izmir escort escort izmir porno porno izle
Motosiklete Başlama Düşüncesinin Ağırlığı ve Başlangıç - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Standart Motosiklete Başlama Düşüncesinin Ağırlığı ve Başlangıç #1
Üyelik Tarihi: 24 Mart 2019
Nereden: Dublin
IRC Sunucusu: irc.swiftirc.net -j #msl.tr
Web Adresi: www.mircscripting.net
Mesajlar: 493
Aldığı Beğeni: 205
Beğendikleri: 212
11 Nisan 2019 , 17:28
Alıntı ile Cevapla
Küçüklükten beri programlama, yüzme, bater, voleybol, keman/gitar, dans, çeşitli topluluklar gibi bir sürü şeyle uğraşıp bıraktım.. Sürekli bir şeyler yapıyordum. Fakat son 1-2 yıldır üniversitenin bitmesi ve işe başlama ile birlikte artık ruh daralması yaşıyorum. Motosikletin yıllardır tehlikeli olduğunu düşünüyordum. 8 yaşımda go-kart süren ve imkan olsa şu an Formula 2 – F3’te yarışma şansını yakalayabileceğime inanıyorum. 11-12 yaşlarında jikle ile Flash ve L300 minibüsleri boş yerlerde kullanıyordum. Her hafta pazar günü gider, piknik yapar ve araba kullanırdım. Neyse…

Motosiklete gelecek olursak, durağanlıktan mı bilmiyorum ancak bir sabah kalktığımda “ben neden motosiklet sürmüyorum?” dedim. Küçüklükten beri yarışçı olmak isteyen biriydim. Arabaya, F1’e bayılırdım. Ralliye bayılırdım. Fakat İstanbul trafiği beni hepsinden tiksindirdi. Artık araba sürmek bir zevk değil, görev. Çekiciliği yok. İstanbul’daki manyaklarla birlikte, cidden işkence oldu.



Neden Motosiklet?

Neden fikrimin değiştiği konusunda net bir cevabım yok. Herhalde İstanbul trafiği ve hayatımın durağınlaşmaya başlaması en büyük etkenlerdir. “Motosiklet sürebilirim aslında” diye düşünmeye başlayınca, her zaman olduğu gibi internette ne var ne yoksa hatim etmem gerekiyordu. İnternette ilk baş, rahmetli Barkın Bayoğlu’nun o güzel videolarını gördüm. Nam-ı diğer “Altın Elbiseli Adam”. Sadece motosiklet değil, aynı bölümden mezun olmamız (üniversite değil, bölüm); Barkın Bayoğlu’nun bilgisi ve anlatımı, tüm videolarını izlememe neden oldu. Kendisi aramızda olmasa da hâlâ binlerce insana bir şeyler öğretiyor.

Sonra motosiklet forumlarına girdim. Sonra diğer videoları izledim. Başlangıç, motovlog, teknik videolar… Şu an Türkiye’de bir çok videoyu izledim. Sonra ecnebilere geçtim. Bol bol baktım. 1 yıldır bu aşamadayım. Ne yapılacak, nasıl başlanmalı?



Motosiklete Başlangıç

Motosiklet dünyasına bir yerden girmek gerekiyor. Tabi ki Youtube ve Motosiklet.net bu alanda en büyük yardımcımız. Benim geçtiğim yoldan geçmiş binlerce insan var. Tecrübeli insanlar yine orada yol göstermekte. Haliyle bir başlangıç planı ortaya çıktı.
  1. İyi bir kurumdan motosiklet eğitimi al.
  2. Tam donanımlı ekipman al (sadece kask eldiven değil)
  3. Motosiklet al
  4. 10-15 bin kilometre sür ve tecrübe kazan
Olaylar bu kadar basit görünüyor değil mi? 4 adım yalnızca… Değilmiş. Her adımında bir sürü şey var. Düşünmeniz, uğraşmanız gereken bir sürü şey.



1- Motosiklet Eğitimi

Küçük yaştan beri araç kullandığım ve ehliyeti aldıktan sonra defalarca uzun yola gittim. Sürekli İstanbul trafiğinde sürüyorum. Artık manyakların ne yapacağını anlıyoruz. AEA söyleyene kadar fark etmemiştim, fakat virajlarda bakışlarım olması gerektiği yerde. Apeks noktası vs gibi şeylere zaten yıllardır uyuyorum. Ancak motosiklet bambaşka bir durum. Evet bir çok kural benzer, trafik aynı trafik ama motosiklet olunca iş değişiyor.

