemi Hint Hükümdarlarından Aşoka (MÖ. 273 - 236) zamanına rastlar.

Aşoka zamanında Budizm ´ Hindistan, Seylan,Suriye,Mısır,Makedonya ve Yunanistan ´a kadar yayılmıştır. Aşoka ´dan sonrada yeni Krallar Budizm ´e girmiş yayılmasını sağlamış hatta Çin,Moğolistan ve Japonya ´nın ileri gelen devlet adamlarının Budizm ´e hizmet etmesini sağlamışlardır.

Budizm ´ MS 1.yy Türkistan , 4. yy da Kore , 6.yy da Japonya ve 7.yy da ise Tibet ´te yayılmaya başlamıştır. Günümüzde Güney,Doğu;Güneybatı ve Orta Asya ´da çok sayıda taraftarı olan Budizm ´ Avrupa ve Amerika ´da da yayılmaya ve taraftar bulmaya başlamıştır

Budizm ´de inanç ve ibadet

Budizm ´de inancın temeli Buda ´ya sığınırım, Dhamma ´ya (dine,doktrine) sığınırım, Sangha ´ya sığınırım (Rahipler Cemaati,dünyanın en eski bekar rahipler topluluğu) cümlesi oluşturur.Bunlardan birini inkar eden kişi budist sayılmaz ve Budizm ´e girmek için yukarıdaki cümleyi söylemek gerekir. Sangha ´ya giren rahip ve rahibeler evlenemezler.

Budizm ´ de mabetlere Vihara denir. Budistler Karma- Ruhgöçü ´ne inanırlar. Vihara da ayda 2 kez bir araya gelen rahipler yaptıkları hataları itiraf ederek benliklerini öldürürler.

Bazı dinlerde olduğu gibi Budizm ´de de bir kurtarıcı bekleme inancı vardır. Kurtarıcının isma Metteya veya Maitreye ´ dir. inançlarına göre Metteya tüm dünyayı düzeltmek olarak gelecek ve Buda ´ nın tamamlayamadığı dini tamamlayacaktır.

ibadet Stupa denilen mabetlerde yapılır. Stupalar helezoni yapıda inşa edilmiştir. ibadet için Stupaya giren Budist önce Buda ´nın heykeline saygı gösterisi yapar; O ´na çiçek ve tütsü sunar, Budistler kendi evlerinde de bir köşede korudukları Buda heykeline tazimde bulunarak,ibadet ederler. ibadetlerinde klişeleşmiş dua ve söz yoktur.

Budizm ´in kutsal ziyaret yerleri ;

Budanın doğum yeri( Lumbin)
Aydınlanma yeri (Bodhi Gaya)
Buda ´ nın ilk vaaz verdiği geyik parkı (Sarnarth ´da)
Buda ´nın öldüğü Uttar_Prades şehri,
Ganj nehri

Kutsal Kitapları

Budistler Buda ´nın vaazlarının Pali - Kanon adlı bir kitapta toplandığına ve 400 yıl kadar sözlü olarak nesilden nesile aktarıldığına inanırlar. Budizm ´in kutsal kitabı üç sepet anlamına gelen Tripitaka veya Tipitaka ´dır .Tripitaka da;

Vinaya Pitaka
Sutta Pitaka
Abhidhamma adlı bölümler bulunur.

Bu kitaplarda rahip ve rahibelerle ilgili kurallar, ayin usulleri, beslenme,giyinme, Buda ´nın hayatı,konuşmaları,vaazların yorumu,Budizm ´ felsefesi vb ayrıntılı bir şekilde anlatılır.

Budizm ´de Mezhepler

Budizm ´ başlıca iki büyük mezhebe ayrılır: 1- Hianayana , 2- Mahayana

1 - Hinayana (Küçük Araba)

Kişinin kendisini kurtarmasını esas aldığı için böyle isimlendirilmiştir. Bu mezhep Seylan ve Güney Asya ´da yayılmıştır. Mensupları saf Budizm ´e yani Budanın asıl telkinlerine kendilerinin muhatap olduklarını iddia ederek Mahayana koluna bağlı olanları sapkınlıkla suçlarlar

2 - Mahayana ( Büyük Araba)

Toplumu bir bütün halinde ele alarak herkesin kurtuluşa ermesini amaç edinmişlerdir. Onlara göre Budizm ´, herkese cevap vermeli, herkesin ihtiyaçlarını gidermeli, doktrinleri basitleştirerek halkın anlayacağı bir seviyeye getirilmelidir.

