Neler yeni

Yavuz Sultan Selim

YouMyCure

Kayıtlı Üye
Katılım
24 Mart 2019
Mesajlar
493
Puanları
43
Konum
Dublin
Tepkime puanı
205
Ünvanı: 9. Osmanlı Padişahı
Saltanatı: 1512-1520
Babası: II. Bayezid Han
Annesi: Aişe Hatun
Doğumu: 10 Ekim 1470
Vefatı: 22 Eylül 1520



1512 seneninde Amasya'da doğdu.
Küçük yaştan ardından Kur'an-ı Kerim, tefsir, hadis ve fıkıh dersleri yanısıra yüksek fen ilimlerini de öğrendi.
Çok çevik ve zeki olup ok atmak, güreş tutmak ve kılıç kullanmak konusunda ustalık sahibiydi.
Arabi ve Farisi'yi harika tek şeklinde konuşurdu.
Babası II.
Bayezid padişah olduktan ardından , askeri sevk ve yönetim ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için Trabzon'a vali belirleme edildi.
Yavuz Sultan Selim Trabzon valisi iken, Şah İsmail'in (1502-1524) siyasi-dini faaliyetleri ile Osmanlı Devleti için defa devasa tek tehlike arzettiğini görüyor ve ona göre tedbirler düşünüyordu.
Hatta bazı zamanlar bu devlet üstüne ufak çapta akınlar da yapıyordu.
Nitekim, 24 Nisan 1512'de babasının adına geçince de ilk seferini, Osmanlı Devleti'ni evvel ayırıp parçalama, ardından da yıkma amaçlarını güden Safeviler üstüne yaptı.
İstanbul'da Eyüp ve başka kutlu kabirleri ziyaret ederek zafer duaları yaptıktan ardından silahlı gücüyle harekete geride bıraktığımız Selim Han günlerce yol aldıktan ardından nihayet 23 Ağustos 1514'de Çaldıran Ovası'nda Safevi silahlı gücüyle karşılaştı.
Yavuz ve silahlı gücünün kudretiyle sıcak silahların avantajı vasıtası ile Osmanlılar parlak tek zafer kazandı.
İran silahlı gücünün devasa kısmı imha edilirken birçok Safevi kumandanı ile Şah İsmail'in zevcesi tutsak alındı.
İran'ın baş kenti Tebriz'e giren Yavuz Sultan Selim Han, kentteki camileri onarım ettirdi ve halka huzur verdi.
Bu zafer ile Osmanlı sınırı Fırat'tan Azerbeycan'a ve İran içlerine kadar uzadı.
Yavuz Sultan Selim ikinci seferini Memlüklüler üstüne yaptı.
Bu seferin esas nedeni Memlüklülerin Osmanlı Devleti'nin kuvvetlenmesinden kaygı ederek şii Şah İsmail ile ittifak içine girmesi idi.
Şah İsmail'i tek darbede saf dışı bırakan Cihangir padişah bu kez da yıldırım sureti ile Mısır ordularını 24 Ağustos 1516'da Mercidabık ve 26 Mart 1517'de Ridaniye'de kazandığı zaferler ile berbat etti.
Artık Memlük Devleti kalmamış, tüm Arap ülkeleri Osmanlı hakimiyetine girmişti.
Bu vaziyet üstüne Mekke ve Medine emiri kutsal şehirlerin anahtarlarını "Hakimü'l Harameyn" ünvanı ile Yavuz Sultan Selim'e takdim etti.
Ancak dindar padişah bu ünvanı "Hadimü'l Harameyn= Mekke ve Medine'nin hizmetçisi" şekline çevirirek aldı ve evlatlarına bu tür kalıt bıraktı.
İki devasa seferin zaferle neticelenmesinden ardından özellikle donanma faaliyetlerine sürat veren Yavuz, devrin devasa alime Kemal-paşazade'ye niyetinin feth-i Efrenciye başka bir deyişle Avrupa olduğunu açıklamıştı.
Ancak ulu Hakan'ın Eyüp Türbesi'ni ziyaretle başladığı bu seferine yakalandığı amansız tek şirpence hastalığı engel oldu.
Vefat etmeden evvel musabihi Hasan Can kendine Hakk'a teveccüh etmesini söyleyince "Bunca zamandan ardından bizi kiminle biliyordun.
Cenab-ı Hakk'a teveccühte tek kabahat mu gördün?" buyurarak Yasin-i Şerif okunmasını istedi.
Kendisi de okurken ruhunu teslim etti.
Naşı kendisi ismi ile hatıralan camiin avlusundaki türbededir.
Osmanlı Devleti'nin topraklarını iki buçuk mislinden çok genişletti.
Babasından devraldığı 2,373,000 kilometrekarelik olan ülke toprakları onun saatinde 6,557,000 kilometrekareye çıktı.
Devlet işlerinde net niyet ve kati uygulamayla hareket eden Selim Han, herhangi bir devlet işini fiiliyata koymadan önce çeşitli yöntemlerle onun ile ilgili alim, vezir ve sair ilgililerin fikirlerinden istifade eder ve günlerce düşünür, nihayet nihai kararını verdikten ardından ondan dönmez ve bu hükmün aleyhinde soz söyleyenleri en kuvvetli şeklinde cezalandırırdı.
Muntazaman tek casus örgütü vardı.
Bu sayede lüzum ülke dışında ve lüzum içeriden sürekli malumat alırdı.
Mühim işlerde özellikle tahkîkat yapardı.

İhtişam ve debdebeye önem vermez, sadeliği sever ve yalın giyinirdi.
Kendisi için çok para sarfıyla köşk ve lüks şeyler yapılmasını istemezdi.
Bir defasında erkek çocuğu Şehzade Süleyman defa süslü tek elbiseyle huzuruna girince; "Süleyman annen ne giysin?" (Başka tek rivayete göre "Anana giyecek birşey bırakmamışsın.") diyerek sitem etmişti.
Hazinenin sürekli dolu olmasına ilgi ederdi.

Sultan Selim Han evliyaya rağbet eder onların sonbetlerine katılmayı yer almaz tek nimet sayardı.
Devamlı; "Padişah-ı alem olmak tek kuru dövüş imiş - Tek veliye bende olmak tümceden ala imiş." buyururdu.
Yavuz Sultan Selim'in Şam'da Salihiyye'de Muhiddin-i Arabi'ye yaptırdığı camii, imaret ve türbeden ve tek de Konya'da Mevlevi tekkesine getirdiği sudan farklı tek hayır yapmasına zamanı ve süreyi uygun olmamıştır.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 4)

Üst