izmir escort escort izmir porno porno izle
Hristiyanlık-İnanç ve İbadet sistemi - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Hristiyanlıkta Oruç #1
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Ocak 2014 , 16:44
Alıntı ile Cevapla
HIRİSTİYANLIKTA ORUÇ

Hıristiyanlıkta oruç genelde yılın belirli ayı için konmuş bir ibadet biçimi değildir. Kiliselerin ibadet takvimlerinde cemaati teşvik ve bir hatırlatma olarak oruç dönemleri yer almasına karşın imanlılar diledikleri zaman oruç tutabilirler.Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Orucu; kişinin kendini alçaltarak ruhsal olanı aramak için yiyecek ve içecek şeylerden belirli bir süre uzak durması olarak tanımlamamız mümkündür. Oruçta esas olan; kişinin gurunun kırılması, günahlılığının farkında olarak pişmanlık duyup tövbe etmesidir.

Kişi oruç dönemi boyunca bütün aklı, bütün gücü ve bütün kalbiyle Tanrı’yı aramaya yönelir. Genelde Kutsal Kitap’ta oruç bahsinin geçtiği yerlerde dua, yakarış ve Tanrı’yı aramaktan bahsedilir.

Kutsal Kitap oruçtan bahsettiği zaman duaya her zamankinden daha fazla vakit ayırmamızı bekler. Oruç; yalnızca aç kalarak yine günlük işlerimizi aynen yapmaya devam ederek geçirdiğimiz dini bir zorunluluk ya da yük değildir. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Kutsal Kitabın İşaya 58. bölümü Tanrı’nın oruç için olan isteği hakkında bize yeterli bilgi verir:Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
1 Yüksek sesle çağır, esirgeme, sesini boru gibi yükselt, ve kavmıma günahlarını, ve Yakup evine suçlarını bildir. 2Halbuki her gün beni arıyorlar, ve yollarımı bilmekten hoşlanıyorlar; adalet etmiş ve Allah’ın hükümlerini bırakmamış bir millet gibi benden doğru hükümler soruyorlar; Allah’a yaklaşmaktan hoşlanıyorlar. 3Niçin oruç tuttuk da görmiyorsun? Canımızı alçalttık da bilmiyorsun? diyorlar. İşte siz orucunuz gününde işinizin peşindesiniz, ve bütün işçilerinizi sıkıştırırsınız. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
4İşte siz kavga ve çekişme için, ve kötülük yumruğu ile vurmak için oruç tutuyorsunuz; bugün öyle oruç tutmuyorsunuz ki, yüksek yerde sesinizi işittiresiniz. 5Benim seçtiğim oruç, insanın canını alçaltacağı gün, böyle mi olur? Saz gibi başını iğmek, ve altına çul ve kül sermek mi? buna mı oruç, ve Rabbe makbul gün, diyorsun? 6Kötülük zincirlerini açmak, boyunduruk bağlarını çözmek, ve ezilmiş olanları hür olarak koyvermek, ve her boyunduruğu kırmak, benim seçtiğim oruç bu değil mi? 7Kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak, ve yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek, ve çıplağı görünce üstünü örtmek, ve kendi etinden olandan kaçınmamak değil mi? Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
8O zaman ışığın tan gibi doğar, ve yaran çabuk et sürer, ve senin önünden kendi salahın yürür; Rab’bin izzeti dümdarın olur. 9 O zaman imdada çağıracaksın, ve Rab cevap verecek; feryat edeceksin, ve: işte buradayım, diyecek. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Eğer boyunduruğu, parmak uzatmağı, ve fesat söylemeği ortanızdan kaldırırsan; 10ve canının çektiği şeyi aç olana verirsen, ve alçaltılmış canı doyurursan; o zaman karanlık içinde ışığın doğacak, ve koyu karanlığın öğle vakti gibi olacak; 11ve daima Rab sana yol gösterecek, ve kurak yerlerde senin canını doyuracak, ve kemiklerini kuvvetlendirecek; ve sulanmış bir bahçe gibi, ve suları yalancı olmayan bir kaynak gibi olacaksın 12Ve senden çıkacak olanlar eski harebeleri bina edecekler; çok nesillerin temellerini dikeceksin; ve sana: Gedik kapatan, Memlekette oturulsun diye yolları eski haline koyan, denilecek.
13Mukaddes günümde dilediğini yaparak Sebt gününü ayak altına almazsan; ve Sebt gününe ferah gün, Rabbin mukaddes gününe izzetli gün dersen; ve kendi yollarında yürümeyerek, kendi zevkini bulmayarak, ve kendi sözlerini söylemiyerek o güne izzet verirsen; 14 o zaman zevkini Rabde bulursun; ve seni dünyanın yüksek yerleri üzerine bindiririm; ve atan Yakubun mirasını sana yediririm; çünkü Rabbin ağzı söyledi.Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Birinci ayete baktığımız zaman Tanrı, kendi halkının günah ve suçlarını bilmesini istiyor. Dindar bir şekilde Kutsal Yasanın gereklerini yerine getiren, oruç tutan ama yürekte hiçbir değişim yaşamayan, kendi günahlarının farkında olamayan, kendinde değişmesi gerekenleri fark etmeyen bir halk Tanrı’yı hoşnut edemiyordu.

Demek ki orucun tanımını yaparken kendi günah ve hatalarının farkında olmak diyebiliriz. Halkın ruhen yüreklerinde isyan ve itaatsizlik vardı. Orucu bir askeri kural gibi yerine getiriyorlardı. Böylece yürekten kaynaklanan kötü düşünceler onları oruca rağmen kirli tutmaktaydı. Aç kalmak dışında dünyasal alışkanlıklarının ve tutkularının onları yönlendirdiği her şeyi yapıyorlardı. 2-3 ayetlerine baktığımız zaman sözde tuttukları bu oruç ile kendilerini doğru görmeye başlıyor, Tanrı’ya bu neden böyle oldu, neden benim başıma şu iş geldi gibi sorularla adeta hesap sormaktaydılar. Bu gurur ile ‘Niçin oruç tuttuk da görmüyorsun? Canımızı alçalttık da bilmiyorsun?’ diyecek kadar Tanrı’ya karşı küstah bir tavır takınmışlardı.

Sanki Tanrı onların oruç tutmasına muhtaçmış gibi Tanrı’dan bir karşılık vermesini bekliyorlardı. Kendileri yaptıkları bu işin karşılığında Tanrı’nın onlara bir şeyler verme zorunluluğu varmışçasına Tanrı’dan hesap soruyorlardı. Oysa Tanrı bizlerin oruç tutmasına ihtiyaç duymuyor. Oruç bizim içindir, orucu Tanrı için değil öncelikle kendimiz için tutuyoruz. Çünkü değişmesi gereken bizizdir, Tanrı değil. Değişmesi gereken bizim hayatımızdır, değişmesi gereken bizim yüreğimizdir. Bizler oruç tuaaaaa Tanrı bir şeyler kazanmış olmuyor ki, tutmadığımız zamanlarda Tanrı bir şeyler kaybetmiş olsun. Demek ki, oruçta diğer bir esas ise; gururumuzu farketmek ve bunun kırılmasına çalışmaktır. Ayetimiz ‘orucunuz gününde işinizin peşindesiniz, ve bütün işçilerinizi sıkıştırırsınız’ demektedir. Oruç tutarken kavga eden, çekişen, ve işçilerini sıkıştıran, kötülük ve hile yollarından ayrılmayan insanlar kendi suçlarını göremiyorlardı.
Görüyoruz ki, oruç ile farkına varmamız gereken diğer bir nokta ise; ailemizin, kültürümün, alışkanlıklarımızın ve yetişme tarzımızın bizi yönlerdirdiği yanlış insani ilişkilerin farkına varmamız, tövbe ve pişmanlıkla değişmeğe çalışmamızdır.
Demek ki, oruçta Tanrı ile düzeyli bir ilişki hedeflenirken, dünyaya karşı da insani yaklaşımlarımızın olumlu bir yönde değişmesi söz konusu olmalıdır. Kutsal Yazı 4. ayette oruç hakkında ‘kavga ve çekişme için, ve kötülük yumruğu ile vurmak için oruç tutuyorsunuz’ derken, 9b ayetinde ‘parmak uzatmağı, ve fesat söylemeği ortanızdan kaldırırsan’ ifadeleri ile oruç tuttuğumuz için tutmayanları suçlamak, ve ‘işte şu oruç tutmayanlar var ya’ diye ayrım yapmamızı yasaklar. Halbuki hemen her sene oruç tutanlar ile tutmayanlar arasında bir kavga ve çekişme olmaktadır. Doğrusu bu tatsız olayların sebebi oruç tutan insan ise vay o kişinin haline. Tanrımız bizlere oruçlu olmayanlara karşı bir tavır sergileme hakkı vermemektedir. Oruçta hedeflenen şey yalnızca kavga ve çekişmelerden uzaklaşmak değildir. Ayrıca ailemizde, arkadaş ve akraba çevremizde dargın olduğumuz kimselerle, bize dargın olan kimselerle barış yapma yolunda samimi girişimlerde bulunmamız gerekmektedir. Dargın olan kimselerin barışmasına arabuluculuk yapmak için kolları sıvamak orucumuzun bir parçası olmalıdır. 5. ayette Tanrı, hem oruç tutuğumuzu herkese ilan eden davranışların sergilenmesine, hem de sahte alçakgönüllülük gösterilerine orucu alet etmemize karşıdır. Diğer yandan oruç gününü canın alçaltıldığı gün olarak niteler. Kişi gururdan tövbe edip, bir günahkar olduğunu kabul etmeli, alçakgönüllülüğü öğrenmeye ve yaşamaya çalışmalıdır.
6. ayette emriniz altında çalışan kişilere karşı olan tutum ve davranışlarınıza dikkat çekilmektedir. Yetkimiz altında çalışan işçilere ya da yönetimimiz altındaki memur ve müdürlere karşı olan davranışlarımız acaba Tanrı’yı hoşnut ediyor mu? Aynı zamanda sizin yetkiniz altında olan ev halkı ve evde çalışan insanlarla olan diyaloğunuz nasıl? Komşularınızla olan ilişkiniz ne durumda? Tanrı oruç zamanında bunları da gözden geçirmenizi istemektedir. Eğer bir kişi emri altında çalışan kişinin haklarına saygı duymuyorsa, onların maaşlarını düşük ödüyorsa, sigortasını ödemiyorsa, düşük ücret için küçük yaşta çocukları çalıştırıyorsa, fakirlere, ihtiyaç içinde olan kimselere karşı merhamet etmiyorsa, Tanrı bu kişinin tuttuğu oruçla da ilgilenmiyor.

