sohbet odaları

VATAN TOPRAĞI / VeyseL

VeyseL

Bronz Üye
Katılım
23 Kasım 2010
Mesajlar
2,691
Puanları
36
Yaş
36
Tepkime puanı
2
VATAN TOPRAĞI


Islanan Kandiller

I.​

14 Ocak 2016 / Malatya

- Oo.. çok güzel. Şöyle bir etrafında dön bakayım. Imm şahane hakikaten. Ben beğendim açıkçası.

- Sen beğendiysen tamamdır canparem.

Karanfillerin havaya bağışladığı koku muazzamdı. Kışın ortasında baharın fragmanı gibi olan bu havayı teneffüs etmek eşsiz bir lezzetti.

Serhat sevdiği kızı evine bıraktığında hava kararmaya yüz tutmuştu. Soğuk, iliklere işlercesine kendini hissettirmişti. Yer çekiminin etkisine kapılmış ölü sinekler gibi süzüle süzüle düşen kar taneleri, gecenin çetin bir sahneye prova yaptığının habercisiydi.

Duvarların gölgesi yerleri üşütüyor, esen rüzgâr, kaldırımlara soğuk yorganlarını örtüyordu. Serhat yorgun başını yastığa teslim etti. Gözleri tavanda, asker yolu bekler gibi uykuyu bekliyordu.

Bu soğuklarda çalışmak bir hayli zor olsa da ekmek parasıydı sonuçta. Yarın Enerji Bakanı, bir nükleer tesisin açılışı için Malatya’da olacaktı. Ardından Başbakan ve Cumhurbaşkanının da ziyaret edecekleri söylentiler arasındaydı. Hava ne denli soğuk olursa olsun, böyle fırsatları kaçırmak olmazdı. Her an her şeyin olabildiği ülkede, en ufak gelişme bile büyük haber değerlerine gebeydi.

15 Ocak / 08:35

- Sadece bunları mı vereceğiz baskıya?

- Hayır, efendim bunlar benim yaptığım çalışmaların bir kısmı. Size sınırda olup bitenle alakalı da özel bir dosya hazırladım. Bu dosyanın içinde gezi olaylarından tutun, Sultan Ahmet saldırısına kadar birçok olayın arka yüzleri ile ilgili bilgiler mevcut. Bir yandan araştırmalarıma da devam ediyorum.

- Pekala, bugün Aydın Bey ile görüşmem var. Müsait olduğum bir zamanda dosyanı inceleyeceğim. Umarım vaktimi boşa harcatmış olmazsın.

Serhat’ın içindeki heyecan görülmeye değerdi. Topladığı istihbarat verileri sonucunda elde ettiği bilgilerle şuan hem çok mühim bir aşamada, hem de bir hayli risk altındaydı. Çünkü medyanın ve kamuoyunun kulak arkasında kalması gereken mevzular şuan Serhat’ın elindeydi. Karanlık güçlerin hedef tahtasında olduğunu kendi de çok iyi biliyordu.

Serhat 10 yılı aşkın araştırmacı gazetecilik yapıyordu. İşini çok sevdiği gibi pek de düşkündü. Bu zamana kadar bilgi birikimlerinin yanında kendini de bir hayli geliştirmişti. Ülkeyi sarsan birçok olayın perde arkasında neler olup bittiğine dair müthiş bilgilere sahip bir arşivi vardı. Tabi MİT’te çalışan çocukluk arkadaşı Fazıl’ın da bu birikimde payı büyüktü.

Serhat defalarca nezarethanelerde gecelerini geçirdi, jop yedi, ıslatıldı ama bir an olsun bu işten yılmadı. Halka, vatandaşa gerçekleri aksettirmek için elinden geleni yapıyordu. Ama ne yazık ki karşısındaki yol da çetrefilli engellerle doluydu. En başta patronu koyu bir Aydın Doğan fanatiği idi. O yüzden birçok haberde ve gelişmede yaptığı çalışmaları yarıda kesmek zorunda kalıyor, ya da emekleri halı altı ediliyordu. Bir keresinde işini kaybetmekle yüz yüze bile kalmıştı.

