izmir escort escort izmir porno porno izle
Mübarek Günler ve Mübarek Geceler - Sayfa 3 - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Mevlid #21
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
13 Mart 2013 , 20:32
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Halk arasında Mevlid (Mevlit, Mevlüd, Mevlüt olarak da kullanılır) olarak bilinen bir şiirdir. Süleyman Çelebi tarafından yazılmış olan ve asıl adı "Vesiletünnecat" olan bu şiirin konusu Muhammed'i övmektir. Mesnevi türündendir, "failatun failatun failun" vezninde yazılmıştır.Üç yüze yakın beyitten oluşmaktadır.

Muhammed'in doğum günü 12 Rebiülevvel'dir. İslam dünyası her yıl bu günü Mevlid Kandili olarak kutlar. Mevlid geleneği yüzyıllardır sürmektedir. Kandiller dışında, çocuk 40'ını çıkınca, bir Müslümanın vefatının 40. gününde, adaklarda, evlenme töreninde, hacıların dönüşünde, sünnet merasiminde, asker uğurlamada mevlid okuma geleneği vardır. Bu mevlidlerde Süleyman Çelebi'nin Vesiletünnecat'ı (1402) okunur. Mevlid günleri oruç tutma, geceleri ilahi, dua, vaaz, kıraatla kutlama yaygındır.

Başlangıcı şöyledir:


Allah adın zikredelim evvela
Vacib oldur cümle işte her kula

Allah adın her kim ol evvel ana
Her işi âsan ede Allah ana

Allah adı olsa her işin önü
Hergiz ebter olmaya anın sonu

Bir kez Allah dese aşkile lisan
Dökülür cümle günah misli hazan

İsm-i pâkin pâk olur zikreyleyen
Her murada erişir Allah diyen

Aşk ile gel imdi Allah diyelim
Derd ile göz yaş ile ah edelim

Birdir ol birliğine şek yokdurur
Gerçi yanlış söyleyenler çokdurur

Cümle alem yoğiken ol var idi
Yaradılmıştan gani cebbar idi

Var iken ol yok idi ins-ü melek
Arş-ü ferş-ü ay-ü gün hem nüh felek

Sun´ile bunları ol var eyledi
Birliğine cümle ikrar eyledi

Kudretin izhar edip hem ol celil
Birliğine bunları kıldı delil

Ol dedi bir kerre var oldu cihan
Olma derse mahvolur ol dem heman

Bari ne hacet kılavuz sözü çok
Birdir Allah andan artık ilah yok

Haşredek ger denilirse bu kelam
Nice haşrola bu olmaya temam

Pes Muhammeddir bu varliğa sebeb
Sıdkile anın rızasın kıl taleb

Ger dilersiz bulasız oddan necat
Aşkile derdile edin es-salat
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

Mübarek Günler ve Mübarek Geceler #22
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
13 Mart 2013 , 22:11
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
İslam'da kandil kutlaması diye bir şey yoktur, HZ.Muhammed hayatta iken bu tür bir uygulama olmamıştır.

Mi'rac kıssasını okuyup recep ayının yirmi yedinci gecesini kutlamak ve bazı insanların bu geceye has bazı zikir ye ibadette bulunmaları bid'attır. Recep, Şa'ban ve Ramazan aylarında okunan gayrı sabît-dualar bid'at ve uydurmadır.

Bid'at nedir: peygamber efendimizden sonra yapılan uygulamalara bid'at denilmiş ve bid'atı seyyie ve bid'atı hasene gibi iyileri kötüleri diye gruplandırılmıştır. Yani Peygamber efendimiz hayatta iken yapılmamış ve daha sonra yaşayan insanlar tarafından uydurulmuş şeylerdir.

Bunun anlamı bid'ad kötüdür demek değildir, şirke bulaşmadan insanlığın hayrına bir durum söz konusu ise yararlı bir uygulama olabilir.