Yine komşumuzun hakkı bize geçmişse ve yaptığımız bu yanlışlıkları düzeltme yolunda yüreğimizde bir pişmanlık oluşmamışsa, yetkimiz altındaki insanların bize geçen hakları konusunda Kutsal Kitaba uygun ahlaki bir tavır sergileme prensibi geliştirmek için bir adım atmamışsak, Tanrı tuttuğumuz bu oruçtan memnun değildir.

Komşumuzun, işçilerimizin, emrimiz ya da yetkimiz altında çalışan kişilerin, ailemizde ve akrabalarımızdaki kişilerin şahsına karşı takınmış olduğumuz kaba davranışlardan dönmemişsek; orucumuzdan beklenilen gerekli maneviyatı alamamışız demektir. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Onlara karşı olan kötü söz ve davranışlardan vazgeçmek (Kötülük zincirlerini açmak, boyunduruk bağlarını çözmek), sözle ya da zorlayarak yaptırdığımız işlerle sanki bize karşı mecburlarmış gibi insanlardan daha fazla şeyler isteyerek esir gibi gördüğümüz insanlardan özür dileyip onların gönlünü almak, onlara da kendimize yapılmasını istediğimiz şekilde davranarak (ezilmiş olanları hür olarak koyvermek, ve her boyunduruğu kırmak ) hayatımızı değiştirmeye karar vermemiz orucun kendisidir. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Ayrıca içinde bulunduğumuz ruhsal savaşta bütün bunları başarabilmek ve galip gelebilmek için oruç bize destek olacaktır. Şeytanın oyunlarına düşmemek ve tuzaklarını kırmak için duamızın yanında oruç bize büyük bir destek olacaktır. Tanrı halkı kendini alçaltıp oruç ve dua ile Tanrı’nın önünde yürümeye çalıştığı zaman her boyunduruğu kıracak ve her bağı çözecektir. Ölüm diyarının kapıları bile Tanrı halkının sahip olduğu yetkiye direnmeyecektir. Tanrı halkı Kurtarıcı Tanrısını hoşnut eden dua ve oruçla yeryüzünde bağladığı her lanet ve kötülük göklerde bağlanmış olacak, yeryüzünde çözdüğü her bereket göklerde de çözülecektir.

7 Ayette Tanrı’nın bizden acıyan bir yürek ile kendi yiyeceğini, giyeceğini başkaları ile paylaşan biri olmamızı istediğini görüyoruz. Yani Tanrı, tıkabasa karnımızı doyurduktan sonra tekrar yiyeceğimiz zamana kadar yiyeceklerimizi saklayıp bir süre için aç kalmamızla hoşnut olmuyor. Tanrı elindeki yiyeceği aç olanla paylaştığı için aç kalan bir insan görmek istiyor. Yani oruç bir açlık ve susuzluk döneminden çok, bir paylaşma ve insanlarla kucaklaşma dönemi olmaktadır. Diğer yandan insanlara yardım yaparken ırk veya din ayrımı yapmamalıyız. Yani oruç: ezilmiş, toplum dışına itilmiş insanları hor görmemek, farklı millet ve ırkları sevebilmeyi öğrenme gayretidir. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Bizim ruhsal gıdamız olan İncil’i başkalarıyla paylaşıyor muyuz? İncil yanlızca Hıristiyanlar için değil, bu dünya içindir. İman edenler için özel bir vahiydir. İman etmeyenler için genel vahyin yanında Tanrı’yı ve ahlaki standartları öğreten, günah ve cezayı, Tanrı korkusu ve yargıyı öğreten bir kitaptır. Bu ruhsal yiyeceği hep kendimize mi saklıyoruz yoksa paylaşıyor muyuz? Kendi ailemiz, ve kendi kilisemiz dışında bulunan insanların da İncil’e ihtiyaçları olduğunu görebiliyor muyuz? Gerek ruhsal gıda gerek se fiziksel gıda olsun bunları paylaşmak sevgi ve merhamet gerektiren şeylerdir. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Henüz İsa Mesih’in yüreğini tam olarak anlayamamışsak bunları yaşamamız oldukça zordur. Luka 10:25-37 ayetlerinde sonsuz yaşamı alacak kişinin nitelikleri anlatılırken iyi komşuluk ilişkilerine dikkat çekilir. Buradaki iyi komşu yaralı insanı görünce yüreği sızlayan (33.ayet) ve acıyıp merhamet eden (37.ayet) olarak tanımlanır.

Neticede iyi komşu ekmeğini, İncilini, imkanlarını tanımadığı kimseler için bile paylaşan kişidir. Bunu yaparken motivasyonu hümanizm değildir, iyi işler yapma görevi değildir. Fakat ‘çok acıyan ve lütfeden, geç öfkelenen ve inayeti ve hakikati çok olan’ Tanrı’nın yüreğidir.

Diğer yandan ‘Kendi etinden olandan kaçınmamak’ sözleri başta kendi anne ve babamıza karşı sorumluluklarını ihmal edenlerimizi ihtar etmektedir. Onların yaşlılıklarını iyi geçirmelerine yardımcı oluyor muyuz? Onların yaşlılığından kaynaklanan sözlerini, davranışlarını ve isteklerini saygı ve anlayışla karşılıyor muyuz? Ailemizdeki yaşlılar bizim varlığımız için şikayette mi yoksa şükür mü ediyor? Kendi eşimize ve çocuklarımıza olan davranışlarımız başkalarına açıklanmış olsaydı acaba bizi utandırırmıydı? Onlara yeterli vakit ayırıyor muyuz? Yoksa bizde çağımızın meşgül olma hastalığının esiri miyiz? Plan, program ve randevularımızla olan meşguliyetimiz ailemizle vakit geçirmemize bir engel teşkil eder halde mi?Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
İşimiz ve diğer meşguliyetimiz bizim için bir din haline gelmemeli. Bu yanlızca dış dünya için değil kilise için de bir problemdir. Kişiler sürekli plan ve projelerle uğraşmaktan, sürekli ‘Tanrı için bir şeyler yapıyor olmaktan’ o kadar çok meşguldür ki Tanrı ile vakit geçirmeye, O’nu dinlemeye çalışmaya, dua etmeye bile vakit yoktur. Bu durumda oruç: Tanrı için bir şeyler yapmaktan önce ‘Tanrı ile birlikte bir şeyler yapma’ girişimimizin ilk adımıdır. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
İnsanlar arasında ayrım yapmamak, insanlığı sevgiyle kucaklamaya çalışmak Tanrı’nın beğenisini kazanmış bir oruçtur.

8. ayette ‘O zaman ışığın tan gibi doğar, ve yaran çabuk et sürer, ve senin önünden kendi salahın yürür; Rabbin izzeti dümdarın olur’ sözleri Tanrı’nın isteğine uygun tutulan orucun bir başka bereketine dikkatimizi çeker. İsa Mesih dağda görünümü değişip nasıl yüceliğini gösterdiyse, Tanrı da kilisesinin dünyada öyle parlamasını istemektedir.

