sohbet odaları

Yahudi dilleri, Yahudilik terminolojisi

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Ağlama duvarı olarak nitelendirilen yapı Yahudiler için kutsal görülen büyük tapınağın geçmişten bugüne kalmış olan tek duvarı olup batı duvarı olarak nitelendirilir.

Yahudiler arasında bu duvar batı duvarı olarak geçse de bu duvara gelen insanların sürekli olarak ağlamasından dolayı dünya genelinde bu duvara ağlama duvarı denilmiştir.

Ağlama duvarı nerede bulunur diyecek olursanız bu duvarın Kudüs sınırları içerisinde yer aldığını söyleyebiliriz.

Ağlama duvarı önemli peygamberlerden birisi olan Süleyman peygamber tarafından Kudüs’te yaptırılmıştır ve beyt-ül-makdis adı verilen yapıdan geriye kalan tek parçadır.

Ağlama duvarı neden kutsaldır denildiğinde akla şüphesiz Süleyman peygamber’in önemi gelmektedir.

Ağlama duvarı yaklaşık olarak 18 metre yüksekliğinde olup 485 metre uzunluğundadır.

Süleyman peygamber tarafından yaptırıldığına inanılmasından dolayı ağlama duvarı Yahudiler için aşırı derecede önemli ve kutsaldır.

Yahudiler bu yere her ne kadar batı duvarı deseler de Hıristiyan dünyasında bu duvara ağlama duvarı denildiğinden dolayı bu kutsal mekan üzerinde Hıristiyanlığın etkisinin daha büyük olduğunu söylemek mümkündür.

Dışarıdan bakıldığında 24 sıra taş örülmesiyle inşa edildiği görülen bu yapının ayrıca toprak altında 18 sıra taş ile örülmüş bir yapının da olduğu rivayet edilmektedir.

Kutsal mekanın kazılması yasaklandığından dolayı yapının alt kısmına inip çalışmalar yapmak mümkün değildir.

Bazı kişiler bu toprak altında kalan kısımda deccal’ın yer aldığına inanmaktadır. Tabi ki bunlar gün yüzüne çıkarılamadığından dolayı birer efsane olarak kalmaya devam etmektedir.

Dünyada kutsal olarak kabul edilen yerler arasında yer alan Süleyman mabedi, Kudüs sınırları içerisinde yer aldığı için Yahudiler Kudüs şehrini de kutsal olarak görmektedir.

Bu yapı ilk olarak Babilliler sonrasında ise Romalılar tarafından tahrip edilmiştir.

Bu nedenden dolayı günümüze sadece batı duvarı olarak nitelendirilen yapı ulaşabilmiştir.

Batı duvarının görkemini koruması adına her yıl Yahudiler tarafından koruma çalışmaları yapılmaktadır.

Eğer herhangi bir doğal olay gerçekleşmeyecek olursa ağlama duvarının uzun yıllar boyunca ayakta kalması ve Yahudi dünyasına hizmet etmesi beklenmektedir.

Dünyanın en önemli kültürel mirasları arasında yer alan ağlama duvarı milattan önce 588 yılında Babilliler tarafından Kudüs’e çeşitli seferlerin düzenlenmiştir nedeni ile zarar görmüştür.

Bilgitimi.com hatta bu dönemde büyük oranda yıkıldığını söylemek mümkündür.

Daha sonraki yıllarda Persliler Babil medeniyetine son verince Yahudiler Perslerden izin alarak bu mabedi tekrardan inşa etmişlerdir.

Daha sonraki yıllarda roma imparatorluğu güçlenip bölgeyi ele geçirince ağlama duvarı yani Süleyman mabedi olarak nitelendirilen bu yapı ikinci defa yıkılmıştır.

Bu kutsal mekan içerisinde yer alan kutsal eşyaların Romalılar tarafından yıkılıp yok edildiği düşünülmektedir.



Süleyman mabedinin içerisinde yer alan bu kutsal eşyalar hakkında çeşitli efsaneler anlatılmaktadır.

Birçok önde gelen Yahudi Süleyman mabedinin içerisinde yer alan bu kutsal eşyaları aramak için çalışmalar yapsa da henüz mabet içerisinde yer aldığı düşünülen herhangi bir kutsal eşyaya ulaşılamamıştır.

Bu da ağlama duvarının dünyanın en gizemli yerlerinden birisi olmaya devam etmesini sağlamaktadır.

Her ne kadar Osmanlı devletinin Yahudilere ayrıcalık vermediği düşünsene Osmanlı devleti zamanında ağlama duvarı olarak nitelendirilen bu yapının korunması amacıyla çeşitli güçlendirme çalışmalarının yapıldığı bilinmektedir.

Eğer ağlama duvarı günümüze kadar ulaşabildiyse emin olun bunda Osmanlı devletinin büyük katkısı bulunmaktadır. Yahudilik ile ilgili araştırma yapıyorsanız Ahit Sandığı makalesine de bakmanızı tavsiye ederiz.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9
Ağlama Duvarı ile ilgili Kısa Bilgi



Kudüs'te bulunan ve Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen Büyük Mabed'in (Hz. Süleyman Mabedi) ayakta kalan batı duvarı. Bu nedenle Ağlama Duvarı, Batı Duvarı adıyla da bilinmektedir.

Duvarın uzunluğu yaklaşık 485 metredir ve toprak seviyesinin üstünde 24 büyük taş sırası ile yer altında kalan 19 taş sırasından meydana gelir.

Hz. Süleyman tarafından yaptırılan ve MÖ 588 yılında Babilliler tarafından yıkılan Birinci Tapınak yerine, Yahudiler MÖ 537 yılında Babil'i yıkan Persliler'in izniyle İkinci Tapınak'ı inşa ettiler.

Ancak MS 70 yılında Romalılar, Kudüs'teki Hz. Süleyman Mabedi'ni ikinci kez yerle bir ettiler.

Mabetteki değerli eşyaları yağmalayarak Roma'ya taşıdılar. Yıkıntılardan geriye sadece Batı Duvarı kaldı.

Yahudiler bu tek duvarı yaşadıkları yıkım nedeniyle 'Ağlama Duvarı' haline getirdiler. Zamanla bu duvar Yahudiler için bir dua yeri oldu.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9
Ağlama Duvarı (İbranice: HaKotel HaMa'aravi), Kudüs'te bulunan ve Yahudilerce kutsal sayılan, Büyük Tapınağın ayakta kalan Batı duvarıdır.

Bu sebepten dolayı Batı Duvarı adıyla da bilinmektedir.

Yahudilerin, Süleyman'ın Kudüs’te yaptırdığı Beyt-ül-Makdis'ten kaldığına inandıkları ve kutsal kabul ettikleri duvar.



Ağlama Duvarı ve Yahudiler



Yahudilerin ha-Kotel ha-Ma’aravi (Batı Duvarı) dedikleri bu duvar zamanla Hıristiyanlığın tesiriyle "Ağlama Duvarı" olarak adlandırılmıştır.

Yaklaşık 485 m uzunluğunda olan Ağlama Duvarı, toprak seviyesinin üstünde yirmi dört büyük taş sırası ile yer altında kalan on dokuz taş sırasından meydana gelir.

Yüksekliği toprak seviyesinden itibaren 18 m olup 6 metresi mabed alanının seviyesini aşmaktadır.

Taşlardan bazılarının uzunluğu 12 m, yüksekliği 1 m, ağırlığı ise 100 tondan fazladır.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Yahudi dilleri, dünya üzerinde Yahudilerin konuştuğu veya bir zamanlar konuşmuş olduğu diller.

Yahudiler tarih boyunca farklı diller konuşmuşlar ve bu dillerde eserler vermişlerdir.

Şüphesiz bunlardan en fazla bilineni İbranicedir.

Nebukadnezar tarafından Babil'e sürülen Yahudiler burada Aramice öğrenmişler ve bu dilde birçok kitaplar yazmışlardır.

Daha sonralara Aramice, İbranice'nin yerini almış İbranice sadece din dili olarak yaşatılmıştır.

Helenistik dönemde Yahudiler Yunancanın Koine diyalektini konuşmaya başlamışlardır.

İkinci tapınağın yıkılmasıyla dünyaya dağılan Yahudiler İspanya'da 15. yüzyıl İspanyolca'sı olan Ladino, Doğu Avrupa'da da Cermenik bir dil olan Yidiş kullanmışlardır.