Fakat olayın özünde bir kutlama, bayramlaşma gibi extra dua etmek namaz kılmak yoktur.
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Islâm'da mevlidin yeri #23
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
13 Mart 2013 , 22:19
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
İSLÂM'DA MEVLİDİN YERİ



Müslümanlar arasında devam eden güzel âdetlerden birisi de mevliddir Doğum zamanı ve yeri manasına gelen mevlid, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın doğum gecesi için kullanılan bir deyimdir Daha sonraları Peygamberimizin doğum ânını, üstün meziyetlerini anlatan manzumelere mevlid adı verilmiştir.
Peygamberimizin dünyaya teşrif ettiği Rebiülevvel ayının 12 gecesini vesile ederek doğum gecesi (mevlid) merasimleri tertip etmek Hicrî yedinci asırdan itibaren başlamıştır Daha sonra bu âdet yaygınlaşarak bütün İslâm ülkelerinde ve bilhassa Osmanlılarda devam etmiştir.
Mevlid kutlamalarını yapan Erbil Atabeği Muzafferüddin Kökböri'dir (Ö1232) Bu kutlama için toplananlara mevlid kıssaları okumayı ilk başlatan da Mısır Fâtımîleridir.
Muzafferüddin her sene şehrin dışına otağlar kurdururdu Peygamberimizin doğum gününe iki gün kala kaleden sürülerle deve, sığır ve davar indirilir, şehrin büyük ve geniş meydanında kesilir, ocaklar kurulur, çeşit çeşit yemekler pişirilirdi.
Mevlid gecesi akşam namazından sonra sema gösterileri yapılır, fener alayıyla kaleden şehre inilirdi.
Mevlid günü askerler geçit resmi yaparlar, kurulan kürsülerde vaazlar verilir; halka ve şairlere elbiseler dağıtılır, yemekler ikram edilir, o gün ikindiye kadar bu şekilde devam ederdi.
Bundan sonra dışarıdan gelenler yurtlarına dönerlerdi Hükümdar her birine yol harçlıklarını vermeyi de ihmal etmezdi.
İmam Kastalânî'ye (ö:924) göre ise, Mekke'de Peygamberimizin dünyaya teşrif ettiği evi Rabiülevvel ayının 12 gecesi ziyaret etmek âdetti.
Akşam namazı Mescid-i Haram'da kılındıktan sonra cemaatle birlikte Peygamberimizin doğduğu eve gelinir, ki o tarihte bu ev mescitti, yatsı namazı da orada kılınırdı Buraya yakın oturanlar da evlerini süslerler, birbirleriyle tebrikleşirler, misafirlere şeker ve helva dağıtırlardı.
Medine halkı da Mevlid gecelerini Mescid-i Nebevide geçirirler, sabaha karşı Bâbünnisa önündeki kumlukta beş mevlidhan tarafından okunan mevlidi dinledikten ve dağıtılan şerbeti içtikten sonra dağılırlardı.
O gün dükkanlar süslenir, alış verişler kesilir, büyük küçük, zengin fakir herkes temiz ve yeni elbiselerini giyerler, atılan toplar ve fişeklerle birlikte bir bayram havası yaşanırdı. (1)
Osmanlı döneminde mevlid kandillerinde çeşitli kutlama faaliyetleri icra edilirdi Belli bir camide yapılan mevlid törenine başta Padişah olmak üzere bütün devlet erkânı katılırdı.