Budizm ´in bu kolu başka din ve doktrinlerden yararlanmakta sakınca görmez. Bu mezhebe göre Nirvanayı gerçekleştiren herkes Buda unvanını alır. Ve ihtiraslarının esiri olarak dünya zevklerinin arkasından koşmaz. Mahayana mensupları, hata yapabilirim diye faaliyetleri askıya almanın karşısındadır. Bu yüzden pişmanlık duymaya lüzum yoktur derler Mahayana ´ya bağlı kişi kendini kurtuluşa hazırlayabilmek için şü hususlara dikkat etmek zorundadır:

Cömertlik
Olgun manada bilgelik
Budizm ´in ahlak kurallarına bağlılık
Meditasyon
Karşılaştığı olumsuzluklara sabır göstermek
Hiç usanmadan sürekli bir gayret içinde olmak

Bu sayılan özellikleriyle Mayayana Budizm ´i dünyanın bir çok bölgesinde yayılma imkanı bulmuş,adeta misyonerli bir hüviyet kazanmıştır

BUDA VE ÖĞRETiSi

Buda ´nın öğretisinin baslıca özelliği; Buda ´nın aydınlanma sonucu bulmuş olduğu gerçekleri birer dogma olarak sunacak yerde aydınlanma yöntemini öğretmeyi ve böylelikle yöntemi öğrenen kimselerin kendi çabalarıyla bu gerçekleri kendilerinin bulup yasantısal deneyimle doğrulamalarını öngörmesi, Budalık yolunu herkese açık tutmasıdır. Buda ´nın yasadığı dönemde Budizm ´ bir din, Buda da bir peygamber değildi.

Şimdiye dek her geliş gidişsimde, içinde hapis olduğum, Duyularla duvaklan mis bu evin, Yapıcısını aradım durdum.

Ey yapıcı! Simdi seni buldum. Bir daha bana ev yapmayacaksın, Bütün kirişlerin kirildi, payandaların çöktü.

içimde Nirvana ´nın suskunluğundan başka bir şey kalmadı Tutkuların, isteklerin biçimlediği yanılgıdan kurtardım kendimi.

Öğretide 4 temel gerçek vardır: Yaşamda ıstırap vardır; ıstırabın bir nedeni vardır; bu neden yok edilirse ıstırapta yok edilmiş olur; bu nedeni yok etmeyi sağlayan bir yol, bir yöntem vardır.


1.Istırap (DUKKHA) ve Yaşamın 3 özelliği

Dört okyanusun suyu mu daha çoktur, yoksa sizlerin inleye sızlaya sürdürdüğünüz bu yolculukta sevdiğiniz istediğiniz şeyleri elde edememek, sevmediğiniz istemediğiniz şeylerden kaçınamamak, istediğiniz şeylerin istediğiniz gibi olmaması, istemediğiniz şeylerin istemediğiniz biçimde olması yüzünden akıttığınız göz yaşları mi daha çoktur Ananızı, babanızı yitirmek, kardeşlerinizi, kızınızı yitirmek, malinizi, mülkünüzü yitirmek... Bu uzun yolculukta tüm bunlara katlandınız ve dört okyanusun suyundan daha çok göz yaşı akıttınız.

Buda ıstırap için dukkha sözcüğünü kullanıyordu. Anlamı; ıstırap, üzüntü, tasa, keder, maddesel veya ruhsal sağlıksızlık, uyumsuzluk, tedirginlik, doyumsuzluk, yetersizlik, sürtüşme, çelişki yani olumsuz ruh durumları...

Buda ´nın gözlerimizi açmaya çalıştığı gerçek daha çok ıstıraptan korunmak, kurtulmak için izlediğimiz tutumdaki yanlışlarımız, yanılgılarımız.

