izmir escort escort izmir porno porno izle
(Hristiyanlık) Papalığın Ortaya Çıkışı, İncil'de Yaşamın Anlamı - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Standart (Hristiyanlık) Papalığın Ortaya Çıkışı, İncil'de Yaşamın Anlamı #1
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
28 Haziran 2013 , 16:35
Alıntı ile Cevapla
Papalığın Anlamı ve Ortaya Çıkışı Papalığın Güç Mücadelesi Aforoz

Papalığın Anlamı ve Ortaya Çıkışı



Hristiyan dininde Hazreti İsa’nın ve havarilerinden Sen Petros ile Sen Piyer’in Roma’ da oturan vekillerine Papa denir.

Hristiyanlıkta, ilk kiliselerin din adamları, kilisenin bakımı ve temizliğiyle yükümlü hizmetçileriydi. Sonradan bunların kıdemlilerine rahip adı verildi. Kilisede, zamanla diyakos denen, yoksul ve hastalara kendilerini adayanlar ortaya çıktı.

Daha sonra bunlar önem kazandılar ve kilisenin başına geçenlerine piskopos (episcopus) dendi. Birçok kilisenin piskoposu birleşince evrensel kilise kurulmuş oldu. Bunun başına geçen piskoposa da Papa ismi verildi. Papalık, zamanla güçlü bir teşkilat haline gelerek ilahi otorite oldu.

I. asırdan günümüze kadar Papalar Roma’da oturmuşlar; Hz. isa’nın halifeleri olarak Hristiyan dünyasında etkili olmuş ve Tann namına cennet vaat etmişlerdir. XVI. asrın başlarında Protestan mezhebinin ortaya çıkmasıyla Papalık müessesesi büyük darbe yemiş ve Hristiyanların yarısına yakın kısmı üzerindeki etkisini kaybetmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalarla tekrar kendini toplamıştır.


Papalığın Güç Mücadelesi:

Roma Kilisesinin Avrupa’da büyük güç haline gelmesi ve Papa’nın, Hristiyanlık dünyasının başkanı, Hz. İsa’nın vekili sayılması, Papalığın krallar üzerinde nüfuz sahibi olmasını sağladı. Hristiyan dünyasına yönelen tehlike karşısında, Avrupa’yı harekete geçirmesi şüphesiz Papalık için büyük bir avantajdı.

Fakat, imparator ve prenslerin, papaların seçim tarzına karışmaları ve amaçlarına hizmet edecek kimseleri işbaşına getirmeleri, Papaları imparatorlar karşısında güçsüz duruma düşürüyordu, tmparatorun seçimle alakası kalmazsa Papalık makamı şahsiyet kazanacaktı.

Papa II. Nikola, müşaviri Gregoire’nin etkisi ile bir bildiri yayınlayarak Papaların sadece piskoposlar tarafından seçileceğini bildirdi. VII. Gregoire papa olunca, piskoposların da Papa tarafından seçilmesi gerektiğini ileri sürerek imparator tarafından seçilen piskoposları aforoz etti.

Aforoz, Hristiyan haklarından mahrum edilerek, bütün Hristiyanlarca dışlanma; bir nevi Hristiyanlıktan çıkarma anlamına geliyordu. Papanın aforozuna uğrayan hükümdarlar, hükümdarlık hakkını kaybederdi. Papalar aforozu korkunç bir şekilde kullandılar. Hükümdarları bile aforoz ederek dize getirdiler. En inatçı milletleri korku ve dehşet içinde bıraktılar.

Papa, bir emre aykırı hareket eden Alman İmparatoru IV. Hanriyi aforoz ederek çok zor bir duruma soktu. Bir kış günü onu ve ailesini kendisinden af diletmek için Apenin Dağları üzerindeki Kanasa Şatosu’na kadar getirtti. Bu çatışmalardan sonra Papa II. Pascal ve V. Henri arasında imzalanan Vorms Antlaşması’yla Papalığın istekleri kabul edildi.Bundan sonra zaman zaman imparatorluk ile Papalık arasında mücadeleler devam etti.


Papalığın Zayıflaması ve Gücünü Kaybetmesi:

Hristiyanlık aleminde 14. yüzyılın ortalarına kadar büyük güç sahibi olan kilise ve Papalık aşağıdaki sebepler yüzünden yavaş yavaş etkisini kaybetti

1-Kilisenin büyük servetlere sahip olması ve dini amaçlardan uzaklaşması.