Tanrı’nın isteğine göre tuttuğumuz oruç ile hatalarımız, eksikliklerimiz, zayıf yönlerimiz günahın açtığı bir yara olarak çabuk et sürecek, iyileşecektir. İnsanların önünde yaptığımız iyi işler ve imanlı yaşayışımız Tanrı’nın bizde nasıl çalıştığını gösteren bir işaret olacaktır. 9a ayetinde yazıldığı üzere, işte o zaman Kurtarıcı Tanrımızın merhametli eli yardım için bize uzanacak ve yolumumuzu açacaktır. Her durumda iyilik için etkin olan Kutsal merhamet Tanrı’sının kendisini imdada çağıran halkına cevap vermek ve yardım etmek için olan istekliliği burada dikkatimizi çekmektedir. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
‘Canının çektiği şeyi aç olana verirsen’ diye yazan 10a ayeti ile karşımızdaki kişiyi kendimiz gibi görerek yardımda bulunmamız ve sevgi göstermemiz istenmektedir. Yardımda bulunurken karşımızdaki kişiyi tanımıyor olsak bile o kişiye soframızdan arta kalmış olanı değil, ya da sevmediğimiz bir yiyecegi değil, en çok sevdiğimiz şeyi ve canımızın o gün en çok çektiği yiyeceği verebilen bir yürek oluşması esastır aynı zamanda. Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Bu durumda oruç; öncelikle ruhsal anlamda yenilenmeye olan ihtiyacımızı Rabbin önüne getirerek yiyecek, içecek ve dünyasal işlerden bir süre için kendimizi alıkoymak demek olmaktadır. İşte bundan sonra Tanrı’nın isteğine göre tutulan bu orucun bereketlerini görmekteyiz:

10b ayetine baktığımız zaman Tanrı’nın isteğine uygun tutulan oruç ile hayatımızda Rab’bin ışığı olacak, Tanrısal aydınlanışı daha iyi bir şekilde göreceğiz ve sıkıntı zamanlarında Tanrı’nın kutsayan eli üzerimizde olacaktır.Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Rab hayatımızın karanlık ve zor dönemlerinde bizi feraha çıkaracaktır. 11 ayette Rab’bin, hayatın her alanında bize rehberlik edececeği hatırlatılır (daima Rab sana yol gösterecek, yaşamdan zevk alacaksın ve ihtiyacın olan yerde Rab senin yanında olacak (ve kurak yerlerde senin canını doyuracak), canına sağlık verecek (kemiklerini kuvvetlendirecek), hayatında Kutsal Ruh’un meyveleri olacak, ürün veren semereli bir yaşamın olacak (sulanmış bir bahçe gibi- kurak bir bahçe gibi değil-), Hayatının günleri boyunca tatmimkar bir yaşam süreceksin. Senin tanıklığını, ev ve iş hayatını, düşünceni Rab o sonsuz sevgisiyle bereketleyecek (ve suları yalancı olmayan bir kaynak gibi olacaksın).Tıpkı iman atamız İbrahime yaptığı gibi (12. ayet), Tanrı yalnızca seni değil, senin zürriyetini de bereketleyecek (Ve senden çıkacak olanlar eski harebeleri bina edecekler; çok nesillerin temellerini dikeceksin; ve sana: Gedik kapatan, Memlekette oturulsun diye yolları eski haline koyan, denilecek.). Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Kutsal Yazı Rab’be ayırılmış günleri (yanlızca oruç zamanı değil) gerçekten Rab’be ayırmamızı ve o günde Allahımızın yüzünü aramamızı istemektedir (13. ayet), (Mukaddes günümde dilediğini yaparak Sebt gününü ayak altına almazsan; ve Sebt gününe ferah gün, Rabbin mukaddes gününe izzetli gün dersen). Rab’be ayrılmış olan günlerde dünyasal işlerden zamanında vakit ayırıp, kendi işlerimizden dinlenip, emrimizde çalışanların da dinlemesini sağlamalıyız.

Rab’be ait günlerde Rab’bin sözü için vakit ayırıp, O’na izzet ve görkem sunarak geçirmemiz gerekmektedir. Rab’be ait günleri gezip eğlenmek için değil ama (ve kendi yollarında yürümiyerek, kendi zevkini bulmayarak, ve kendi sözlerini söylemiyerek o güne izzet verirsen) Rab’be ait olanı Rab’be ödemek için yaşamalıyız. Kuşkusuz bütün bunları yapan ve yaşayan kişi Rab’bin esenliğini tadacaktır (14. ayet).

O zaman Davut’un “sözün süzme gümeç balından tatlıdır dediği zaman yaşadığı o lezzeti tatmak bizlere de nasip olacaktır (o zaman zevkini Rabde bulursun).

Tanrı bize bu ayetlerde ayrıca, kazandığımız bu ruhani zenginliğe ek olarak dünyasal zenginlik te vaat etmektedir (ve seni dünyanın yüksek yerleri üzerine bindiririm; ve atan Yakubun mirasını sana yediririm). Peygamber İşaya burada Rab’bin sözüne hizmet eden biri olarak buradaki emirlerin, yasakların, bereketlerin ve dolayısyla övgünün Rab’be ait olduğunu hatırlatarak ‘çünkü Rabbin ağzı söyledi’ diyerek son sözü söyler.Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
Yani oruç; günahlarımızı, suçlarımızı farketmek ve gururumuzun kırılması için, alçakgönüllü olmayı öğrenmek ve tövbe etmek için, Tanrı’yla daha derin ve anlamlı bir ilişki kurabilmek için, Tanrı’nın hayatımız için olan planını daha iyi bir şekilde anlamak için, bedensel ve maddesel şeylerden bir süre için uzaklaşarak yaptığımız, Kutsal Kitap okuma, dua ve yakarışla birlikte sürdürdüğümüz, bir ibadet biçimidir.
II.BÖLÜM

MESİH MERKEZLİ ORUÇ
Kendi isteği ile birşeyler yapmayı sevmeyen insanoğlu oruç denince kendisini mecbur edecek bir takım şartlar aramaktadır. Bu yüzden oruç denince hemen sorulan sorulardan bir tanesi; orucun ne zaman tutlacağıdır. Oruç kaç gün tutulacak yada kaç gün tutulmalıdır, nasıl tutulacak, orucu ne bozar ya da neler bozmaz soruları ile insanoğlu hemen kendisine kurallar ve şartlar aramaya meyillidir.

Ancak Kutsal Kitap bize bu konuda bir cevap vermez. Bizlerin bu türden tutum ve anlayışımız oruçta hedeflenen ruhaniyeti engellemekten başka bir işe yaramaz. Zaten İşaya 58. bölümündeki ayetlerin özüne baktığımız zaman oruçtaki hedefin bu sorular olmadığını görüyoruz.

İşaya 58. bölüm üzerinde düşündüğümüz I. Bölüme baktığımızda oruçta hedefin günah ve hatalarımızı farketmek, gurur ve günahımızın farkında olmak ve bunun kırılmasına çalışmak, yanlış insani ilişkilerimizi düzeltmek, insanlık ailersinin tüm fertlerini sevmeye çalışmak olduğunu görmüştürk.Hıristiyanlıkta Oruç, Hıristiyanlıkta ibadet, hıristiyanların ibadetleri, nasıl ibadet ederler
İncil’de, İsa Mesih’in de öğretişinin bu yönde olduğunu görüyoruz. Şimdi İncil’in bu konudaki ayetlerine bakalım.

Luka 18.9-14 ayetler :
“Biri Ferisi,öbürü vergi görevlisi iki kişi dua etmek üzere tapınağa çıkmış. Ferisi ayakta dikilip kendi kendine şöyle dua etmiş: ‘Tanrım, diğer insanlar gibi soyguncu, hak yiyici ve zina edici olmadığım için, hatta şu vergi görevlisi gibi olmadığım için sana şükrederim. Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.’ Vergi görevlisi ise uzakta durmuş, gözlerini göğe doğru kaldırmak bile istemiyor, ancak göğsünü döverek, ‘Tanrım, ben günahkara merhamet et’ diyormuş. “Size şunu söyleyeyim, Ferisiden çok bu adam aklanmış olarak evine dönmüş. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.”

Buradaki Ferisi yaptığı işlere güvenerek gurura kapılan ve başkalarını küçük görerek kendini yücelten bir kişidir. Ferisi başkalarının günahlarını görmeye odaklanmış olduğundan kendi günahının farkında değildir. Bu kişide bir alçakgönüllülük, tövbe ve pişmanlık görmüyoruz. Vergi görevlisinin merhamet dileyen ruh hali onda gözükmüyor. İşte bu yüzden aklanan kişi pişmanlık duyan günahkar olmuştur.

İsa Mesih’in bizlere anlattığı bu örneğe dikkat ettiğimizde orucumuz Mesih merkezli olacaktır. Yani oruç Tanrı’yı hoşnut eden bir oruç olacaktır. Luka 18. bölümde gördüğümüz Ferisi örneğinin İşaya 58. bölümde oruç tuttuğu halde ‘parmak uzatan’ ve ‘fesat söyleyen’ kişi ile aynı tavır sergileyenler olduğunu görüyoruz. Tutulan bir oruç Mesih Merkezli ise vergi görevlisi örneğinde olduğu gibi Tanrı’nın beğenisini ve onayını kazanır.

Orucumuz yaşadığımız dünyaya İsa Mesih’i ilan etmelidir.

Gündelik hayatta karşılaştığımız her sorunda İsa Mesih’in merhamet yüreğine uygun bir davranışı sergilemek, O’nun sözlerini hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline getirmeye çalışmak orucumuzu Mesih Merkezli bir oruç yapacaktır. Oruç boyunca İsa Mesih’in iradesini hayatımızda görünür kılmak, Kutsal Kitabı yaşamımız ve sözlerimizle yansıtmaya çalışmak gayreti orucumuzu Mesih Merkezli bir oruç yapacaktır.

Kutsal Yazılar İsa Mesih’i işaret ettiği gibi orucumuzda İsa Mesih’i işaret etmelidir. Oruç süresince düzeltmeye çalıştığımız sözleriniz ve davranışlarımızla İsa Mesih’in öğretişleriyle çelişmeyen bir davranış ve söz bütünlüğüne olabildiği orada sahip olmak oruçtan sonraki dönemde hayatımızı daha bir yenilenmiş hale getirecektir.

İsa Mesih’in oruç hakkındaki diğer bir çarpıcı öğretisi ise dağdaki vaazında görülür.

