izmir escort escort izmir porno porno izle
Kutsal Kitap Nedir ? - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Red face Yehuda İncili #1
Üyelik Tarihi: 12 Ekim 2012
Mesajlar: 9.274
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
11 Mart 2013 , 02:47
Alıntı ile Cevapla
Yahuda İncili 2006'da tekrar ulaşılan 220-340 yılları arasında yazılmış Yahuda'nın bakış açısıyla İsa'nın başından geçenleri anlatmaktadır.
National Geographic Society tarafından uzun süren bir araştırmanın sonucunda ortaya çıkan Yahuda'nın Müjdesi kitabından sadece belli bir bölümü hala okunabilir durumdadır. Birçok sayfası kaybolmuş yok olmuş ve halen tarihi eser kaçakçıları tarafından yüksek fiyatlarda satıldığı tahmin edilmektedir. Kitabın büyük bir çoğunluğunun ortaya çıkmasıyla da sayfaların fiyatlarının şu an astronomik rakamlarda olması tahminidir. Gnostik gruplar tarafından tek sayfasına bir milyon dolar verileceği gri-market'lerde duyurulmuş (Nisan başları 2006) ama bu bilgi gruplar tarafından bir süre sonra yalanlanmıştır (13 Nisan 2006).
Satılmasında sorun çıkınca bir bankanın emanet kasasına kapatılan eski papirüs kâğıtları zamanla yokolmaya yüz tutmuş şu an da büyük bir çoğunluğu silinmiştir. Orijinalinde 62 sayfa olduğu sanılan eserin 1999 yılında sadece 26 sayfası ve bu sayfaların sadece belli bir kısmı kalmıştır.
Radiocarbon tarihlendirmesine göre 220 - 340 yılları arasında yazılmış olduğu belirlenen eser okuyan her grup tarafından şu ana kadar değişik bir şekilde yorumlanmıştır.
__________________
Bu bilinmezlik tiyatrosunun,en afili oyuncularıyız artık
yalnızlık bir boksörün sol kroşesi kadar sert
yalnızlık bir halk klişesi kadar efsane.
işte şimdi sevgilim,ben tam olarak bu coğrafyayı
bu coğrafya yapan unsurlardan biri oldum.
Bu ülke kadar soyulmuş,bu ülke kadar yorgun
bu ülke kadar tutsak ve,üzerine oyunlar oynanmış.
beni öpmeye gelirken,bana bir kalbin arasına gizlenmiş
YENİ BİR KİMLİK GETİR!


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

Red face Luka İncili #2
Üyelik Tarihi: 12 Ekim 2012
Mesajlar: 9.274
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
11 Mart 2013 , 02:48
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Luka İncili Yeni Ahit'in ilk dört bölümünü oluşturan kanonik incillerin üçüncüsüdür. Luka Latince "aydınlık" anlamına gelir. Bir doktor olan Luka tarafından yazıldığı kabul edilir. Luka İsa'nın havarilerinden biri değildir. Aziz Pavlus'un şahsi doktorudur. Esin olduğunu iddia ettiği görüşler Aziz Pavlus'a aittir. Luka yazdığı İncil'in başlagıcında YunanTeofilos'a hitap etmiştir.
Luka İncili Vaftizci Yahya'nın doğumundan İsa'nın göğe yükselişine kadar olan yaklaşık 35 yılı kapsar. M.S. 60'lı yıllarda yazıldığı tahmin edilmektedir. Markos İncili'ni baz aldığı kabul edilir. Karakteristikleri dönemin Yunanlılarına hitap ettiğini düşündürür. İncilin yazıldığı dönemlerde Romalılar askerlikte ustalaşmış iken Yunanlılar bilgelikleriyle meşhurdurlar. Bu nedenle Luka İncili İsa'yı kusursuz bir insan ve tanrının bilgeliğinin insan şekline bürünüşü olarak resmeder. İsa'nın ibret verici kısa hikâyelerine geniş yer verir. İsa'nın Kutsal Ruh ile olan bağlantısını anlatır. Kutsal Ruh'un doğmuş şekli olduğunu Kutsal Ruh'un gücü sayesinde kilisesini kurduğunu ve Kutsal Ruh'tan akan sözlerini vaatlerini anlatır.
__________________
Bu bilinmezlik tiyatrosunun,en afili oyuncularıyız artık
yalnızlık bir boksörün sol kroşesi kadar sert
yalnızlık bir halk klişesi kadar efsane.
işte şimdi sevgilim,ben tam olarak bu coğrafyayı
bu coğrafya yapan unsurlardan biri oldum.
Bu ülke kadar soyulmuş,bu ülke kadar yorgun
bu ülke kadar tutsak ve,üzerine oyunlar oynanmış.
beni öpmeye gelirken,bana bir kalbin arasına gizlenmiş
YENİ BİR KİMLİK GETİR!


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Red face Matta İncili #3
Üyelik Tarihi: 12 Ekim 2012
Mesajlar: 9.274
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
11 Mart 2013 , 02:50
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Matta İncili (Yunanca: κατὰ Ματθαῖον εὐαγγέλιον kata Matthaion euangelion τὸ εὐαγγέλιον κατὰ Ματθαῖον to euangelion kata Matthaion) İsa'nın oniki havarisinden biri olan Roma vergi memuru Celile'li Matta tarafından yazıldığı kabul edilen incildir. Yeni Ahit'in ilk bölümünü meydana getirir. Kelime anlamı olarak Matta İbranice "efendimizin (tanrımızın) hediyesi" anlamına gelmektedir. M.S. 52 - 68 yılları arasında Kudüs düşmeden önce yazıldığı tahmin edilmektedir. Matta İncili İsa'nın soyağacı ile başlar hayatını ve dinî faaliyetlerini özetler. Havarilerin seçimini ve İsa'ya katılışlarını anlatır. Muhtemelen ilk olarak İbranice yazılmıştır. Markos İncili temel alınmıştır. Diğer üç kanonik incilden çok daha fazla Eski Ahit referansı içermektedir. İsa'nın da mensubu olduğu Yahudi toplumunu hedeflediği düşünülmektedir. Yahudileri Nasıra'lı İsa'nın yüzyıllardır bekledikleri Mesih (kurtarıcı) olduğuna inandırmayı amaçlar. İsa'nın kral olduğu belirtilir. Yahudilerin fizikî ve materyalist bir kurtarıcı ve krallık beklemelerinden ötürü Matta İncili'nde İsa'nın manevî krallığı vurgulanır.
__________________
Bu bilinmezlik tiyatrosunun,en afili oyuncularıyız artık
yalnızlık bir boksörün sol kroşesi kadar sert
yalnızlık bir halk klişesi kadar efsane.
işte şimdi sevgilim,ben tam olarak bu coğrafyayı
bu coğrafya yapan unsurlardan biri oldum.
Bu ülke kadar soyulmuş,bu ülke kadar yorgun
bu ülke kadar tutsak ve,üzerine oyunlar oynanmış.
beni öpmeye gelirken,bana bir kalbin arasına gizlenmiş
YENİ BİR KİMLİK GETİR!