Sonrasında baktı ki bu iş böyle olmayacak. Kendince beklediği büyük gün gelene kadar gizli gizli arşivini tamamlayacak, ondan sonra canından, kanından çok sevdiği bu vatana en büyük hizmetini sunup, borcunu ödeyecekti.

Sabah ki manşet içerikleri yine monotonluk arz ediyordu; Birkaç şehit haberi, sokağa çıkma yasaklarının uzatılması, ekmeğe zam, elektrik faturalarındaki kumar vs. Milletin uyanma zamanı geldi de geçiyordu. Fuzuli mevzularla gündemi meşgul etmek, karanlık güçlerin en iyi becerdiği bir işti. Böylece el altından yürüttükleri projelerin çarkları tıkır tıkır işliyor, millet vatan uykusunda iken hem koltuklar kazanılıyor, hem de cepler doluyordu. Dahası, bir ülkeye hükmetmek, bir milletin mayasını değiştirip onu kendi amellerine alet etmek, uzun süreçli vizyonların temelini oluşturuyordu.

Serhat, gündemin manşetlerini ve köşe yazarlarının aktarımlarını yayına alma öncesindeki son kontroldeydi. O esnada telefonu çaldı. Arayan MİT’ten arkadaşı Fazıl idi. Sesi bir hayli kötü geliyordu. Grip olsa sesi bu kadar kötü çıkmazdı:

- Serhat, çok acil buluşmamız lazım. Her zaman ki yerde bekliyorum seni.

- Ama Fazıl, benim…

- Dıııttt….. … ..

Fazıl, Serhat’ın arşivi için kıyaslanamaz bir cevherdi. Çocukluğundan bu yana aralarındaki hukuk bir yana dursun, varını yoğunu harcadığı, milleti uyandırma projesi için Fazıl’a daha çok ihtiyacı vardı. Dönüşünün ne zaman olacağını kestiremese de müdüründen öğleye kadar izin isteyip, apar topar iş yerinden çıktı.

Havadaki soğuk burun deliklerini bir bıçak gibi kesiyordu. Ama Serhat, içinde henüz bir anlam veremediği ateşin horultularını hissetmekle meşguldü.

Devam edebilir…

Veysel K.

NOT: Burada anlatılan kişiler ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek ile uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamaktadır.
 

Ceku

Emektar Üye
Bronz Üye
Katılım
14 Temmuz 2011
Mesajlar
3,851
Puanları
38
Yaş
27
Tepkime puanı
1
VeyseL devamını çok merak ediyorum . Fazıl ne diyecek ve Serhat ne yapacak merak içindeyim. Şimdi farketmiş olmamdan dolayı için özür diliyorum. Çok başarılı buldum :) Kendi içimde Serhat'ı Uğur Mumcu profiline yerleştirdim :) Bakalım o da kanlı suiskaste kurban gidecek mi ?
 

VeyseL

Bronz Üye
Katılım
23 Kasım 2010
Mesajlar
2,691
Puanları
36
Yaş
36
Tepkime puanı
2
VeyseL devamını çok merak ediyorum . Fazıl ne diyecek ve Serhat ne yapacak merak içindeyim. Şimdi farketmiş olmamdan dolayı için özür diliyorum. Çok başarılı buldum :) Kendi içimde Serhat'ı Uğur Mumcu profiline yerleştirdim :) Bakalım o da kanlı suiskaste kurban gidecek mi ?
Est, efendim. Forumdaki yoğunluk içinde görülememiş olması doğal. Beğenmenize sevindim. Peki, devamını yazmaya çalışayım.

Teşekkürler :hi:
 

Söğüt Gölgesi

Bronz Üye
Katılım
11 Nisan 2015
Mesajlar
1,528
Puanları
38
Tepkime puanı
14
:D
Aslında, Serhat' da MİT.' in elemanıymış ama Fazıl' ın bundan haberi yokmuş. Bir nevi otokontrol! :D

Nasıl ama? :))
 

VeyseL

Bronz Üye
Katılım
23 Kasım 2010
Mesajlar
2,691
Puanları
36
Yaş
36
Tepkime puanı
2


Yok, estağfurullah! O kadar değil de, başka şekilde yazmışlığım vardır.
Bu zamana kadar takip ettiğim yorumlarından, yazış kabiliyetinden ve cümlelerindeki edebiyat kalitesinden bunu tahmin etmeliydim. Yazarlık yakışır da.

