sohbet odaları

Stephen King; Korku Edebiyatının Usta İsmi

Nef'

Altın üye
Katılım
25 Ekim 2017
Mesajlar
8,263
Puanları
93
Konum
const'
Tepkime puanı
1,771
Korku Edebiyatın Usta İsmi; Stephen King

“Canavarlar gerçek, hayaletler de. İçimizde yaşıyorlar ve bazen, onlar kazanıyor.”

Korku ve gerilim türü yazarları dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biridir Stephen King. Okuyucuyu bambaşka dünyalara sürükleyen romanları psikolojik çözümlemeleri ve soluksuz okunan diliyle dikkat çeker. Usta yazarın kitaplarını okurken kalbinizin daha hızlı attığını hisseder, arkasında sizi neyin beklediğini bilmediğiniz kapılardan geçiyormuş gibi heyecanlanırsınız. Korku ve gerilim türüne meraklı olmayanlar bile belki kısa öyküleriyle belki de beyaz perdeye uyarlanmış bir filmle Stephen King’in o benzersiz hayal gücüne tanıklık etmiştir.


Kısaca Hayatı

Stephen Ewin King, 1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Maine eyaletinde evin ikinci çocuğu olarak dünyaya gözlerini açar. Henüz 2 yaşındayken anne ve babası boşanmaya karar verir. Bakımını annesi üstlense de çocukluğu iki ev arasında gidiş gelişlerle geçer. Maddi zorluklarla boğuşularak geçen çocukluğunun en sıra dışı olayıysa tesadüf eseri bulduğu bir sandık olur. Sandığın içinden çıkan babasına ait korku gerilim türündeki kitaplar yazar için gerçek bir dönüm noktasıdır. Okuduklarının ve izlediklerinin etkisiyle bu türe merak salan yazar, okul hayatı boyunca kendi hikâyelerini yazar. Maine Üniversitesi’nde okuduğu süre boyunca okul gazetesi için haftalık köşe yazıları yazarken aynı zamanda öğrenci hareketlerinde de aktif rol alır. 1967 yılında ilk kez yazdıklarının meyvesini toplamaya başlar ve “The Grass Floor” adlı öyküsüyle para kazanarak profesyonel yazarlık dünyasına adım atmış olur.

İyi bir dereceyle mezun olan King, hemen akabinde hayatını aynı üniversitede okuduğu Tabitha Spruce ile birleştirir. Önceleri geçici işlerde çalışan King sonrasında bir kolejde öğretmenlik yaparak ve dergilere yazılar yazarak hayatını kazanır. Bu dönemde yazmayı hiç bırakmaz, öyküleri onun yaşamla kurduğu bağ gibidir. İlk kitabı Göz (Carrie) ile edebiyat dünyasına sükseli bir giriş yapan ve her çıkardığı kitabı merakla beklenen King’in 3 çocuğu bulunuyor.


Korkunun sınırlarını zorlayan eserler

Yıllarca kısa hikâyeler ile yazmayı sürdüren King için Doubleday & Co. kariyerinde kilit bir nokta olur. Yayımevi yazarın ilk kitabı Göz’ü basmayı kabul eder. 1974 yılında yayımlanan eser yazara sadece başarıyı değil, aynı zamanda tam zamanlı bir yazma konforunu da getirir. Bir süre ailesiyle birlikte Colaroda’ya taşınan yazar orada kendisini gerilim türünde zirveye taşıyan ve ülkemizde de en çok okunan eserlerinden biri olan Medyum’u yazar. Kitap o kadar kısa bir sürede başarı sağlar ki; ünlü yönetmen Stanley Kubrick tarafından Cinnet adıyla sinemaya uyarlanarak efsanevi Jack Torrance’ı aynı zamanda beyaz perdenin de unutulmaz karakterlerinden birine dönüştürür.

Medyum’u, yine okuyucuyu ilk anda etkisi altına alan karanlık bir hikaye olan Mahşer takip eder. Yazarın her geçen gün daha çok okuyucuya ulaşmasını sağlayan romanları birbiri ardına gelmeye devam eder. Kitapları Türkçe’ye de çevrilen ve ülkemizde de hayran kulüpleri bulunan yazarın kitapları saymakla bitmez.

