izmir escort escort izmir porno porno izle
Ezidilik dini nedir? Yezidilik nedir? - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Like Tree1Beğeni
  • 1 Post By PySSyCaT

Ezidilik dini nedir? Yezidilik nedir? #1
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
14 Ağustos 2014 , 20:44
Alıntı ile Cevapla
Ezidilik dini nedir? Yezidilik nedir?

Yezidilik tarihte Hz. Muhammed'in emriyle babası "El-Hakem ibn-i Ebî el-ʿAs" ile birlikte Mekke'nin güneyindeki Taif kentine sürülen dördüncü Emevî Hâlifesi I. Mervan ile aynı soydan gelen Adi bin Musafir tarafından Zerdüştlük ilkeleri üzerine kurulan; evrenin ve insanların Azda adında bir tanrının görevlendirmiş olduğu Melek Tavus tarafından yaratıldığına inanan "Mushafa Reş" ve "Kitab el Celve" adlı kitapları dinî öğretilerinin ana kaynağı olarak kabullenen inanç.

Êzidîtîlik Dîni

"Êzidîtî dinî " 12. yüzyılda Şeyh Adi bin Musafir tarafından Zerdüştlük yerel Mezopotamya inançları ile İslâm Sufiliğinin kaynaştırılması neticesinde oluşan bir dinî inanç sistemidir.

Bu inançta Yezid bin Muâviye - "Sultân Êzi" (Yerin Nûr’u ve insanlığın sevinci) Adi bin Musafir "mürşid" kabul edilir..

Koyu bir Sünni olan Arap kökenli Şeyh Adi tarafından kurumlaştırılan bu dinde inananların çoğunluğu Kürtçe konuşmakta olup ağırlıklı olarak Irak'ın Musul kentinde yaşamaktadırlar.

Bazı araştırmacılara göre Yezidiler Kürtler tarafından asimile edilmiş Asurilerdir[6] Tarih öncesi dönemlerde Asurlular da kuş şeklinde simgeleştirdikleri ve kutsal kabul ettikleri bir şeytana tapmaktaydılar[7]

Suriye Türkiye İran Gürcistan ve Ermenistan'da da cemaatleri bulunan Yezîdîler'in bugünkü toplam sayısının 1000000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Bazı bilimsel araştırmalar ise Yezîdîler'in nüfusunun çok daha fazla olduğu yönündedir.

Ayrıca başta Almanya ve İsveç olmak üzere Avrupa ülkelerinde de birçok göçmen Yezîdî yaşamaktadır.

1970'li yıllara kadar özellikle Urfa-Viranşehir'de yoğun olarak yaşayan ve sayıları 80.000'i bulan Türkiye Yezîdîleri 1980'lerle beraber yurtdışına göç etmeye başlamışlardır.

1985 yılında 23.000'e inen sayıları 2007 yılında 377'ye kadar (Urfa'da 243 Batman'da 72 Mardin'de 51 Diyarbakır'da 11 kişi) gerilemiştir.

Türkiye Yezîdîleri'nin büyük bir kısmı bugün Almanya'da yaşamaktadır Avrupa Parlamentosu üyesi Feleknas Uca bunlardan biridir.

Yezîdîler'e Göre Yaradılış

19. yüzyılın sonlarında Mardinli Yezîdîler.

Başlangıçta Tanrı Azda kendi ateşinden Melek Tavus'u yaratır ve ona evreni ve insanı yaratma görevini verir.

Bununla birlikte yaradılış işinde Tavus'a yardımcı olacak altı melek daha yaratır.

Bunun üzerine Melek Tavus Azda'nın verdiği buyruk doğrultusunda ve yine Azda'dan aldığı bir toz ile Erkek ile Kadın'ı ve evreni yaratır.

Ayrıca ayak işlerini görmesi için de dört tane de cin.

Daha sonra Melek Tavus yarattığı bu iki insanı takdim etmek üzere Azda'nın yanına gider ve Azda Melek Tavus'a "Bundan sonra bu iki insana tabi olacaksın" der.

Bunun üzerine Melek Tavus "Bu iki insanı yaratan yoktan vareden benim niçin onlara tabi olayım ben sadece beni yaratan sana tabi olur sana ibadet ederim" der.

Bu ilk iki insandan toplam 80 çocuk dünyaya gelir.

Daha sonra bu ilk iki insan ideal insan konuda anlaşmazlığa düşerek kavgaya tutuşurlar ve sınavdan geçirilmelerine karar verilir.

Her ikisi de ruhlarını düşüncelerini bir küpe doldururlar ve ağzını kapatırlar.

40 gün sonra Erkek olanın küpünden Şahid bin Car adında güzel bir genç çıkar.

Kadınınkinden ise sürüngenler akrepler çıyanlar.

Adam Şahid bin Car'ı o kadar sever ki diğer 80 çocuğuyla artık ilgilenmez olur. Bu da kadın ve 80 çocuğu arasında kıskançlık ve nefrete neden olur.

Karar verirler Şahid bin Car öldürülecektir.

Kadın bir parola belirler ve suikastın yapılacağını bu parolayla bildireceğini söyler.

Ancak her şeyi bilen ve duyan Melek Tavus'u hesaba katmamıştır

Melek Tavus yarattığı dört cine emir verir ve cinler gece olunca bu 80 çocuğun ağızlarına üflerler. Uyandıklarında 80'i de farklı dil konuşmaktadırlar.

Bu sebeple annelerinin söylediği parolayı da anlayamazlar Şahid bin Car böylelikle Melek Tavus'un sayesinde kurtulur.

Daha sonra Şahid bin Car'a dişi bir melek gönderilir ve bundan olan çocuklar Yezidilerin atalarını oluşturur diğer 80Çocuktan dünyaya gelenlerse diğer insanları oluştururlar.

Yezidilikteki inançlar

Yezidiler kendilerine "Azday Halkı" adını verirler. İnançları arasında:

Dünya sonsuzdur dünyayı yaratan tanrı onu asla yıkmaz

Doğanın korunması ve doğaya saygıyı benimserler

Günde üç defa güneşe dönerek ibadet edilir

Çarşamba gününü dinlenme günü olarak kabul ederler çünkü Melek Tavus'un yaratıldığı gün İlk iki insanın yaratıldığı gün ve Şahid bin Car'ın meydana geldiği gündür çarşamba

Sonradan Yezidi olmaya izin verilmez

Şeytan'ın adını telaffuz etmek haramdır

Şeytan'ın adını anımsatan kelimeleri anmak (Kitan Şar Şat mel'un na'l) haramdır.

Yezidiler'in Kutsal Kitapları

Yezidiler'in iki kutsal kitabı olduğu ortaya atılmış;

1. Meshaf Reş :

15. yy da yazıldığı ortaya atılmış olan ve Yezidiler'in mitolojisini anlatan bir eser. Ayrıca kitabın sonunda Yezidiler'in yapmalarının yasak olduğu şeyler bildirilir.

2. Kitab el Celve :

Daha geniş bir zaman diliminde yazılmış Yezidiler'i bilgilendiren bir kitaptır. Bu kitabın içide bu kitabın sadece Yezidiler tarafından okunması gerektiği ve yabancıların eline geçmemesi gerektiği söylenir. Beş bölümden oluşur.

Birinci Bölüm: Melek Tavus'un ezeli oluşu ve sıfatları. Diğer dinlerin artık hükümsüz oluşu ve kitaplarının geçerlililiğini yitirmiş olduğu.

İkinci Bölüm: Ödül ve Ceza Reenkarnasyon.

Üçüncü Bölüm: Herşeyin Melek Tavus'un denetiminde olduğunu anlatan bölüm.

Dördüncü Bölüm: Mevsimler yasalar ile ilgili bilgiler ve yabancı inançlara kapılmamak gerektiğine dair uyarılar.

Beşinci Bölüm: Kendisini simgeleyen kavramlara saygılı olmayı buyuran bölüm.
Bugün çağdaş dilbilimciler bu eserlerin aslında Yezidilerin kutsal kitabı olmadığını kabul ederler ve yukarıda geçen iki eserin de eski çağlara dayanmadığı kanıtlanmıştır.

Bunun en büyük sebebi Yezidiliğin büyük ölçüde sözlü bir edebî geleneğe dayanmasıdır; bu sebeple büyük İbrahimî dinlerdeki gibi bir yazılı kutsal metin mevcut değildir.

Bununla birlikte son zamanlarda Yezidiler ritüellerde kullandıkları şarkılar gibi çeşitli dinî sözlü edebiyatı yazılı forma geçirmeye ve basmaya başlamışlardır.

Kaynak: Vikipedi
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Yezidilerin Kutsal Kitabı - Kitabül Cilve #2
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
14 Ağustos 2014 , 21:19
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Yezidilerin Kutsal Kitabı - Kitabül Cilve

Kitabu'l Cilve


Bütün yaratıklardan önce var olan Melek Tavus'tur.

•Ve O, kendi seçilmiş insanlarını uyarmak ve yanlışlardan ve hatalarda koruyup uzak tutmak için bu dünyaya yardımcılarını
gönderdi.

•İnsanlarını ilk önce sözlü olarak ve ikinci olarak da bu kitapla uyardı ki, onu yabancıların okuması ve görmesi yasak kılınmıştır.

I

•Ben ki, varım ve vardım!

•Ve ebediyete kadar var olmaya devam edeceğim.

•Ve benim hükmüm bütün yaratılmışlara geçer.

•Kudretim altındaki yaradılmışlarla ve eşyalarla ilişkili her olay ve şey benim emir ve iznimle olur.

•Bana inanarak, ihtiyaç duyduğunda beni çağıran kimsenin o anda yanında olurum. Çünkü benim var olmadığım bir yer düşünülemez.

•Beni kabul etmedikleri için bana düşman olan insanların kendi menfaatlerine uygun olmadığı için kötülük diye vasıflandırdıkları bütün olaylar benim emir ve isteğimle olur.

•Her asrın, benim seçtiğim bir idare eden vekili vardır.

•Değişen her nesille birlikte dünyanın vekili de değişir.

•Vekiller kendi dönemleriyle ilgili görevleri yapmak için sırayla gelirler.

•Yaradılıştan gelen özelliklerin kıymetleriyle mukayeseli olarak suçları affederim.

•Buna karşı çıkmaya cesaret eden kişinin üzerinden azap ve sıkıntı eksik edilmeyecektir.

•Benim karar verdiğim olur ve başka bir tanrı beim işlerime ve haraketlerime karışamaz, müdahele edemez.

•Yabancıların kutsal kitapları artık hükümsüz kılınmıştır ki, bunlar peygamberler veya havariler tarafından bile yazılmış olsalar
hükümsüzdürler.

•Yabancıların kutsal kitapları bozulmuşlardır, birbirlerini yalanlayıp,hükümsüz kılmaktadırlar, isyankar özellikler kazanmışlardır.

•Doğru olanla yanlış olan arasındaki fark, yaşanılan devrin şartlarına göre değerlendirilecektir.

•Sayısı benim tarafımdan bilinen günler için yetkilerimi verdiğim bilge ve sezgileri güçlü vekillerimin kararlarına göre insanlarımla
aramdaki sözleşmeye uyacağım ve bana inan insanlarıma verdiğim sözlerimi tutacağım.

•Yaşanılan zaman için faydalı olacak olan neyse uynu dikkate alırım ve olayların gelişme şeklini de gözden kaçırmam.

•Benim yolumu kabul edenleri yönlendirir ve aydınlatırım.

•Bana uyan insanlarım ruhsal vecd ve sevincin en büyüğüne kavuşurlar.

II

•İnsanları mükafaatlandırmak veya cezalandırmak, benim tarafımdan
en iyi şekilde bilinen usullerle, benim elimdedir.

•Toprağın altındaki ve üstündeki herşey benim kontrolüm altındadır.

•Benim insanlarımın dışında kalan kavimlere yardımcı olmayı üstlenmem fakat gerekince onlara iyilik yapmaktan da uzak kalmam.

•Ve benim seçilmiş insanlarımdan ve bana hizmetlerini uysallıkla sunanlardan yardımımı hiç esirgemem.

•Benim gizli ve açık imtihanlarımdan geçen insanlarıma tesirli bir kontrol kuvveti veririm.

•Bu insanlar, benim irademe göre bana inanan ve benim gösterdiğim yolumda olanlara belli durumlarda yardımcı olurlar.

•Zengin eden benim ve fakir eden de benim; Benim mutluluk veren ve mutsuzluğu getiren. Bunların hepsi zamanın ve mekanın şartlarına
uygun olarak tezahür eder.

•Hiç bir güç yoktur ki, benim iş ve isteklerime karışmak ve benim kontrololümdeki bir insanı kudretimden uzaklaştırabilmek gücüne
sahip olsun. Ayrıca hiçbir gücün buna hak ve selahiyeti de yoktur.

•Bana engel olmaya çalışanlara musubetler ve Izdırap yağdırırım.

•Benim emir ve isteklerime uyan kimseler diğer insanlar gibi ölmezler.

•Herkes için belirlediğim bir süre vardır ve bu aşağı dünyada hiç kimse, onun için tayin ettiğim zamandan fazla kalamaz ve buna
tahammül de etmem.

•Fakat istediğim kişiyi ruhunu başka bedenlere sokarak bu dünyaya tekrar tekrar, defalarca gönderebilirim. Bu Evren'in yasasıdır.

III

•Beni sevenlere ve öğretimmi ve yolumu kabullenenlere en doğru yolu bilinmedik araçlarla belli eder, öğretirim. Yönlendirmek için kitap göndermeye de gerek duymam.

•Benim kurallarım zaman ve mekan şartlarına göre belirlenmişlerdir ve baskıcı ve bunaltıcı değildirler. Asla!

•Bundan başka dünyalar vardır. Ve ben yasalarımı dinlemeyenleri ve karşı çıkanları diğer dünyalarda cezalandırırım.

•İnsanların sıksık hataya düşmeleri, onlardan istenen şeyleri bilmemelerinden dolayıdır.

•Yerdeki, gökteki ve Denizlerdeki bütün hayvanların ve balıkların hepsi benim idarem ve kontrolüm altındadırlar.

•Dünyanın derinliklerinde gizli olan bütün hazineler ve diğer değerli şeyler benim bilgim dahilindedirler. Ben imkan sağlarım, onların
istediğim kadarının bulunmasına ve alınmasına.

•Bunlara sahip olacak olan, hakkeden kimselere ve benden uygun zamanda dileklerini dileyenlere, gizli mucizelerimi ve işaretlerimi belli etmekten de kaçınmam.

•Yabancıların bana ve benim yolumdan gelenlere gösterecekleri ve gösterdikleri düşmanlıklar ve baskılar ve karşı çıkışlar sadece onların kendilerine zarar vericidir.

