sohbet odaları

Küçük iskender tüm siir ve sozleri

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Küçük iskender tüm siir ve sozleri

İstanbul'da doğdu.
Kabataş Erkek Lisesi'ni tamamladı.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde beş sene okuduktan ardından kendisi arzusuyla ayrıldı.
Bir müddet İ.Ü.
Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde öğrenimini sürdürdü.

80'li senesinin ortalarından başlamış Erkek Sanat dergisinin nerdeyse her sayısında yayınlanan ve çoğunlukla uzun şiirleriyle ilgi çeken Ufak İskender, temalarda alışılagelmişin bazen tam karşıtında bulunan polemikçi, isyancı şiiriyle, yanlızca 80'li senesinin değil, tüm çağdaş Türk şiirinin belki de en gözü tek şairi...
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
34 ubj 29

küçük chopin'e

Joshua! sana bir bilmece olarak soruyorum
kendimi ve kendimle ilgili
tüm elektrik direklerini, ürkek kapı tıklatışlarını

Naylon torbalarda muhafaza edilen cesaretler
bayatlamaz Joshua! izlediğim bir korku opereti
olmasın ne olur birlikte suladığımız bu aşk

cebinde buruşuk bir kağıt para gibiyim, anla Joshua!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
A

Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni!
gidip saklandığım anlamlarda
hoş bir yan yok! Belki de
ölümü biraz teşvik etmeli!

Suya eğiliyorum. Su da bana eğiliyor gibi.
Adımı söylüyorum. Su da adını söylüyor sanki.

Bu tuhaf adamların bilmeceleri çözmeleri imkansız!
birer harf gibi duruyor kentler haritanın ortasında
düzden de okusan, tersten de okusan
hayat değişmeyecek besbelli!

Satın alınmayacak bir gazete adeta içimdeki buzul dağ,
köşeyazarı bir ırmak akıyor
boğuyor cesur bir okura benzeyen ilk halimi!

Taklitlerinden sakınılan bir 'gece'
yatıyor uzayda sereserpe özgür, özgür ama serseri!

galiba cismim
yıldız yağmurunda rüya şemsiyesini açan casus gemi!

Evet!
Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni!
her dakila yaklaşsalarda

ele vermiyorlar bedenimi!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Abi

Abi, biz seninle bir şeydik.
Arkamda çıkan kılı bana ilk sen gösterdin.
Yani yalan söylemiyorum, inan seni çok sevdim.
Kartpostalımdın; bütün arkadaşlara seni anlattım.
Şehre bir garip hal inse, camdan bakar, senden bilirdim.
Babam, 'Sarkma aşağı' derdi, 'Bakkal sepeti gibi...'
Güneşle batar giderdin abi, karşı apartmandaydın.
Karşı apartma her akşam batardı.
Bina ağır ağır toprağa gömülürdü; üzülürdüm.
Annem, nerden buluyorsa yaz kış karpuz keserdi.
Babam yaz kış kavun isterdi annemden.Ben üzüm severdim.
Ab,, camdan görürdüm; sen yaz kış üzüm yerdin.
Bir ağlardın, bir üzüm yerdin.
Bir ağlardın, bir üzüm yerdin.
Zümrüt yediği için karnı ağrıyan serçeydin abi.
Kanatları kesilmiş bir serçe.
O bodrum katında, o ifrit yuvasında taklidi zor bir
serçe.Kolların delikti.Kollarındaki deliklerden Coca
Cola akardı.Pepsi fışkırırdı.Hepsi zincirlemeydi.

Çok seyredemezdim seni abi.
Babam kızardı.
Babam milliyetçiydi, yüzü kızardı mı kendine de kızardı.
Annemi bütün stratejik noktalarından hırpalardı.