Matta 6.16-18 ayetler:
“Oruç tuttuğunuz zaman, iki yüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm veririler. Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. Öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanıza oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.”

İsa Mesih’in verdiği bu örnekte başkalarına oruç tuttuğunu belli eden, bir anlamda elalem ne der korkusu ya da insanların övgüsü için tutulan orucun Tanrısal bir değeri olmadığını görüyoruz.

İsa Mesih’in oruç öğretişi, orucu ne zaman tutacağız, nasıl tutacağız, ne kadar zaman tutacağız? gibi sorulardan uzaktır. İsa Mesih oruçtan bahsederken rakamlarla ve kurallarla ilgilenmiyor, O’nun dikkat ettiği nokta tutulan orucun ruhaniyetidir.

Bu ayette ‘Oruç tuttuğunuz zaman’ ifadesi sık sık sorulan ‘Hıristiyanlıkta oruç var mı?’ sorusuna yeterli bir cevap olmaktadır. İncil’e göre oruç, bir Hıristiyanın Kutsal Kitap okumak, dua etmek, kilise faaliyetlerine katılmak gibi ruhsal solunum faaliyetlerinden biridir.

İncil, yılın şu ayında, şu şartlarda, şu kadar oruç tutun diye bir öğretiş vermez. İncil’in bahsettiği yürekten inanmış kişi zaten oruç tutmaktadır. Orucu yanlızca senenin bazı aylarına bölerek toplumsal bir zorunluluk, bir yarış gibi düşünmek, ya da tutulmadığı zaman bazı cezai yaptırımları öne sürerek uygulatmaya çalışmak İncil’in oruç anlayışında yoktur. Tanrı, bizlerin O’nunla olan ilişkimizde özgür olmamızı ister.

Yukarıdaki ayetlere ek olarak bir diğer ayette ise oruç tutmanın gerekliliği açıkca vurgulanmıştır.

Matta 9:14-15:
Bu arada Yahya’nın öğürencileri gelip İsa’ya, “Biz ve Ferisiler oruç tutuyoruz da, senin öğrencilerin niçin tutmuyor?” diye sordular. İsa şöyle karşılık verdi: “Güvey hala aralarındayhen, davetliler yas tutar mı hiç? Ama güveyin aralarında alınacağı günler gelecek, işte o zaman oruç tutacaklar”

İsa Mesih burada öğrencilerinden bahsederken ‘işte o zaman oruç tutacaklar’ ifadesi ile bir imanlının oruç tutması gerekliliğine yeterince cevap vermiştir. Evet, güvey göğe alınıp yüceltilmiştir. Şimdi O’nun görkem içinde dönüşünü bekleyen kilise oruç tutmalıdır.

Çünkü Eski Ahit döneminde oruç tutan Tanrı halkının karşılaştığı problemler ve sorunlar bugün de bizler için geçerlidir
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Hristiyanlar neden pazar günü ibadet eder ? #2
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Ocak 2014 , 16:50
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Hristiyanlar Neden Pazar Günü İbadet Eder ?

Hıristiyanlar Pazar günü neden ibadet ederler? Yahudiler ve Yedinci Gün Adventistleri Cumartesi toplanırlarken neden Hıristiyanlar haftanın Pazar günü kiliselerinde ibadet ederler? Bu sorunuzun yanıtını bulabileceğiniz yazımızı okuyun.Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

İbadet gününün Cumartesiden Pazar gününe alınışını öğrenmek isteyenler için belirtmemiz gereken şudur ki bunu yapanlar İsa’nın zamanındaki Yahudi inanlılardı.Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

İsa’nın ölümden dirilişinden önce sadece Cumartesi Sept ibadeti bulunmakta idi. İsa’nın dirilişi çok anlamlıdır, çok korku vericidir, çok muhteşemdir, işte burada Ya*hudi inanlılar, kutsal şeylere saygısızlık eden, küfreden, inançsız, kafir Yahudilerin farkına vardılar.

Ve onlardan ayrı olarak Pazar günü ibadet etmeye başladılar çünkü Yahudilere ilişkin bütün tarih içerisinde Mesih’in geleceği belirtilmiş ve bu görülmemiş olay şimdi gerçekleşmişti. İşte bu yeni olay yüzünden Pazar günü ibadet etmeye başladılar.Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

Yazılar bize ÇOK AÇIK OLARAK ilk Hıristiyanların, ilk ve ikinci yüzyıllardaki Ki*lise ibadetlerinin “RABBİN GÜNܔ olarak Pazar günü yapıldığını belirtmektedir. Rabbin günü ibadet etmektedirler çünkü Mesih o günde dirilmiş ve kendilerine görünmüştür.Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler
Kilise Kutsal Ruhun gelişi ile Pazar günü doğmuştur (Pentekost günü)ve Hıristiyanlarda Haftanın ilk günü toplanmaya başlamışlardır.

Elçilerin İşleri 20:6-7 (Biz de Mayasız Ekmek bayramından sonra Filipi’den denize açılıp beş günde Troas’a gelerek onlarla buluştuk. Orada yedi gün kaldık. Haftanın ilk günü ekmek bölmek için bir araya toplandığımızda Pavlus imanlılara bir konuşma yaptı. Ertesi gün oradan ayrılacağı için konuşmasını gece yarısına dek sürdürdü.)

Ve, Pavlus sunuların Pazar günü yapılmasını buyurmuştu (1.Korintliler 16:2). “Her biriniz haftanın ilk günü kazancına göre bir miktar parayı alıkoyup biriktirsin, böylece yanınıza geldiğim zaman para toplamaya gerek kalmasın.”Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

Haftanın ilk günü yapılan ibadet Rab İsa Mesih’in ölümden dirilişi ile doğmuştur. Bunu şu ayetlerden bulabiliriz.Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

Markos 16:2 “Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.”Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler
Markos 16: 9 “İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryem’e göründü. Bu kadından yedi cin kovmuştu.

Markos 16:10 “Meryem gitti, İsa’yla bulunmuş olan, şimdiyse yas tutup gözyaşı dö*ken öğrencilerine haberi verdi.”Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

Luka 24:1 “Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış ol*dukları baharatları alıp mezara gittiler.”
Yuhanna 20:1 “Haftanın ilk günü erkenden, ortalık daha karanlıkken Mecdelli Meryem mezara gitti. Taşın mezarın girişinden kaldırılmış olduğunu gördü.”Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

Yuhanna 20:19 “Haftanın o ilk günü akşam olunca, öğrencilerin Yahudiler*den korkusu nedeniyle bulundukları yerin kapıları kapalıyken Isa geldi, ortaların*da durup onlara, «Size esenlik olsun!» dedi.”

Elçilerin işleri 20:7 “Haftanın ilk günü” ekmek bölmek için bir araya toplandığımızda Pavlus imanlılara bir konuşma yaptı. Ertesi gün oradan ayrılacağı için konuşmasını gece yarısına dek sürdürdü.”Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler
Ayrıca yukarıda da bahsettiğim gibi ayetlerden bizler bilmek*teyiz ki sunular ibadet sırsında Haftanın ilk günü toplanacaktır (l.Korintliler 16:2)

Yeni Ahit’e göre ibadet edenlerin Kiliseleri cumartesi günü sept yapmadıkları için azarlanarak bütünü ile dışlanmışlardı.

Bu olayları şu ayetlerde görebiliriz;Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

Koloseliler 2:16,17 “Bu nedenle yiyecek ve içecek, bayram, yeni ay ya da Sept günü konusunda hiç kimse sizi yargılamasın. Bunlar gelecek şeylerin gölgesidir, aslı ise Mesih’tedir.”Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler

Romalılar 12:8 “Öğüt veren, öğütte bulunsun. Bağışta bulunan, bunu cö*mertçe yapsın. Yöneten, gayretle yönetsin. Merhamet eden, güler yüzle etsin.”Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler
Romalılar 12:10 “Birbirinizi kardeşlik sevgisiyle, şefkatle sevin. Birbirinize saygı göstermekte yarışın.”

Romalılar 14:4,5,6 “Sen kimsin ki, başkasının kulunu yargılıyorsun? Kulu haklı çıkaran da, suçlu çıkaran da kendi efendisidir. Kul haklı çıkacaktır.Çünkü Rabb’in onu haklı çıkarmaya gücü vardır. Kimi bir günü başka bir günden üstün sayar, kimi her günü bir sayar.Herkesin kendi görüşüne tam güveni olsun. Günü kutlayan, Rab için kutlar. Her şeyi yiyen, Tanrıya şükrederek bunu Rab için yer. Bazı şeyleri yemeyen de Rab için yemez ve Tanrıya şükreder.”

Romalılar 14:10,11,12,13 “ Öyleyse sen, kardeşini neden yargılıyor*sun? Ya sen, kardeşini neden hor görüyorsun? Tanrının yargı kürsüsü önüne he*pimiz Çıkacağız. Yazılmış olduğu gibi:«Rab şöyle diyor:’Varlığım hakkı için her diz önümde çökecek ve her dil Tanrı olduğumu açıkça söyleyecek. Böylece her birimiz kendi adına Tanrıya hesap verecektir. Bunun için, artık birbirimizi yargılamayalım. Tam tersine, herhangi bir kardeşin yoluna sürçme ya da tökezleme taşı koymamaya kararlı olun.”