Arap ülkelerinde yaşayan Yahudilerse Arapça konuşmuşlar ve Yahudi lehçesi geliştirmişlerdir.

Günümüzde Yahudiler, birinci dil olarak bulundukları ülkenin dilini konuşurlarken, ikinci dil olarak İbranice, Yidiş, Ladino, Aramice, Yahudi Arapçası gibi kendi orijinlerine uygun Yahudi dillerinden birini konuşurlar.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Musevi bayramları, Musevi takvimine göre hesaplanır Miladi takviminin 2007 yılı Musevi takviminde 5767 yılıdır.

Çünkü Musevi takvimi Ay ve Güneş esasına göre çalışır ve Ay takvimleri Güneş takvimlerine göre yılda 11 gün daha kısa olduğundan, Bayramların hep aynı mevsime gelmesi için belli aralıklarla takvime 13. ay eklenir. (bkz. Adar Şeni)

Musevilik'te Bayram ve Matem günlerinin tarihleri Musevi takvimine göre hesaplandığından bayramlar hep aynı tarihe gelmezler ama her zaman aynı mevsime denk düşerler.

En önemli bayram Yılbaşı Bayramı'dır (Roşaşana), ardından on gün sonra 26 saat sürecek olan oruç günü gelir, ki buna Kefaret Günü anlamına gelen (Yom Kipur) adı verilir.

Kipur'dan sonra 7 gün süren Çardak Bayramı (Sukot) ve bir yıl içinde Tevrat'ın tüm bölümlerin okunmasının tamamlandığı ve yeniden başlandığı (Simhat Tora), Aralık ayında Hanuka, Mart-Nisan arası Babil'de zamanın Musevi düşmanı (Antisemit) Haman tarafından Yahudilerin kıyıma uğratılması olayının son anda Ester tarafından engellenmesinin anısına 2 gün (Purim), Mısır'dan Musa'nın (Moşe Rabenu) önderliğinde ayrılıp kölelikten kurtulmasının kutlandığı Pesah.

Bundan 49 gün sonra gelen 10 Emirin alınmasının kutlandığı Şavuot ve yaz aylarına denk gelen Tapınağın yıkılması ve çeşitli talihsiz olayların anıldığı ve bir matem günü olan Tişa Beav önemli günlerdendir.

Bu bayramlardan Pesah, Şavuot ve Sukot'a Şaloş Regalim adı verilir. Roşaşana ve Yom Kippur'a ise Yamim Noraim (Ulu günler) adı verilir.

İlgili filmler

'Esther' (1948)

'Esther with The King' (1960)

'The Thirteenth Day: The Story of Esther' (1979)

'Esther' (1986)

'Esther' (TV, 1999) (en
'One Night With The King', (2006) (Trailer)
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Bar Mitsva (İbranice:בר מצוה), erkeklerin 13 yaşına geldiğinde Yahudilerin görevlerini üstlenebilecek kadar büyüdüklerini gösteren bir tören yapılır.

Bu tören kız çocukları için 12 yaşında yapılır ve buna Bat Mitsva denir.

Bu tören çocuğun ergenlik çağına denk gelir.



Ağlama Duvarı'nda bir Bar Mitsva kutlaması

Bar Mitsva olacak çocuk sinagogda Tevrat'ın bir parçasını ayine katılan dinleyicilere okur.

Bazen Tevrat'ı okumak yerine Şabat törenlerinde Aftara duasını okumakta aynı işlevi görür.

Ortodoks Yahudiliğinde kız çocuklarının sinagogda Tevrat'ı okumaları yasak olduğu için Bat Mitsva törenlerinde Tevrat'ı okumaları yerine vaaz vermeleri tercih edilir.

Bar Mitsva çağına kadar çocuğun dinî sorumluluğu anne ve babasındayken bu yaştan sonra dinî sorumluluk çocuğa geçer.

Sorumluluklar

Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.

Tevrat'ı okuyabilirler ve Minyan'ı oluşturacak 10 kişiden biri olabilirler.

Mal ve mülklerinde hak sahibi olurlar.

Yahudi yasalarınca evlenebilirler.

Tevrat'taki 613 kuralın yerine getirilmesiyle hükümlüdürler.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Şabat veya Sebt, Yahudilerin dinlenme günü olan Cumartesi gününü ifade eder.

Yahudiler için Yehova ile aralarındaki özel bir bağı temsil eder.

İbranice "lişbot" (iş bırakma) kelimesinden gelir.

Yahudilikte evrenin başlangıcında (Bereşit) Tanrı'nın dünyayı 6 günde yarattığına ve 7. gün dinlendiğine inanılır ve Tanrı'nın bu günü Yahudilere armağan ettiği kabul edilir.

Aktiviteler

Şabat günü Yahudiler gün boyu dinlenir, Tevrat okur ve sinagog'a (havra) giderek dua ederler.

Şabat günü bir nevi bütün haftanın panaromasıdır.

Şabat hem haftayı ve yaptıklarını düşünmek,hem Tanrı'ya yaklaşmak hem de daha iyi bir insan olmak için bir fısattır.

Bu günde iş yapılmaz, elektrik kullanılmaz.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Goy



Elia Levita'nın Yidiş-İbranice-Latince-Almanca sözlüğünden (16. yüzyıl) bir sayfa.

Çeşitli halk isimlerinin bulunduğu listede, İbranice "גוי" kelimesinin "halk" anlamında, Latince'ye "Ethnicus" diye çevrildiği görülebilir.

Goy (İbranice: גוי, kurallı çoğulu goyim גוים ya da גויים), ulus anlamına gelen İbranice bir kelimedir.

Ancak tarihte ve günümüzde Yahudi olmayanlar için de kullanılmıştır.

Tarihsel anlamı

Tevrat'ta Yahudiler ve Yahudi olmayanlardan bahsedilirken 550 kez kullanılmıştır.

Tevrat'ın ilk kitabı Tekvin'in (Yaratılış) 12. babında Tanrı, Avram'a, ona inananlardan büyük bir ulus (goy gadol) yaratacağını buyurur.

Günümüzde

Günümüzde ise goy kelimesi "Yahudi olmayan kimse" anlamında kullanılır.

Ancak goy kelimesi gâvur kelimesine benzer, hakaret içeren bir anlam da yüklenmiştir.

Örneğin Yidiş dilinde, Er hot a jidischen Kopp (Onda bir Yahudi kafası var) "O zeki biri" anlamına gelirken, Er hot a gojischen Kopp (Onda bir goy kafası var) "O zeki değil" anlamında kullanılır.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Şiksa

Şiksa (Yidiş: (שיקסע) veya şikse, Yidiş dilinde Yahudi olmayan (Goy) kadınlar için kullanılan hakaret içeren sözcük.

Şiksa, iğrenç, kirli, tiksinilen şey anlamına gelen İbranice שייגעץ (şekets) sözcüğünden türemiştir.

Yahudi olmayan kadınlara yönelik bir lekeleme amacı taşır.

Buna rağmen bugün popüler kültürde nötr bir anlamda kullanılabilir.

Örneğin: "shiksa goddess" (İngilizce: şiksa tanrıça) kalıbı, Sex and the City ve Queer as Folk gibi dizilerinde, bazı repliklerde kullanılmıştır.
 

Kitai

Gümüş Üye
Katılım
7 Şubat 2012
Mesajlar
7,379
Puanları
93
Tepkime puanı
554
Bu konuyu ben acsaydim Rütük forumu kapatirdi.
Benim klavyede $ harfi yok, S harfi var
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Sebt veya bir sebt çoğunlukla haftalık bir dinlenme günü ya da ibadet zamanıdır.

İbrahimî dinlerde farklı şekillerde tutulur ve birkaç farklı uygulamada benzer durumları haber verir.

Binyıllar içinde pek çok farklı bakış açıları ve tanımlar ortaya çıkmış olmasına rağmen, bunların çoğu aynı yazılı gelenekten kaynaklanmaktadır.

Kavram, diğer bazı geleneklerin her birinde benzer bir haftalık uygulamayı tanımlamak için kullanılmıştır; yeni ay; Yahudilikte ve bazı Hristiyan geleneklerinde yılda yedi kez kutlanan bayramların her biri; pagan kültüründe yılda sekiz kez kutlanan bayramların her biri (çoğunlukla “sabbat”); seküler kültürde yıllık bir tatil ve dinî veya seküler kullanımda, orijinali yedi yılda bir olan, bir dinlenme yılı.

