izmir escort escort izmir porno porno izle
Tekleştirilen Muhalif Hareketin Nedeni: Metin Akpınar Gerçeği - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Standart Tekleştirilen Muhalif Hareketin Nedeni: Metin Akpınar Gerçeği #1
Üyelik Tarihi: 24 Mart 2019
Nereden: Dublin
IRC Sunucusu: irc.swiftirc.net -j #msl.tr
Web Adresi: www.mircscripting.net
Mesajlar: 493
Aldığı Beğeni: 205
Beğendikleri: 212
12 Nisan 2019 , 10:46
Alıntı ile Cevapla
Sosyal medyada dolaşırken Metin Akpınar ile ilgili ünlülerin yorumlarına baktım. Millet yorumda “neler yazmış, milleti sokağa davet etmiş, Erdoğan’ın asılmasını söylemiş görmediniz mi” gibi saçmalayınca, acaba ben mi bir şeyler kaçırdım diye Youtube’a girdim. Metin Akpınar Erdoğan deyince ilk çıkan bir kaç videoyu izledim. Eğer Türkiye’deki ortalama IQ olan 88-90 IQ’ya sahip olsaydım sanırım ben de yutardım ve vay şerefsiz neler demiş derdim. Fakat videoda atlamalı zıplamalı yerlerin olduğunu ve yorumcunun “bak böyle dedi, cidden dedi, bak vallahi dedi, eski Türkiye’yi istiyorlar bunlar, hain bunlar, Ameriga uşağı, İsrayıl yılanı” benzeri saçma tavrından şüphelenerek tam videosunu buldum. Tabi ki tahmin ettiğim gibi alakası yok.

Videoyu vereceğim elbet. Fakat Türkiye’de muhalefet neden tek ses haline dönüştürülüyor (iktidar tarafından), bu işin arkaplanı nedir birazcık anlatmak istedim. Son bölümde buna geleceğim.

*

4 yıldır elimden gelen her fırsatta; Gezi Parkı sürecinden, doğuda terör örgütü operasyonlarına kadar her kaos, her sorunda sizlere “bilgi çarpıtması, algı yönetimi ve yalanlar” üzerine elimden geldiğince uyarılar yaptım.

bknz:
**

Daha nicesi mevcut. Olası bir kargaşa anında çeşitli grupların bilinçli olarak yalan haberler yaydığını ve henüz birinin çürütülürken 4-5 tane yalan haberin daha ortaya çıktığını gördük. Tabi devletin bu yalanları çürütecek çeviklikte olmaması, ancak günler sonrasında durumu izah etmesi de garanti iş ama anlık kararlarda problem.

Öte yandan AK Parti içinde 15 Temmuz’a kadar ulaşamadığım bir grup vardı. Zehir gibiler ve eğitimlerini yurt dışından aldıkları belli propaganda ve algı yönetiminde uzman bir grup var. Gezi Parkı sürecinde bunlar el attı ve 15 Temmuz’da bu gruptan birisinin ölümünü haberlerde geçtiklerinde anlamıştım daha doğrusu tahmin yürüttüm hepsi bu.



İktidar Zihniyetinin Kirli Yalanları

Cem Yılmaz’ın dediği gibi, iyi yalancı zaten yalan attığını fark ettirmez. İktidar zihniyetine mensup medyadan tutun topluluk yerlerde görevli söz anlatıcı tiplerine kadar hepsi aynı ağızdan konuşuyor. Böylece yalanı defalarca anlatma fırsatı buluyorlar.

Yani en tepeden tutun, köydeki topluluğa kadar bu sözler aynı şekilde geçiyor. Sabah kendi televizyonlarını izledikleri için aynı şeyler orada, kendi zihniyetlerindeki gazeteleri okuduklarında (ki okurlar ise) burada da aynı yalanlar dönüyor. Kendi zihniyetindeki sosyal medya hesaplarını takip ettikleri için yine buralarda aynı etik ve ahlak dışı yalanları dinliyor, izliyorlar.