Abi, biz seninle bir şeydik.
Sen beni hiç tanımadın.
Sana geceleri gelen o kız da beni hiç tanımadı.
Onunla sevişmeleriniz beni tanımadı.
Perdeniz aralıktı.
Onunlar tartışmalarınız beni tanımadı.
Bizimkiler uyuyordu.Sokağa inmiştim.
Ona sapladığın bıçak beni tanımadı.
Perdeniz aralıktı.
İçerisi loştu.
Onu sessizce dışarı taşıman beni tanımadı.
Kapıda karşılaştık bir anda...üçümüz...birimiz cansız...
Kızın bacaklarından tuttum yardım için.
Bagaja koyduk.
Araban vardı.
Araba güzeldir, plakasındaki harfler çağrışım yapıyorsa.
Örneğin
MT:Matriks, en sevdiğim film.
Örneğin
FK:Franz Kafka, en sevdiğim matematik işlemi.
Örneğin
KC:Kurt Cobain, en sevdiğim tabiat olayı.
Senin arabanın plakası yoktu abi.
Hiç konuşmadık yol boyunca.
Bir ömür boyu seninle konuşmamayı göze almıştım ben zaten.
Önde, yanında oturdum.
Gözlerini yoldan ayırmıyordun abi.
Trafik kurallarına uymak da güzeldir.

Sahile geldiğimizde sabah oluyordu.
Üç beş deniz kuşu havada durup bize baktı.
Cesedi çıkartıp suya attık.
Su, yuttu.
'Su her şeyi yutar.' dedin.
'Ben de karnemi suya atacağım.'dedim.
Gülümsedin.
Arabaya yaslanıp bir sigara yaktın.
Bana uzattın.
İkincisini dudaklarının arasına yerleştirirken,
'Kaça gidiyorsun? ! ' diye sordun.
'Lise bir.' dedim.'Ben hep lise bir okuyacağım.'
Yaktığın sigaradan derin bir nefes çektin.
Havadaki oksijenin yarısı ciğerlerine doldu dumanla.
'Yardımın için teşekkürler' dedin.
'Ben istedim' dedim.
Bönüp beni süzdün.
İlk kez.

'Artık herşeyi biliyorsun.' dedin.
'Ben hiçbir şey bilmiyorum, sadece gördüm.' dedim usulca.
'Doğru...' diye mırıldandın.
'Şimdi ne yapacaksın? ' diye sordum.
'Seni geri götüreceğim.' diye yanıtladın.'Varsay ki, bir zaman
önce seni ben bir yerlerden getirip o eve annenle babanın yanına
bırakmıştım.Ve artık seni alıp geri götüreceğim.'
'Olur.' dedim.'Ben düşünmeden gelirim.'
'Aferin.' dedin.'Uslu çocukmuşsun.'
Cebinden birkaç ilaç kutusu çıkarttın.
'Al bunu.Git, deniz suyuyla hepsini yut.Hadi! '

Haplar çok değildi.
Otuz civarındaydı
Kıyıdan yanına döndüm.
'Arabaya gir.Arkaya.Ve uzan! ' dedin.
Yaptım.
Sen direksiyona geçtin abi.
Arabanın içi lacivertti.
Anahtarı çevirdin.
Araba kalktı.
'Gideceğimiz yer hem uzak sayılır hem de yakın.Biraz uyumaya çalış.' dedin.
'Peki.' dedim.
Gözlerimi kapadım.
Ağzım kurudu.
Bedenim hafifledi.
Babam, 'Sarkma aşağı.' derdi, 'Bakkal sepeti gibi...'
İp koptu.

İp koptu.
Yere çarpan sepetteki üzümler, büyük bir gürültüyle infilak etti

Küçük İskender
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Adrena-Line

Aldırılan çocukları örgütleyen uyarıcı rengi smo
kinleriyle birşeye karşılık gelmeyen yabancı tesad
üfler odanın deniz gören pencerelerinden en zor
lusunun önünde bir
kaç saniye anlamı olmayan bir ad gibi durup yüzüstü
terkler ya da kendisinden geçmiş deli hiç'in
kullanmadığı süre için sınıflandırılmış rakslara
verili balolarda sezilen ölümün içyüzü; ders;
kim geri gider orada sakınıp kutsanılmayan ve
paramparçalanmış bir teklifsiz gözde hala aranılan kent
kentler göze girince gözbebeği acıya kan ilham eder;
yorumlanması güç yeryüzüyle aynı seviyede bir aşkı
altına batırarak ihtirasın değerini yükseltmen, ah zafer!
ah zaferlerle dönecek bir orduda tek ok çekmemiş asker
gibi biraz mahcup, biraz utanmış, biraz kalender!
ihtirası sesinde kilitli kalmış olanın sığındığı
mecburi çilingir!
denenen maymuncuk
denenen yumuşak topraktan anahtarlar
denenen, cinnet de denen makber
sen misin o büyücü meleğin gaspettiği çaresiz misafir!
bilmez gibisin
çaresiz misafirler, konakladıkları gece,
konakladıkları geceyle katledilirler!