Kitabı Mukaddes geleneği

Gün olarak Sebt

Dilimize Arapçadan geçmiş olan “Sebt” kavramı İbranice’de “dinlenme günü” anlamına gelen Şabat (שַׁבָּת, Strong’s Dizin numarası 7676, šabbāt, günümüzde çoğunlukla Shabbat olarak yazılmaktadır) sözcüğünden gelmektedir; kökeni “uğraşı bırakmak” (çoğunlukla “dinlenme” veya “durma”) olarak tanımlanan şavat (שָׁבַת, Strong’s numarası 7673, šāvat, çoğunlukla shavat) fiilidir.

Kitabı Mukaddes’te Sebt (şavat fiili şeklinde) ilk olarak Tekvin kitapçığındaki yaratılış öyküsünde geçmektedir, burada yedinci günün Allah tarafından dinlenme günü olarak belirlendiği ve kutsal kılındığı anlatılmaktadır (Tekvin 2:2–3). Sebt gününün hatırlanması ve tutulması On Emir’den birisidir (orijinal Yahudi, Doğu Ortodoks ve pek çok Protestan geleneklerinde dördüncü, Roma Katolik ve Lüteryen geleneklerinde üçüncü).

Kitabı Mukaddes Sebti’ni tutan pek çok kişi bunun İsrail halkı için sürekli bir antlaşma (Çıkış 31:13–17), mühtediler için de geçerli bir kural ve şu iki olaya ilişkin bir işaret olarak kabul ederler:

Allah’ın Yaratılış’ı altı günde tamamladıktan sonra dinlendiği gün (Çıkış 20:8–11) ve Allah’ın Mısırlıların yedi günlük çalışma haftasından kurtarışı (Tesniye 5:12–15).

Daha sonra İşaya peygamber bu kavramı yozlaşmış dinlenme günü uygulamalarını da içerecek şekilde genişletiyor (İşaya 1:13).

Başlangıçta Sebt’i bozanlar toplumdan atılacak ya da potansiyel olarak öldürülecek kişilerdi (Çıkış 31:15).

İbrani Kutsal Yazılarına göre Sebt’in tutulması evrensel olarak yedi günlük haftada altıncı gün akşamından yedinci gün akşamına kadardı (Nehemya 13:19, bkz. Levililer 23:32).

Hafta olarak Sebt

Septuaginta dönemindeki Yahudi kaynaklarında, kapsamlama (parçanın adını bütün için kullanma) yoluyla, “Sebt” (Grekçe Sabbaton, Strong’s 4521) kavramı da yedi günlük tam bir hafta, yani peş peşe iki haftalık Sebt günü arasındaki zaman dilimi anlamına gelmeye başladı.

İsa’nın Ferisi ve vergi görevlisi benzetmesinde (Luka 18:9–14) Ferisi “haftada iki kez” (Grekçe: dis tou sabbatou, lafzen “Sebt’ten iki kez”) oruç tutuyor olarak tasvir edilmektedir.

Yıllık Sebtler

“Yüksek Sebtler” Yahudiler ve bazı Hristiyanlarca tutulmaktadır.

Çıkış ve Tesniye kitaplarında İbranicede mikra (“çağrılan topluluk”) ve İngilizcede “High Sabbath” (Yüksek Sebt) adı verilen ve Sebt’e ek tanıklıklar sağlayan yıllık yedi Kitabı Mukaddes bayramı açıklanmıştır; bunlar her zaman haftalık Sebt gününe denk düşmez.

Üçü ilkbaharda gerçekleştirilir:

Pesah’ın (Fısıh–Hamursuz Bayramı) birinci ve yedinci günleri ve Şavuot (Pentekost).

Dördü sonbaharda, yedinci ayda gerçekleştirilir ve Şabbaton olarak da adlandırılır: Roş Haşana (Borazanlar Bayramı–Anma Günü); Yom Kippur, “Sebtlerin Sebti” (Kefaret Günü) ve Sukot (Çardak) bayramının birinci ve sekizinci günleri. “Yüksek Sebtler” ifadesi ayrıca çoğunlukla “Yüksek Bayramlar”, yani Roş Haşana ve Yom Kippur bayramlarıyla eş anlamlı olarak da kullanılır.

Yedinci yıl Sebti

Sebt Yılı, veya Şmita (İbranice: , Strong’s 8059, shemittah olarak, lafzen “serbest bırakma”), Tora’da İsrail Ülkesi için emredilen yedi yıllık tarım döngüsünün yedinci (שביעי, Strong's 7637, shebiy'iy) yılıdır, Kitabı Mukaddes geleneğinde uygulanışı nispeten seyrek olmakla birlikte, modern Yahudilikte halen uygulanmaktadır.

Şmita sürecince toprak nadasa bırakılır ve tüm tarım faaliyetleri –sürme, dikme, budama ve ekin biçme dâhil olmak üzere– Tora ve Yahudi yasası tarafından yasaklanmıştır.

Geleneğe göre diğer tarım yöntemleri (sulama, gübreleme, otları ayıklama, püskürtme, keserek düzeltme ve çim biçme gibi) ağaçların ve bitkilerin büyümesini iyileştirmek amacıyla değil, yalnızca önlem olarak uygulanabilir; ayrıca bu yıl boyunca kendiliğinden yetişen her tür meyve hefker (sahipsiz) sayılarak arazi sahibine değil, fakirlere, yabancılara ve kır hayvanlarına bırakılır; bu meyveler herkes tarafından toplanabilir.

Ayrıca Şmita ürünlerinin satışına, tüketimine ve imha edilmesine ilişkin bir dizi yasa da uygulanmaktadır.

Yıl sonunda yabancıların borçları hariç tüm borçlar silinmelidir (Tesniye 15:1–11); benzer bir şekilde altı yıl çalışan bir kölenin yedinci yıl serbest bırakılması da Tora’da emredilir.

Levililer 25. bölümde Şmita’yı yerine getirenlere bereketli hasatlar vaat edilir ve bu uygulama dinsel imanın denemesi olarak tanımlanır.

Şmita kavramı Tesniye Kitabı’nda beş kez “serbest bırakma” olarak tercüme edilmiştir (“bırakma, bağışlama” anlamına gelen שמט, şamat kökünden, 8058).

Yahudi Geleneği

Haftalık Sebt

Yahudi Şabatı (Şabbat, Şabbes, Şobos, vs.) Cuma günbatımından Cumartesi gecesi gökte üç yıldız belirene dek tutulan haftalık bir dinlenme günüdür; Mesihçi Yahudilikte olduğu gibi Hristiyanların bazı azınlık grupları tarafından da yerine getirilmektedir.

Şabat’ta yapılması yasak olan otuz dokuz faaliyet Şabat Kitapçığında (Talmud) sıralanmıştır.

Geleneksel olarak Şabat, Halaka’ya göre hesaplanan ve coğrafi olarak ve her hafta değişen zamanlarda, günbatımından hemen önce mumlar yakılarak karşılanır.

Yahuda ha-Levi (12. yüzyıl) Şabat’ın hesaplanması için başlangıç halinde olan Yahudilere ait bir tarih değiştirme çizgisi önerdi, daha sonra bu tarih değiştirme çizgisinin Çin ile Japonya arasına düştüğü hesaplandı (başka çizgiler de mevcuttur ve yolcuların hem kişisel hem de yerel Şabat’ı dikkate almaları umulur); Pinças Eliya Horovitz (18. yüzyıl) ise kutup bölgelerinde Şabat’ın 24 saatlik günlere göre tutulması gerektiğini belirtti, ancak bir tarih değiştirme çizgisi belirlemedi.

Şabat Yahudi halklarının yaygın bir şekilde tanınan karakteristik özeliğidir.

Yahudi veya Yahudileşen Hristiyanlar olarak sınıflandırılan Subbotnikler (kelime anlamıyla: Sebtîler/Sebt’i tutanlar) Şabat’ı katı bir şekilde tutmalarıyla bilinen bir Rus mezhebidir; Sabetaycılar “Şabbetay” adını taşıyan en tanınmış kişi olan Sabetay Sevi’nin izleyicileridir.

