sohbet odaları

Göz İle İlgili Atasözleri, Deyimler ve Anlamları

KaraBiber

Platin Üye
Katılım
29 Nisan 2014
Mesajlar
15,321
Puanları
63
Tepkime puanı
334
gözaltına almak
güvenlik kuvvetleri birini belli bir süre, belli bir yerde tutmak, nezarete almak.
* gözaltında tutmak
1) güvenlik kuvvetleri birini belli bir süre, belli bir yerde tutmak; 2) gözetlemek.
* gözaydın etmek
güzel bir olay için kutlamak, iyi dileklerde bulunmak: “Bir hafta evimize geldiler, gittiler. Köylerden bizleri tanıyanlar bile geldiler, gözaydın ettiler.” -M. Ş. Esendal.
* gözaydına gelmek
birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gelmek: “Eve dönünce orasını düğünevi gibi kalabalık buldum. Duyan kadınlar gözaydına gelmişler.” -M. Ş. Esendal.
* gözaydına gitmek
birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gitmek.
* (birine) gözdağı vermek
sonradan verilecek bir ceza ile korkutmak, yıldırmak, tehdit etmek, caydırmaya çalışmak: “Sarhoş ağabeyi, parası pulu ile gözdağı vermeye kalktı onlara.” -N. Cumalı.
* gözden çıkarmak
bir mal, para, değer yargısı vb. maddi veya manevi varlığın elden çıkarılmasını kabul etmek: “İnsan, emeğini o kadar kolay gözden çıkaramıyor.” -A. Ağaoğlu.
* gözden geçirmek
1) okumak: “O günkü gazeteleri gözden geçirdi.” -F. R. Atay. 2) niteliğini anlamak için bir şeyin her yanına bakmak, incelemek, muayene etmek: “Akşam hazırlanmış sofrayı gözden geçirmek için odasından çıktı.” -A. Kutlu. 3) araç, motor vb.nin çalışıp çalışmadığını incelemek, denemek, denetlemek.
* gözden gönülden çıkarmak
önem vermemek, ilgisini kesmek: “Şimdi, artık gözünden ve gönlünden çıkardığı bu adamın her şeyi onun için müsavi idi.” -R. N. Güntekin.
* gözden (gözünden) düşmek
bir kişi veya şey değerini yitirmek, rağbet görmemek: “Muhtarın oğlu bu hasta köpeklere düşman olduğu günden beri gözümden düştü.” -S. F. Abasıyanık.
* gözden (gözünden) kaçırmak
dalgınlıkla görmemek: “Fikirleri dağınıklıktan kurtarmak için, özüne irca etmek ve onu gözden kaçırmamak lazımdır.” -M. Kaplan.
* gözden (gözünden) kaçmak
görülmemek, farkına varılmamak: “Emeğinin ve cesaretinin gözümden kaçmış bulunmasından hâlâ üzgünlük duyuyorum.” -A. Ağaoğlu.
* gözden (gözünden) sürmeyi çalmak (çekmek)
hırsızlıkta çok becerikli, çok usta olmak.
* gözden ırak tutmak
görmek istememek.
* gözden ırak tutulmak
önem verilmemek, değersiz bulmak: “Bunca yüzyıl gözden ırak tutulan gerçek Türkçeyi ön plana almak gerekiyordu.” -A. Erhat.
* gözden kaybetmek
görünmemek, ortadan çekilip gitmek: “Mektepten sonra birbirimizi gözden kaybetmiştik.” -R. N. Güntekin.
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 2)

Üst