izmir escort escort izmir porno porno izle
Bir Taşla Üç Kuş - Ekrem Bektaş - IRCForumları - IRC ve mIRC Yardım ve Destek Platformu
User Tag List

Bir Taşla Üç Kuş - Ekrem Bektaş #1
Üyelik Tarihi: 10 Nisan 2011
Mesajlar: 43.151
Aldığı Beğeni: 8
Beğendikleri: 0
02 Aralık 2015 , 13:57
Alıntı ile Cevapla

Bir Taşla Üç Kuş

Ekrem Bektaş

BİR sonbahar günü idi. Arkadaşlarla beraber üniversiteden çıkmış, soğumaya yüz tutmuş bir rüzgar ve az ısıtan bir güneş altında yürüyerek kapalı çarşıyı geçmiş, Nuruosmaniye Camii'nin avlusuna gelmiştik.

Cami avlusundaki yüksek ağaçlardan yapraklar dökülüyor, gelip geçen insanların ayak sesleri ile yapraklardan çıkan hışırtılar, bağırıp çağırarak turistlere birşeyler satmaya çalışan çocukların sesleri ile birbirine karışıyordu...

CAMİYE girip çıkan cemaat, avludan gelip geçen yetmişikibuçuk milleti hiç yadırgamıyor, onları kendi dünyasının bir parçası gibi görüyordu.

Satıcı çocukların, yarım yamalak bildikleri yabancı dillerle, turistlere birşeyler satmak için yaptıkları mücadeleleri seyrettik...

Turistlerin kimisi satılanları almamakta direniyor, kimisi de çocukların tatlı dilleri karşısında birşeyler almadan geçemiyordu.

Biz onları seyre dalmışken güneş, ağaçların ve nihayet duvarların arkasına saklanmış, cami avlusunu hafif bir serinlik kaplamıştı... Vakit daha fazla geçmesin düşüncesi ile turistlerin bakışları arasında ikindi namazı için abdest aldık...

Turistler birkaç poz abdest hatırası çektiler...

Önemsemedik...

Camiden çıktıktan sonra avlu daha da kalabalıklaşmıştı...

Biraz etrafa göz gezdirdikten sonra ileride bir kalabalık dikkatimizi çekti... Arkadaşlarla beraber yaklaştık. Yarım daire şeklindeki kalabalığın ortasından ara sıra küçük kuşlar havalanıp ağaçların arasında kayboluyordu. Biraz daha yaklaşınca bir adamın: "Azadlık kuşlar" diye hararetli hararetli bağırdığını gördük.

BÜYÜKÇE bir kafesin içi küçücük kuşlarla doluydu... Kuşlar şaşkınlıkla kafesin o köşe-sinden bu köşesine uçuşup duruyordu.

Kalabalık arasından ara sıra uzanıp paraları alan çığırtkan adam, her para alışında bir kuşu tutup uçurarak kendine göre azad ediyor, bir taraftan da durmadan bağırarak seyredenleri, kuşları azad için teşvik ediyordu:

-Abiler!... Kuşları azad edelim!... Allah'ın rızasını kazanalım!... Azadlık kuşlar... Azadlık kuşlar!..

Ne kadar çok iyiliksever vatandışımız var!.. Azadlık yarışı hızlandıkça hızlanıyor, adam paraları toplamaya yetişemiyordu... Arkadaşlarla birbirimize bakıştık.

Sanki aynı anda hepimiz aynı şeyi düşünmüştük... Ben cesaret edemedim... Arkadaşlardan biri gür bir sesle:

-Bu kuşları nerden aldın sen? Herkes sustu... Kuş azadı birden kesintiye uğradı... Herkesin parası elinde kaldı. Adam hiç şaşırmadan cevap verdi:

- Kendim yakaladım...

- Kendin yakaladın, bize azad ettiriyorsun... Yazık değil mi kuşlara? Sen yakalamasan bu millet de azad etmek zorunda kalmaz...

KALABALIK bir an düşündü... Aldatıldıklarının farkına varır gibi oldular... Homurdandılar... Çığırtkan adam kuşların hepsini bırakıp kaçacak, veya tövbe edip belki de herkesin parasını geri verecek sandım... Fakat öyle yapmadı. Birdenbire bir tiyatro sanatçısı tavrına girerek:

-Muhterem abiler... dedi. Ve devam etti: Ben bir taşla üç kuş vuruyorum Birincisi, Bu kuşları yakalayıp azad etmekle onlara hürriyetin ne olduğunu öğretmiş oluyorum...

Çünkü esareti bilmeyen hürriyeti tanımaz... İkincisi, bu kuşları size azad ettirmekle sizin iyilik duygularınızı geliştiriyor, iyilik yapmış olmakla size manevi bir rahatlık sağlıyorum...

Üçüncüsü, çoluk çocuğumun rızkını temin etmiş oluyorum...

Madem ki Cenab-ı Allah bana böyle bir rızk yolu vermiş, buna kim ne diyebilir? Böyle bir rızk verdiği için Cenab-ı Allahıma bin şükürler olsun...

BELLİ Kİ adam böyle bir ihtimale karşı bu senaryoyu daha önceden hazırlamıştı... Kalabalık, bu son sözleri düyunca birdenbire bizim arkadaşın aleyhine homurdanmaya başladı:

"Allah madem ki rızkını böyle vermiş. Allah'ın verdiği rızka kim karışır?"

Meydanı bırakıp kaçmak bize düştü... Allah'ın verdiği rızka karşı koymaktan dolayı dayak da yiyebilirdik... Biz uzaklaştıkça azadlık kuşlar yeniden havalanmaya başladı....

Vay benim temiz yürekli milletim!... Daha ne kadar zaman güzelliklerin arkasına sığınarak seni aldatmaya çalışan riyakar insanlara kanacaksın?

Kuşların kanat sesleri havada şakırdadıkça arkadaşlarla dönüp dönüp baktık ve adamın bir taşla vurduğu dördüncü kuşun bizler olduğunu düşündük.

BEHLÜL DÂNÂ DİYOR Kİ...

Bir saray veziri (nâzırı), Harunürreşîd'den pek ürktüğünü ve onun gazabından emîn olmak için ne şekilde bir yakınlık göstermesi lazım geldiğini Behlül Dânâ'dan sorar. Behlül adeta ağlamaklı olarak acı acı güler ve şunları söyler:

Allahım! Hükümdardan korktuğumdan daha ne kadar ziyade senden korktuğumu şu adam bilseydi, bana hiç saraydan bahseder miydi?..

Behlül Dânâ'ya biri gelip, ölen oğlu için:

"Kabrine ne yazayım? Bana yardım et" der.

Behlül:

Şöyle bir şey yaz, diye cevap verir; dün altımda olan çimenler bugün üstümde yeşerdi. Ey yolcu! Anlaki, şu toprak günahlardan gayri herşeyi örtmektedir,

Ava çıkan Halife, ağaçtaki bir kuşa ok isabet ettiremez, kuş kaçar, Behlül zekî bir gülümseyişle:

"îsabet oldu!" der. Bundan bir şey anlamayan Harun:

Yani ne demek istiyorsun? Şakanın sırası mı?" diye sert sert çıkışınca, Behlül Dânâ rahatça:

Yâ mü'minler emiri! der; kuşun hayatı bakımından isâbet oldu...
__________________
HAYAT BU,BİR BAKARSIN HERŞEY BİR ANDA SON BULUR.
HAYAT BU,SON DEDİĞİN AN HERŞEY YENİDEN CAN BULUR...


« Önceki Konu Sonraki Konu »

Şu an bu konuyu okuyan kişi sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)