sohbet odaları

Musevîlik hakkında detaylı bilgiler

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9



Pers – Yahudi kadim dostluğu

Persler ve Yahudilerin etnik kökeni aynıdır

İran tarihçilerinin önemli bir kısmı, Persler ile Yahudilerin aynı etnik kökene dayandığını ve kendilerinin Hz. İbrahim soyundan türediklerini öne sürürler. Ancak mevcut rejim ve strateji gereği bunu seslendirmek yasaktır.

Yahudiliğin kurtarıcısı Büyük Kuruş


M.Ö. 6. Yüzyılda, Büyük Kiros ve II. Keyhüsrev İran Hükümdarı Kuruş, İran’da ve etrafında yerleşik olan Sakalar, Elamlar ve Medleri yendi; iki Pers devletini birleştirerek birleşik bir Pers İmparatorluğu kurdu. Kuruş İranlıların atası sayılır ve Persliğin kökeni Kuruş’a dayandırılır.

Kuruş, Yahudiler açısından da önemli bir kişidir. İran Hükümdarı Kuruş’un Yahudilerle dostluğu Babil topraklarını almasıyla başladı. Babil’i egemenliği altına alan Kuruş, “Babil Kralı” unvanı aldı. Babil’de sürgün hayatı yaşayan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan 40.000′den fazla Yahudi’ye ayrıcalık tanıdı ve atayurtları olan İsrail bölgesine yerleştirdi.

Yok olmaktan kurtulan Yahudiler, Kuruş’a “Rabbin Mesihi” unvanı verdiler. Yahudiler bu payeyi, İran Hükümdarı Kuruş dışında hiç kimseye vermediler. Tarihte dünya siyaseti gereği değişik kavimler tarafından korunan Yahudilerin, bu unvanı sadece Kuruş’a layık görmelerinin ardında, aynı etnik kökene ait olduklarına inanmalarının da etkisi vardır. Çünkü Yahudi inançlarına göre, Mesih Yahudiler arasından çıkacaktı ve bu payeyi bir ırka vermeleri düşünülemezdi.
Kuruş sayesinde Yahudiler dirilme çağı yaşadı

Yeniden dirilme çağı sayılan bu dönemde Yahudiler, Perslerin atası Kuruş’un kendilerine sağladığı hazine yardımı ile Süleyman Mabedi’ni tekrar inşa ettiler.

Kuruş’un yazdırdığı bir tablette, “Yahudilerin kötü talihlerini sona erdirip onları kurtardım” yazmaktadır. Bu tablet 1879’da Babil bölgesinde bulunmuş olup, British Museum’da sergilenmektedir.

Yahudiler, Kuruş ismini halen çocuklarına vermektedir. Kuruş ismi Yahudiler arasında değişerek Kirus, Kursi gibi isimler almıştır. İlk Pers imparatoru Kuruş’a olan şükranları o denli büyüktür ki, Eski Ahit’te Kuruş’un ismi 23 kez geçmektedir.

İran Yahudilere Şapur şupur


Kuruş’tan sonra İran Hükümdarı I. Şapur da (Aramice Şabur Malka) Yahudilere özel imtiyazlar tanıdı. Hükümdarlığı sırasında I. Şapur ile Babil Hahamı Neherdealı Samuel’in dostlukları yazılı kaynaklarda anlatılmaktadır. Yahudiler, Kuruş ve I. Şapur dönemlerine Yeniden Dirilme Çağı adını verdiler.

Yahudiler, kendilerine tanınan bunca imtiyazdan dolayı Mesih’in Kuruş olduğuna inanmış, sonraki dönemlerde Mesih’in İran sarayından tekrar çıkacağını düşünmüşlerdir. Hatta Mesih’in katır üzerinde geleceğine inanan Yahudiler, bu dönemde temsili olarak Pers sarayına iyi cins atlar hediye etmişlerdir.
İran’da Yahudi dostluğu gelenektir

İran hükümdarlarından I. Şapur’dan sonra gelen II. Şapur, hükümdar Kuruş ve I. Şapur gibi Yahudilere tanınan ayrıcalıkları aynen devam ettirdi. Pers Kralı II. Şapur, Yahudi kaynaklarda “Yahudi” olarak geçmektedir. Çünkü II. Şapur’un annesi Yahudidir. II. Şapur’un Raba isimli Babilli Hahamla dostlukları da tarihi kaynaklarda önemli yer tutmaktadır.

I. Yezdigirt Yahudi prensesiyle evlendi


Pers Hükümdarlarından IV. Behram’ın oğlu olan I. Yezdigirt de, İran hükümdarlarının Yahudi dostluğu geleneğini bozmadı. I. Yezdigirt bir Yahudi prensesiyle evlendi ve bu evlilikten Narsi adında bir oğlu oldu. Bilindiği üzere Yahudilikte soy kadınlar üzerinden devam etmektedir. Hükümdar Yezdigirt’in Yahudi eşi Soşandukht’un elinde büyüyen ve Yahudi inancına göre sıkı bir terbiye alan V. Behram, Şiiler nezdinde efsanevi İran hükümdarları arasında gösterilir.

Sasaniler döneminde de Yahudiler ayrıcalıklıdır


Tarihi kaynaklara göre, Sasani hükümdarları da Yahudilere eşi benzeri görülmemiş ayrıcalıklar tanıdı. Yahudiler, Sasaniler zamanında ticaret ve tarımda kendilerine tanınan ayrıcalıklarla ekonomik refah düzeylerini artırdılar.

Günümüze gelindiğinde de Yahudilerin İran’da çok özgür bir hayat sürdükleri bilinmektedir. Yahudi cemaatinin açıklamasına göre İran, Yahudi diasporasının en özgür yaşadığı yerdir. Ahmedinecat, İran’daki Yahudilerin hür ve özgür yaşamalarına olanak sağladığı için, yakın dönemde Yahudilerden ödüller almıştır. Ahmedinecat’ın Yahudi kökeni de sitemizde ayrı bir yazının konusudur.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Yahudi diasporasının başkenti: San’a

Abdullah İbni Sebe’nin annesinin, San’alı siyahî bir Yahudi olduğunu, Diyanet İslam Ansiklopedisi’nin ilgili maddesinden aktarmıştık.

Yemen’in başkenti San’a, Hz. Süleyman’dan bu yana Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı bir şehirdir. İsrail’in kurulduğu yıllarda, San’a’da elli bin yahudi yaşamaktaydı. San’a, yüzyıllardır Şiilerin ve Yahudilerin bir arada yaşadığı bir şehir olagelmiştir.

Abdullah İbn-i Sebe’nin memleketi San’a, İslamiyet’in ilk yıllarına kadar İran’a vergi vermekteydi. San’a 632 yılında Müslümanlaştırıldı. 1516′da Osmanlı egemenliğine giren San’a, 17. yüzyılda Osmanlı etkisinin azalmasıyla Şii İmamların yönetimine girdi. 1872-1913 yılları arasında Osmanlı işgalci devletlerle savaş halindeyken bir taraftan da San’a'da Şii güçler ile çatıştı. Şii İmamlar, 1913 yılında Osmanlı’dan ayrıldıklarını duyurarak tam bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Sonuç olarak San’a, 17. yüzyıldan, Yemen’de Cumhuriyet’in ilan edildiği 1962 yılına kadar San’a Şii İmamlar tarafından yönetildi. San’a, tarihte İran’ın nüfuzu ve koruması sayesinde Yahudi nüfusun etkin olduğu bir yer olagelmiştir.

Bugün Yemen’de iktidar karşıtı devam eden ayaklanmalar, Husiler olarak bilinen İran yanlısı Zeydi Şiiler tarafından organize edilmektedir. Yemen’de isyanların lideri olarak bilinen El-Husi, “Çiçekler ve Taşlar” isimli kitabında İran’dan dev miktarda maddi ve lojistik destek aldıklarını anlatmaktadır.

 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9
Tevrat'ta recm

Yahudi şeriat kitabı olan talmutta konuyla ilgili hüküm şöyledir;

22: 22 Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrail'den kötülüğü atacaksınız.

22: 23 Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı ergen bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,

22: 24 İkisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu.

Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9
Güney Kore'deki Yahudilerin tarihi

Kore'de hatırı sayılır büyüklükteki Yahudi cemaati Kore Savaşı dönemine denk gelir; bu dönemde, bölgedeki komünizmle baş eden ABD önderliğindeki savaşta Kore ordusunda yüzlerce Yahudi asker bulunmaktaydı.

Yahudi din görevlisi olarak orduda yer alan Chaim Potok Kore'deki deniyimlerini The Book of Lights and I am the Clay isimli kitabında aktardı.

Güney Kore'deki Yahudi cemaatinin çoğunluğu Seul'de yaşamaktadır. Cemaattaki Yahudilerin büyük bir kısmı ABD ordusunda personel, işadamı, İngilizce konuşan gazeteciler, öğretmenler ve turistlerdir.

ABD ordu personellerindeki rotasyon nedeniyle ülkedeki Yahudi nüfusu sürekli değişmektedir. Yongsan ordu üssünde Yahudi din adamı bulunmasına rağmen ibadetleri sınırlı olup sivil halka kapalıdır. Ülkede Yahudi okulu bulunmayıp 2008'de Pesah bayramı için bir Chabad hahamı Güney Kore'ye gitmiştir.

İsrail'in Güney Kore'yle diplomatik ilişkileri olup ülkedeki Hıristiyanlar bu bağı sıkı tutmaktadır. Ağustos 2005'teki Kudüs Zirvesi'nde Seul'de Hristiyanların desteği sunuldu.

Bütün bunlara kıyasla, komşu ülke Kuzey Kore'nin sınırları içinde bilindiği kadarıyla hiç Yahudi bulunmamaktadır. İsrail'e karşı düşmanca tavır sergileyen Kuzey Kore'ye Yahudi turistlerin girmesi yasaklanmıştır.

Nisan 2008'de haham Oşer Litzman ve eşi Mussia Litzman yönetiminde Seul'de bir Chabad Evi açıldı. Ülkede sinagog olmadığı için Kore'deki Yahudiler Şabat ve bayramları ABD üssünde kutlamaktadır.

Chabad.org'daki bir habere göre Kore'deki İsrail elçisi üç Lubovitz yeşiva öğrencisinden kalıcı bir Chabad temsilcisi göndermelerini istemiştir. Bu durum, Kore'deki Yahudi tarihinde bir dönüm noktasıdır. Cemaatin bir internet sitesi vardır.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9
Museviliğin İnanç ve İbadet Sistemi

İnanç ve İbadet Sistemi..


Yahudilik'te en önemli iman esasını, Allah'ın varlığına ve birliğine olan inanç teşkil eder.(3) O'nun birliği, yaratılmamışlığı, evvelinin ve sonunun bulunmayışı, her şeyi bilişi, bütün varlıkların Yaratan'ı oluşu vb.gibi Allah inancı vardır.

Daha çok günlük hayat ve ibadetlerde belirginleşen Yahudi inancını detaylı olarak Tanah'da bulmak mümkün değildir. Onlar için önemli olan Tevrat'ta bildirilen şeriatın yaşamasıdır. İnançlarına göre Tanrı'nın en sevgili milleti Yahudilerdir. Bunun en büyük delili, Tanrı'nın İsrâiloğulları ile Musa'nın şahsında Sina'daki ahitleşmesidir. İnançlarına göre Tanrı, insanlığı aydınlatmak ve mutlu kılmak için İsrailoğulları'nı seçmiş, "nebi"lerini görevlendirmiştir. Bu konuda Musa'nın önemli bir yeri vardır. Çünkü TevratO'na verilmiştir. Tanrı, evreni devamlı olarak idare etmektedir. O'nun gücünün yetmeyeceği hiçbir iş yoktur. Mesih'le kurulacak Tanrı'nın evrensel devletinde bütün haksızlıklar ve zulümler ortadan kalkacaktır. Bu inanç Yahudilerin ümit kaynağı olmuştur.

Yahudilik'te ahiret inancı tarihi bir gelişme izlemiştir. Tevrat'ın bazı hükümlerinde ahiret inancına dair işaretler bulunmaktadır. (4) Bazı Dinler Tarihçilerine göre, yeniden dirilme ile ilgili metinler günümüze kadar ulaşmadığı için Yahudiler bu tür inançları İran'dan almışlardır.