2-Papaların saygı uyandırmayan hayat tarzları.

3-Papaların siyasete karışmaları ve imparatorluğun nüfuzuna el atmaları.

4-Papaların ve diğer din adamlarının halktan kopmuş olmaları.

5-Sık sık kullanılması sebebiyle aforozun etkisinin zayıflaması.

6-Hristiyanlık dünyasında XIV. yüzyılın sonunda iki papanın ortaya çıkması.

7-Haçlı seferlerini Allah’ın ve Hz. İsa’nın istediğini, bu savaşları mutlaka Hristiyanlann kazanacağını söylemelerine rağmen yalancı çıkmaları.

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

İncil'de recm #2
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
13 Ekim 2013 , 23:23
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.

İncil'de recm

Yahudiler, İsa'ya zina ederken yakalanmış bir kadın getirmişler ve Musa peygamberin bu gibilere recm cezası verdiğini ileri sürerek buna ne diyeceğini sormuşlardır.

İsa onlara, "İçinizde günahsız olan önce taş atsın" deyince başta yaşlılar olmak üzere, birer birer dışarı çıkıp İsa'yı yalnız bıraktılar.

Kadın ise orta yerde duruyordu.


İsa doğrulup ona, «Kadın, nerede onlar? Hiçbiri seni yargılamadı mı?» diye sordu.Kadın, «Hiçbiri, efendim» dedi. İsa, «Ben de seni yargılamıyorum» dedi. «Git, artık bundan sonra günah işleme!»[(Yuhanna 8/3-11).

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
İncil - Yaşam Amacı Nedir ? #3
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
03 Kasım 2014 , 22:00
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
İncil - Yasam Amacin Nedir ?

İncil/Yuhanna 9:1-12

İsa yolda giderken doğuştan kör bir adam gördü.

Öğrencileri İsa’ya, "Rabbî, kim günah işledi de bu adam kör doğdu? Kendisi mi, yoksa annesi babası mı?" diye sordular. İsa şu yanıtı verdi: "Ne kendisi, ne de annesi babası günah işledi.

Tanrı’nın işleri onun yaşamında görülsün diye kör doğdu.

Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.

Dünyada olduğum sürece dünyanın ışığı Ben’im."Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü. Adama, "Git, Şiloah Havuzu’nda yıkan" dedi. Şiloah, gönderilmiş anlamına gelir.

Adam gidip yıkandı, gözleri açılmış olarak döndü.

Komşuları ve onu daha önce dilenirken görenler, "Oturup dilenen adam değil mi bu?" dediler.Kimi, "Evet, odur" dedi, kimi de "Hayır, ama ona benziyor" dedi.

Kendisi ise, "Ben oyum" dedi."Öyleyse, gözlerin nasıl açıldı?" diye sordular. O da şöyle yanıt verdi: "İsa adındaki adam çamur yapıp gözlerime sürdü ve bana, ‘Şiloah’a git, yıkan’ dedi.

Ben de gidip yıkandım ve gözlerim açıldı."Ona, "Nerede O?" diye sordular. "Bilmiyorum" dedi.İsa’nın yolda giderken gördüğü bir adamdan bahsediliyor. Bu adam sizin benim gibi sıradan kendi halinde yaşayan bir adam.

Hepimizi olduğu gibi onunda bir sorunu var ve bu sorun doğuştan kör oluşu. İsa’nın öğrencileri adamın durumunun nedenini öğrenmek istiyorlar ve hatta tahminde bulunuyorlar ancak İsa’nın yanıtı oldukça ilginç "Ne kendisi, ne de annesi babası günah işledi. Tanrı’nın işleri onun yaşamında görülsün diye kör doğdu.” dedi.

Az önce Tanrı’nın gözleri ile bakmaktan bahsetmiştim ya, işte tam öyle bir durum bu adamın durumu. Aslında insanların gözlerinde değersiz bir yaşamı olan, büyük olasılıkla eksikliğinden ötürü çalışamayan ve dilenen bir adamdı.

Elbette Kutsal Yazılarda kişinin duyguları hakkında bahsetmemektedir ama eğer bir an için kendimizi kör bir adam yerine koyarsak bu adamın yaşamının zorluk ve sıkıntılarını hemen anlayabiliriz.

