Rengahenk

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır.

Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar.

Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar. (Elisabeth Kubler Ross)


[YOUTUBE]jsSilx_1CAU[/YOUTUBE]​

(şarkı ne alaka bilmiyorum)
 

Pi´

Kayıtlı Üye
Katılım
Ekim 17, 2016
Mesajlar
615
Puanları
16
Yaş
30
Tepkime puanı
1
1 icerikli kocaman bi hikaye buldum ben burda
Umarim eksik kalmaz..
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
her şeyi anlamak zorunda değiliz. kaç yaşında olduğunu anlamak için kesilir mi bir ağaç. bir dalgıç nasıl siler gözyaşlarını. kederli günlerde bağlanmaya daha açık oluyor insan. ama zaten her şey yolunda giderken kim sevebilir. bizi bir araya getiren sebepler ayıran sebeplerle aynı. ama şimdi bunlar biraz hüzünlü konular özet geçelim.

cep telefonu ışığında ameliyat yapan doktorlar var afrika’da ben burada kapıyı açamıyorum. ben burada o kadar ciddi konuşuyorum ki şaka yaptığımı zannediyorsun. oysa kanamak da bir gülüştür yeryüzünde.

hayatımızı değiştirecek insanlar sessiz sedasız geçtiler yanımızdan. onları görmedik yoktu kara atları. ne öğrendik onca bulmacadan: çinekop lüfer balığının küçüğüdür. resimdeki şarkıcıyı yolda görmüştük bir seferinde. sıhhiye köprü altında o mahşer yeri provasında. çok daha fazla şey öğrenmiştik.

bazen bir hikâye tutuşmuş iki eldir, kenetlenmiş on parmaktır. şimdi gizlice söyle bana, saklı düşler ne demektir. yağmur ne demektir terk ne demektir. işte o zaman anlayacağız yeniden gitmek ne demektir.​

afili parçalar, 64.
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
"apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?"
"hangisini?"
"otomatik yanan, sensorlu lamba."
"hayır."
"komşu görmüş, yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece."
önüme baktım.
"neden kırdın?"
cevap yok.
"hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle..."
"kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş?"
"lamba senden değerli mi evladım, lambanın a... koyayım, lamba kim? yöneticiye de dedim. lambanızı ..., kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için."
"beni görünce yanmıyordu baba."
"nasıl ya?"
"görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
"e beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
"hadi ya! sahiden mi?"
"evet. ucuzundan takmışlar. bizimle bir alakası yok."

babama sarıldım, yıllar sonra.

Erken Kaybedenler​
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
Yıl, 1887… Gazetecinin biri, Victor Hugo’ya soruyor: “Eserleriniz ve siz bugüne de çok olumlu eleştiriler aldınız, çok övüldünüz. Bunlar arasında sizi en çok hangisi hoşnut etti?”

Hugo anlatıyor: “Karlı bir kış gecesiydi. Eş dostla yiyip içmiştik. Mesafe kısa diye, evime yaya olarak dönüyordum. Fena halde sıkışmıştım. Hızlı adımlarla, malikanemin bahçe kapısına vardım. Kapı kilitliydi. Var gücümle uşağıma seslendim: ‘İgooooooor!’ Defalarca haykırmama karşın İgor’un beni duyduğu yoktu. Sidik torbam Atlas Okyanusu büyüklüğüne ulaşmıştı. Altıma kaçırmak üzereydim. Yaşlılık işte. Çaresiz, bahçe duvarına yanaştım, etrafa bakındım, görünürde kimse yoktu, pantolonumu indirdim ve su dökmeye başladım. Tam o sırada arkamda bir at arabası durdu. Hiç kıpırdamadan, sessizce işiyordum. Arabacı nefret dolu bir sesle ‘Seni haddini bilmez, buruşuk o… çocuğu! O işediğin, Sefiller’in yazarı Victor Hugo’nun duvarıdır!’ dedi. İşte, hayatımda duyduğum en iltifat dolu söz buydu.”​
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
"Hep kendimi dünyanın en garip insanı olarak düşünürdüm. Fakat sonra dünyada ne kadar çok insan olduğunu düşünmeye başladım. Bu kadar çok insan arasında elbet benim gibi biri olmalıydı, kendini benzer yönlerden tuhaf ve kusurlu hisseden. Sonra onu hayal etmeye başladım. Bir yerlerde oturmuş onun da beni düşünüyor olduğunu hayal ettim. Yani eğer bir yerlerdeysen ve bunu okuyorsan ve bunu biliyorsan, evet, bu doğru ben buradayım ve en az senin kadar garibim."

