sohbet odaları

Dünya Dinleri

Abaris

Yönetici
Yönetici
Katılım
24 Mayıs 2016
Mesajlar
34,771
Puanları
93
Tepkime puanı
1,839
Scientology
(Dünya Dinleri)


Batı dünyasının en büyük kültlerinden (ki artık yeni bir din olma aşamasına geçmiş bulunuyor)birisi olan Scientologistler, 1954 Şubat’ında, Los Angeles’te, 1911 Tilden, Nebraska doğumlu, Lafayette Ronald Hubbard ve on sekiz havarisi tarafından kuruldu. Hubbard, iki yüzden fazla bilim–kurgu, gerilim, polisiye, macera romanı ve bir o kadar da makalesi olan bir yazar. “Dianetics” ve “Scientology” araştırmalarının temelini 1938’de kaleme aldığı “Excalibur” başlıklı makalesi teşkil etmektedir. “Excalibur,” efsanevi Britanya Kralı, Yuvarlak Masa şövalyelerinin başı King Arthur’un kayadan çekip çıkarttığı güç sembolü bir kılıcın adı. Bizim kültürümüzdeki, örneğin, “zülfikâr” olarak düşünülebilir.



Scientologistler, “Zihin Kontrolü”nü “Auditor” dedikleri “Denetçi”ler aracılığı ile uyguluyorlar. Denetçiler, külte katılmak isteyenlere kişiye–özel istişare programları hazırlıyorlar. İstişarenin amacı, taliplinin hayatını gözden geçirmesi, kendisiyle yüzleşme yeteneği kazanması. Üye adayı, böylece hayatına damgasını vurmuş olan enigmaların/olayların etkisinden kurtuluyor ve “Clear” yani “Berrak” oluyor. ‘Berraklık’ mertebesine erişen talibin bir sonraki aşaması müridlik. Buradan “OT” dedikleri mertebeye geçiliyor. “OT” bedenini ve zihnini terk edebilen “Thetan,” yani ruh. Thetan, “bakmadan görebiliyor, işitmeden duyabiliyor,” vs. Bu çerçevede, Scientology’de kitaplı dinlerin İsa dahil tüm peygamberleri ve Buda gibi diğer büyük dinî liderler, “Berraklık” mertebesinin biraz üstüne çıkmış insanlar olarak kabul görüyorlar. Allah’ın varlığına inandıklarını ifade ediyorlar, ancak sıfatlarını belirtmiyorlar. Cennet, cehennem yok. Reenkarnasyon var. “Berraklık” mertebesine ulaşan kişinin doğum–ölüm silsilesinden kurtulacağı telkin ediliyor. Denetçi’nin uyguladığı program, ayrıntılı ve ödünsüz. Seanslarda “Elektro–psikometre” denilen bir özel bir aygıt kullanılıyor. “Elektro–psikometre”nin patenti Volny Mathieson isimli bir kült üyesi tarafından 1966 yılında alınmış. “Aygıt,” denetçiler tarafından üyelerin “ruhsal sıkıntı merkezlerini saptamak için kullanıyor.”



Hubbard, 2. Dünya Savaşı’nda Deniz Kuvvetleri’nde görev yaptı ve hemen ardından Gönüllüler İdaresi’ne “intihar eğiliminden” ve “ciddi olarak zarar görmüş” hafızasından yakındı. Bununla birlikte, Hubbard orta derecede başarılı ikinci sınıf bir bilim kurgu yazarıydı. Yıllar sonra, kilisesinin broşürleri onu yanlış olarak savaşta harekatlar sırasında sakatlanmış ve kör olmuş, iki kez öldüğü duyurulmuş ve mucize sonucu Scientology sayesinde şifa bulmuş “aşırı başarılı” bir 2. Dünya Savaşı kahramanı olarak tanımlıyordu.