Eski Yahudilik'te iyi, kötü, ölen bütün insanlar "Şoel" adı verilen bir yere gidecekler, orada kederli bir şekilde varlıklarını sürdürecekler, ruhları da mezarda kalacaktır. Yahudilik'te ahiret inancı konusunda, daha sonraki dönemlerde birtakım gelişmeler olmuş, yeniden dirilme, ebedî hayat, yargılanma, cennet, cehennem vb. inançlar ortaya çıkmıştır.(5) Yahudilik'teki cennet, cehennem, hüküm günü vb. ilgili emirleri Talmud açıklamıştır. Yahudilerin, Müslümanlık ve Hristiyanlık'ta olduğu gibi belli başlı iman esaslarına kavuşmaları filozof Rabbi Moşe ben Maymon (Maymonides (1135-1204)'le mümkün olabilmiştir. O'nun meydana getirdiği günümüze ulaşan inanç sistemi şudur;

1-Allah var olan her şeyi yaratmıştır.

2-Allah birdir.

3- Allah'ın bedeni yoktur, tasvir edilemez.

4- Allah'ın başlangıcı ve sonu yoktur

5- Yalnız Allah'a dua etmeliyiz.

6- Peygamberlerin bütün sözleri doğrudur.

7- Musa, bütün peygamberlerin en büyüğüdür.

8- Elimizdeki Tora, Allah tarafından Musa'ya verilen ve günümüze kadar
değiştirilmeden gelen kitabın aynıdır.

9- Dinimiz ilâhî bir dindir.

10- Allah, insanların bütün hareket ve düşüncelerini bilir.

11- Allah, emirlerine uyanları mükâfatlandırır, uymayanları cezalandırır

. 12- Allah Mesih'i gönderecektir.

13- Ruhum ölümsüzdür. Allah dilediğinde ölüleri diriltecektir.

Yahudiler ibadetlerini "sinagog"larda (Bet ha Kneset) yaparlar (6) Sinagoglarda rulo halinde el yazması Tevrattomarlarının saklandığı, Aron ha-Kodes denilen, Kudüs'e yönelik kutsal bir bölme vardır. Sinagoglarda Yedi Kollu Şamdan (Menora) da bulunur. Bundan ayrı olarak Kral Davud'un mührü kabul edilen iki üçgenden meydana gelmiş Magen David denilen altı köşeli bir yıldız da vardır.

Yahudiler sinagoglarda Tevrat'tan bazı parçaları sesli bir şeklide okurlar. Tevratrulolarının bohçalardan çıkarılarak haham tarafından okunması, ibadetin en önemli anıdır. Yahudiler sinagog dışında evlerde de ibadet ederler. Nitekim evlerde giriş kapısının arkasında "Mezuza" denilen, rulo haline getirilmiş Tevratcümlelerinin yazılı olduğu mahfazalar asılıdır. Eve giriş çıkışta Yahudiler bu mahfazaya dokunarak parmaklarını öperler. İbadet, Kudüs'e yönelerek yapılır. Başa takke, sırta cüppe alınır. Kadınlar ibadete katılamaz, ancak başları örtülü olarak ibadeti seyredebilirler.

Yahudi dininin esasını ilâhiler teşkil eder. İbadet esnasında okudukları bazı klişeleşmiş dua ve ilâhiler vardır. (7) Dua, dindar Yahudinin hayatında önemli bir yer işgal eder. Yahudilikte ibadet günlük ve haftalık olmak üzere ikiye ayrılır. Günlük ibadet sabah, öğle ve akşam yapılır. Haftalık ibadet ise Cumartesi (Sabbat, yevmu's-sebt) günü havra (sinagog)'da icra edilir.

Yahudiler sabah ayininde bir dua atkısı (Tallit) alırlar. Sabah ayininde, sol pazu ile alna birer dua kayışı bağlanır. Dualar ayakta, oturarak vücudu sallayarak ve secdeye kapanmak suretiyle okunur. Geleneklerine bağlı Yahudiler bu esnada özel bir elbisede giyerler. Toplu dualar 13 yaşına girmiş en az 10 kişinin iştirakiyle yapılır.

Cumartesi ibadeti, cuma akşamı güneşin batmasıyla başlar, cumartesi akşamı sona erer. Bu ibadet sinagogta yapılır. Bu maksatla cumartesi günü ateş yakmak, çalışmak, taşıt kullanmak vb. yasaktır. (8)

Musevîlik'te Yahve ve Elohim adında iki Tanrı'nın varlığından söz edilmekle beraber ağırlık Yahve'dedir (9) Bu bakımdan menşeinde İsrail Dini, tek Allah'a inanmaya değil, tek Allah'a ibadet etmeye dayanıyordu. Yehova Musevîlerinin millî ve hâkim bir Tanrısı'dır. İnsan da O'nun kulu durumundadır. İnançlarına göre Yehova sadece İsrâiloğulların'a şefaat eden, kıskanç bir Tanrı'dır. İsrâiloğulları yabancı bir ülkede de O'nun tarafından korunacaktır. O, İbrahim, İshak ve Yakub'un Tanrısı'dır.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9
Diğer Dinler - Yeni Ortaya Çıkan Dinler YEHOVANIN ŞAHİTLERİ

YEHOVA ŞAHİTLERİ

Yehova şahitliğinin kurucusu C.T. Razıl 'dır.(Charles Taze Russell 1852-1916) Razıl önceleri bir Kitab-ı Mukaddes topluluğu kurdu, ve grubun pastörü seçildi. 1879 da " Siyon 'un Tarassut Kulesi" dergisini çıkartmaya başladı, birkaç yıl sonra aynı ad altında ( daha sonra " siyon" kelimesi atıldı)bir cemiyet kurdu.

Razıl, öldükten sonra yerine hareketin avukatı J.F. Rutherford (1869-1942) getirildi. Kendisinin " Yehova 'nın Sözcüsü" olduğuna inandığından ve Razıl 'ın şahsiyetinin yıprandığına kanaat getirdiğinden " Russelistler" adını 1931 'de " Yehova Şahitleri" ne çevirdi.

Yüzden fazla eser yazdı. Fakat O da va 'dedilen olayları görmeden öldü. Yerine N.H. Knorr )1977 'ye kadar) geçti. Bunun zamanında Gilead 'da Kutsal Kitap Mektebi kuruldu ve 15.000 civarında Krallık misyoneri yetiştirdi.

Knorr 'dan sonra teşkilatı bir idare heyeti yürütmektedir. Bu idare heyetinin altında çeşitli hizmet kademeleri vardır.

Yehova Şahitliği Dini Mesihi bir harekettir. Onlar,İsa 'nın ikinci gelişinin vuku bulduğuna ve onun 1914 'te gökte " Tanrının Krallığını" başlattığına inanırlar. Yehova Şahitlerine göre ; 1914 'te hayatta bulunan nesil,İsa 'nın yeryüzüne inerek beraberindeki 144.000 Yehova Şahidiyle bütün siyasi kuruluşları,devletleri,milletleri,kısacası " Şeytanın Güçleri" ni yok edeceğini görecektir. Böylece yeryüzünde de Tanrının Krallığı kurulmuş olacaktır. Bu Armagadon Savaşıyla sağlanacaktır.

Yehova Şahitlerinin İnançları

Yehova Şahitleri 'nin inanç ve adetleri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz :

1 - Mukaddes Kitap, Tanrının Sözüdür ve hakikattir. Mukaddes Kitaba her türlü insan sözünden daha çok güvenilir. " Yeni Ahit" , ruhi İsraillilerle yapılmıştır. Tanrının Kanununa insanların kanunundan ziyade itaat edilmelidir. Yehova 'nın Şahitleri, bütün insanlara, Mukaddes yazılardaki hakikati bildirmek sorumluluğu altındadır. Mukaddes Kitabın ahlak standartlarına uyulması şarttır.

2. - Tanrı tektir ve ismi Yehova 'dır. Tanrı, dünya üzerindeki kötü sistemi Armagedon Harbi ile ortadan kaldıracaktır. Tanrı, her fert için kader ve alın yazısı çizmemiştir; herkes davranışlarında bizzat sorumludur.

3. - İsa Mesih, Tanrı tarafından mucizevi olarak doğması sağlandığından, Tanrının Oğludur ve Tanrıya eşit değildir. İsa 'nın insan öncesi hayatı vardır; Tanrının yarattığı ilk varlıktır. İsa Mesih; bir haç üzerinde değil bir direk üzerinde ölmüştür. İsa, hayatını, insanlığın kurtuluşu için gerekli olan fidye olarak ödemiştir. Kurtuluş için İsa 'nın kurbanlığı yeterlidir.

İsa Mesih, ölümünden sonra ruhi bir şahıs olarak yaşamaktadır. İsa 'nın yönetimindeki " Gökteki Tanrısal Krallık" , yeryüzünü adaletle ve sulh içinde yönetecektir. Bütün milletlerden seçilen ve sayıları 144.000 olan sadece küçük bir sürü, İsa Mesih ile birlikte hüküm sürmek üzere " Göğe" gidecektir.

İsa, cemaati kendi üzerine bina etmiştir (Petrus 'un üzerine değil). Dua, tanrı Yehova 'ya ancak İsa Mesih vasıtasıyla yapılır. İsa, Tanrıya hizmet etmekte takip edilmesi gereken bir örnek bırakmıştır. İsa 'da ilahi tabiat bulunmaz.

4. - İlahi Krallık, yeryüzüne insan için en iyi hayat standardını getirecektir. Yeryüzüne asla imha veya yok edilmeyecektir. Kötülük ebediyen yok edilmiş olacaktır. Hayata ***üren yol, ancak bir tanedir.

Şimdi biz son günlerde yaşamaktayız.

5. - İnsanlık, Ademin günahlarından dolayı ölmektedir. İnsan onu, ölümle birlikte yok etmektedir. Ölüler, insanlığın müşterek mezarına gidecektir. Ölümden kurtulmak için yegane ümit, diriltilmektir. Bu da Yehova Şahidi olmaya bağlıdır. Adem 'den miras alınan günah sona erecektir. İnsan, tekamül etmemiş, fakat yaratılmıştır.

6. - Cehennem diye insanların ruhlarının azap çektikleri bir yer yoktur.ve kadere inannazlar

7. - Din, sadece Yehova Şahitlerininkidir. Diğerleri sahtedir.

8. - Şeytan, bu dünyanın görülmez yöneticisidir.

9. - Tapınmada suret, resim, haç, tespih, mum kullanılamaz.

10. - Ruh çağırmak, fal bakmak, büyücülük, ispirtizma yasaktır.

11.- Yehova Şahidi, dinlerarası işbirliği faaliyetlerine katılamaz. Yehova Şahidi, kendini bu dünyadan uzak tutmalıdır. Yehova 'nın şahidi, Yehovanın askeridir, askerlik yapmaz, bayrağı put olarak görür.

12. - Ağızdan veya başka bir yolla bedene kan almak " Tanrının Kanunu" nun ihlalidir.

13. - Yehova Şahitleri, milli marşı, milli duyguları, milli sınırları kabul etmez.

14. - Sebt Günü, sadece Yahudilere verilmiştir ve Musa 'nın Kanunu ile birlikte son bulmuştur.

15. - Ruhani sınıfı, dini rütbe veya unvanlar Kutsal Kitaba uygun değildir.

16. - Sakramentlerden sadece vaftiz ile Ekmek Şarap Ayini " Hatıra Yemeği" şeklinde nitelendirerek kabul ederler. Vaftizin çocuklara değil, yetişkinlere ve tamamen suya daldırmakla olacağına inanırlar.

17. - Kendini Yehova Şahitlerine adama (vakıf), vaftiz vasıtasıyla sembolize edilir.

18. - Yehova Şahidi olmayan herkes " keçi" dir ve onlara karşıdır.

19.- Yehova Şahitleri prensip olarak yaşadıkları ülkede siyasi ve politik yapılanmayı,devlet sistemini kabul ederler.Hiçbir şekilde siyasetle ilgilenmezler

Günümüzde Yehova Şahitleri

Günümüzde Yehova Şahitleri hemen hemen dünyanın tüm ülkelerinde taraftara sahip bir dini akım halini almıştır.Bir çok ülkede ibadetlerini gerçekleştirdikleri ve ibadetlerinin başında gelen Kitabı Mukaddes tetkiklerini yaptıkları " ibadet Salonları" bulunmaktadır.