Herkes yaşamda Istırabın olduğunu biliyor, ama yaşamda Tatlı anlar, hoş ve zevkli olan şeyler olduğunu, haz ve zevkin ıstırabı dengeleyebileceğini düşünüp bu anların beklentisi içinde ıstıraba katlanabiliyor.

Buda ´ya göre yanılgı işte burada. Buda kaynağı dışımızda olan şeylerden elde ettiğimiz haz ve zevkin ıstırabın asil nedeni olduğunu göstermeye çalışıyordu. Yanılgının dünyanın bu geçiciliğine gözlerimizi kapamak, geçici olan, kalıcı olmayan şeylere tutunmaya çalışmaktan geldiğini, dünyayı gerçek böylesiliği, yapısıyla görememekten kaynaklandığını söylüyordu. Sevdiğimiz hiç bir şey yok ki, bir gün gelip ya onlar bizden, ya biz onlardan ayrılmayalım.

Buda yaşamı gerçek boyutları içinde kavrayabilmemiz için yaşamın birbiriyle ilgili 3 özelliğinin üzerinde ısrarla duruyordu: Dukkha - Istırap Bir arada bütünleşmiş, bileşmiş, oluşmuş hiç bir şey değişimden, çözülüp dağılmaktan kurtulamaz.

Yanılgı değişim içinde olan, geçici olan şeylere sanki hiç değişmeyeceklermiş, sanki kalıcı şeylermiş gibi tutunmaya, sarılmaya çabalamaktan geçiyor. Oysa elde etmek istediğimiz şeyi elde edene kadar o şey değişiyor, koşullar değişiyor, bu arada biz kendimiz de değişiyoruz.

Buda ´nın amacı dünyayı ne olduğundan daha kötü ne de daha iyi göstermekti. Onu olduğu gibi iyi ve kötü yanlarıyla, kendimizi hiç bir yanılgıya, yanılsamaya kaptırmadan bütünlüğü içinde gerçek böylesiliğiyle görmemizi sağlamaya çalışıyordu.

Istırabın dünyayı olduğu gibi içimize sindirememekten, dünyadan verebileceklerini değil de daha çoğunu beklememizden, istememizden kaynaklandığını anlatma çabası içindeydi.

Kötü olan yaşam değil, ona arsızca yapışmaya çabalamaktan, ondan verebileceğinden çoğunu istemekten gelen ıstıraptır. akıp giden yasamla birlikte karşı koymadan, direnmeden akıp gitmesini öğrenmek, dönüsü olmayan bir akis içinde olduğumuzun, yaşamın tek bir aninin bile ikinci kez yaşanmasının olanaksızlığını içten içe kavramak, her saniyenin tadını bilecek biçimde yaşamın sevinçle, kıvançla, coşkuyla kucaklanmasına yol açabilir.

Mutluluğun ertelenmesinin de, para biriktirir gibi haz ve zevk biriktirmenin de olanaksızlığı iyice anlaşılabilir. Acaba yaşamda kendimize sığınak yapabileceğimiz Istırabın güçsüz kaldığı, etkisinin azaldığı bir yer, bir zaman var mi Budizm ´ olduğunu savunuyor. Bu an ve burası...

Hiç bir şeyin öteki şeylerden ayrı bir kendiliği, ayrı kalıcı bir benliği olamaz. Istırabın asil nedenini aradığımız, kökenine indiğimiz zaman hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde karşımıza çıkan sorumlunun, bir yandan istek ve tutkularımızı besleyip kışkırtan den Başka birisi olmadığını görüyoruz.

Benim güvenim Benim görevim Benim sorumluluğum Benim başarım Benim param Benim isteklerim Benim heveslerim Benim öldükten sonra ne olacağım Benim öldükten sonra da var olma doyumsuzluğumdan gelen sorunlarım Nedir bu ben

Buda insan varlığında geçici olmayan değişmeden kalan, dayanıklı bir öz, tözel bir nitelik olmadığını göstermeye çalışıyordu. Bir gövde doğar, büyür, yaşlanır, ölür, çözülür, sürekli değişim içindedir. Bir kimse kolunu, bacağını yitirse de ne azalır, ne de küçülür. Öyleyse insanin gövdesinde olamaz. duygularımızda da olamaz.