Tanrı’nın gözü bu basit adamı farklı gördü, Onu “Tanrı’nın işleri’” yaşamında görülebilecek biri olarak değerlendirdi.

Tabi İsa bu adamın gözlerini bir sözle açabilirdi ama her zaman ki gibi Onun imanının farkına varması için onu havuza gönderdi.

Anlayabiliyoruz ki kör adam için planlanmamış bir karşılaşmaydı bu ama adam İsa’nın söylediklerini harfiyen yapıyor, İsa’ya itaat ediyor ve gözleri vaat edildiği üzere açılıyor.

Şimdi bu basit ve hayatını kör olarak geçiren adamın yaşamındaki değişime dikkatinizi çekmek istiyorum.

Herhalde ilk olarak şunu söyleyebiliriz ; Herkes onun hayatındaki değişimi fark etti ve adam bu değişimin tanıklığını vermeye başladı. Kimliğini tam olarak kavrayamadığı İsa hakkında konuşuyordu.

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
İncil/Yuhanna 9: 13-34 #4
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
03 Kasım 2014 , 22:04
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
İncil/Yuhanna 9: 13-34

Eskiden kör olan adamı Ferisiler’in yanına götürdüler.

İsa’nın çamur yapıp adamın gözlerini açtığı gün Şabat Günü’ydü.

Bu nedenle Ferisiler de adama gözlerinin nasıl açıldığını sordular.

O da, "İsa gözlerime çamur sürdü, yıkandım ve şimdi görüyorum" dedi. Bunun üzerine Ferisiler’in bazıları, "Bu adam Tanrı’dan değildir" dediler. "Çünkü Şabat Günü’nü tutmuyor." Ama başkaları, "Günahkâr bir adam nasıl bu tür belirtiler gerçekleştirebilir?" dediler. Böylece aralarında ayrılık doğdu.

Eskiden kör olan adama yine sordular: "Senin gözlerini açtığına göre, O’nun hakkında sen ne diyorsun?" Adam, "O bir peygamberdir" dedi.

Yahudi yetkililer, gözleri açılan adamın annesiyle babasını çağırmadan onun daha önce kör olduğuna ve gözlerinin açıldığına inanmadılar. Onlara, "Kör doğdu dediğiniz oğlunuz bu mu? Peki, şimdi nasıl görüyor?" diye sordular.

Adamın annesiyle babası şu karşılığı verdiler: "Bunun bizim oğlumuz olduğunu ve kör doğduğunu biliyoruz.

Ama şimdi nasıl gördüğünü, gözlerini kimin açtığını bilmiyoruz, ona sorun.

Ergin yaştadır, kendisi için kendisi konuşsun." Yahudi yetkililerden korktukları için böyle konuştular.

Çünkü yetkililer, İsa’nın Mesih olduğunu açıkça söyleyeni havra dışı etmek için aralarında sözbirliği etmişlerdi.

Bundan dolayı adamın annesiyle babası, "Ergin yaştadır, ona sorun" dediler.

Eskiden kör olan adamı ikinci kez çağırıp, "Tanrı hakkı için doğruyu söyle" dediler, "Biz bu adamın günahkâr olduğunu biliyoruz." O da şöyle yanıt verdi: "O’nun günahkâr olup olmadığını bilmiyorum.

Bildiğim bir şey var, kördüm, şimdi görüyorum." O zaman ona, "Sana ne yaptı? Gözlerini nasıl açtı?" dediler.

Onlara, "Size demin söyledim, ama dinlemediniz" dedi. "Niçin yeniden işitmek istiyorsunuz? Yoksa siz de mi O’nun öğrencileri olmak niyetindesiniz?" Adama söverek, "O’nun öğrencisi sensin!" dediler.

"Biz Musa’nın öğrencileriyiz. Tanrı’nın Musa’yla konuştuğunu biliyoruz.

Ama bu adamın nereden geldiğini bilmiyoruz." Adam onlara şu karşılığı verdi: "Şaşılacak şey! O’nun nereden geldiğini bilmiyorsunuz, ama gözlerimi O açtı.

Tanrı’nın, günahkârları dinlemediğini biliriz. Ama Tanrı, kendisine tapan ve isteğini yerine getiren kişiyi dinler.

Dünya var olalı, bir kimsenin doğuştan kör olan birinin gözlerini açtığı duyulmamıştır.