Öncelikle arabada olduğu gibi bir koruma kabininiz yok. Haliyle durduğunuz yerde biri size dokunsa, eğer ekipman kullanmıyorsanız (bot ve kask), büyük yaralar alabilirsiniz.**** Ayağınız kırılabilir. Küçük olduğunuz için, zaten aynaya bakmayan, sinyal vermeyen yaratıklar; sizi görmüyor veya üzerinize sürüyor. Haliyle risk artıyor.

Bunların dışında arabalarda “sola dönmek istersen direksiyonu sola çevirirsin”. Fakat motosiklet söz konusu olduğunda “kontra” adı verilen şey devreye giriyor. Motosikleti kazık gibi tutup, gidonla sağ sol yapmıyorsunuz. Sola gitmek için sol elciği hafifçe ileri itiyor (veya sağı hafifçe içe çekiyor) ve motor gerekli miktarda yatınca, bırakıyorsunuz. Sola dönmek için gidonu sağa kıvırıyorsunuz. İşte fark başladı.

Bununla da yetmiyor, motosiklette “nereye bakarsanız oraya gidersiniz” kuralı işlediğinden, baktığınız yer önemli. Panik yapıp “aman şuradan araba mı çıktı”, “öff burada kaldırım var” diye gideceğiniz yöne değil de; tehlikeli yerlere baktığınızda, kendinizi orada buluyorsunuz.

Bunların dışında AEA’ın söylediği “freni limon sıkar gibi sıkmak” (yani birden asılmayacaksın, yavaştan başlayıp süspansiyonları kapatacaksın, sonra hızlı sıkacaksın) olayı var. Bu sadece motosikletlerde geçerli değil, ABS’siz Astra mevcut. Deneyerek öğrenmiştim bu işi; eğer birden frene asılırsanız, arabanın ağırlığı öne transfer olmadan frenler güçlü şekilde sıkılacak ve ön lastik kayacak. Aynı hızla, aynı yolda giderken önce frene biraz dokunup arabanın ağırlığını öne aktarıp, daha sonra frene daha sert basarsak, kayma olayı çok zorlaşıyor (boş yolda deneyiniz!).

**

Bu kadar karmaşa içinde gidilebilecek bir kaç “kurs” var. Sürücü kursları iğrenç, sadece temel baız şeyleri öğretiyor. Fakat dönüş teknikleri, trafikte sürüş gibi bir sürü konu mevcut. Benim bildiklerim arasında:

1- Honda Safety Türkiye,
2- Yamaha Riding Academy,
3- Motto Akademi
4- BMW Rider Academy

Olarak 4 tane, iyi bilinen var. Ben İstanbul’un Avrupa yakasında olduğum için (Başakşehir), Motto Akademi’yi düşünüyorum.**** BMW biraz farklı olsa da kalan 3’ü hemen hemen aynı.

Honda’da 4 tane seviye var. 715-490 arası değişiyor. Tek tek toplarsak: 2.615? ediyor
Yamaha’da 3 seviye var, Haftaiçi toplamda 1.125? eğitim verilyior.
Motto Akademi’de fiyat yazmıyor. Sorup öğrenmedim de aslında. Gittikten sonra burayı düzenlerim. Farkı, sürücü belgesi de alabilirsiniz. Yani sürücü kursu ve 5 seviyelik eğitimi paket olarak veriyorlar galiba.

Diyeceğim o ki, sadece eğitim için 1,500? gibi bir şey ayırmak gerekiyor. Sürücü kursları içerisinde sadecec ehliyet kursuna 1600? civarı para istiyorlar (başka şehirlerde, farklı fiyatlar olabilir). Fakat sınav harcı şusu busu derken 2.500? civarında bir harcama gerekiyor (görünen).

**

Anlamadığım durum şu, ehliyet kurslarında zaten doğru düzgün eğitim verilmiyor. Gidip eğitim alayım, kendimi ve başka sürücüleri koruyayım dersen yine para harcıyorsun. Buraya kadar eğitim+ehliyet herhalde 3-5 bin arasında gidere neden oluyor.



2- Ekipman Seçimi

Motosikletten önce ekipman seçilmeli! Kalan bütçeyle motosiklet. Peki neden?