Yehova Şahitleri bazen 100.000 'e yakın kişinin katıldığı stad veya salonlarda düzenledikleri ibadet toplantılarıyla da günümüzde dikkat çeken dini harekettir.

Her Yehova Şahidinin dinleri gereği yapması gereken şahitliğin anlatımı ,yani ev ev de olmak üzere hiç tanımadıkları insanlara Kitabı Mukaddes tetkiki yapmak üzere yayım faaliyetlerine her ülkede rastlanılabilir.

Bu nedenle Yehova Şahitliği diğer yeni uzlaşmacı dini hareketlere göre daha hızlı yayılmaktadır. Yehova Şahitleri bu yönüyle taraftar sayısına göre yayıcısı ve yayın sayısı oransal olarak en fazla olan dini hareketlerin başında gelir.

Yehova Şahitleri ayrıca yılda bir kez anma yemeği düzenlerler. Bu anma yemeklerine inananları ve sempatizanları katılır.

Günümüzde 5.881.000 taraftarı olan Yehova Şahitliği Dininin (Gözcü Kulesi 1 Ocak 2002) taraftarlarına bir çok ülkede rastlanmasına rağmen en fazla taraftarı olan ülkeler ve taraftar sayısı ise şöyledir ;ABD 945.000, Meksika 535.000,Brezilya 525.000, İtalya 236.000,Nijerya 235.000,Japonya 218.000,Filipinler 135.000,Almanya 161.000, Arjantin ve İngiltere 120.000 er kişi.

Türkiye 'de ise 1933 de 5, 1950 de 60 kişi olan Yehova Şahitlerinin sayısı 2002 de 1.600 kişidir. Ülkemizde yaklaşık 25-30 cemaatleri vardır ve ayrıca İbadet Salonları da mevcuttur.Yargıtay 'ın 1986 'daki kararıyla Yehova Şahitliği farklı bir din olarak kabul edilmiş ve ibadet özgürlükleri Anayasa güvencesi altına alınmıştır. Yehova Şahitleri ülkemizde son yıllarda artan oranda örgütlenme faaliyetlerine başlamış olup, " Uyan" adlı aylık " Gözcü Kulesi" adlı 15 günlük 2 düzenli dergi yayınlamaktadırlar. Ayrıca " Kule Yayınevi" adı altında bir de yayınevleri vardır.

 

feveran

Gümüş Üye
Katılım
30 Mart 2013
Mesajlar
7,544
Puanları
93
Konum
istanbul
Tepkime puanı
1,625
ON EMİR (Aseret Adiberot): Sinay Dağı’nda Tanrı tarafından Moşe Rabenu’ya verilen ve Yahudiler’in kabul ettiği temel prensipler. Moşe Rabenu Sinay’dan indiği zaman beraberinde getirdiği iki taş levhada yazılı 10 emir şöyle sıralanır:

1. Seni Mısır’dan esaretten çıkaran Tanrı benim.

2. Benden başka Tanrı’n olmayacaktır. Boşlukta, yerin üstünde veya altında, denizlerin derinliklerinde mevcut olan varlıkların resimlerini yapmayacak ve onlara hiç bir suretle tapmayacaksın.

3. Tanrı’nın ismini boş yere ağzına almayacaksın.

4. Cumartesi gününü daima hatırlayıp, onu kutsal kılacaksın. Haftanın 6 günü çalışacak, yedincisinde istirahat edeceksin. Cumartesi günü istirahata tahsis edilmiş umumi dinlenme günüdür. O gün ne sen, ne oğlun, ne kızın, ne uşağın, ne de hayvanların, kısaca hiç biriniz çalışmayacaksınız.

5. Anne ve babana hürmet edeceksin.

6. Öldürmeyeceksin.

7. Zina yapmayacaksın.

8. Çalmayacaksın.

9. Yalan şahadette bulunmayacaksın.

10. Hiç kimsenin evine, barkına, karısına, hizmetçisine, öküzüne, eşeğine velhasıl sana ait olmayan bir şeye göz dikmeyeceksin.
 

feveran

Gümüş Üye
Katılım
30 Mart 2013
Mesajlar
7,544
Puanları
93
Konum
istanbul
Tepkime puanı
1,625
Roş Aşana, Yahudilerin Yılbaşısı

İbranicede Roş Aşana "yılın başı" veya "yılın birinci günü" demektir. Yahudilerin yeni yılı olarak bilinen Roş Aşana, Eylül ve Ekim ayları arasında bir güne düşer.

Roş Aşana'da çalışmak yasaktır. Günün büyük bölümü sinagogda duada geçer; günlük olağan ibadet biraz daha uzun sürer.

Yahudilerin çoğu için Roş Aşana bir içgözlem, kendine bakış, geçmiş yılın hatalarını gözden geçirme ve yeni yılda yapılması gereken değişiklikleri planlama zamanıdır. Aile bireylerinin bir araya gelip birlikte yemek yemesine vesile olur. Bu bayramda, tatlı bir yeni yılı temsilen bala batırılmış elma yemek adettir. Ayrıca yeni yılda iyi dileklerin bol ve bereketli olması için nar da yenir. Diğer bir yaygın uygulama ise ilk günün sonunda su kenarına gidip, günahları simgesel olarak suya atma eylemi "Taşlik"dir.

Yom Kipur

Roş Aşana'dan sekiz gün sonraya denk gelen Yom Kipur Yahudi takviminin en önemli bayramıdır. Bazen başka hiç bir geleneği yerine getirmeyen birçok Yahudi bu gün suresince çalışmaz, oruç tutar ve sinagoga gider.

"Yom Kipur" "kefaret, günah çıkarma günü" anlamını taşır. Ruhun arındırıldığı, geçmiş yılın günahları için özür dilendiği bir gündür. Yom Kipur'da sadece Tanrı'ya karşı işlenmiş günahlar af olur; başkalarına karşı işlenilenler değil. Kişiye yapılan günahlardan kurtulmak için önce öbür kişiden özür dileyip yanlışları düzeltme yolu aranır. Bu, Yom Kipur'dan önce yapılmalıdır.

Yom Kipur aynı Şabat günü gibidir, hiç bir iş yapılamaz. Yahudiler o gün yemek yememeli ve (su dahi) içmemelidir. Bu, önceki akşam güneş batmadan başlayıp ertesi gece biten 25 saatlik bir oruçtur. Talmud'ta ayrıca daha az bilinen başka kısıtlamalar da vardır. Yıkanmak, kozmetik veya parfüm gibi maddeleri vücuda sürmek, deri ayakkabı giymek ve cinsel ilişki Yom Kipur'da yasaktır.

Her zamanki gibi bu kısıtlamaların her hangi biri, hayati veya sıhhi tehlike karsısında kaldırılır. Hatta dokuz yaşından küçük çocukların ve loğusaların (hamilelik süresince ve doğumdan 3 gün sonrasına kadar) oruç tutması kendileri istese bile yasaktır. Bayramın büyük bölümü sinagogda duayla geçer. Bu bayramda saflığı simgeleyen beyaz giysiler giymek adettir, insanlara günahlarının kar gibi paklanacağını hatırlatır. Bazı erkekler, ölülerin birlikte gömüldüğü uzun beyaz gömlek (kitel) giyerler.

Pesah (Hamursuz bayramı)

Hamursuz bayramı, Yahudi takviminin Nisan ayının 15'inde kutlanır. Tarihi ve zirai önemi olan üç büyük bayramın birincisidir (diğer ikisi Şavuot ve Sukot'tur). Zirai yönden İsrail'deki hasat mevsiminin başlangıcını temsil ettiği halde bayramın bu yönü fazla dikkate alınmaz. Pesah'ın öncelikli kutlaması, nesiller boyu süren kölelikten sonra Mısır'dan çıkış ile ilgilidir.

Pesah sözcüğü İbranicede "geçmek veya atlamak" anlamında bir kökten gelir. Yahudi inanışına göre, Mısırlıların ilk doğan çocuklarını öldürmeye gelen Tanrı'nın Yahudi evlerini atlamasını simgeler. Pesah ayrıca bu bayramda Kudüs'teki tapınakta kurban edilen kuzuya verilen addır. Bu bayram Bahar Bayramı olarak da anılır.

Pesah'la ilgili en belirgin gelenek Yahudi evlerin "Hamets"ten (mayalı hamur) arındırılmasıdır. Bu, Yahudilerin Mısır'dan aceleyle çıkarken ekmeklerinin mayalanmasına bile vakitleri olmadığını hatırlamak içindir. Ayrıca insanların içindeki "şişliğin" (kendini beğenmişlik, gurur) simgesel olarak çıkarılmasıdır.

Pesah'ta yenilen buğdaydan yapılmış mamulün adı "Matsa"dır (hamursuz). Matsa mayasız ekmektir, un ve su karışımını çok çabuk pişirerek yapılır. Yahudilerin Mısır'dan kaçarken aceleyle pişirdikleri ekmek budur.

Pesah'ın ilk gecesi Yahudiler aileleriyle birlikte, kendilerine hürriyetin önemini ve "köleliğe hayır" dediklerini hatırlatan, pek çok ritüelin uygulandığı bir yemek yerler. Bu bayramın diğer önemli bir mesajı da bütün yabancıları evine kabul etmektir, çünkü bu onlara atalarının Mısır'da yabancı olduklarını hatırlatır. Bu yemeğin adı, İbranice anlamı "düzen" olan "seder"dir çünkü bu gece Yahudilerin hikâyesi belli bir düzen'de anlatılır. Pesah yedi gün sürer. Baştaki ve sondaki günler çalışmak yasaktır.

Sukot Bayramı

Sukot bayramı Yom Kipur'dan beşinci günde başlar. Yılın en kutsal, en vakur bayramından en neşe dolu olanlardan birine geçiştir.

Tarihi yönden Sukot, İsrailoğullarının çölde geçici barınaklarda yaşayarak dolaştığı kırk yılı temsil eder. Zirai olarak Sukot hasat bayramıdır. Sukot kelimesi ‘çardaklar' anlamına gelir ve "geçici barınaklara" gönderme yapmak için kullanılır. Yahudilere bu bayramda, çölde geçirdikleri kırk yılı hatırlamak için, çardakların altında yaşamaları buyrulmuştur. Yahudiler antik Filistin topraklarından kovulduklarından beri Kudüs'e dönüp yıkılan kutsal tapınaklarını tekrar inşa etmek hayaliyle yaşadılar.

Sukot yedi gün sürer. Birinci ve ikinci günler çalışmak yasaktır.

Işıklar Bayramı Hanuka

Yahudilerin "yeniden adama" bayramı Hanuka, ayrıca ışıklar bayramı olarak da bilinir ve Yahudi takviminin Kislev ayının 25inci gününde başlayıp sekiz gün sürer. Büyük dini simgesi açısından değil, Noel bayramına yakınlığı yüzünden Batıda en çok bilinen Yahudi bayramıdır. Yahudi olmayan birçok kişi bu bayramı Yahudi Noel'i olarak düşünür.

İbranicede "adama" veya "kutsama" anlamına gelen Hanuka, Yunan hükümdarı Antiokus IV'ün askerlerinin kutsiyetini kirlettiği Kudüs'teki kutsal tapınağın tekrar adanmasına işaret eder. Bir günlük yağın mucizevî bir şekilde sekiz gün yanmasını kutlar. Talmud'a göre, Yahudilerin Antiokus'un askerlerine başkaldırısının ardından tapınağı tekrar ithaf ettiklerinde ebedi ateşi yakmak için kullanılan kutsal yağdan sadece bir günlük yağ kalmıştı. Bir mucize sonucu bu yağ yenisi hazırlanana kadar sekiz gün boyunca yanmaya devam etti.

Hanuka Roş Aşana, Yom Kipur, Sukot ve Pesah kadar önemli bir dini bayram değildir. Tek dini geleneği kandil veya mum yakmaktır. Mumlar, Menora ya da Hanukiya denilen dokuz kollu özel bir şamdanda, her gece için bir mum, ayrıca bir de onlara "hizmet" eden "şamaş" (hizmetkâr) yakılır.