Bu adam Tanrı’dan olmasaydı, hiçbir şey yapamazdı." Onlar buna karşılık, "Tamamen günah içinde doğdun, sen mi bize ders vereceksin?" diyerek onu dışarı attılar.

Ferisi, Yahudi inancında en sert mezhepti. Kutsal Yasa’ya ve tabi yasaya dayandırdıkları dinsel kurallara sıkı sıkıya bağlıydılar.

Paragrafın hemen başında belirtildiği gibi İsa’nın bu mucizeyi yaptığı zaman İsrailliler’in dinlenme ve tapınma günüydü.

Bu yüzden eskiden kör olan adamı sorgulamaya başladılar.

Adam hikayesini anlatıyor, inanmıyorlar, tanıklar çağırtıyorlar, tekrar soruyorlar, soruyorlar…

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
#5
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
03 Kasım 2014 , 22:07
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Elbette sonuç değişmiyor. İsa bu kör ve basit adamın hayatını değiştirmişti ve hiç kimse bu gerçeği değiştiremezdi.

Ancak dikkatinizi çekmek istediğim birkaç şey var bu paragraflarda o da bu basit ve kör adamın Havra dışı edilme pahasına tanıklığından vazgeçmemesi.

Kaldı ki o dönemde havra dışı edilmek demek toplumdan tamamen dışlanmak anlamına gelirken bu çok kolay göze alınabilir bir durum değildi.

Ama bu basit ve kör adam tanıklığından ve İsa’nın kendisi için yaptıklarından bahsetmekten vazgeçmedi. "O bir peygamberdir" deyişinden de anlayacağımız gibi İsa’nın kimliği hakkında da tam bir bilgiye sahip değildi.

Bütün söyleyebildiği şuydu “Bildiğim bir şey var, kördüm, şimdi görüyorum."

Bu ayetlerin hemen sonrasındaki ayetlerde İsa Adamı buluyor ve kimliğini ona açıklıyor ve adam da İsa’ya tapınıyor…
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
İncil/Yuhanna 9: 35-38 #6
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
03 Kasım 2014 , 22:13
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
İncil/Yuhanna 9: 35-38

İsa adamı kovduklarını duydu. Onu bularak, "Sen İnsanoğlu’na iman ediyor musun?" diye sordu. Adam şu yanıtı verdi: "Efendim, O kimdir? Söyle de kendisine iman edeyim." İsa, "O’nu gördün. Şimdi seninle konuşan O’dur" dedi. Adam, "Rab, iman ediyorum!" diyerek İsa’ya tapındı.

Parçayı özetleyecek olursak ;

1-Kör ve basit bir adamdı ( tıpkı bizim gibi )

2-İsa Mesih ile karşılaştı

3-İman etti ve hayatı değişti

4-Mesih’in hayatında yaptıklarının tanıklığını vermeye başladı

5-Herkesin onu dışlamasına aldırmadan tanıklık verdi

6-İsa bu kör ve basit adamı yalnız bırakmadı, Onu arayıp buldu, kendini tanıttı

7-İsa’nın kim olduğunu öğrenen adam Ona tapındı.

Efesliler 1:4 şöyle diyor “O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesihte seçti.”

Hepimiz günah işlerken nasıl Kutsal ve Kusursuz olabiliriz ?

Elbette Tanrı’nın lütfu ile. Günahtan ötürü kirlenmişliğimizi İsa Mesih’in çarmıhta ölümü, dirilişi ve İsa Mesih’e iman aracılığıyla, ancak ve ancak bu yolla Tanrı’nın gözünde Kutsal ve kusursuz olabiliyoruz. Unutmamalıyız ki iyi işlerimiz bizi aklamaya yetmez, aklanma yalnız Mesih İsa’ya iman ile olur.

Başta da söylediğim gibi yaşamımız ve varoluşumuz bir tesadüf ya da rastlantı değildir. Efesliler 2:10 da Tanrı yaşam amacımızı şöyle belirliyor ; “Çünkü biz Tanrının yapıtıyız, Onun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsada yaratıldık.”

Bizlerde yukarıdaki bölümde anlatılan adam gibi ruhsal körlüğün içerisinde yaşıyoruz. Ne yazık ki bu körlük bizim doğuşumuzdan itibaren var. İşte bu da bizim bakış açımızı tamamen değiştiriyor.