(Macaristan doğumlu Reformist haham Ignaz Einhorn kendi cemaatinin Şabat ibadetini kültürel olarak Pazar günlerine kaydıracak kadar ileri gitmiştir.)

Bir yıl içindeki haftalık Şabatlar’dan bazıları Özel Sebtler olarak belirlenmiştir, örneğin Pesah’tan önceki Şabat haGadol (kelime anlamıyla “Yüksek Sebt”, ancak diğer Yüksek Sebtler’le karıştırılmamalıdır); ve Yom Kippur’dan önceki Şabat Teşuvah (“Tövbe Sebti”).

Hafta sonu Sebti

Bu konuda ayrıntılı bilgi için Şabaton konusuna bakınız. Modern İsrail’de konuşma dilinde Şabaton veya Şaboson kavramı Şabat’ta veya odak noktası Şabat’ta olmak üzere tüm hafta sonu boyunca düzenlenen bir eğitim faaliyeti veya programı ve çoğunlukla kutlama anlamına gelir.

Bu faaliyetler gençlik grupları, bekâr grupları, havralar, okullar, sosyal gruplar, yardım grupları veya aile toplantıları tarafından düzenlenir, çok nesilli ve geniş kapsamlı veya sınırlı gruplara özgü olabilir ve bir grubun çoğunlukla toplandığı yerde veya alan dışında düzenlenebilir.

Yanlıca “dinlenme” yerine “Şabaton” kavramını kullanılması faaliyet veya programda Şabat’ın öneminin tanındığına işaret eder.

Hristiyan geleneği

Hristiyanlıkta hem yedinci gün Sebti’ni tutanlar hem de birinci günü Sebt olarak tutanlar kendilerini “Sebtî” kabul ederler ve Sebt’i “Rabb’in Günü” (Grekçe κυριακός) olarak görürler, her bir taraf kendi duruşlarının Kitabı Mukaddes’in öğretisi olduğuna inanır; benzer durum Sebt’e ilişkin sağlam ilkeleri izleyen kişiler için de geçerlidir.

Örneğin, “Küriakos” (Vahiy 1:10) ifadesi ya (birinci gün) Yuhanna’nın ruhta alındığı hafta günü ya da (yedinci gün) götürüldüğü yedinci binyıl Sebti olarak anlaşılmaktadır.

Benzer şekilde, Pazar gününü ifade eden “Sunday (kelime anlamı: güneş günü)” sözcüğü de, farklı gruplar tarafından ya o gün yapılan pagan güneş ibadetini (Hezekiel 8:16–18) hatırlattığı için doğru bulunmamakta, ya da Mesih için kullanılan “doğruluk güneşi” (Malaki 4:2) tanımlamasının bir işareti olarak onaylanmaktadır.

Pek çok Hristiyan toplu ibadetin Sebt’le sınırlı olmadığını (Elçilerin İşleri 2:45) ve tüm insanların kastedildiği şekilde “Sebt günü[nün] insan için oldu[ğunu]” (Markos 2:27,KM) kabul etmektedir.

Birinci gün Sebti

Püritenlerin zamanından beri İngilizce konuşan Protestanların çoğu, pek çok Roma Katoliği ve bazı Ortodoks mezheplerinin mensupları gibi, “Rabb’in Günü”nü (yani Pazar) “Sebt”le özdeşleştirmektedir; bu gün Mesih’in dirilişi anısına tutulmakta ve çoğunlukla Efkaristiya’yla birlikte kutlanmaktadır.

Pek çokları için bu dinlenme ve Diriliş Günü’nün anısına toplu ibadet günüdür. Yedi günlük haftanın hem birinci, hem de “sekizinci günü” kabul edilmektedir (gerçi Pazar ISO 8601 standardına göre haftanın “yedinci” günü olarak belirlenmiştir).

Birinci günün tutulmasının “dünyevî” faaliyetlerden titiz bir şekilde kaçınılarak, Yahudi Şabatı’nın tüm kurallarına uymayı gerektirdiğini nispeten az sayıda Hristiyan (İskoçya Kilisesi’nde olduğu gibi) kabul etmektedir.

İlgili Son Zaman Azizler hareketi (Mormonizm) genel olarak birinci gün Hristiyan Sebtî geleneklerinden daha güçlü olanı izleyerek, alışverişten, boş zaman geçirme faaliyetlerinden ve çalışmaktan kesinlikle gerekli olduğu durumlar haricinde kaçınılır.

Tonga’da tüm ticaret ve eğlence faaliyetleri Cumartesi gece yarısından Pazar gece yarısına dek durdurulur, ülke anayasasında bu Sebt sonsuza dek kutsal olarak ilan edilmiştir.

Rabb’in Günü kimi zaman Sebt’in Cumartesi’ye karşılık geldiğine ancak geçerliliğinin kalktığına inananlar tarafından tutulmaktadır.

Doğu Ortodoksluğunda, Etiyopya Ortodoks Tevahedo Kilisesi birkaç yüzyıl boyunca, diğer Ortodoks geleneklerinde olduğu gibi, hem Pazar Diriliş Günü’nü, hem de Cumartesi Sebti’ni farklı şekillerde tutmuştur.

Püriten Sebtîliği veya Reform Sebtîliği, Hristiyanlık içinde Sebt’in genel olarak dinlence faaliyetlerinden kaçınılması özelliği öne çıkarak katı şekilde tutulmasıdır.

Westminster İnanç Açıklaması’nda ifade edilen “Püriten Sebti” çoğunlukla “Kıta Avrupası Sebti” ile kıyaslanmaktadır; bunlardan ikincisi Heidelberg İlmihali gibi Kıta Avrupası Reform inanç açıklamalarını izler, burada Rabb’in Günü’nde istirahat ve ibadet edilmesi vurgulanmakta, ancak dinlence faaliyetleri yasaklanmamaktadır.

Yedinci gün Sebti

Bazı Hristiyan mezhepleri Sebt’i Yahudiliktekine benzer bir şekilde tutmak için Kitabı Mukaddes’in desteğini aldıkları düşüncesindedir, ancak Sebt günü Cumartesi akşam karanlığı çöktüğünde değil, Cumartesi günbatımında sona erer.

Erken dönem kilise tarihçileri Sozomen ve Sokrates, yedinci günün Roma ve İskenderiye’deki Hristiyanlar haricinde Hristiyan ibadet günü olduğunu belirtirler.

Orta Çağ boyunca pek çok Sebtî Yahudi¬–Hristiyan topluluklara tanık olunmuştur; Szekler Sebtîleri 1588 yılında Transilvanya Üniteryen Kilisesi’nden ayrılarak kurulmuş ve topluluk 1870’lerde Yahudiliğe ihtida edinceye dek varlığını sürdürmüştür.

Yedinci Gün Baptistleri 17. yüzyıl ortalarından beri Sebt’i Cumartesi günü (gerek günbatımından, gerek gece yarısından itibaren olmak üzere) kutlamışlar ve Amerika’da (sayıları şimdi daha fazla olan) Yedinci Gün Adventistlerini etkileyerek 19. yüzyıl ortalarında bu uygulamaya başlamalarını sağlamışlardır.

Belirtilen topluluklar ve diğerleri, İsa’nın örnekliğine göre, yedinci gün Sebti’ni tutmanın On Emir’de yer alan diğer emirlerin her birine denk ahlakî bir sorumluluk olduğuna inanırlar.

Ayrıca Kutsal Yazılar’da Allah’ın yedinci günü “Sebt günlerim” (Çıkış 31:13–KM) ve “RABBE mukaddes Sebt günü” (Çıkış 16:23–KM) olarak nitelendirmesine ve İsa’nın kendisini “Sebt gününün Rabbi” (Matta 12:8–KM) olarak adlandırmasına dayanarak, “Rabb’in Günü” ifadesini yedinci gün anlamında kullanırlar.

Yuvarlak olan yeryüzünde Sebt’in dünya çapında tanımlanması sorununu bazı yedinci gün Sebtîleri Uluslararası Tarih Değiştirme Çizgisi’nden faydalanarak (yani yerel dinlenme günü düzenlemesine izin vererek, Ester 9:16–19) çözmüşlerdir, başkaları ise (Alaskalı bazı Sebtîler gibi) Sebt’i Yeruşalim zamanına göre tutmaktadır (yani Daniel 7:25 ayeti uyarınca insan eseri dünyevî gelenekleri reddetmektedirler).