Hubbard, 1950’de, tarikatın kutsal metinlerinden biri olan Dianetics: Modern Akıl Sağlığı Bilimi’ni yazdı. İçinde “dinleme” dediği kaba psikoterapatik bir tekniği tanıtıyordu. Ayrıca konuşulan konular geçmişlerini çağrıştırırken deride oluşan elektriksel değişimleri ölçmek için dizayn edilmiş (“E–metre” denilen) basitleştirilmiş bir yalan makinesi icat etti. Hubbard mutsuzluğun eski travmaların neden olduğu zihinsel aberasyonlardan (ya da “engramlar”dan) türediğini iddia ediyordu. E–metreyle yapılan danışmanlık seanslarının engramları ortadan kaldıracağını, körlüğü tedavi edeceğini, hatta kişinin zekasını ve görüntüsünü de geliştirebileceğini iddia ediyordu. Hubbard takipçileri için her biri daha da pahalı olan yeni basamaklar üretmeyi sürdürdü. 1960’larda insanların 75 milyon yıl kadar önce Xenu adlı zalim bir galaktik hükümdar tarafından dünyaya sürülen ruh kümelerinden (ya da “tetanlardan”) yapıldığı kararını yayımladı. 1967’de çalışan bir Dahili Gelir Servisi, tarikatın ana kilisesinin vergi muafiyetini ortaya çıkardı. 1971’de bir federal mahkeme Hubbard’ın tıbbi tezlerinin uydurma olduğuna ve E–metre dinlemenin artık bilimsel bir müdahale olarak adlandırılamayacağına hüküm verdi. Hubbard buna tümüyle dine yönelerek, tarikatın ilginç ayinlerine ilk düzenleme koruması arayarak karşılık verdi. Kiliseler inşa edildi, ayrıcalıklar “misyon”, bağışlar “sabit bağış” ve Hubbard’ın karikatür kitabındaki kozmolojisi “kutsal metinler” oldular.

Günümüzde Scientologistler

“Scientologistler”in sekiz milyon üyesi olduğu hesaplanıyor. Üç bin kiliseleri, yüz yirmi ülkede misyoner irtibat ofisleri var. Grubun beyanına göre Scientology’nin 50.000 aktif üyesi bulunuyor. Scientology, bugün 40 yaşındaki, liseden terk ve ikinci kuşak bir kilise üyesi olan David Miscavige tarafından yönetiliyor.



Scientology Kilisesi takipçilerinden bir kısmı Hollywood’da da güçlü bir ekip kurdu. Taraftarlar arasında ; Tom Cruise ve John Travolta, aktrisler Kirstie Alley, Mimi Rogers ve Anne Archer, Palm Springs işletmecisi ve göstericisi olan Sonny Bono, jazzcı Chick Corea ve hatta çizgi karakter Bart Simpson’ın sesi Nancy Cartwright gibi ünlülerde bulunmaktadır.



Yakın zamanlarda uzun yıllar tarikat yandaşı olan yüzlercesi – pek çoğu ruhen ve bedenen kötüye kullanıldıklarından şikâyet ettiler – kiliseden ayrıldılar eleştirilerini dile getirdiler. Bazıları Scientology kilisesini dava etti ve kazandı; diğerleri 500.000 $’lık kefaletlerle davadan vazgeçtiler. Pek çok davada yargıçlar kiliseyi “şizofren ve paranoyak” ve “ahlaksız, fesat ve tehlikeli” olarak etiketlediler. Günümüzde halen akımın bir çok üyesi finansal yolsuzluk yapmakla (bu yolsuzlukların miktarı bazen 500 milyon $ civarındadır) yargılanırken bir yandan da akım gittikçe güç kazanmakta taraftar sayısını arttırmaktadır.
 

Abaris

Yönetici
Yönetici
Katılım
24 Mayıs 2016
Mesajlar
34,771
Puanları
93
Tepkime puanı
1,839
Melamiyye
(Dünya Dinleri)


Bir İslamiyet dini hareketidir. Melâmet, sözlükte kınamak, ayıplamak ve sitem etmek manalarına gelir. Melâmîlik yoluna bağlanan kimseye de “Melâmî” denir.