Purim

Purim Yahudi takvimindeki en neşeli bayramlardan biridir. Yahudilerin eski İran'da yok edilmekten kurtulmalarını kutlar.

Purim'in hikâyesi Eski Ahit'te "Ester'in Kitabı"nda anlatılır. Hikâyenin kahramanları eski İran'da yaşayan çok güzel bir genç Yahudi kızı olan Ester'le onu kızı gibi yetiştirmiş olan kuzeni Mordehay'dır. Ester İran kralı Ahaşveroş'un sarayına gelin gider. Ahaşveroş Ester'i bütün öbür kadınlarından daha çok sever ve onu kraliçe yapar. Bu süre içinde Mordehay'ın tavsiyesi ile kimliğini saklamış olan Ester'in Yahudi olduğunu bilmez.

Hikâyedeki kötü adam Kral'ın bencil ve kibirli veziri olan Aman'dır. Aman, kendisinin karşısında eğilmeyen Mordehay'dan nefret eder ve bu nedenle bütün Yahudileri cezalandırmayı planlar. Kral'a, "Hükmettiğiniz diyarlarda kendi halkınızın içinde, farklı kanunlarla yaşayan ve Kral'ın kanunlarına boyun eğmek istemeyen bir zümre var. Bu kişilere hoşgörü Kralımıza yakışmaz." deyince Kral Yahudilerin kaderini Aman'a bırakır. Aman da bütün Yahudileri öldürmeyi planlar.

Durumu öğrenen Mordehay Ester'i Yahudiler adına Kral'la konuşmaya ikna eder. Bu durum Ester'i tehlikeye atar çünkü Kral'ın karşısına çağırılmadan çıkmanın cezası çoğunlukla ölümdür. Ester kendini hazırlamak için üç gün boyunca oruç tuttuktan sonra Kral'ın karşısına çıkar. Kral onu sıcak karşılar. Ester daha sonra Kral'a veziri Aman'ın Yahudilere karşı entrikasını açıklar. Yahudiler kurtulur ve Aman Mordehay için hazırlatmış olduğu darağacına asılır.

Purim genellikle Mart ayına düşen, Yahudi takvimindeki Adar ayının 14'üncü gününde kutlanır. 13 Adar tarihi Aman'ın Yahudileri öldürmeyi planladığı, Yahudilerin hayatlarını kurtarmak için düşmanlarıyla çarpıştıkları gündür. Artık yıllarda iki Adar ayı olduğundan, Purim ikinci Adar ayında, Pesah'tan bir ay önce kutlanır.

Purim sözcüğü "kur'a" anlamına gelir ve Aman'ın katliamın gününü saptamak için seçtiği kur'ayı temsil eder.

Purim'de karnavalvari kutlamalar yapmak, temsil ve parodiler sahnelemek gelenekseldir. Purim'de diğer bayramlarda olan kısıtlamalar yoktur ancak bazı kaynaklara göre bayrama saygı olarak iş yapmamayı önerir.
 

feveran

Gümüş Üye
Katılım
30 Mart 2013
Mesajlar
7,544
Puanları
93
Konum
istanbul
Tepkime puanı
1,625
Geleneksel Yahudiler gelirlerinin en az %10'unu "Tsedaka" olarak verirler. Normal yas duası, yas tutan kişinin ölünün anısına bir bağış yapacağını içerir. Yardımsever bağışlar Yahudi yaşamında kurban kesmenin yerini almıştır. Yahudi inançlı kişi için bağış yapmak Tanrı'ya şükretme, Tanrı'dan özür dileme veya bir istekte bulunma adına neredeyse düşünmeden yapılan, içgüdüsel bir davranıştır. Yahudi geleneğine göre fakire yardım etmek yardımseverin ruhunu zenginleştirdiğinden aslında yardımı alan, (kendisine Tsedaka yapma imkânını sağladığı için) yardımsevere daha büyük bir iyilik yapmış olur.

İbranice Tsedaka sözcüğü, Türkçedeki "hayırseverlik" sözcüğü gibi "fakirlere, ihtiyaçlılara veya diğer değerli amaçlar için para vermek ve yardımda bulunmak" anlamına gelir. Ancak Tsedaka'nın anlamı, hayırseverlikten farklıdır. Hayırseverlik gönüllülük ve cömertliktir, zenginlerin ve kudretli kişilerin fakir ve ihtiyaçlı kişilere yardımıdır. Tsedaka ise İbranicede "adalet ve doğruluk" anlamındaki bir kökten gelir. Yahudilikte fakirlere yardım bir hayırseverlik değil de adil bir davranış, fakire hak ettiğini verme görevi olarak kabul edilir.

Yahudilikte fakire yardım bir zorunluluktur, ihtiyaçlı kişiler bile vermeye mecburdur. Bazı bilgeler Tsedaka'nın en büyük, hatta bütün emirlerin toplamından da daha büyük emir olduğunu, Tsedaka vermeyen kişinin putpereste eşdeğer olduğunu söylemişlerdir. Bu da Tsedaka'nın Yahudilikteki önemini gösterir. Tsedaka, tövbe (teşuva) ve dua gibi, günahlar için af dilemenin üç yolundan biridir.
 

feveran

Gümüş Üye
Katılım
30 Mart 2013
Mesajlar
7,544
Puanları
93
Konum
istanbul
Tepkime puanı
1,625
Kaşerut, Yahudi kanunlarının yenmesi yasak ve serbest olan yiyecekler ve onların hazırlanması ve yenilmesi ile ilgilenen kurallarıdır. Kaşerut sözcüğü İbranicede "uygun", "doğru" sözcüğünün kökünden gelir. Daha genişçe kullanılan ve aynı kökten gelen "Kaşer" sözcüğü de bu normlara uyan yiyecekler için kullanılır. "Kaşer" sözcüğü ayrıca ayinlerde kullanılan, Yahudi kanununa uygun, ritüelik dini nesneleri tanımlamak için de kullanılır.

Genel düşüncenin aksine, hahamlar veya dini kurumlarda çalışan diğer kişiler yiyecekleri "kutsayarak" Kaşer yapamazlar. Dindar Yahudilerin yemekten önce söyledikleri dua da yemeği Kaşer yapmaz.

"Kaşer -tipi" yemek diye bir şey yoktur. Kaşer, bir mutfak stili değildir. Fransız, Fas veya Hint yemekleri Yahudi kanununa uygun hazırlanmışsa Kaşer olabilir.

Yahudiler karada yaşayan hayvanlar arasında çift tırnaklı ve geviş getiren her hayvanın etini yiyebilir. Tevrat'a göre deve, porsuk, tavşan ve domuz bu iki koşuldan biri eksik olduğu için Kaşer değildirler. Koyun, inek, keçi ve geyik eti ise Kaşer'dir.

Deniz mahsulleri arasında Yahudiler yüzgeçli ve pullu olan her şeyi yiyebilir. Istakoz, istiridye, karides, midye ve pavurya gibi kabuklu hayvanların yenilmesi yasaktır.

Avcı veya leş yiyen kuşlar yasaktır.

Yenmesi yasak olan hayvanlara ait süt, yumurta, yağ veya iç organlar da yenemez.

Yenmesi dinen caiz olan hayvanların kesimi Yahudi kanunlarına göre olmalıdır. Bu işlem çok keskin bir bıçakla tek darbede, hayvanın boğazına çok hızlı ve derin keserek yapılmalıdır. Bu yöntem iki saniye içinde şuursuzluk getirdiği için ölümün mümkün olduğu kadar acısız olmasını sağlar. Ayrıca kanın etten çabuk ayrılmasını da sağlar ki, bu da eti Kaşer yapmak için gereklidir.

Doğal yollardan ölen veya başka hayvanlar tarafından öldürülmüş olan hayvanları yemek yasaktır.

Sütlü ve etli yiyecekler karıştırılamaz. Yiyecekler dışında tencereler, kaplar, tabaklar ve çatal bıçaklar da Kaşer olmalıdır.
 

feveran

Gümüş Üye
Katılım
30 Mart 2013
Mesajlar
7,544
Puanları
93
Konum
istanbul
Tepkime puanı
1,625


Günümüz medeniyetlerinin ahlaki değerlerinin doğuşu tarihte çok gerilere gider. Ancak bu değerlerin köklerinin Yahudilikte olduğu birçokları tarafından bilinmez. Oysa bu değerler, mükemmel dünya kavramının gerçekleşmesini sağlayacak temel taşları ve Yahudiliğin uygarlığa kazandırdığı en büyük katkılardır

Dünyanın farklı coğrafyalarında, farklı dinlerden ve ırklardan gelen milyonlarca medeni insan için ‘mükemmel dünya’yı tasvir edecek belli başlı değerler vardır. Yapılan sosyolojik çalışmalar bu değerlerden ağır basanları, barış, demokrasi, konuşma özgürlüğü, sosyal refah, kadın ve çocuk hakları, cinsel özgürlük, eğitim ve okuryazarlık, eşit olanaklar, adalet, sosyal sorumluluk ve aile değerleri olarak ortaya koymuştur. Araştırma sonuçlarından yola çıkan sosyoloji bilimi ise, insanlık için önemli olan bu değerleri altı ana başlık altında toplamıştır. Bunlar;

1) Hayatın değeri: Her insanın yaşama hakkı ve belli haklar çerçevesinde yaşamını sürdürme hakkı vardır.

2) Dünya barışı: İnsanlar, toplumsal ve küresel anlamda saygı, uyum ve barış içinde var olmalıdırlar.

3) Adalet ve eşitlik: Her insanın, din, ırk, cinsiyet veya sosyal statü gözetmeksizin kanun önünde adil ve eşit muamele görme hakkı vardır.

4) Eğitim: Her insanın yeni bilgi edinebilme ve kişisel gelişimine katkıda bulunma hakkı vardır.

5) Aile: Güçlü ve düzenli bir aile yapısı toplumun temelinin oluşması için gereklidir.

6) Sosyal sorumluluk: Bireysel ve ulusal olarak birbirimizden sorumlu olmalıyız. Hastalık, fakirlik, kıtlık, suç, çevre ve hayvan hakları bu sorumluluğun kapsamına girer.
 

feveran

Gümüş Üye
Katılım
30 Mart 2013
Mesajlar
7,544
Puanları
93
Konum
istanbul
Tepkime puanı
1,625
Yalnızca trişinden dolayı mı yoksa başka nedenlerden mi? İsa domuz etini onlara neden serbest bıraktı – İsanın döneminde hijyen durumu daha iyiydi, yani domuz eti hiç kötü olmamıştı ve bu yasağı yahudiler kendilerini başkalarından ayrı kılmak için uydurmuşlar mıydı? Muhammedin döneminde çöl bölgesi olduğu ve trişin konusunda kontrol olanağı olmadığı için mi domuz eti yemek tehlikeliydi? Bazıları domuz etinin o kadar da iyi olmadığını söylüyorlar – bu doğru mu yoksa saçma mı? Bu konudaki bilimsel bulgular nasıldır? (DE)

Yanıt: Eski Ahitte Levililer 11,7vd. ile Tesniye 14,8 domuz etini murdar olarak tanımlar ve domuz etini yemeyi ya da ölü bir domuza dokunmayı yasaklarlar. Bu yasağın nedeni Eski Ahitte açıklanmamaktadır ve bu nedenle olası dini (domuzu putperestlerin ibadette kullandığı hayvan), ahlaki (domuzun kirli yaşayışı), kültürantropolojik (domuzun ait olduğu zoolojik sınıfı belirlemede zorluk), tıbbi (örn. trişinlerden korunma) ve ökolojik (insanın yiyeceklerine rekabeti) nedenler ileri sürülmekte ve tartışılmaktadır. Bu yasak yahudilerce kimliklerinin belirleyici bir parçası (bkz. 2.Makkabiler 6,18-31) ve yahudi olmayanlardan ayıran bir özellik olarak görülmektedir. Kuran da domuz etinin yenmesini yasaklamaktadır (2,173 v.d.). İncil yahudilerin domuzdan nefretini paylaşmaktadır, ancak Elçilerin İşleri bölümünde (15,23-29) ele alınan bildiri bu nefreti görmezden gelmekte ve Barnabas Mektubu da (10,1.3) kilisede domuz eti yasağının kaldırıldığından bahsetmektedir. Bu noktada İsanın İncilde (Markos 7,14-23 ve Matta 15,10-20) yiyeceklerin temizliği ya da murdarlığı konusundaki ifadeleri belirleyici bir rol oynamıştır.