Hayırlısı olsun :hi:
 

VeyseL

Bronz Üye
Katılım
23 Kasım 2010
Mesajlar
2,691
Puanları
36
Yaş
36
Tepkime puanı
2
II.​

Gözü dönmüş gibi esen rüzgar çatıları ürkütüyor, saçaklardaki gıcırtılar ürkütücü sesler çıkarıyordu. Serhat, Fazıl ile her zaman buluştukları terk edilmiş un fabrikasına gelmişti. İçindeki heyecan korku ile karışıktı. Karşıda bir karaltı gördü. Fazıl gölgeden ibaret biblo gibi duruyordu.

- Benim Fazıl.

Fazıl'ın sesi mekanda yankılanırken ortama daha ayrı bir ürkütücülük katmıştı.

- Ne oldu Fazıl? Ne diye çağırdın beni? Umarım geldiğime değen bir şeydir.

Fazıl biblo suretinden insan suretine dönmüştü. Kafasındaki kır saçlar, çatı arasından sızan sokak lambasının ışığında fosfor gibi parlıyordu.

- Öğrendiler Serhat, daha doğrusu şüphelendiler.

- Neyi öğrendiler ya hu? Şunu adam gibi anlatsana!

Serhat'ın ses tonu bir hayli titrek çıkıyordu. Polise ifade verir gibi bir hali vardı.

- Sana bilgi taşıdığımı çaktıklarını düşünüyorum. Özellikle Oğuz beni bu konuda çok korkutuyor.

- Dur sakin ol, hemen panik yapma. Nasıl fark ettin bunu? Neye dayanarak söylüyorsun?

- Bir Mit elemanının ön sezileri kuvvetli olmalıdır Serhat. Altıncı hissim hiç yanıltmadı beni bu zamana kadar.

- Ohoo, bak işte boş yere gelmişim. İncir çekirdeğini doldurmayacak şey için vaktimi aldın iyi mi!

- Kusura bakma ama bundan sonra sana bilgi aktarımında bulunamayacağım.

- Canın sağ olsun kardeşim. Benim yüzümden işinden olmanı istemem. Elimdekilerle idare ederim artık.


Malatya - Darende / 18:45

Yeni bir bomba düzeneği patlatılmıştı; yine bir askeri konvoyun geçtiği sırada. Bombanın patladığı yere sanki gök taşı düşmüştü.

Serhat olay yerine, patlamadan 1 saat sonra gelmişti. Ortalık asker kaynıyordu. Jandarma arabalarının siren lambaları Serhat'ın yüzünde bir film şeridi gibi akıp gidiyordu.

Serhat'ın aklı Fazıl'daydı. Yakın arkadaşı olduğu için ısrar etmemişti ama ondan aldığı bilgilerle bir çok çözüme kolayca ulaşabiliyordu. Kafasındaki bu düşüncelerle bir yandan da olay yerinde fotoğraflar çekiyordu. O esnada bir el omzuna dokundu:

- Lütfen, buradan uzaklaşmanız gerekiyor. Gerekli incelemelerin güvenliği için bize yardımcı olun.

Serhat'ın omzuna dokunan el, Jandarma Baş Çavuş Ekrem'e aitti.


Malatya - Merkez / 22:00

Çok sevdiği kız, Serhat'ın yine hayallerini süslemek için zihnine uğramıştı. Ailesini ikna edebilse nikahı da, düğünü de bir çırpıda yapacaktı. Fakat kızın babası diretiyordu. Ben gazeteciye kız vermem diye tutturmuştu. Genç gazetecinin aşkı hiç sönmüyor, sekteye uğramıyordu. Nasipse olurdu. Sevmeye devam etmek ona zor gelmiyordu.