Frida Kahlo​

[YOUTUBE]m6r2lLKPl2U[/YOUTUBE]​
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
Napoleon Bonaparte, Paris'te asillerin de katıldığı bir toplantıdadır. İyi giyimli kadınlar ve erkekler, birbirlerini kıskanç ve kimi zaman da aşağılayıcı gözlerle süzmektedirler. Başlar omuz hizasının hep üzerinde karşısındakine adeta yüksek bir basamaktan bakarmışçasına ve kısık gözlerle bakmaktadırlar. Geniş bir salonda, bütün hareketler tek tek gösterilerek, ağır ağır, törensel bir havada gerçekleştirilmektedir.

Büyük bir masanın etrafına dizilmiş kadınlar ve erkekler kendilerini tanıtmaya başlamışlardır. Her biri kendini uzun isimlerin ardından tanıtır. Asaletin simgesi olan soy ağacından asil isimlerle başlarlar kendilerini tanıtmaya. Kont Michelin oğlu, baron William'ın kardeşi, düşes Catherine'nin kızı...Gösterişli kadınlar ve erkekler uzun uzun asaletini paylaştıkları yakınlarının isimlerinin ardından kendi isimlerini söylerler.

Sıra Napoleon'a geldiğinde, müthiş bir ifade kullanır:

Ben Napoleon Bonaparte ve asalet benim adımla başlar!

Asalet benim adımla başlar.
Asalet senin adınla başlar.

Onların kendi adına sahip oldukları hiçbir şey yok. Büyük ailelerine sığınıyorlar. Geçmişte kalmış yakınlarının gölgelerine sığınıp, kendilerine asalet payı arıyorlar. Artık kendilerine ait paye kalmadı. Ölülerinden dileniyorlar ve hayatta olduklarını ispatlamak için geçmişten kanıtlar peşindeler. Yaşıyor olmalarının karşılığı yok. Kendilerini tanıtırken bu kadar uzun cümleler seçtiklerine bakma. Tükenişlerini fiyakalı cümlelerle gizleme çabası bu.

Hayat yeniden başlıyor. Geçmişte olup bitenler, artık bir hikayenin sayfalarda kalmış izdüşümleridir. Şimdi yeni bir perde açılıyor. Zengin ailelerinin erişilmezliğini gösterip, seni bir kumpasın içine sokma çabasındalar. Hayat seninle başladı. Hayat senin ilk adımını attığın gün yeniden yaratıldı. İlk ekmeği dişlediğin gün başladı hayat. Asla ulaşılmaz olduklarına inandırmaya çalışıyorlar seni. Asla yenilmeyeceklerine, sahip olduklarına senin hiçbir zaman sahip olamayacağına inanmanı istiyorlar. Onlarla yüzyüze geldiğinde ezik bir duruşla, bakışlarını yere eğmeni bekliyorlar.

Geçmişten asalet biçiyorlar kendilerine.
Bu kentin gösterişli sokaklarını hakkettiklerini, güzel kadınları, evlerin en iyisini, elbiselerin en güzelini hakkettiklerine inanmanı bekliyorlar.

Oysa hayat yeniden başlıyor.
Senin aşkını hakkeden güzel kadınlar, göz uçlarıyla sana bakıyorlar. Onların güçsüz kollarında salınırken, senin ateşten kalbinin hayalini kuruyorlar.