Son yıllarda Diyanetin tertip ettiği "Kutlu Doğum Haftası" etkinlikleri bu gecenin bütün bir milletçe sahip çıkılmasına vesile olmuştur Hemen herkes bu gecenin bereketinden ve feyzinden istifade etmektedir Hafta boyunca Efendimizle ilgili programların yapılması da Mevlid Kandiline ayrı bir mana kazandırmaktadır Aynı programların yurt dışında da tekrar edilmiş olması güzel bir hizmet olarak değerlendirilmektedir.
İmam Suyuti, mevlid gecelerinde toplu halde Kur'ân okunmasını ve Resul-i Ekreme dair sohbetlerin ardından yemek ikram edilmesini bid'at-i hasene olarak görmektedir. (2)
Bugün İslâm ülkelerinde çeşitli dillerde okunan mevlidler vardır Arapça "Bâned Suâd, Bürde, Hemziyye" kasideleri aslında birer mevliddir Türkçede ise yirmiden fazla mevlid manzumeleri yazılmıştır Fakat bunların içinde en çok tutulan ve okunan Süleyman Çelebi Efendinin 1409 yılında yazdığı Vesiletü'n-Necât isimli mevlid kitabıdır.
Bilindiği gibi mevlid manzumeleri Peygamber Efendimizin doğum gecesini ve ânını tasvir etmekte, insanlığa örnek olan yüce ahlâkını ve vasıflarını dile getirmekte, ayrıca, "Mi'râciyye" manzumeleri de mi'râc mucizesini anlatmaktadır.
Önceleri yalnız Peygamberimizin doğum gününde okunan ve tertip edilen mevlid merasimleri, daha sonra bütün mübarek gecelerde tekrarlanmış, bilhassa memleketimizde daha da yaygınlaşarak, ölüm, hastalık ve daha birçok vesilelerle okuna gelmiştir.
Mevlid, Peygamberimizden üç dört asır sonra icad edilen İslâmî bir âdet olmakla birlikte bid'atın hasene (güzel) kısmına girmektedir Bir hadis ve fıkıh âlimi olan İbni Hacer mevlid merasiminin meşruiyeti konusunda şu hadis-i şerifi zikretmektedir:
İbni Abbas'ın rivayetine göre Peygamberimiz Medine'ye hicret ettiklerinde Âşûra günü Yahudilerin oruç tuttuklarını öğrendi Bunun sebebini sorduğunda Yahudiler şu cevabı verirdi:

"Bu gün çok büyük bir gündür Bugünde Allah, Musa ile kavmini kurtardı da Firavun ile kavmini denizde batırdı Musa buna şükür olarak oruç tuttu İşte bugünün orucunu tutuyoruz."

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, "Öyleyse biz Musa'ya sizden daha yakın ve daha evlâyız" buyurdu O günden sonra hem kendisi oruç tuttu, hem de tutulmasını tavsiye etti. (3)

İbni Hacer bundan sonra şöyle demektedir:
"Bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde, mevlid gecesinde Allah'a şükretmek tam yerindedir Fakat mevlid merasiminin Peygamberimizin doğum gecesine denk gelmesi için dikkat etmek gerekir." (4)

Bununla birlikte bazı İslâm âlimleri mevlid merasimi tertip edilmesine karşı çıkmış, manasız bir iş olduğu görüşüne varmışlardır.
Zamanımızın büyük İslâm âlimlerinden Bediüzzaman, mevlidi ve okunmasını hoş karşılamakta, Müslümanlar arasında yaygın olan bu âdetin devamını arzu etmektedir.
Mi'râciye kısmında yer alan "Ben Sana âşık olmuşum" mısrasının Cenab-ı Hakkın kudsiyetine uygun olmadığı gerekçesiyle te'vil ederek "Ben Senden razı olmuşum" şeklinde tashih eden Bediüzzaman, geniş bir izah vermekte, "şu tabir bir mirsâd-ı tefekkürdür (tefekkür dürbünüdür)" dedikten sonra mevlid yazarı Süleyman Çelebi'yi de, "Madem Süleyman Efendinin Mevlid'i rağbet-i âmmeye (halkın rağbetine) mazhariyeti delaletiyle o zat ehl-i velayettir ve ehl-i hakikattir" sözleriyle de övmektedir.
Bediüzzaman Mevlid'in okunması hakkında da şöyle der:
"Mevlid-i Nebevi ile Mi'râciyenin okunması çok faydalı ve güzel bir âdettir ve çok hoş bir İslâm âdetidir Belki İslâmın sosyal hayatının çok latif, parlak ve tatlı bir sohbet vesilesidir Belki iman hakikatlerinin hatırlatılması için en hoş ve şirin bir derstir Belki iman nurlarını, Allah sevgisini ve Peygamber aşkını göstermeye ve harekete getirip heyecanlandırmaya çok tesirli bir vasıtadır."

