izmir escort escort izmir porno porno izle
Neden Eleştirmeliyiz? - Sayfa 4 - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Like Tree39Beğeni

Standart #31
Üyelik Tarihi: 18 Temmuz 2019
Mesajlar: 2.090
Aldığı Beğeni: 2370
Beğendikleri: 3116
08 Eylül 2019 , 20:31
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
TDK Güncel Türkçe Sözlük “eleştiri” kelimesini şöyle tanımlamış:

Alıntı:
eleştiri
1. isim Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit:
"Haklarında yazılan yüceltici eleştirileri de tam anladığımı söyleyemem. O zaman biraz komplekse kapılıyorum." - Nezihe Meriç

2. isim, edebiyat Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.

3. isim, felsefe Özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama:
"Zengin seçenekleri dinlerken siz de muhayyilenizi, eleştiri bilincinizi bilemiş olurdunuz." - Haldun Taner
Qasem Bunu Beğendi.
__________________
I will until, because I said I would...

Standart #32
Üyelik Tarihi: 29 Nisan 2019
Mesajlar: 2.187
Aldığı Beğeni: 1242
Beğendikleri: 1081
08 Eylül 2019 , 20:45
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Neden eleştirmeliymişiz? 4 sayfayı okuyamayacağım şimdi((((
Qasem Bunu Beğendi.
__________________
“Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.”

Standart #33
Üyelik Tarihi: 30 Nisan 2015
Web Adresi: www.sevgiplatformu.info
Mesajlar: 1.999
Aldığı Beğeni: 169
Beğendikleri: 193
08 Eylül 2019 , 20:59
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Alıntı: Stockholm Sendromu Nickli Üyeden Alıntı
Neden eleştirmeliymişiz? 4 sayfayı okuyamayacağım şimdi((((
Bu konuda ilk yazıyı okuyabilir yada konuya dair kendi düşüncelerinizi bizmle paylaşabilirsiniz...

Saygılar...

Standart Cevap: Neden Eleştirmeliyiz? #34
Üyelik Tarihi: 17 Mart 2014
Nereden: Ankara
Mesajlar: 2.189
Aldığı Beğeni: 116
Beğendikleri: 50
19 Eylül 2019 , 03:59
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Şu sıralar etimoloji denen meret oldukça ilgimi çekiyor. Özellikle bunu mukayeseli bir şekilde ele almanın oldukça faydalı olduğunu birkaç kere deneyimledim. Dil ve kültürün, karşılıklı bir devinim içinde, nesiller boyunca süregelen düşünce dünyasını oluşturduğuna hepimiz vakıfızdır muhakkak. Bakalım atalarımız, toplumsal varoluşumuzun temelinde yatan kültürü nasıl inşa edip sürdürmüşler.

Öncelikle günümüz düşünce dünyasının dominant temeli olan Kıta Avrupası'na bakalım. Başta İngilizce olmak üzere (bkz. critic) tüm Batı dilleri, "eleştiri" kelimesini 14. yy Fransa entelejansı vasıtasıyla öğreniyor. Fransızlar "critique", Latinler "criticus" dese de; onlar da bu kelimeyi Grekler'den ödünç almışlar. Türkçe'de de benzer bir karşılığı bulunan fakat her ne hikmetse kullanımı pek de tercih edilmeyen "kritik" kelimesine Grekler "kritikos" diyorlar. Bilinen köken bu. Peki nedir bu kritikos?

Kritikos'un Grek dilinde iki anlamı var. Biri yargılamak (en. judge), muhakeme etmek; diğeri ise filtrelemek, elekten geçirmek. Düşününce eleştiri gibi bir şeyi kavramlaştırmak istediğinizde aklınızda canlanacak şeyler bunlar zaten.

Bunun yanında dilin psikolojisini ve kelimelerin, insanın tahayyül dünyasında uyandırdığı pozitif veya negatif intibayı da aklımızda tutarak; Greklerin bu edimi vücuda erdirdikleri kelimeleri değerlendirmeyi size bırakıyorum.

Gelelim bize, aynı değerlendirmeyi bir de yerli ve milli "eleştiri" kelimesi için yapmaya çalışalım. Eleştiri, yapısından da anlaşılacağı üzere Öz Türkçe olmamakla birlikte, Anadolu Türkçesi dahlinde bir kelimedir. Köken olarak didiklemek anlamına geliyormuş. Yerli ve milli olmasa da, eleştiri mefhumunu karşılayan, yine dilimize yerleşmiş ve çokça kullanılan bir kelime daha var: Tenkit. Bu kelime, gariptir ki, eleştirmek kelimesinden daha sonra, 19. yy'da Türkçe'ye geçmiştir. Dönem olarak bilhassa siyasi çalkantıların olduğu ve İttihatçıların peşi sıra darbe fırsatı kolladıkları ve bunun edebiyattan, dış ilişkilere kadar çeşitli alanlarda kendini hissettirdiği bir zamana denk geliyor. Arapça kökenli bu kelimenin intibası biraz vahim. Köken olarak tenkit kelimesini araştırdığımızda şu bilgiye ulaşıyoruz.