Asalet senin adınla başlar.
Zihnin, kalbinin, ruhunun hakkını almalısın. Arınmışlığının ve masumiyetinin haklarını almalısın onlardan.

Senin yüreğin bu topraklardan yaratıldı ve sen gözyaşlarını bu gökyüzünden alıyorsun. Bu sokaklar senin yürüyüşlerin için var. Asfalta dökülen kanlar senin kardeşlerinin. Onların sentetik ruhlarının asaletine inanma sakın.

Yakana inatçı bir gülümseme tak ve yürü. Hayatı senin gülümsemelerin yeniden kuracak.

Onlar bir büyük yalanın oyuncuları sadece. Bu yalana inandıkça büyüyecekler.

Bir illüzyonun gölgesine sığınıyorlar. Kovulduğun binaların kapısında ürkek yürümeni, çalıştığın konfeksiyon atölyesinde utançla oturmanı, altına girdiğin yükten, işsiz babandan, gündelikçi annenden, fabrikada çalışan kız kardeşinden, serseri ağabeyinden utanmanı bekliyorlar.

Asalet, kokuşmuş bir hayatın ortasında, o... uzlaşıların arasında mutlak gerçekliğin arkasında dik durabilmektir. Asalet, düşmanların saldıracağı bir gece dostunun yerine yatağına girip, yorganı üzerine çekebilmektedir.

Asalet, çöl sıcağında, üzerinde kemiklerini kıracak kadar ağır bir kayanın altında, O'nun adını sayıklamaktır.

Asalet Bilal'in adıyla başlar.

Asalet Ebuzer'in adıyla başlar.

Asalet senin adınla başlar.

Şimdi başını dik tut ve yürü.

Şimdi annenden ve sevgilinden kalma dualarını yanına al ve yürü. Hayatı yeniden kuracak bir inadın, hayata yeni anlamlar katacak bir asaletin çocuğusun sen...

tarıktufan​
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
Benzer acıları yaşayan insanlar birbirlerini tanırlar. Ama belli etmezler tanıdıklarını. Herhangi bir yerde karşılaşabilirler. Metroda, barda, sokakta, kafede.. Sadece bir kez göz göze gelirler ve anlarlar. Daha sonra bakmazlar birbirlerine, belki canları daha çok yanacağından, belki de buna hiç gerek olmadığından. İlk bakışma aynı zamanda son bakışma olur. Ama onlar tanırlar birbirlerini. Muhtemelen o ortak acının müstehzi mahcubiyeti tekrar göz göze gelmelerine engel olur. Ama tanırlar onlar birbirlerini, çaktırmadan kimselere koruyup kollarlar..
Bazen kendinizi bir insana yakın hissetmeniz için bir şeyler paylaşmanız gerekmez. Benzer acıları yaşayan insanlar kendiliğinden ortaya çıkan görünmez bağlarla birbirlerine bağlanabilirler. Hatta bazen birbirlerinin tam olarak farkında bile olmadan yaparlar bunu..

tesirsiz parçalar - ali lidar​


[YOUTUBE]YZBJ6hrHRQE[/YOUTUBE]
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
Yürüyüp geçeceksin, hep yürüyüp geçeceksin. Ben öyle yaptım. Hep yürüdüm. Herkesin her şeyi anlamasını bekleyemezsin. Sen yürüyüp gideceksin. Anlayan anlayacak, anlamayan anlamayacak; dünyanın hepsine yetişemezsin ki! Bilirsin ben iyi yürürüm.

Murathan Mungan
 

Nepenthe

Bronz Üye
Katılım
Şubat 9, 2011
Mesajlar
3,537
Puanları
48
Yaş
34
Tepkime puanı
41
Bu sayfada Emrah Serbes hayranlığı kokuyor ;)
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
"beni benle deli ettin ve öldüm. beni onunla deli ettin ve yaşadım. sonra beni benden ve ondan uzaklaştırarak deli ettin ve kayboldum. sonra beni delilik derecesinde durdurdun ve geçirdiğim üç hali sordun. sana: kendimle deli olmam, yok olmaktır. seninle deli olmam, hayatta kalmaktır. deliliğin benden ve senden uzaklaşması, yorgunluk, bitkinliktir. sen bütün hallerde bizden daha üstünsün."