Bu ifadelerden sonra da mevlid âdetinin devamı için duâ etmektedir:
"Cenab-ı Hak bu âdeti ebede kadar devam ettirsin ve Süleyman Efendi gibi mevlid yazanlara Cenab-ı Hak rahmet etsin, yerlerini Cennetü'l-Firdevs yapsın, âmin." (5)

Mevlidin sayılan bu güzel yönleri ve dinleyenlere manevi duyguları hatırlatması yanında, birtakım yerlerde mevlid okunduğu sırada bazı sünnetler ihmal edilmekte ve birtakım bid'atler işlenmektedir Meselâ, mübarek gecelerde sadece mevlid okunup dinlenilmekte, fakat bunun yanında Kur'ân okuma, kaza namazları kılma, zikir ve istiğfarda bulunma gibi bazı güzel ibadetler ihmal edilmektedir.
Yine ölünün arkasından yapılması sünnet olan duâ etmek ve istiğfarda bulunmak, sadaka vermek, Kur'ân okumak, kul hakkını ve ibadet borcunu ödemek gibi âdetler terk edilmektedir Bazı bölgelerde ise mevlid merasimini tertip eden kişi, sadece mevlid okutmuş olmakla dini görevlerini yerine getirmiş, Allah'a olan kulluk borcunu ödemiş gibi yanlış bir düşünceye kapılmaktadır.
Yine bu güzel âdeti kendisine bir geçim vasıtası yapan kimseler, düzenlenen mevlid cemiyetlerinde dine aykırı bazı davranışlara göz yummaktadırlar Bunun için bu tür hataların işlenmesine fırsat vermemelidir Her şeyi olduğu gibi tavsif etmeli, kameti miktarınca değerlendirmelidir.



Kaynaklar
(1) - A Köksal İslâm Tarihi, 2:24-25
(2) - Hüsnü'l-Maksid, s 41
(3) - Müslim, Sıyam:127
(4) - El-Hâvî fi'1-Fctevâ, 1:190
(5) - Mektubat, 281-285
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...
Mevlid Nedir? #24
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.154
Aldığı Beğeni: 7
Beğendikleri: 0
13 Mart 2013 , 22:45
Alıntı ile Cevapla
Daha fazla yazi gorebilmek icin UYE OLmalisin.
Mevlid Nedir?

Doğum zamanı demektir. Peygamberimizin doğumu ve bunu anlatan eser anlamında kullanılır.

1989 yılından beri kutlanmakta olan Kutlu Doğum Haftası fikri nasıl doğdu?
Sizin de bildiğiniz gibi Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi, asırlardır milletimiz tarafından ‘Mevlid Kandili’ olarak kutlanmaktadır. Mevlid Kandili ilk defa 13. asırda Erbil Atabeği Muzafferüddin Gökbörü tarafından iki ay süreyle kutlanmaya başlandı. Mevlid Kandili münasebetiyle ilim adamları bir araya gelip ilmi, fikri sohbetler yapıyor, halk sokaklarda mevlidi bir bayram havasında kutluyordu.
Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı Vesiletü’n Necat isimli şiirin, Mevlid adıyla, yüzyıllardır sevinçte, tasada, doğumda, ölümde okuna gelmesi ve bu geleneğin bugün de canlı bir şekilde devam etmesi, Peygamber sevgisi etrafında teşekkül eden milli ruhun ifadesidir.
Yüce dinimiz, huzurlu ve mutlu dünyanın en büyük hayat kaynağıdır. Bu noktadan hareketle dini tefekkürü cami dışına taşırmak, değerli ilim adamlarımızın araştırmalarını ve düşüncelerini halka aktarabilmek için Mevlid kandilini hayırlı bir vesile telakki eden Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan Mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamıştır. Bu düşünce ile Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilan etmiştir.