•Çünkü onlar bilmezler! Bilmezler ki, Servet ve kudret sadece benim ellerimdedir ve onları sadece insanlar arasında hak etmiş olanlara
veririm.

•Dünyanın idaresi, yüzyılların arka arkaya tespih gibi dizilmeleri ve temsilcilerimin her yüzyılda ve dönemde değişmesi sonsuza kadar
benim ellerimde ve tasarrufumdadır.

•Kim ki, dürüst şekilde yürümezse, kendi belirlediğim bir zamanda onu başladığı yere döndürereceğim ve cezalandıracağım.

IIII

•Dört element ve dört mevsim vardır.

•Bunları, yaratıklarımın ihtiyaçları karşılansın diye bağışladım.

•Diğer kavimlerin kutsal kitapları, benim kural ve kanunlarıma uygun oldukları derecede ve bana ve benim kurallarıma karşı çıkmadıkları
ölçüde benim tarafımdan kabul edilirler.

•Herşeye rağmen, yabancıların kutsal kitapları büyük ölçüde saptırılmışlardır. Üçü bana karşıdır ve nefret ederim ben üç isimden.

•Benim sırlarımı saklayanlara verdiğim ödüllendirme sözümde duracağım.

•Benim yolumda hiç şikayet etmeden acı çekenleri, hiç şüpheleri olmasın ki, bu dünyada veya başka dünyaların birinde ödüllendireceğim.

•Benim insanlarım bir arada, cemaat olarak yaşasınlar ki, ancak böyle kendilerine düşmanlık gösterenlere karşı durabilirler.

•Ey yasalarıma uyanlar! Asla kafanızı meşgul etmeyin yabancı olan ve benden kaynaklanmayan fikirlerle.

• Sakın bana yakıştırılan isimleri ve benim ismimi dile getirmeyin, yabancıların yaptıkları gibi.

•Aksi takdirde günah işlemiş olursunuz.

•Bu konular sizin idrak ve anlayışınızın üzerindedir.

V

•Saygınızı sunun! Beni sembolize eden herşeye ve resimlere.

•Onlar size her zaman benim kural ve kanunlarıma karşı olan tutumlarınızı hatırlatacaklardır.

•Uyun yardımcılarımın emir ve öğütlerine! Kulak verin sözlerine ki,benden alınan öbür dünyaların bilgisini size geçirebildinler.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Yezidilik Dini Hakkında Bilgiler #3
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
27 Ekim 2014 , 23:18
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Yezidilik

Yezidilerin Kimliği Karma bir dinin mensubu olan Yezidi´lerin Arap, Kürt ve Asur kökenli oldukları ileri sürülmektedir. Çeşitli kültürlerin birbirlerine karıştığı Ortadoğu´da ulusal kimlikleri olmayan İran´daki Bahailer, Lübnan´daki Dürziler ve Maruniler gibi Yezidiler de dini bir cemaattir. Yezidi inancının, Hariciliğin İbadiye kolundan ayrıldığı söylenen Yezid bin Ebi Uneyse´ye dayandığını ileri sürenler olduğu gibi Yezidi adının eski İran inançlarındaki İyilik Tanrısı İzd ya da Yeda´dan geldiğini de savunanlar vardır. Ancak Yezidliğin, Emevi soyundan ünlü mutavassif Şeyh Adiy bin Musafir´le olan ilişkisi ise tartışmasızdır. Son 30 yıl içinde kendilerine geçmişten gelen ulusal bir kimlik arayışına giren Yezidiler, Arap Kimliğinden ziyade Kürt ve Asur Kimliğinden birini seçme konusunda bir tercih yapmaya çalışmaktadırlar

YEZİDİLİĞİN TARİHİ

Yezidilerin kökenleri ve tarihleri ile ilgili somut, yeterli bilgi ve belgeler mevcut değildir. Yezidilik inancının öncülü Şeyh Adiy´in Adaviler (Adaviyye) tarikatıdır. Yezidilerce, Yezidi inanç sisteminin kurucusu ve peygamber olarak kabul edilen Şeyh Adiy Bin Musafır, aslında Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani ile birlikte İslam alimi İmam Gazeli´den ders almış; Müslüman inançlı bir sufi olarak kabul edilmektedir. 1072 yılında Lübnan´da Baalbek´te dogan Şeyh Adiy, 1116 yılındaki Mekke´ye hac ziyaretinden sonra öldüğü 1162 yılına kadar Laleş Vadisi´ndeki (Kuzey Irak´taki Duhok İli ´nin yaklaşık 29 km. doğusunda, Musul´un da 57 km. kuzeyindedir) eski bir Hıristiyan manastırını dergaha çevirerek mürit yetiştirmiştir. Adiy bin Musafir 1162 yılında öldüğü zaman Laleş´teki dergahına gömülmüş ve türbesi çok geçmeden hac ziyareti için gelinen tapınağa dönüştürülmüştür. Şeyhin vefatından sonra makamına yeğeni Abu´l Bereket bin Sahr seçilmiş; onun önderliğindeki müritleri "Adaviler" adıyla anılmaya başlamıştır. Tarikat ise Adavilik ve bilahare Sehbetilik diye adlandırılmıştır. Adaviliğin antik inançlarla sentezlenmesi ve Hakkari yöresindeki aşiretler arasında yaygınlaşması, tarikatın başına geçen Şeyh Adiy´in torunu Hasan bin Adiy döneminde olmuştur. Moğolların bölgeyi istilasından sonra 13 ve 14. yy.da bölgedeki otorite boşluğundan yararlanan Yezidilik faaliyeti, Musul, Hakkari, Botan çayı yöresi, Cizre, Nusaybin, Mardin, Van ve Urmiye´deki aşiretler arasında kök salmıştır. 1415 yılına kadar unutulan ancak bu tarihten itibaren taraftar kazanmaya başlayan ve bilahare Yezidilik adını alan Şeyh Adiy´in öğretisinin öncülü olduğu bu yeni dinin sembolü, tavus kuşudur. Ama bu sembol, tavus kuşundan ziyade horoza benzemektedir. Dinlerinin çok eski olduğunu, kurulusu üzerine tarihi bilgilerin zaman içinde unutulduğunu, kaynaklarının kaybolduğunu söyleyen Yezidilerle ilişkiye geçerek, dinleri üzerinde bilgi edinmek isteyen gerek Müslümanlar gerek 18 ve 19. yy.larda bölgeye gelen Hıristiyan misyonerler de pek bir şey öğrenememişlerdir. Çünkü Yezidilik bir sır dini olduğu için Yezidiler, kendilerine sorulan soruları, soranların duymak istediklerine göre yanıtlamışlardır

YEZİDİ İNANÇLARI

Yezidilik; - Eski putperestliğe, - Zerdüştlüğe (iyilik ve kötülüğün mücadelesi), - Maniliğe (İrfan), - Yahudiliğe (Beslenme ile ilgili hükümler, haram yiyecekler), - Hıristiyanlığa (Vaftiz, nikahta ekmek ve şarap ayini, evlenmelerde kiliseleri ziyaret, şarap içmek), - İslamiyet´te (Sünnet, oruç, kurban, hac, mezar taslarında İslam ´i kitabeler) - Sufi-Rafiziliğe (İnancın gizliliği, vecd, şeyhe saygı), - Sabiiliğe (tenasuh ve ruh göçü), - Samaniliğe (gömme adeti, rüya tabiri ve dans), - Paganizme (Ay ve güneşe tapma) ait Bazı unsurları ihtiva eden ve kökeni yeterince açık olmayan bir inanç sistemidir. Yezidilik inancında Tanrı, dünyanın koruyucusu değil sadece yaratıcısıdır. O, faal değildir ve dünya ile ilgilenmemektedir. Tanrı iradesinin faal ve yürütücü uzvu, Tanrı´nın ikinci şahsiyeti olan "Melek Tavus"tur. Melek Tavus, Tanrı ile bir, çözülmez bir şekilde Tanrı´ya bağlıdır. Bu anlamda Yezidiler, tek tanrılı olarak kabul edilebilirler. Ancak Yezidi inancında, Tanrı ile insan arasında vasıta olarak hizmet gören yari ilahlar bulunmaktadır. Yezidilere göre; Melek Tavus, bir iyilik tanrısıdır. Yezidiler şeytana, tövbe etmesi sebebiyle Tanrı tarafından bağışlanan gözden düşmüş bir melek olarak bakarlar. Şeytanın adının, Tanrı olarak söylenmesi yasaktır. Yezidiler,dışarıdan anlaşıldığı manada ne cehenneme, ne cehennem azabına ne de şeytana inanırlar. Yezidi inancına göre; ruh, ölümden sonra başka gövdelere geçerek varlığını sürdürmektedir. Güneş, ay ve yıldızlar ışık saçtıklarından dolayı kutsaldır. Çünkü Melek Tavus da bir ışık kaynağıdır. Yezidi topluluğu, Adem ile Havva soyundan değil Cebbar bin Sehid adlı başka bir yüce varlıktan türemiştir. Yezidiler her çağda yeni bir peygamber gönderileceğine, her yerde bulunan Melek Tavus´un bütün Yezidileri koruyacağına ve kurtaracağına inanmaktadırlar. Mashaf-i Res´te, "Tanrımız şeytanın adını ya da onu anımsatan sözcükleri zikretmek yanlıştır" diye buyrulduğundan Yezidiler, Tanrı-melek mertebesine koydukları "Şeytan"in adını anmadan, onun için "İsmi güzel melek" derler. Ayrıca "kaytan, ser, melun, lanet" gibi kelimeleri de kullanmazlar. Yezidiler için ateş, nur yani ışık saçan bir kaynak olduğu için kutsanır ve ona asla tükürülmez. Yezidiler, bazı besin maddelerini yemez, bazı renkleri tercih ederler. Beyaz, kahverengi, kırmızı, yeşil ve siyah kutsal sayılmakta mavi renge ise itibar edilmemektedir. Beyaz giysi, temizliği simgelemekte; kadınlar mutlaka beyaz iç çamaşırı giymekte; erkekler öldüklerinde yüce makama temiz çıksınlar diye beyaz giysiyle gömülmektedirler. Yezidilerde temel haram yiyecek, maruldur. Buna börülce, salatalık, lahana gibi sebzeler ile balık, geyik ve horoz eti de eklenebilir

YEZİDİLERDE İBADET

Yezidilerin yerine getirmeleri şart olan dini vecibeleri şahadet, namaz (ibadet), oruç, zekat ve hacdır. Onlara göre tanrının birçok ismi vardır. Bunların en güzeli ve en çok kullanılanı "Hüda" olanıdır.

Şahadet

Yezidilerde şahadet, tanrının sonsuz kudret sahibi, Şeyh Adiy bin Musafir´in tanrının meleği ve Yezidilerin mürşidi, Sultan Yezid´in tanrının meleği, yerin nuru ve insanlığın sevinci, Melek Tavus´un da Tanrı´nın meleği ve elçisi olduğuna inanmaktan oluşur. Bunu aksam yatarken, sabah kalkarken de tekrarlarlar.

Namaz

Namaz (İbadet) Yezidilerde yılda bir kez Laleş´te Şeyh Adiy´in türbesine yapılan hac esnasında gerçekleştirilen toplu ibadetin haricinde toplu ibadet etme yoktur.Namaz, sabah ve aksam kılınır. Namazdan önce eller ve yüz yıkanır. Sabah namazı için dışarıya çıkılarak güneşin sarılığı belirgin olduğunda güneşe karşı ayakta durulup üç defa eğilmek (rükua varmak) suretiyle dua okunur. Aksam namazında da yine dışarıda güneşe karşı durularak dua okunur. Yezidiler ibadetlerini kimsenin görmesini istemezler. Bir yezidi ibadet ederken başka dinden biri görürse rükua varmaz ve sadece acunun içini güneş ışığına tuttuktan sonra elini ağzına götürüp öper.

Oruç

Yezidilerde Oruç Yezidilerde genel ve özel olmak üzere iki tür oruç vardır:

1. Genel Oruç

Eylül ayinin 3 ile 5 inci günleri arasında tutulan bu oruca Yezit orucu da denilmektedir. Ayrıca Hızır İlyas için üç gün oruç tutmak da Yezidi geleneklerindendir. Yezidi inancına göre, Allah üç gün oruç tutulmasını emretmiştir. Bu inanca göre kutsal kitaplarında oruçla ilgili yazılan üç gün kelimesini yabancılar yanlış olarak yani otuz seklinde anlamışlardır. Yezidiler tutulan üç günlük orucun otuz olarak kabul olunacağına inanırlar.Sabahleyin güneşin sarılığı ile başlayan ve aksam gün battıktan sonra sona eren oruçta yemek içmek yasaktır.

2. Özel Oruç

Yalnızca din adamlarına özgü olan özel oruç, Aralık ayında 20, Temmuz ayında 20 ve 15-20 Eylül tarihleri arasında Şeyh Adiy´in türbesine yapılan ziyaretin ardından da 40 gün olmak üzere toplam 80 gün tutulur.Yezidiler iftar sofrasında şarap bulundururlar.

Zekat

Yezidilerde zekat müritlerin gelirlerinin % 10´u şeyhlere, % 5 pîre ve % 2.5´ini fakire vermekten oluşur

Hac

15-20 Eylül tarihleri arasında Irak´ta bulunan Şeyh Adiy´in mabedine yapılan hac, Yezidiler için yapılması şart olan dini ve milli bir vazifedir. Şeyh Adiy´in sandukasını üç kez tavaf edip kaideye yüz süren her Yezidi, hacı olmuş sayılır.Şeyh Adiy´in sandukasını üç kez tavaf edip kaideye yüz süren her Yezidi, hacı olmuş sayılır. Şeyh Adiy´in Laleş Vadisi´ndeki dağın eteğinde olan mabedine Sırat Köprüsü denilen bir köprüden geçerek giden Yezidiler, kaynağı mabette bulunan zemzem adını verdikleri su ile çocuklarını vaftiz ederler. Bu hac merasimi; nehirlerde yıkanma, sancakların yıkanıp vaftiz edilmesi, rahiplerin dansları, mukaddes kabul edilen mezarlara kandil yakılması, kurban edilen bir öküzün etinin dağıtılması, özel yapılmış yemeklerin yenmesiyle kutlanır. Ayrıca bu hac sırasında saygı gösterilen ve şahıs isimleri verilen dut ağaçları ziyaret edilir. Çevreden tek ağaç dalı kesmek bile günahtır. Kutsal vadinin hiçbir yerinde ayakkabıyla dolaşılmaz; kadınla cinsel ilişki kurulmaz ve içki içilmez

Duaları

Yezidilerin güneş doğarken ve batarken ona doğru yönelerek dua okuma adetleri, güneşe ve aya taptıklarına dair yanlış bir telakkiye sebep olmuştur. Gerçekte bu duanın nedeni Yezidilerce Tanrı (Melek Tavus)´nın, "Ay ve karanlığın", ve "Güneş ve aydınlığın" efendisi olarak kabul edilmesidir. Yezidi duaları dört tanedir.Bunlar ;

1. Sabah duası,

2. Evger duası: Bu da sabahları okunur,

3. Güneş batisi duası: Buna güneş duası da denir.

4. Aksam duası: Buna şahadet duası da denir. Yatağa yatınca okunur. Bu dua Melek Tavus´a yapılıp yedi meleğe hitap edilir.