(Ukalau-l Mecanin - Akıllı Deliler Kitabı)​


(Şarkı ne alaka demeyin, hiç bir alaka aramayın, nasiplenin diye bırakıyorum buraya)


[YOUTUBE]W0LZ4wMV3zw[/YOUTUBE]
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
Dostoyevski epilepsi hastası, homofbik ve iflah olmaz bir kumarbazdı. Oğuz Atay sevdiği kadına yakın olabilmek uğruna karısından boşanıp sevdiği kadının kocasıyla arkadaş oldu evlerine daha sık gidebilmek için. Salinger yaklaşık kırk yıl evinden dışarı adım atmadı, tek bir kare bile fotoğrafı çekilemedi. Yusuf Atılgan Türk Edebiyatının kilometre taşları sayılabilecek iki büyük eseri yazdıktan sonra (Anayurt Oteli ve Aylak Adam) insanlara küstü, bir köye yerleşip otuz yıla yakın neredeyse tek bir satır bile yazmadan çiftçilik yaptı. Althusser elli yıldır birlikte olduğu ve taparcasına sevdiği karısı Helen'i bir sabah yanıbaşında uyurken elleriyle boğdu, bu b..tan hayata daha fazla katlanmasına seyirci kalmaması için. Stephan Zweig'de tıpkı Althusser gibi yaptı, tek farkla, o tabanca kullandı karısı ve kendisi için. İnsan ırkına duyduğu güvensizlik Walter Benjamin'i Fransa sınırında kendi kafasına sıkmaya zorladı. Hemingway yalancının tekiydi, Jean Genet gasptan tecavüze kadar bulaşmadık suç bırakmadı ve ömrünün yarısını hapiste geçirdi. Kierkegaard çok sevdiği nişanlısı Regine Olsen'i terk etti, çok sevdiği için. Ömrü boyunca hep acı çekti bu yüzden ama soranlara da yaptığının doğru olduğunu söyleyip durdu. O kadar çok seviyordu ki Regine'i ve o kadar nefret ediyordu ki kendisinden, evlenip onun kendisine 'maruz kalmasına' izin veremezdi!..
En sevdiğim yazarlardan bir kaçının kısa yaşam öykülerini anlatmaya çalıştım. Bir yerlerde bir terslik var ama nerede bilemiyorum..​

Lidar - Tesirsiz Parçalar 156
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
“Çocukmuşsun sen daha o zaman, minnacıkmışsın. Annenin bağrışlarına uyanmış, tuvaletin kapısına yığılıp kalan babanı oyun oynuyor sanmışsın. Sen bunları anlatırken Çiçek, saçların ne güzeldi, evet ben böyle düşündüm. Zaten hep güzeldi ama, o gün daha bir güzeldi çünkü çok mutsuzdum. ‘Baban taburcu olsun, bizim oranın yaylalarına gidelim,’ demiştin de, çıkarken nefes nefese kalırım, bir de benim kalbimle uğraşırsın dediğimde sıcacık gülmüştün.”

Milim ilerlemeyen trafik, çeri domates, muzlu süt, şezlonglar, sigortacılar, başından beri yalnız olanlar, hatırlayanlar, unutanlar, hiçkimsenin umursamadığı bir şeye delicesine kapılanlar... Havasız odalar, yarım yarım bırakılanlar... Cohen mırıldanıyor bir şeyler, bir başkası Eva Braun’unu kaybediyor. Edip Cansever sessiz ve insansız sokakları geziyor... Bir yerlerde gözleri hemen dolan çocuklar var.