Haliyle yalan defalarca tekrarlandığı için, insanlar inanma eğilimi gösteriyorlar. Devlet kanallarından özel kanallara, cami, kahvehanedeki “bilgili arkadaşlardan” sosyal medyadaki hesaplara herkes aynı şeyi söylüyorsa yalan olamaz değil mi? İşte işin özü budur.

Videoyu izlediğinizde göreceğiniz üzere kesitler alınmış, öncesi olmadığı için söylemek istedikleri saptırılmış ve dış ses yine insanları yönlendiren tavırla “bunlar böyle, eski Türkiye’yi istiyorlar, sizleri sevmiyorlar” tavrında. Tabi gazetelerde aynı manşetler atılıyor, haberlerde aynı şeyler “sanki bir yerden emir gelmiş gibi” aynı şeyleri yazıyor.




Muhalefetin Tek Sesleştirilmesinin Nedeni

Politikada markalaşma dersi alıyordum ve iletişim bölümünden gelen bir hocamız ilk derste şunu demişti (araştırmaya biraz baktım ulaşamadım, bilen varsa mail atabilir); araştırmaya göre bir ürün, kişi, olay, hareket vs ne kadar iyi olursa olsun, toplumun en fazla 4’te 3’ü sevebilirmiş.

Haliyle ben şöyle algılamıştım, politik bir hareketin alabileceği en fazla oy %75’tir. Veya oy almasa dahi, politik hareket ve lidere oy gitmese dahi toplum tarafından kabul edilen meşrutiyeti en fazla %75 olacaktır ama meşruluk oranı farklı olay.

Bunu neden anlattım? Bu bilgiyi ve daha fazlasını Erdoğan’da biliyor. Haliyle bu toplumdan Erdoğan’ı istemeyenlerin sayısı en az %25 olacaktır. Hatta iyi bir insan olsa, Atatürk’ün izinden gitse; Atatürk’ten daha fazla Atatürkçü adımlar atsa dahi yine başka bir %25 sevmeyecektir. Biliyorlar, farkındalar.

Peki şöyle geriye yaslandığınızda çözüm ne olacaktır? Olacak O Kadar’da canlandırılan “” skecinde olduğu gibi olacak. Ufak tefek farklılıklar ile: zayıf olan muhalefet yavaş yavaş budanacak ve sonunda tüm muhalefet bir araya getirilecek. Aslında muhalefet sadece CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, HDP falan değil… CHP’nin içinde kim mesela? CHP’nin içinde Y-CHP’yi savunanlar mı? Ulusalcılar mı? Kim? CHP’nin içinde şu an 5-6 fraksiyon var. Fakat bir duruyorlar. Sözümona Atatürkçülük altında duruyorlar ama Kılıçdaroğlu bugün Said-i Nursi’nin kitabını savundu ve Atatürk’e kefere diyen, Metin Akpınar’ı kınayan açıklamayı yapan yaratığı partide tutan da yine Kılıçdaroğlu’dur. Bunun yanında diğer partilerde de benzer sorunlar var bir de benim gibi parti beğenmeyen, muhalefetin gerçekten aptalca davrandığını düşünen insanlar var. Fakat hepsi bir yana itiliyor.

Hatta bununla da kalmıyor, AKP’nin yanlış politikalarını eleştiren ve ülkeyi felakete sürüklediğini anlatmaya çalışan bizi bir araya topladılar. Bir kaç gazete, bir kaç kanal, bir kaç parti. Hepsi bu. Geri kalan her kanal, her parti, her gazete aynı şeyleri söylüyor. Sadece ülke muhalefeti, muhalefet olarak görülmüyor; AKP’ye ve sözümona ilah gibi gördükleri Erdoğan’a karşı çıktığımız için bizi vatan haini olmakla suçluyorlar. AKP içinde neredeyse herkesin bir şekilde Gülen cemaati ile bağı var ve biz flört ettikleri dönemde cemaatin tehlikeleri anlatırken dinlemiyorlardı; şimdi neredeyse bize FET֒cü diyecekler. AKP, FETÖ, PKK, İsrail ile Türkiye’deki muhalefeti de aynı yere koyuyorlar medyalarında ve söylemlerinde.