Sonuçta bakışımız bizim gözlerimizle, değer yargılarımızla, hassasiyetimizle, duygularımızla, arzularımızla olursa yaşam bizim için çekilmez bir hal alacaktır. Hayatımızda olup bitenlerin nedenini anlayamadığımız için de her şey zor olacaktır.

Ancak Tanrı’nın gözleriyle bakmaya başladığımızda yaşamımızın nasıl da anlamlanacağını göreceğiz. İsa nasıl kör olan bu adamı “ Tanrı’nın işlerinin yaşamında görüleceği adam olarak baktıysa size de aynı gözle bakıyor.

Bu vaazı okuyan değerli kardeşim,

Eğer İsa Mesih’i Rab ve Kurtarıcın olarak hayatına kabul etmiş bir kişi isen kendine şu soruları sormalısın ;

1-Yaşamın değiştimi ?

2-Etrafımdaki herkes bunu fark etti mi ?

3-Yaşamımdaki bu değişimin sebebini sordular mı ?

4-İsa ile ilgili iyi haberleri insanlarla paylaşıyor musun yoksa toplum dışı olmaktan mı korkuyorsun ?

Unutma ki İsa seni yalnız bırakmayacaktır tersine seni arayıp bulacaktır…

Eğer İsa Mesih’i Rab ve Kurtarıcı olarak hayatına kabul etmemişsen kendine şu soruları sormalısın ;

1-Neden bu dünya da yaşıyorum ?

2-Tanrı’nın benim için planı ne ?

3-Korkularım beni Yaşayan, Diri Tanrı’yı aramaktan alıkoyuyor mu ?

4-Hayatım boyunca kör olarak mı yaşamak istiyorum ?

Unutma ki İsa benim için olduğu gibi senin için de çarmıhta öldü ve dirildi. Tanrı ile aracısız bir ilişki için, nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilebileceğin bir yaşam için, birileri söylüyor diye bir şeylere inanmış olmamak için dua et ve bir İncil edinip oku lütfen. Tanrı sana şöyle sesleniyor ; “İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum.

Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz.” Vahiy 3: 20 Kalbinin kapısında duran Tanrı’ya kapıyı açacak mısın ?

Rab aydınlık yüzünü size dönsün…

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

İncilde geçen Faraklit kelimesi Peygamber Efendimize işaret etmediği iddia ediliyor #7
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
12 Kasım 2014 , 00:32
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
İncil'de geçen Faraklit kelimesinin Peygamber Efendimize işaret etmediği iddia ediliyor; bu kelimenin gerçek durumu nedir?

Değerli kardeşimiz;

Cevap 1:

Paraklit veya Faraklit (Yunanca: Parakletos), Hristiyanlık'taki Kutsal Ruh'un, Kitab-ı Mukaddes'in bazı Yunanca tefsirlerinde bazı bölümlerde kullanılan adı. Bununla beraber güncel tefsirlerde Kutsal Ruh ve Gerçeğin Ruhu tabirleri kullanılır.

Paraklit sözcüğü Yuhanna İncili'nin 14:16, 14:26, 15:26 ve 16:7'inci ayetleri ile Yuhanna'nın Birinci Mektubu'nun 2:1 no'lu ayetinde Kutsal Ruh'u anlatmak üzere kullanılmıştır. Sözcük Yeni Antlaşma'nın bazı İngilizce çevirilerinde Tesellici (Comforter) ya da Yardımcı / Tavsiyeci (Advocate) olarak çevrilmiştir. Sözcük antik Yunanca'da mahkemede yardım eden kişi anlamında da kullanılmıştır. Kumran Yazıtları ya da Ölü Deniz Tomarları olarak bilinen metinlerde sözcük Gerçeğin Ruhu olarak geçer.(VİKİPEDİ ansiklopedisi).

Cevap 2:

İslamî görüşlere göre Paraklit ismi ile İslam Peygamberi Muhammed (asv) kastedilmektedir.

Yunanca Parakletos kelimesi en basit anlamıyla "Yardımcı" demektir. Yine Yunanca bir kelime olan Periklutos ise "övülmüş" (İngilizce: praised one) anlamına gelmektedir. İslam Peygamberi Muhammed (asv)'in isimlerinden biri olan Ahmed de "övülmüş" anlamına gelmektedir. Bu nedenle bazı İslam alimlerince Parakletos sözcüğünün Periklutos ile aynı sözcüktür ve Ahmed ile anlam olarak örtüşmektedir(a.g.e; ayrıca bk. Alusî, XXVIII/86-88; Elmalılı Hamdi Yazır, VIII/12-17).