İsa, halkı yanına çağırıp onlara, Dinleyin ve şunu belleyin dedi. İnsanı kirleten, ağzına giren değildir. Ağzından çıkandır insanı kirleten. Bu sırada öğrencileri O'na gelip, Biliyor musun, Ferisiler bu sözü duyunca gücendiler dediler. İsa şu karşılığı verdi: Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecek. Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör köre kılavuzluk ederse, her ikisi de çukura düşer. Petrus, Bu benzetmeyi bize açıkla dedi. Siz de mi hâlâ anlamıyorsunuz? diye sordu İsa. Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da ayakyoluna atıldığını bilmiyor musunuz? Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur. Çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, cinsel ahlaksızlık, hırsızlık, yalan tanıklık ve iftira hep yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten bunlardır. Yıkanmamış ellerle yemek yemek insanı kirletmez. (Matta 15,10-20)

(Ayrıca bkz. Theol. Wörterbuch des Alten Testaments 2ö 835-846.)
 

MaxCadY

Elmas Üye
Katılım
12 Nisan 2019
Mesajlar
18,995
Puanları
38
Tepkime puanı
2
Musevilik dininde kader inancı diğer dinlere göre bir parça değişiklik gösterir, Museviliğe göre bir insanın kaderi, tüm hayatı boyunca baştan yazılmaz ve bir yıl önceki hal ve hareketlerine göre yıllık olarak yazılır. Bir yıl boyunca iyi ve hayırlı işler işleyen kişilerin kaderi bir yıl sonrası için iyi yazılır.
Bir Musevi, Musevi Yılbaşısı olan Roşaşana ile Yom Kipur arasındaki 10 gün boyunca bir vicdan muhasebesi yapar ki buna İbranice teşuva adı verilir teşuva İbranice'de geriye dönme anlamına gelir. On gün boyunca, o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışlar gözden geçirilir insanlara karşı yapılan haksızlıklar için Tanrı'dan af dilemek yetmez, o insanlardan da özür dilenmeli ve helalleşilmelidir Tanrı'ya karşı işlenen suçlar içinse tövbe edilir.
9. günün akşamı güneş batmadan bir saat önce Yom Kipur orucuna başlanır. 26 saat aralıksız sürecek olan oruç boyunca çeşitli tövbe duaları edilir. 26. saatin sonunda, orucun bittiğini belirten Şofar (boru) çaldığında, Tanrı'nın gelecek için insanların yeni kaderderlerini yazdığına inanılır.
 

Grande

Kayıtlı Üye
Katılım
9 Temmuz 2014
Mesajlar
167
Puanları
16
Yaş
29
Tepkime puanı
0
  1. ? Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Yehova benim. Karşımda başka tanrıların olmayacaktır.
  2. ? Kendin için put yapıp onlara tapmayacaksın.
  3. ? Yehova’nın adını boş yere ağzına almayacaksın.
  4. ? Cumartesi gününü sürekli hatırlayıp onu kutsal sayacaksın.
  5. ? Anne ve babana saygı göstereceksin.
  6. ? İnsan öldürmeyeceksin.
  7. ? Zina etmeyeceksin.
  8. ? Hırsızlık yapmayacaksın.
  9. ? Yalancı şahitlik yapmayacaksın.
  10. ? Komşunun evine karşı açgözlülük etmeyeceksin.
Tevrat, Çıkış, 20/3-17.
 

Grande

Kayıtlı Üye
Katılım
9 Temmuz 2014
Mesajlar
167
Puanları
16
Yaş
29
Tepkime puanı
0
1- Yahudilerin en sevdikleri meslekler, tüccarlık, bankerlik, bankacılık, aktörlük, avukatlık, doktorluk, muharrirlik, gazeteciliktir. En sevmedikleri meslekler de çiftçilik ve askerlik... Fakat İsrail tecrübesinden sonra bu son ölçü mahallî olarak değişmiştir. Bugün ziraatte en gayretli memleket İsrail olduğu gibi, dünya orduları içinde de, nüfus ve kemmiyet nisbetine göre en çabuk ve hareketli ordu İsrail'dedir. 2- İsrail dışı ve göze görünmez imparatorluğu içinde yahudi, daima (Site)lerde, (Metropol)lerde büyük şehirlerde kümelenmiştir. Su yüzüne yakın tabakada yaşayan balıklar gibi; yahudi dibe indikçe yâni köye yaklaştıkça azalır ve büsbütün kaybolur. Zira köyde gerçek millet vardır. 3- Yahudi, büyük şehirlerde, o şehirlerin dayanağı olan sâf istihsal sahaları ve o sahaları dolduran büyük yığınların millî ve ruhî nasibiyle arasında hiç bir ilgi kurmaksızın yalnız menfaat devşirmeye memurdur. Daima kıymet (transit) yollarının kavşağında oturur; ve hususî zekâsiyle, kıymet mübadelesi faaliyetinde öyle tertipler kurar ki, işin acı emek tarafını milletlere ve bedava nimet tarafını da kendisine devşirmeyi bilir. 4- İhtiyar küre üzerinde yahudiyi, harimine sızdığı milletlerin faaliyet kadrosu içinde meslek meslek ayırmak belli eder ki, o büyük milletlerin, kan ve tere batmış nasibine razı ve çilesinden mes'ut yığınları içinde yer almak şöyle dursun, onların (burjuva) sınıfları arasında pusu kurarak, top-yekûn millet emeğinin, millî istihsal ve istihlâk bünyesinin hayati merkezlerine yerleşir, belli etmeden hüküm ve nüfuzunu yürütür ve türlü maskeler altında sömürücülüğünü müesseseleştirir. Böyle yaparken de içinde faaliyet gösterdiği millî bünyelerin istidat ve kendi kendine sahip olma dehâsını iptal etmekten başka gaye gözetmez ve bu arada (spor)lu mikroplar gibi kendi bünyesini hisar içinde tutmayı ve her tehlikeye karşı korunmayı becerir. 5 - Yahudilerin nüfus ettiği yerlerde hâkimiyetini nerelere kadar ulaştırdığına ait en canlı misal Almanyadır. Düne kadar Berlin (site)sinde yahudi nisbeti şuydu. Doktorların %48'i, avukatların %50'si, aktörlerin %12'si yahudi. Halbuki yahudi; Alman nüfusunun % yarımı, Berlin nüfusunun %1'i... Demek Berlin'de yahudi, tababet sahasında bire 48, avukatlıkta bire 50, aktörlükte bire 12, Almanların üstünde... Nisbeti bütün Almanya'ya teşmil edersek görürüz ki, muharrirlerin %18'i, avukatların %27'si, doktorların %46'sı yahudidir. O halde yüzde yarım nisbetinin belirttiği (X 2) üssüne göre, muharrirlikte 36, avukatlıkta 54, doktorlukta 92 misli yer işgal ediyorlar. Almanya gibi bir memlekette bu kudret ve hâkimiyet farkı başdöndürücüdür ve bu hesaba, farkların en üstünü olan malî takat dahil değildir. 6 - Dünyanın hemen her sahada en büyük kafaları, bu esrar ve hakikatte insanlık düşmanı ırktan doğmuştur. (Sar Bernar) gibi eşi gelmemiş bir artist, (Vagner) gibi bir musiki dehâsı, (Bismark) gibi bir politika zekâsı ve Alman ittihadının kahramanı bile yahudi olursa, düşünün gerisini... Evet; (prens) unvanlı halis Alman asili bilinen ve Alman milli menfaatlerini koruma yolunda en büyük eserleri vermiş olan bir zatın dörtte üç kan (üç ana kolu) yahudi olduğu tesbit edilmiştir. Ve bu gerçek, dünyada pek az kimseye malûmdur. 7 - Meşhur bir yahudinin sözü: "Bir millette büyük adam ya bir melezdir, ya bir yahudi..." İnce bir mânası olmakla beraber bu hikmete inanmamız icap etmez. Zira yahudi, bizzat ayrıldığı ve ihanet ettiği Peygamberleri müstesna aziz, sıhhatli, salim, müsbet ve sadece insanlığa faydalı en büyük kafalardan hiç birini yetiştirememiştir. Yahudi dehâsı hayrete şayan bir şey olmakla beraber, dünyanın aziz ve ulvî kafalarının seviyesine çıkamamış ve daima (defetist) bozguncu olmuştur. Bütün bu saydığımız yahudi büyüklerine dikkat edecek olursanız görürsünüz ki, içlerinde (Homeros), (Sokrat), (Platon), (Şekspir), (Kant), (Göte), (Bethoven), (Roden), (Mikel Anj), (Napolyon), (Pastör) çapında kahramanlar bulunmadığı bir tarafa; pek az istisnasiyle çoğu bozguncu, ümit kırıcı ve ideal körleticidir. Biz esasen yahudiyi hiçbir zaman ahmak farzetmemiş olduğumuza göre, onun kendi iç bünyesinden fışkırdığı bu garip ve marazî dehaları, aslında malik bulunup da tersine inkılâp ettirdiği müstesna istidadın şu veya bu türlü nişaneleri kabul edebiliriz. Yahudiyi, tersine dönmüş bir istidat kabul edince, bu dehalar insana hiç de hayret vermez ve yahudilik lehinde vesika teşkil etmez. 8 - Gerçekten yahudi dehâlarının hepsi (defetist)tir. En muhteşemleri bile... (Aynştayn)dan insanlığa kalacak şey, içinde hiç bir hakikat yaşamayan korkunç izafilik dünyası ile son intihar âleti olan atom bombasıdır. (Froyd) mukaddesat hissini ve ruhî temelleri berhava etmeye baktı. (Şarlo), insanlığın sadece acıklı gülüncünü gösteren bir dehâ... Marks ve ona bağlı komünist aksiyoncuları malûm... Anatol Frans münkir ve müstehzi... Prust bedbin ve şevksiz... Ne âlimleri ne kâşifleri arasında (Pastör) gibi bir tip var... Niçin yahudiler arasında (Şekspir) veya (Dante) gibi, büyük ve ulvî tek bir şair yok? Onların işi gücü sadece akıl; menfi tarafiyle tepetaklak edilen ve her ân taraflarından yıkılıp, güya taraflarından bina edilen akıldır. 9 - Fakat yahudi, kendi geniş kütlesiyle, avamiyle hiç de müstesna ve mücerret bir zekâ göstermez. Sadece (pratik), maddeci, hesabî bir açıkgözlük; o kadar... 10 - Onun orta entellektüelleri de böyledir. Çünkü mücerret arayıcılığı, mücerredi arayış, onun yalnız en ileri (elit) zümresinde... Bu da bir garibedir ve aslî kütle bağından ayrılık ifadesidir. Yüksek yahudi (elit)i yahudilere hitap etmez; içine sokulduğu milletin veya dünyanın entellektüel-lerine hitap eder. (Bergson) veya (Froyd) veya (Prust) ile alâkalı kaç yahudi bulabiliriz? Âdeta yahudi, aslından, özünden ve içindeki mücerretler istidadından kopmuş ve yamalı bohça halinde garip bir bütün ifadesine bürünmüş acaipler panaroması... 11 - Şimdi onun ticari ve iktisadî cephesini ele alalım: Âlemde para mefhumunu ve bu izafî kıymetin manevralarını yahudi kadar bilen hiç bir örnek yoktur. Onun bu tarafını, bizzat korkunç bir yahudi olan (Karl Marks) gibi kapitalizma düşmanı ve komünizmanın babası bir insanda tecelli eden şudur ki, o yahudinin, kendi nefsine karşı da bozguncu ve yıkıcı ve kendi nefsini intihara zorlayıcı bünyesinden en parlak bir örnektir. Yahudiliği teşrih ve teşhir eden ve onu yerden yere batıran yine bir yahudi olmuştur. İktisadi ölçüyle hüküm şudur: Parayı anlayan, destekleyen, besleyen, ona kıymet üstü kıymet kazandıran ve fertlerle cemiyetleri ve devletleri ona esir eden yahudidir. Kredi, faiz, kefalet, borsa hep onların icadıdır. Bunlarsa, mazi ve hâl bakımından hâkim olunan paraya istikbal ölçüsü ile tahakküm iradesini temsil eder. Sermayeyi dahhâme (ur) haline getiren ve ezici kapitalizmayı kuran, sonra da aynı müesseseyi komünizmaya tahrip ettiren onlardır. Peşinden de komünizmayı fikirde yıkan yine onlar... İhtikâr, sahte "arz-ü taleb" dalaverası ve stokçuluk işinin kurmayları hep yahudi. 12 - Anormal bir çapta büyüttükleri para kudretinin ruhî değerlere ve manevî müeyyidlere galip hale gelmesi kasdiyle de yaşadıkları milletleri ruhen ve bedenen zaafa uğratmak, şuursuz ve iradesiz, keyf ve kötü âdet müptelâsı kılmak, birinci taktikleridir. Bütün keyf verici zehirlerin icat, idare, istihsal ve istihlâk şebekeleri emirlerindedir. Manen de aynı şey... 13 - Tevhid akidesini ilk defa yeryüzüne getirmiş olmakla böbürlenen yahudi, asıl kendi derunî putu olan parayı ve iç mizacını en iyi sezip kendini tasfiye edecek olan gerçek muvahhidlere, millî ve ırkî bütünlük temsil eden bütün topluluklara düşmandır. 14 - Netice şudur: Yahudi mahut tarihinden ve öz Peygamberlerine ihanet devresinden sonra Roma lejyonlarının önünden vahşi bir sürü gibi kaçıp dünyanın her tarafına yayıldıktan sonra toplu millet seciyesini terkedip gizli ve ferdî millet maskesinin altına girmiş ve esatiri bir hınç üslûbiyle gizli plânda kendisini hâkim ve bütün insanlığı mahkûm kılmanın muazzam plânı içinde hareket etmiştir. Vasıtası para ve ruhun karanlık kutbu olan nefstir. Dine, millet ve milliyet mefhumuna, saf iman ve itikada, tek kelimeyle ruha ve ulvî insana düşmandır. Her yerde ve her payidar kıymeti yıkıcı, çözücü ve çürütücüdür. Gayesi de, kendi kanlı imparatorluğunu beşerî sefalet, tereddi ve ihtikarın gerisinde kurmaktır. Bir millet içinde mutaasıp yahudi düşmanlığı şart olmamakla beraber, nefsini muhafaza ve yahudiyi tanıma şuuru mutlak bir icap kıymetindedir. Zira yahudi, kuvvet ve irade karşısında kaldığı zaman, mikroplar gibi kesesine çekilmeyi bilir. 15 - Bir de bizde, Türkiye'de yahudiyi gözden geçirelim: Yahudi tek lütuf ve sığınağı Türklerde ve İslâmiyetin ağuşunda(kucağında) buldu. Bize sığındı, fakat en kısa zamanda içimize zehrini döktü ve Tanzimattan itibaren bütün istihale(değişimlerimiz) ve inkılâplarımız üzerinde müessir oldu. Saraya ve hazineye tam nüfuzun, en eski zamanlarda iki mümessili(tesir edeni): Moşa Kapsali ve Yasef Nassi... Yasef Nassi, devlete bir sefer(savaş) açtıracak kadar nüfuz kazandı. Fakat Tanzimata kadar yahudi, bizi sadece içimizden kemirmek ve buna rağmen ve millet ve devlet bütünlüğümüze (menfaati icabı) kasdetmemek yolunda gitti ve galiba buna da mecbur oldu. Fakat Garp emperyalizma ve kapitalizmasının bizi tam çember içine aldığı Tanzimat devresinde kaleyi içinden teslim işi yine yahudiye düştü. Memlekete Masonluğu ve kozmopolitlik fikirleri o soktu. Malî ve iktisadî hayatımızı perişan etti, "Düyun-u Umumiye"(Genel Borçlar Dairesi-Osmanlı borçlarını ödeyemeyince, yabancı Devletler Osmanlı içinde böyle bir kurum kurdular ve paralarını almak için toplanan vergilere müdahele ettiler)yi bir hapishane gardiyanı edasiyle göbeğimize yerleştirdi. Bu devrenin kahramanları, (Sigmund Spitzer), (David Ben Mayor), (Yeheskel Sasson), (David Motho)lardır. Ondan sonra Meşrutiyet gelir ve bu hareket sadece yahudi sevk ve idaresine dayanır. Başta yahudiden daha yahudi dönmeler bulunmak üzere (Salem), (Mazelyah), (Faraci), (İzak Frera) ve hepsinin önünde (Emanuel Karasu) bulunmak üzere, sonunda o korkunç inhizam ve inkiraz (Çöküş) çığırımızı açan yahudidir. Bir Türk Hükümdarı ve İslâm Halifesine hal'i tebliğ eden (Tahtan indirildiğini bildiren) heyetin başında (Emanuel Karasu)nun bulunması yahudi hınç ve taktiğinin Türk bütünlüğü üzerindeki tahakkukunu resmen bütün dünyaya ilân ve iblâğ etmek(ulaştırmak) değil midir? Meşrutiyeti (Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükûmet biçimi) takip eden devirde ise yahudi en büyük (kolpo)sunu oynamış ve İslâmiyete karşı tavrını (Lozan) konferansının kulis aralarında karşılıklı bir anlaşma sağlamak suretiyle tam yerine getirmiştir. Hahambaşı (Hayim Naum)un idare ettiği bu vaziyet Büyük Doğu'nun 1949 - 50 devresinde inceden inceye tahlil edilmiştir. Bugün ise yahudi, malî, iktisadî ve içtimaî gayesine (sosyal yaşamdaki hedefine) tamamiyle ermiş durumdadır. NECİP FAZIL KISAKÜREK (Büyük Doğu Dergisi, 3 Ocak 1968, Sayı: 25) - See more at: Gerçek Tarih, Kültür ve Haber...: Maddeler Halinde Yahudilik!
 