Neden?

Çok basit, muhalefetin de işine geliyor bu kutuplaştırma. CHP’nin %25 kemik oyu var şimdilik. Ve bu %25’in en az 3’te 2’si oy verirken mevcut parti yönetimine, Kılıçdaroğlu’na ve politikalarına inanmıyor. Fakat başka seçenek yok. Yıllarca çevremdeki CHP’lilere “yahu inanmıyorsan**** inandığına ver” dememe rağmen oy bölünmesin dediler. Oysa CHP, %20 altına düşse kaynayacak ve yenilenme olacak. Fakat Y-CHP dedikleri tayfa; Atatürkçü ve milliyetçi insanları susturdu, attı veya baskı uygulayarak ayrılmasına neden oldu. Şimdi yok oldular. Kalanları ise ne ben anlatayım, ne siz dinleyin.

Erdoğan bölümünde ise olay daha iyi, kitleyi elinde tutuyorlar. Baktılar pabuç pahallı, ülkeyi boka sürüklüyorlar; AKP’li olmak ve olmamak arasındaki tampon parti olan MHP’yi bir şekilde avuçlarında tuttular. Birbirlerine neler dediler, urgan attılar hatta mitinglerde ama şimdi stepne lastiği rolü yerine geçildi. Artık o da neden, hangi kayıtlardan ötürü burada yazmam, dedikoduya gireceğinden yazmıyorum.

**

İşin özü yandaş kanallar ve iktidar cephesinde uyanıklılık yapıp muhalefet tek grupmuş gibi gösterildi. Sözümona “eski Türkiye’ci, maaşların ödenmediği, çöp dağlarının olduğu, hastahanelerde kuyrukların olduğu” eski Türkiye. Bununla da yetmedi; PKK, FETÖ, Amerika, İsrail, Masonlar, makarna canavarı, vudu büyücüleri falan ne varsa muhalefete yüklediler. Haliyle muhalifseniz, size her şeyin denilecek bu ülkede çünkü bunları yazanlar, çizenler, izleyenler maymun IQ’su kadar IQ’ya sahip yaratıklar.



Çifte Standart





Sarı yelekliler olayı vardı Fransa’da ve Fatih Portakal, oradaki demokratik seviyeye vurgu yaparak; “sıkıysa burada yap” gibi bir şey dedi. Tabi yine bu yandaş medya kanalları, “darbe çığırtkanlığı” olarak verdiği için, 80 IQ’lu arkadaşlar toplanıp kırmızı yelekler giyip, FOX TV önüne gidip açıklama yapmış. Yaptıkları açıklamadan bir cümle vereyim(kaynak: sputniknews):

“Bilmelisin ki en az yüzde 52 evlerinde dişlerini sıkarak beklemektedir”

**

Sarı yeleklilere atıfta bulunup, “burada o demokratik hareketleri yapamazsın” dediği için Fatih Portakal’a bu kadar şey söyleyen AKP’liler ve suç duyurusunda bulunanlar; kırmızı yelek giyip, “%52 evlerinde dişlerini sıkarak bekliyor” diyenlere karşı bir şey yapacak mı acaba?



Bak Kardeşim Demokrasi Size Yarar!

Ben size açık açık söyleyeyim, 2030’da bunlar başına geldiğinizde olayı anlarsınız.

Şu an sayısal üstünlüğünüz var. Her dediğinize inanan kitleler var. Fakat bu kitle arasında Türkiye’yi bir yerlere taşıyacak; sporcu, sanatçı, bilim insanı vs gibi “beyin takımı” yok. Her ülkede böyle beyin takımı vardır ve %7-10 civarında oranı vardır. Türkiye’de de beyin takımından insanların AKP’yi desteklediğini görmedim. Bu bir.