Pavlus, yukarıda belirttiğim bu ayetlerde Hıristiyanların Yahudilerden ayrı bir günde ibadet etmelerinin yerilmesinin yanlışlığını açıkça vurgulamaktadır.Hıristiyanlar neden pazar günleri ibadet ederler Sept günü Şabat Günü kiliseye giderler
Maalesef Cumartesi günü Sept yapanlar Hıristiyanları bu konuda yerenler ve ayıplayanlar olmuşlardır ve olmaktadırlar. Kurtuluşun karşılıksız bir hediye olduğunu söylerler ancak Kurtuluşun bu konudaki su*nusu, ibadet günü hakkındaki Tanrı emirlerine yani yukarıda be*lirtilen ayetlere itaattir. Cumartesi günü Sept yapanların gözden kaçırdıkları noktada işte budur.

Bizler Eski Ahitte Sept gününün Cumartesi günü olduğunu çok iyi bilmekteyiz. İncilde Pazar günü diye bir kelime yoktur ancak bizler Pazar günü ibadet ederiz çünkü ayetler bize iba*det yapmamız gereken günün “Haftanın ilk günü” yani Pazar günü olduğunu açıkça söylemektedir.

Ayet bize “Haftanın ilk günü”nün sept gününü izleyen gün, yani Cumartesi gününden sonraki gün olduğunu çok açık olarak belirtmektedir ve bu günde kuşkusuz Pazar günüdür.
Matta 28:1 “Sept gününü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler.”

Günümüzde halen Eski Ahit ve yasaları ile yaşayan Hıristiyanları yanlış yöne sürükleyen Kilise adı altında yanlış öğretiş veren Yedinci Gün Adventistleri gibi akımlar vardır.
Bizler ise Eski Ahit ve Mesih’in doğru şekilde vaaz edildiği Kiliselerimize sahip çıkmalıyız, HER PAZAR GÜNÜ Baba,Oğul ve Kutsal Ruhu yücelterek, sunularımızı vererek, itiraflarımızı yaparak, ekmek bölmeliyiz
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Kilise tarihi #3
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Ocak 2014 , 16:52
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Kilise Tarihi

Kilise tarihinde Reform hareketinin büyük isimlerinden söz ederken; büyük güçlüklere rağmen; nasıl ayakta durabildiklerine de değineceğiz. Bu konuları işlerken şunu hiç unutmayın: Burada çalışmakta olan Tanrı’nın Kendisidir. Çünkü insanı yüceltmekte, büyük tehlikeler vardır. Bu derslerde göreceğimiz Tanrı’nın insanlara rağmen çalışmasıdır. Üç ana konudan sözedeceğiz.

1.Martin Luther

2.John Calvin

3. Ana Baptistler Grubu adı verilen bir gruplar.
Bu üç konuya ilişkin bazı temel olaylara bakacağız.

1. Martin Luther: Kişilikli bir adamdı. Kişiliğinde bir tür güç vardı. Bu güç ise, içindeki derin inançtan kaynaklanmaktaydı. Çok cesur bir insandı. Bu cesaretin sebebini de biliyoruz. Çünkü hayatının son 25 yılında onun başına bir ödül konulmuştu. Fakat bu bile onu hiçbir şekilde durdurmadı ya da yavaşlatmadı. Onun hakkında bazı yanlış anlamalar vardı. Bazı insanlar Luther’in bir köşeye çekilip; Reformasyonu planladığını düşünürler. Bu, Luther’in değil; Tanrı’nın Reformasyonuydu. Esasen Luther’in kendisi de buna inanıyordu. Şu şekilde bir tanım yapmıştı: “ Reformasyon aslında tamamen bir rastlantıydı. Ben bu gibi konularda akılsız ve yetersizdim. Hepsine kaza eseri karıştım. Özellikle bunun içersine girmek istediğimden olmadı.”

Martin Luther, 1483 yılının Kasım ayında bir köylü olarak doğdu. “Ben bir köylüyüm, babam da; büyükbabam da köylüydü. Biz hepimiz köylüydük.” Halktan bir insandı. Luther’in alışılagelmişliğin dışında bir yönü vardı. Bu da, bir köylüye nazaran; çok derin bir eğitim almış olmasıydı. Babası bir maden işçisiydi. Babası Hans, işini sürekli olarak geliştirmeyi planlıyordu. Arkadaşlarıyla birlikte bir maden satın aldılar. Belli bir zenginliğe ulaştılar. Böylece de oğluna üniversitede okurken yardımcı olabildi. Babası onun bir avukat olmasını istiyordu. Bu kendisinin değil; babasının yaptığı bir seçimdi. Çünkü o devirlerde oğullarının mesleklerine babalar karar verirdi. Bu yüzden master yaptıktan sonra, üniversitede hukuk eğitimine başladı. Bu eğitim esnasında yüreği bunu istemiyordu. Çok yakın bir arkadaşının ölümünden sonra, Luther sonsuzluk hakkında düşünmeye başladı. O günlerde her insanın kabul ettiği görüş şuydu: Şayet kişi cennete gitmek istiyorsa; kendini bir manastıra kapayıp, rahip olmalıdır.... Avukatlık eğitiminde geçirdiği yaklaşık 2 aylık eğitimden sonra, vicdanı kendisini rahatsız etmeye başladı. Ve yüreğinin derinliklerinde Tanrı’ya hizmet etmesi gerektiğini hissetti. Eğitiminin 2. ayında babası ile bu konuyu görüşmek için köyüne döndü. Babasının kendisine, rahip (sofu) olması için izin vermesini istedi. Babası kabul etmeyip, okuluna geri dönmesini istedi. Luther, söz dinleyen bir evlat olduğundan, okuluna geri döndü fakat bu yaptığından hoşnut değildi. Luther, okula dönerken çok yakınına bir şimşek düşer. Korkuyla: “Aziz Ann! söz veriyorum, rahip olacağım.” der. Kilise tarihi Reform Hareketi Kiliseler türkiyedeki kilise adresleri

Bir yemin etmişti ve bunu da kesinlikle yerine getirmeliydi. Babasına tekrar giderek:” Baba, Tanrı senin isteğinden farklı bir şeye karar verdi.” dedi. Daha sonra Luther, hukuk kitaplarını satarak; bir manastıra gitti. Babası bu durumdan hiç hoşnut değildi. Luther, birçok ünlü manastıra girebilecek nitelikteydi. Dominikler ya da Fransiskalılar manastırı gibi. Fakat Almanyadaki diğer manastırların yanı sıra, Augustin manastırını seçti. Çünkü çok disiplinli ve katı kurallara sahiptiler. Luther, cennete gitme konusunda çok ciddiydi. Birkaç alıntıya bakalım:

“Eğer herhangi bir kimse, bir rahip olduğundan cennete girebilecektiyse; o ben olurdum.” diyor . Yaklaşık 3 gün boyunca hiçbirşey yiyip içmeden oruç tutardı. Kışın dondurucu soğuklarda geceleri soğuk taşın üzerinde uyurdu. Fırsat bulduğu her durumda dua ederdi. O kadar çok günah çıkarmaya giderdi ki; papaz ona artık gelmemesini bile söylemişti. İmanı konusunda çok büyük bir ciddiyet içersindeydi. Tüm bu kargaşanın içersinde Luther’in içindeki ses ona, tüm bu yaptıklarının Tanrı’yı hoşnut etmediğini söylüyordu. Aslında yaptığı iyi işlerde bile bir bencillik olduğunu biliyordu. Kendi amaçlarına hizmet etmek için Luther, Tanrı’yı kullanıyordu. Tüm bu yaptığı iyi işlere rağmen ruhunun derinliklerinde bir boşluk hissederek şöyle diyordu: “Ben Tanrı ile barışık değilim.” Kendisine bir anlamda hocalık eden kişiye giderek, içindeki huzursuzluğu giderebilmek için ne yapabileceğini sordu. Hocası ona iki şey yapabileceğini söyledi: “Birincisi, git doktora programına yazıl, o seni çok meşgul edecektir. İkincisi de: kendine bakmayı bırak ve o bakışlarını İsa’ya yönlendir!.” Aslında çok bilgece bir tavsiye bu!

Bunun üzerine Luther, 1512’de doktorasını tamamladı. Bunun sonucunda da artık onun mesleği, Tanrı Söz’ünü okumak, çalışmak ve Kutsal Yazıları öğrencilerine öğretmekti. Ama Luther sadece bir profesör değildi. Aynı zamanda Wittenberg adlı bir şehirde, vaizlik de yapıyordu. Yani burnu büyük teologlardan değildi. Halkın içinde ve onların yaşantısıyla bir aradaydı. Çoğu Pazar günleri vaaz verirdi. Kutsal Yazıları çalışmasıyla birlikte Aziz Augustin’in yazılarını da okumaya başladı. Kutsal Kitap’ta da elçi Pavlus’un Romalılar ve Galatyalılar kitapları üzerine yoğunlaştı. Belirli bir zaman sonunda sadece imanla aklanma konusunda fikir sahibi olmaya başladı. Bu görüşlere ve bu birikimlere bir anda değil; 4-5 yıllık çalışmanın sonucunda yaptı.