Serhat gözleri tavanda asılı bir şekilde, ellerini başının arkasına kenetlemişti. Aklından o kadar düşünce geçiyordu ki, kaptıklarını zihin süzgecine dahil ediyordu, gerisi dağılan bilyeler gibi ufukta kayboluyordu.

İki haftalık yıllık izin hakkı vardı ve bunu düğün için kullanmayı düşünüyordu. Kızın babasını ikna ederse bu yaz nikahı basacaktı. Her zaman ki gibi dua etti ve gözlerini yumdu. Ne olursa olsun uyuması gerekiyordu. İki gündür 1 saatlik uykuyla duruyordu.

22:49

Tam dalmıştı ki kapısı büyük bir gürültüyle çalınmaya başladı. İcra memurları bile bu kadar kapa olamazdı. Kapının ardındaki sanki daha kötü bir olayın habercisi gibiydi.

Apar topar yatağından kalkıp kapıyı açtı. Karşısında orta boylarda, 60-70 kilolarında dar yüzlü bir adam duruyordu. Gözlük camlarındaki su tanecikleri, nefesinden çıkan buharda eriyor gibiydi. Herif önce başını öne eğdi ve ardından zamanı durduran sözleri döktü ağzından:

- Fazıl Şeref neyiniz oluyordu bilmiyorum ama üzerinden çıkan kağıtta sizinle ilgili bir not vardı. Bu gece emniyette misafirimiz olacaksınız.

- Durun durun, bir dakika. Ne kağıdı, ne notu? Ayrıca Fazıl'a ne oldu?

Serhat'ın sesi bu sefer bir karga gibi kalın çıkmıştı. Karşındaki adamın yüzünde zerre bir değişme olmadı:

- Fazıl'ın cesedi bir saat önce Malatya - Darande yolunun 11. km'sinde yol kenarında bulundu. Kafasına sıkılan tek kurşunla hayatını kaybetmiş. Cinayet olduğu aşikar, zira etrafında herhangi bir silaha rastlanmadı. Bize haber veren gördüğü tanığı, cesedi yolculuk esnasında rastgele fark ettiğini söyledi.

- Peki ne yazıyormuş ki kağıttaki notta?

Adam 45 derece döndü ve eliyle arkasındaki arabayı göstererek, pürüzsüz bir sesle cevap verdi:

- Bunu emniyette öğrenirsiniz.

Devam edebilir...


Veysel K.

NOT: Burada anlatılan kişiler ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek ile uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamaktadır.

aNaToLYa & sizenebayım & Arsun

:hi:
 

Ceku

Emektar Üye
Bronz Üye
Katılım
14 Temmuz 2011
Mesajlar
3,851
Puanları
38
Yaş
27
Tepkime puanı
1
Yaaa en heyecanlı yerlerinde kesiyorsunuzzz :hih: Çok merak ettim bak şimdi ve de üzüldüm :(
 

Ceku

Emektar Üye
Bronz Üye
Katılım
14 Temmuz 2011
Mesajlar
3,851
Puanları
38
Yaş
27
Tepkime puanı
1


Dizilerdeki bölümler de en heyecanlı yerinde sonlanmıyor mu? :hi:
Ama bu dizi değilll ki :pat: sayfayı çevirip notta ne yazdığını bian önce ögrenmek istiyorummmm :ofkelendim:
 

VeyseL

Bronz Üye
Katılım
23 Kasım 2010
Mesajlar
2,691
Puanları
36
Yaş
36
Tepkime puanı
2
Ama bu dizi değilll ki :pat: sayfayı çevirip notta ne yazdığını bian önce ögrenmek istiyorummmm :ofkelendim:
Değil tabi de, bir sonraki bölüme daha bir heyecan katmak adına böyle sonlar yapayım dedim. Sizi beklettiğim için üzgünüm :hi:
 

Söğüt Gölgesi

Bronz Üye
Katılım
11 Nisan 2015
Mesajlar
1,528
Puanları
38
Tepkime puanı
14
Aman gurbanın olam, faili meçhullere ve derine inme! Bu tarafa doğru gel. :D
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 1)

Üst