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Markos İncili #4
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
09 Temmuz 2013 , 19:11
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Markos İncili

Markos İncili, Yeni Ahit'in ilk dört bölümünü oluşturan kanonik incillerden ikincisi. "Evanjelist Markos" olarak da bilinen Yuhanna Markos tarafından yazılmıştır. Markos, Barnabas'ın kuzeni ve İsa'nın havarisi Petrus'un (Simun) yakın arkadaşıdır. Markos'un bu incili Petrus'a dayanarak yazdığı kabul edilir. M.S. 60'lı yılların sonlarında veya 70'li yılların başlarında yazılmıştır. Matta ve Luka İncillerine kaynak teşkil ettiği ve incillerin en eskisi olduğuna inanılır. Vaftizci Yahya'dan İsa'nın göğe yükselişine kadar olan kısmı anlatır. Kısa versiyonunda İsa'nın boş mezarına kadar olan kısmı anlatır.

Kelime olarak "nazik ve parlayan" anlamlarına gelen Markos İncili'nin Roma'da yazıldığına inanılır. Diğer kanonik incillere kıyasla çok fazla Latince kelime içerir. İsa'nın gösterdiği mucizeler en fazla bu incilde örneklenir. Yahudi geleneklerinden, yaşadıkları yerlerden, sikkelerinden ve Aramice deyimlerden bahsedilir. Bu yönleriyle Markos İncilinin Romalılara hitaben yazıldığı düşünülebilir. Markos İncilinde İsa'nın "Seçilmiş Kişi" olduğu sık sık vurgulanır.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Yuhanna İncili #5
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
09 Temmuz 2013 , 19:15
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Yuhanna İncili

Yuhanna İncili, Yeni Ahit'in ilk dört bölümünü meydan getiren kanonik incillerden sonuncusudur. Kelime anlamı olarak "sevgili" veya "sevilen" demektir. Balıkçılık yaparak geçinen, "Evanjelist Yuhanna" olarak da bilinen, havari Yuhanna tarafından yazılmıştır. M.S. 90'lı yıllarda yazıldığı tahmin edilmektedir. Vaftizci Yahya'nın (Yahya Peygamber) dini faaliyetlerinden, İsa'nın göğe yükselişine kadar olan zaman aralığını kapsar.

Yuhanna İncili, İsa'nın kilisesinin oluşumunu anlatır. Cennetteki krallığından insanlığa yol göstermeye devam edeceği vurgulanır. Bu anlamda, diğer inciller gibi belirli bir kesimi değil, tüm insanlığı hedeflediği düşünülebilir. "Dünya" kelimesi birçok yerde tekrarlanır. Diğer incillerde vurgulanan İsa'nın insanî veya dünyevî faaliyetlerinden ziyade doktrinlerine geniş yer ayırır.

Yuhanna incili, 27 kitaptan oluşan incil'in en felsefi, mistik ve sembolik bölümüdür, bazı araştırmacılarca Hint ve Yunan gizem kültlerinden etkilendiği iddia edilir.

İsa'nın Tanrısallığına ve özüne vurgu yapar, İsa'nın başlangıçtaki "logos" olduğu söylenir.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Barnabas İncili Hakkında Bilgi #6
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
11 Şubat 2015 , 01:19
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.

Barnabas hakkında

Hz. İsa’dan sonra havarilerinin dinini tebliğlerinin ve bu uğurda başlarına gelenlerin anlatıldığı ve Kilise tarafından da kabul edilen “Rasullerin İşleri” bölümünde önemli bilgiler bulmak mümkündür. Burada anlatıldığına göre Barnabas aslen Kıbrıslı olup asıl adı Yusuf’tur ve Levililerdendir. Barnabas “teselli oğlu” anlamına geldiğine göre herhalde lâkabı olsa gerektir.

‘Kanonik İnciller’de Barnabas’ın adı havariler arasında geçmez. ‘Rasuller’in İşleri’nden anlaşıldığına göre o çok erken bir dönemde Hakk dini kabul etmiş olsa gerektir.

Barnabas’ın ismi Kanonik İnciller içerisinde ilk olarak şöyle geçer:

“İman edenlerin cemaati tek yürek ve tek can idi; ve hiç biri kendisinin olan şeyler için ‘benimdir’ demiyordu; fakat her şey onlar için müşterekti. Ve resuller büyük kuvvetle Rab İsa’nın kıyamına şehadet ediyorlardı; ve hepsinin üzerinde büyük lûtuf vardı.

Çünkü aralarında yoksul kimse yoktu; zira tarlaları yahut evleri olanların hepsi satıp satılmış olan şeylerin bedellerini getirerek resullerin ayakları önüne koyuyorlardı; ve her birine ihtiyacına göre dağıtılıyordu.» İşte bu zamanda resullerce çağrıldığı şekliyle BARNABAS tarlasını satmış ve parayı getirip resullerin önüne koymuştu.” (Rasullerin İşleri 4: 32-37).

Bu olaydan sonra Barnabas adı Resuller’in İşleri’nde sık sık geçer. Şehir şehir dolaşan Barnabas Allah’ın sözünü her gittiği yerde ilân etmekte kardeşlerine yardım için koşmakta ve pek çok kişinin Hakk Din’e girmesine vesile olmaktadır.

Barnabas ilk dönemlerde Pavlos’la birliktedir. Fakat bir süre sonra aralarında şehirleri dolaşırken Markos denilen Yuhanna’yı da yanlarına alıp almama konusunda şiddetli bir tartışma çıkar ve nihayet ayrılırlar. (Resuller’in İşleri 15: 36 - 41).

İlginçtir ki bu ayrılma olayından sonra Resuller’in İşleri’nde Barnabas adı bir daha geçmez ve sürekli Pavlos’tan söz edilir. Buradan Barnabas - Pavlos ayrılığının köklü bir ayrılık olduğunu ve en azından bundan sonra ‘itikad’ alanında da derin bölünmelerin baş gösterdiğini tahmin edebiliriz. Nitekim Barnabas İncili’nin girişinde şöyle der:

“...Şeytan tarafından aldatılan pek çokları dindarlık maskesi altında en dinsiz akideyi va’z ederek İsa’ya Allah’ın oğlu demekte Allah’ın sonsuza değin emrettiği sünnet olmayı reddetmekte ve her türlü kirli etin yenmesine izin vermekte olduğundan ---bunlar arasında bulunan kendisinden üzüntü duymadan söz edemediğim Pavlos da aldatılmıştır-- kurtulasınız Şeytan tarafından aldatılmayasınız ve Allah’ın hükmü önünde hüsrana uğramayasınız diye İsa ile yaptığım konuşma ve görüşmelerde gördüğüm ve duyduğum gerçeği yazıyorum.”