Alıntı:
Arapça "nkd" kökünden gelen yazılı örneği bulunmayan tankd sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük, Arapça nakd "gagalama" sözcüğünün tef'îl vezni mastarıdır.
Arapça bilen arkadaşların teyit veya tekzibine açıktır.

Doğu kültüründe eleştiri mefhumunun topyekun olmadığını söylemek imkansız muhakkak, fakat eleştiriye ve eleştirilmeye çok da iyi gözle bakmadığımız da aşikar. Hemen her alandaki ikircikli tavrımızdan, kültürel kodumuz da nasibini almış. Eleştiriyi, bir yandan böyle negatif hissiyatla yüklü kelimelerle özdeşleştirirken, bir yandan da "Dost acı söyler." veya "İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır." gibi günümüz Türkiye toplumunu çok da yansıtmayan atasözlerinde göreceğimiz üzere eleştiriyi kucaklayan bir tavırdan besleniyoruz.

Velhasıl, özünden başlayan eleştiri, her daim her ferde fayda getirir. Ufuk açıcıdır, peşin hükümleri bertaraf eder, algıladığınız dünyaya yaklaşımınızı ve belki de nihayetinde algınızı değiştirir.

Eleştirinin, doğası gereği insanın varoluşuna aykırı bir şey olduğunu düşünsem de, şahsım adına olabildiğince kabullenmeye çalıştığımı söyleyebilirim. İnsan gibi, hayatta kalma becerilerinin neredeyse tümü dünyayı anlama ve şahsi veya fikri kıymetini sergileme üzerine kurulu bir varlığın herhangi bir şeyi yanlış veya eksik biliyor/anlıyor olması ihtimalinin o kişi için dehşetini hepimiz hayal edebiliriz. Eleştirildiğimizde ya da fikir mukayeselerinde, tartışmalarda ilk ve aynı zamanda ilkel refleksimizin devreye girip mutlak bir savunmaya geçmemiz bu sebeptendir. Aklın devreye girdiği noktada ise kendini tartma ve kendini bilme ihtiyacı hasıl olur, kimimiz buna vicdan der. Bu noktada Cenap Şehabettin'e kulak vermek gerekir: ”Herkes benim düşünceme katılırsa, yanılmış olmaktan korkarım.” Yahut Jean Paul Sartre'a: "Aklın yolu bir olduğunda, yalnız olmakla yanlış olmak aynı şeydir."

Eleştirinin gerekliliği hususunda kıymetli dostum @HosgeldinHarunAbi 'ye katılmakla birlikte, eleştirinin en faydalı olduğu zamanın en yakındakine yöneltildiği zaman olduğunu düşünüyorum. Bu eşiniz/dostunuz, hocanız/öğrenciniz, astınız/üstünüz, dahil olduğunuz bir organizasyon, yakın bulduğunuz politik tutumlar, dini inancınız, inandığınız Tanrı yahut benliğiniz olabilir. Tabi yazının başında ve bazılarınızın yorumlarında anlatmaya çalıştığımız eleştirinin ne olduğu hususu da mühim. Şahsen eleştirinin, yapıcı veya yıkıcı gibi iyi-kötü dikatomisine sahip olduğunu düşünmüyorum. Eleştiri, en nihayetinde, kişiye yanlış gelen şeyin izahı; takdir ettiği şeyin ilanıdır. Burada eleştiriyi laf kalabalığından ayırt etmek için Murat Belge'den bir alıntı yapmak istiyorum: "Eleştiri; bir sistematiğin sonucu, ironi ise bir sistematiğin yokluğudur." Tam da Sayın Belge'nin dikkat çektiği üzere; eleştiri, sunulan şeyi düşünce dünyanızda işleyip içselleştirip çeşitli yön ve şekillerde sunduğunuz bir çıktı, bir dönüttür. Bu geribildirim hali, kompleks bir sistematiğin ürünüdür.

Soruya gelince, eleştirmeli miyiz, pek tabii. Bu sorunun kendisi abesle iştigal gibi geliyor bana, affedin. Bana kalırsa asıl mühim olan, eleştirebiliyor muyuz? Hem yetkinlik olarak, bu sistematiği veya mekanizmayı kullanabiliyor muyuz, buna vakıf mıyız hem de eleştirmemiz gerçek anlamıyla kendimiz dahil belli kuvvetler tarafından engelleniyor mu? Neyi, kimi, ne zaman ve nerede eleştirdiğimiz, eleştirebildiğimiz ve eleştiremediğimiz yahut bunu yapabilsek bile toplumsal, siyasal, hukuki veya psikolojik bir baskı ile karşılaşma ihtimalimiz var mı? Varsa, bu ihtimaller deryası bizi otosansür illetine maruz bırakıyor mu? Hepsinin nihayetinde, bu konuda kendimize karşı dürüst davranabiliyor muyuz? Bunları tartışmak isterim.