Tatil ve Bayramlar
Bayramlar Yezidi kutsal kitabına göre, Cumartesi dinlenme günüdür. Yezidilerin önem verdikleri dört dini bayramları vardı

1. Sar-i Sal (Yeni yıl) Bayramı

Sarsali, Sarsaliya da dedikleri bu bayram Nisan ayinin ilk Çarşamba günü kutlanır. Bugün meleklerin gece boyunca bereket dağıttıklarına inanılır. Yezidilerin yaşadıkları her köyde ve yerleşim birimlerinde kutlanan bu bayramın ön hazırlığı olarak aile mezarları ziyaret edilerek mezar taslarının üzerine yolu oradan geçenlerin yemesi için, içinde kuru üzüm, yumurta, kuru incir ve çeşitli çöreklerin bulunduğu tepsiler konur.

2. Yaz Bayramı (Çesna Havini)

Temmuz´un 18 ile 21´i arasında Irak ´ın Lalis bölgesinde kutlanan bu bayrama Şeyh Adiy bayramı, kırk gün bayramı da denir. Yaz orucunun tamamlandığı günün ertesinde baslar.

3. Cemaat Bayramı

Şeyh Adiy´in bir araya getirdiği ilk cemaatin anısına 6-13 Ekim tarihleri arasında kutlanan bu bayrama katılmak Yezidi inancına göre hac farizası sayılır ve her Yezidi için bir borçtur.

4. Doğum Bayramı

Yezidilerin dördüncü bayramı herkesin üç gün oruç tutarak karşıladığı 1 Aralık sabahı başlayıp aksamı biten Halife Yezid´in doğum günü olarak anılan bayramdır. Yezidiler Ayrıca Müslüman ve Hıristiyan komşularıyla birlikte onların Hıdırellez ve Aziz Sergius Yortusu gibi bayram ve yortulara da katılırlar. Yezidilerde geleneksel bir biçimde 21 Mart´ta kutlanan Nevruz Bayramı dini olmaktan çok folklorik bir nitelik taşır.

Ahret Kardeşliği

Her Yezidi´nin bir ahiren kardeşi ile bir ahiren bacısı olması mecburidir. Ahiren kardeşliği her defasında el öpmeyi ve ölümde yardım etmeyi emreder.

Vaftiz

Yezidi çocukları doğduktan 40 gün sonra bazı yerlerde de doğumun ilk haftasında Pirler tarafından Şeyh Adiy´in mabedindeki zemzem suyuna üç defa daldırılmak suretiyle vaftiz edilirler. Laleş´in dışında yasayan Yezidiler için kavvallar tarafından getirilen vaftiz suyu kullanılır.
Sünnet ve Kirvelik

Çocuk vaftiz edildikten bir hafta sonra vaftizi yapan Şeyh veya Pir tarafından sünnet edilir. Bu adete, Kuzey Irak´ta "karif" denilmekte ve Yezidi çocuğu komşu veya dost bir Müslüman kirvenin dizine yatırılarak sünnet işlemi gerçekleştirilmektedir. Kirveliğin Yezidilerde çok önemli bir yeri vardır. Başka dinden olanların kirve yapılması ile o dinin mensuplarıyla dostluk köprüsü oluşturulmakta, muhtemel düşmanlıklar önlenmektedir.

Ölüm ve Cenaze

Töreni Yezidiler birinin vefatında ölünün kıymetli elbiselerini bir ağaç parçasına giydirip, kokular sürüp süsledikten sonra etrafında dönerler. Bu arada ölünün iyiliklerinden bahsedip ağlayarak dövünürler. Bu tören, üç gün devam eder.

Ölen Yezidi, yüksek sesle salavat getirilerek ahiren kardeşinin huzurunda Yezidi şeyhi tarafından yıkanır. Ölünün ağzına, kulaklarına, gözlerine ve kalbinin üzerine Şeyh Adiy´in türbesinin toprağından yapılmış çamur sürülerek kolları çapraz vaziyette, bası doğu istikametinde gömülür. Ölümün 3, 7 ve 40. günleri ile yıl dönümlerinde anma törenleri düzenlenir, Yezidi yoksullarına yiyecekler ve sadaka verilir. Ölümünden sonra bir din adamı veya bir koçak tarafından görülen rüyanın yorumu yapılarak ölenin ruhunun yeniden doğması meselesi çözülmeye çalışılır.

Yezidilerin ölü gömüldükten sonra mezar başında ölüye hitaben yaptıkları telkin duası çok ilginçtir. Yezidilerin telkin duası su şekildedir: "Ey ölü kişi! Gelecektir üzerine Münker ve Nekir melekleri! Sana soracaklar: hangi dindensin Sen, de ki ben Ezidiyim (Yezidiyim). Şeyhim, Şeyh Adiy´dir."

RUHANİ YAPI


Yezidiler, müritler ve ruhaniler olmak üzere iki toplumdan oluşmuştur.

1. Müritler

Yezidi toplumunun en büyük kastini oluştururlar. Her Yezidi, her gün elini öpmek, yanında şarapla orucunu bozmak, hacla ilgili her türlü hizmetini yerine getirmek mecburiyetinde olduğu bir şeyh ya da pirin mürididir. Köylerde çiftçilik ve hayvancılıkla uğrasan müritlerin görevleri kendi üstlerindeki sınıflara hizmet etmek ve vergi vermektir.

2. Ruhaniler (Ruhan, Kahane, Rahip)

Bunlara olağanüstü saygı gösterilir. bazı hallerde ruhanilik irsi olarak kadınlara da geçebilmektedir. Ruhaniler (Rahip) aşağıdaki altı sınıfa ayrılmışlardır:

a. Şeyhler

Şeyh Adiy´in müritlerinden veya kardeşlerinin soyundan olmaları gerekir. Beyaz bir elbise giyip, siyah bir sarık sararlar; evleri Yezidiler için mabet olarak kabul edilir. Okuma-yazma isleriyle uğraşırlar, cenaze törenlerini yönetirler. Oruçta, bayramlarda, evlenmelerde ve sünnet merasimlerinde de görev yaparlar.

b Pirler

Şeyhlerden sonra Yezidilere yol gösteren yaslı ruhanilerdir. Elbiseleri siyah olup baslarına siyah veya kırmızı tüylü sarık takarlar. Hacca gelenlerin yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması bunların görevi olup dini törenlerin düzenlenmesinde şeyhlere yardım ederler. Şeyhler ve pirler, dokunulmazlık haklarına sahip ruhani reislerdir. Vazifeleri, müritlerini ve cemaatlerini kötülükten uzak tutmaktır. Bayram günlerinde, oruçlarda, evlenme ve ölümlerde, vaftiz, sünnet ve hastalıkların tedavisindeki dini görevleri yerine getirirler.

c. Fakirler veya Karabaşlar

Sadaka ile dünyevi zevklerden kaçınan Fakirler, aileler arasında arabulucu ve barışı sağlayıcı olarak Yezidi toplumunda görev yaparlar.

d. Kavvallar

Bunlar Şeyh Adiy bin Musafir´in türbesi civarında oturan görevlilerdir.Dini bayramlarda ve dinsel törenlerde ilahiler söyleyip çalgı çalarak ruhanilere hizmet ederler. Kavvallar, Yezidiler arasında birliği sağlamak, imanı kuvvetlendirmek ve köy halkının verdiği zekatı toplamak amacıyla Yezidi sancakları (Melek Tavus´un heykeli) ile yılda bir defa köyleri dolaşırlar.

e. Kuçekler

Irak ´ın Laleş bölgesinde oturan Kuçeklerin sayıları azdır. Şeyh Adiy´in türbesinde hizmet ederler. Kavvallara yardımcı olarak köylere gezilerde, sancakları (Melek Tavus heykeli) taşırlar.

f. Çömezler (Avhan veya Avanlar)

Ruhanilerin en alt tabakasını oluşturur. Şeyh Adiy´in türbesinin bakim ve temizliğinden sorumludurlar. Dini yapının hiyerarşik zirvesinde biri Sayh Nasir olarak adlandırılan dini, diğeri de Mirza-Beg veya Amir al-Umara denilen dünyevi islere bakan iki reis bulunur. Sayh Nasir en üstün (Mir-i Sayhan) şeyh olup en yüksek manevi makamı temsil eder. Mukaddes yazıları en iyi onun bildiğine, tefsirlerinde hiç yanılmayacağına inanılan Sayh Nasir´in evi, Şeyh Adiy´den sonra Yezidilerce en kutsal yer sayılır. Yezidilere, Yezidilikten çıkarma cezası yalnızca Sayh Nasir tarafından verilir. Mirza-Beg, Yezidilerin emiri olup en yüksek siyasi makamı temsil eder. Bütün dünyevi islerde verdiği kararlar kesindir. Yezidi halkını, dışarıda temsil etme yetkisine sahiptir. Yezidilerde emirlik, babadan oğla geçmektedir

Sancak

Sancak (Sincak , Sencik, Cem-i Sanacık) Yezidilik en açık ifadesini, horoz seklinde pirinç, bakir veya tunçtan yapılmış "sancak"ta bulur. Yezidilerin elinde sancak adıyla anılan yedi adet tavus heykeli bulunmaktadır. Bu sancaklar, Yezidilerin yeryüzündeki dağılım bölgelerini simgelemektedir. Dini makamda oturan şeyhe ilahi bir kudret bahsettiğine inanılan sancaklar, Tavushane denilen özel ve güvenli bir yerde muhafaza edilir. Kavval ve Kuçek adı verilen Yezidi din adamları tarafından her yıl Yezidi köylerinde dolaştırılan bu sancakların kutsama töreni sırasında alttan başlamak üzere sırayla önce heykelin boğumları, sonra zemzem suyunun bulunduğu bakır ibrik öpülmektedir.
Yezidilerin Yedi Meleği ve Melek Tavus

Yezidilerin kutsal kitabi Mushaf-i Res´te evrenin yaratılısının anlatıldığı bölümde, önce bir inci tanesi olarak evrenin bilahare de yedi günde yedi meleklerin yaratıldığı ifade edilmektedir. Buna göre, ilk yaratılan Azrail isimli Melek-Tanrı ´ydı; diğer adı Melek Tavus yani ateşten olma Şeytan´dı. Yedi meleğin en ulusu Oydu. Ve Pazartesi Derdail yaratıldı. (Bu meleğin ruhunu Yezidi ulularından Şeyh Hasal-al Basri temsil eder.) Salı, İsrafil oldu ve vekaletini Yezidi ulularından Şeyh Şemseddin´e verdi. Çarşamba, melek Mikail yaratıldı ve Sucedettin kılığında göründü. Perşembe, Semail oluştu ve Şerafettin oldu. Cuma, Cebrail yaratıldı ve Nusreddin olarak görüldü. Cumartesi yaratılan Nurail (Turail) ise Fahrettin evliya kılığında insanlar arasında dolaştı. Yezidilerde kötülük tanrısı (şeytan) yerine ikame edilen melaikeler kralı Melek Tavus´un apayrı bir yeri vardır. Yezidiler, şeytan´ın yerine ikame ettikleri Melek Tavus´a tanrısal nitelikler atfettikleri için "Şeytana tapanlar" olarak nitelendirilmişlerdir. Oysa onların inancına göre, dünyayı yaratan Tanrı´nın cezalandırdığı şeytan, cehennemde kaldığı 7 bin yıl boyunca tövbe göz yaslarıyla doldurduğu 7 testi ile cehennem ateşini söndürmüş; Tanrı tarafından bağışlanmış ve meleklerin önderi olmuştur. Artık Melek Tavus, Tanrı ´nın yarattığı dünyanın koruyucusu, yöneticisi ve Tanrı iradesinin yürütücüsü niteliklerini kazanmıştır.
Zemzem Suyu Laleş vadisinde bir kayadan çıkan su, Şeyh Adiy´in türbesinin eşiğinin altından geçer geçmez kutsallaşarak havuzumsu taç çukurda birikip zemzem adını alır. Zemzem suyunun akıp gittiği yere çıplak ayakla yaklaşan Yezidiler, el ve yüzlerini yıkamak suretiyle kendilerini vaftiz edilip kutsanmış saymaktadırlar.

MUKADDES KİTAPLARI

Yezidilerin Kitab-al Cilva (Kitab-i Celve) ve Mashâf-i Res (Mushâf-i Res- Kara Kitap) olmak üzere iki mukaddes kitabı vardır.Kitapların yazım dili kürtçedir.

Kitab-al Cilva (Kitab-i Celve)

Melek Tavus tarafından Yezidilerin kurtuluşu için "Tecelli Vahiy kitabi" olup beş bölümden ibarettir. Bu bölümlerden, 1 incisinde, Melek Tavus´un vazifesinin insanları ıslah ve onlara yardımcı olduğu, 2 incisinde, Melek Tavus´un insanları istediği şekilde cezalandırıp, mükafatlandırdığı, arzın altına ve üstüne hükmettiği ifade edilmektedir. 3 üncüsünde, Kainattaki bütün mahlukatların, Melek Tavus´un hakimiyeti altında olduğu, 4 üncüsünde, Melek Tavus´un haklarını başka ilahlara vermeyeceğini, Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanların onun inançlarından kendilerine uygun düşenleri alıp, diğerlerini bozduğu, 5 incisinde ise, şahsına ve resmine saygıda bulunulmasını ve inançları ile eşyasının olduğu gibi korunması emredilmektedir. Şimdi her bölümün orijinal metinlerinden kısa örnekler sunalım.