Yuhanna İncil'inden bir âyet:
“Mesih: ‘Ben, benim ve sizin Rabb’inize gidiyorum. Ta ki size Tevil’i getirecek olan Faraklit’i göndersin’ dedi.”

Faraklit, hakkın ruhu, hak ile bâtılı birbirinden tamamen ayıran mânâlarına gelir. Evet Allah Resûlü (asm), hakkın ruhudur. Çünkü ölü kalbler ancak O’nun (asm) getirdiği hak ile hayat bulmuştur. O insanların hidayete ermesi için kendini feda edercesine bir mücadele vermiştir ki; hak ile bâtılın birbirinden ayrılması, ancak böyle bir mücâdele ve mücâhede sonucu vuku bulmuştur. İşte Hz. Mesih’in haber verdiği bir Faraklit gelmiştir. O da Allah’ın (cc) son elçisi İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed (asv)’dir.

Yuhanna İncili bab: 14. âyet 15 ve 16 da şöyle deniyor:
“Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi tutarsınız. Ben Rabb’e yalvaracağım ve O size başka bir tesellici, hakikat ruhunu (Faraklit) verecektir; tâ ki daima sizinle beraber olsun.”

Şimdi de sırasıyla şu âyetlere bakalım:
“Faraklit, öyle bir Ruhu’l-Kudüs’tür ki, Rabb O’nu benim ismimle (yani peygamber olarak) gönderecektir. O size her şeyi öğretecek ve benim size söylediklerimi de tekrar hatırlatacaktır.” (Yuhanna, Bab: 14, Âyet 26).

“Faraklit geldiğinde benim için şahitlik edecektir ve siz de bana şahitlik edersiniz.” (Yuhanna, Bab: 15, Âyet, 26-27).

“Faraklit geldiğinde bütün âlemi, hataları sebebiyle kınar ve onları terbiye eder.” (Yuhanna, Bab: 16, Âyet, 8).

“Bununla beraber ben size hakikati söylüyorum; benim gitmem sizin için hayırlıdır, çünkü, gitmezsem, Tesellici size gelmez; fakat gidersem, onu size gönderirim. Ve o geldiği zaman, günah için, salâh için, ve hüküm için dünyayı ilzam edecektir. Günah için; çünkü bana iman etmezler. Salah için; çünkü Babama gidiyorum, ve artık beni göremezsiniz. Ve hüküm için; çünkü bu dünyanın reisinde hükmedilmiştir. Size söyleyecek daha çok şeylerim var; fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o, hakikat Ruhu, gelince, size her hakikate yol gösterecek; zira kendiliğinden söylemeyecektir; fakat her ne işitirse söyleyecek; ve gelecek şeyleri size bildirecektir.”(Yuhanna, 16/7-13).
Yuhanna’nın bu ayetlerinde “Faraklit/Paraklit” kelimesi, "Tesellici, Hakikat Ruhu ve Ruhü’l-Kudüs" olarak tercüme edilmiştir. Bu son ayetler Necm Suresinin üçüncü ve dördüncü ayetleriyle tamamen örtüşmektedir:

“O, kendi arzusuna göre konuşmaz. Onun konuşması, (Allah tarafından) kendisine vahiy edilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”

Yuhanna Arapça tercümesinde de Türkçedeki ifadelerin aynısı kullanılmıştır.(bk. İncilu Yuhanna, el-Eshahu’r-rabi aşer: 16, 26; el-Eshahu’l-hamis aşer: 26; el-Eshahu’s-sadis aşer: 7-8).

“Fakat benim ismimle Babamın göndereceği tesellici, Ruhu’l-Kudüs”(14/26) ifadesinin Arapça versiyonu “ve emma el muazzî er-Ruhu’ellezi yursiluhu ebi bi ismî”; İngilizce’deki versiyonunda ise, “But the Hepler, the Holy Spirit, whom tehe Father will send in My name” şeklindedir.(Benim ismimle, benim adıma..).

Türkçedeki “Tesellici” kelimesi yerine, İngilizce tercümesinde, “Hepler = yardımcı”, Arapça’sında ise, “Muazzî = Tesellici) kelimesi kullanılmıştır.