Melâmîliğin bir tarikat olduğunu söyleyenler yanında; kuralları belli bir tarikat olmadığını, her türlü gösterişten ve dünya kaygısından uzak kalmayı benimseyenlerin genel adı olduğunu ileri sürenler de vardır. Melâmîliğin bir tarikat olmadığı düşüncesi, kurucusunun ve kuruluş tarihinin bilinmediğinden dolayıdır. Birinci dönem Melâmîlik, Melâmetiye adıyla tanınır. İlk defa Nişabur’da hicrî III. asrın başlarında Ebu Salih Hamdun b. Ahmet b. Ammâr el-Kassâr, Melâmîliğin yayılmasında büyük rol oynamıştır. Melâmîlik, Hamdun Kassar’dan önce varsa da, bir tarikat haline onun zamanında gelmiştir.



Melâmîlikte Muhyiddin İbnü-l Arabî’nin Vahdet-i Vücud görüşünün derin etkisi vardır. Melâmîler kaçınılması mümkün olmayan cemaatle namaz dışındaki ibadetlerini ve Allah‘a yakınlıkla ilgili hallerini halktan gizlerler. Bunları açığa çıkarırlarsa kendilerini kınarlar. Gerçek durumlarını sezdirmemek için halk içinde sıradan bir insan gibi giyinip kendilerini belli etmeden yaşamaya çalışırlar. Görünüş ve gösterişe değer vermezler. İnsanlara yalnız kötü taraflarını gösterip iyiliklerini gizlemede çok ileri gittiklerinden, çevresindekiler onları kusurlu kimseler sanarak ayıplar ve kınarlar. En hoşlanmadıkları şey, kibir ve gösteriştir. Bu kötü huylardan korunmak, Melâmîlikte bir kuraldır. Özel giysileri ve tekkeleri yoktur. Melâmîler kimseye dertlerini açmazlar.



Çünkü kula ihtiyacı bildirmek, muhtaçtan yardım istemektir. Bu sebeple ihtiyacı Allah‘tan dilemek ve Peygamber‘in yolundan gitmek, kulluğun iki esasıdır. Birbirlerinin yardımına koşarlar. Bu konuda Hamdun Kassar; “Mümin, kardeşi için gece kandil, gündüz asa olmalıdır” der.



Melâmîlik başta Mevlevîlik olmak üzere IV. asrın sonlarında oluşmaya başlayan, V. ve VI. asırlarda gelişen tarikatları etkilemiştir.

Melâmîlik tarihi bakımından üç devreye ayrılır.

1. Devre: Kassariye Melâmîliği. Hamdun Kassar’a ait olan ve Melâmetiyye denen ilk devre melâmîliği. Hicri III. yüzyılda Nişabur’da ortaya çıkmıştır.



2. Devre: Bayramiyye Melâmîliği. İlk devre melâmîliği zamanla bâtınî grupların Melâmîliğe girmesiyle asıl sağlığını kaybetmiştir. Bunun yerini, hicri IX. asırda Bolu Göynük’de Hacı Bayram Veli ile ortaya çıkan ve ilk Melâmîlerin bütün özelliklerini taşıyan Bayramî Melâmîliği almıştır. Anadolu’da Melâmîliğin yayılması, Hacı Bayram Velî vasıtasıyla olmuştur.



3. Devre: Nuriyye Melâmîliği. Seyyid Muhammed Nur el-Arabî’ye ait olan bu kol, hicri XIII. asırda Üsküp’te ortaya çıkmıştır.
 

Abaris

Yönetici
Yönetici
Katılım
24 Mayıs 2016
Mesajlar
34,771
Puanları
93
Tepkime puanı
1,839
Müşebbihe
(Dünya Dinleri)


Allah‘ı yarattıklarına benzeten İslamiyet dini hareketidir.. Cehm b. Safvan (öl. 128/746) Allah‘ın sıfatlarını inkâr edip tatile saptıktan sonra buna bir tepki olarak Allah‘ı insanlara benzetme hareketi başlamıştır.