Çünkü onlar değişse de gene olduğu gibi kalır. duyu organlarımızdan gelen algılarımız da olamaz. önceki düşüncelerimiz, kararlarımız, eylemlerimizle biçim almış eğilimlerimiz de olamaz. ayırt edici bilincimizde de olamaz.

Bu beş kümede toplanan bedensel ve ruhsal varlığımız gövdemiz, duygularımız, duyu organlarımızdan gelen algılarımız, önceki düşüncelerimiz, kararlarımız ve eylemlerimizle biçim almış eğilimlerimiz, karakter özelliklerimiz, ayırt edici bilincimizin bir araya gelmiş olmasından da oluşmuş olamaz.

Çünkü bunlardan hiçbirisi i içermiyorsa o zaman besinin bir araya gelmesi de beni oluşturmaz. O zaman geriye değişmeden kalan tek bir şey kalıyor. Ad... Ben ´e verilen özel ad.

Milanda Panha adli kitaptan: Kral Bilge Nagasena ´ya seslenmiş: Ustam kimsin, adini söyler misin Bana Nagasena diyorlar. Ama bu yalnızca bir ad, adlandırmaktan, belirtmekten Başka şeye yaramayan, bir deyim, bir sözcük, içinde bir kimlik, bir benlik yok. Bir ad, bir lakap, bir işaret, yalın bir sözden Başka bir şey değil. Kral inanmaz ve sorular sorar. Nagasena bu saçlar midir Hayır büyük kral ...

Duygu ve coşkular midir Nagasena Hayır büyük kral Nagasena kraldan arabayı tanımlamasını ister. Tekerlek, dingil, ok, sandık ve kollar bir arada olunca arabadan söz edilir. Araba yalnızca bir ad, adlandırmaktan, belirtmekten Başka bir ise yaramayan bir deyimden Başka bir şey değil.

Evet kralım. Benim de saçlarım, derim, ... ad ve bedenim, duygularım, algılarım, geçmiş eylemlerimle biçim almış karakter özelliklerim, ayırt edici bilincim bir araya gelince Nagasena adi veriliyor. Ama kimlik, benlik söz konusu olunca burada öyle bir şey yok. Nasıl arabanın beş bölümü bir araya gelince araba diyorlarsa, beş katışmaç bir araya gelince de bir kimden bir den bir özneden söz ediliyor.

Buda diyor ki: Ne ben ´in, ne de ben ´e ilişkin kalıcı bir şeyin varlığından söz edilebilir. Ben, ben olarak gelecekte de var olacağım, benim sürekli değişmez bir benliğim var, savında bulunmak hatalıdır. Ben düşüncesini yok etmeli, benlikle kurumlanmak yanılgısını yenmelidir.

Buda ´nın görüsüne göre ben , insanin hem bedensel hem de ruhsal varlığını oluşturan bu beş kümenin bir arada ve birlikte, sürekli bir akis, sürekli bir değişim içinde olusunun ortaya çıkardığı bir görüngü, bir olgu, insani çevresinden ayrı bir varlık olarak ayırt etme, özerk bir biçimde hareket etme durumundan köklenen bir yanılgı, bir yanılsamadan Başka bir şey değil. ayırt edici bilinç ise karışıp dünyayı ben ve ben olmayan diye ikiye bölünce bu ben yanılgısı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Aslında bilincin ayırt etmeden, seçmeden, bölmeden bütünü kavrama olanağı da var.

Ben ´in var olma doyumsuzluğundan kaynaklanan ve ölümün sinirini aştığına inanılan uzantısına verilen ad ´sa ruhtur.

Budizm ´de Öz varlık yoktur. Buda ben-ruh yanılgısını
sergilemek istiyor. Bir kez ben-ruh yanılgısı oluştu mu bütün varlığımızı sarıyor, bilincimizin özgürce çalışma etkinliği engelleniyor, onun bitmez tükenmez istekleri nasıl yaşamı çekilmez bir hale koyuyor, sorunlarımız yaşamla bile sınırlı kalmıyor, ölümden sonrası ile ilgili sorunlar da gündeme girdiğinden onlar da kaygı ve üzüntü konusu olmaya başlıyor.