İkincisi, sayısal üstünlüğünüz sadece sandıklarda işe yarıyor. Demokrasi nedir bir onu öğrenin bir kaç kitap okursanız anlayacaksınız. Demokrasi ve demokratik kurumlar; %50+1 oy alan istediğini yapar değil, “azınlık haklarını koruyarak” çoğunluğun kararlarını yönetmesidir. Yani insan hakları, güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve bağımsızlığı gibi bir sürü olay var. %50+1 aldım, ben istediğimi yaparım diye bir olay yok. Bu çoğulcu demokrasidir. Fakat sizin gibi düşük IQ’lu cahil yaratıklar ve iktidar bu işi yok edip, çoğunlukçu demokrasi yani çoğunluk ne isterse onu yaparıza getirdi.

En önemlisi buraya dikkat!

Devletin her kademesini ele geçirmiş olabilirsiniz. Silahlı güçlerine sahip olabilirsiniz. Evlerinize bir şekilde silah temin etmiş olabilirsiniz ve bizim gibi insanların silahlı güce ve şiddete başvurmaması; eylemleri ve protestolara barışçıl güçlü yapmayı tercih etmemiş sizi yanıltmış olabilir.

BUNLARIN HEPSİ DEMOKRASİ İŞLİYORKEN SİZİN YARARINIZADIR!

Olur da sizin gibi Türklük ve Atatürk düşmanı yaratıklar sokağa çıkmaya çalışırsa,

O zaman elinizdeki silahların,
Elde tuttuğunuz devlet kademelerinin,
Devlet gücünün,
Sayısal çoğunluğunuzun hiçbir boka yaramayacağını anlayacaksınız.

Övündüğünüz ne varsa, sözümona demokratik ama özünde sandıkların kurulup bir şekilde çoğunluğun ele geçirildiği ve kendi düzeninizin yani karaktersiz cahilin (cahil olması önemli değil fakat karaktersizlikle birleşmesi sıkıntı), yalancı, dolandırıcı, hileye başvuran, iftira atan, kin ve nefret dolu yaratıkların gücü ele geçirdiği bir düzenin size yararı vardır. Devlet destekleri sizlere yarıyor, bizim vergilerimiz sizlere yarıyor. Fakat bu sistem kalıcı olmadığı gibi, istediğiniz gibi bir kaos ortamında da en büyük eksikliğini hissedeceğiniz şey yine bu düzendir.

Biz her ne olursa olsun kurallara, düzene, devlete boy eğmiş insanlarız. Devletin başında kim olursa olsun sadece Cumhuriyet ve Osmanlı değil, binlerce yıllık Türk kültürü ve çeşitli kültürlerin karışımı bu ülkeyi ve sistemi kurdu, milleti ayakta tuttu. Fakat hiç kimse ve hiçbir zihniyet gibi sizin de zihniyetiniz ve bu karanlık düzeniniz kalıcı değildir. Gün geldiğinde düzen değişecek, zihniyetiniz bir daha yeşermemek üzere bu topraklardan silinecek.

FAKAT, arzu ettiğiniz gibi elde silah, sokağa inmeniz durumunda ve bizim tahammül sınırlarımızı zorlamanız durumunda oluşacak durum en çok size zarar verecektir. Çünkü mevcut düzen, sizin gibilerin kurduğu ve dolayısıyla sizin gibilere yarayan düzendir. Bu düzen bozulursa, hepinizin rahatı kaçacaktır. Bunu da bilmeniz, yararınıza.

Ki şimdilik rahatsınız fakat en geç 2030’da işler değişecektir.

**

Hadi bakalım sarı yeleklilere laf atanlar, bu kırmızı yeleklilere dokunabilecek mi… Adalet gerçekten de eşit ve bağımsız mı? Yoksa iki yüzlü insanlar ve çifte standartın olduğu bir ülkede mi yaşıyoruz, göreceğiz.
__________________
Güneşin ilk ışıklarına vererek umutlarımı
Masal Dünyamın açıp kapılarını
Girdim insan Kalabalığına


« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)