Motosiklet kararımdan sonra etrafımdakilerle konuşmaya başladığımda, bazı apaçi dostlarım “kast, mont, eldiven yeter yaa. Bir de CBR250 alalım, eğitime gerek yok ben veririm sana” diyor. Onları dinlemeyin!
100km hızla giderken, düşerseniz 65 metre sonra durursunuz.
Normal kot pantolon varsa, ilk 15 metrede tamamen parçalanacak.
Kalan 50 metrede beden sürtünecek.
Ortaya çıkan ısı 770 dereceyi bulabiliyor.
Haliyle deri sürtünüyor, eriyor ve kemiğe geliyor.
Kemik 520 derecede eriyor.

Altın Elbiseli Adam’ın dediği gibi, eldiven olmadan düşük hızda bile kaza yaparsanız, önce ellerinizi yere koyacağınızdan soyulacak. Yine dediği gibi “tek başına tuvalete gidemezsin”. Tutamazsın yani! Yemek yiyemezsin, tuvalette kendini temizleyemezsin.

İşte bütün bunlar düşünüldüğünde; özel bot, özel pantolon, mont, eldiven, kast ve sadece ısı ve parçalanma değil, darbelerden de koruyacak olan ekipmanları edinmek gerekiyor.

Motorcu abi şuradaki 11 ay önce 1.700’e ekipman hazırlatmıştı. Ben, içim rahat etmesi açısından 2,500 liraya kadar bir bütçe hazırlamanın uygun olduğunu düşünüyorum. Hayatınızı koruyacak. 6-7 bin cep telefonuna verip, 300 liralık kask takmayın, yarım yamalak ekipmanla dolaşmayın.



Buraya Kadar Ne Tuttu?

Kabaca hesaplarsak; 4 bin eğitim+ehliyet ve üzerine 2000 ekipman (biraz daha uygun tuttum). Eder mi 6 bin ?. Henüz motosiklet almadık. Zaten en dandik arabaların bile 60-70 bin olduğu ülkemizde, gerek ulaşım gerek zevk amacıyla 20-30 bine motosiklet almak istiyoruz fakat 6 bin zaten başlangıçta gidiyor.

Yine de olsun, güvenliğimizden önemli mi? (Zaten burada devlet bizi öpmeye başlamıyor mu? Bizim için! Güvenliğimiz için!).



3- Motosiklet Almak

Motoru yağsız bırakmayacaksınız! Haşin kullanmayacaksınız. Bakımını yaptığınız ve manyak gibi kullanmadığınız sürece, motorsiklet motoru 100 bini rahat aşacaktır. Böyle olduğunu etrafımdan gördüm. Bizim ailede arabadan “tık” derse ustaya götürülür. Düzenli bakım yapılır, yağı kontrol edilir, hava kontrol edilir.

Boyum 190, kilom 95. Supersport biraz sıkıntılı olacak, her ne kadar çocukken oyuncaklarımız superspor olsa da! Bu nedenle enduro gibi bir şey düşündüm de maaşallahları var fiyat konusunda. Mondial Rx serisi var. Uygun ve yüksek. Dayanıklılık konusunda düşüncelerim var. Arabada nasıl Alman ise, Motosiklette de Japon. Hoş Çinliler artık kaliteli işler yapıyor ama temkinli yaklaşıyorum yine de.

Gezi motoru (cruiser) düşündüm. Superlight en uygun alternatif. 12 bin lira. Fakat gezi motosikleti yapı olarak farklıdır. Tarz olarak. Biraz daha çevik olsun, trafikte manevra kabiliyeti yüksek olsun vs gibi nedenlerle “kaliteli Çin” olarak bilinen CF moto 250 NK’ya yöneldim git gide.

Gelin görün ki motosiklet konusunda gerek forumda gerek normal hayatta kimle konuşsam, “motosiklet dünyası farklı” diyor. Alıp satacaksın, araba gibi değil diyorlar. Özellikle başlangıç motosikletlerine biraz alışınca, kanın hareketlenir, satıp büyütmek istersin diyorlar.

Bunun yanında yeni sürücü olacağımdan motosiklet ile devrilme, düşme gibi durumlar olabilir. Bu yüzden yeni mantıklı mı?
İşte burada işler değişiyor. Diyorsun ki ikinci el bir motosiklet alayım. Fakat ikinci elde kime güveneceksin? “Yana yatması yok” diyor, manetlere bakıyorsun eğri büğrü. Ülkede kimse dürüst değil! Bu nedenle ilk al alırım, ne var ne yok bilirim diyebiliyorsun. Yine de iyi usta, bilen tanıdıkları bulup, yakasına yapışıp belki ikinci el seçmeye çalışabilirim. Fakat oralara henüz var.