sen de içermişsindir
hoş katliamlardaki yoksul hayvanları bir bir,
onlar ki göğe, okyanuslara ve ihanete hep söz verirler!
sen neredeydin? sen hangi çöküntüydün? ağlama.
sen bunu o gövdeyle mi kanıtladın yüzeyde? yazık. bağışla.
mesela sersemlemiş ruhların çarpıştığı yarım kurander
kaybolmuş inançların ardından yeşil bir pardesü
giymiş ve oturmuş bir orman gibi ansızın
çıkagelen kiralık peygamber! sen tanrının
ötdeliğinde bir siyah gelincik diye biten kıl,
tıraşlandığı aksiseda cehennemler sürükleyen!
ağzından yakalayıp ite kaka sürükleyen! önlem
alınamayan o dökülüşün, o içgeçirmenin, nefessizliğin
sınıra dayandığı muhteşem şölen! öl! işmdi sen öl! ve
ilk sen ol ölürken arkasına bakıp da, Utanın!
Utanın! diye seslenen!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Afacan

Bir sineğe binmiş içimden havalanan soğuk toz
baharatım
tadıma karışıyor sonbaharın beyaz ceketli martıları

Kayıtısızım kente akın eden şehvete karşı
gözlerimde masmavi iki kurşun yarası
vahşi hayvanların parçaladığı yüzümle yatıyorum

çocuğum. okuldan kaçtım. karatahtada unuttum coğrafyamı
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Ağır Bir Parfüm Reveransı

Senden Sonraydı..

hayvansız kalmış bir orman
gibi ağlamaklıydı kainat;
Senden Sonraydı..

hangi dağda ateş yansa
o yana ağlardı atlar,
ve bir kartal
bir kartala dayıyorsa başını
aşk
çağrıldığı her randevuya
geç kalmış demekti!

Senden Sonraydı..
gökyüzüne teslim oluyordu ayışığı
ah onun zarif parmaklarına dolanmış kuğular,
ve kalbi delik bir melek sabahlıyordu
yeryüzünde,
ümit: kurugül çocuk! ümit: aksigül çocuk!
hayat! beni ılık ılık esir al!
diye bağırıyordum çakal karasında
hançer nefesinde!

çünkü
bir insan ne sır verebilirdi ki gölgesine
aşağı gölde kıyıya vuran genç nilüfer
ağzında bir başka genç nilüferle
ölmekteyse, ve akşamüstü
bir annenin çocuğunun üstünü örtüşü gibi
örtüyorsa sancıyı ve ölümü,
bir insan ne sır verebilirdi ki gölgesine!
çünkü
uyuyacak kurt soyunur
üstünden dağları çıkartırdı!
dağlar, kokarcalarına alevcesine sokulurdu
dağlar, sularına alev içercesine dokunurdu
dağlar, dağlarına dürüsttü
dağların namluya sürülü
kurşunu yoktu!
dağların mor avı çoktu dağların zor avcısı çoktu
dağlar, dağlara bir kez daldı mı
kendi doruklarından mahşeri vurgunlar yerdi
dağların grevi borandı, çıyandı, yabanıl ottu

dağlara sinsi bulutlarla inen eşkıya baruta
kuytu, postal niyetine haysiyet giydirirdi!

hele mermi bir kez müstehzi bir ifadeyle
savurduysa tunç buhardan yelelerini,
atların toynaklarına kan gibi menzil
bakışlarına menzil gibi kan otururdu!

atlara dağ kaldırmışlığı karanlığın
o şen nallarda rakseden yosma şavkın gerdanı
altına batırılmış isyanın şakırtısıyla tutuşurdu!
tutuş benim yağız yılanımı puşi gibi sarıp da
tutuş benim delioğlan fırtınamı
ağzında ağıt gibi yakıp da
dumanıyla
isiyle,
dermanıyla
iniyle,
inlenen ismine nakış gibi işlenen kahpe fermanıyla
kapına dayanan tanrı misafiri sevdam, aşkımla
belalanan dağım! belalı dağlım!
dağlara adak adamış bir toprağın yangınıyım ben de!

bakma! dağını emziremedim
siyah sütümde zehir şıngırdar!
kızma! dağına bir taş da ben koyamadım
kumumda tuz var!