Birinci Bölüm

Ben ki vardım, varım, sonsuza dek var olacağım; tüm yaratılmışlara hükmüm geçer, tüm olaylar ve benim erkim altındaki varlıklarla ilgili her şey, benim buyruğumla olur. Kim bana inanır da gereksindiğinde beni çağırırsa, ben hemen onun yanındayım, benim var olmadığım hiçbir yer düşünülemez. Beni benimsemeyen kimselerin, kendi isteklerine uygun olmadığı için kötülük diye nitelendirdikleri tüm olaylar, benim istediğimle olur. Her çağın bir Yönetici Vekili vardır, onu ben seçerim. Her kuşakla birlikte, bu Dünya´ nin Başkanı da değişir; Başkanlar sırayla gelirler, kendi dönemleriyle ilgili görevlerini yerine getirirler. Yaratılıştan kazanılan özelliklerin değerleriyle orantılı olarak, suçları bağışlarım. Kim ki bana karşı çıkar, acılar ondan eksik edilmeyecektir. Başka hiçbir Tanrı, benim islerime ve yaptıklarıma karışamaz : Ben neye karar verirsem, o olur; Yabancıların ellerinde bulunan kutsal kitaplar, peygamberler ve havariler tarafından yazılmış olsalar bile, artık geçersizdirler, isyancı bir nitelik kazanmışlardır, bozulmuşlardır; bunlar birbirlerini yalanlamakta ve geçersiz kılmaktadırlar. Doğru olanla yanlış olan arasındaki ayırım, yaşanılan çağın koşullarına göre yapılacaktır. Bana inananlara verdiğim sözleri yerine getireceğim; belirli dönemler için yetkilerimi devrettiğim akilli ve sevgili Vekillerimin yargılarına göre, kullarımla aramdaki sözleşmeye uyacağım ya da uymayacağım. Olayların gelişimini dikkate alırım; içinde bulunulan zamanda yararlı olan neyse, onu uygularım. Benim eğitmenliğimi kabul edenleri yönlendirir, eğitirim ; onlar, bana uymakla, ruhun duyacağı sevinç ve zevklerin en büyüğüne kavuşurlar.

İkinci Bölüm

Çok iyi bildiğim tüm yöntemlerle, ademoğullarını ödüllendirir ve cezalandırırım. Yeryüzünde, üstünde ve altında ne varsa, benim denetimimdedir. Öbür ırklara yardım etmeyi üstlenmem, onlara iyilik yapmaktan uzak da durmam, hele benim seçilmiş topluluğumdan ve bana uysallıkla hizmet edenlerden bunu hiç esirgemem. Sınadığım insanlara etkin denetim yetkisi veririm; bu insanlar, benim irademe uygun olarak, belirli durumlarda, bana inanıp öğütlerimi tutanlara yardım ederler. Alan da benim, veren de; zengin eden, fakir eden de; mutlu kılan, mutsuz kılan da; bütün bunlar, çevre koşullarına ve zamana uygun biçimde gerçekleşir benim islerime karışmak ve herhangi bir insani denetimimden çıkarmak hakkına ve yetkisine sahip hiçbir güç yoktur. Bana engel olmaya çalışanların üzerine acılarla hastalıklar yağdırırım. Kim benim buyruklarıma uyarsa, öbür insanlar gibi ölmez. Bu düşük dünyada hiç kimsenin, kendisi için belirlediğim süreden fazla kalmasına dayanamam; ama istersem, onu bu dünyaya iki kez, üç kez ya da daha fazla geri gönderirim, ruhunu başka bir bedenin içine sokarak; bu, evrensel bir yasadır.

Üçüncü Bölüm

Ben, kitap göndermeksizin yönlendiririm, dostlarıma ve benim öğrettiklerimi benimseyenlere, doğru yolu, gizli araçlarla gösteririm, uyulmasını istediğim kurallar, bunaltıcı değildir, zamana ve koşullara göre saptanmıştır. Yasalarıma karşı çıkanları öbür dünyalarda cezalandırırım. Ademoğulları, yapılması istenen şeyleri bilmezler, bu yüzden sık sık yanlışlığa düşerler. Yeryüzündeki ve gökteki hayvanlar, denizdeki balıklar, hepsi benim yönetim ve denetimim altındadırlar. Dünyanın bağrındaki gizli hazineler ve başka şeyler, benim bilgimin içindedir. Onların tek tek bulunup alınmasına olanak sağlarım. Bunlara sahip olacak kimselere ve benden zamanında dilekte bulunanlara gizli işaretlerimi, mucizelerimi gösteririm. Bana ve izleyicilerime karşı yabancıların göstereceği düşmanlık ve direnme, ancak kendilerine zarar verir, çünkü bilmezler ki güç ve zenginlik benim ellerimdedir ve bunları ben, âdemoğullarından hak edenlere veririm. Dünyaların yönetimi, çağların arka arkaya gidisi, vekillerimin her çağda değişmesi, sonsuza dek benim yetkimdedir. Her kim oraya dürüstçe yürümezse, ben, kendim belirleyeceğim bir zamanda onu cezalandıracağım ve başladığı yere geri göndereceğim.

Dördüncü Bölüm

Mevsimler dört tanedir, unsurları da (Dört unsur = Adem´ in bedenini oluşturan toprak, hava, ateş, su) dört tanedir; bunları ben, yarattıklarımın, gereksinimlerini gidermeleri için bağışladım. Yabancıların kutsal kitapları, ancak benim yasalarıma uygun oldukları, karşı çıkmadıkları ölçüde tarafımdan kabul görürler; yine de bunlar, çoğunlukla saptırılmışlardır. Üç tanesi bana karşıdır ve ben, üç addan nefret ederim. Benim gizlerimi açığa vurmayanlar için, ödüllendirme konusundaki sözümü tutacağım. Benim uğruma acı çekmeye katlananları, kuşku duyulmasın ki, dünyalardan birinde ödüllendireceğim. Benim yolumdan gidenler, kendilerine düşman olanlara ve yabancılara karşı, cemaat hâlinde yaşasınlar. Ey siz, benim yasalarıma uyanlar, benim tarafımdan iletilmeyen düşünceleri kafanıza sokmayın. Yabancıların yaptığı gibi sakin adimi ya da bana yakıştırılan adları ağzınıza almayın, yoksa günaha girersiniz; çünkü bu konular, sizin kavrayışınızın,üzerindedir.

Beşinci Bölüm

Beni simgeleyen şeylere ve resimlere saygılarınızı sunun; çünkü onlar size, benim yasalarıma aykırı olan davranışlarınızı anımsatacaktır. Yardımcılarımın buyruklarına uyun, sözlerine kulak verin ki benden aldıkları öte dünya bilgisini size iletsinler.

Mashaf-i Reş (Mushaf-i Res-Kara Kitap)

Yaratılış nazariyelerinin anlatıldığı yeryüzüne ait bir kitap olup Yezidilere dair geçmişteki olaylar ile Yezidilik adabını içerir. Ayrıca Kara Kitap´ta renkler ve yiyeceklerle ilgili bazı yasaklar da yer almıştır.

Şimdi Mashaf-i Reş ´ten bir bölüm sunalım; Başlangıçta Tanrı, kendi yüce özünden Beyaz İnci´ yi yarattı ve bir kus yarattı ki adi Anfar´ di. Ve inci´ yi onun sırtına koydu, ve orada kırk bin yıl oturdu. İlk gün, yani pazar günü, Azazil adlı meleği yarattı; işte o, hepsinin başkanı olanı Ta´us Melek (Tavus kuşsu Melek)´ tir. Pazartesi günü Tanrı, Darda´ il adlı meleği yarattı ki o, Şeyh Hasan´ dir. Salı günü, Israfil´ i yarattı ki, Şeyh Şams´ dır. Çarşamba günü, Cebra´ il adlı meleği yarattı; o da Abu Bekr´ dir. Perşembe günü, Azrail´ i yarattı ki, Saacadin´ dir. Cuma günü, Semna´ il aldı meleği yarattı; o da Nasir´ ud - Dindir. Cumartesi günü, Nura´ il adlı meleği yarattı, ki o [. .] Melek Ta´ us (Melek Tavus)´ u onların başkanı yaptı. Ondan sonra Tanrı, yedi göğü, Yeryüzünü, ve güneşi ve ayı yarattı [...] İnsani, kuşları ve tüm hayvanları yarattı, ve onları pelerininin boşluğuna yerleştirdi, ve Inci´ nin üzerinden indi, melekler de yanındaydı. Sonra yüksek sesle Inci´ ye doğru haykırdı, o da düşüp dört parçaya ayrıldı. içinden su fışkırdı ve deniz oldu. Dünya yuvarlaktı, üzerinde çatlak yoktu. Sonra Tanrı, bir kus biçiminde Cebrail´ i yarattı, ve dört bucağın yönetimini ona emanet etti. Sonra bir gemi yarattı ve onun içinde otuz bin yıl kaldı, ondan sonra Laleis´ e geldi ve konakladı. Dünyanın içinde haykırdı, ve yoğunlaşmayla deniz oluştu, ve dünya yeryüzüne dönüştü ve titremeye devam ettiler. Sonra Cebrail´ e, Beyaz Inci´ nin iki parçasını getirmesini buyurdu, parçalardan birini yeryüzünün altına yerleştirdi öbürünü de Göğün Girişi´ ne (cennetin girişi) kapı olarak koydu. Sonra onların içine güneşi ve ayı yerleştirdi, onların kırpıntılarından da yıldızları yarattı, ve onları göğe süs olarak astı. Ayrıca yeryüzünü süslemek üzere meyve ağaçlarını, bitkileri ve dağları yarattı. Hali´ nin üzerine Taht´ i yarattı. Sonra, dedi ki Ulu Tanrı : «Ey Melekler, Adem´ le Havva´ yi yaratacağım, onları insan yapacağım, ve ikisinden, Adem´ in belinden gelmek üzere, Sehr ibn Cebr doğacak; ve ondan tek bir halk türeyecek yeryüzünde; Azazil´ in, yani Ta´us Melek´ in toplumu olan Yezidi halkıdır bu. Sonra Şeyh Adi b. Musafir´ i Suriye´ den göndereceğim ve o gelip Lales´ te kalacak.» Sonra Tanrı, kutsal ülkeye indi ve Cebrail´ e, dünyanın dört bucağından toprak getirmesini buyurdu; Toprak, hava, ateş ve su. Onlarla bir adam yaptı ve kendinden ona bir ruh bağışladı. Sonra Cebrail´ e. Adem´ i Cennet´ e yerleştirmesini buyurdu, orada meyveyle bütün yeşil bitkileri yiyebilsin diye : ancak buğday yemesi yasaktı. Yüz yıl sonra Ta´ us Melek, Tanrıya dedi ki: «Adem nerede ve nasıl üreyip çoğalacak » Tanrı ona «Yetki ve yönetimi sana bırakıyorum bu konuda» dedi. O zaman Melek Tavus, gidip Adem´ e sordu : «Hiç buğday yedin mi » O da yanıtladı : «Hayır, çünkü Tanrı bunu bana yasakladı, ´Ondan yememelisin´ dedi» Melek Ta´ us söyle dedi ona : «Yesen, senin için çok daha iyi olur.» Ama Adem´ in, yedikten sonra karni sisti, ve Ta´ us Melek onu Cennet´ ten çıkardı, ve bıraktı, ve göğe çıktı. O zaman Adem, karninin miskinliği yüzünden acıyla kıvrandı, çünkü bedeninde çıkış deliği yoktu. Ama Tanrı bir kuş gönderdi, o da Adem´ in bedeninde bir çıkış deliği açtı, böylece Adem rahatladı. Ve Cebrail yüz yıl ona görünmedi, ve o mutsuz oldu, ağladı. O zaman Tanrı, Cebrail´ e buyurdu, ve o gelerek Adem´ in sol koltuk altından Havva´ yi yarattı. Sonra Melek Tavus, halkımıza demek istiyorum ki, çok acı çeken Yezidîlere yardım etmek üzere yeryüzüne indi ve eski Asurluların yanında, bizim de basımıza krallar dikti; bu krallar Nesrukh (ki o, Nasir´ ud - Din´ dir) ve Kamush (o da, Sultan Fakhru´ d - Din´ dir) ve Artımus (ki. Sultan Samsu´d - Din´ dir) adini taşıyorlardı. Bundan sonra iki kral tarafından yönetildik; birinci ve ikinci Şapur adlı bu kralların yönetimi yüz elli yıl sürdü ve onların soyundan gelen Amir´ lerimiz bizi bugüne dek yönetmişlerdir,ve biz dört kabileye bölündük. Bize khass (marul) haram kılınmıştır, çünkü kadın peygamberimiz olan Khassa´ nin adını anımsatmaktadır; kuru fasulye de haramdır, koyu mavi boya kullanmamız yasaktır; Yunus peygambere saygısızlık etmiş olmamak için, balık yememiz haramdır; Ceylanları da yemeyiniz, çünkü onlar peygamberlerimizden birinin sürüsü olmuşlardır. Ayrıca, Şeyh ve müritleri, tavus kuşuna saygısızlık etmemek için, horoz da yemeyiniz; çünkü tavus kuşu, daha önce sözü edilen yedi tanrıdan biridir ve biçimi horozu andırır. Yine, Şeyh ve müritleri sayın, helvacıkabağı yemekten sakininiz. Bundan başka, ayakta işemek, ya da oturmuş haldeyken giyinmek, ya da Müslümanların yaptığı gibi helada taharetlenmek, ya da onların banyolarında gusül etmek, bize yasaklanmıştır. Ayrıca, tanrımız olan Şeytan´ in adini ya da onu anımsatan Kitan, Sar, Sat gibi adları ya da Mal´ un , [...] na´ l gibi sözcükleri ağza almak yasaktır. Önce [ ...] bizim dinimize, puta taparlık dediler ve Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve İranlılar dinimizden uzak durdular. Kral Ahab ile Amran, bizdendi; öyle ki, bizim Pirbub diye adlandırdığımız Ahah Beelzebub´ un Tanrısından yardım dilerlerdi. Bizim Babil´ de Bakti-Nossor (Nebukadnezzar) adlı bir krallımız vardı; Iran´ da Ahasuerus, İstanbul´ da Ağrıkalus da bizdendi. Gök ve yer var olmadan önce Tanrı, suların üzerinde bir teknenin içindeydi. Sonra, yaratmış olduğu inciye kızdı, onu başından attı; incinin karılmasından dağlar, çınlamasından kum tepeleri, dumanından da gökler meydana geldi. Sonra Tanrı, göğe çıktı ve gökleri yoğunlaştırdı; ve onları, altlarına destek koymadan yerleştirdi, ve yeryüzünü her yanından çevirdi. Sonra ellerine kalemi aldı, ve tüm yaratıklarının adlarının listesini çıkardı. Kendi özünden ve nurundan altı tanrı yarattı ki bunların yaratılması, bir lambanın başka bir yanan lambadan yakılması gibiydi. Sonra Birinci Tanrı, İkinci Tanrı´ ya dedi ki : «Ben göğü yarattım; sen oraya çık, ve bir şeyler yarat.» Ve o, göğe çıktığı zaman, Güneş var oldu. Kendisinden sonraki Tanrıyla, ´Çık´ dedi ve ay yaratıldı. Ve ondan sonraki Tanrı, gökler´ i harekete geçirdi; ve ondan sonraki Tanrı, yıldızları yarattı; ve ondan sonra gelen Tanrı, el - Kuragh´ i, yani Sabah Yıldızı´ nı (venüs) yarattı; ve her şey böyle yarattı.