“Ben Babaya yalvaracağım” cümlesi, Arapça’sında “Atlubu minel ebi = Babadan isteyeceğim”; İngilizce’sinde ise “ I Will pray Thr father” şeklindedir (yalvarmak, istemek, dua etmek). Görüldüğü gibi , üç tercüme arasında çok küçük nüanslardan başka bir fark yoktur.

Cevap 3:

Kur'an'a göre Hz. Muhammed (asv)'in gelişi Tevrat ve İncillerde müjdelenmiştir:

"Bir vakit Meryem oğlu İsâ şöyle dedi: 'Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın Resulüyüm, önümdeki Tevratın doğrulayıcısı ve benden sonra gelecek bir Resulün müjdecisi olarak geldim ki onun ismi Ahmed'dir'. Sonra o onlara açık delillerle gelince 'Bu apaçık bir sihir.' dediler." (Saff, 61/6)
Bu âyette "Benden sonra gelecek" ve "Onun adı Ahmed'dir" cümlelerine özellikle vurgu yapılmış ve müjdenin doğruluğuna dair tevafuk penceresinden belgeler gösterilmiştir.

Şöyle ki:

a. "Benden sonra gelecek" anlamındaki "Ye'tî min b'adî" ifadesinin kelime ve harfleriyle birlikte ebced değeri: 611'dir. Ki bu tarih Hz. Muhammed (asv)'in peygamber olduğu tarihtir. Bu tevafuk âyetin manasını pekiştirecek ve o cümlenin kullanılmasının hikmetini ortaya koyacak mahiyettedir.

b. İkinci vurgulu cümle olan "Onun adı Ahmed'dir" mealindeki ifadenin ayetteki Arapça metninde yer alan ilk kelime "ismuhu"nun ebced değeri, 106= 2x53'tür. İkinci kelime "Ahmed"in ebced değeri ise, 53'tür. Demek ki bu ayette bir taraftan Hz. Muhammed (asv)'in risalet tarihine, diğer taraftan onun Ahmed ismine dikkat çekilmiştir.

c. Ebced değeri 53 olan ve miladî 611'de peygamber olan Hz. Ahmed (asm)'in söz konusu yapıldığı bu ayet, Kur'an'daki sırası itibariyle de aynı rakamlara işaret etmektedir. Çünkü, bu ayet Kur'an'ın 5169. ayetidir. Bu sayıdan Hz. Peygamber (asm)'in risalet tarihi olan ve "Benden sonra gelecek" cümlesinin de ebced değeri olan 611'i çıkardığımızda, geriye 4558 rakamı kalır ki, bu sayı "Ahmed" isminin ebced değeri olan 53'ün 86 katıdır. 86 sayısı ise, ayette yer alan "benden sonra" ifadesinin Arapçası olan "Ba'dî" kelimesinin ebced değeri olduğu gibi, Hz. Ahmed (asm)'in peygamberlik müddeti (23) ile vefat ettiği zaman ki yaşı (63)nı göstermektedir.

d. Elmalılı Hamdi Yazır, Fatih kütüphanesinde bu mesele ile ilgili bir eser gördüğünü, orada bir papazın İncillerdeki "Faraklit" müjdelerinin, Kur'an'ın bu âyetinde haber verilen "Benden sonra gelecek Ahmed isminde bir peygamberi müjdeleyeci olarakç..." şeklindeki müjdesi olduğuna kanaat getirerek Müslüman olduğunu ve bu hususa dair bir risale yazdığını belirten ifadelere rastladığını söylemiştir.(bk. Yazır, , VIII /16).

e. Bediüzzaman Said Nursi de Hz. İsa (as)'ın bu müjdesine dikkat çekmekte ve diğer peygamberlerden daha çok Hz. Muhammed (asv) ile ilgilenmesinin, diğer bazı peygamberlerin Hz. Muhammed (asv)’le ilgili olarak normal bir takım haberler vermelerine karşılık, Hz. İsa (as)'ın çok kuvvetli bir tarzda "Müjde" şeklinde ondan (asm) söz etmesinin hikmetini -mealeln- şöyle açıklamaktadır:

"Her şeyden önce, Hz. Muhammed (a.s), Hz. İsa (a.s)'yı, Yahudilerin dehşet verici tekzip ve iftiralarından, onun dinini müthiş tahrifattan kurtarmıştır. Bununla beraber, Hz. İsa (a.s)'yı peygamber olarak tanımayan İsrailoğullarının bir takım zorlukları ihtiva eden şeriatlerine karşılık, Hz. Muhammed (asv)'in getirdiği şeriatın hükümleri kolay, evrensel ve Hz. İsa (a.s)'nın getirdiği şeriatın prensiplerini de tamamlayacak mahiyettedir. İşte bu sebepledir ki, O çok defa "Alemin reisi geliyor" diye müjde vermiştir."( bk. Nursi, Muktubat, 171).
Cevap 4:

Tevrat ve İncil aslen vahiydir. Ancak değişik nedenlerden dolayı bu ilahi kitaplara ilaveler ve çıkarmalar olmuştur. Ayrıca değiştirmeler de yapılmıştır. Ancak "Göl yerinde su eksik olmaz." kabilinden Son Peygamberden bahseden bazı cümleler, kelimeler de kalmıştır.

Bu konuda yapılan en detaylı inceleme Hüseyin-i Cisriye aittir. Hicri 1261-1327 yılları arasında yaşayan ve anne ile babası Ehl-i beytten olan bu Suriyeli alim, söz konusu mukaddes kitaplardan Efendimiz (asm) ile Alakalı 114 işaret çıkartmış ve bunları Türkçeye de çevrilen Risale-i Hamidiyye'sinde neşretmiştir.

Eski mukaddes metinler arasında en çok tahrif edilmiş olma özelliğini taşıyan Tevratta bile, Peygamberimize (asm.) ait şu işaretler vardır:

“O, iki binici gördü, biri merkep üzerinde, diğeri deve üzerindeki binicilerdi. O, dikkatle dinledi.” (İşaya xxı, 7)
Burada peygamber İşaya tarafından bildirilen iki biniciden merkep üzerinde olanı Hz. İsa(as)'dır. Çünkü İsa peygamber, Kudüse bir merkep üzerinde girmiştir. Deve üzerinde olan kişiyle de, Peygamber Efendimize (asm) İşaret edildiği açıktır. Efendimiz (asm) Medine'ye girişte devesinin üstündeydi.

Ayrıca İncil tercümelerinde faraklit veya paraklit (perikletos) kelimeleri aynen muhafaza edilirken, yakın zamanlarda basılmış olan İncil tercümelerinde bu kelime değiştirilerek Arapça tercümelerinde “muazzi”, Türkçe tercümelerinde ise “teselli edici” şeklinde verilmiştir.

Hazreti Şuayb (as)'ın suhufunda, Efendimizin (asm) ismi Müşeffeh şeklinde geçer ki, kelime olarak tam karşılığı “Muhammed” dir. Tevrat'ta geçen "Münhemenna" isminin karşılığı da, yine Muhammed'dir. (bilindiği gibi Muhammed kelimesinin lügat karşılığı da, “tekrar tekrar methedilmiş” şeklindedir.)

Bunların dışında, Efendimizin (asm) ismi, Tevrat'ta çoklukla “Ahyed”, İncilde ise, ”Ahmet” olarak geçmektedir. (bk. Kenzu’l-ummal, h. no: 1021; Nebhânî, Hüccetüllah ale’l-Âlemîn, 108, 112; Halebî, es-Sîretü’l-Halebiye, 1/35)

Bilgi için bk. Doğu Kutsal Metinlerinde Hz. Muhammed (Zerdüşt, Hindu, Budist), A. H. Vidyarthi; Çeviren: Kemal Karataş, İnsan Yayınları; İstanbul, 1997; Hüseyin Cisri, Risaletü'l-Hamidiye fi hakikati'd-Diyaneti'l-İslamiye ve Hakkiytü'ş-Şeriatü'l-Muhammediye..)
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Standart #8
Üyelik Tarihi: 18 Eylül 2014
Mesajlar: 2.163
Aldığı Beğeni: 4
Beğendikleri: 3
12 Kasım 2014 , 00:42
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Paraklit olmasın o
__________________
meraba ben hiç! ya siz?
Standart #9
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
12 Kasım 2014 , 01:54
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
ikiside aynıymış
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj
AlpereN
Osmanlı Tarihi
0
06 Haziran 2019 15:39
aRMiNa
Kuran-ı Kerim
5
26 Mayıs 2014 19:49
chameleon
Ramazan ve Kurban Özel
10
12 Mart 2013 22:01