Biliyorsunuz, Aklanma hem Lutheranlar, hem de Reformistler için çok anahtar bir öğretidir. Kilise tarihi Reform Hareketi Kiliseler türkiyedeki kilise adresleri


Aklanma Nedir?Kilise tarihi Reform Hareketi Kiliseler türkiyedeki kilise adresleri
İçinde hissettiği huzursuzluk ve endişe yüzünden Luther, iyi işlerle Tanrı’yı hoşnut edemeyeceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden de bir günahkarın, Kutsal bir Tanrı’yla nasıl doğru bir ilişki içersine girebileceği konusunda derin derin düşünmeye başladı. Luther için Aklanma Öğretisi çok büyük oranda ilk günahla ilişkiliydi. Onun için ilk günah (Özgün günah) konusunda iki şey çok önemliydi. Adem meyveyi alıp yediğinde iki şey oldu:Kilise tarihi Reform Hareketi Kiliseler türkiyedeki kilise adresleri
a)Meyveyi yemesiyle birlikte hem kendi üzerine;
b)Hem de kendisinden doğan bütün insanlık üzerine yasal bir suçluluk getirdi. Bu yasal suçluluğun yanısıra, ahlaki bozukluk da geldi.
İşte Aklanma öğretisi de kişinin üzerine getirmiş olduğu bu yasal suçluluktan nasıl kurtulabileceği, bunu ortadan nasıl kaldırabileceği ile ilgilidir. Kilise tarihi Reform Hareketi Kiliseler türkiyedeki kilise adresleri
Tanrı ile doğru bir ilişkiye nasıl girebilirim? Yani özellikle benim yüreğim bozulmuşken, çürümüşken, Tanrı’yı hoşnut eden şeyi yapmak istemezken; doğru bir ilişki içersine nasıl girebilirim?
Bunun sonucunda Luther anladı ki, Aklanma ve Kurtuluş, kendi yapmış olduğu şeylerle değil, Tanrı’nın yapmış olduğu şeylerle ilgilidir. İşte bu öğretiler sonucunda Luther, “içine konma” kavramını buldu. Bu öğretiye göre, Mesih’in doğruluğu günahlıya, günahlının günahı ise Mesih’e aktarılır. Yani “İçine konur” Ve Luther şunu dedi: “Ben bu gerçeği fark ettiğimde; kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim.”
Luther’in kim olduğunu anlamak için, tüm bunları bilmek çok önemlidir.
Fark ettiyseniz, Martin Luther’in yaşadığı içsel çelişkilerinden bahsettim. Şimdi de Reformasyon hareketini başlatan çok önemli tarihsel bir olaya değinmek istiyorum:

Endüljans: Papa X. Leo Roma’daki aziz Petrus katedralini tekrar inşa etmek istiyordu. Bu projeye maddi olarak destek bulmak için tüm Almanya üzerinde endüljans satılması için direktif verdi. Endüljans dedikleri bir kağıt parçasıydı. Papanın verdiği bu kağıt parçası yetkisiyle bir insanın, Araf denilen yerde geçirdiği zamanı ya tamamen ortadan kaldırılıyor; ya da azaltabiliyordu. Katolik öğretisinde Araf, acı verici bir yerdir. Öyle ki, kişiler işledikleri her bir günah için cezalarını çekerler. Katolik öğretisine göre, herkes de günahkar olduğundan, bundan şu anlam çıkmaktadır: hemen hemen herkesin bir zaman için Araf’a gideceklerine inanıyorlardı. 1000 ya da 2000 yıl. Bu da küçük günahkarlar için. Eğer para vererek bu endüljansı satın alabilseydiniz; Araf’ta geçireceğiniz zamanı azaltabilir ya da tamamen ortadan kaldırabilirdiniz. Bu nedenle de insanlar büyük bir istekle endüljansları satın aldılar.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Hristiyanlık - Birleşik Kilise #4
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Ocak 2014 , 16:54
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Hristiyanlık - Birleşik Kilise

Hıristiyanlığın kutsal kitabı İncil‘i kullanmalarına rağmen aslında Hinduizmle Hıristiyanlığın karışımı bir inanca sahip bir külttür.

İsmi birleşik olmasına karşılık günümüzde 2 büyük gruba ayrılmışlardır.Çeşitli ülkelerde 300 merkezleri vardır. Unity School of Christianity Kültü 1889 yılında Charles ve Myrtle Fillmore adlı karı-koca tarafından Missouri, Kansas City (ABD) de kurulmuştur. Charles kendisinin Aposte Paul ‘ün reenkarnasyonu olduğuna inanan biriydi.

Kültün iyi finanse edilmiş radyo ve Tv promosyonları ile milyonlarca duacılarının Prayer Line (Duacıların Çizgisi) adı verilen Silent Unity (Sessiz Birlik) kanalıyla yıllık altı milyona ulaşan güçleri ile etkindirler.

We Wisdom veya okul çocuklarına yönelik Daily Word adlı dindar eserler gibi milyonlarca trajlı kitap basıyorlar.Özellikle Hıristiyanlık adı altında kendi öğretilerini insanlara sunuyorlar böylece okuyucular Hıristiyanlık la ilgili şeyler okuduklarını düşünüyorlar.

Kültün İnançları

Unity School of Christianity Kültüne göre Tanrı ; Görünmez, insanüstü bir güç, bir prensip, kanun, varoluş, aktif bir ruhtur. Her şey de varolan kamuTanrısal (panteistik) bir Tanrıdır.

İsa sadece Hıristiyan bilinci taşıyan bir adamdır.Christ her insanda varolan bir mükemmellik durumudur. İsa çok yıllar önce yaşamış ve kendi kurtuluşunun arayışı içinde olan biridir.

Unity’e göre İsa “Son of David” yani Davud’un oğlu olarak isimlendirilmektedir ve isa nın evvelce bir zamanda David olarak şahıslaşmıştır. İsa Mesih ‘in birilerinin ruhu için feda edilip ölmediğini ve hiçbir zaman fiziksel olarak yeryüze bir daha dönmeyeceğini kabul ederler.

Kutsal Ruh bir şahıs değildir. Fakat eylemde Tanrının kuralıdır (kanunudur). Unity School of Christianity Kültü ‘ne göre kurtuluş ; her insanın Hz. İsa ‘nın Tanrının oğlu olduğu gibi kendisini de Tanrının oğlu olarak görmesiyle gerçekleşir. Hiçbir kötülük ,şeytan, ruh, zenginlik ve çok fayda yoktur. Kişi bu gerçekleri öğrenene ve mükemmel olana kadar reenkarnasyonlaşır. Pozitif düşünce her şeyin anahtarıdır.

Unity School of Christianity Kültüne göre ölüm kötü düşüncenin sonucudur. Kişi reenkarnasyonlaşabilir (yeniden doğabilir) taki aydınlanma gelene kadar.Külte göre cennet veya cehennem yoktur.

Charles ve Myrtle Fillmore çifti “pozitif düşünce - düşünme-” ile Mary Baker Eddy ‘ nin Hıristiyan Bilim’in (Hıristiyan Bilim ;Hindu dini ile Hıristiyan dininin karışımı olan yeni bir dini akımdır.Mary Baker Eddy tarafından Massachusetts ‘de 1875 yılında kurulmuştur…) iyi misyonunu geliştirebileceklerine inandılar. Onlar Tanrının her şahsın içinde olduğunu ve cennet ile cehennemin burada var olduğunu şimdi ise dünya üzerinde olduğu düşüncesini ileri sürdüler. Tanrı aşktır, sevgidir ve iyi bir sağlık için gizli bir formüldür. Eğer kişi Tanrının yada doğanın kanunlarını takip ederse iyi bir sağlığa sahip olur. Bütün bunların yanında “Laws of God” (Tanrının Kanunları -Kuralları-) Tanrının emirleri değildir. Yalnızca doğanın kanunlarıdır. Hz. İsa‘nın mucizeleri gerçekti çünkü Hz.İsa doğanın kanunlarının (kurallarının) takipçisiydi.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Hristiyanlık-İnanç ve İbadet sistemi #5
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Ocak 2014 , 17:17
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Hristiyanlık - İnanç ve İbadet Sistemi

Hıristiyanlık monoteist bir dindir, incillerde ve diğer mukaddes metinlerde bu anlayışı destekleyen ifadeler mevcuttur. (7) Ancak yine aynı metinlerde ve kilisenin sahih kabul ettiği incil metinlerinde isa için “Tanrı‘nın Oğlu” Allah için de “Baba” terimlerinin kullanıldığı görülmektedir. Hıristiyanlığın mukaddes kitabı’nda geçen “Ben ve Baba biriz”, “Babanızın Ruhu”, “Allah‘ın Ruhu” vb. deyimler, bunlar İslami çevrelerce teslis olarak yorumlanmaktadır.