ama senin kulağına eğilip
DAĞ diye fısıldayan bu dudak
bir gün ya elinden ya ayağından
ya eteğimden ya da alnından
öfkelenme, öpmeyecek,
sadece şehit düşmüş bir hayalet nehir gibi fışkırıp
başka
bambaşka dağlara at sırtında dörtnala kan olup akacak!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Ahlaksizlik

Artık zamanın da üstünde şık bir şehirde
mazgallara kapatılmış, büyüyemeyen çocuklar için
kafatasları çelikten adamların şarkılarını
ya da rahibe pelerini altına gizlenmiş,
gözleri irin torbalarıyla kanlı şeytanları
bir ruhun turuncu mihrabına getirip
ordan aşağı atmalı..
sisle örtülü bir tanrı yüzünde ortalık
henüz
güpegündüz bir şalla sarıldıysa dörtnala
karanlık bir an
çirkin bir vincin organik çengelinde
çağdışı bir cadı gibi kusarken kanlı
asılı kaldıysa
delikanlılarla yatıp kalkan ivedi bir caddenin
dedeleri, dişsiz oratoryolar gibi embriyo ise
rahmine sıçarım böyle anaların diye
küfrederek dua adına açılıyorsa engerek yuvası avuçları
peygamber develerinin
artık zamanın da üstünde şahsiyetsiz bir şık şehirde
mazgallara kapatılmış, büyüyemeyen çocuklar için
kutsal kabahatleri ve mecazi kerhaneleri
bir ruhun turuncu mihrabına getirip
ordan aşağı atmalı..
ve bu sülalenin bütün arsız, ağızsız ağıtlı kapılarını
o sisli yüzlerin yüzüne kapatmalı..
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Aids

Bana bir sonbahar fısılda
senden başka masumiyetim yok
çocukluğum tek tabanca

Herşeyi geriye saymaktan yorgunum
kaç intiharım varsa o kadar sevgilim var
içimdeki tabiat sana doğru fırlama

çıplak elle tuttuğum bir elektrik teli bu muamma
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Akasyalar

dışarda.
kristal bir tekrar olsun istemiş haz tavı.
şekli buluğ ise itibar uyandırır ölümü.

şüphesiz.
kindir tartaklar göğün boşluklarındaki aşkı.
su göçünün aksindeki ibne gölü.

uygundur.
tınılı parmakuçlarının hazin kül dansı:
kaynamış zampara gözlerin yorgun düğümü.

teşhirde.
ses geçirmeyen görüntülerin toy eşkıyası!
vücudu örterken inler mi düşgücü...

sırılsıklam.
o kopartacak karanlık kanın kabuklarını.
o kaplayacak insan derisiyle metal üzüntüsünü.

biliyor yılan
bir kımıldasa devrilecek akasya ağacının süngüsü.
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Alp'in Defteri

bir organ nakli gibi sevmiştim seni
çürük gözlerine bağışlanan ellerim
yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim
darmadağın kadınların darmadağın ettiği erkekler gibi
çok tehlikeli bir sırrı saklar gibi sevmiştim seni!

çok eskimiş bir aşkın hatırlanması
sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması
aslında işin açıkçası
rüzgarın fırtınaya dönüşmesi gibi
fırtınanın camı çerçeveyi indirmesi gibi
hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi
geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi sevmiştim seni!

ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi bir deniz gibi!
neticesi olmayan herhangi bir sebep gibi
ortalık yerde durup dururken sevmiştim seni!

atlara kalırsa çoktan kaybettik savaşı!
mızraklar kırıldı, kalkanlar delindi, ganimetler paylaşıldı!
kasaba meydanında birbirini dövmekten yorulan iki kovboy gibi
bir tabancayla tetiği gibi
bir tabancanın kabzasıyla ibiği gibi
kendisinden farklı, kendisinden ayrı
bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi
aynı bedene sıkılacak iki el kurşun gibi
katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşta sevmiştim seni!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Alpha

Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!

Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:

aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Aminoasit

Ağır bir hastalık
gibi ilerledik masmavi kentin
yağmalanmış, küskün âşıklarında

Ne bir söz doğrultabildi kesik başlarını
ne de saçlarına sıcak bir dokunuş
kurutabildi o iltihap akıtan kalp yaralarını

uzanıp, sanki biz kapattık ölü sevgililerinin
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
An dusmesi

büyük yavanlığın zaman
kazandığı susuz gezegenlerin
arazisi! tarifsiz lanetlenişlerin
kuvvetli masumiyetiyle alay
eden merhale! talan
edilmiş yalnızlıkların tersyüz
çevrilerek bekletilmesiyle anlamlanmış
sahte mukaddes, sahte susayış, sahte
sabrediş izi!
toprak ve tüllerin kralı! zehrin bilgisi!
sen rüzgara uzat kalbinin mimarını ve
çöz suyu deryadan, kat mermere,

acıt yeryüzünü!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Anahtar prens

cam kurtlar var gecenin suyunda
içilse şehir; yırtılmış taşların
iade edilmiş melekler örttüğü
eski, imdat, tahlilsiz hikaye!
israf edilmiş tayfalarla gelecek
uzattığım, uzatırken içine
tıkandığım menekşe! belli
belirsiz bir yaz ayında
sözgelimi ekim, sözgelimi kiraz
kırılacak bir tamburla geçecek
önerdiğim, önerirken dibine
çöküverdiğim efsane biraz; sesi yeis
sesi sabahlara kadar dinlediğim radyo
sesi oradan oraya oratoryo
sesi koynuma giren sesi koynundan çıktığım
sesi el konulmuş şeytan
sesi el kadar masumiyet
sesi hür siyah üzerine çalakalem mavi tül
sesi tül mavi üzerine nakşedilmiş siyah gül
sesi beni hep döven abim
sesi beni kovalayan polis
sesi bıçaklanışım, bıçaklanır
bıçaklanmaz eriyişim; kabullenilişim;
ah ben nerdeymişim, ben kimmişim de
talazlanmış, tozlanmışım! üstümü süpür rüzgar!
şimdi şikayetim var! çalıntı kalplerle kirlenmişim!
ağlat beni özgürlüğüm, ağlat! gözyaşlarımla
yıkanırım, belki öyle başlar kim bilir
gökyüzünden yeryüzüne doğru
ölü bir hava kabarcığı gibi yükselişim!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Anneler oğullarini affetmez

Anneler Oğullarını Affetmez
Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
Annemin cenazesinde kılmadığım namaz kadar masum
Annemin mezartaşındaki imla hataları kadar sarhoş
Annemin vasiyetindeki,
'Oğlumu benim yanıma gömmeyin sakın' maddesi kadar sevecendin.

Bazı eski romanlar
'Yıl bin dokuz yüz bilmem kaç' diye başlardı,
ben çocukluğuma, çocukluğumun çocuk romanına,
senin oyuncaklarını kırarak başladım.
Ben her sonbahara hep yaz'ı kırarak başladım.
Yazları kırarak sonbaharlara başlamak...
Bunlar benim sevişirken kaybettiğim savaşlardı!

Firari bir aşka saklanacak kalp bulmak
Anneme talip olan yalnızlığın sorumluluğundaydı.
Belki o kadının ölüm nedeniyle ısınan gözlerinin,
uzak şehirleri hatırlatan soğukluğunda
bir kalp bulmak
bir kalbe çevrilmeyeek bir teklif sunmak
okyanusları birleştiren hayali aradenizlerin sonundaydı!

Ah, nasıl unuturum,
Ah ben nasıl unuturum ki
annem lohusayken karnına bir gül koymuştu!
Gül bu
durur mu hiç yerinde
annemin karnına yepyeni bir rahim oymuştu!
Benim çıktığım rahim, cehennem
gülün oyduğu rahim, cennet!
Bütün bu mağaraların demir zemberek kapılarında
babamın spermlerinin yazdığı metinler
kutsal ihanet metinleri, kutsal cehalet yeminleri,
ölü kardeşlerim
doğmamış kardeşlerim
doğmamış melek kardeşlerim, peygamber kardeşlerim, cin kardeşlerim
hepsi,
ama hepsi, karanlığın serseriliğinde pervasızca donmuştu!
Annemin öldüğü gece kazıdım kafamı!
Kazıdım kafamı kafatasıma kadar! ,
Siyah bir tişört giydim, siyah bir pantolon
siyah çoraplar ve siyah botlar
simsiyah bir palto giydim! Simsiyah bir gece giydim yüzüme!
Sana geldim yas tutar gibi
Sana geldim yağmur altında, bütün atları yaralı bir posta arabası gibi
Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
'Beni annemin yanına gömme sakın' dedim sana
'Beni hiç gömme, ben hep burda kalayım'
'Bu evde çürüyeyim seni ıhlamur kokan yatağında'
'bu evde dökülsün etlerim
yaz'ı kırarak sonbahara başlayan bir ağacın döktüğü yapraklar misali'
Annemin elini öper gibi öptüm yine seni dudaklarından
sonra alnıma götürdüm dudaklarını ince ince, kibarca
'Affet beni anne' dedim
'Affet, tüm bunlar bir ölünün hayatta kalma heyecanından! '
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Ante mortem sarkisi