Afrika’nın güney kısmında yaşayan Lemba halkının büyük kısmı, diğer bazı Afrika kabileleri gibi Hristiyandır ve Kitabı Mukaddes zamanının İsraillilerinden geldiklerini iddia ederek, Sebt gibi haftada bir günü kutsal tutmakta ve Yahudiliğe ilişkin olarak görülen pek çok inanç ve uygulamayı sürdürmektedirler.

Aylık Sebt

Her 29 veya 30 günde bir görülen yeni ay, Yahudilikte ve diğer bazı inançlarda ayrıca kutsanmış olan özel bir gündür.

Yaygın olarak Sebt kabul edilmez, ancak bazı mesihî ve Pentekostçu kiliseler, örneğin Peru yerlileri olan Yeni İsrailliler ve Yaratılış Yedinci Gün Adventist Kilisesi yeni ay gününü akşamdan akşama Sebt veya dinlenme günü olarak tutarlar. Yeni ay ibadetleri tüm gün boyunca sürebilir.

Yıllık Sebt

Yemin Günü veya Dingane Günü (Afrikaanca Geloftedag veya Dingaansdag, 16 Aralık) Güney Afrika’da Boerlerin Zululara karşı kazandığı ünlü bir zaferin kutlandığı dinî bayramın adıydı.

Yıllık bir Sebt (kutsal bir şükran günü) olarak 1838 yılından beri kutlanan günün adı 1994 yılında Uzlaşma Günü olarak değiştirilmiştir.

Yıldönümü ve bunun anılması Afrikaner ve Güney Afrika milliyetçiliğinin çeşitli kollarıyla yakından bağlantılıdır.

Bin yıllık Sebt

Üçüncü yüzyıl başlarında yaşayan Romalı Hippolitus’tan beri, Hristiyanlar çoğunlukla Yaratılış’tan altı bin yıl sonra başlaması beklenen bin yıl sürecek bir Sebt’in Vahiy kitabı’nda tanımlanan binyıl ile aynı olduğunu düşünmüşlerdir.

Bu görüş 19. ve 20. yüzyılda dispensasyonal premilenyalistler arasında da yaygındı.

Genel anlamda Sebt’in lafzî veya ruhsal olarak her şekilde tutulması anlamına gelen “Sebtçilik” veya “Sebtîlik” (Grekçe Sabbatismos) kavramı da İbraniler 4:9 ayetinde bu tanıma özel bir atıfta bulunulacak şekilde ele alınmıştır.

Ruhsal Sebt

Diğer bir azınlık görüşüne göre, bazı modern Hristiyanlar Sebt ilkelerini tasdik eder, ancak gün tutmayı Cumartesi veya Pazar’la sınırlamayarak, Sebt’in ruhunu yerine getirmek için haftanın herhangi bir gününde dinlenilmesini, veya Sebt’in Mesih’te rahat bulmanın mecazî bir ifadesi olduğunu savunurlar.

Bu kişiler Sebt’i harfi harfine değil ruhsal olarak yerine getirilmesi gereken bir ilke olarak görür, İsa’da sunulan istirahatin Yeni Ahit’te “Sebt”in kelime kökünü içeren tek öğüt olduğunu (Matta 11:28) ve kimi zaman da bir günün yerine getirebileceğinden daha kalıcı bir istirahat olduğunu (İbraniler 4:9) savunurlar.

Diğer dinî gelenekler

Babil dinlenme günleri

Babilliler yeni aydan itibaren 7., 14., 21. ve 28. günleri “kutsal günler” olarak kutluyorlardı, bunlar aynı zamanda “kötü günler” olarak da adlandırılıyordu (yasaklanan faaliyetler için “uygunsuz” anlamında).

Bu günlerde devlet memurları çeşitli faaliyetlerden men edilerek sıradan insanların “dilek tutmaları” yasaklanırdı ve en azından 28. gün “dinlenme günü” olarak biliniyordu.

Her bir günde başka bir tanrı ve tanrıçaya adaklar sunulurdu.

MÖ 6. yüzyıldan kalma tabletlerde Büyük Koreş ve Kambises’in saltanat dönemleri bu tarihlerin kimi zaman gerçeğe uygun olduğunu göstermektedir.

29 veya 30 günlük kamerî ay temel olarak yedi günlük üç hafta ve yedi gün döngüsünü bozan dokuz veya on günlük son haftadan meydana geliyordu.

Babilliler ayrıca 19. günü de özel bir “kötü gün”, “öfke günü” olarak kutluyorlardı, zira bu kabaca (bir önceki) ayın 49. günü olarak bir “haftalar haftası”nı tamamlıyordu, bu güne ait kurbanlar ve yasaklar da vardı.

Friedrich Delitzsch’in İbrani Şabat’ı ile Babil ay döngüsünü bağdaştıran köken teorisindeki sorunlar arasında kesintiye uğramayan hafta ile ay haftası arasındaki farklılıkların uzlaştırılması ile ay haftasına herhangi bir dilde Şabat adını veren metinlerin olmayışı yer alır.

Kırık bir tabletin rekonstrüksiyonu nadiren karşılaşılan Babil–Akatça Sapattum veya Sabattum sözcüğünü dolunay olarak tanımlamaktadır: bu sözcük İbranice Şabat sözcüğüyle aynı kökten gelen veya kaynaşmış bir sözcüktür, ancak haftalık değil aylık bir kavram ifade eder.

Sümerce sa–bat (“ara–dinlenme”) sözcüğünün başka bir şekli olarak kabul edilmektedir, Akatça’da buna um nuh libbi (“ara–istirahat günü”) olarak rastlanır.

Bu sonuç hasar görmüş olan Enûma Eliš yaratılış mitinin içeriksel restorasyonu ile çıkarılmıştır, burada şöyle yazmaktadır: “[Sa]pattu günü, o zaman göreceksin, ara[ay]lık.”

Zerdüştî takvimi yedinci günü ve ayın diğer günlerini Ahura Mazda’yla ilişkilendirmede Babil takvimini takip eder.

Amor kökenli olduğu sanılan pentekontad [hamşatum] takvimi, Babillilerce Şappatum olarak bilinen bir dönem içerir.

Yıl elli günden meydana gelen yedi döneme bölünür, bunların her biri yedi haftalık Sebt günü içeren yedişer günlük yedi haftadan ve atzeret adıyla anılan fazladan bir ellinci günden meydana gelir, buna ek olarak Şappatum olarak bilinen yılda on beş veya on altı günlük bir dönem ilave edilir, bu her yılın sonundaki hasat zamanıdır.

1940’larda Hildegaard ve Julius Levy tarafından keşfedilen ve yeniden oluşturulan takvimin kullanımı Batı Mezopotamya ve çevre bölgelerde M.Ö. 3. binyıla veya daha eskiye dayanmaktadır; Kenanlı kabileler tarafından kullanılmıştır, Kral Süleyman’ın zamanından önce İsrailliler tarafından da kullanıldığı düşünülmekte ve Kumran’da bulunan Essenilerin liturjik takvimiyle ilişkilendirilmektedir.

Modern çağda dahi kullanılan bu takvimin çeşitli biçimleri Nesturîlikte ve Filistinli fellahlar arasında da bulunmuştur.

Julius Morgenstern Jübilelerin takviminin kökeninin pentekontad takvimin bir şekilde değiştirilmiş hali olarak kadim çağa dayandığını düşünüyordu.

Cumartesi gününün Sebt oluşu

İngilizcedeki halk geleneklerinden biri “Sabbath (Sebt)” sözcüğünün gece yarısından gece yarısına “Cumartesi (Saturday)” ile eşanlamlı olmasıdır (bu günün adı en az on dilde Satürn’ün günü anlamına gelen bir sözcükle ifade edilmektedir); bu, ikisinin denk gelmediği diğer dinsel bağlamlarda “Sebt” sözcüğünün kullanımının basitleştirilmiş bir halidir.

(Ayırıcı olarak günbatımı yerine gece yarısının kullanılması Roma İmparatorluğu’na kadar uzanmaktadır; bakınız Yuhanna 19:14 ve Matta 27:1, 2.) Otuzun üzerinde dilde yedi günlük hafta içinde bu günün yaygın adı “Sebt” ile aynı kökten gelmektedir.