GÜNÜMÜZDE YEZIDILER

Osmanlıların son zamanlarında 1912´de yapılan nüfus sayımında 37.000, 1923´teki sayımda 18.000 olarak tespit edilen Yezidilerin sayısı ülkemizdeki bazı çevrelerin baskılarından kaynaklanan göçlerden dolayı azalmış olup; günümüzde Türkiye´deki sayılarının 3.000-4000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde küçük topluluklar halinde yaşayan Yezidilerin büyük bölümü Güneydoğu Anadolu´da bir kısmı da metropol kentlerinde yaşamaktadırlar. Dünya genelinde nüfuslarının 700.000 olduğu tahmin edilen Yezidilerin, Irak´ta 300.000, Rusya´da 100.000, Gürcistan´da 60.000, Ermenistan´da 40.000, Suriye´de 10.000, Almanya´da 50.000, İran ´da 1.000-2.000 civarında nüfusa sahip olduğu; kalanının da Hindistan, Lübnan, İsviçre, Belçika, Estonya ve Ukrayna´da yasadığı bilinmektedir.

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Yezidiyye nedir? Yezidilik ne demektir? #4
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
11 Kasım 2014 , 21:51
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Yezidiyye nedir? Yezidilik ne demektir?

Şeyh Adiy bin Musafir bin İsmail bin Musa bin Mervan bin el-Hasan bin Mervan'a (ö.1160 ya da 1162 Laleş, Musul) dayandırılan İslâm dışı inanç akımı.

Akım üyeleri halk arasında şeytana tapanlar (şeytanperest, abade-i iblis) ve çerağ söndürenler olarak adlandırılır. İnanç sistemleri eski İran inanışlarının etkisiyle oluşmuştur.

Yezidilik'in ortaya çıkışı ve adlandırılışı konusunda mezhepler tarihine ilişkin eserlerde değişik görüşler öne sürülür. Bir görüş, Yezidî adlandırmasının Haricilik'in İbâdîlik kolundan ayrıldığı söylenen Yezid bin Ebi Üneys'ten geldiğini ve bu nedenle topluluğa Yezîdi denildiğini savunur.

Diğer bir görüşe göre Yezidî adı, eski İran inançlarındaki iyilik tanrısı İzd ya da Yezdan kelimesinden gelmektedir. Yezidîlik de İran ve Asur inanç öğelerinin karışmasından ortaya çıkmıştır. Çağdaş araştırmalar bu görüşleri doğrulamamakta, Yezidîlik'i doğrudan Şeyh Adiy ile ilişkilendirmektedir.

Şeyh Adiy, Umeyyeoğullarına mensup, döneminde büyük ün kazanmış bir mutasavvıftır. Bölge halkını irşad amacıyla Hakkari'ye gelmiş, ölüm yeri olan Laleş'te bir zaviye kurmuştur.

Düşünce ve inançları bütünüyle sünnî Müslümanlık sınırları içinde kalmış, kendisinin hadis ehlinden ve selef mezhebinden olduğunu söylemiştir.

İtikadu Ehli's-Sünne ve'l-Cemaa isimli eserinde sünnî Müslümanların inançlarını ve bunların kurtulan topluluk (fırka-i naciye) olduğunu savunur.

Yezidîlik'in temel kitapları olan Kitabu'l-Cilve ile Mushaf-ı Reş (Kara Kitap), Şeyh Adiy'e isnad ediliyorsa da, araştırmalar bunların çok sonraları yazıldığını ortaya koymuştur.

Şeyh Adiy'in ölümünden sonra yerine geçen Şeyh Hasan döneminde, özelikle Şiilerin Yezid bin Muaviye'ye saldırmalarına ve lânetlenmelerine karşılık Şeyh Adiy'in izleyicileri Yezid'i savunma adına sünnîliği kötüye kullanarak hem Yezid, hem de Şeyh Adiy hakkında aşırı inançlar geliştirdiler.

Bu inançlar zamanla Şeyh Adiy ve Yezid'in insan üstü varlıklar olduğunu savunan Yezidîlik'in temel inançlarını oluşturdu.

Kitabu'l-Cilve ve Mushaf-ı Reş'te açıklanan Yezidîlik inançlarına göre, bütün yaratılmışlardan önce Melek Tavus vardı. Abtavus (Abd Tavus) onu kendi seçilmiş yolunu aydınlatması için yeryüzüne gönderdi.

Abtavus,. öncesiz ve sonrasızdır. Yabancılar yanında aşağılanma konusu olmaması için adı ve nitelikleri söylenmez.

Bu inanç, Mushaf-ı Reş'te biraz daha açılır. Buna göre Allah başlangıçta beyaz bir inci yaratarak bunu Enfer adlı kuşun üstüne koydu. Kırk bin yıl onun üzerinde oturdu.

Sonra ilk olarak pazar gününü yarattı. Bu gün, sufi şeyhler ile bir tutulan yedi meleğin en büyüğü olan Azrail'i yarattı.

Azrail, Melek Tavus'tur. Pazartesi günü Melek Derdail'i yarattı. Bu da Şeyh Hasan'dır. Salı günü Melek İsrafil'i yarattı ki bu, Şeyh Şems'tir. Çarşamba günü Melek Mikail'i yarattı.

Bu, Seccadeddin'dir. Cuma günü Melek Cebrail'i Yarattı.

Bu, Nasıruddin'dir. Cumartesi günü de Nurail'i yarattı ki bu da, Fahreddindir. Allah, Melek Tavus'u meleklerin reisi yaptı.

Sonra yedi kat göğü yeri güneşi ve ayı yarattı. Daha sonra, son yaratılan Melek Fahreddin, insan ve hayvanları yaratarak bunları hırkasının yakasına koydu.

O zaman meleklerle birlikte inciden çıktı ve öyle bir bağırdı ki, inci dört parçaya ayrıldı. İnciden akan sularla deniz meydana geldi.

Dünya da deliksiz deşiksiz, yusyuvarlak oldu. Allah, Cebrail Seccadeddin'i bir kuş şekline sokarak salıverdi.

O da incinin parçalarından güneşi, ayı, yıldızları, dağları, bitkileri, meyve ağaçlarını ve arşı yarattı. Allah, bir gemi yaratarak içinde otuz binyıl yolculuk etti, sonunda gelip Laleş'e oturdu.

Mushaf-ı Reş'te anlatılan bir başka yaratılış inancına göre, yer ve gök yaratılmadan önce Allah, karanlık bir uzay durumundaki buharlar üzerinde dolaşıyordu.

Sonra bir papağan yarattı ve kırk yıl ona hükmetti. Sonunda kızdı ve onu öldürdü. Tüylerinden dağlar ve kayalar, nefesinden hava, dumanından gök meydana geldi.

Gökyüzünü direksiz diktikten sonra ve kendisi de oraya çıktıktan sonra, kendi nur ve cevherinden güneş, ay, fecr, şafak, sabah yıldızı ve diğer yıldızları yarattı.

Arkasından ilki şeytan olmak üzere yedi meleği yarattı. Şeytan kibre düşünce, cehenneme atıldı ve orada yedi bin yıl kaldı.

Yaptığına pişmanlık duyarak öyle ağladı ki, göz yaşlarından yedi büyük küp doldu. Allah onu bağışladı, diğer meleklere üstün kıldı. Ona Melek Tavus adını vererek onunla birleşti.

Gözyaşları ile dolu yedi küp, Şeyh Adiy'in yeryüzünden dönüşüne kadar cehennem ateşini söndürmek üzere orada saklı bulunmaktadır.

Muhsaf-ı Reş'te bazı yasaklar da yer almaktadır. Yiyeceklerden marul, bakla, lahana, balık, geyik, horoz eti yemek haramdır. Özellikle horoz kutsaldır. Melek Tavus'un Adiy bin Musafir tarafından tunçtan yapılan dört heykeli horoz şeklindedir.

Koyu mavi elbise giymek, helaya girmek, hamamda yıkanmak haramdır. Hamam ve helalar şeytanların oturdukları yerlerdir.

Şeytan, kaytan (ip), satt (sel), şer (kötülük), mel'un (lanetli), lanet ve nal kelimelerinin kullanılması da yasaklar arasındadır.

Günümüz Yezidilik'inde önemli değişiklikler görülmektedir.

Bugün Allah'ın varlığına, O'nun yedi kat göğü ve yeri yarattığına, her şeye kadir olduğuna, evrendeki işleri yarattığı melekler aracılığı ile yönettiğine inanılmakta, bununla birlikte O'nun en büyük üç meleğin Melek Tavus, Şeyh Adiy (Adiy bin Musafir) ve Sultan Yezid (Yezid bin Muaviye) olduğu söylenmektedir.

Allah, insanlar sapıklığa düştükçe, meleklerden birini insan kılığında onlara doğru yolu göstermek üzere yeryüzüne gönderir. Allah'ın binbir adı vardır ve bunların en güzeli Hüda adıdır.

Yezidîlik'te kelime-i şehadet, Şeyh Hadi'nin (Adiy bin Musafir) Hüda'nın meleği ve Yezidilerin müşridi, Sultan Yezid'in Hüda'nın meleği, yerin nuru ve insanlığın sevinci; Melek Tavus'un (şeytan) Hüda'nın meleği ve elçisi olduğunu söylemekten oluşur. Bu inanç, akşam yatarken, sabah kalkarken tekrar edilir.

Yezidilik'te başlıca dinî görevler namaz, oruç, hac ve zekattan oluşur. Namaz, doğuş ve batışı arasında güneşe doğru yönelerek dua etmektir. Namazdan önce yalnız eller ve yüz yıkanarak abdest alınır. Namaz büyük bir gizlilik içinde yerine getirilir. Başkalarının yanında ibadet etmek zorunda kalınırsa, eller güneşe karşı çevrilerek yüze sürmekle yetinilir.

Özel ve genel olmak üzere iki tür oruç vardır. Özel oruç, yalnız din adamları tarafından tutulur. Bu oruç; Aralık ve Temmuz aylarında yirmişer ve arkasından Şeyh Adiy'in türbesine yapılan ziyaret sırasında da kırk gün olmak üzere toplam seksen gündür.

Genel oruç, her yezidînin aralık ayı başında tuttuğu üç günlük oruçtan ibarettir. Oruç, sabahleyin güneş doğuştan hemen önce başlar, güneş battıktan sonra sona erer. Gün boyu yemek içmek yasaktır; ancak bir ikram edilmesi durumunda geri çevrilmez, yenilir ya da içilir.

Ayrıca Hızır-İlyas için üç gün oruç tutmak da bir gelenektir.

Hac, 23-30 eylül arasında Adiy bin Musafir'in Laleş'teki türbesine yapılan ziyarettir. Yezidîlerin en alt tabakasını oluşturan müridlere özgü bir görev olan zekât, gelirinin yüzde onunu şeyhlere, yüzde beşini pir'e ve yüzde iki buçuğunu fakire vermektir.

Yezidîler kendi içlerinde sekiz sınıfa ayrılırlar. Bu sınıflar, yukarıdan aşağıya doğru, Mir, Baba Şeyh, Fakir, Kavval, Şeyhler, Pir, Kuçek ve Mürid adlarını taşır. Yezidî inanışına göre Şeyh Hadi, dünyadaki görevini tamamladıktan sonra yerine Hala Mira kabilesinden Berekat'ı bırakmıştır.

O günden bu güne, bu kabileden birisi Mir seçilir. Mir, din işleriyle uğraşır. Bu kabile üyeleri başka kabile ve sınıflardan kız alıp vermezler. Mir, her tür dünya işinde de tek söz sahibidir.

Baba Şeyhlik yezidilerin en yüksek fetva makamıdır. Mir bulunmadığı zaman ona Baba Şeyh vekâlet eder. Baba Şeyh saç ve sakalını hiç kesmez, baştan ayağa beyaz elbise giyer.

Baba Şeyhler yalnız Şeyh Fahreddin'in soyundan gelenler arasından seçilir. Vaaz, telkin, nasihat ve aileler arası uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir. Sürekli olarak yezidîler arasında dolaşır, sırtlarına giydikleri hırkaları ölünceye kadar çıkarmazlar. Boyunlarına meftul denen bir tasma takarlar.

Fakir olabilmek için, zaruri haller dışında tek kıl bile kesmemiş olmak şarttır. Kavuallar, Adiy bin Musafir'in türbesi çevresinde oturan görevlilerdir.

Bunlar yılda bir kez Yezidî köylerini dolaşır, yanlarında taşıdıkları Melek Tavus heykellerini öptürerek ve çevresinde tavaf ettirerek hac görevini yapamayanlara bu görevi eda etmelerini sağlarlar.

Bu hizmetlerinin bedeli, yanlarında bulundurdukları kutsal testilere (şerbık) sadaka konularak ödenir. Adani, Şemsani ve Katani kabilelerinin üyeleri Şeyhler sınıfını oluşturur.

Bunlar okuma-yazma işleriyle uğraşır, irşad eder, cenaze törenlerini yönetirler. Beyaz cübbelerinin üstüne siyah bir külah ve kırmızı bir kuşak takarlar. Zekât toplama ve dağıtma işini yönetmek şeyhlerin görevidir.

Pirler, Yezidîlere yol gösteren yaşlılardır. Hacca gelenlerin yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması pirlerin görevidir. Adiy'in türbesine bekçilik edenlerin başkanlarına Kuçek denir. Bunlar da Kavallar gibi Melek Tavus heykelleriyle köyleri dolaşırlar.

Yezidîlerin en alt sınıfını oluşturan Müridler, çiftçilikle uğraşan köylülerdir. Ancak kendi sınıflarından kimselerle evlenebilirler. Başlıca görevleri, "efendilerimiz" dedikleri üst sınıflara hizmet etmek ve vergi vermektir. Yezidîlerde son derece katı olan bu sınıflar arasında geçiş imkânsızdır.

Yezidîler, yeni doğan çocuklarını hemen sünnet ettirirler.

Mümkün olabilirse ilk hafta içinde, olmazsa iki yaşına kadar Adiy bin Musafir'in Laleş'teki türbesi çevresindeki zemzem dedikleri suya üç kere daldırarak vaftiz ederler.