Buda ben ´i kurtarmaya değil, bizi ben ´den kurtarmaya çalışıyordu. Ölümsüzlüğe erişmek için tek bir yol olduğunu savunuyordu.

Öncesizden sonsuza uzanıp giden varoluş zincirinin içindeki yerimizi bulmak, evrensel yaşam ırmağının içimizden aktığının, yaşam gücünün bizim burun deliklerimizde, bizim ciğerlerimizde nefes alıp verdiğinin bilincine erişmek....

2. Nedensellik Çemberi- bağımlılık ve Özgürlük- Ka

Buda ´ya göre varolan her şey nedenselliğin bir sonucu olarak vardır, boşluktan yokluktan oluşan bir evrende nedenselliğin döngüsüne takılan yokluk varlığa dönülür, her neden bir sonucu, her etki bir tepkiyi zorlar. Evrenin değişmez yasası nedensellik (Karma) yasasıdır.

Ne başlangıcı ne de sonu olan evrende egemen olan yalnız doğa yasalarıdır. Buda böylelikle tanrıların görevini yasalara yüklemiş, tanrıları gereksizleştirmişti. Değil mi ki insanin geleceğini belirleyen nedenlerin zorladığını sonuçlardır, öyleyse insanin kendi eylemlerinin sonuçlarından kaçıp kurtulması olanaksızdır.

Bir çocuğun anasından beklediği gibi tanrıların bize sevecenlik göstermelerini, bizi bağışlamalarını bekleyemeyiz. Eylemlerimizin sonuçlarından kurtulmanın bir yolu varsa, onu ancak kendi çabamızla kendimiz bulmalıyız.

On iki halkalı kapalı bir zincir olarak temsil edilen nedensellik yasası:

1. Yanılgı yanlış düşüncelere yol açıyor.

2. Bu düşünceler eğilimlere, karakter özelliklerinin biçimlenmesine ortam hazırlıyor.

3. Buradan da bilinç oluşuyor.

4. Bilincin bentle ben olmayanı ayırt etmesinden özne nesne ikiliği, ad ve beden ortaya çıkıyor.

5. Bundan altı duyu alanı gelişiyor.

6. Bu altı duyudan dolayı duyularla nesneler karşılaşıyor.

7. Bu karşılaşmadan hoşlanma, hoşlanmama gibi duygular oluşuyor.

8. Bu duygular isteklere, tutkulara dönüşüyor.

9. istekler, tutkular bağımlılığa, insanin isteklerinin, tutkularının tutsağı olmasına, bireysel yaşam isteğine yol açıyor.

10. Bundan da oluşuma bağımlılık ortaya çıkıyor.

11. Oluşum doğuşa

12. Doğuşsa ihtiyarlık ve ölüme, ıstıraba, tedirginlik ve umutsuzluğa yol açıyor. Buradan da gene yanılgı çıkıyor ortaya. Buda ´nın yanılgıyı dizinin en başına koymasının nedeni olasılıkla bu döngüden tek çıkış yolunun bu halka olmasıyla açıklanabilir.

istekleri, tutkuları kışkırtan yanılgıdır ana yanılgıyı besleyen de gene istekler ve tutkulardır. Kökünü yanılgıdan alan düşünceler, karar ve eylemlere dönüşüyor.

Düşüncelerimiz kararlarımızı, kararlarımız Eylemlerimizi belirlerken, eylemlerimiz de kararlarımızı etkileyip zorluyor.

Her düşünce sonrakileri sınırlıyor. Biz kez tam bir özgürlük içinde bir şey düşünmüş olabileceğimizi varsaysak bile, ondan sonraki düşüncelerimizde ayni oranda özgür olamayacağımız açık.

Giderek özgürlük alanı kısıtlanıp daralıyor... Şu anda ne olduğumuzu belirleyen dünkü düşüncelerimizdir.

Bu gün kafamızdan geçen düşüncelerse yarinki yaşamımızı biçimliyor. Yaşamımız kesinlikle zihnimizin yaratısıdır. Budist metinler dört tür bağımlılıktan söz ediyorlar.

