sohbet odaları

Ölümden Sonra Ruhun Yaşayacaklarını Anlatan Gizemli Bir Vesika: Tibet Ölüler Kitabı

Rorschach

Altın üye
Katılım
10 Ocak 2015
Mesajlar
11,476
Puanları
48
Konum
Tel'aran'rhiod
Tepkime puanı
79
M.Ö. 3200'lü yıllarda yazının keşfedilmesinden bu yana, bulunan bütün yazılı materyaller insanlığa yeni bir şey katmıştır. Bu yazılı materyallerin bazıları günümüzde halen gizemini korumaktadır. Bu gizemli eserlerden olan Voynich Elyazması en fazla tanınanlardan birisidir. Biz bu içerikte Voynich Elyazması gibi dili çözülemediği için değil, bilakis içerisinde yazılanlarla bir gizem oluşturan Tibet Ölüler Kitabı veya orijinal ismiyle Bardo Thodol'ü ele alacağız.


Kitabın Ortaya Çıkışı



MS. 750'li yıllara yakın bir tarihte, Padmasambhava isimli, doğaüstü güçlere sahip olduğuna inanılan gizemli bir kişi Hindistan'dan Tibet'e geldi. Gerçek adı bilinmiyordu, ona verdikleri Padmasambhava namı Nilüfer'den Doğan demekti. Hayatı tam olarak bilinmiyor fakat Hindistan'da yaptığı büyü işleriyle adını duyurduğu anlaşılıyor.

Padmasambhava Buda dinine inanıyordu ve Tibet'te de Budizm'i yaymaya başladı. Hastaları iyileştirmek ve geleceğe dayalı isabetli tahminler yapmakla ünlendi. Padmasambhava'nın etrafına birçok takipçisi ve müridi toplanmıştı, o artık tamamen dini ve kutsal bir karakter haline gelmişti. Fakat o da her fani gibi ölümle yüzleşecekti.





Padmasambhava ölümün kendisini kucaklayacağını biliyordu. Bu sebeple ölümden sonra yaşanacakları anlatan bu kitabı kaleme aldı. Kitabın adı Bardo Thodol ' yani Türkçesiyle 'öbür dünyanın çağrısından kurtuluş kitabı' idi. Fakat Sambvaha, bu kitabın tehlikeli olabileceğini düşünerek onu saklamaya karar verdi. MS. 800'lü yıllarda yaşama veda ettiğinde, onun en büyük eseri olan bu kitap gizemli bir hazine olarak saklanmış vaziyetteydi.

Bu tarihten yaklaşık 550 yıl sonra 1350'lerde Karma Lingpa adlı birisi, bu kitabın yerini tarif eden haritayı rüyasında gördüğünü söyledi. Fakat kehanete göre, harita şifreliydi ve sadece bu kitabı bulması gereken kişi haritanın gizemini çözebilirdi. Karma Lingpa bu kitabın izine düşer ve bir gün Himalaya Dağlarında kitabı bulmayı başarır. Lingpa'nın, Tibet Budistlerinin kutsal kitabı sayılan bu eseri bulması dini anlamda büyük bir yankı uyandırır. Artık bu kitap Tibet Budizmi'nin vazgeçilmez kitabı haline gelmiştir.


Kitabın Keşfi



Kitabın batı tarafından tanınması ise 1919'dan sonra Oxford Üniversitesi'nde antropoloji üzerine araştırmalar yapan, Walter Evans-Wentz sayesinde olmuştur. Arabistan ve Hindistan üzerine seyahate çıkan Wentz, Budist inancını merak ederek incelemek istemekteydi. Bu seyahatte yolu Tibet'e kadar uzanır. Burada Tibet Budizmi'nin en büyük kitabı kabul edilen Bardo Thodol'ü keşfeder.

Evans-Wentz'in bu eseri tercüme edip okuması 1 yıl kadar sürer. Keşfettiği bu gizemli eserin mutlaka yayınlaması gerektiğini düşünür.


Walter Evans-Weltz'in Doğu Gezisi Sırasında Çekilmiş Bir Fotoğraf (1919)




Evans-Wentz, dikkatini çeken bu ilginç kitap üzerine çalışmaya başladı ve 1927 yılında kitabı İngilizce'ye tercüme etti. Wentz bu kitabın bir avuç ilgili insandan başka kimsenin dikkatini çekmeyeceğini düşünüyordu. Fakat kitabı kısa sürede çok fazla ilgi gördü. Bu eser günümüzde birçok dile çevrilmiş şekilde, raflardaki yerini almıştır.

Kitabın en dikkat çekici özelliği ise, bir ameliyat veya kalp krizi gibi bir rahatsızlık sırasında ölümden dönen insanların anlattıklarıyla benzemesidir. Örneğin ölümden dönen insanlar genellikle, fazlaca parlak bir beyaz ışığa doğru gittiklerini söylemektedirler. Kitapta da bu aynı beyaz ışıktan bahsedilmektedir.


Tibetlilerin Ölüme Bakış Açısı



Tibetliler Budizm'in farklı bir biçimine inanıyorlardı. Fakat Tibet'te inanılan bazı dini kurallar, genel olarak Budizm içerisinde bulunmayan kendine özgün davranışlardı. Merhamet ve bilgelik üzerine vurgu yapan bu dini inanış, aynı zamanda reenkarnasyona olan inancı da kapsamaktadır. Tibet Ölüler Kitabının ise, ölen kişinin kurtuluşa ermesini sağladığına inanılıyordu. Budist rahipler ölünün başında bu kitabı okuyarak, onun ruhuna yardım ettiklerine inanıyorlardı.

Aradan birkaç gün geçtikten sonra ise ölünün cenaze işlemleri yapılıyordu. Ceset, ana rahminde durduğu pozisyona getirerek omurgası kırılıyordu. Kolları ve bacakları birbirine bağlanarak vücudun kapladığı alan yarı yarıya düşürülürdü. Daha sonra cenaze bir takım kumaşlara sarılır, yakınlarının son kez vedasıyla birlikte, hayvanlara yem olması için şehrin dışındaki bir yere bırakılırdı.




Bize bugün çok vahşice gelen bu cenaze törenini Budistler, aslında basit bir mantığa bağlamışlardı. İnançları gereği ruh bedenden ayrıldıktan sonra, bedenin bir önemi yoktu. Bu sebeple ruhun terk ettiği bedeni, yırtıcı hayvanlara yem olarak dünyada son bir fayda sağlaması amacıyla doğaya bırakıyorlardı. Cenaze töreninden sonra rahipler, ölünün arkasından birkaç gün daha Tibet Ölüler Kitabını okuyarak, ruhun huzura kavuşmasını sağlarlardı.

Netice itibarıyla Tibet Ölüler Kitabı, Tibet Budizmi'nin en önemli eserlerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat bu gizemli kitap sadece dini değil, aynı zamanda felsefi ve tarihi kıymeti olan bir eserdir.

Onedio.com alıntıdır
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 1)

Üst