sohbet odaları

Önemli Türk Ressamlar ve Tabloları..

Hezarpare

Bronz Üye
Katılım
14 Ekim 2013
Mesajlar
1,386
Puanları
38
Yaş
35
Tepkime puanı
16
1. Burhan Uygur (1940 – 1992) – Çiçekler Bir gün Solar ve Ölür Fakat Çiçeği Takan Ebediyen Yas Tutmaya Mecbur Değildir (1976)

Burhan Uygur resminde, simge yaşamın kendisine dönüşüyor. Gerçek yaşamdan alınan sahneler, sanatçının düş gücüyle birleşmiş ve anılarda kalan nesnelerin, duygu ve düşüncelerin katılmasıyla dışavurumcu bir ifadeye dönüşmüştür.

Resimlerine, sergilerine şiirsel adlar vermiştir. Yakın arkadaşı Can Yücel onun için “Bu herif karnabahar değil, karnı güneş, bu herif ressam” demiştir.

Burhan Uygur’u eşi şöyle tanımlıyor:

“Kurallardan hoşlanmazdı. Onu sınırladığını düşünürdü. Ama disiplinliydi aynı zamanda. Kalıbına sığmazdı. Gece aklına eser esmez, dışarı çıkardı. Aslında gece gündüz fark etmezdi onun için. Yapıtlarında da bunun görülebildiğine inanıyorum.”



2. Adnan Turani (1925 – ) – Trio

Neredeyse tüm resimlerinde bir keman, kemancı ya da müzisyenler bulunur. Resimlerinde pek ayrıntı göremezsiniz, daha ziyade silüet çizer. Resimlerinde konu doğa biçimi değil, doğa etkisinin ona heyecan veren biçimidir.

Turani’ye göre, renkleri kullanmak, tanımak, biçimlenmiş bir renk heyecanı yaşamak, müzikle dolu bir orkestra şefinin coşkusunu duymak gibidir.



3. Utku Varlık (1942 – ) – Solgun Bir Gül Dokununca

Resimlerinde gizemli veya mistik bir anlatımın ruh halini hissedersiniz. “Düş giderek resme dönüşüyorsa, resim de sonuçta düşe dönüşür.” der. Utku Varlık’ın resimleri sanki hep aralık duran bir pencereden içeriye değil de, dışarıya sızan bir esintidir.



4. Erol Deneç (1941 – ) – Osman Gazi’nin Rüyası

Fantastik tarzın ilk Türk temsilcisidir. Ama kendi deyimiyle üst gerçekçidir. Ona göre sürreal, gerçeğin ne üstünde ne dışında gerçeğin ta kendisidir. Gündelik gerçek ona asla yetmedi. Görünenin üstündeki üst gerçeğin peşinde oldu. Bu resmi, Osman Gazi’nin Osmanlı Devleti’nin kuruluş aşamasında gördüğü rüyayı, Osmanlı İmparatorluğu’nun büyümesini ve yayılmasını anlatıyor.



5. Burhan Doğançay (1929 – 2013) – Silent Ships

Soyut resim alanında sayılı ressamlarımızdandır. Duvarlar, kapılar, kurdeleler gibi serileri vardır. Mavi Senfoni adlı eseri 2009 yılında, yaşayan bir Türk ressama şimdiye dek verilen en yüksek fiyattan satıldı. Doğayı en iyi öğretmen olarak niteleyen sanatçı, bu resmi 1960 yılında yapmıştır. Yahya Kemal’in Sessiz Gemi şiirine atıfta bulunmuştur. Doğançay, gittiği ülkelerde en çok duvarlardaki yazı ve resimlerden etkilenmiş. Buradan topladığı verilerle, çalışmalarını bunun üzerine temellendirmiştir.