En çok okunan kitaplarından biri olan Hayvan Mezarlığı, 1988 yılında Dünya Fantezi Ödülleri’nde en iyi roman dalında adaylığı bulunan ve yazarın başyaptılarından biri kabul edilen Sadist, gizli arzularına ulaşmak için ruhunu şeytana satanların hikâyesini konu alan Ruhlar Dükkanı, içinde ülkemizde de büyük ilgi gören Esaretin Bedeli (Shawshank Redemption) öyküsünün de yer aldığı Kuşku Mevsimi ve Esaretin Bedeli, kalpleri fetheden hikayesiyle Yeşil Yol, içindeki korkunç gücü keşfeden Charlie’nin yaşadıklarını konu alan Tepki, King’in Peter Straub ile birlikte kaleme aldığı ve gezgin Jack’in maceralarını anlatan Tılsım yazarın başlıca kitapları arasında sayılabilir.

Yazara Bram Stoker ödülü kazandıran Kemik Torbası ve Rüya Avcısı ise eleştirmenler tarafından yazarın en ürkütücü eserleri arasında sayılıyor.

Şüphesiz ki dünyanın dört bir yanında okunan eserler arasında en dikkat çekici olansa O adlı kitabıdır. Yazarın 4 yılda tamamladığı ve dehşetin büyüleyici destanı olarak nitelendirilen eser, okuyucuyu yazarın kendi karanlık dünyasına çeker. Yazar, birbiri ardına ses getiren romanlara imza attığı 80’lerin başında hayranlarını Kara Kule ile tanıştırır. Roland Deschain’in gizemli Kara Kule’yi aradığı macera 7 ciltlik bir seriye dönüşür. Kara Kule, yakın zamanda Ron Howard’ın yönetmenliğinde beyaz perdeye de taşınmıştı.

Yazarın daha yakın zamandaki eserleri arasında ise; Amerika Başkanı J.F.Kennedy suistikanı konu alan 22/11/63’ü, hafızanın esrarını yine doğaüstü olaylarla büyüleyici bir hikayeye dönüştürdüğü Duma Adası’nı, türün meraklılarının asla kaçırmaması gereken eserler arasında gösterilen Kubbe’nin Altında’yı ve yazarın oğluyla birlikte kaleme aldığı Uyuyan Güzeller’i sayabiliriz.


O beyaz perdenin de vazgeçemediği isimlerden biri

Eserleri beyaz perdeye en çok uyarlanan yazarlardan biri olan Stephen King’in kitaplarını hiç okumayanlar bile film uyarlamalarında onun benzersiz hayal gücünü keşfetme şansı buldular. Jack Nicholson’ı başrolde izlediğimiz, türünün kült filmlerinden biri olan Cinnet herkesin aklına gelen ilk film olsa da daha pek filmde usta yazarın adını gördük. Tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak gösterilen ve yine Tim Robbins ve Morgan Freeman gibi usta oyuncuları kadrosunda bulunduran Esaretin Bedeli ülkemizde de en sevilen filmlerden biri olmuştur. Yine Frank Darabont’ın yönetmen koltuğunda oturduğu bir başka yapım olan bol ödüllü Yeşil Yol ise; Tom Hanks, Michael Clarke Duncan ve David Morse gibi deneyimli oyuncuların efsanevi performanslarıyla seyircinin karşısına çıkmıştı.

Stephen King, ruh hallerini hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir kurguyla birleştirerek öyle eserler yaratmıştır ki, yazdıkları sinema için de gerçek bir kaynak olarak görülür. Ölüm Bölgesi (The Dead Zone), 1408, Ölüm Kitabı (Misery), Benimle Kal (Stand by Me) ve Günah Tohumu (Carrie) yazarın beyaz perdeye uyarlanan ve en çok ses getiren eserlerindendir. Yazarın uyarlama filmlerin bir sahnesinde görünmesi ise hayranlarına verdiği bir selam gibidir adeta.


Yazarın bir başka karanlık yüzü; Richard Bachman

“Neden yazıyorsunuz?” sorusuna “Bunun çok basit bir cevabı var. Çünkü yapacak başka bir şey yoktu. Kısa öyküler yazdım ve yazmayı seviyorum. Başka bir şey yaptığımı düşünemiyorum.” yanıtını veren yazar kariyerinin bir döneminde Richard Bachman mahlasıyla okuyucunun karşısına çıkar. Aynı isimle yazdığı “Rage” adlı kitabında, otoriteyle sorunu olan bir lise öğrencisinin okulda yarattığı dehşeti anlatan yazar Amerika’da bu tür olayların yaşanmaya başlamasıyla kitabın basımını durdurur. Yazarın farklı bir isimle yazmasının nedeni yılda birden fazla kitap çıkarmanın uygun bulunmayacağını düşünmesidir. Stephen King kitaplarına kendi adıyla devam etmeye karar verdiğinde ise bir karakter olarak sunduğu ve bir hayat çizdiği Richard Bachman’in kanser sebebiyle öldüğünü açıklar.
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 3)

Üst