İlk paragrafta linkte verdiğim konuya yazdığım gibi:
Yamaha R25 ve Avrupa’da R3

Türkiye fiyatı 27 bin ?’den başlıyor.
250cc değil, 300cc’lik R3’ün fiyatı ise ülkelere göre şöyle:
Fransa: 5899EUR
Almanya: 5895EUR
Hollanda: 5999EUR
Türkiye: 4344 EUR
27 bin?’yi güncel Euro kurundan çevirirsek; 4.344EUR yapıyor.

Baktığımızda firmalar ve bayiler Türkiye’de düşük kârlar ile çalışıyor. Sen Avrupa’da asgari ücretin 1.400-1.500EUR olduğu yerde 5-6 bin EUR’ya daha iyi motosiklet alabiliyorsun (cc olarak yüksek). Fakat aynı firmanın 250cc’si burada asgari ücret 2 bin ? iken, motosiklet 30 bine yaklaşıyor. Yani 350EUR asgari ücret ile 4.350EUR’luk motosikleti almaya çalışıyoruz…

Almanya’da 4 asgari ücret ile alınan motosikleti sen burada 14 asgari ücret ile alıyorsun. Çok şükür ÖTV sıfırlandı. Fakat TL’nin değerinin düşük olması problem haline geldi. ÖTV yüksek olsa 35 binleri bulacak herhalde. Bakın 250cc lüks değil, trafiğin de çözümü. Haliyle 250cc ve altı ile güvenli sürüş yapılan yerler desteklenmeli. Hem trafik için, hem de sürücülerin güvenliği için olumlu olur.



4- Tecrübe İçin 10-15 bin km yol yapmak

Görüyoruz internette, ilk yıl 200cc’lik motosiklete biniyor. İkicni yıl 600cc’ye geçiyor ve maalesef kaza yapıyor ve hatta ölüm haberini alıyoruz. Youtube’da Uğur Ertekin diye birinin kanalına denk geldim. Bir kaç videoyu izleyebilirsiniz, önündeki motosiklet sürücüsünün hatalarını anlatıyor. İdeal çizgi, apeks, gaz kontrolü… Her şeyi problemli. Haliyle hem kendini hem başkasını riske atıyor. İşte bu yüzden sürücü kursunun dışında eğitim alınmalı!

Fakat eğitim alındıktan sonra, yukarıdaki tüm her şeyi yapsanız bile (eğitim, ekipman, motosiklet almak); bu adım da çok önemli hale geliyor. Mutlaka tecrübe kazanın. Birden şehir dışına çıkmayın, birden yoğun trafiğe girmeyin. Mutlaka tecrübe kazanın.

Yeni ehliyet alan araba sürücülerine şunu öneriyorum; önce tarafiğin sakin olduğu saat ve bölgelerde sabah/gece 10 gibi dolanın. Haftada 2-3 gün çıkın. Arabaya ve trafiğe (sıkışıklık değil, yanlış kullanıyoruz normalde bir trafik vardır) alıştıktan sonra öğlen vakitlerinde dolaşmaya çalışın. Trafik yoğunluğunun arttığı saatlerde çıkın. Alıştıktan sonra gün içinde kullanmaya başlayın, ufak ufak şehir dışlarına gidip gelin vs.

Yani kademeli şekilde öğrenmeye çalışın. Motosiklet alırsam da yapacağım şey budur. Haftasonu sabah saatlerinde, fazla yoğunluğun olmadığı bölgelerde önce motosiklete alışacağım. Yavaş yavaş trafiğe çıkacağım, yoğunluk vs derken uzun yol. Tecrübe önemli.

Açıkçası trafiği okumakla ilgili bir sorunum olmadığını düşünsem de, en büyük sorun bu. Ne zaman “tamam yahu, sıkıntı çıkmaz” dersek, o zaman sıkıntı çıkar. Aşırı güvenmek çok tehlikeli bir şey. O yüzden sürekli tetikte, sürekli dikkatli olmak ama konsanstrasyonu bozmamak (bakış düşmesi gibi) gerekiyor.



Türkiye’de Durumumuz Maalesef Bu!

