Neler yeni

II. Ahmet

YouMyCure

Kayıtlı Üye
Katılım
24 Mart 2019
Mesajlar
493
Puanları
43
Konum
Dublin
Tepkime puanı
205
Ünvanı: 21. Osmanlı Padişahı ve 86. İslam Halifesi
Saltanatı: 1691-1695
Babası: Sultan İbrahim Han
Annesi: Hatice Muazzez Sultan
Doğumu: 25 Şubat 1643
Vefatı: 6 Şubat 1695



Sultan İbrahim Han'ın üçüncü oğludur.
1643'te Edirne'de dünyaya geldi.
İyi tek tahsil gördü.
Arabî ve Farisî'yi harika tek şeklinde öğrendi.
Biraderi II.
Süleyman'ın adına 21 Haziran 1691'de tahta çıktığı vakit 49 yaşındaydı.
Ahmet Han'ın cülusu esnasında Osmanlı Devleti, İkinci Viyana muhasarasını takip eden harplerle meşguldü.
Sultan II.
Ahmet Han, tahta çıktıktan ardından ilk olarak; Avusturya üstüne giden serdar Fazıl Mustafa Paşa'ya ferman göndererek sadaretinin ve seferin devamını diledi.
Fazıl Mustafa Paşa, 20 Temmuz'da Belgrad'a ulaşan Osmanlı silahlı gücünü, Kırım kuvvetlerinin gelmesini beklemeden ve savaş meclisinin arzusuna marjinal olarak Petervaradin önlerinde tespit edilen Avusturya silahlı gücü üstüne sürdü.
Tisa suyunun Tuna'ya karıştığı Salankamen mevkiinde, kuvvetli geride bıraktığımız harbin ilk anlarında Osmanlı silahlı gücü üstün halde iken serdarın vurularak şehit düşmesi üstüne, durum Osmanlılar aleyhine döndü.
Böylece Salankamen muhabereyi kaybedildi.
Bu savaşta tarihçilerin; alim, dindar, alicenap vakur ve adaletli tek kimse olarak vasıflandırdıkları, iyi tek devlet kişiyi ve komutan olan Fazıl Mustafa Paşa'nın şehit düşmesi, Osmanlılar için en devasa kayıp meydana gelmiştir.
Salankamen hezimetinden ardından, Lipva ve Varat kaleleri Avusturyalılar doğrulusunda işgal olundu.
Durumu uygun gören Lehistan kuvvetleri Kamenice kalesini muhasara edip, İsakçı seviyesine kadar geldiler.
Ancak serdarı Kahraman Paşa doğrulusunda bozguna uğratıldılar.
Venedikli vali Morosunu Girit'e asker çıkarıp, Hanya kalesini muhasara etti ise de İsmail Paşa'nın kahramanca müdafaası vasıtası ile adadan terk etmek mecburiyetinde kaldı.

1693 seneninde Avusturyalılar Erdel üstünden Eflak ve Boğdan'a yeniden taarruza başladılar.
Yanova'yı işgal eden düşman kuvvetleri, Belgred'ı muhasara ettiler.
Ancak sadrazam Bozoklu Mustafa Paşa hızla gelerek Yanova'yı aldı ve Belgrad'ı muhasaradan kurtardı.
Osmanlı silahlı gücünün kısmi başarılarına karşın Avusturyalılar'ın taarruzları bitmek bilmiyordu.
Osmanlıların toparlanmasına fırsat vermek istemeyen Venedikliler de sürekli hücum durumunda idiler.
Nitekim serdar-ı ekremin Varadin muhasarasında bulunduğu tek sırada Malta, Floransa ve Papalık filolarından müteşekkil tek Venedik donanması Sakız adasını işgal etti.
Bu haber Sultan II.
Ahmet Han'ı defa müteessir etti.
Padişah, bu üzüntüsünü vezir-i üyem Sürmeli Ala Paşa'ya gönderdiği hatt-ı hümayunda "Madem ki Sakız düşman elindedir, tüm Engürüs (Macaristan) memleketini fethetsen makbulüm değildir." diyerek bildirdi.
Ayrıca sadrazam Edirne'ye gelince; "Eğer bu kış Sakız geri alınmazsa, tüm reisleri katlederim." diyerek buyruğunu bildirdi.

Bu buyruk üstüne 1695 senesi ilk günlerinde İstanbul'dan hareket eden Osmanlı donanması kalyonlar kaptanı Mezemorta Hüseyin Paşa'nın devasa kahramanlığı vasıtası ile Sakız boğazındaki Koyun adaları mevkiinde Venedik donanmasına devasa zayiat verdirdi.
Venedikli amiral, gemisiyle beraber sulara gömüldü.
Koyun adaları zaferinden ardından, Türk donanması Sakız'a asker çıkarıp adayı basitçe ele geçirdi.
Ancak Sultan II.
Ahmet Han Sakız'ın fetih haberini alamadan elli iki yaşında Edirne'de yaşama gözlerini yumdu (6 Şubat 1695).
Çok merhametli ve vatanperver olan II.
Ahmet Han, hasta bulunduğu zaman dahi, devlet işlerinden hiçbir zaman el çekmezdi.
Zaman vakit kıyafetini değiştirerek toplum arasında gezinir, insanların dertlerini sabırla dinler, deva bulunması için ihtiyaç duyulan yerlere buyruklar verirdi.
İslamiyet'e görev konusunda derince tek sorumluluk hissi içerisinde hareket ederdi.
Tahta çıktığı vakit söylediği; "Ben saltanata talip değildim.
Allahü teala fazl u kereminden bu aciz kuluna kısmet eyledi.
Bu nimetin şükrünü eda edemem." şeklinde sözleri onun sebep ruhani tek mesuliyetle devlet reisliğini kabul ettiğini anlatmakta ve milletine görev hissinin derinliğini göstermiştir.

Sultan II.
Ahmet Han, tek sorun ile ilgili uzun uzun düşündükten ve bilenlerle istişare ettikten ardından hüküm verirdi.
Sanatkarları korur, onlara kıymet verir, henüz iyiye ve henüz güzele yönelmeleri için çalışırdı.
Hattat olup hattı güzeldi.
Kur'an-ı Kerimlerin yanısıra farklı kitapları da aratarak çoğaltırdı.
Aynı vakitte şair olan Sultan Ahmet Han'ın kabri Kanuni Sultan Süleyman türbesi içerisindedir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 16)

Üst