1. isteklerden, tutkulardan gelen bağımlılık

2. Yanlış görüşler, kanılardan kaynaklanan bağımlılık

3. Erdemli bir yaşamla ve kurallara tıpatıp uygun davranmakla kurtuluşa erişilebileceğini sanmaktan gelen bağımlılık

4. Sürekli ve değişmez bir ben ´in varlığına inanmaktan gelen bağımlılık isteklerimizin tümüne
yakın bir bölümü toplumun yapay olarak yarattığı gereksiz şeyler.

Örneğin toplum bizi zeki bir adam gibi görünmeye isteklendiriyor. Çevremizde beğenilen bir kimse olmak bize nelere mal oluyor

Bunun karşılaştırmalı bir hesabini yapabilmiş olsak, harcadığımız bunca çaba, üzüntü, sıkıntıya değmeyeceğini anlayacaktık. Başka insanların önüne geçememek, Başka insanlara üstün olamamaktan gelen ezikliklerin ardında hep ben yanılgısı yatıyor ama bu ben yanılgısını besleyen de toplumun özendirici etkisi.

Bir kere gözümüzü açıp ta bu koşturmacanın amaçsızlığını, anlamsızlığını görebilsek, bu koşullanmalar, biçimlenmeler etkisini yitirecek, ve bağımlılık da ortadan kalkacak.

O zaman ıstırap yerini özgürlüğümüzü yeni bastan kazanmış olmaktan gelen aşkın bir mutluluk duygusuna bırakacak, nedensellik döngüsünden kendimizi kurtarmış, daha doğrusu döngüyü ters yöne çevirmeyi başarmış olacağız insan kendini yanılgıdan nasıl kurtarır Bu sekiz basamaklı yolla mümkündür. Yanılgıdan kurtaran bilgiye çıkarımcı düşünceyle varılamaz.

Çünkü bu tür düşüncede özgürlük yoktur. Budizm ´ görüsüne göre, bizi yanılgıdan kurtaracak bilgiye ancak sezgiyle erişilebilir. insan yanıldığını, yanilmadigini; aldatılmadığını, aldatılmadığını; sevildiğini, sevilmediğini ancak sezgiyle anlayabilir.

Uyanan kimse karmanın elinde eli kolu bağlı bir oyuncak olmaktan kendini kurtarmış olur.

Koşullanmaya, biçimlenmeye bütünüyle karşı koyabilecek bir insan yok bu dünyada.

Yanında yada karşısında tutum almakla her zihnini sınırlamış oluyor. Bizi düşündüğümüz gibi düşünmeye, davrandığımız gibi davranmaya iten ön koşullar, düşünsel yada duygusal zorunluluklar var.

Uyanınca bu zorunluluğu fark etmiş oluyoruz ve zorunluluk olmaktan çıkıyor. Bu yüzden de karma değiştirilemez bir alın yazısı sayılmaz, uyanan kimse karmanın bağlarını da koparmış olur. Eylemlerimiz er geç bize geri döner.

Her eylemin iyi yada kötü sonuçları eninde sonunda eylemi yapana ulaşır. Buda, kalıcı olan bir yaşamdan öbürüne aktarabileceğimiz, şu gövdemiz içinde saklanan bir şey olamayacağını anlatmaya çalışmıştı

Öyleyse gene doğumla söz edilmek istenen neydi Buda ´ya göre bir yaşamdan ötekine aktarılan ben yada ruh değil, yalnızca eylemlerimizin zorladığını nedensel sonuçlardır. Bu senin gövden de değil, Başka birisinin gövdesi de değil.

Ona geçmiş eylemlerin (karma) ürünü gözüyle bakmak daha doğru olur. Önceki bir yaşamda yaptıklarımın ödülü ya da cezası da değil. Ben nedensellik zincirinin bir zorunluluğu olarak varım.

Eylemlerin bir sürekliliği var ama ben ´in de bilincin de sürekliliği yok. Buda ´nın dilinde doğum ölüm döngüsü, yaşamların önceki yaşamların etkisiyle biçimlendiğini anlatmaktan öte bir anlam taşımıyordu.