Orijinali “Sabbadini” olan ve sık sık “Sabatini” şeklinde de yazılan “Sabbatini” İtalyancada yaygın bir isim biçimidir (Grekçe biçimi “Sabbatos”dur), büyük atası Cumartesi (İtalyancada sabato) günü doğmuş olan bir aileyi ifade eder; “Domenico” da Pazar günü doğanları gösterir.

Vampir avcılığı efsanesinde Cumartesi günü doğan insanlar özel olarak Grekçe sabbatianoí, Bulgarca sâbotniçavi olarak adlandırılır (İngilizceye “Sabbatarians (Sebtîler)” olarak çevrilir).

Ayrıca Balkanlarda Cumartesi doğan bir kişinin başkalarına görünmez olan bir vampiri görebildiğine inanılırdı.

İslamî dinlenme günü

Kuran yedi aşamalı Yaratılış dönemini (32:4, 50:38) ve Kitabı Mukaddes Sebti’nin yedinci gün olduğunu onaylar (yevm es-Sebt: 2:65, 4:47, 154, 7:163, 16:124), ancak Allah’ın Yaratılış’ın ardından arşa kurulması (tahta oturması), Elohim’in işini tamamlaması ve dinlenmesinden farklı olarak ele alınır, bu nedenle Müslümanlar Sebt istirahati yerine cuma (Arapça جمعة) namazını uygularlar. “Cuma namazı” her Cuma (Toplanma Günü) öğle vaktinden hemen sonra, günlük zuhr (öğle) namazının yerine kılınır; Adem’in oğullarının sevgiyle bir araya gelmesi şeklinde, Adem’in altıncı gün yaratılışı anılır. Kuran şöyle der: “Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah’ı anmaya koşun, alışverişi bırakın.

Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır” (62: 9).

Bir sonraki ayet (“Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın...”) pek çok Müslümanın Cuma’yı dinlenme günü olarak düşünmeyip, Endonezya’da olduğu gibi yedinci gün Sebti’nin değişmediğini kabul etmeye yöneltmiştir; ancak pek çok Arap ülkesinde, örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nde Cuma günü tatil veya hafta sonu olarak görülmekte; Pakistan gibi diğer bazı İslam ülkelerinde ise yarım gün istirahat zamanı (Cuma namazından sonra) olarak değerlendirilmektedir.

Cuma namazına katılmak bölgede yasal olarak ikamet eden tüm hür yetişkin erkekler için kesin zorunluluktur.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Talmud (İbranice: תלמוד), Yahudi medeni kanunu, tören kuralları ve efsanelerini kapsayan dini metinlerdir. İbranice lamad (öğrenmek) kökünden gelir.

Mişna ve Gemara bölümlerinden müteşekkildir.

Talmud'un iki versiyonu vardır: 3. ila 5. yüzyıla ait olduğu kabul edilen[1] ancak daha eski dökümanları da içeren Babil Talmudu ve daha eski olan Filistin ve Yeruşalayim (Kudüs) Talmudu.[2]

Musevilik'te önceleri Sözlü Tevrat olan Tora Şebealpe daha sonraları Mişna ismiyle yazılı hale getirilmiştir.

Mişna temel olarak Musevi Ceza hukuku olarak tanımlanabilir daha sonraları Hahamlarca Mişna'nın daha derinlemesine açıklamaları yapılmış ve buna Gemara adı verilmiştir.

Mişna

Sözlü kanunlar ilk defa olarak Rabi Yehuda HaNasi tarafından derlenmiş ve Mişna (משנה) adı verilmiştir.

Mişna, İbranice tekrarlayarak belleme anlamındaki Şana kelimesinden gelir. İbranice olarak kaleme alınmıştır.

Mişna 6 Bölümden oluşmaktadır, bunlara İbranice sedarim (tekili seder סדר) denir.

Bu altı bölümden her biri kendi aralarında 7 ila 12 alt bölüme ayrılır bu her alt bölüme de İbranice masehtot (tekili masehet מסכת) denmektedir.

Mişna’da Toplam 63 altbölüm bulunmaktadır.

Bunlar:

Birinci Bölüm: Zeraim ("Tohumlar"). 11 alt bölümden oluşur. Tarımla ilgili kanunlar ve Kohen, Levi, Fakir ve Hastaların payları ile ilgili bölüm.

İkinci Bölüm: Moed ("Kutsal Günler"). 12 alt bölümden oluşur. Yahudi Takvimi, Bayramlar ve bunlarla ilgili hükümler.

Üçüncü Bölüm: Naşim ("Kadınlar"). 7 alt bölümden oluşur. Evlenme, boşanma, kadın erkek ilişkileri ve Nazirlik ile ilgili hükümler.

Dördüncü Bölüm: Nezikin ("Zararlar"). 10 alt bölümden oluşur. Yahudi Ceza ve Medeni Hukuku ve Mahkemeler üzerinedir.

Beşinci Bölüm: Kodşim ("Kutsal Şeyler"). 11 alt bölümden oluşur. Tapınak’daki kurban törenleri ve yenmesi yasak ve mübah olan yiyecekler hakkındadır.

Altıncı Bölüm: Taharot ("Temizlik, Arılık"). 12 alt bölümden oluşur. Arınma ritüellerini ve kanunlarını hakkındadır.

Biçim ve Üslubu

Mişna biçimi genellikle iki din bilgesinin soru cevabı biçimindedir. Soru sorana makşan, cevaplayana ise tartzan denir. Bu fikir alışverişi de Gemara’nın yapıtaşlarını oluşturur

Mişna metni yaklaşık MÖ 100 ile MS 200 yıllarında yaşamış hahamların deyişlerini içermektedir.

Bu hahamlara Tanaim, “öğretmenler” denir.

Bu gruba Rabi Şimon Ben Zakay, Rabi Şimon Bar Yohay, Rabi Akiva ve Rabi Yehuda HaNasi gibi büyükler hahamlar dahildir.

Gemara

Bundan yaklaşık 300 yıl kadar sonra Babil’de ve İsrail’de Büyük Hahamlar Komitesi toplanmış ve Mişna’nın analizini yapmışlardır.

Bu analize Gemara (גמרא) adı verilir ki Tamamlama anlamına gelir. Talmud Aramice olarak kaleme alınmıştır.

Gemara metnini oluşturan Hahamlara Amoraim, “açıklayıcılar ya da “yorumcular” denir. Bu gruba Rav Aşi, Rav Yohanan dahildir.

Gemara, Mişna’nın 63 alt bölümünden sadece 37 tanesinin analizini yapmıştır bunlar:

Birinci Kısım: Zeraim ("Tohumlar"). 1 alt bölümden oluşur.

Berahot

İkinci Kısım: Moed ("Kutsal Günler"). 11 alt bölümden oluşur.

Şabat

Eruvin

Pesahim

Şekalim

Yoma

Suka

Beitsa

Roşaşana

Taanit

Megilla

Moed Katan

Üçüncü Bölüm: Naşim ("Kadınlar"). 7 alt bölümden oluşur.

Hagiga

Yevamot

Ketubot

Nedarim

Nazir

Sota

Gitin

Dördüncü Bölüm: Nezikin ("Zararlar"). 8 alt bölümden oluşur.

Kiduşin

Bava Kama

Bava Metsia

Bava Basra

Sanhedrin

Makat

Şevuot

Avoda Zara

Beşinci Bölüm: Kodşim ("Kutsal Şeyler"). 9 alt bölümden oluşur.

Horayot

Zevahim

Menahot

Hulin

Behorot

Erhin

Temura

Keritut

Melia

Altıncı Bölüm: Taharot ("Temizlik, Arılık"). 1 alt bölümden oluşur.

Nida

Agada

Talmud’un içinde yer alan detaylı ve anlaşılması zor açıklamaları ve analizleri daha eğlenceli hale getirmek havayı hafifletmek için, hikâyeler, fıkralar, vecize ve efsanelerle daha çekici hale getirmek için yazılmıştır yaklaşık Talmud’un %30’unu meydana getirir.

Bu hikâyeler Yahudi halkı için hayati önem taşımaktadır çünkü Yahudi kanunu Tevrat’taki bir cümleyi okuyup onu sözcüğü sözcüğüne hiçbir zaman uygulamamıştır.