Barnabas’ın bizzat kendi yazdıklarından anladığımıza göre o Resuller’in İşleri’nde geçtiği gibi Pavlos’la bir süre arkadaşlık yapmış fakat daha önceki peygamberlerden sonra olduğu gibi Hz. İsa’dan sonra da izleyicileri arasında ayrılıklar çıkmış bu ayrılıklar dinin özüne de inmiş ve Pavlos Tevhid’i Şirk’e çevirenlerin başında yer alırken Tevhid’den kopmayan Barnabas ise Hz. İsa’nın gerçek dinini ona inananlar Şeytan’a kanmasınlar diye yazıya geçirme gereği duymuştur.

Barnabas gerçekten yukarıdaki satırlarda geçtiği gibi Hz. İsa’nın havarilerinden midir? Buna ‘evet’ de ‘hayır’da diyemiyoruz. Fakat kesin olan bir gerçek varsa Barnabas’ın İslam’ın peygamberlerinden Hz. İsa’ya inanmış bir mü’min olduğu ve en azından ‘Kanonik İnciller’in ilkinin yazıldığı günlerde ve hattâ ondan daha da önce ‘İncil’ini kaleme aldığıdır.

Barnabas belki kendisi Hz. İsa’nın havarisi olmasa bile en azından onun gerçek havarilerini dinlemiştir; bu yüzden onun İncil’i İslâmi Hadis literatüründeki ifadeyle Peygamber’i gören ve işiten bir sahabenin ‘sahih’i değilse bile hiç olmazsa sahabeyi görüp işiten bir tabii’nin ‘mürsel sahihi’dir.

Hz. İsa hakkında gerçekten değerli bir araştırma yapmış bulunan Muhammed Ata’ür-Rahim Barnabas’ın havariliğini kabul etmekte ve onun İncil’i hakkında özetle şu bilgiyi vermektedir:

“BARNABAS İNCİLİ İsa’nın bir şakirdi yani zamanının çoğunu mesajını yaydığı üç yıllık süre içinde bizzat İsa’nın yanında geçiren bir adam tarafından yazılmış ve bugüne kadar gelmiş bilinen tek İncil’dir.”

Kabul edilmiş dört İncil’in yazarlarının aksine o İsa ile doğrudan teması olmuş ve öğretisini doğrudan İsa’dan almış biriydi.

Barnaba İncili M.S. 325'e kadar İskenderiyye kiliselerinde kabul edilmiştir. İsa'nın doğumundan sonraki birinci ve ikinci asırlarda Tevhîd'i desteklemiş olan İraneus'un (M.S. 120-200) yazılarında elden ele dolaşmıştır.

M.S. 325'te meşhur İznik Konsülü toplandı. Teslis akîdesi Pavlus hristiyanlığının resmi doktrini olarak ilân edildi.

Kilisenin resmi İncilleri olarak Matta Markos Luka ve Yuhanna İncilleri seçildi. Barnaba İncili de dahil geri kalan bütün İnciller'in okunması ve elde bulundurulması yasaklandı.

Barnaba İncili hakkında sürdürülen bu yasaklama kararları ileriki tarihlerde de devam etti. M.S. 366'da Papa Damasus'un (M.S. 304-384) da İncil'in okunmaması için bir karar çıkarttığı söylenmektedir.

Bu karar M.S. 395'te ölen Kaesaria Piskoposu Gelasus tarafından da desteklendi. Onun Apokrifal kitaplar listesinde Barnaba İncili de vardı. Apokrifa basitçe "halktan gizlenmiş" demektir. Papa'nın yasaklanmış kitaplar listesine Barnaba İncili'ni de almış olması en azından İncil'in varlığını göstermektedir.

Ayrıca Papa'nın M.S. 383'te Barnaba İncili'nin bir kopyasını ele geçirdiği ve kendi özel kütüphanesinde sakladığı da bir gerçektir (Muhammed Ataurrahim Jesus Prophet of İslâm England 1977 s. 39-41 ).

Barnaba İncili hakkında çıkartılan bütün bu yasaklama kararları ve İncil'in okunmaması için alınan tedbirler pek başarılı olamadı. İncil günümüze kadar varlığını sürdürdü. Onun günümüze kadar gelmesini sağlayan Fra Marino adında bir keşiş olmuştur. Şöyle ki:

Barnaba İncili'nin İngilizce çevirisinin yapıldığı el yazması Papa Sextus'ta (1589-1590) bulunuyordu. Sextus İncil'den geniş çapta faydalanmış olan İraneus'un yazılarını okuduktan sonra İncil ile yakından ilgilenen Fra Marino ile arkadaş oldu. Bir gün Marino Sextus'u ziyarete gitti. Birlikte öğle yemeği yediler. Yemekten sonra Papa uykuya daldı. Keşiş Marino Papa'nın özel kütüphanesindeki kitapları gözden geçirmeye başladı ve Barnaba İncili'nin İtalyanca el yazmasını ele geçirdi.

İncil'i elbisesinin yeni içerisine gizliyerek oradan ayrıldı ve Vatikan'a geldi. Bu yazma daha sonra Amsterdam'da büyük bir ün ve otorite sahibi hayatı boyunca bu esere büyük bir değer verdiği bilinen bir şahsa ulaşıncaya kadar elden ele dolaştı. Onun ölümünden sonra da Prusya Kralı temsilcisi J.E. Kramer'in eline geçti. 1713'de Kramer bu yazmayı kitaplar uzmanı meşhur Savoy'lu Prens Eugen'e takdim etti. 1738'de kütüphanesi ile birlikte bu yazma da Viyana'daki Hofbibliothek'e nakledildi ve halen oradadır. Erken kilise tarihçilerinden önemli bir zat olan Toland bu yazmayı incelemiş ve ölümünden sonra 1747'de basılmış olan muhtelif çalışmalarında ona atıflarda bulunmuştur. İncil hakkında şöyle der: "Bu tıpkı kutsal bir kitap görünümündedir." (Ataurrahim a.g.e s. 41-42).