Buralar Bıraktığın Gibi - Murat Uğurlu

arka kapak

[YOUTUBE]NGorjBVag0I[/YOUTUBE]​
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
"Selim gibi, günlük tutmaya başlayalım bakalım. Sonumuz hayırlı değil herhalde onun gibi. Bu defteri bugün satın aldım. Artık Sevin olmadığına göre ve başka kimseyle konuşmak istemediğime göre, bu defter kaydetsin beni; dert ortağım olsun. "Kimseye söyleyemeden, içimde kaldı, kayboldu," dediğim düşüncelerin, duyguların aynası olsun. Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız."

Oğuz Atay'ın Günlüğünden


 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
[YOUTUBE]27fad7un74s[/YOUTUBE]

Bir gül biter içimde
Tam bildiğim biçimde
Gecenin tam üçünde...
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
"Meşhur Gattaca filminden bir sahne: Polis, bir cinayetin işlendiği uzay araştırmaları şirketinde soruşturma yürütüyor, şirketin görevlisi de polise bilgi veriyor; çalışanların potansiyellerini tespit edip ona uygun işlerde görevlendirdiklerini söylüyor. Polis soruyor:

– Peki ya biri potansiyelini aşarsa?

– Hiç kimse potansiyelini aşamaz.

– Ama ya aşarsa?

– O zaman en başta potansiyelini yanlış belirlemişiz demektir.

Filmin hikâyesi ve ana fikri, polisi haklı çıkarır nitelikte, müdür, filmin salağı pozisyonunda. Hikâye, genlerden her şeyin okunabildiği bir çağda, genetik olarak çok zayıf karakterin kendini aşması falan üzerine. Göz yaşartıcı başarı hikâyelerini herkes sever; hayatın ona çıkardığı bütün engellere karşı azimle, hiç vazgeçmeden, hiç tereddüt etmeden, koyduğu hedefe ulaşmak için her şeyi yapan ve sonunda başaran kahramanın hikâyesi… Halbuki bu aynı zamanda bir ruh hastasının profilidir. Hayatı sağlıklı ve huzurlu yaşamak isteyen birinin ilk öğrenmesi gereken şey şudur: Fazla kasmayacaksın. Olmuyorsa olmuyordur.

Neyse, asıl değinmek istediğim şey; bu tür hikâyelerde, sözcüklerin anlamını çarpıtarak oradan bir edebi sanat üretmek alışkanlığı. Şirketin müdürü haklıdır. Kimse potansiyelini aşamaz, çünkü potansiyelin tanımı budur. Eğer size potansiyelini aşıyor gibi görünüyorsa, potansiyelini yanlış tahmin etmişsiniz demektir. Böyle düşünmeyi severim. Sözcüklerin doğru kullanılmasını isterim, anlamları çarpıtıldığında kızarım (cidden).

..."

Afşin Kum - Aşk ve Gurur yazısından​

[YOUTUBE]FeUC2CtunMM[/YOUTUBE]
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
[YOUTUBE]6TpyRE_juyA[/YOUTUBE]
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
Bugün sevdiğim Eurovision şarkılarını dinliyorum. Gecemin konsepti bu. Bir devir kapanmış gibi hissediyor insan.

[YOUTUBE]z7OvpjplJ_8[/YOUTUBE]​
 

Larien

Prenses Üye
Katılım
Ekim 4, 2016
Mesajlar
11,740
Puanları
93
Tepkime puanı
5,958
Sanırım bu kadın, Serdar Ortaç'ın "gıybet çekemiyolar bizi, kıskanıyorlar bizi" şeklindeki güzide eserini yorumlasa bile dinlerim. Belki de dinlemem.:e3: Çok da emin olamadım şu an aslında.

[YOUTUBE]j4Uy1GNge18[/YOUTUBE]​
 

NTTP

Gümüş Üye
Katılım
Temmuz 26, 2015
Mesajlar
5,451
Puanları
93
Tepkime puanı
708
Bugün sevdiğim Eurovision şarkılarını dinliyorum. Gecemin konsepti bu. Bir devir kapanmış gibi hissediyor insan.
[YOUTUBE]z7OvpjplJ_8[/YOUTUBE]​
Bunu ben de çok dinlerdim. Unutmuştum varlığını, güzel denk geldi.: ))
 
Üst