Yeryüzündeki toplam sayılarının üçyüz bin dolayında olduğu tahmin edilen yezidîler Türkiye'de Mardin'in Midyat, Urfa'nın Viranşehir, Siirt'in Kurtalan ve Beşiri ile Batman'ın köylerinde, Hakkari çevresinde; Gürcistan'da Tiflis, Batum; Azerbaycan'da Bakü ve Erivan'ın köylerinde; Irak'ta Şıngal (Sinçar) dağlarında ve İran'ın muhtelif yerlerinde yaşamaktadırlar. Türkiye'deki sayılarının on bin dolayında olduğu sanılmaktadır.

Ahmet ÖZALP
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Standart Yezidilik #5
Üyelik Tarihi: 08 Ağustos 2019
Mesajlar: 191
Aldığı Beğeni: 66
Beğendikleri: 83
11 Ağustos 2019 , 01:04
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.

Yezidilerin Kimliği Karma bir dinin mensubu olan Yezidi’lerin Arap, Kürt ve Asur kökenli oldukları ileri sürülmektedir. Çeşitli kültürlerin birbirlerine karıştığı Ortadoğu’da ulusal kimlikleri olmayan İran’daki Bahailer, Lübnan’daki Dürziler ve Maruniler gibi Yezidiler de dini bir cemaattir. Yezidi inancının, Hariciliğin İbadiye kolundan ayrıldığı söylenen Yezid bin Ebi Uneyse’ye dayandığını ileri sürenler olduğu gibi Yezidi adının eski İran inançlarındaki İyilik Tanrısı İzd ya da Yeda’dan geldiğini de savunanlar vardır. Ancak Yezidliğin, Emevi soyundan ünlü mutavassif Şeyh Adiy bin Musafir’le olan ilişkisi ise tartışmasızdır. Son 30 yıl içinde kendilerine geçmişten gelen ulusal bir kimlik arayışına giren Yezidiler, Arap Kimliğinden ziyade Kürt ve Asur Kimliğinden birini seçme konusunda bir tercih yapmaya çalışmaktadırlar

YEZİDİLİĞİN TARİHİ

Yezidilerin kökenleri ve tarihleri ile ilgili somut, yeterli bilgi ve belgeler mevcut değildir. Yezidilik inancının öncülü Şeyh Adiy’in Adaviler (Adaviyye) tarikatıdır. Yezidilerce, Yezidi inanç sisteminin kurucusu ve peygamber olarak kabul edilen Şeyh Adiy Bin Musafır, aslında Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani ile birlikte İslam alimi İmam Gazeli’den ders almış; Müslüman inançlı bir sufi olarak kabul edilmektedir. 1072 yılında Lübnan’da Baalbek’te dogan Şeyh Adiy, 1116 yılındaki Mekke’ye hac ziyaretinden sonra öldüğü 1162 yılına kadar Laleş Vadisi’ndeki (Kuzey Irak’taki Duhok İli ‘nin yaklaşık 29 km. doğusunda, Musul’un da 57 km. kuzeyindedir) eski bir Hıristiyan manastırını dergaha çevirerek mürit yetiştirmiştir. Adiy bin Musafir 1162 yılında öldüğü zaman Laleş’teki dergahına gömülmüş ve türbesi çok geçmeden hac ziyareti için gelinen tapınağa dönüştürülmüştür. Şeyhin vefatından sonra makamına yeğeni Abu’l Bereket bin Sahr seçilmiş; onun önderliğindeki müritleri “Adaviler” adıyla anılmaya başlamıştır. Tarikat ise Adavilik ve bilahare Sehbetilik diye adlandırılmıştır. Adaviliğin antik inançlarla sentezlenmesi ve Hakkari yöresindeki aşiretler arasında yaygınlaşması, tarikatın başına geçen Şeyh Adiy’in torunu Hasan bin Adiy döneminde olmuştur. Moğolların bölgeyi istilasından sonra 13 ve 14. yy.da bölgedeki otorite boşluğundan yararlanan Yezidilik faaliyeti, Musul, Hakkari, Botan çayı yöresi, Cizre, Nusaybin, Mardin, Van ve Urmiye’deki aşiretler arasında kök salmıştır. 1415 yılına kadar unutulan ancak bu tarihten itibaren taraftar kazanmaya başlayan ve bilahare Yezidilik adını alan Şeyh Adiy’in öğretisinin öncülü olduğu bu yeni dinin sembolü, tavus kuşudur. Ama bu sembol, tavus kuşundan ziyade horoza benzemektedir. Dinlerinin çok eski olduğunu, kurulusu üzerine tarihi bilgilerin zaman içinde unutulduğunu, kaynaklarının kaybolduğunu söyleyen Yezidilerle ilişkiye geçerek, dinleri üzerinde bilgi edinmek isteyen gerek Müslümanlar gerek 18 ve 19. yy.larda bölgeye gelen Hıristiyan misyonerler de pek bir şey öğrenememişlerdir. Çünkü Yezidilik bir sır dini olduğu için Yezidiler, kendilerine sorulan soruları, soranların duymak istediklerine göre yanıtlamışlardır

YEZİDİ İNANÇLARI

Yezidilik; – Eski putperestliğe, – Zerdüştlüğe (iyilik ve kötülüğün mücadelesi), – Maniliğe (İrfan), – Yahudiliğe (Beslenme ile ilgili hükümler, haram yiyecekler), – Hıristiyanlığa (Vaftiz, nikahta ekmek ve şarap ayini, evlenmelerde kiliseleri ziyaret, şarap içmek), – İslamiyet‘te (Sünnet, oruç, kurban, hac, mezar taslarında İslam ‘i kitabeler) – Sufi-Rafiziliğe (İnancın gizliliği, vecd, şeyhe saygı), – Sabiiliğe (tenasuh ve ruh göçü), – Samaniliğe (gömme adeti, rüya tabiri ve dans), – Paganizme (Ay ve güneşe tapma) ait Bazı unsurları ihtiva eden ve kökeni yeterince açık olmayan bir inanç sistemidir. Yezidilik inancında Tanrı, dünyanın koruyucusu değil sadece yaratıcısıdır. O, faal değildir ve dünya ile ilgilenmemektedir. Tanrı iradesinin faal ve yürütücü uzvu, Tanrı‘nın ikinci şahsiyeti olan “Melek Tavus”tur. Melek Tavus, Tanrı ile bir, çözülmez bir şekilde Tanrı‘ya bağlıdır. Bu anlamda Yezidiler, tek Tanrılı olarak kabul edilebilirler. Ancak Yezidi inancında, Tanrı ile insan arasında vasıta olarak hizmet gören yari ilahlar bulunmaktadır. Yezidilere göre; Melek Tavus, bir iyilik Tanrısıdır. Yezidiler şeytana, tövbe etmesi sebebiyle Tanrı tarafından bağışlanan gözden düşmüş bir melek olarak bakarlar. Şeytanın adının, Tanrı olarak söylenmesi yasaktır. Yezidiler,dışarıdan anlaşıldığı manada ne cehenneme, ne cehennem azabına ne de şeytana inanırlar. Yezidi inancına göre; ruh, ölümden sonra başka gövdelere geçerek varlığını sürdürmektedir. Güneş, ay ve yıldızlar ışık saçtıklarından dolayı kutsaldır. Çünkü Melek Tavus da bir ışık kaynağıdır. Yezidi topluluğu, Adem ile Havva soyundan değil Cebbar bin Sehid adlı başka bir yüce varlıktan türemiştir. Yezidiler her çağda yeni bir peygamber gönderileceğine, her yerde bulunan Melek Tavus’un bütün Yezidileri koruyacağına ve kurtaracağına inanmaktadırlar. Mashaf-i Res’te, “Tanrımız şeytanın adını ya da onu anımsatan sözcükleri zikretmek yanlıştır” diye buyrulduğundan Yezidiler, Tanrı-melek mertebesine koydukları “Şeytan”in adını anmadan, onun için “İsmi güzel melek” derler. Ayrıca “kaytan, ser, melun, lanet” gibi kelimeleri de kullanmazlar. Yezidiler için ateş, nur yani ışık saçan bir kaynak olduğu için kutsanır ve ona asla tükürülmez. Yezidiler, bazı besin maddelerini yemez, bazı renkleri tercih ederler. Beyaz, kahverengi, kırmızı, yeşil ve siyah kutsal sayılmakta mavi renge ise itibar edilmemektedir. Beyaz giysi, temizliği simgelemekte; kadınlar mutlaka beyaz iç çamaşırı giymekte; erkekler öldüklerinde yüce makama temiz çıksınlar diye beyaz giysiyle gömülmektedirler. Yezidilerde temel haram yiyecek, maruldur. Buna börülce, salatalık, lahana gibi sebzeler ile balık, geyik ve horoz eti de eklenebilir.

YEZİDİLERDE İBADET

Yezidilerin yerine getirmeleri şart olan dini vecibeleri şahadet, namaz (ibadet), oruç, zekat ve hacdır. Onlara göre Tanrının birçok ismi vardır. Bunların en güzeli ve en çok kullanılanı “Hüda” olanıdır.

Şahadet

Yezidilerde şahadet, Tanrının sonsuz kudret sahibi, Şeyh Adiy bin Musafir’in Tanrının meleği ve Yezidilerin mürşidi, Sultan Yezid’in Tanrının meleği, yerin nuru ve insanlığın sevinci, Melek Tavus’un da Tanrı‘nın meleği ve elçisi olduğuna inanmaktan oluşur. Bunu aksam yatarken, sabah kalkarken de tekrarlarlar.

Namaz

Namaz (İbadet) Yezidilerde yılda bir kez Laleş’te Şeyh Adiy’in türbesine yapılan hac esnasında gerçekleştirilen toplu ibadetin haricinde toplu ibadet etme yoktur.Namaz, sabah ve aksam kılınır. Namazdan önce eller ve yüz yıkanır. Sabah namazı için dışarıya çıkılarak güneşin sarılığı belirgin olduğunda güneşe karşı ayakta durulup üç defa eğilmek (rükua varmak) suretiyle dua okunur. Aksam namazında da yine dışarıda güneşe karşı durularak dua okunur. Yezidiler ibadetlerini kimsenin görmesini istemezler. Bir yezidi ibadet ederken başka dinden biri görürse rükua varmaz ve sadece acunun içini güneş ışığına tuttuktan sonra elini ağzına götürüp öper.

Oruç

Yezidilerde Oruç Yezidilerde genel ve özel olmak üzere iki tür oruç vardır:

1. Genel Oruç

Eylül ayinin 3 ile 5 inci günleri arasında tutulan bu oruca Yezit orucu da denilmektedir. Ayrıca Hızır İlyas için üç gün oruç tutmak da Yezidi geleneklerindendir. Yezidi inancına göre, Allah üç gün oruç tutulmasını emretmiştir. Bu inanca göre kutsal kitaplarında oruçla ilgili yazılan üç gün kelimesini yabancılar yanlış olarak yani otuz seklinde anlamışlardır. Yezidiler tutulan üç günlük orucun otuz olarak kabul olunacağına inanırlar.Sabahleyin güneşin sarılığı ile başlayan ve aksam gün battıktan sonra sona eren oruçta yemek içmek yasaktır.

2. Özel Oruç

Yalnızca din adamlarına özgü olan özel oruç, Aralık ayında 20, Temmuz ayında 20 ve 15-20 Eylül tarihleri arasında Şeyh Adiy’in türbesine yapılan ziyaretin ardından da 40 gün olmak üzere toplam 80 gün tutulur.Yezidiler iftar sofrasında şarap bulundururlar.

Zekat

Yezidilerde zekat müritlerin gelirlerinin % 10’u şeyhlere, % 5 pîre ve % 2.5’ini fakire vermekten oluşur

Hac

15-20 Eylül tarihleri arasında Irak’ta bulunan Şeyh Adiy’in mabedine yapılan hac, Yezidiler için yapılması şart olan dini ve milli bir vazifedir. Şeyh Adiy’in sandukasını üç kez tavaf edip kaideye yüz süren her Yezidi, hacı olmuş sayılır.Şeyh Adiy’in sandukasını üç kez tavaf edip kaideye yüz süren her Yezidi, hacı olmuş sayılır. Şeyh Adiy’in Laleş Vadisi’ndeki dağın eteğinde olan mabedine Sırat Köprüsü denilen bir köprüden geçerek giden Yezidiler, kaynağı mabette bulunan zemzem adını verdikleri su ile çocuklarını vaftiz ederler. Bu hac merasimi; nehirlerde yıkanma, sancakların yıkanıp vaftiz edilmesi, rahiplerin dansları, mukaddes kabul edilen mezarlara kandil yakılması, kurban edilen bir öküzün etinin dağıtılması, özel yapılmış yemeklerin yenmesiyle kutlanır. Ayrıca bu hac sırasında saygı gösterilen ve şahıs isimleri verilen dut ağaçları ziyaret edilir. Çevreden tek ağaç dalı kesmek bile günahtır. Kutsal vadinin hiçbir yerinde ayakkabıyla dolaşılmaz; kadınla cinsel ilişki kurulmaz ve içki içilmez

Duaları

Yezidilerin güneş doğarken ve batarken ona doğru yönelerek dua okuma adetleri, güneşe ve aya taptıklarına dair yanlış bir telakkiye sebep olmuştur. Gerçekte bu duanın nedeni Yezidilerce Tanrı (Melek Tavus)’nın, “Ay ve karanlığın”, ve “Güneş ve aydınlığın” efendisi olarak kabul edilmesidir. Yezidi duaları dört tanedir.Bunlar ;
1. Sabah duası,
2. Evger duası: Bu da sabahları okunur,
3. Güneş batisi duası: Buna güneş duası da denir.
4. Aksam duası: Buna şahadet duası da denir. Yatağa yatınca okunur. Bu dua Melek Tavus’a yapılıp yedi meleğe hitap edilir.

Tatil ve Bayramlar
Bayramlar Yezidi kutsal kitabına göre, Cumartesi dinlenme günüdür. Yezidilerin önem verdikleri dört dini bayramları vardı

1. Sar-i Sal (Yeni yıl) Bayramı

Sarsali, Sarsaliya da dedikleri bu bayram Nisan ayinin ilk Çarşamba günü kutlanır. Bugün meleklerin gece boyunca bereket dağıttıklarına inanılır. Yezidilerin yaşadıkları her köyde ve yerleşim birimlerinde kutlanan bu bayramın ön hazırlığı olarak aile mezarları ziyaret edilerek mezar taslarının üzerine yolu oradan geçenlerin yemesi için, içinde kuru üzüm, yumurta, kuru incir ve çeşitli çöreklerin bulunduğu tepsiler konur.