Örneğin Tevrat’ta geçen göze göz, dişe diş sözü "Eğer biri seni kör ettiyse, sen de gidip onu kör etmelisin" şeklinde anlaşılmaz ve yahudi kanununda böyle uygulanmaz.

Yahudi kanununa göre: Toplumda iki kör kişinin ortaya çıkmasının kime ne yararı olacaktı? bu yüzden bu söz her zaman iki düzeyde anlaşılır

Adaletin orantılı olması gerektiği (bir göz için bir hayat değil)

Bir gözün değerine karşılık bir gözün değeri, yani maddi hasarlar için.

Kudüs Talmudu ve Babil Talmudu

Sadece bir Mişna olmasına rağmen iki farklı Gemara bulunmaktadır Yeruşalmi ve Bavli dolayısıyla bu her iki Gemara farklı iki Talmud oluştururlar.

O yıllarda Yahudi nüfusun büyük bir bölümü Roma İmparatorluğu’nun sınırları dışında Babil’de yaşıyordu, Babil'deki hahamların tartışmalarından derlenmiş olan Gemara'dan oluşan Talmud'a Talmud Bavli veya Babil Talmudu denildi.

İsrail toprağında ise ayrı tartışmalar yer aldı, bunlardan oluşturulan Gemara'dan oluşan Talmuda ise Talmud Yeruşalmi ya da Kudüs Talmudu denildi.

(Gerçekte Kudüs Talmudu Kudüs'de değil, Sanhedrin’in bulunduğu Tiberya’da yazılmıştı ancak Sanhedrin’in bulunduğu yere saygı ifadesi olarak Kudüs Talmudu ifadesi tercih edilmiştir).

Kudüs Talmudu, Babil Talmudu'ndan çok daha kısa, anlaşılması çok daha karmaşıktı çünkü düzenlenmesi aceleye gelmişti.

O yıllarda İsrael’deki durum, Yahudiler için çok daha istikrarlı olan Babil’deki ortamdan çok daha kötüydü.

Bu sebeple Yahudi Haham okulları olan yeşivalarda çalışmalar Babil Talmudu ile yürütülür.

Talmud Yeruşalmi (Kudüs Talmudu)

İsrailli Akademisyenlerin yaklaşık Mişna’yı 200 sene analiz etmeleri neticesinde ortaya çıkmıştır.

Rav Muna ve Rav Yossi tarafından birlikte kaleme alınmıştır

Talmud Bavli (Babil Talmudu)

Kudüs Talmudun’dan yaklaşık 100 yıl kadar sonra Babilli Musevi Akademisyenlerin Mişna’yı analizleri sonucu kaleme alınmış Kudüs Talmud’undan çok daha kapsamlı bir derlemedir.

Rav Aşi ve Ravina, 550'li yıllarda Babil Yahudi Topluluğunun önde gelen iki lideriydi.

Rav Aşi 427 yılında öldüğünde Talmud’un ilk versyonunu yazmıştı, onun ölümünden sonra Ravina onun çalıştırmaları daha da geliştirdi..

Bu çalışma Savoraim ya da Rabbanan Savoraei tarafından (Talmud Sonrası Hahahmlardan), devam ettirildi. Yaklaşık 250 sene kadar süren son çalışmalarla 700 yılına doğru son şeklini aldı.

Babil Talmud’un modern basımı Mişna’nın tamamını ve 37 Alt bölümünün Gemara’sını içerir.

5894 sayfa 2.5 milyon kelimeden fazla kelime içerir.

Talmud’un Çift sayfa olarak yazılır ve bu sağlı sollu sayfalara Daf adı verilir A ve B dafları bulunur ve “Altbölüm daf a/b” formatında ifade edilir (Şabat 20/b)

Babil Talmud’unun ilk yorumları Raşi (Rabi Şlomo Yitsaki, 1040-1105) tarafından yapılmıştır.

Yorumlar çok ayrıntılı bir biçimde tüm Talmud’u kapsar, neredeyse bütün kelimeler açıklanır.

Yorumlar Tosafot ("Ekler") olarak bilinir ve Dafların daha kolay anlaşılmasını sağlar

Konular

Talmud’u okumak çok sayıda argümanı okumak anlamına gelir. Her sayfada hahamlar sürekli tartışır.

Bu tür bir tartışmaya (amacı gerçeğin özüne ulaşmak olan) pilput denir.

Bu sözcük yeşiva dünyasının dışında ise olumsuz bir çağrışıma sahiptir çünkü bu tartışmaları okuyan eğitimsiz kişinin gözünde hahamlar sadece kılı kırk yarmaktadır.

Hahamların gündelik yaşamda hiçbir uygulaması olmayacak konular üzerinde bile tartışmasının nedeni gerçeğe soyut bir şekilde ulaşmak, prensibi ortaya çıkarmaya çalışmaktı.

Bu hahamlar gerçeğin ne olduğunu anlamak ve doğru olanı yapmakla ilgileniyordu.

Önemli bir başka nokta ise hahamların hiçbir zaman büyük konular hakkında tartışmadıklarıdır.

Domuz yemek ya da yememek, Şabat günü ateş yakılabilir mi yakılamaz mı gibi konularda bir tartışma bulmak mümkün değildir.

Bu konularda tam bir anlaşma sözkonusudur.

Sadece küçük ayrıntılar tartışma konusudur.

Bugünkü Talmud’un çevre metni Rişonim’i, yani ilkler'i de içerir:

Şulhan Aruh olarak bilinen Yahudi kanunun 16. yüzyıldaki yazarı Rabbi Yosef Karo’dan önce gelen haham otorileri.

Rişonimler'in en önde gelenleri arasında Raşi, öğrencileri ve soyundan gelenler, Tosafos’un baş yazarları olan Maimonides ve Nahmanides de yer alır.

Talmudun kullanımı

Talmud Yeşiva adı verilen haham yetiştiren okullarda, okutulur.

Bu okullarda öğrencilere gereken Arapça ve Aramice dilleri öğretildikten sonra sınıfça grup halinde bir imam eşliğinde her bir alt bölüm üzerinde uzun ve hararetli tartışmalar yapılır.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Avdala (İbranice: הבדלה) yeni haftaya girerken Şabat'ın ve bayramın bittiğini sembolize eden bir Yahudi seremonisidir.

Şabat Cumartesi günleri hava karardığında sona erer.

Cumartesi akşamı gökte 3 yıldız göründüğünde Avdala okunur.

Eğer herhangi bir sebeple Avdala'nın okunmasına fırsat bulunamazsa bu dua Perşembe akşamına kadar ertelenebilir.



Avdala duasını okuyan bir haham

Avdala genellikle kaşer şarap veya kaşer üzüm suyu eşliğinde okunur.

Şarap veya üzüm suyu bulunamaması durumunda ise su hariç herhangi bir içecekle de bu tören gerçekleştirilebilir.

Şabat'ın bitiminde birden fazla fitilli, örgü şeklinde mum yakılır, dua okunur ve adet gereği eller muma yakın tutularak ışığın tırnaklardan yansıması sağlanır.

Bir baharat kutusu elden ele geçirilerek koklanır, Sefarad cemaatlerinde ise aromatik bitkiler de kullanılır.

Yom Kippur bitiminde ise mum yakılmasına rağmen baharat kullanılmaz.

Avdala, beş duyusunu kullanabilen kişiler için makbuldur: şarap tadılır, baharat koklanır, mumun ateşi görülür ve sıcağı hissedilir, dua duyulur.

Bazı cemaatlerde Avdala bitişinde arta kalan şarap bir kaseye boşaltılır ve mum içinde söndürülür.

Bunu sebebi ise şarabın bir sevap için kullanıldığı ve başka bir amaçla kullanılmamasıdır.

Şabat bitişinde eğer yeni bir bayram başlıyorsa Avdala için gereken dua okunur fakat baharat kullanılmaz ve örgülü mum yerine bayram mumları kullanılır, böylece bayramın bitmediği simgelenir.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Bat Mitsva (İbranice:בת מצוה), Yahudilikte kız çocuklarının rüşt aldığını ilan etmek amacıyla yapılan törendir.

Gerçekleştirilme zamanı siklusa (12-13 yaş) paraleldir.