Grande

Kayıtlı Üye
Katılım
9 Temmuz 2014
Mesajlar
167
Puanları
16
Yaş
29
Tepkime puanı
0
BILDIKLERI HALDE INKAR EDENLER; YAHUDILER...
Yahûdîler ellerinde bulunan ve "Sizi âhir zaman peygamberi kurtaracaktır" diyen Tevrat'ı, Allah'ın Hz. Musa'ya indirdiği kitaptır diye tasdik eden Kur'ân-ı Kerîm geldiği zaman onu inkâra kalkıştılar. Halbuki Yahûdîler bundan önce müşriklere bunun geleceğinden bahsediyorlar ve bu sayede onlara karşı fütuhat talebinde bulunuyorlardı:
"İlâhî! Tevrat'ta vasıflarını bulduğumuz âhir zaman peygamberiyle bize nusret İhsan eyle" diye duâ ve yardım talep ediyorlar ve müşriklere: "Bizim söylediğimizi tasdik ederek çıkacak olan peygamberin zamanı geldi, gölgesi bastı, biz onunla beraber sizi Âd ve İrem (kavimleri) gibi katledeceğiz." diyorlardı.
Fakat o bildikleri, insanlık âlemine er geç şeref vereceğine inandıkları, o yüce Peygamber ve o Kitâb-ı Kerîm gelip kendilerini İslâm dînine davet edince, sırf hasetlerinden ve makamlarını kaybedecekleri endişesinden dolayı onu inkâr ettiler. O yüce Peygamberi ve O'na inen Kur'ân-ı Kerîm'i inkâra cür'et gösterdiler. Allâhü Teâlâ'nın laneti bütün kâfirler üzerinedir. Artık o münkirler de bu lanetten kendilerini kurtaramayacaklarını düşünsünler.
(Bakara Sûresi, âyet 89'un tefsirinden)
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Musevîlik

Musevîlik, kurucusu Musa´ya izafetle bu adı almıştır. Yahudi, İbrani, ve İsrail terimleriyle de Musevîlik kastedilir. Musevîliğin tek tanrıcılığın saf bir şekli olduğu söylenmekle beraber O, yalnız başına ne bir mezhep ne bir ırk, ne de modern bir millettir. Yahudiler dünyanın en eski tarihî, dinî cemaatini meydana getirmişlerdir. Dinler Tarihi´nde özel bir yeri bulunan Yahudilik, kutsal kitaplarında Ahd´e geniş yer ayırmasından dolayı bir Ahid dini olarak da telâkki edilmektedir.

Babil Sürgünü´nden sonra millî din haline getirilen Yahudilik, bir ırka tahsis edilmek suretiyle ilâhî dinlerden ayrı bir konumda ele alınmıştır. O´nu millî dinlerden ayıran bir başka özellik de, tek tanrı, vahiy, kutsal kitap ve peygamberlere inanç sistemi içinde değişik konumlarda da olsa yer almış bulunmasıdır. Gerçekte Dinler Tarihçileri Yahudiliğin bir millet, bir ırk veya bir din olup olmadığı konusunda görüş birliğine varmış değillerdir.Tevrat´a dayanarak kendilerini dünya milletleri arasından seçilmiş kavim olarak gören Yahudiler, Allah´ın Sina´da bu kavmi muhatap aldığını, Tevrat´ı Musa´nın şahsında onlara gönderdiğini iddia ederler.

Tahrip edilmeden önce Ahid Sandığı´nın da içinde bulunduğu Kudüs´teki Mabed, Yahudiliğin odak noktasını teşkil etmektedir. Yahudiliğin sembolleri arasında en önemli yeri Yedi Kollu Şamdan ile Altı Köşeli Yıldız işgal eder.

Sami olmayan dinlerden farklı olarak Musevîlik, vahiyle gelmiş bir dindir. Musevîlik, yalnız kendi ailesinin dinleri olan Hristiyanlık ve Müslümanlık´tan değil, vahye dayanmayan doğu dinlerinden, yani Ari ve Moğol dinlerinden daha eskidir. Takriben İsa´dan sekiz asır önce kurulmuştur.(1) Yahudiler daha çok, bugünkü İsrail´den ayrı olarak Avrupa ve Amerika´ya dağılmışlardır. (2) Çok eskiden beri Filistin´de yaşamış olan Yahudiler, Babil, Asur, Fenike ve Araplar gibi Sami ırktan gelirler. Yahudiler göçebe iken "Habiri" diye anılırlardı. İsrâiloğulları en parlak devirlerini Kralları Süleyman zamanında yaşamışlardır.

İnanç ve İbadet Sistemi

Yahudilik´te en önemli iman esasını, Allah´ın varlığına ve birliğine olan inanç teşkil eder.(3) O´nun birliği, yaratılmamışlığı, evvelinin ve sonunun bulunmayışı, her şeyi bilişi, bütün varlıkların Yaratan´ı oluşu vb.gibi Allah inancı vardır.

Daha çok günlük hayat ve ibadetlerde belirginleşen Yahudi inancını detaylı olarak Tanah´da bulmak mümkün değildir. Onlar için önemli olan Tevrat´ta bildirilen şeriatın yaşamasıdır. İnançlarına göre Tanrı´nın en sevgili milleti Yahudilerdir. Bunun en büyük delili, Tanrı´nın İsrâiloğulları ile Musa´nın şahsında Sina´daki ahitleşmesidir. İnançlarına göre Tanrı, insanlığı aydınlatmak ve mutlu kılmak için İsrailoğulları´nı seçmiş, "nebi"lerini görevlendirmiştir. Bu konuda Musa´nın önemli bir yeri vardır. Çünkü Tevrat O´na verilmiştir. Tanrı, evreni devamlı olarak idare etmektedir. O´nun gücünün yetmeyeceği hiçbir iş yoktur. Mesih´le kurulacak Tanrı´nın evrensel devletinde bütün haksızlıklar ve zulümler ortadan kalkacaktır. Bu inanç Yahudilerin ümit kaynağı olmuştur.

Yahudilik´te ahiret inancı tarihi bir gelişme izlemiştir. Tevrat´ın bazı hükümlerinde ahiret inancına dair işaretler bulunmaktadır. (4) Bazı Dinler Tarihçilerine göre, yeniden dirilme ile ilgili metinler günümüze kadar ulaşmadığı için Yahudiler bu tür inançları İran´dan almışlardır.