2. Yaz Bayramı (Çesna Havini)

Temmuz’un 18 ile 21’i arasında Irak ‘ın Lalis bölgesinde kutlanan bu bayrama Şeyh Adiy bayramı, kırk gün bayramı da denir. Yaz orucunun tamamlandığı günün ertesinde baslar.

3. Cemaat Bayramı

Şeyh Adiy’in bir araya getirdiği ilk cemaatin anısına 6-13 Ekim tarihleri arasında kutlanan bu bayrama katılmak Yezidi inancına göre hac farizası sayılır ve her Yezidi için bir borçtur.

4. Doğum Bayramı

Yezidilerin dördüncü bayramı herkesin üç gün oruç tutarak karşıladığı 1 Aralık sabahı başlayıp aksamı biten Halife Yezid’in doğum günü olarak anılan bayramdır. Yezidiler Ayrıca Müslüman ve Hıristiyan komşularıyla birlikte onların Hıdırellez ve Aziz Sergius Yortusu gibi bayram ve yortulara da katılırlar. Yezidilerde geleneksel bir biçimde 21 Mart’ta kutlanan Nevruz Bayramı dini olmaktan çok folklorik bir nitelik taşır.

Ahret Kardeşliği
Her Yezidi’nin bir ahiren kardeşi ile bir ahiren bacısı olması mecburidir. Ahiren kardeşliği her defasında el öpmeyi ve ölümde yardım etmeyi emreder.

Vaftiz

Yezidi çocukları doğduktan 40 gün sonra bazı yerlerde de doğumun ilk haftasında Pirler tarafından Şeyh Adiy’in mabedindeki zemzem suyuna üç defa daldırılmak suretiyle vaftiz edilirler. Laleş’in dışında yasayan Yezidiler için kavvallar tarafından getirilen vaftiz suyu kullanılır.

Sünnet ve Kirvelik

Çocuk vaftiz edildikten bir hafta sonra vaftizi yapan Şeyh veya Pir tarafından sünnet edilir. Bu adete, Kuzey Irak’ta “karif” denilmekte ve Yezidi çocuğu komşu veya dost bir Müslüman kirvenin dizine yatırılarak sünnet işlemi gerçekleştirilmektedir. Kirveliğin Yezidilerde çok önemli bir yeri vardır. Başka dinden olanların kirve yapılması ile o dinin mensuplarıyla dostluk köprüsü oluşturulmakta, muhtemel düşmanlıklar önlenmektedir.

Ölüm ve Cenaze

Töreni Yezidiler birinin vefatında ölünün kıymetli elbiselerini bir ağaç parçasına giydirip, kokular sürüp süsledikten sonra etrafında dönerler. Bu arada ölünün iyiliklerinden bahsedip ağlayarak dövünürler. Bu tören, üç gün devam eder.

Ölen Yezidi, yüksek sesle salavat getirilerek ahiren kardeşinin huzurunda Yezidi şeyhi tarafından yıkanır. Ölünün ağzına, kulaklarına, gözlerine ve kalbinin üzerine Şeyh Adiy’in türbesinin toprağından yapılmış çamur sürülerek kolları çapraz vaziyette, bası doğu istikametinde gömülür. Ölümün 3, 7 ve 40. günleri ile yıl dönümlerinde anma törenleri düzenlenir, Yezidi yoksullarına yiyecekler ve sadaka verilir. Ölümünden sonra bir din adamı veya bir koçak tarafından görülen rüyanın yorumu yapılarak ölenin ruhunun yeniden doğması meselesi çözülmeye çalışılır.

Yezidilerin ölü gömüldükten sonra mezar başında ölüye hitaben yaptıkları telkin duası çok ilginçtir. Yezidilerin telkin duası su şekildedir: “Ey ölü kişi! Gelecektir üzerine Münker ve Nekir melekleri! Sana soracaklar: hangi dindensin? Sen, de ki ben Ezidiyim (Yezidiyim). Şeyhim, Şeyh Adiy’dir.”

RUHANİ YAPI

Yezidiler, müritler ve ruhaniler olmak üzere iki toplumdan oluşmuştur.

1. Müritler

Yezidi toplumunun en büyük kastini oluştururlar. Her Yezidi, her gün elini öpmek, yanında şarapla orucunu bozmak, hacla ilgili her türlü hizmetini yerine getirmek mecburiyetinde olduğu bir şeyh ya da pirin mürididir. Köylerde çiftçilik ve hayvancılıkla uğrasan müritlerin görevleri kendi üstlerindeki sınıflara hizmet etmek ve vergi vermektir.

2. Ruhaniler (Ruhan, Kahane, Rahip)

Bunlara olağanüstü saygı gösterilir. bazı hallerde ruhanilik irsi olarak kadınlara da geçebilmektedir. Ruhaniler (Rahip) aşağıdaki altı sınıfa ayrılmışlardır:

a. Şeyhler

Şeyh Adiy’in müritlerinden veya kardeşlerinin soyundan olmaları gerekir. Beyaz bir elbise giyip, siyah bir sarık sararlar; evleri Yezidiler için mabet olarak kabul edilir. Okuma-yazma isleriyle uğraşırlar, cenaze törenlerini yönetirler. Oruçta, bayramlarda, evlenmelerde ve sünnet merasimlerinde de görev yaparlar.

b. Pirler

Şeyhlerden sonra Yezidilere yol gösteren yaslı ruhanilerdir. Elbiseleri siyah olup baslarına siyah veya kırmızı tüylü sarık takarlar. Hacca gelenlerin yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması bunların görevi olup dini törenlerin düzenlenmesinde şeyhlere yardım ederler. Şeyhler ve pirler, dokunulmazlık haklarına sahip ruhani reislerdir. Vazifeleri, müritlerini ve cemaatlerini kötülükten uzak tutmaktır. Bayram günlerinde, oruçlarda, evlenme ve ölümlerde, vaftiz, sünnet ve hastalıkların tedavisindeki dini görevleri yerine getirirler.

c. Fakirler veya Karabaşlar

Sadaka ile dünyevi zevklerden kaçınan Fakirler, aileler arasında arabulucu ve barışı sağlayıcı olarak Yezidi toplumunda görev yaparlar.

d. Kavvallar

Bunlar Şeyh Adiy bin Musafir’in türbesi civarında oturan görevlilerdir.Dini bayramlarda ve dinsel törenlerde ilahiler söyleyip çalgı çalarak ruhanilere hizmet ederler. Kavvallar, Yezidiler arasında birliği sağlamak, imanı kuvvetlendirmek ve köy halkının verdiği zekatı toplamak amacıyla Yezidi sancakları (Melek Tavus’un heykeli) ile yılda bir defa köyleri dolaşırlar.

e. Kuçekler

Irak ‘ın Laleş bölgesinde oturan Kuçeklerin sayıları azdır. Şeyh Adiy’in türbesinde hizmet ederler. Kavvallara yardımcı olarak köylere gezilerde, sancakları (Melek Tavus heykeli) taşırlar.

f. Çömezler (Avhan veya Avanlar)

Ruhanilerin en alt tabakasını oluşturur. Şeyh Adiy’in türbesinin bakim ve temizliğinden sorumludurlar. Dini yapının hiyerarşik zirvesinde biri Sayh Nasir olarak adlandırılan dini, diğeri de Mirza-Beg veya Amir al-Umara denilen dünyevi islere bakan iki reis bulunur. Sayh Nasir en üstün (Mir-i Sayhan) şeyh olup en yüksek manevi makamı temsil eder. Mukaddes yazıları en iyi onun bildiğine, tefsirlerinde hiç yanılmayacağına inanılan Sayh Nasir’in evi, Şeyh Adiy’den sonra Yezidilerce en kutsal yer sayılır. Yezidilere, Yezidilikten çıkarma cezası yalnızca Sayh Nasir tarafından verilir. Mirza-Beg, Yezidilerin emiri olup en yüksek siyasi makamı temsil eder. Bütün dünyevi islerde verdiği kararlar kesindir. Yezidi halkını, dışarıda temsil etme yetkisine sahiptir. Yezidilerde emirlik, babadan oğla geçmektedir

Sancak

Sancak (Sincak , Sencik, Cem-i Sanacık) Yezidilik en açık ifadesini, horoz seklinde pirinç, bakir veya tunçtan yapılmış “sancak”ta bulur. Yezidilerin elinde sancak adıyla anılan yedi adet tavus heykeli bulunmaktadır. Bu sancaklar, Yezidilerin yeryüzündeki dağılım bölgelerini simgelemektedir. Dini makamda oturan şeyhe ilahi bir kudret bahsettiğine inanılan sancaklar, Tavushane denilen özel ve güvenli bir yerde muhafaza edilir. Kavval ve Kuçek adı verilen Yezidi din adamları tarafından her yıl Yezidi köylerinde dolaştırılan bu sancakların kutsama töreni sırasında alttan başlamak üzere sırayla önce heykelin boğumları, sonra zemzem suyunun bulunduğu bakır ibrik öpülmektedir.
Yezidilerin Yedi Meleği ve Melek Tavus

Yezidilerin kutsal kitabi Mushaf-i Res’te evrenin yaratılısının anlatıldığı bölümde, önce bir inci tanesi olarak evrenin bilahare de yedi günde yedi meleklerin yaratıldığı ifade edilmektedir. Buna göre, ilk yaratılan Azrail isimli Melek-Tanrı ‘ydı; diğer adı Melek Tavus yani ateşten olma Şeytan’dı. Yedi meleğin en ulusu Oydu. Ve Pazartesi Derdail yaratıldı. (Bu meleğin ruhunu Yezidi ulularından Şeyh Hasal-al Basri temsil eder.) Salı, İsrafil oldu ve vekaletini Yezidi ulularından Şeyh Şemseddin’e verdi. Çarşamba, melek Mikail yaratıldı ve Sucedettin kılığında göründü. Perşembe, Semail oluştu ve Şerafettin oldu. Cuma, Cebrail yaratıldı ve Nusreddin olarak görüldü. Cumartesi yaratılan Nurail (Turail) ise Fahrettin evliya kılığında insanlar arasında dolaştı. Yezidilerde kötülük Tanrısı (şeytan) yerine ikame edilen melaikeler kralı Melek Tavus’un apayrı bir yeri vardır. Yezidiler, şeytan’ın yerine ikame ettikleri Melek Tavus’a Tanrısal nitelikler atfettikleri için “Şeytana tapanlar” olarak nitelendirilmişlerdir. Oysa onların inancına göre, dünyayı yaratan Tanrı‘nın cezalandırdığı şeytan, cehennemde kaldığı 7 bin yıl boyunca tövbe göz yaslarıyla doldurduğu 7 testi ile cehennem ateşini söndürmüş; Tanrı tarafından bağışlanmış ve meleklerin önderi olmuştur. Artık Melek Tavus, Tanrı ‘nın yarattığı dünyanın koruyucusu, yöneticisi ve Tanrı iradesinin yürütücüsü niteliklerini kazanmıştır.
Zemzem Suyu Laleş vadisinde bir kayadan çıkan su, Şeyh Adiy’in türbesinin eşiğinin altından geçer geçmez kutsallaşarak havuzumsu taç çukurda birikip zemzem adını alır. Zemzem suyunun akıp gittiği yere çıplak ayakla yaklaşan Yezidiler, el ve yüzlerini yıkamak suretiyle kendilerini vaftiz edilip kutsanmış saymaktadırlar.

MUKADDES KİTAPLARI

Yezidilerin Kitab-al Cilva (Kitab-i Celve) ve Mashâf-i Res (Mushâf-i Res- Kara Kitap) olmak üzere iki mukaddes kitabı vardır.Kitapların yazım dili kürtçedir.

Kitab-al Cilva (Kitab-i Celve)

Melek Tavus tarafından Yezidilerin kurtuluşu için “Tecelli Vahiy kitabi” olup beş bölümden ibarettir. Bu bölümlerden, 1 incisinde, Melek Tavus’un vazifesinin insanları ıslah ve onlara yardımcı olduğu, 2 incisinde, Melek Tavus’un insanları istediği şekilde cezalandırıp, mükafatlandırdığı, arzın altına ve üstüne hükmettiği ifade edilmektedir. 3 üncüsünde, Kainattaki bütün mahlukatların, Melek Tavus’un hakimiyeti altında olduğu, 4 üncüsünde, Melek Tavus’un haklarını başka ilahlara vermeyeceğini, Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanların onun inançlarından kendilerine uygun düşenleri alıp, diğerlerini bozduğu, 5 incisinde ise, şahsına ve resmine saygıda bulunulmasını ve inançları ile eşyasının olduğu gibi korunması emredilmektedir. Şimdi her bölümün orijinal metinlerinden kısa örnekler sunalım.

Birinci Bölüm

Ben ki vardım, varım, sonsuza dek var olacağım; tüm yaratılmışlara hükmüm geçer, tüm olaylar ve benim erkim altındaki varlıklarla ilgili her şey, benim buyruğumla olur. Kim bana inanır da gereksindiğinde beni çağırırsa, ben hemen onun yanındayım, benim var olmadığım hiçbir yer düşünülemez. Beni benimsemeyen kimselerin, kendi isteklerine uygun olmadığı için kötülük diye nitelendirdikleri tüm olaylar, benim istediğimle olur. Her çağın bir Yönetici Vekili vardır, onu ben seçerim. Her kuşakla birlikte, bu Dünya’ nin Başkanı da değişir; Başkanlar sırayla gelirler, kendi dönemleriyle ilgili görevlerini yerine getirirler. Yaratılıştan kazanılan özelliklerin değerleriyle orantılı olarak, suçları bağışlarım. Kim ki bana karşı çıkar, acılar ondan eksik edilmeyecektir. Başka hiçbir Tanrı, benim islerime ve yaptıklarıma karışamaz : Ben neye karar verirsem, o olur; Yabancıların ellerinde bulunan kutsal kitaplar, peygamberler ve havariler tarafından yazılmış olsalar bile, artık geçersizdirler, isyancı bir nitelik kazanmışlardır, bozulmuşlardır; bunlar birbirlerini yalanlamakta ve geçersiz kılmaktadırlar. Doğru olanla yanlış olan arasındaki ayırım, yaşanılan çağın koşullarına göre yapılacaktır. Bana inananlara verdiğim sözleri yerine getireceğim; belirli dönemler için yetkilerimi devrettiğim akilli ve sevgili Vekillerimin yargılarına göre, kullarımla aramdaki sözleşmeye uyacağım ya da uymayacağım. Olayların gelişimini dikkate alırım; içinde bulunulan zamanda yararlı olan neyse, onu uygularım. Benim eğitmenliğimi kabul edenleri yönlendirir, eğitirim ; onlar, bana uymakla, ruhun duyacağı sevinç ve zevklerin en büyüğüne kavuşurlar.