Bilinçsizce şekilleri birleştiriyorsun
yalnızca kesici bir alet edineceksin belki de..
Korkuyorum..
korkularım, geceyarıları uyanıp aya bakıyor
Ay, tanrının bıraktığı parmakizi gökyüzünde!

Ben, bu aşkta uzaya açılacağım yekpare,
diyorsun. giyinmişsin. kararlısın anlaşılan.
Sınırını izinsiz geçen kaç düşman askeri vardı ki sanki
Dur! Yabancı! Parola!
Hiçbir vahşi kurt
insana sığınmaz yaralandığında!
Parola: suskun kalakalan dudaklarda
vurularak yakalanmış firari bir sevgili..
hani
ecelle aramda gerili sestelleri
içinden süzülür ya
rüzgar gibi bir melankoli
diye yazmıştın, bilmem hatırlar mısın,
tanıştığımız gün çakıltaşlarını kaydırarak
bir ebru ustası edasıyla yalıçapkını denize..
İşte tam bu esnada, şimdi, ayrılırken
casus hatıra uçakları beliriyor ardı ardına
radar ekranı yeşil nemli gözlerinde!

Sonbahara takılmış bir ağaç
çığlık çığlığa nasıl düşürürse yapraklarını
Bir kelebek
nasıl saklarsa ruhunda meleklerin öldürdüğü bir tırtılı
öyle bir trajediyle
Öyle bir dönüşümle kabulleniyorum
kendi doğana sırnaşmanı!

Mutluluklar diliyorum sana yavrum
yalnızca kesici bir alet edineceksin belki de..
Bekliyorum..
bekleyişlerim, geceyarıları uyanıp aya bakıyor
Ay, suçlu bir tanrının robot resmi gökyüzünde!
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Arabesk

adımı ilk söylediğin gün
kan geldi kulaklarımdan o gece

aceleyle çıkıp evden
seni aradım saatlerce
bulsam vuracaktım
sen ölünce dudaklarından öpecektim,
mikrop kapmasın diye
tentürdiyot sürecektim ağzıma
buna bütün eczaneler gülecekti

allah belamı versin
seviyorum işte ne yapayım
kavuşmak yalnızca varsayım, zayıf ihtimal
özlem hararetli bir esin, kırık bir hayal
ama zulmeden, kahreden o mavi sesin
'acı çekeceksin, yok olacaksın' diyor hâlâ

ve isyan ediyorum allaha
olmalısın, diye haykırıyorum
evet, evet, ordasın
hatta bir cübben
cübbenin de kürklü yakaları var!
ve ben, ölünce yapışacağım o yakalara
yanıt ver, diye bağıracağım, yanıt ver
neden neden neden neden neden neden
beni bütün şeytanlar alkışlayacak

seni ilk gördüğüm gün
bir martı oydu iki gözümü de
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Aradelik

Kesirli urların aksettiği su burunları
anlatırlardı vazgeçilemeyen esrar:
kutupları

Zıvana gibi bir aysbergin göğsünde
delikanlı tarihlerden kalma
transatlantik jilet yaraları

rocker olmak isteyen penguenlerin duaları
 

Painfully

Bronz Üye
Katılım
23 Mart 2019
Mesajlar
1,862
Puanları
63
Konum
Yalnızlık.
Tepkime puanı
472
Asiret

Kurbanlar geçsin uyuşmuş girdapların zorundan
köpekler göğe bakarken dellensin
tipiye tutunan gecenin, kopup dağılsın siyah parmakları

Sofradan kalkana dek vurulmasın sakın ha düşman
son lokmayı yutana dek suyuna göz dikilmesin ve
en güzel aşk masalları anlatılsın kalbe bağladığı atına

mühim misafirlere ayrılan battaniye serilsin, cesedinin üstüne
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 4)

Üst