Eski Yahudilik´te iyi, kötü, ölen bütün insanlar "Şoel" adı verilen bir yere gidecekler, orada kederli bir şekilde varlıklarını sürdürecekler, ruhları da mezarda kalacaktır. Yahudilik´te ahiret inancı konusunda, daha sonraki dönemlerde birtakım gelişmeler olmuş, yeniden dirilme, ebedî hayat, yargılanma, cennet, cehennem vb. inançlar ortaya çıkmıştır.(5) Yahudilik´teki cennet, cehennem, hüküm günü vb. ilgili emirleri Talmud açıklamıştır. Yahudilerin, Müslümanlık ve Hristiyanlık´ta olduğu gibi belli başlı iman esaslarına kavuşmaları filozof Rabbi Moşe ben Maymon (Maymonides (1135-1204)´le mümkün olabilmiştir. O´nun meydana getirdiği günümüze ulaşan inanç sistemi şudur;

1-Allah var olan her şeyi yaratmıştır.

2-Allah birdir.

3- Allah´ın bedeni yoktur, tasvir edilemez.

4- Allah´ın başlangıcı ve sonu yoktur

5- Yalnız Allah´a dua etmeliyiz.

6- Peygamberlerin bütün sözleri doğrudur.

7- Musa, bütün peygamberlerin en büyüğüdür.

8- Elimizdeki Tora, Allah tarafından Musa´ya verilen ve günümüze kadar

değiştirilmeden gelen kitabın aynıdır.

9- Dinimiz ilâhî bir dindir.

10- Allah, insanların bütün hareket ve düşüncelerini bilir.

11- Allah, emirlerine uyanları mükâfatlandırır, uymayanları cezalandırır

. 12- Allah Mesih´i gönderecektir.

13- Ruhum ölümsüzdür. Allah dilediğinde ölüleri diriltecektir.

Yahudiler ibadetlerini "sinagog"larda (Bet ha Kneset) yaparlar (6) Sinagoglarda rulo halinde el yazması Tevrat tomarlarının saklandığı, Aron ha-Kodes denilen, Kudüs´e yönelik kutsal bir bölme vardır. Sinagoglarda Yedi Kollu Şamdan (Menora) da bulunur. Bundan ayrı olarak Kral Davud´un mührü kabul edilen iki üçgenden meydana gelmiş Magen David denilen altı köşeli bir yıldız da vardır.

Yahudiler sinagoglarda Tevrat´tan bazı parçaları sesli bir şeklide okurlar. Tevrat rulolarının bohçalardan çıkarılarak haham tarafından okunması, ibadetin en önemli anıdır. Yahudiler sinagog dışında evlerde de ibadet ederler. Nitekim evlerde giriş kapısının arkasında "Mezuza" denilen, rulo haline getirilmiş Tevrat cümlelerinin yazılı olduğu mahfazalar asılıdır. Eve giriş çıkışta Yahudiler bu mahfazaya dokunarak parmaklarını öperler. İbadet, Kudüs´e yönelerek yapılır. Başa takke, sırta cüppe alınır. Kadınlar ibadete katılamaz, ancak başları örtülü olarak ibadeti seyredebilirler.

Yahudi dininin esasını ilâhiler teşkil eder. İbadet esnasında okudukları bazı klişeleşmiş dua ve ilâhiler vardır. (7) Dua, dindar Yahudinin hayatında önemli bir yer işgal eder. Yahudilikte ibadet günlük ve haftalık olmak üzere ikiye ayrılır. Günlük ibadet sabah, öğle ve akşam yapılır. Haftalık ibadet ise Cumartesi (Sabbat, yevmu´s-sebt) günü havra (sinagog)´da icra edilir.

Yahudiler sabah ayininde bir dua atkısı (Tallit) alırlar. Sabah ayininde, sol pazu ile alna birer dua kayışı bağlanır. Dualar ayakta, oturarak vücudu sallayarak ve secdeye kapanmak suretiyle okunur. Geleneklerine bağlı Yahudiler bu esnada özel bir elbisede giyerler. Toplu dualar 13 yaşına girmiş en az 10 kişinin iştirakiyle yapılır.

Cumartesi ibadeti, cuma akşamı güneşin batmasıyla başlar, cumartesi akşamı sona erer. Bu ibadet sinagogta yapılır. Bu maksatla cumartesi günü ateş yakmak, çalışmak, taşıt kullanmak vb. yasaktır. (8)

Musevîlik´te Yahve ve Elohim adında iki Tanrı´nın varlığından söz edilmekle beraber ağırlık Yahve´dedir (9) Bu bakımdan menşeinde İsrail Dini, tek Allah´a inanmaya değil, tek Allah´a ibadet etmeye dayanıyordu. Yehova Musevîlerinin millî ve hâkim bir Tanrısı´dır. İnsan da O´nun kulu durumundadır. İnançlarına göre Yehova sadece İsrâiloğulların´a şefaat eden, kıskanç bir Tanrı´dır. İsrâiloğulları yabancı bir ülkede de O´nun tarafından korunacaktır. O, İbrahim, İshak ve Yakub´un Tanrısı´dır.

Yahudi Mezhepleri

Öncelikle Yahudi mezheplerini üç ana-grupta incelemek mümkündür:

1- Makkabiler devrinde (M.Ö. II. yüzyıl) mevcut olan Hıristiyanlık öncesi mezhepler,

2- İslâm´dan sonraki Yahudi Mezhepleri,

3- Günümüz Yahudi mezhepleri.

Hıristiyanlık öncesi dönemde başlıca üç mezhep vardır :

1-Ferisiler,

2-Sadukiler,

3- Esseniler.

İslâm´dan sonraki Yahudi mezhepleri de üçtür: 1- İshakiyye, 2- Yudganiyye, 3- Karaim.

Bu bölümde diğer mezheplerden çok, günümüz Yahudi mezhepleri hakkında kısa bilgiler verilecektir. Halen yaşamakta olan Yahudi mezhepleri şunlardır:

1- Muhafazakâr Yahudiler,

2- Ortadoks Yahudiler,

3- Reformist Yahudiler.

4-Yeniden Yapılanmacılar

Günümüz Mezhepleri

Muhafazakar Yahudilik

XIX. yüzyılın ortalarında, Alman Yahudileri arasında ortaya çıkan muhafazakâr Yahudiliğin temsilcileri Isaac Bermays (1791-1849) ile Zacharia Franklen (1801-1871)´dir. Sonraki dönemlerde Amerika´da da sempatizan bulmuş olan bu mezhep geleneklerine bağlı lâikleşmeye karşıdır

Ortodoks Musevilik

Kudüs´teki Mabed´in yıkılışından günümüze kadar gelen resmî Yahudi inanç ve geleneklerini temsil eden Ortodoks Yahudilik, halen mensubu en fazla olan mezheptir. Bugün İsrail Cumhuriyeti´nde de bu mezhep taraftarları hâkimdir. Musa Kanunları´na sıkı birşekilde bağlı olan Ortodoks Yahudiler sebt (cumartesi) günü hiçbir iş yapmamakla da diğer mezheplerden ayrılırlar.

Reformist Yahudilik

Daha çok Avrupa´daki Yahudilerce tanınmış bir filozof olan Moses Mendelshon (1727-1786)´un başlattığı Reformist Yahudilik hareketi, Musevîlik´le çağdaş modern anlayışı birleştirmeyi gaye edinmiştir. Böylece bu mezhebe mensup Yahudiler, hem geleneklerine bağlı yaşayabilecek, hem de modern çağa ayak uydurabileceklerdir. Bu hareketin başlamasının bir başka sebebi de Almanya´daki Yahudilerin dinî uygulamayı, genel kültür için bir engel olarak görmeleridir. Böylece onlardan bir kısmı Hıristiyanlaşmış, bir kısmı da geleneklerini değiştirmiştir.

Din ile dünya işlerini birbirinden ayırma düşünce ve gayreti de ilk defa bu mezhep mensuplarından gelmiştir. Reformist Yahudiler dinde modernleşmeden yanadırlar. Bunu sağlamak için, ibadetin bazı şekillerini değiştirerek, kadın-erkek ayırımına son vermişler, cumartesi çalışma yasağını kaldırarak sinagog ayinlerini azaltmışlar, müziğe çok az yer vererek kadınlarla erkekleri bir arada oturmaya zorlamışlardır. Bir adım daha atarak katı perhiz kaidelerini kaldırmışlar, şifahi Talmud geleneğini inkâr etmişlerdir

Yeniden Yapılanmacılar (Recostructionist)

Bu sayılan üç mezhep dışında, Mordecai Keptan´ın kurduğu Reconstructionist (Yeniden Yapılanmacı) adında bir başka mezhep daha vardır. Bunlar daha önceleri muhafazakâr Yahudilik içinde yer almışlardır. Zamanla Keptan´ın fikirleri diğer Yahudi mezheplerini etkilemiştir.

Hareketin kurucusuna göre Yahudiler de diğer milletler gibi bir millettir. "Seçilmişlik" özelliği yoktur. Tanrı Yahudileri değil, Yahudiler Tanrı´yı seçmişlerdir. Bunlar yeniden dirilmeyi ve ahireti reddederler. Tevrat Tanrı vahyi değildir. İsrâiloğulları´nın tarih boyunca meydana getirdikleri bir eserdir. Mesihcilik diye bir kavram yoktur. Sinagoglarda kadın-erkek yanyana ibadet edebilir. Yeniden Yapılanmacı´lara göre kadınlar da haham olabilir.

Mukaddes Kitapları

Yahudilerin mukaddes kitapları iki ana başlık altında incelenebilir:

1- Tanah,

2-Talmud,

Hristiyanların Eski Ahit adını verdikleri Tanah da üç bölümden oluşur:

1-Tora, (Tevrat) 2- Neviim, 3- Ketuvim.

Çoğu zaman Yahudilerin mukaddes kitabının tamamı "Tora" kelimesiyle ifade edilir. İbranice bir kelime olan Tora, Arapça Tevrat´ın karşılığıdır. Bu Konu İle İlgili Ne Yapmak İstiyorsunuz

Tevrat "Kanun, şeriat, emir, ders, önder" vb. manalara gelir. Beş bölümden oluşan Tevrat, Allah´ın 7704 kelimeyle Musa´ya verdiği dinî esasları ihtiva eden kitap olarak kabul edilir. Tevrat metninin orjinal dili İbrancadır. Bir bakıma "Şeriat" diye de nitelendirilen Tevrat´ı meydana getiren kitapların sayısı, Yahudilerce 24, Hıristiyanlarca 39´dur. Kitapların tertibi konusunda da her iki toplum farklı görüşlere sahiptir.

Tevrat takriben bin yıl içerisinde meydana gelmiştir. Ancak kitabın sınırlandırması M.S. 90 yılında toplanan Yemnia Konsili´nde yapılmış ve bugünkü yazılar seçilerek tesbit edilmiştir. Eski Ahit yanında hahamların nesilden nesile naklettikleri rivayetler mecmuasına Talmud denir. M.S. 150 yıllarında Yudas adında bir haham, kendilerine kadar rivayetle gelen haberlerin, kaybolmasından korkarak onları Mişna´da toplamıştır. "Tekrar edilen şeriat" anlamına gelen Mişna, Tevrat´ın tekrarı, şeriatın izahı ve tefsiri sayılır. Mişna´nın anlaşılmasını kolaylaştırmak üzere O´na Yahudi alimlerince haşeyeler ve şerhler yazılmıştır Bunlara Gemara denir. İşte Talmud (10) da Mişna ve Gemara adı verilen eserlerin toplamından teşekkül etmiştir. (11)

Yahudi Kutsal Kitabı konusuna son vermeden Kabala dan da söz etmeliyiz. Kabala, İbranca "gelenek görenek" anlamına gelir. Yahudilerin harfçilik ve sayıcılıkla karışık tasavvufî kâinat öğretisidir. Daha açık bir ifade ile Kabala, Kutsal Kitap metinleri ile sözlü gelenekler üzerine yapılan her tür yorumların genel bir adıdır. Zannedildiği gibi bir kitap veya kitaplar toplamı olmayan Kabala´yı "Kâinatın görünür kargaşasını açıklamaya ve zıtlıklarını kolay anlaşılır bir kalıp haline getirmeğe uğraşan bir doktrin" diye tanımlamak mümkündür.