3. Nirvana

Nirvana, Batı ´da genelde anlaşıldığı gibi ölümden sonra değil, burada ve şu anda gerçekleştirilebilecek bir ruhsal durumdur. istek ve tutkuların yok olması, Istırabın etkili olmayacağı bir iç barışa, iç suskunluğa, aşkın bir Mutluluğa erişmektir.

Nirvana ´ya erişme isteği de dahil olmak üzere tüm istek ve tutkular bırakılmadan, olanla, gelenle yetinmekten gelen iyimser bir yetingenlik kazanılmadan Nirvana gerçekleştirilemez.

Nirvana ´yı gerçekleştiren kimse bir yandan da günlük yaşamını normal haliyle sürdürüyor.

Eylemlerinin bir takım nedensel zorunluluklar (karma) yaratmaması da olanaksız elbette.

Nirvana ´ya erişen kimselerin tek farkı, bu zorunlulukların dışında kalmayı başarabilmesi.

Eylemlerinde beğenilmek, beğenilmemek gibi bir güdü etkin olmuyor, yaptığı islerden alkış beklemiyor, basarı ya da kazanç onu fazla sevindirmediği gibi başarısızlık ya da yitim de fazla üzmüyor.

Kuskusuz acı da çekiyor ama bunlara bilgece katlanmasını, olayların doğal akımına boyun eğmesini de biliyor.

Ben ´i aşınca bütünle bütünleşiyor.. Yarinin getireceklerine kaygısız, ben ´in doyumsuzluğundan gelen bütün sorunlara sırtını çevirmiş, şu yaşam nasıl yaşanmalıysa öyle yaşamaya başlıyor. Özgürlük, coşku, aşkın mutluluk içinde, akıp gitmekte olan yaşam ırmağı içindeki yerinin bilincine erişiyor.

Buda ´nın öğretisi, bir yandan ben ´i yokumsarken öbür yandan da bireyciliği en ileri götürmüş olan öğretidir. insanin toplumun kendisine giydirdiği kişiliksiz kişilikten soyunup gerçek varlığıyla baş başa kalınca gerçeği olduğu gibi özümleyecek bir yeteneğe sahip olabileceğine inanıyordu. Buda ölümden sonra ne olduğuyla ilgili sorulara yanıt vermek istemiyordu.

Böyle bir soruyla karşılaşınca ya susuyor, ya da söyle diyordu: Göğsünüze zehirli bir ok saplanmış olsa, oku çıkartmaya çalışacak yerde, oku atanın kim olduğunu, hangi kasttan, hangi soydan geldiğini, boyunu boşunu, oku atmaktaki amalini falan mi araştırmaya kalkardınız Ben bir şeyi açıklamıyorsam bırakın açıklanmamış olarak kalsın.

Peki neden açıklamıyorum Çünkü o şeyin açıklanması size hiç bir yarar sağlamayacaktır da ondan.

Çünkü bu sorulara yanıt aramak ne aydınlanmanıza, ne bağımlılıktan kurtulup özgürlüğünüzü kazanmanıza, iç suskunluğuna, gerçeğe ermenize, Nirvana ´ya erişmenize katkıda bulunabilir.

Buda öğretisinde hiç bir dogma, iç yaşantıyla doğrulanamayacak hiç bir inanç getirmemeye özen göstermiştir.

Varoluş, devingen gücünü nedensellikten alan sürekli bir oluşum, değişim sürecinden Başka bir şey değildir; varoluşun ardında Durağan bir öz, tözel bir nitelik yoktur. Budizm ´de tözsüz, öz varlıksız bir nedensellik vardır.

4.Sekiz basamaklı yüce yol

-Tam görüş

-Tam anlayış Bu basamaklar kendimizi de, dünyayı da olduğu gibi, gerçek böylesiliğiyle görmeyi, adların biçimlerin gizlediği temel gerçeğin, her şeyin ıstırap, her şeyin oluşum, değişim içinde olduğu, kalıcı bir ben ´in, değişmeyen bir tözün olmadığını anlayışına ulaşmayı amaçlıyor.