Hıristiyanlıktaki iman ikrarına giren esasların nelerden oluştuğu incil metinlerinde açık bir şekilde yer almamakla beraber, bu prensiplerin ilk Havariler Konsili’nden itibaren tesbite başlandığı, son şeklini ise IV. ve V. yüzyıldaki konsillerde aldığı yaygın bir kanaat halindedir. Bununla beraber inançlar konusunda gerek kiliseler, gerek mezhepler arasında bazı ortak ana unsurlar bulunduğu gibi farklı anlayışlar da vardır. Günümüz Hıristiyanlarının da hemen büyük bir kesiminin kabul ettiği Havariler inanç sistemi ( 8 ) şu maddelerden oluşmaktadır:

1- Ben, Tanrı‘ya Kudretli Baba‘ya,

2- Biricik oğlu Rab isa’ya,

3- isa’nın Bakire Meryem ve Ruhul’-Kuds’ten doğduğuna,

4- Pilatus zamanında çarmıha gerilerek gömüldüğüne,

5- Ölüler arasından üçüncü gün dirildiğine,

6- Göklere yükseldiğine,

7- Baba‘nın sağında oturduğuna,

8- Ölüleri ve dirileri yargılamak üzere oradan ineceğine,

9- Ruhu’l-Kuds’e,

10- Mukaddes Kilise‘ye

11- Günahların bağışlanacağına,

12- Bedenin dirileceğine, inanırım. (9)

Hıristiyan Mukaddes Kitabı’nda “teslis” kelimesi veya O’na iman etmeye çağıran açık bir ifade mevcut değilse de isa’nın , “Baba, Oğul ve Ruhu’l-Kuds ismiyle vaftiz eyleyin” (10) şeklinde Havarilere emir verdiği bilinmektedir. Ancak ilk konsillerde bu konu tartışılmış, iznik Konsili (325) ‘nde Ruhu’l-Kuds’ün Tanrılığı karara bağlanmıştır. (11)

Bazı Dinler Tarihçilerine göre, monoteizm inancının hâkim olduğu Yahudi çevresinde çıkmış olan “teslis” inancı, büyük bir ihtimâlle isa’nın Tanrılaştırılmasının tabiî bir sonucu telâkki edilmelidir. Bunun yanında Ruhu’l-Kuds’ün de ayrı bir ilâhî varlık sayılması üç ayrı Tanrı anlayışına zemin hazırlamıştır. Daha sonraki dönemlerde birtakım kelâmî ifadelerle açıklanmaya çalışılan teslisin üç unsuru (Baba, Oğul, Ruhu’l-Kuds) bir ulûhiyetin üç ayrı görüntüsü olan bugünkü formülün benimsenmesiyle noktalanmıştır. (12)

Hıristiyanlara göre teslis öyle büyük ve gizemli bir kavramdır ki sırf insan aklı onu derinliği ve şümulü ile kavrayamaz. (13) Bu bakımdan, mahiyet ve köklerini araştırmaya girişmeksizin insanın O’na inanması gerekir. Bununla beraber Hıristiyanlık’taki inanç esaslarının bütün mezheplerce aynı şekilde benimsendiğini söylemek mümkün değildir. Protestanlığın inanç esasları ise şunlardır:

1- Mukaddes kitaplara iman,

2- Uluhiyete iman,

3- insanın günahsızlığına iman,

4- Günahların keffaretine iman,

5- Ahirete iman.(14)

Bu konuya son vermeden önce Hıristiyanlık’ta melek inancına birkaç cümle ile değinelim. Hıristiyanlık’taki melek inancının temeli onların masum ve ruhanî varlık oluşlarıdır. Ancak kilise bu ruhanî varlığı cisimlendirerek açıklamaktadır. Onlara göre melekler Allah‘a yardımcı olmakla görevlidirler. Ancak bazı Hıristiyan mezheplerinde melekler, insanlar gibi günah işleyebilir olarak algılanmıştır. Onlardan bazılarına “Tanrı‘nın Kızları” adı verilmiştir.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Kilise #6
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
04 Ocak 2014 , 17:42
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
KİLİSE

Yunanca "ekklesya" kelimesinden gelir; meclis, cemaat anlamındadır. Bu kelime, Eski Abidin Yetmişler Tercemesine İbrânî dilindeki "kahal"ı karşılamak üzere kullanılmıştır. Yeni Ahid'de yeralan Pavlus'un Mektupları'nda bütün Hristiyan cemaatını veya mahallî Hristiyan topluluklarını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Kelimenin Arapçası "kenîse"dir. Batı dillerinden meselâ; İngilizce'deki "church" kelimesi, Yunanca "kyriakon"dan (Rabba ait olan şey) gelir.

Kilise kelimesi, Yeni Ahid muhtevası içinde Hz. İsa (a.s)'ın sözleri arasında sadece iki yerde şu şekilde geçmektedir: "Ben de sana derim ki: Sen Petrus'suu ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım...", "Ve onu dinlemek istemezse, kiliseye söyle. Ve eğer kiliseyi de dinlemek istemezse, o sana putperest ve vergi mültezimi gibi olsun" (Matta 16: 18, 18:17). Yeni Ahid'de geçen diğer kilise kelimeleri, genelde mistik bir kavram halindedir. Meselâ; "İsa'nın vücudu" (Koloseliere 1:24), "Gelin" (Efesoslulara 5:25 vd.), Ma'bed (l.Korintoslulara 3:16) gibi. Yeni Ahid'de kilise kelimesi bir bina olarak hiç kullanılmamıştır. Aslında ilk Hristiyanların ibadet ettikleri ayrı bir yer yoktu. Onlar uygun yerlerde toplanıyorlardı. Ancak IV. Yüzyılda ma'betli devre başladı ve Hristiyanlar ibadetlerini yaptıkları bu yapılara kilise adını verdiler.

Hz. İsa, İsrail'in oniki kabîlesine tekabül eden oniki havari edindi. Böylece o, "Ben, İsrail evinin kaybolmuş koyunlarından başkasına gönderilmedim" (Matta 15: 24) sözleri çerçevesinde kuracağı topluluğun nüvesini oluşturdu. İlk kilisenin böylece ortaya çıktığını ileri süren Hristiyan ilâhiyatçılar, onun Tanrının melekûtu ile rabıtasını açıklıkla belirtemediler. Ancak üzerinde durdukları, sabırla ve itaata beklenilecek Tanrının Krallığı için kilisenin bir seçkin kimseler grubu olduğu idi (M.S.-J.C.Miller, The New Black's Bible Dictionary, London 1973, 102).

Yeni Ahid yazarları, bu arada Pavlus'a göre kilise, İsa Mesih'in gerçek anlamda bir çeşit dünyevî bedenidir. O, bu bedenin başı, tek tek Hristiyanları ise üyeleridir, A Dict. of Comprel. ed. S.G.F Brandon London 1970, 19). Aslında Hz. İsa, liderleri Petrus olan havarilere gerçekleri yayma görevini vermişti. Petrus, Hz. isa'nın Hristiyanlara göre çarmıh ve tekrar dirilişinden sonraki Pentakost günü Kutsal Ruh'un Kudüs'te ilk Hristiyan topluluğu üzerine inmesi sonucu meydana gelen kilisenin başı oldu. İlk kilise, Kutsal Ruh vasıtasıyle ilâhî güçle dolmuş oldu. Böylece kilisenin Hz. İsa'nın sadece bedenî hatırasından ziyade onun manevî varlığıyla bütünleşmiş olduğu kabul edildi. 0 günden sonra onun kilisede hazır bulunduğuna inanıldı. Kilise, gittikçe artan bir ilâhî yapı inancı içinde, dört yeleneyi muhafaza etti: Birlik, kutsallık, âlemşumullulük ve havarilere tebaiyer Petrus ve Pavlus'un Roma'da öldürülmesi, mezarlarının orada bulunması, Matta 16:18'deki açıklama, Roma Kilisesinin bütün Hristiyanlığı temsil ettiği iddiasına yolaçtı. Mahallî kiliseler de kurulmuştu. Görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Konsiller devresinden sonra 1054'te Roma papasının Bizans patriğini afarozu, onun da cevabiyle kesin bölünme gerçekleşti. Doğu Kilisesi, "Ortodoks" (asla sâdık), Batı Kilisesi ise "Katolik" (cihanşümul) adını aldı. XVI. Yüzyılda Batı Kilisesi kendi içinde bir bölünme daha yaşadı. Protestanlık ortaya çıktı (Bugün meselâ Amerika'da Protestanlığa dahil 250 çeşit kilise ve bir de müstakil kiliseler bulunmaktadır). Her kilise bir mezhep görüntüsü kazandı. Protestan reformcuları, kilisenin şahsiyetinin sakrament ayinlerinden ziyade Tanrının kelâmı ile bütünleşme olduğuna ağırlık verdiler. Pavlus'un, kilisenin Yeni İsrail olduğu (Romalılara 9:6 vd.) şeklindeki açıklamasına dayanarak her Protestan topluluğu, kendisini gerçek kilise olarak nitelendirdi ve Eski Ahit kilisenin kutsal literatürü diye yorumlanmaya başlandı (bk. J.B. Bauer, Encyc. of Biblical Theology, London 1970, 101 vd.).
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Standart Hristiyan Olmak İçin Ne Yapmalısınız ? #7
Üyelik Tarihi: 30 Mart 2013
Nereden: istanbul
Mesajlar: 5.997
Aldığı Beğeni: 687
Beğendikleri: 1068
19 Mayıs 2014 , 13:14
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.


Hıristiyan olmak bir futbol takımından bir başka takıma geçer gibi forma değiştirmek ya da falanca siyasi partiden usanıp öbürüne geçmek gibi bir taraf tutmak meselesi değildir.

Hıristiyanlık İsa'yı örnek almak, O'nun buyruklarına uymak ve ona yakışan ve İsa'nın yaşadığı günahsız hayata benzer bir yaşam sürmeyi arzu etmek, buna kesin karar vermektir. Ancak bu yeterli değildir, çünkü bu bir iman sorunudur. Kutsal Kitabın Rab'bin sözü olduğuna ve onda yazılanların doğru ve güvenilir olduklarına yürekten iman etmelisiniz. Eğer...