İkinci Tapınak Dönemi´nin sonuna (I. yüzyıl) kadar uzanan Kabala, tam anlamıyla Yahudi gizeminin ortaya çıktığı tarih olan XIII. yüzyıldan başlayarak özel bir öğreti biçiminde gelişmiştir. (12) Bazı Dinler Tarihçilerine göre Kabala´nın kökenleri eski gelenekte (Talmud dönemi) aranmalıdır. Kabala´nın öğreti ve uygulamaları ancak bir kılavuzun denetim ve önderliğinde mümkündür. Kabala temelde her zaman sözlü geleneğe dayanmıştır. Allah´ın Musa ve Adem´e indirdiği yazılı olmayan vahyin gizli bilgisini taşıdığı iddiası bakımından da Kabala, geleneklerle özdeşleşmiştir. (13)

Kabala XV. yüzyıl Avrupa sında son derece yaygınlaşmıştır. Kabala´nın genel doktrinini, kâinatın bir bütün olduğu, belli bir nizama göre hareket ettiği, kâinatta görülen her şeyin Tanrı´nın bir parçası olduğu, insanın da, kâinatın ve dolayısıyla Tanrının bir parçası olmak açısından küçük kâinat sayılması gerektiği vb. özetlemek mümkündür.

Günümüzde Musevilik

Tüm dünyada sayıları 22.000.000 olmasına rağmen Yahudiler; bir çok ülkede oluşturdukları güçlü lobileri ile dünya ülkelerinin yönetimlerinde ve dünya ekonomisinde büyük söz sahibidirler.

1948 e kadar dünyada dağınık olarak yaşayan Yahudiler Filistin de İsrail Devleti nin kurulmasıyla kendilerine ait bir devlete aynı zamanda bir toplanma merkezine sahip olmuşlardır. 1933 1945 yıllarında Alman Nazileri tarafından soykırıma uğrayan Museviler, bugün Filistinlilere karşı soykırım uygulamakla suçlanmaktadırlar. İsrail Devleti nin Arap ülkeleriyle girdiği savaşlardan doğan sıkıntılar ve günümüzde Filistinlilerin bağımsızlık hareketleri Yahudilerin çözülemeyen sorunlarının başında gelmektedir.

Musevilerin en yoğun yaşadığı ülke İsrail dir ( Ülke nüfusunun %84 ü ). İsrail i ikinci sırada A.B.D izlemektedir ( %3,4). Yahudiler bu iki ülkenin dışında Etiyopya, Almanya, Avustralya, Kanada, Brezilya, Meksika başta olmak üzere içlerinde Türkiye nin de bulunduğu dünya nın bir çok ülkesine dağılmış vaziyette yaşamaktadırlar.

(1) Budizm, Konfüçyanizm, Taoizm vb. Doğu dinleri M.Ö. V. ve Vl.yüzyılda ortaya çıktığına göre Musevîlik bu dinlerden takriben üç yüz yıl daha öncedir.

(2) A.Abdullah Masdusî, a.g.e.,s.2

(3) Tevrat Tanrı´nın birliğini, "Dinle ey İsrail! Tanrınız Rab bir Tanrı´dır" (Tesniye, VI, 4) cümlesiyle ifade eder.

(4) Bir misal olmak üzere Tevrat (İsa´ya, XXVI, 19)´ın şu cümlelerine bakınız; "Senin ölülerin dirilecekler, benimkilerin cesetleri kalkacaktır. Ey sizler, toprak içinde yatanlar, uyanın ve terennüm edin... ve her yer ölülerini dışarı atacak".

(5) Yargılama sonunda iyiler cennete (Aden) kötüler de cehenneme (Ge ben Hinnom) gideceklerdir.

(6) Kudüs´teki Mabed´in yıkılmasından sonra Yahudi tapınaklarına sinagog denilmiştir. Aynı anlam karşılığında Türkiye´de "Havra" terimi kullanılır.

(7) Yahudilik´teki ilâhîlere Beruh´un ilâhisi, dualara da Şema İsrâel Duası en iyi örnekleri teşkil eder. Bu dua ile Yahudiler dinlerine ve imanlarına bağlılıklarını dile getirirler.

(8) G. Tümer, A. Küçük, a. g. e., s. 133.

(9) Yahudilik´te bu iki Tann dışında, Adoni, İl ve Baal adında üç Tanrı daha vardır. (Zeki Şenude, el-Yehud, Kahire, 1974, s. 393-396.

(10) Talmud, Kudüs Talmudu ve Babil Talmudu olmak üzere ikiye ayrılır.

(11) Ekrem Sarıkçıoğlu , Dinler Tarihi, İst., 1983, s. 188.

(12) Büyük Larousse, İst., 1985, X, 6134.

(13) Ana Britannica, İst., 1988, XII, 351.

kaynak : Yrd.Doç.Dr.Osman CİLACI , Günümüz Dünya Dinleri, Ankara 1995
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9
Musevilik hakkinda

Musevilik tektanrılı İbrahimi din. Musaya atfen bu adı almıştır. Yahudilik İbranilik ve İsrail dini terimleriyle de Musevîlik kastedilir.

Dinler Tarihinde önemli bir yeri bulunan Yahudilik kutsal kitaplarında Ahde geniş yer ayırmasından dolayı bir Ahit dini olarak da anılır.

Musevi geleneğine göre tanrı Yahudi halkıyla bir ahit (antlaşma) yapmış emirlerini ve yasalarını Tevrat şeklinde Yahudilere vermiştir.

Başta İsrail olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde yaklaşık 14 milyon Musevi vardır. Bu yönüyle dünyanın 11. büyük dinidir.

Ortodoks Musevilere ve dindar Musevilerin çoğuna göre İbrahim Peygamber ilk İbranidir.

Nuhtan sonra putperestliği reddeden ve tektanrıcılığı savunan ilk kişi olduğuna inanırlar.

Tanrı İbrahime oğulları olacağını müjdeler (Yaradılış 15:5). İsmail ve İshak isimli iki oğlu olur.

İshak tanrının bildirdiği şekilde babasının misyonuna devam eder.

Kenan Ülkesi İshak Peygambere tanrı tarafından vaadedilmiştir.

İshakın oğlu Yakup Mısıra göç eder ve zaman içerisinde halkı Mısırlıların kölesi olur.

Yakupun oniki oğlundan biri olan Levinin soyundan gelen Musa İsrailoğullarını Mısırdan kaçırarak Sina Dağına getirir.

Burada tanrı tarafından kendisine verilmiş olan Tevratı halkına verir (M.Ö. 1313 veya Yahudi takvimine göre 2448) ve onları Kenan Ülkesine götürür.

Musanın kardeşi Harun ve onun soyundan gelen erkekler tanrı tarafından "yüksek din adamları sınıfı" olarak atanırlar (Çıkış 28:1 2–4).

İsrailoğulları Kenan Ülkesine yerleşirler ve Şiloh (İbranice: Siloh) tapınağını inşa ederler.

Bu tapınağın dikili kaldığı 300 yıl boyunca İsrailoğulları tanrı tarafından çeşitli müsibetlerle ve işgallerle test edilirler.

Sapkınlıkları doruğa ulaştığında tanrı Kenan Ülkesinin güneydoğu sahillerinde yaşayan Filistinlilerin Şiloh Tapınağını ele geçirmelerine izin verir.

İsrailoğulları diğer milletler gibi süreklilik arzeden sabit bir krallık kurmak isterler.

Bölgede zaman içinde güçlenen İbraniler hakimler döneminden sonra bir Yahudi krallığı kurarlar ve başına Yahudilerin kralı olarak Şaul geçer.

Şaulun ölümünden sonra Yahudi Krallığının başına Davud (David HaMeleh) geçer.

Davudun ölmesiyle Yahudi Krallığının başına Davudun oğlu Süleyman (İbranice: Şlomo HaMeleh) geçer.

Süleyman döneminde Yahudi Krallığı altın çağlarını yaşar.

Kudüs şehri Yahudilerin en önemli şehri haline gelir.

Süleyman Küdüse (Yeruşalayim) Beth Hamikdaş denilen büyük bir mabed inşa ettirir.

Beth Hamikdaşın bugün sadece Batı Duvarı sağlam kalmıştır.

Bu duvara Türkçede Ağlama Duvarı denmektedir
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9
Masonluk Ve Yahudilik İlişkisi

Bu bölümde Yahudilik ve Masonluk arasindaki bag kurulurken tamamiyle masonlarin kendi kaynaklarindan faydalanilmistir

Büyük Üstad : Kimden sakinmaliyiz?

1. Nazir : Düsmanlarimizdan ve kardeslerimizden

Büyük Üstad : Kardeslerimizden sakinmamizin sebebi nedir?

1. Nazir : Israilogullari esarettedir. Biz onlarin kurtulmalari maksadini takip ediyoruz. Lakin yeni kardeslerimiz bizim bu projemizi anlamayacaklar ve tatbikini engelleyeceklerdir.

Büyük Üstad : Kardeslerim nizam vaziyeti alalim Yahudi diyarinin kurtaracisini selamlayalim.

15. Derece Çalisma Rehberi Sf. 9-33

Yahudi dinini çarpıtan ve ırkçı/faşist bir ideolojiye alet eden Siyonizm sadece Ortadoğuyu değil tüm dünyayı içine alan bir stratejiye sahiptir. Tüm milletler ve dinler üzerinde hakimiyet kurma amacındadır.

Bu amaca ise çeşitli örtülü yöntemlerle hizmet etmektedir. Bu yöntemler uygulandiginda milletler içten çökertilecek ve ne hedef alinan milletler bunu farkedebilecek ne de olaylarin arkasinda bir Siyonistin ismi duyulacaktir.

Yalniz kendi gizli ritüellerinde Yahudilikle iliskileri anlasilan MASONLUK; Tevrata sokulan muharref unsurları aynen benimseyen Siyonizmin iste bu gizli faaliyet gösteren kollarindan biridir.

Masonlar Yahudilikle olan alakalarini gizli tutmayi lüzumlu görmektedirler; çünkü siyonizm ile ayni amacin güdüldügünü anlatarak faaliyet göstermek yerine yardim kuruluslarini paravan yapip hayirsever kisiler görünümü altinda bu amaca hizmet etmek kendileri açisindan daha verimli sonuçlar dogurmaktadir.

Masonluk yahudilik ile dogrudan alakali oldugu için mason mahfillerinde uygulanan törenler ve ritüeller ayni zamanda mason düsünceleri tabiatiyla Tevrattan alinacaktir.

"Ritüellerimizde Tevrattan sayisiz alintilar mevcuttur..."

(Mimar Sinan-1993-S: 47 sf:39)

1. KRALLAR

BAB: 7

AYET: 13

S: 343 Ve kral Salamon gönderip Surdan Hirami getirtti.

Naftoli siptindan dul bir kadinin oglu idi. Ve babasi Surlu bir adamdi. Tunç isçisi idi. Hiram bütün tunç isleri islemekte hikmetle ve anlayis ve hünerle dolu idi. Ve Salomona gelip bütün onun islerini yapti.

Hiram Ustanin hikayesi yukaridaki Tevrat ayetleri ile baslamaktadir.

Hiram efsanesi bir rittir ve tekrisin verecegi bütün ilkeleri de kapsamaktadir. Adayin yasadigi ve bizzat Hirami temsil ettigi Hiram efsanesi tekris töreni sembolik bir oyundur

(ÇIRAK KALFA USTA) S: 102

"Zaten Masonluk mutlak hakikatin ancak bu ihata ve sezislere ve bizzat tekamül etme neticesinde yasanabilecek bir sirdir.

Bu sir mühr-ü Süleymanin üç dilinda ne güzel resm ve remz edilmistir. Birbirlerine irca edilmek suretiyle mütemadi bir devrin sayrureti Hiramda en mükemmel seklini bulur"

(TÜRK MASON DERGISI-Ocak 1951-S: 1 sf:22)

"Çünkü Hira .·. babamizin(*) eseri nihayet tas yapi idi yikilabildi"

(BÜYÜK SARK-No:16 sf:22)

(*)Mason dergilerinde kelime sonlarina konan üç nokta (.·.) isareti kelimenin bitmedigini gösterir. Mesela:

Mas.·.=Mason B.·.=Birader Mah.·.v=Mahfil gibi...
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 2)

Üst