Bir gelenek haline gelen Kutlu Doğum Haftasının gayesi nedir?
Mevlidi, Türk kültürünün sağlam bir mesnedi, milletimizi birlik ve bütünlük içinde aydınlık geleceğe taşıyacak sağlam bir gelenektir. Hafta dolayısıyla hazırlanan programlar belirlenirken gözetilen gaye hep bu olmuştur.
Takip ettiğimiz geleneğin gücü ve bunun hâlâ milletimizin gönlünde dipdiri yaşaması, gelecek için bizleri umutlandırmaktadır. Yüzyıllardır görülmüştür ki Türk Milleti inançlıdır, hoş görülüdür, dinî inançlarını bir kavga konusu olarak değil, barış ve huzur kaynağı olarak görmektedir.
Mevlid’le ifadesini bulan kültür atmosferi, bu geleneğin devamıdır. 1989’dan beri icra ettiğimiz programlardan devşirdiğimiz fikir ve kültür iklimi, Türkiye Diyanet Vakfı’nın hayırlı bir yolda olduğunu göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, insanlık için en güzel rehber; bütün güzellikleri bünyesinde toplayan ve güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen Hz. Peygamber, model ise Peygamberimizin insanlığa sunduğu modeldir. Çünkü O, tam bir anarşi ve kargaşa ortamında, insanlık için bir güneş olmuş, çirkinlikleri güzelliklere tebdil etmiştir. İnsanlık O’nun getirdiği yüce değerler ve prensipler doğrultusunda büyük medeniyetler kurmuş, kaybedilen haklarına kavuşmuş, fıtratında var olan yüce değerlerin farkına varmış, kadın erkek Allah’ın ve cemiyetin huzurunda eşit olmanın hazzını tatmıştır.
İslam medeniyeti Kur’an ve Hz. Peygamberin sünnetinden kaynaklanan, evrensel ahlak ilkeleri ve insan hakları ile ilmi anlayış üzerine bina edilmiştir. Zira İslam Medeniyetinin esası, İslam dininin hikmet ve adaleti üzerine kurulmuş olduğundan, ilmi ve irfanı öğretmiş, zulmü ve zoru yasaklayarak, haksızlıklara karşı koymayı hedef almıştır. Şurası bir gerçektir ki Cenab-ı Hak, insanın kendisi ile olan ilişkisini iman ve ibadete bağladığı halde, insanın diğer insanlar ve eşya ile ilişkilerini ahlak ve hukuk kurallarına bağlamıştır. Kamil bir insan, bu ilişkilerini yerli yerince ve dengeli bir biçimde yapan kişidir. İşte Hz. Muhammed, bunu sağlayan ve bize örnek olan insandır.
Biz de Türkiye Diyanet Vakfı olarak, örnek insan Hz. Muhammed’in evrensel prensiplerini ve insanlığa getirdiği yüce değerleri, günümüz şartlarını da dikkate alarak insanlığa ulaştırmak amacıyla Kutlu Doğum Haftası’nı ihdas ettik.