İsa için Kutsal Kitap o çarmıhta bizim günahlarımız için öldü, diyorsa ve bu size inanılmaz bir şey olarak görünüyorsa bu konuları araştırmanız doğru olur. Tanrı gözü kapalı bir imanı istemez, ancak unutmayın ki, insan aklı da bilgisi de sınırlıdır. Bütün sorularınıza cevap bulmayı beklerseniz, ömrünüzün son günü gelir ama iman edeceğiniz o gün asla gelmez. Kutsal Kitap, İncil/İbraniler imanı görmediğine inanmak olarak tanımlıyor. İman etmeniz gereken temel konular ise şunlar:

a. Tanrı sizi seviyor ve sizin için harika bir planı var.

b. Ancak insan Adem'den beri günah içindedir ve Tanrı'dan kopmuştur. Tanrı ile aramızda yaratılışta var olan yakın ilişki günah nedeniyle kırılmıştır.

c. Fakat bizi yaratan RAB Tanrı, bizi asla terk etmedi ve insanla barışmak istedi.

d. Tanrı, dünyayı o kadar çok sevdi ki biricik Oğlu'nu verdi. İsa Mesih çarmıhta senin yerine ve senin günahlarının cezasını çekerek, seni günahtan kurtarmak ve sana sonsuz yaşam vermek için öldü.
Dökülen kutsal kanıyla seni günahından arındırdı ve kendisine Rab ve Kurtarıcı olarak iman eden ve edecek olan herkese Tanrı'nın çocukları olma ayrıcalığını verdi.

e. Onu bugün hayatına kendi isteğinle ve imanla Rab'bin ve Kurtarıcın olarak davet eder, günahlarını itiraf ederek ondan af dilersen, Rab İsa söz verdiği gibi hayatına girerek ona düzen verir, günahlarını bağışlar ve sana vaktiyle elçilerine verdiği Kutsal Ruh'u verir.

f. Eğer yukarıda a-e arasında anlattıklarımın doğru olduğuna bütün kalbinle inanırsan bir odaya gir, yalnız başına ya da bir Hıristiyan kardeşin yanında bunlara inandığını açıkça söyle ve İsa'yı hayatına davet et. O bir hırsız değil. Kapıyı çalar ama nazikçe yapar bunu, onun için de İncil'de
İşte orada durmuş kapıyı çalıyorum. Kim sesimi işitir de kapıyı açarsa... dediğine göre kapıyı sadece çalıyor. Yumruklamıyor. Tanrının kendi yarattığı insana değer verdiğini, bu çok önemli kararı vermeyi insana bıraktığını gösterir.

Onu davet ettiğin anda Hıristiyan olursun, ama sakın unutma bu son değil sadece bir başlangıçtır ve bu yolu tek başına evinde Kutsal Kitap okuyarak yürüyemezsin. Bir kiliseye katılman ve her düşünceni o kilisenin önderleriyle paylaşman gerekir.
Hıristiyanlar Gök Tanrı’yı sahiplenip, nasıl Türklerin elinden aldı? #8
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
28 Ocak 2015 , 00:58
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.

Hıristiyanlar Gök Tanrı’yı sahiplenip, nasıl Türklerin elinden aldı?

Bizansın kökeninde Türk İzleri

Belki de Batının Türkleri tarih boyunca baskı altına almaya ve özünü unutturmaya çalışmasının temel nedeni buydu. Bizi eski inancımızdan uzaklaştırarak, kendi yaptıklarını sonsuza dek hasıraltı edebilmek!

İmparator Kostantin’in İhaneti

Roma’nın dünkü kolonisi, yıldan yıla görülmemiş bir güce kavuştu; Kıpçaklar sayesinde, hızla mamur bir ülke haline geldi. Türklerle ittifak, onu kazançlı çıkardı. Grekler, kendi şartlarını Mısır’a, Filistin’e, Suriye’ye ve bizzat Roma’ya dikte ettirdiler. Fakat bunlar Konstantin’e artık az geliyordu.

Konstantin325 yılında Konstantin, İznik şehrinde bütün Hıristiyan din adamlarını topladı. Bu, İznik ismiyle bilinen ilk ruhaniler toplantısı (Ekümenik konsül) idi.

Konsül, tek bir hedef gözetmekteydi. Bunu saklamadılar bile. İmparator, Konsül’e Hıristiyanlığın kilisesini kurmayı emretti; fakat bu kilise, artık Türk modeline göre değil, Grek modeline göre olacaktı. Uzun yıllar zihninde taşıdığı, uğruna her yola başvurduğu, işte buydu.

Grek kilisesinde Tengri ve Hristos, Konstantin’in fikrine göre, tek bir şahsiyet, daha doğrusu tek tanrı halini aldılar. Grekler, böylece, Tengri adını kullanarak, ilahi gücü ele geçirmeye karar vermişlerdi. Bunun için onlara İznik konsülü ve kendi kiliseleri gerekliydi.

Fakat Tengri’yi kendi kiliselerine kapatıp, Türklerin dualarına, ayinlerine, törenlerine, mabetlerine saldırdılar. Onların ruhi, manevi kültürlerinin hepsine.

Türklerin yüzyıllar içinde biriktirdikleri, şimdi Bizans’a, onun kilisesine geçiyordu. Bu, Türk milletine karşı işlenmiş bir suç değil midir? Böyle itina ile sakladıkları, bu değil midir?

İznik konsülünde hiç kimse, imparator Konstantin’in emrettiği şeyi anlamadı bile. Anladıkları zaman ise, öfkelendiler. Tanrı ile insanı birleştirmek, düşünülemeyecek kadar büyük bir saçmalıktı. Bu bir hakaretti.

Tengri’yi ilk olarak Mısırlı Piskopos Ariy müdafaaya kalktı. O, Tanrı’yla insanı aynileştirmenin imkansız olduğunu söyledi. Çünkü, Tanrı ruh, insan ise cisim, yani Tanrı’nın eseridir; o, ancak Tanrı’nın iradesi üzerine doğar ve ölür. Ariy, çok tahsilli bir adamdı. O, güvenle inandırdı. Onu, Ermeni, Arnavut, Suriye ve diğer ülkelerin kiliselerinin piskoposları selamladılar. Onlardan hiç biri, tabii ki, Hristo’yu inkar etmiyorlardı; fakat hiç biri Tanrı ile onu aynileştirmediler. Gök (Tanrı)’ün cezasından korktular.

İhtilaf hüzünlü bitti. İmparator Konstantin, kendisine muhalefet edilmesine müsaade etmeyeceğini söyleyerek, anlaşmazlığı kaba bir biçimde kesiverdi.

Fakat, muhalif piskoposlar fikirlerini değiştirmediler. Onlar, Konstantin’in emrine boyun eğmediler ve Tengri’yi Hristo’ya eş tutmadılar. Diğer bir deyişle, Derbent’te Türk din adamlarının kendilerine öğrettikleri temiz dini muhafaza ettiler.

Ermenistan, Kafkas Arnavutluğu, İveriya (Gürcistan), Suriye, Mısır, Habeşistan’ın Hıristiyan kiliselerinde, Tengri, gerçek Tanrı olarak kaldı. Sadece O’na dua ettiler. O’nun suretinin benzeri, ikonlar üzerinde tasvir olundu. O’na mabetler tahsis ettiler.

Şaşırtıcı olan şu: Türk hanları, İznik konsülünün farkına varmadılar; onlar sanki başka bir dünyada yaşıyorlardı. “Tanrı’dan başka tanrı yoktur” düşüncesiyle yaşıyorlardı.

Grekler bu defa da kurtuldular. Kendilerini tekrar aklamak için, Hristo’nun öğrencilerinin notlarını bulduklarını ilan ederek, Yeni Öğüt’ü [Ahd-i Cedid’i] Hristo’nun fiilleri ve soy ağacı ile ilgili kitabı uydurdular. Onların yalanı bitmiyordu.

Anılar nasıl bulunabilir? Nerede? Hristo adıysa, ancak II. yüzyılda ortaya çıktı. (Greklerin kendi ağızlarından ortaya çıktı!)

Türkler, bu gibi durumlarda, “Göğe tükürürsen, kendi yüzüne düşer” diyorlar.

Bununla birlikte, Yeni Öğüt’ü [Ahd-i Cedid’i] uyduranlar, kendilerini çok zahmete sokmadılar. Grek redaktörler, Geser (Tengri’nin oğlu)’le ilgili olduğunu bile bile, onun kahramanca davranışlarının bir bölümünü, Hristo’ya mal ettiler; bazı şeyleri ise, açıkça, Buda’nın hikayesinden aldılar.

Dinden çok uzak bu tür politikacılarla, böyle insanlarla Hıristiyanlığın ana kitabı oluştu; bu tür politikacılar, ona daha sonra birçok kere yeniden yazdılar. Bunun gerçek dinle hiçbir ilişkisi yoktu.

Konstantin, tam bir politikacı idi; o, her şeyden haberdar olduğunu, kendi kilisesini kurmak için elverişli bir an seçmek suretiyle, ne yaptığını çok iyi biliyordu. O sırada, Kıpçakların Alanlarla ilişkileri aniden ve köklü bir biçimde gerginleşmişti; Grek yenilikleriyle o kadar da ilgilenmediler.

Murad Adji

Çeviri Prof. Dr.Fahri UNAN

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)