Eğer gelir adaletli dağıtılırsa; ülkede özgürlük, adalet, eşitlik, demokrasi ve insan hakları gibi bir takım kavramlar oturmuş ise, milletin zihniyeti “kolay yoldan para kazanma” üzerine değil de çalışıp bir şey üretmek üzerine olursa, tabi ki ülkemizde bir sürü şey değişecektir.

Türkiye’de Yamaha R25’in 5 bin olduğunu düşünün. Bizde neredeyse scooter bile yok o fiyata. 150cc’lik RKS Cafe Racer var 5.900’e. ÖTV sıfırlaması olmasa 7 bin.

Amerika’ya arkadaşım gitti, araba almışlar. Ne kadar dedim, 1.500$ demişti. Dedim kiralık mı? Hayır dedi 1.500$ (7 yıl önce). İnanamadım. Bir kaç yıl önce Bulgaristan’a gittik 2001 model 160 bin km’de olan Astra ile. 28 bine alıcısı çıkmıştı ama ısrarla satmıyoruz. Bulgaristan’da sordum, 1.700 leva dediler. Türk lirası ile 2000 lira idi o zaman. Şimdi Leva, TL’nin 2 katına çıktı. Bakın 2 bin leva neresi, 30 bin lira neresi.

500 küsür leva asgari ücret. 2 bin leva Astra. Bizde 2 bin asgari ücret, hadi ortalamaya vurursal 25 bine Astra alıyorsunuz. 4 kat neresi 12,5 kat neresi?

**

Kemal çalayım deseniz, yük. Bisiklet hobim olsun haftada bir iki gün gezerim deseniz, 2 bin liraya kadar dayanıyor. Araba deseniz, motosiklet deseniz zaten el yakıyor. Bir şeylerin değişmesi gerek.

Önce “kolay yoldan para kazanma” hayallerimizi bir kenara bırakarak; çalışmadan kazanılan paranın işimize yaramayacağını anlamamız gerek. Disiplinli, sistematik ve çalışkan olmamız, üretmemiz gerekiyor. Sonra devletten bazı isteklerimiz olacak. Türkiye böyle düzelir. Diğer türlü problem.





Kendi Motosikletimizi Üretmeliyiz

Ben doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum. Fakat Çin’den alınıp birleştirilmesi falan değil. Bu ülke, Devrim arabalarını tamamen burada yaptı. Yerli araba, yerli uçak, yerli tank gibi olaylarda en büyük sorunlardan birisi motor. Zaten motor, başlı başına sorun . Bu yüzden bazı araba üreticileri bile, başka motorlar kullanıyor.

Motosiklettin motoru çok önemli tabi ki. Şasi, fren, elektroniği vs gibi bir sürü parçaları var. Açıkçası bir kaç üreticinin burada olması ve yapması, Avrupa’ya kaliteli (Çin’den daha kaliteli) ama uygun fiyatlı motosiklet satma anlamına gelebilir.

Rusyayı takip ettiğimde şunu görmüştüm; traktör, otobüs ve kamyonetler, tanklar**** şeklinde bir değişim vardı. Yani bizdeki zırhlı araçlar (Otokar vs) motor yapabilir. Fakat bugün bir üniversitenin bölümü dahi araç gereç olduğunda motor yapabilir. Büyük teşvik ve yatırımlarla 500-600cc’ye kadar motor yapılabilir. Hatta 1.000cc motor yapılırsa, burada küçük araba (Smart şeklinde) yapılabilir. Bunlar hem trafiğe hem de Türkiye ekonomise yardım sağlar.

Kim bilir, belki günün birinde olur.



Motosiklet Tehlikeli Mi?

Yıllarca böyle düşündükten sonra şimdi nasıl düşünüyorum?

Evet koruma kabini olan bir arabaya göre tehlikeli. Arabalarda yaralanma ve motosikletlerde yaralanma (kaza yapınca) oranlarına göre de tehlikeli. Fakat tehlikeli olan şey motosikletten çok; ekimansız ve eğitimsiz motosiklet sürücüsü ve trafik kurallarına uymayan milletimiz. Ayna kontorlü, sinyal, üstünlük gibi konuları bilmeyen ve uygulamayan sürücüler..
__________________
Güneşin ilk ışıklarına vererek umutlarımı
Masal Dünyamın açıp kapılarını
Girdim insan Kalabalığına


« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)