Bu hafta münasebetiyle gerçekleştirilen faaliyetlerden kısaca bahseder misiniz?
—Öğrencilerin, Sosyal İlimler arasındaki bilgileri müfredat seviyesinde ve doğru olarak öğrenmesi, bu alandaki bilgilerin derinleştirilmesi; öğrencilerin ve velilerin "Kutlu Doğum
Haftası"na ilgilerinin sağlanması ve Hz. Peygamber sevgisinin yaygınlaştırılması amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ile organizeli olarak Türkiye genelinde Lise ve Meslek Liseleri arasında bilgi yarışması düzenlenmektedir. Bu yarışmaya gerek öğrencilerin, gerek velilerin ve gerekse okul idarelerinin bir hayli ilgi gösterdiği sevinçle müşahede edilmektedir.
— Yine aynı amaç doğrultusunda ilköğretim çağındaki yavrularımızın da bu haftaya iştirakini sağlamak amacıyla değişik yıllarda resim ve şiir yarışmaları düzenlenmiştir. Yarışmaya iştirakin fazla olması, bu haftanın özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarımız arasında da ilgi uyandırdığını göstermiştir. Gelen şiir ve resimler çocuklarımızın kabiliyetlerini sergilemelerine imkân vermiştir.
—İmam-Hatip Lisesi öğrencilerine, araştırma yapıp düzgün bir şekilde yazma alışkanlığı kazandırmak; İslam ile aktüel kavramlar arasında irtibat kurup düşünmelerini temin etmek amacıyla Türkiye genelinde İmam-Hatip Liselerindeki öğrenciler arasında düzenlenen kompozisyon, hutbe metni hazırlama vb. yarışmalara da ilginin bir hayli fazla olduğu görülmüştür. Çocuklarımızın araştırma ve bir emek mahsulü neticesinde ortaya koydukları eserler bizleri memnun etmiştir.
— Bu faaliyetlerin önemli bir ayağını da yurtdışına yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz yarışmalar oluşturmaktadır. Her yıl değişik konularda özellikle Türk cumhuriyetleri, Balkanlar ve Türk Topluluklarına yönelik Peygamber sevgisi, vatan ve millet sevgisi konularında düzenlenen şiir yarışmaları neticesinde edebiyatımıza yeni eserler kazandırılmıştır.
— İlim adamlarımızın bu haftaya iştirakini sağlamak üzere, ilmi inceleme ve araştırmayı teşvik etmek amacıyla 1995 yılından bu yana her yıl, İslam Dini ve kültürü alanında yapılan ilmi bir araştırmaya ödül verilmektedir. Bu amaçla açılan yarışma ilim çevrelerinde 4 yıldan beri büyük ilgi uyandırmıştır.
— Ayrıca dünyanın değişik ülkelerinden ilim adamlarının katılımıyla her yıl değişik bir konuda Uluslararası İlmi Sempozyum düzenlenmektedir. Çok önemli konuların ele alındığı bu sempozyumlarda sunulan tebliğler ve yapılan müzakereler Vakfımız tarafından kitap olarak bastırılmakta ve halkımızın istifadesine sunulmaktadır. Bu bağlamda bu sempozyuma kariyerinde uzmanlaşmış ilim adamları sempozyum konuları hakkında uzun araştırmalar yapmakta ve bu sempozyumda değerli tebliğlerini ilgililerin bilgisine sunmaktadır.

Kutlu Doğum Haftası çerçevesinde 1995 yılından itibaren "Bir Dal Gül Ver" kampanyası başlatılmıştı. Bu kampanyanın amacı neydi?
—Bilindiği üzere gül; edebiyatımızda Peygamber Efendimizin rumuzu olarak kullanılmıştır.
Vakfımız; hem Peygamberimizi anmak, hem de O’nun rahmet ve sevgi peygamberi olduğundan hareketle, içinde bulunduğumuz zor günlerde insanları bir sevgi halesi etrafında toplamak amacıyla "Bir Dal Gül Ver" kampanyası başlatmıştır.
Dünyanın yeni yapılanma ve arayışlar içerisine girdiği; bunalımlardan kurtulmanın yollarını aradığı şu günlerde, sıkıntının, kaosun, huzursuzluğun panzehiri olan sevginin gönüllerde yeşertilmesi bir mecburiyettir. Dünya sevgi üzerine kurulmuştur. Sevgi ve hoşgörü bütün problemlerin yegâne çözüm kaynağıdır. Sevgi en güzel ifadesini Gül’de bulur. Bu manada, sevgisi bütün insanlığı kucaklayan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğum yıldönümünde bütün vatandaşlarımızın sevdiklerine bir dal gül vermesinin, insanımızın birbirine daha sıcak bakmasına vesile olacağı ve güzel bir hoşgörü ortamı yaratacağı inancındayız.
—İlki 1996 yılında başlatılan "Kutlu Doğum Aşı", Türk kültürüne uygun bir şekilde icra edilmektedir. Misafir ağırlama bilindiği gibi Türk insanının vazgeçilmez bir özelliğidir. Bu düşünceden hareket eden Türkiye Diyanet Vakfı, hazırladığı 3500 kişilik etli pilav ve ayranı, Kocatepe Camii avlusunda misafirlerine ikram etmektedir.
— Yine bu hafta münasebetiyle kültür etkinlikleri çerçevesinde Türk Tasavvuf Musiki konserleri düzenlenmektedir. Büyük bir coşkuyla icra edilen konserlere halkımızın yoğun ilgi göstermesi bizleri sevindirmektedir.
Takdir edileceği üzere bütün faaliyetlerimizi burada anlatmak mümkün değildir. Bu saydığımız faaliyetler belli başlılarıdır. Bu faaliyetlerin tamamı ve benzerleri tüm yurt çapına yayılmış şubelerimiz tarafından da icra edilmektedir.