Abdu’l-Kahir el-Bağdadî (öl. 429/1037). Müşebbihe’yi iki kısma ayırır. Biri; Allah‘ın zatını O’nun dışındakilere benzetmiştir. Öteki ise; O’nun sıfatlarını, O’nun dışındakilerinin sıfatlarına benzetmiştir (el-Bağdadî, el-Farku Beyne’l-Fırak, Beyrut (t.y.), s. 225). Allah‘ın zatını insanlara benzetenlerden, Abdullah b. Sebe’ Ali’yi ilâh olarak vasıflandırmıştır. Müşebbihe’nin bir çok fırkaları vardır. En meşhurları ise, Hişâmiyye fırkasıdır. Müşebbihe denildiğinde ilk akla gelen bu fırkadır. Bu fırkanın ilk kurucusu Hişâm b. el-Hakem’dir. Daha sonra gelen Hişâm b. Sâlim el-Cevâlikî de aynı yolu izlemiştir.



Hişâm b. el-Hakem, Mutezilî Ebu’l-Hüzeyl ile aralarında geçen bir tartışmada Allah‘ın cisim olup boyutlarının bulunduğunu, boyunun kendi karışıyla yedi karış olduğunu iddia etmiştir (Şehristânî, a.g.e., II, 21).

Hişâm; İslam Peygamberinin “Kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlâsıdır” “Senin benim yanımda durumun, Hârun’un Mûsâ’nın yanındaki durumu gibidir. Ne var ki benden sonra peygamber yoktur”. “Ben ilim şehriyim, Ali de onun kapısıdır” gibi sözleriyle Ali’yi kendisinden sonra halife tayin ettiğini iddia etmiştir. Ayrıca Ali’nin masum olduğunu, yanılma ve bilgisizlikten, gafletten tamamen uzak bulunduğunu ileri sürmüştür (el-Malatî, Ebu’l-Huseyn Muhammed b. Ahmed, et-Tenbih ve’r-Redd alâ Ehli’l-Ehvâi ve’l-Bida ; Beyrut 1968, s. 25).

Allah‘ın sıfatlarını insanların sıfatlarına benzetenler ise, Mutezile’den Basralı ekolden bazı kimselerdir ki bunlar, Allah‘ın iradesinin insanların iradesi gibi olduğunu, Allah‘ın konuşmasının da insanların konuşması gibi ve aynı nitelikleri taşıdığını söylemişlerdir (el-Bağdâdî, a.g.e., s, 229-230).



Gerçek Müşebbihe Allah‘ın zat ya da sıfatlarını yaratıkların zat ve sıfatlarına benzetip bunların aynı niteliklere sahip olduğunu söyleyen fırka olmakla birlikte; bir takım mütâlaalarla ban fırkalar diğerlerini Müşebbihe olmakla şuçlamışlardır. Meselâ, Mutezile, Ehl-; Sünnet mensuplarını âhirette Allah‘ın görüleceğini söylemeleri ve Allah‘ın sıfatlarını kabul etmeleri sebebiyle Müşebbihe olmakla suçlamışlardır. Onlara göre Allah‘ın görüleceğini söylemek, aynı zamanda Allah‘ın cisim olduğunu, belli bir mekânda ve belli bir yönde olduğunu söylemekle eş anlamlıdır ve bu sebeple de Allah‘ın görüleceğini söyleyenler Müşebbihedir. (İbnu Ebi’l-Hadîd, Şerhu Nehci’l-Belağe, Beyrut (t.y.), I, 19)

Müşebbihe mezhebi taraftarları İslam dinine mensup bazı kişiler tarafından sapkınlıkla suçlanmaktadırlar..
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 13)

Üst