İkinci Bölüm

Çok iyi bildiğim tüm yöntemlerle, ademoğullarını ödüllendirir ve cezalandırırım. Yeryüzünde, üstünde ve altında ne varsa, benim denetimimdedir. Öbür ırklara yardım etmeyi üstlenmem, onlara iyilik yapmaktan uzak da durmam, hele benim seçilmiş topluluğumdan ve bana uysallıkla hizmet edenlerden bunu hiç esirgemem. Sınadığım insanlara etkin denetim yetkisi veririm; bu insanlar, benim irademe uygun olarak, belirli durumlarda, bana inanıp öğütlerimi tutanlara yardım ederler. Alan da benim, veren de; zengin eden, fakir eden de; mutlu kılan, mutsuz kılan da; bütün bunlar, çevre koşullarına ve zamana uygun biçimde gerçekleşir benim islerime karışmak ve herhangi bir insani denetimimden çıkarmak hakkına ve yetkisine sahip hiçbir güç yoktur. Bana engel olmaya çalışanların üzerine acılarla hastalıklar yağdırırım. Kim benim buyruklarıma uyarsa, öbür insanlar gibi ölmez. Bu düşük dünyada hiç kimsenin, kendisi için belirlediğim süreden fazla kalmasına dayanamam; ama istersem, onu bu dünyaya iki kez, üç kez ya da daha fazla geri gönderirim, ruhunu başka bir bedenin içine sokarak; bu, evrensel bir yasadır.

Üçüncü Bölüm

Ben, kitap göndermeksizin yönlendiririm, dostlarıma ve benim öğrettiklerimi benimseyenlere, doğru yolu, gizli araçlarla gösteririm, uyulmasını istediğim kurallar, bunaltıcı değildir, zamana ve koşullara göre saptanmıştır. Yasalarıma karşı çıkanları öbür dünyalarda cezalandırırım. Ademoğulları, yapılması istenen şeyleri bilmezler, bu yüzden sık sık yanlışlığa düşerler. Yeryüzündeki ve gökteki hayvanlar, denizdeki balıklar, hepsi benim yönetim ve denetimim altındadırlar. Dünyanın bağrındaki gizli hazineler ve başka şeyler, benim bilgimin içindedir. Onların tek tek bulunup alınmasına olanak sağlarım. Bunlara sahip olacak kimselere ve benden zamanında dilekte bulunanlara gizli işaretlerimi, mucizelerimi gösteririm. Bana ve izleyicilerime karşı yabancıların göstereceği düşmanlık ve direnme, ancak kendilerine zarar verir, çünkü bilmezler ki güç ve zenginlik benim ellerimdedir ve bunları ben, âdemoğullarından hak edenlere veririm. Dünyaların yönetimi, çağların arka arkaya gidisi, vekillerimin her çağda değişmesi, sonsuza dek benim yetkimdedir. Her kim oraya dürüstçe yürümezse, ben, kendim belirleyeceğim bir zamanda onu cezalandıracağım ve başladığı yere geri göndereceğim.

Dördüncü Bölüm

Mevsimler dört tanedir, unsurları da (Dört unsur = Adem’ in bedenini oluşturan toprak, hava, ateş, su) dört tanedir; bunları ben, yarattıklarımın, gereksinimlerini gidermeleri için bağışladım. Yabancıların kutsal kitapları, ancak benim yasalarıma uygun oldukları, karşı çıkmadıkları ölçüde tarafımdan kabul görürler; yine de bunlar, çoğunlukla saptırılmışlardır. Üç tanesi bana karşıdır ve ben, üç addan nefret ederim. Benim gizlerimi açığa vurmayanlar için, ödüllendirme konusundaki sözümü tutacağım. Benim uğruma acı çekmeye katlananları, kuşku duyulmasın ki, dünyalardan birinde ödüllendireceğim. Benim yolumdan gidenler, kendilerine düşman olanlara ve yabancılara karşı, cemaat hâlinde yaşasınlar. Ey siz, benim yasalarıma uyanlar, benim tarafımdan iletilmeyen düşünceleri kafanıza sokmayın. Yabancıların yaptığı gibi sakin adimi ya da bana yakıştırılan adları ağzınıza almayın, yoksa günaha girersiniz; çünkü bu konular, sizin kavrayışınızın,üzerindedir.

Beşinci Bölüm

Beni simgeleyen şeylere ve resimlere saygılarınızı sunun; çünkü onlar size, benim yasalarıma aykırı olan davranışlarınızı anımsatacaktır. Yardımcılarımın buyruklarına uyun, sözlerine kulak verin ki benden aldıkları öte dünya bilgisini size iletsinler.

Mashaf-i Reş (Mushaf-i Res-Kara Kitap)

Yaratılış nazariyelerinin anlatıldığı yeryüzüne ait bir kitap olup Yezidilere dair geçmişteki olaylar ile Yezidilik adabını içerir. Ayrıca Kara Kitap‘ta renkler ve yiyeceklerle ilgili bazı yasaklar da yer almıştır.

Şimdi Mashaf-i Reş ‘ten bir bölüm sunalım; Başlangıçta Tanrı, kendi yüce özünden Beyaz İnci’ yi yarattı ve bir kus yarattı ki adi Anfar’ di. Ve inci’ yi onun sırtına koydu, ve orada kırk bin yıl oturdu. İlk gün, yani pazar günü, Azazil adlı meleği yarattı; işte o, hepsinin başkanı olanı Ta’us Melek (Tavus kuşsu Melek)’ tir. Pazartesi günü Tanrı, Darda’ il adlı meleği yarattı ki o, Şeyh Hasan’ dir. Salı günü, Israfil’ i yarattı ki, Şeyh Şams’ dır. Çarşamba günü, Cebra’ il adlı meleği yarattı; o da Abu Bekr’ dir. Perşembe günü, Azrail’ i yarattı ki, Saacadin’ dir. Cuma günü, Semna’ il aldı meleği yarattı; o da Nasir’ ud – Dindir. Cumartesi günü, Nura’ il adlı meleği yarattı, ki o [. .] Melek Ta’ us (Melek Tavus)’ u onların başkanı yaptı. Ondan sonra Tanrı, yedi göğü, Yeryüzünü, ve güneşi ve ayı yarattı […] İnsani, kuşları ve tüm hayvanları yarattı, ve onları pelerininin boşluğuna yerleştirdi, ve Inci’ nin üzerinden indi, melekler de yanındaydı. Sonra yüksek sesle Inci’ ye doğru haykırdı, o da düşüp dört parçaya ayrıldı. içinden su fışkırdı ve deniz oldu. Dünya yuvarlaktı, üzerinde çatlak yoktu. Sonra Tanrı, bir kus biçiminde Cebrail’ i yarattı, ve dört bucağın yönetimini ona emanet etti. Sonra bir gemi yarattı ve onun içinde otuz bin yıl kaldı, ondan sonra Laleis’ e geldi ve konakladı.

Dünyanın içinde haykırdı, ve yoğunlaşmayla deniz oluştu, ve dünya yeryüzüne dönüştü ve titremeye devam ettiler. Sonra Cebrail’ e, Beyaz Inci’ nin iki parçasını getirmesini buyurdu, parçalardan birini yeryüzünün altına yerleştirdi öbürünü de Göğün Girişi’ ne (cennetin girişi) kapı olarak koydu. Sonra onların içine güneşi ve ayı yerleştirdi, onların kırpıntılarından da yıldızları yarattı, ve onları göğe süs olarak astı. Ayrıca yeryüzünü süslemek üzere meyve ağaçlarını, bitkileri ve dağları yarattı. Hali’ nin üzerine Taht’ i yarattı. Sonra, dedi ki Ulu Tanrı : «Ey Melekler, Adem’ le Havva’ yi yaratacağım, onları insan yapacağım, ve ikisinden, Adem’ in belinden gelmek üzere, Sehr ibn Cebr doğacak; ve ondan tek bir halk türeyecek yeryüzünde; Azazil’ in, yani Ta’us Melek’ in toplumu olan Yezidi halkıdır bu. Sonra Şeyh Adi b. Musafir’ i Suriye’ den göndereceğim ve o gelip Lales’ te kalacak.» Sonra Tanrı, kutsal ülkeye indi ve Cebrail’ e, dünyanın dört bucağından toprak getirmesini buyurdu; Toprak, hava, ateş ve su. Onlarla bir adam yaptı ve kendinden ona bir ruh bağışladı. Sonra Cebrail’ e. Adem’ i Cennet‘ e yerleştirmesini buyurdu, orada meyveyle bütün yeşil bitkileri yiyebilsin diye : ancak buğday yemesi yasaktı. Yüz yıl sonra Ta’ us Melek, Tanrıya dedi ki: «Adem nerede ve nasıl üreyip çoğalacak? » Tanrı ona «Yetki ve yönetimi sana bırakıyorum bu konuda» dedi. O zaman Melek Tavus, gidip Adem’ e sordu : «Hiç buğday yedin mi ? » O da yanıtladı : «Hayır, çünkü Tanrı bunu bana yasakladı, ‘Ondan yememelisin’ dedi» Melek Ta’ us söyle dedi ona : «Yesen, senin için çok daha iyi olur.» Ama Adem’ in, yedikten sonra karni sisti, ve Ta’ us Melek onu Cennet‘ ten çıkardı, ve bıraktı, ve göğe çıktı.

O zaman Adem, karninin miskinliği yüzünden acıyla kıvrandı, çünkü bedeninde çıkış deliği yoktu. Ama Tanrı bir kuş gönderdi, o da Adem’ in bedeninde bir çıkış deliği açtı, böylece Adem rahatladı. Ve Cebrail yüz yıl ona görünmedi, ve o mutsuz oldu, ağladı. O zaman Tanrı, Cebrail’ e buyurdu, ve o gelerek Adem’ in sol koltuk altından Havva’ yi yarattı. Sonra Melek Tavus, halkımıza demek istiyorum ki, çok acı çeken Yezidîlere yardım etmek üzere yeryüzüne indi ve eski Asurluların yanında, bizim de basımıza krallar dikti; bu krallar Nesrukh (ki o, Nasir’ ud – Din’ dir) ve Kamush (o da, Sultan Fakhru’ d – Din’ dir) ve Artımus (ki. Sultan Samsu’d – Din’ dir) adini taşıyorlardı. Bundan sonra iki kral tarafından yönetildik; birinci ve ikinci Şapur adlı bu kralların yönetimi yüz elli yıl sürdü ve onların soyundan gelen Amir’ lerimiz bizi bugüne dek yönetmişlerdir,ve biz dört kabileye bölündük. Bize khass (marul) haram kılınmıştır, çünkü kadın peygamberimiz olan Khassa’ nin adını anımsatmaktadır; kuru fasulye de haramdır, koyu mavi boya kullanmamız yasaktır; Yunus peygambere saygısızlık etmiş olmamak için, balık yememiz haramdır; Ceylanları da yemeyiniz, çünkü onlar peygamberlerimizden birinin sürüsü olmuşlardır. Ayrıca, Şeyh ve müritleri, tavus kuşuna saygısızlık etmemek için, horoz da yemeyiniz; çünkü tavus kuşu, daha önce sözü edilen yedi Tanrıdan biridir ve biçimi horozu andırır. Yine, Şeyh ve müritleri sayın, helvacıkabağı yemekten sakininiz. Bundan başka, ayakta işemek, ya da oturmuş haldeyken giyinmek, ya da Müslümanların yaptığı gibi helada taharetlenmek, ya da onların banyolarında gusül etmek, bize yasaklanmıştır.

Ayrıca, Tanrımız olan Şeytan’ in adini ya da onu anımsatan Kitan, Sar, Sat gibi adları ya da Mal’ un , […] na’ l gibi sözcükleri ağza almak yasaktır. Önce [ …] bizim dinimize, puta taparlık dediler ve Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve İranlılar dinimizden uzak durdular. Kral Ahab ile Amran, bizdendi; öyle ki, bizim Pirbub diye adlandırdığımız Ahah Beelzebub’ un Tanrısından yardım dilerlerdi. Bizim Babil’ de Bakti-Nossor (Nebukadnezzar) adlı bir krallımız vardı; Iran’ da Ahasuerus, İstanbul’ da Ağrıkalus da bizdendi. Gök ve yer var olmadan önce Tanrı, suların üzerinde bir teknenin içindeydi. Sonra, yaratmış olduğu inciye kızdı, onu başından attı; incinin karılmasından dağlar, çınlamasından kum tepeleri, dumanından da gökler meydana geldi. Sonra Tanrı, göğe çıktı ve gökleri yoğunlaştırdı; ve onları, altlarına destek koymadan yerleştirdi, ve yeryüzünü her yanından çevirdi. Sonra ellerine kalemi aldı, ve tüm yaratıklarının adlarının listesini çıkardı. Kendi özünden ve nurundan altı Tanrı yarattı ki bunların yaratılması, bir lambanın başka bir yanan lambadan yakılması gibiydi. Sonra Birinci Tanrı, İkinci Tanrı‘ ya dedi ki : «Ben göğü yarattım; sen oraya çık, ve bir şeyler yarat.» Ve o, göğe çıktığı zaman, Güneş var oldu. Kendisinden sonraki Tanrıyla, ‘Çık’ dedi ve ay yaratıldı. Ve ondan sonraki Tanrı, gökler’ i harekete geçirdi; ve ondan sonraki Tanrı, yıldızları yarattı; ve ondan sonra gelen Tanrı, el – Kuragh’ i, yani Sabah Yıldızı’ nı (venüs) yarattı; ve her şey böyle yarattı.

GÜNÜMÜZDE YEZIDILER

Osmanlıların son zamanlarında 1912’de yapılan nüfus sayımında 37.000, 1923’teki sayımda 18.000 olarak tespit edilen Yezidilerin sayısı ülkemizdeki bazı çevrelerin baskılarından kaynaklanan göçlerden dolayı azalmış olup; günümüzde Türkiye’deki sayılarının 3.000-4000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde küçük topluluklar halinde yaşayan Yezidilerin büyük bölümü Güneydoğu Anadolu’da bir kısmı da metropol kentlerinde yaşamaktadırlar. Dünya genelinde nüfuslarının 700.000 olduğu tahmin edilen Yezidilerin, Irak’ta 300.000, Rusya’da 100.000, Gürcistan’da 60.000, Ermenistan’da 40.000, Suriye’de 10.000, Almanya’da 50.000, İran ‘da 1.000-2.000 civarında nüfusa sahip olduğu; kalanının da Hindistan, Lübnan, İsviçre, Belçika, Estonya ve Ukrayna’da yasadığı bilinmektedir




DunyadinLeri..
No1 Bunu Beğendi.

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)