Barnaba İncili'nin İtalyanca el yazması Canon ve Mrs. Ragg tarafından İngilizce'ye çevrildi ve 1907'de Oxford Üniversitesi matbaasında basıldı ve yayımlandı. İngilizce çevirinin hemen tamamı aniden ve gizemli bir şekilde piyasadan kayboldu. Bu çeviriden yalnız ikisinin varlığı bilinmektedir: Biri British Museum'da diğeri de Washington Kongre Kütüphanesi'ndedir. Kongre Kütüphanesi'nden kitabın bir mikro-film kopyası ele geçirildi ve İngilizce çevirinin yeni bir baskısı Pakistan'da yapıldı. Bu baskının bir kopyası gözden geçirilmiş yeni bir baskı amacıyla kullanıldı. (Ataurrahim a.g.e. s. 42).

Barnaba İncili yirminci yüzyılın başında Mısır'da Dr. Halil Seâde tarafından Arapça'ya çevrilmiş ve esere bir de mukaddime yazılarak Muhammed Reşid Rıza tarafından da neşredilmiştir. (Ahmed Şelebi Mukârenetü'l-Edyân Mısır 1984 II 215).

Son zamanlarda ülkemizde de İncil'in izlerine rastlandığı ve üzerinde bazı çalışmaların yapıldığı bilinmektedir: Bunlardan biri Abdurrahman Aygün'ün "İncil-i Barnaba ve Hz. Peygamber Efendimiz Hakkındaki Tebşîrâtı" isimli basılmamış eseridir. Eser 1942'de yazılmıştır. (bk. Osman Cilacı "Barnaba İncili Üzerine Bir Türkçe Yazma " Diyanet Dergisi Ekim-Kasım-Aralık1983 cilt:19 sayı: 4 s. 25-35) Yine 1984'te Hakkari civarında bir mağarada Ârâmî dilinde ve Süryânî alfabesi ile yazılmış bir kitap bulunduğu ve bunun Barnaba İncili olduğu yurt dışına kaçırılmak istenirken yakalandığı da bilinmektedir. (bk. İlim ve Sanat Mart-Nisan 1986 sayı: 6 s. 91-94). Ayrıca "Barnaba İncili" adıyla Mehmet Yıldız tarafından İngilizce'den dilimize çevrilen bir eser de 1988 yılı içerisinde Kültür Basın Yayın Birliği tarafından neşredilmiştir.

Barnaba İncili'nin diğer dört İncil' den ayrıldığı en önemli noktalar şunlardır:

1- Barnaba İncili Hz. İsa'nın ilâh veya Allah'ın oğlu olduğunu kabul etmez.

2-Hz. İbrahim'in kurban olarak takdim ettiği oğlu Tevrat'ta belirtildiği ve hristiyan inançlarında anlatıldığı gibi İshak değil İsmâil (a.s.)'dır.

3-Beklenen Mesih Hz. İsa değil Hz. Muhammed'dir.

4-Hz. İsa çarmıha gerilmemiş Yahuda İskariyoth adında biri ona benzetilmiştir.

(Muhammed Ebu Zehre Hristiyanlık Üzerine Konferanslar Trc. Âkif Nuri İstanbul 1978 s. 105-107).

Gerçeğin uzun süre gizlenemeyeceği açıktır. İnsanlık eninde sonunda belki tarihte eşine rastlanmadık biçimde Hakk Din’e yönelecek ve İbrahim’in Tevhid Dini Hatem’ül-Enbiya Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.)’nın risaletinin tümden ihyasıyla yeryüzündeki muhteşem hakimiyetini gerçekleştirecektir. Batıl mahiyeti gereği köpük gibi yok olucu Hakk ise kalıcıdır.

Barnaba İncili’nin muhtevası genel teması metnin tahlili ve yapılan tenkitler bunlara verilen cevaplar konusuna değinmek uygun olacaktır:

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Barnaba İncili'nin Muhtevası #7
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
11 Şubat 2015 , 01:27
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Barnaba İncili'nin Muhtevası

Barnaba İncili bir giriş ile doğumundan semaya urûcuna kadar Hz. İsâ'nın hayatının anlatıldığı asıl bölümden (222 bab) oluşmaktadır.

Giriş kısmında bu kitabın Allah'ın peygamberi Hz. İsâ'nın gerçek İncil'i olduğu ve onun havarisi Barnaba tarafından yazıldığı şeytanın yanılttığı pek çok kişinin -ki aralarında Pavlus da vardır- tamamıyla yanlış bir akîdeyi yaydıkları Hz. İsâ'ya Allah'ın oğlu dedikleri Allah'ın ebedî ahdi olan sünnet olmayı kabul etmedikleri temiz ve helâl olmayan her besinin yenilebileceğine hükmettikleri ifade edilerek insanların hataya düşmemeleri için bu İncil'in kaleme alındığı belirtilmektedir.

Asıl bölümde ise şu konular yer almaktadır:

1- Hz. İsâ'nın dünyaya gelişi ve çocukluğu (1-9). Bu bölümde kanonik İnciller'de olduğu gibi annesi Meryem'e Cebrail tarafından Hz. İsâ'nın doğumunun müjdelenmesi (1-2) Hz. İsâ'nın dünyaya gelişi (3-4) sünnet oluşu ve mabede takdimi (5) müneccimlerin ziyareti ve Mısır'a kaçışı (6-8) on iki yaşında Kudüs'ü ziyareti (9) anlatılmaktadır.

Barnaba İncili'nin bu ilk bölümünde kanonik İnciller'den Luka ve Matta'ya büyük benzerlikler görülmekle birlikte bazı farklılıklar da vardır. Luka İncili'ndeki (1/31-33) "Ve işte gebe kalıp bir oğlan doğuracaksın ve adını İsâ koyacaksın. O büyük olacak ona yüce Allah'ın oğlu denilecek; rab Allah ona babası Davud'un tahtını verecek; Ya'kub'un evi üzerinde ebediyen saltanat sürecek ve onun melekûtuna hiç son olmayacaktır" ifadesi Barnaba İncili'nde şu şekildedir: "Allah seni samimi bir kalple şeriatında yürüsünler diye İsrail halkına göndereceği bir peygamberin annesi olarak seçti." Luka İncili'nde (1/35) babasız dünyaya gelmesi sebebiyle Hz. İsâ'ya Allah'ın oğlu denileceği bildirilirken Barnaba İncili'nde bu hadise şu şekilde anlatılmaktadır: "Ey Meryem! İnsan yokken insanı yaratan Allah senden de erkek olmadan insan meydana getirmeye kadirdir". Luka İncili'ndeki (2/11) "Çünkü bugün Davud'un şehrinde size kurtarıcı doğdu o da rab Mesih'tir" ifadesine karşılık Barnaba İncili'nde "Dâvûd"un şehrinde rabbin peygamberi olan bir çocuk doğdu. O İsrail evine büyük kurtuluş getirmektedir" şeklindedir.