6. Zeki Faik İzer (1905 – 1988) – Mavi At

Zeki Faik İzer, ünlü ressam İbrahim Çallı’nın öğrencilerindedir. 1950’li yıllardan itibaren bağımsız non-figüratif bir yönde, çizginin ve rengin ortaklaşa oluşumunu kapsayan aktif bir dinamizm çerçevesinde, soyut bir şekilde gelişmiştir. Resimlerinde çizgi ve renk bağlamında kendi ifade ölçülerinin dışına çıkmamaya özen gösterdi. Devinim ve ritmi resimsel kılmak istedi. Konuyu daima sanat eserinin çıkış noktası gördü, amaç edinmedi. Doğanın ritmini, çelişkilerini, karşıtlıklarını, uyumunu anlatmak istedi.



7. Komet (1941) – Figürlü Kompozisyon

Gerçek adı Gürkan Çoşkun’dur. Ender gravür sanatçılarımızdandır. Kuyruklu yıldız anlamına gelen Komet adını bir müzik grubundan esinlenerek almıştır. Bir ayağı Paris’te olduğundan, bu kültür sentezinden etkilenmiştir. Resimlerinde hep bir kaçma hali vardır. Komet’in karakterleri kaçıyor gibi yaparken, havada asılı kalıyor. Hem devinim hem devinimsizlik hali… Resimlerinde figür önde görünse de asıl hakim geri plandı. Mekan yoktur, herşey boşlukta durur.



8. Ömer Uluç (1931 – 2010) – Kadın ve Yaratık

Fırçayı büyük ritmik hareketlerle kalem gibi kullandığı resimlerinde, renkli boya lekelerini arma benzeri, kapalı biçimlere ve sıkışık yumaklara dönüştürdüğü yazı-çizi eylemine girişir. Bu resimler figürsel ya da soyut boya lekeleri olarak düzenlenmiştir. Kendi kuşağının en avangart sanatçısıdır. Bu nedenle, hep yenilik peşinde koşmuştur. Yalnızca tuval resmi yapmamıştır. Değişik malzemeleri kullanarak kendini yenilemiştir.



9. Selim Turan (1915 – 1994) – Figürlü Kompozisyon

Paris’e gittikten sonra soyut resme yöneldi. Kübizmin geometrik yapısını bozarak, yapının taşıyıcılarını soyut öğeler olarak resmine yerleştirdi. Büyük lekeler içinde beliren yapı bir figür, bir nesne manzaranın bozulmuş halidir. Bu resminde de olduğu gibi Anadolu folklörünü hareket noktası aldığı pek çok özgün eseri vardır. Ah Minel Aşk, Sarıkız gibi halk resim geleneğinden esinlenerek resimler yaptı. Minyatür ve tezhip çalışmaları da vardır. Şu sözü ne kadar önemlidir:

“Sanat toplumda vardır ve toplum kadar sanat vardır.”



10. Turgut Zaim (1906 – 1974) – Yörükler Köyü

Türk folklör ve geleneğinden yararlanıp Anadolu yaşamından aldığı konuları işlediği resimleriyle ünlendi. Turgut Zaim’in resmi kendi kuşağının ressamları arasında olduğu kadar, onu izleyen kuşaklar içinde de yöresel ve ulusal Türk resminin tipik ve benzersiz örneği olarak yorumlanmıştır. Onun resimlerinde hamur açan, çocuğunu emziren kadınlar, keçiler, halı dokuyan kızlar izleyenleri bir mutluluk düşüncesine götürür. Onun resminde tasa, kaygı yerini umuda ve sevince bırakır.



. kaynak .
 

EfRaSiYaB

Bronz Üye
Katılım
28 Ekim 2012
Mesajlar
1,431
Puanları
48
Yaş
40
Tepkime puanı
71
Çok güzel eserlermiş. Özellikle Sayin Utku Varlığın, solgun bir gül dokununca çok hoşuma gitti.
 

marple

Bronz Üye
Katılım
7 Ağustos 2016
Mesajlar
1,388
Puanları
36
Yaş
27
Tepkime puanı
0
Çok güzeller Adnan turaninkine bayıldım hatta
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 2)

Üst