10 yıldan beri gerçekleştirilen bu etkinlikler amacına ulaşabildi mi?
Elbette, Kutlu Doğum Haftası’nın toplumun bütün kesimleri tarafından kabul görmesi ve halkımızın faaliyetlere gösterdiği ilgi, 7’den 70’e herkesin ve her kesimin takip ettiği ve katıldığı bu etkinliğin amacına ulaştığını göstermektedir. Halkımızın, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle gerçekleştirilen etkinliklere gösterdiği teveccüh bizleri heyecanlandırmış, ileriye dönük daha kapsamlı faaliyetler gerçekleştirmeye sevk etmiştir. Daha önce de belirttiğim gibi Kutlu Doğum Haftası, milletimizin arzusu ve tarihi geleneği üzerine canlandırılmıştır. İlk sene sadece Ankara’da başlayan kutlama programları, bugün artık bütün Türkiye’ye, Türk dünyasına, Balkanlar’a, Kıbrıs’a ve Batı Avrupa ülkelerine yayılmış durumdadır. Milletimizin geniş alakasına mazhar olan Kutlu Doğum Haftaları, bilim, bilgi, kültür, sanat faaliyetleriyle dolu birer şölen haline gelmiştir. Kutlu Doğum Haftası, halkımızın istekleri ve destekleri doğrultusunda, bugünkü merhaleye ulaşmıştır.
Toplumumuzda Peygamber sevgisinin ayrı bir yeri olduğunu söylemiştik. Halkımızda kökleşmiş olan bu Peygamber sevgisi, Peygamber’i, insanı kâmil olarak hayatında örnek almaya yöneltmiştir. Fakat bu örnekliğin bilimsel bir fikri temeli yok denecek kadar zayıftır. Çünkü ana kaynaklara dayanılarak kazanılmış doğru bilgilerden mahrumdur. İşte bu noksanı gidermek hususunda, Kutlu Doğum Haftası Kutlamaları, çok büyük katkılar sağlamıştır ve sağlamaya devam edecektir.
Bu hafta boyunca, binden fazla üniversite mensubu bilim adamı ve din görevlisi, sadece Türkiye hudutları içinde binlerce konuşma yapmaktadırlar. Böylece hem üniversite mensupları, hem halkımız, hem de din görevlilerimiz kaynaşma ve dayanışma imkânı içine girmektedir.
Unutulmamalıdır ki inançlardaki ortak payda, bin senedir bizi bir arada yaşatmaktadır. Böylelikle, farklı gruplara ve farklı kültürlere mensup insanların aynı ruh, aynı inanç, aynı kültür ve aynı değerler etrafında kaynaşmaları bu hafta münasebetiyle temin edilmektedir. Bu da sevindirici bir olaydır.