2- Tebliğ faaliyetinin ilk yılı

(10-46). Hz. İsâ otuz yaşında iken Zeytindağında melek Cebrail kendisine İncil'i indirir. İsâ'nın kalbine dolan bu kitapta Allah'ın ne yaptığı ne söylediği ne dilediği bulunmaktadır (10). Böylece Hz. İsâ'nın peygamberliği başlamıştır. Bu kısım kanonik İnciller'deki İsâ'nın vaftiz olma hikâyesine tekabül etmektedir. Hz. Îsâ dağdan iner ve bir cüzzamlıyı iyileştirir (11).

3- Hz. îsâ'nın peygamberliğinin ikinci yılı (47-90). Roma askerlerinin İsâ'yı tanrı olarak kabul etmeleri bu sebeple İsa'nın Nain'i terketmesi (47) hastaları iyileştirmesi sinagogdaki vaazı ve ibadet için çöle çekilmesi (48-50) şeytan nihaî hüküm ve cehennem hakkındaki vaazları (51-621 mucizeleri çeşitli meselelerle ilgili tâlimleri (63-81) kendisinden sonra gelecek gerçek mesîhi müjdelemesi (82) nakledilir.

4- Hz. îsâ'nın peygamberliğinin üçüncü yılı (91-222). Romalı askerlerin İbrânîler'i İsâ'nın tanrı olduğunu söylemeye zorlamaları İsâ'nın mesîh olmayıp sadece bir kul ve gerçek mesîhin müjdecisi olduğunu açıklaması (96) yetmiş iki kişiyi şâkird olarak seçmesi (98) on iki havari ile yetmiş iki şakirdin faaliyetleri (99-126) Hz. İsâ'nın Kudüs (127-131) Nain (133-138) ve Şam'daki faaliyetleri (139-143) Celîle'ye dönüşü gerçek Ferîsîler hakkındaki beyanları (143-151) Nâsıra'dan Kudüs'e gidişi (151-162) kader hakkındaki tâlimleri ve bu konuda sadece Muhammed'in bilgi sahibi olduğu çöldeki konuşmaları (163-179) Kudüs'te yazıcı Nicodeme ile karşılaşması (180-192) mesîhin İsmail soyundan geleceği (191] Lazar'ın dirilişi (193-200) Kudüs'teki son olaylar Hz. İsâ'nın aranması Cebrail Mikâil İsrafil ve Uriel tarafından semaya kaldırılıp üçüncü semaya bırakılması (215) Yahuda İskaryofun işkence görüp çarmıha gerilmesi (217) İsâ'nın annesine ve havarilere görünmesi (219-220) Barnaba'nm İsâ'ya sorulan Hz. İsâ'nın cevapları ve Barnaba'ya "Bak Barnaba benim dünyada kalışım süresince bütün olup bitenlerle ilgili olarak benim İncil'imi elbette yazmalısın" şeklindeki talimatı ve orada bulunanların gözleri önünde dört melek tarafından semaya çıkarılışı (221) Hz. İsâ'dan sonra havarilerin çeşitli bölgelere dağılmaları bazı insanların -Pavlus da dahil- İsâ'nın ölüp dirildiğini bazılarının ise ölüp dirilmediğini ileri sürmeleri Barnaba'nın ise gerçekleri naklettiği bildirilir (222).

Barnaba İncili'nin genel teması

Barnaba İncili'nin genel teması şudur: Önceki kutsal yazılar tahrif edildiği için hakikati tekrar vazetmek üzere Tanrı İsâ'yı görevlendirmiştir. İsâ'nın vazedeceği hakikat ise mesîhin İsmail'in neslinden geleceğidir. Hz. İsâ ne tanrı ne de mesîhtir. O mesîh olarak gelecek olan Hz. Muhammed'in müjdecisidir.

Metnin Tahlili

Barnaba İncili Özellikle teslîsi ve Hz. İsâ'nın ulûhiyyetini reddedip onun sadece gerçek mesîhi müjdeleyen bir peygamber olduğunu belirtmesi açısından kanonik İnciller'den ayrılmakta ve bu sebeple de hıristiyanlar tarafından uydurma (apokrif) kabul edilmektedir.

Hıristiyan araştırmacılar bu İncil'in XVII. yüzyılda kaleme alındığını hatta müslüman olmuş bir hıristiyan tarafından yazılıp Barnaba'ya nisbet edildiğini ileri sürmekte bunu ispat edebilmek için de çeşitli tenkitler yapmaktadırlar.

Barnaba İncili'ne yöneltilen bu tenkitlerin bir kısmı mâkul olduğu halde çoğu peşin hükümle yola çıkıldığını göstermektedir. Tenkitlerin başlıcaları şunlardır:

1- Tarih ve coğrafya hataları.

Münekkitler Barnaba İncili'ndeki bazı ifadelerden bu İncil yazarının Filistin coğrafyasını bilmediğini ileri sürmektedirler. Barnaba İncili'ndeki (Bab 20) "İsâ Celîle denizine gitti ve bir gemiye binerek kendi şehri Nâsıra'ya doğru yola çıktı" ve aynı babdaki "Nasıra şehrine gelince gemiciler..." ifadelerinden yazarın Nasıra şehrini deniz kenarında sandığını yine aynı İncil'deki İsâ'nın Nâsıra'ya gittiği (141) daha sonra gemiye bindiği (151) ve Kudüs'e vardığı (152) ifadelerinden de gerek Nasıra gerekse Kudüs'ü deniz kenarında iki şehir olarak düşündüğünü ileri sürmektedirler (Benson s. 14-15).

Barnaba İncili'ndeki bu bilgiler "Nasıra ve Kudüs şehirleri deniz kenarındadır ve birinden diğerine gemiyle gidilmektedir" şeklinde yorumlanabileceği gibi yazarın yol güzergâhında katedilen merhaleleri tafsilatıyla anlatmayıp sadece bir hadisenin bittiği ve diğerinin başladığı yerleri bildirdiği şeklinde de yorumlanabilir. Üstelik bu yorum Barnaba İncili'nin genel üslûbuna daha uygundur.

Zira aynı İncil'de İsâ'nın Nâsıra'ya yerleştiği on iki yaşına gelince annesi Meryem ve Yûsuf'la birlikte Kudüs'e gittiği tekrar Nâsıra'ya döndüğü (9) daha sonra annesiyle birlikte Zeytindağı'na çıktığı (10) belirtilmekte ancak ne denizden ne de gemiden bahsedilmektedir.