Etimolojik Kökeni

Bat Mitsva kelimesi kız çocuğu anlamına gelen bat (İbranice: בַּת) ve kural, kanun anlamına gelen mitzvah (İbranice: מִצְוָה) kelimelerinden türemiştir.

Kültürel Gelişimi

Bat Mitsva töreni, bar mitsva töreninin aksine reformist yapıya sahiptir, kökeni 19.yüzyıla dayanır.
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Brit Mila (İbranice: בְּרִית מִילָה, Sünnet antlaşması) Yahudi erkek çocuklarına sekiz günlükken Mohel tarafından yapılan sünnet törenidir.

Bu törende mohel, bebeğe bir Yahudi adı verildikten sonra bebeğin sünnet derisini alır ve üreme organından kan akıtır.

Yahudi dininin babası olan Avraam, tarihte ilk Brit Mila olan kişi olarak kabul edilir ve kendi kendini 99 yaşındayken Tanrı'yla yaptığı bir antlaşma sonucu sünnet etmiştir.

Avraam, kendi soyundan gelenlere büyük bir sadakatla Tanrı'ya hizmet etmelerini öğreteceğine dair yemin etti.

Buna karşılık Tanrı, Avraam'ın soyunun hayatta kalacağını garanti edeceğine dair söz verdi.

Nitekim, Avraam'ın soyu İshak oğlu Yakup aracılığıyla İsrailoğulları; ve İsmail aracılığıyla Araplar olarak devam etmektedir.

Sünnet töreninin diğer Yahudi törenlerinden ayıran bir özelliği, eğer sünnet günü şabat'a denk gelirse diğer törenler gibi ertelenmeyişidir. Sünneti erteletebilecek tek unsur bebeğin sağlığıdır.
Kan

Sünnet'te kan akıtılması esas olduğu için lokal anestezi gibi yollarla yapılan tören geleneklere aykırıdır çünkü bu tip prosedürler kan deveranını yavaşlattığı için kan akımını engeller.

Yahudiliğe geçmek isteyen erkek sünnet olmalıdır; eğer erkek hali hazırda sünnetliyse penisinin üstüne sembolik olarak bir damla kan akıtılarak sünnet töreni düzenlenir.

Tora'daki sünnetle ilgili hükümler

Tora'nın Yaratılış kitabında Avraam ile Tanrı'nın antlaşması anlatılır:

“ Avram doksan dokuz yaşındayken Rab ona görünerek, "Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'yım" dedi, "Benim yolumda yürü, kusursuz ol.

Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım." Avram yüzüstü yere kapandı.

Tanrı, "Seninle yaptığım antlaşma şudur:" dedi, "Birçok ulusun babası olacaksın.Artık adın Avram değil, İbrahim olacak.

Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım. Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak.

Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin ve senden sonra soyunun Tanrısı olacağım.

Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim.

Onların Tanrısı olacağım." Tanrı İbrahim'e, "Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız" dedi, "Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur:

Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.

Sünnet olmalısınız, sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.

Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan herhangi bir yabancıdan satın alınmış köleler de içinde olmak üzere sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.

Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek.

Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak.

Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacaktır, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir." ”

—Yaratılış 17:1-14, [2]

Ayrıca, sünnet kuralı Tora'nın Levililer kitabında da yinelenir: "Çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli"
 

aRMiNa

Elmas Üye
Katılım
10 Nisan 2011
Mesajlar
43,151
Puanları
38
Yaş
39
Tepkime puanı
9

Pidyon HaBen, ya da kısaca Pidyon (İbranice: פדיון הבן‎, Anlam:

Erkek çocuğu [rehinden] kurtarma), ilk doğan erkek çocuğu Kudüs Tapınağı'ndaki görevlerinden azat etmek için çocuğu bir Kohen'den "kurtarmak" adına yapılan bir ayindir.

Bugün Kudüs Tapınağı olmamasına rağmen bu ayin Tutucu ve Ortodoks Yahudiler tarafından hala icra edilir.

Tora'daki Referanslar

Bu liste konuyla ilgili ayetleri içerir:

Çıkış (Exodus) 13:12-15

Çıkış (Exodus) 22:29

Çıkış (Exodus) 34:20

Sayılar (Numbers) 3:45

Sayılar (Numbers) 8:17

Sayılar (Numbers) 18:16

Levililer (Leviticus) 12:2-4

Ayrıca Şulhan Aruh Yoreh De'ah 305 ve Luka İncili 2:22-24'te Pidyon'la ilgili maddeler bulunur.

İlkeler



Mücevherlerle donatılmış Pidyon olacak çocuk

Şulhan Aruh'ta belirtildiği üzere:

Çocuğun ilk çocuk olması gerekir.

Çocuğun erkek olması gerekir.

Çocuğun vajinal yolla doğması (Sezaryen ile doğmaması) gerekir.

Çocuğu, babası, eski tapınaktaki dini adamları simgeleyen bir Kohen'den[4] 5 Şekel (eski bir ağırlık birimi) gümüş para karşılığında "kurtarabilir".

Çocuğun babası Kohen ya da Levi ise veya çocuğun annesi bir Kohen'in ya da Levi'nin kızıysa (Yani dedelerinden herhangi biri Kohen ya da Levi ise) ayin yapılmaz.

Seremoni, çocuk 29,5 günlükken (yani İbrani takvimine göre 1 aylıkken) yapılmalıdır ve geleneksel olarak yemek ikram edilmelidir.

Pidyon'un yapılması gereken gün Şabat veya oruç gününe düşerse seremoni ertelenir çünkü Yahudilikte kutsal günlerde para takası günahtır.

Muafiyet

Birinci oğul Sezaryen ile dünyaya gelirse, ikinci çocuk vajinal yolla doğsa bile Pidyon yapılmaz.

Annenin ilk hamileliği düşükle sonuçlanıp ikinci hamileliğinde vajinal yolla bir oğul doğurursa:

Düşük ilk 3 aydan sonra olursa ikinci hamilelikte doğan erkek çocuğa Pidyon yapılmaz.

Düşük ilk 40 gün içinde olursa ikinci hamilelikte doğan erkek çocuğa Pidyon yapılır.

Düşük ilk 40 günden sonra fakat 3 aydan evvel olursa ikinci hamilelikte doğan erkek çocuğa Pidyon yapılır fakat baba çocuğunu kutsayamaz.

Çocuğun annesi bir Kohen'in kızıysa çocuğa Pidyon yapılmaz fakat bazı otoriteler çocuğun babasının Yahudi olmaması durumunda Pidyon'un yapılması gerektiğini savunur.

Bu kriterlere uygun olan doğumların oranı sadece %2 olduğundan sıkca yapılan bir tören değildir.

Tören

Baba oğlunu Kohen'in önüne çıkarıp İsrailoğulları'ndan olan annesinin ilk oğlu olduğunu ve Tora'daki kurallar çerçevesinde çocuğunu kurtarmak istediğini belirtir.

Kohen, babaya çocuğunu mu yoksa beş gümüş Şekel'i mi istediğini sorar.

Baba çocuğu seçer para Kohen'de kalır.

Böylece Kohen çocuğun kurtulduğunu açıklayıp çocuğu kutsar ve ailesine iade eder.

Para

Kohen'e verilen paraların saf gümüş ağırlığı toplam 100 ila 117 gram arası olmalıdır, aksi takdirde yapılan Pidyon töreni geçerli sayılmaz.

İsrail'de sırf bu tören için hazırlanmış tanesi 23,4 gram olan gümüş paralar basılmıştır.

Her ne kadar Yahudi kurallarına göre bu para Kohen'e aitse de genelde bu para aileye çocuk için hediye olarak iade edilir çünkü bugünün anlayışıyla bu tören sadece semboliktir.

Bunun karşılığında da çocuğun babası hizmetlerinden dolayı Kohen'e nakit para hediye eder.

Kadınlar ve Pidyon HaBen

Bazı Ortodoks Yahudileri, bir Kohen erkeği bulunmadığı durumlarda bir Kohen kadınıyla evli adamın bu görevi yapabileceğini savunur.

Bu durum Modern Ortodoks Yahudilerinin üzerine tartıştığı konulardan biridir.

Yahudiliğin hiçbir dalında Pidyon HaBat yani kız çocuğunu kurtarma töreni görülmemiştir.
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 3)

Üst