Noktalarken, son bir alıntı daha. Bu kez Voltaire'den:

Alıntı:
Size kimin hükmettiğini öğrenmek istiyorsanız, kimi eleştirme izniniz olmadığını bulun.
Sevgiler.
Lefty, Hira ve Qasem bunu beğendi.
__________________
Öldüğünde, ölü olduğunu fark edemezsin, sadece başkaları için zordur;
aynı şey aptallığın için de geçerli.

Konu Arpes tarafından (21 Eylül 2019 Saat 01:52 ) değiştirilmiştir.

Standart Cevap: Neden Eleştirmeliyiz? #35
Üyelik Tarihi: 30 Nisan 2015
Web Adresi: www.sevgiplatformu.info
Mesajlar: 1.999
Aldığı Beğeni: 169
Beğendikleri: 193
19 Eylül 2019 , 16:38
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Sevgili Dostum @Arpes...

Yazımı 10 ayrı başlıkta hepsinde farklı açılarla kısa yazarak meramımı anlatmaya çalışmayı uygun gördüm. Ama sen gel hepsini bir çırpıda konuşalım diyosun. Dur. Yaf forum yavaş yavaş alışsın bize yoksa ilk eleştiri yazımızda banlanırız.

Dediklerine harfiyen katılıyorum. Zemahşeri tefsitinin türkçeye çevirisinin yapıldığı kurulda yer alan biri olarak Arap gramerine az çok hakimim. Nakede (nkd) sulasiyul muccerred fiili hakkındaki tesbitin doğrudur...

Bu sorularını ayrı ayrı başlıklara halinde konu olarak açacağım ama kısa ve net sorularına cevapta vermek istiyorum. Ve o sorular altında ciddi tartışmalara ihtiyacımız var...

Bana kalırsa asıl mühim olan, eleştirebiliyor muyuz? Hem yetkinlik olarak, bu sistematiği veya mekanizmayı kullanabiliyor muyuz, buna vakıf mıyız hem de eleştirmemiz gerçek anlamıyla kendimiz dahil belli kuvvetler tarafından engelleniyor mu? Neyi, kimi, ne zaman ve nerede eleştirdiğimiz, eleştirebildiğimiz ve eleştiremediğimiz yahut bunu yapabilsek bile toplumsal, siyasal, hukuki veya psikolojik bir baskı ile karşılaşma ihtimalimiz var mı? Varsa, bu ihtimaller deryası bizi otosansür illetine maruz bırakıyor mu? Hepsinin nihayetinde, bu konuda kendimize karşı dürüst davranabiliyor muyuz? Bunları tartışmak isterim.

Hayır maalesef eleştiremiyoruz...
Hemen eleştirmemiz gereken herşey bir şekilde koruma altına alınmış... Herşey eleştiriye kapalı... Siyasi tarihimiz, dinimiz, inançlarımız, örfümüz, yönetim biçimimiz, kavramlatımız, aklına gelecek herşeyimiz maalesef eleştiriye kapatılmış... Ama bu prangaları kıramazsaak ideal bir toplumda ortaya koyamayacağımızı biliyoruz...

Maalesef eleştiri mekanizmasını doğru şekilde işletilmesi bir yana yanlış bile işleyemiyoruz. Tamamen herşeyin eleşye kapalı olduğu bir toplumda eleştiri kültüründen bahsetmek imkansız olduğundan yetkin bireylerin yetişmeside çok nadir olur... Ve maalesef kendimiz dahil olmak üzere belli mekanizmalar tarafından eleştrmemiz gerzaman algılarla, spekülasyon ve manipülasyonlarla yada başka şekillerde engelleniyor.

Kimseyi eleştiremiyoruz ki...
Sosyal siyasal psikolojik ve hukuki mekanşzmalar ensemizden hemenceciz yakalayı veriyorlar. İnan senlem burada resmi tarihi 2 dk konuşsak üçüncü dk da banlanır ve hukuki sürece maruz kalırız yada İnanç sistemimizi...

Ve maalesef kendimize karşı çokta dürüst sayılmayız diyerek kısaca değinmiş olayım.

Bu ilk yazıydı.
İkincisi eleştiri ne değildi.
Üçüncüyüde yoğunluğum az geçsin kalrme alıcam. Müsait olduğunda özellikle son konu olacak eleştiri konusunda hemen hemen herşeyi masaya yatıralım. Banlanmak uğruna bile olsa konuşmak gerek...
Hira Bunu Beğendi.


« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj
Cigdem
Ekonomi Haberleri (Arşiv)
0
27 Temmuz 2019 15:47
Cigdem
Kadın Sağlığı
0
09 Temmuz 2019 23:33
Cigdem
Kadın Sağlığı
0
08 Temmuz 2019 04:41
Sanem
Kadın Sağlığı
0
28 Nisan 2019 22:17
Sanem
Sağlık Makaleleri
0
22 Nisan 2019 16:50