Diğer taraftan Barnaba İncili'ndeki bu ifadeler bu İncil'in uydurma olduğuna delil olarak ileri sürülürken aynı olayla ilgili olarak Matta İncili'nde yer alan "İsâ kayığa bindi denizi geçti ve kendi şehrine geldi" (9/1) ifadesi sırf kanonik kabul edilen bir İncil'de yer aldığı için normal karşılanmaktadır.

Barnaba İncili'ndeki bir ifade (bab 99) yanlış tercüme edilerek yazarın Sur (Tyr) şehrini Şeria nehrinin yakınında zannettiği ileri sürülmekte ve bu husus tenkit edilmektedir.

Halbuki yazar İncil'in başka bir yerinde (21) Sur şehrinin bulunduğu bölgeyi göstermektedir. Diğer taraftan İtalyanca nüshada bulunan "in ti-ro apresso il giordano" ifadesindeki "in tiro" Fenike'deki Sur şehrini göstermemektedir. İtalyanca'da bu ifade "doğrudan" veya "müteakiben" anlamındadır. (Cirillo.s. 395)

2- Hz. İsâ dönemiyle bağdaşmayan çeşitli kavramlar

Münekkitler Barnaba İncili'nde bulunan bazı bilgilerin İsâ dönemini değil Ortaçağ Avrupası'nı yansıttığını bu sebeple kitabın Ortaçağ'da kaleme alındığını ileri sürmektedirler.

Barnaba İncili'nde (54) 60 minutiye bölünen altın bir dinardan söz edilmektedir. Bu ise "Hz. İsâ döneminde minuti (minuto) denilen bir para birimi yoktu; Roma İmparatorluğu'nda kullanılan dinar ise altından değil gümüşten yapılmaktaydı" denilerek tenkit konusu olmuştur.

Bir para birimi olarak minuto XIV. yüzyılda kullanılmıştır. Ancak bu tabir Barnaba İncili'nin mütercim veya müstensihine ait olamaz mı? Diğer taraftan İsâ zamanında altın veya gümüş paranın kullanıldığını Ahd-i Cedîd'den anlamaktayız.

(Resullerin İşleri 3/6; 20/ 33) Aynı şekilde "İsâ zamanında şarap deriden yapılma tulumlara konmaktaydı" denilerek Barnaba İncili'ndeki fıçı tabirinin (152) tenkidi de bu ifadenin mütercime aidiyeti şeklinde çözümlenebilir.

Yine İncil'de yer alan (121) mahkemenin işleyiş tarzı ve düello hadisesi (99) şekerin mevcudiyeti (119) taş ocaklarında çalışan işçiler (109) gibi hususların İsâ dönemini değil Ortaçağ Avrupası'nı yansıttığı ileri sürülmektedir.

Bu İncil'deki "Bir hedefe atışta bulunanları fok atma talimi yapanları gördünüz mü?" (110) ifadesinden hareketle bu tür askerî tâlimlerin o dönemden ziyade askerlerin çokça bulunduğu Ortaçağ Avrupası'na uygun olduğu şeklindeki tenkit de doğru değildir.

Zira askerin bulunduğu her yerde atış tâlimlerinin olması tabiidir. Taş ocaklarında çalışan işçilerden bahsedilmesi de (109) gerçeklerle çelişmemektedir.

Zira o dönem Filistin'inde başta Süleyman Mabedi olmak üzere çeşitli yapıların mevcudiyeti taş ocaklarının bulunduğunu göstermektedir.

Bir başka tenkit de 222 bölümden oluşan bu İncil'in XIII ve XIV. yüzyıllarda İtalya'da oldukça rağbet gören diatessa-ronları örnek alarak hazırlandığı iddiasıdır. "Dört kısmın uyumu" anlamına gelen diatessaron kelimesi dört İncil'in tek bir kitap halinde özetlenmiş şekline verilen bir isimdir ve bu anlamda ilk defa milâttan sonra 150 yılında Tatien tarafından hazırlanan kitap için kullanılmıştır. Dolayısıyla XIII ve XIV. yüzyıllardan çok önce diatessaron mevcuttu.

Bu İncil'de Ahd-i Atîk'ten yapılan iktibaslarda milâttan sonra IV. yüzyılda Aziz Jâröme tarafından yapılan Latince tercümenin (Vulgate) kullanıldığı da iddia edilmektedir. Fakat tam aksine Kitâb-ı Mukaddes'in Latince tercümesinin Barnaba İncili'ne dayandığı da ileri sürülmektedir. (The Gospel of Barnabas s. XV)

Tenkitlerden biri de bu İncil'in müslüman olmuş bir hıristiyan tarafından yazılmış olduğu hususudur.

Halbuki bizzat hıristiyan münekkitlerin de ortaya koydukları gibi Barnaba İncili bazı noktalarda Kur'ân-ı Kerîm'le çelişmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de göklerin yedi olduğu belirtilirken Barnaba İncili'nde dokuz olduğu ifade edilmektedir (105 178).

Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Meryem'in Hz. İsâ'yı dünyaya getirirken doğum sancısı çektiği bildirilmekte (Meryem 19/23) halbuki Barnaba İncili'nde onu ağrısız doğurduğu nakledilmektedir (3). Barnaba İncili'nde İsâ mesîh olmadığını ısrarla dile getirirken (96) Kur'ân-ı Kerîm ondan mesîh diye bahsetmektedir (Âl-İ İmrân 3/45; en-Nisâ 4/171-172).

Barnaba İncili'nin Kur'ân-ı Kerîm'le olan bu çelişkileri bu İncil'in müslümanlar tarafından yazılmış olamayacağını göstermektedir.

Sonuç: Barnaba İncili'nde teslîs ve enkarnasyon (ilâhî kelâmın ete kemiğe bürünmesi İsa'nın tanrılığı) reddedilmiş Hz. Peygamber'in nübüvveti müjdelenmiştir. Tanrı'nın birliğini savunan Barnaba İncili (90) O'na çocuk nisbet edilemeyeceğini (17) Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu değil sadece bir peygamber olduğunu belirtmekte (1 2 4 10 11 15 19 31 44 47 52 71 82 83 96 112 156 157) İsâ'ya Allah'ın oğlu diyenlerin lanetleneceğini haber vermektedir (53 212). Bu İncil'e göre nûr-ı Muhammedî her şeyden önce yaratılmıştır (12 35 39 43); kâinat ise onun için yaratılmıştır o bütün dünyaya rahmet ve selâmet getirecektir (43). Hz. Âdem yaratıldığında kelime-i tevhidde onun adını görmüştür (39).