Bu kutlamaların yurtdışı boyutu da vardır herhalde. Varsa bu faaliyetlerin değerlendirmesini yapar mısınız?
Kutlu Doğum Haftası’nı idrak etmekteki gayemizin, Yüce Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’in getirdiği yüce değerleri, evrensel prensipleri tüm insanlığa sunmak, bir barış ve hoşgörü ortamı oluşturmak olduğunu söylemiştik. Bu değerleri yalnızca Türk halkıyla paylaşmak elbette ki düşünülemezdi. Bu değerlerin dalga dalga tüm insanlığa yayılması, insanlığın kardeşlik duygularıyla bir sevgi etrafında toplanması, bir sevgi ve hoşgörü ortamının oluşturulması ana hedefimizdi. Bu amaçla faaliyetlerimizi kademeli bir şekilde ve imkânlarımız ölçüsünde yurtdışına taşımaya başladık. Örneğin geçen sene Almanya, Amerika, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Danimarka, İsveç, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Makedonya, Nahçıvan ve Türkmenistan’da Kutlu Doğum Haftası kutlandı. Özellikle yıllarca esaret altında kalmış Türk cumhuriyetlerindeki soydaşlarımızın, Hz. Muhammed’in doğum gününü kutlarken duydukları sevinci gözlerinde görmek, o duyguyu onlarla paylaşmak bizleri heyecanlandırmış ve büyük bir mutluluk vermiştir.
Bu yıl da yurtdışındaki etkinliklerimiz yine ağırlıklı olarak devam edecektir. İmkânlarımız ölçüsünde bu yıl daha fazla ülkede bu Hafta’nın kutlanmasını plânlıyoruz:

Bu yılki Kutlu Doğum Haftası’nda ne gibi faaliyetler gerçekleştirilecektir?
Bu yılki Kutlu Doğum Haftası programlarında yer alacak faaliyetleri başlıklar halinde şu şekilde sıralayabiliriz:
-"Üçüncü Bine Girerken Türkiye" konulu bir sempozyum yapılacaktır.
— Yine her yıl olduğu gibi bu yıl da "İslâmi Araştırmalar Ödülü" yarışması gerçekleştirilecektir.
— Türkiye genelinde "İslâm ve Çalışma" konusunda panel ve konferanslar düzenlenecektir.
— Yine bu yıl Üniversite gençliğinin katılacağı "Açık Oturum", lise gençliğinin katılacağı
"Münazara" ve bütün gençlerimizin katılabileceği "Şiir ve Müzik Şöleni" düzenlenecektir. Bu şölende gençlerin ilgi gösterdiği şairler şiir okuyacak, ses sanatçıları ve ozanlar da bestelerini
Seslendireceklerdir.
— Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kutlu Doğum Haftası yurtdışında da çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. Bu sene Bakü, Osh ve Aşkabat’da mahallindeki ilahiyat fakültelerinin öğretim üyelerinden 3’er kişi, Üsküp, Bahçesaray, Kosova ve Kıbrıs’ta ise Türkiye’den gönderilecek 2’şer kişilik ekiplerce, Kazan’da ise Moskova Din Hizmetleri Müşaviri ve Türkiye’den gönderilecek bir temsilcinin katılımı ile panel ve konferanslar düzenlenecektir. Ayrıca Avrupa ülkelerinde Kutlu Doğum Haftası programları icra edilecektir.
— Çocuklara yönelik olarak, "Çocuk Şarkıları ve İlahileri Güfte Yarışması" başlattık. Bu yarışma gazete ilanlarıyla tüm yurda duyuruldu. Yarışma neticesinde çok güzel güftelerin
Çıkacağını ümit ediyoruz.
— Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencileri araştırmaya teşvik etmek amacıyla "İslam ve Çalışma" konulu bir yazı yarışması düzenledik. Bu yarışma için Diyanet İşleri
Başkanlığımız ile işbirliği yapılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencilerin yarışmaya katılmaları teşvik edilecektir.
— İlköğretim çağındaki çocuklarımızın Kutlu Doğum Haftasına ilgilerinin çekilmesi ve çocuklarımızın dini duygularını şiirle ifade etmelerini temin amacıyla "İlköğretim Okulları Arası Dini Nitelikli Şiir Yarışması" düzenledik.
— Balkan, Kırım ve Kıbrıs Türkleri Arasında "Dini Muhtevalı Şiir" yarışması da bu yılki faaliyetlerimiz arasında yer almaktadır.
— Bu yılki sosyal faaliyetlerimiz arasında da Kutlu Doğum Aşı, Konserler ve Gül Günü’nü sayabiliriz.
Ben şimdiden tüm insanlığın Kutlu Doğum Haftası’nı tebrik ediyor, haftanın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bu vesileyle organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.


PEYGAMBERİMİZİ UNUTMAYALIM!
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...

« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)