-Doğru sözlülük

-Tam davranış Bu basamak, özgür istencinizin ürünü olan, içten geldiği için, hiç bir amaç gütmeden yapılan davranıştır.

-Doğru yaşam biçimi Yaşamını sağlamakta doğruluktan ayrılmamak, kendine yetecek olandan çoğunu elde etmeye çalışmamaktır.

-Tam çaba, tam uygulama Her şeyin tam bir özenle, eksiksiz yapılmasıdır. Bir Budist ´in oturması, kalkması bile büyük bir dikkatle yapılmalıdır.

Zihnini bencil düşüncelerden arıtmak sürekli bir uğraş olmalıdır. Zihnin arıtılması, bencil düşüncelerden ayıklanması dört yüce duygunun yüzeye çıkmasına olacak sağlar: Sevecenlik, acıma, sevgi, yan tutmama.

-Tam bilinçlilik

-Tam uyanıklık

Bu basamaklar meditasyonla ilgilidir.

Meditasyon Batı ´da anlaşıldığı gibi derin derin düşünme değil, düşüncenin aşılmasını, çıkarımcı düşünceden arıtılmış bir zihinle, salt bilinçli olmayı amaçlayan bir yöntem.

Tam bilinçlilik, tüm duyumların, duyguların, düşüncelerin ruhsal durumların ardında olacak biçimde bir alicilik, bir uyanıklık durumunu sürdürmektir.

Algının kapıları öylesine temizlensin ki, her algı hiç bir engelle karşılaşmadan bilince ulaşabilsin.

Sözcükler de bilinçle yaşantı arasına giren bir engel oluyor çoğu kez.

Sözcüklerden oluşan düşünceler durmadan bizi, iyi kötü, hoşa giden hoşa gitmeyen gibi ayrımlar yapmaya, yargılara varmaya kışkırtıyor. Artık dünyayı olduğu gibi değil, kurgularla, soyutla, soyutlamalarla yani sözcüklerle dünyayı kavrıyoruz.

Gerçeğin sözcüklerle kavramlarla değil, ancak yaşantıyla kavranabileceğini savunan Budizm ´ sözcüklere, kavramlara tutsak olmak yerine onları tam olarak denetim altına almak istiyor.

Budist meditasyonun özü nefes alıp verdiğinin ayırdında olmakla başlayan yaygın dikkattir. insan nefes alıp verdiğine duyarlı olunca yaşadığının da farkında oluyor, geleceğe ya da geçmişse değil, kendini şu ana ayarlıyor, şimdide yaşamaya başlıyor, duyulara daha duyumlu, duygulara daha duyarlı oluyor; kendinden kopuk, kendinden habersiz yaşamaktan kurtarıyor kendini, yaşamla da kendiyle de bütünleşiyor.

Bu uygulamada yol almış kimse gövdesinde kendi istencine bağlı olmadan bir nefes alıp verme işleminin sürüp gittiğine duyarlı olmaya başlıyor.

Bu yaşamsal bir yaşantı olarak kendini açığa vuruyor, ve bu izlenim insanda iç barış, esenlik ve Mutluluğun oluşmasına yol açıyor. Artık zihindeki karmasa yatışmıstır.

Buda ´nın meditasyon yöntemi öyle dalıp gitmeyi kendinden geçmeyi değil, tersine sürekli uyanıklılığı, sürekli bilinçli kalmayı gerektiriyor. Tam bilinçlilik gerçekleşince tam uyanıklık kendiliğinden gelir.

Burada tüm ikilikler yok olur; düşünenin düşünceden, bilenin bilinişten, öznenin nesneden kopukluğu diye bir şey kalmıyor; zihinle yaşantı arasındaki bölüntü kalkıyor.

Bütün bu ayrımların yaşantıyla ayırt edilecek somut bir gerçekliği olmadığını, bunların akıl yoluyla varılmış çıkarımlar olduğunu fark ediyorsunuz.

Size bu benim, bu da benim düşüncem yada gören benim, bu da gördüğüm şey diye ayrım yapmanıza olanak veren şeyin bir gözlemden daha çok, sözcüklerin ve mantığın aracılığıyla elde edilmiş bir kuramdan Başka bir şey olmadığını anlıyorsunuz.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)