Hz. Muhammed Allah'ın resulüdür 117 72 90) ve daha önceki peygamberlerin sözlerini açıklayacaktır (17). İsâ Hz. Muhammed'den önceki son peygamberdir (97). Muhammed İsâ'dan sonra gelecektir (17 42) ve onunla ilgili yanlış kanaatleri ortadan kaldıracaktır (97). Tanrı'nın Hz. İbrahim'e yaptığı mesîhî vaad Hz. Muhammed ile tahakkuk edecektir (1 12 26 29 44 63 96 97 208) ve o mesîhtir (39 41 42 44 5497 136 163220).

Teslisi ve enkarnasyonu reddettiği ve Hz. Muhammed'in geleceğini müjdelediği için müslümanlar tarafından sahih kabul edilen Barnaba İncili kanonik İnciller ve hıristiyan akîdesiyle çeliştiği gerekçesiyle hıristiyanlar tarafından reddedilmekte uydurma olduğu hatta XVI. yüzyılda müslüman olmuş bir hıristiyan tarafından yazıldığı ileri sürülmektedir. Barnaba İncili'nin bugün mevcut yegâne nüshası olan İtalyanca metnin gerek kullanılan malzeme gerekse üslûp ve dil yönünden söz konusu dönem İtalya'sının bir ürünü olduğu açıktır.

Ancak bu Barnaba'ya nisbet edilen İncil'in o dönemde yazıldığını ve müellifinin söz konusu İncil'i İtalyanca yazıp kutsiyet ve otorite kazandırmak için Barnaba'ya nisbet ettiğini göstermez. Kaldı ki Ahd-i Atîk'teki bir çok kitap hatta mevcut şekliyle Tevrat nisbet edildikleri şahıslar tarafından kaleme alınmadığı çok sonra yazılıp söz konusu yazarlara nisbet edildiği halde bugün kanonik ve kutsal kabul edilmektedir.

Bu İncil'in XVI. yüzyıldan çok önce yazıldığına Barnaba'ya ait bir İncil'in mevcudiyetine dair deliller vardır. V. yüzyıla ait ve Papa Gelase tarafından neşredilen genelge Barnaba İncili'nin apokrif olduğunu belirtmekte ve okunması yasak kitaplar arasında zikretmektedir. VII. yüzyıldan önce kaleme alınan Grekçe Cataîogue des soixante livres canoniques adlı belgede apokrif yirmi beş kitap arasında Barnaba İncili de zikredilmektedir.

Şu halde V. yüzyılda Barnaba'ya nisbet edilen bir İncil mevcuttu. Bu İncil'in bugün elde bulunan İtalyanca nüsha ile ilgisinin olmadığı şeklindeki tenkit ise indîdir. V. yüzyıldan XVII. yüzyıla kadar bu İncil'den hiç bahsedilmemesine dolayısıyla söz konusu İncil'in XVII. yüzyılda ortaya atılmış uydurma bir İncil olduğu iddiasına gelince bunun izahı kolaydır.

Tecsîd ve teslisi reddeden Mûsevî-hıristiyan geleneğinin yazıları nasıl yasaklanmışsa aynı çizgideki Barnaba İncili de kilise tarafından mahkûm edilip yasaklanmış bu sebeple kilisenin mutlak baskı ve otoritesi sebebiyle ortaya çıkarılamamıştır.

Gerek teslisi reddetmesi gerekse Hz. İsa'nın ulûhiyyetini kabul etmemesi sebebiyle Barnaba İncili'nin İslâm'ın etkisiyle İslâm'ın gelişinden sonra bir müslüman tarafından kaleme alınmış bir kitap olduğunu iddia etmek tarihî gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Zira mevcut Barnaba İncili'ndeki bazı hususlar İslâmî inançlara uymamaktadır.

Sonuç olarak Barnaba İncili'nin ana temasını teşkil eden ve Hz. İsâ'nın Tanrı'nın oğlu değil bir peygamber olduğu fikrini benimseyip teslîsi reddeden inanç İslâm'dan çok önce ilk hıristiyanlar arasında mevcuttu. Buna göre Barnaba İncili Pavlus tarafından sahte diye nitelendirilen fakat taraftarlarınca tam aksi iddia edilen gerçek İncil'i Hz. İsâ'nın vazettiği hakiki mesajını ihtiva etmektedir.

Şu da bir gerçektir ki Barnaba'ya nisbet edilen bugünkü İncil uzun tarihî seyri içerisinde birtakım ilâve ve müdahalelere mâruz kalmıştır. Ancak bunlar ana temanın orijinalliğini ve eskiliğini ortadan kaldırmaz.

__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Standart Kutsal Kitap Nedir ? #8
Üyelik Tarihi: 22 Temmuz 2016
Mesajlar: 187
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
16 Ağustos 2016 , 02:23
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Soru: Kutsal Kitap nedir?

Yanıt: “Kutsal Kitap” sözü, “kitap” anlamına gelen Latince ve Grekçe sözlerden gelir. Kutsal Kitap bütün zamanlarda yaşayan bütün insanlar için olan bir kitap olduğundan bu ona uygun bir isimdir. O hiçbir kitaba benzemez, kendi başına bir sınıftır.

Kutsal Kitap altmış altı değişik kitaptan oluşur. Bunlara Levililer ve Yasa’nın Tekrarı gibi yasa kitapları; Ezra ve Elçilerin İşleri gibi tarihsel kitaplar; Mezmurlar ve Vaiz gibi şiir kitapları; Yeşaya ve Vahiy gibi peygamberlik kitapları; Matta ve Yuhanna gibi biyografiler ve Titus ve İbraniler gibi (resmî) mektuplar da dahildir.

Yazarlar
Kutsal Kitap’a yaklaşık 40 farklı insansal yazar katkıda bulunmuş ve Kutsal Kitap yaklaşık 1500 yıllık bir dönem içinde yazılmıştır. Kutsal Kitap’ın yazarları, krallar, balıkçılar, kâhinler, hükümet yetkilileri, çiftçiler, çobanlar ve doktorlardı. Bütün bu çeşitlilikten kitap boyunca işlenen ortak konularla inanılmaz bir birlik oluşmuştur. Kutsal Kitap’ın birliği, nihai olarak Tanrı’nın Kendisi olmak üzere bir tek Yazarı olmasından ötürüdür. Kutsal Kitap, “Tanrı tarafından esinlendirilmiştir” (2 Timoteos 3:16). İnsan yazarlar, Tanrı’nın yazmalarını istediklerini aynen yazmışlardır ve sonuç kusursuz ve kutsal Tanrı Sözü olmuştur (Mezmur 12:6; 2 Petrus 1:21).

Bölümleri
Kutsal Kitap, Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşma olmak üzere iki ana kısma ayrılır. Kısaca, Eski Antlaşma bir ulusun öyküsü ve Yeni Antlaşma da bir Adam’ın öyküsüdür. Ulus, İsa Mesih’in olan Adam’ı dünyaya getirmek için Tanrı’nın kullandığı yoldu.

Eski Antlaşma, İsrail ulusunun kuruluşu ve devam edişini tanımlar. Tanrı, dünyayı kutsamak için İsrail’i kullanacağını vaat etmişti (Yaratılış 12:2-3). İsrail bir ulus olarak kurulduktan sonra, Tanrı o ulusun içinden kutsamanın kendisi aracılığıyla geleceği bir aileyi yükseltmişti (Mezmur 89:3-4). Bundan sonra, Davut’un ailesinden vaat edilen kutsamayı getirecek olan bir Adam vaat edilmişti (Yeşaya 11:1-10).

Yeni Antlaşma bu vaat edilen Adam’ın gelişiyle ilgili ayrıntıları bildirir. O’nun adı İsa’ydı ve İsa, kusursuz bir yaşam sürerek, Kurtarıcı olmak için ölerek ve ölümden dirilerek Eski Antlaşma peygamberliklerini yerine getirdi.

Ana Kişilik
İsa, Kutsal Kitap’taki ana kişiliktir; Kutsal Kitap’ın bütünü aslında O’nun hakkındadır. Eski Antlaşma O’nun geleceğini önceden bildirir ve O’nun dünyaya gelişi için ortamı hazırlar. Yeni Antlaşma, O’nun gelişini ve günahlı dünyamıza kurtuluş getirme işini tanımlar.

İsa tarihsel bir kişilikten çok daha fazlasıdır; hatta O bir insandan da çok daha fazlasıdır. O beden almış olan Tanrı’dır ve O’nun dünyaya gelişi, dünya tarihindeki en önemli olaydır. Tanrı’nın Kendisi, bize Kendisinin kim olduğu hakkında açık ve anlaşılır bir resim sunmak için insan haline geldi. Tanrı nasıldır? Tanrı, İsa gibidir; İsa insan şeklindeki Tanrı’dır (Yuhanna 1:14, 14:9).

Kısa Bir Özet
Tanrı insanı yarattı ve onu kusursuz bir ortama yerleştirdi; ancak insan Tanrı’ya karşı asilik etti ve Tanrı’nın onun olmasını istediği durumdan düştü. Tanrı günahtan ötürü dünyayı bir lanetin altına koydu ama insanlığa eski konumuna ve bütün yaratılışı ilk yüceliğine döndürmek için derhal bir planı harekete geçirdi.

Tanrı, Kendi kurtuluş planının bir kısmı olarak İbrahim’i Babil’den Kenan diyarına çağırdı (yaklaşık İ.Ö. 2000). Tanrı, İbrahim’e, oğlu İshak’a ve torunu (adı aynı zamanda İsrail olan) Yakup’a, dünyayı onların soyundan gelen birisi tarafından kutsamayı vaat etti. İsrail’in ailesi Kenan diyarından Mısır’a göç etti ve orada çoğalarak bir ulus haline geldiler.

Yaklaşık İ.Ö. 1400 yılında Tanrı İsrail’in soyundan gelenleri Musa’nın önderliğinde Mısır’dan çıkarttı ve Vaat Edilen Diyar olan Kenan’ı onlara kendi ülkeleri olarak verdi. Tanrı, Musa aracılığıyla İsrail halkına Yasa’yı verdi ve onlarla bir antlaşma yaptı. Eğer Tanrı’ya sadık kalırlar ve etraflarındaki ulusların putperestliğini izlemezlerse, gönence erişeceklerdi. Eğer Tanrı’yı terk edip putların peşinden giderlerse Tanrı uluslarını yok edecekti.

Bundan 400 yıl kadar sonra Davut’un ve oğlu Süleyman’ın hükümranlıkları sırasında İsrail büyük ve güçlü bir krallık haline gelmişti. Tanrı, Davut ve Süleyman’a kendi soylarından gelen birinin sonsuz kral olarak hüküm süreceğini vaat etmişti.

Süleyman’ın hükümranlığından sonra İsrail ulusu bölünmüştü. Kuzeydeki on oymağa “İsrail” adı verilmişti ve bu krallık Tanrı onları putperestliklerinden ötürü yargılamadan önce 200 yıl kadar devam etmişti. Asur, yaklaşık olarak İ.Ö. 721 yılında İsrail’i esir almıştı. Güneydeki iki oymağa “Yahuda” adı veriliyordu ve onların krallığı biraz daha uzun sürdü. Ama sonunda onlar da Tanrı’ya sırtlarını çevirdiler. Babil, İ. Ö. 600 sıralarında onları esir aldı.

Tanrı, bundan 70 kadar yıl sonra esirlerden küçük bir grubu lütufkâr bir biçimde kendi ülkelerine döndürdü. Başkent Yeruşalim, İ. Ö. 444 yılı sıralarında yeniden inşa edildi ve İsrail bir kez daha ulusal bir kimliğe kavuştu. Eski Antlaşma burada son bulur.

Yeni Antlaşma bundan yaklaşık 400 yıl kadar sonra, İsa Mesih’in Beytlehem’de doğuşuyla başlar. İbrahim ve Davut’a soylarından geleceği vaat edilen, Tanrı’nın insanlığı kurtarıp yaratılışı eski konumuna getirme vaadini yerine getirecek olan Kişi İsa’ydı. İsa işini sadık bir şekilde yerine getirdi: Günahlar için öldü ve ölümden dirildi. Mesih’in ölümü, Tanrı’nın dünyayla yaptığı yeni antlaşmanın temelidir. İsa’ya iman eden herkes günahtan kurtarılacak ve sonsuza dek yaşayacaktır.

İsa dirildikten sonra öğrencilerini, Kendi yaşamı ve Kendi kurtarma gücüyle ilgili haberi her yere göndermeye yolladı. İsa’nın öğrencileri İsa’nın ve kurtuluşun iyi haberini yayarak dünyanın her yerine yayıldılar. Anadolu, Yunanistan ve bütün Roma İmparatorluğu’na gittiler. Yeni Antlaşma, İsa’nın iman etmeyen dünyayı yargılayacağını ve yaratılışı lanetten özgür kılacağını önceden bildirerek son bulur.


Kaynak: Kutsal Kitap nedir?
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Standart #9
Üyelik Tarihi: 20 Mart 2017
Nereden: Aorist
Mesajlar: 7.992
Aldığı Beğeni: 1502
Beğendikleri: 1477
02 Mayıs 2017 , 02:31
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Gece gece iyi geldi.

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)